{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2024/1065 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/56<br>DAVA\t: Davalıların Kollektif Ortak Olduklarının, Murislerinin Payını Davacıya Devretmesi Nedeniyle Ortak Sıfatlarının Sona Erdiğinin Ve Bu Konular İle İlgili Genel Kurul Kararlarına Onay Vermiş Sayılmalarının Tespiti, Tescili ve İlanı İstemli<br>DAVA TARİHİ\t: 16/12/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 22/01/2025<br>Mahkememizde görülmekte olan Davalıların Kollektif Ortak Olduklarının, Murislerinin Payını Davacıya Devretmesi Nedeniyle Ortak Sıfatlarının Sona Erdiğinin Ve Bu Konular İle İlgili Genel Kurul Kararlarına Onay Vermiş Sayılmalarının Tespiti, Tescili ve İlanı İstemli davanın yapılan açık yargılaması sonunda; <br>DAVA:<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde; İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün... sicil numarasında kayıtlı Petrol Ticaret Kollektif Şirketi... ve ortağı ünvanlı şirketin tasfiyesinin amacına uygun yapılmadığını, şirket lehine ipotekler bulunduğunu,  2009 yılında  İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas, ... karar sayılı dosyasında 10.12.2009 tarihli kararla şirketin ihyasına karar verildiği, şirketin 5 ortağının bir araya gelerek, 26.05.2010 tarihli Kollektif Şirket Tadil Sözleşmesi imzaladıklarını, tadil sözleşmesinin tescil ve ilan edildiğini, tadil sözleşmesinin 7.maddesinde şirketin ihya nedeni olan şirket lehine ipoteklerin paraya çevrilmesi ve mal varlıklarının satışı  ile ilgili işlemler bitene kadar devamına, bu işlemler bittikten sonra ihyasının sona erdirilmesi ile ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildiğini, 3.maddeyle şirket temsilcisi olarak seçilen ...'nun 18.05.2023 tarihinde  ve  şirket ortaklarından..., 02.08.2023 tarihinde vefat ettiklerini, şirket ana sözleşmesinin 9.maddesinde, ortaklardan birisinin ölümü halinde veresesinin isterse ortaklığa devam edebileceği, istemezse matlubunu alıp çıkabileceği hükmünün yer aldığını, şirket organsız kalması nedeniyle  09.03.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına...'ın mirasçıları olan...'ın katılıp, tutanağa imza attıklarını, ...'nun mirasçıları olan davalıların, toplantısına vekilleri aracılığıyla katıldıkları halde alınan kararları imzalamadıklarını, şirket temsilcisinin atanmasına ilişkin kararların TTK'nun 226/2.maddesi hükmü gereği oybirliği ile alınabileceğini, beş ortaktan dördünün, ...’in temsilci olmasını istediğini, bu iradenin davalılar dışında tüm ortakların imzalaması ile ortaya konulduğunu, davalıların, şirketin ihya nedeni olan ipoteklerin paraya çevrilerek şirketin tasfiye işlemlerinin bir an önce tamamlanmasını engellediklerini, genel kurul kararını imzalamamakta ısrar ettiklerini, kötü niyetle davranarak şirketi adeta kilitlediklerini ve  temsilcisiz bıraktıklarını, şirkete temsilci tayininde TTK'nun aradığı oybirliğinin, davalıların kötüniyeti nedeniyle sağlanamadığı için şirketin organsız kaldığını, genel kurul kararındaki çoğunluk iradesi dikkate alınarak ...’in tasfiye işlemleri tamamlanıcaya kadar ve süresiz olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili temsilci olarak atanmasına karar verilmesi talebi zorunluluğunun doğduğunu, 3 nolu genel kurul kararının ölen ortakların mirasçılarının ortaklığa devam etme konusunda iradeleri ile ilgili olup, TTK'nun 253/2.maddesinde, bu konuya ilişkin yasal düzenlemenin bulunduğunu, genel kurulda, vefat eden ortaklardan ...'ın mirasçılarının, şirket ana sözleşmesinin 9. maddesi gereğince ortaklığa devam etme konusunda iradeleri olduğunu beyan ettiklerini ve kollektif ortak sıfatı aldıklarını, ...'nun mirasçıları olan davalıların, genel kurul toplantısına vekilleri aracılığıyla  katıldıkları halde, şirket ana sözleşmesi madde 9 gereğince ortaklığa devam edip etmeme konusunda beyanda  bulunmadıkları gibi TTK.m.253/2  gereğince bu konuda şirkete ihbarda da bulunmadıklarını, bu nedenle davalıların TTK .madde 253/2.maddesi son cümle gereğince, davalıların  kollektif ortak sıfatı aldıklarının tespiti için bu davanın açıldığını, vefat eden ortaklar ...,...'ın vefat etmeden önce bedellerini alarak ipotek alacaklarını ve şirketteki paylarını davacıya devrettiklerini, şirket ortakları...'in de şirketteki paylarını davacıya devrettiklerini,... mirasçılarının murislerine ait hisseleri, ortaklar ...ve ...'in  kendilerine ait hisseleri davacıya ve...e noterden devretmeyi beyan, kabul ve taahhüt ettiklerini, davalıların ise, şirkette hiçbir hak ve alacaklarının bulunmadığına yönelik  genel kurul kararına imza atmaktan kaçındıklarını ve buna gerekçe olarak devir sözleşmesinin geçerli olmadığını ileri sürdüklerini, davalıların murislerinin imzaladığı devir sözleşmesinin hukuken geçerli olup, davalıları da bağlayıcı olduğu, şirketin  ... tarafından kurulmuş olup, mevcut ortaklara babalarından kaldığını,  hiçbir ortağın şirkete sermaye koymadığını, şirketin ihya sebebinin şirket adına kayıtlı ipotek alacakları olup, şirketin aktif olan, ticaretle uğraşan ve piyasa değeri olan bir şirket olmadığını, ihya nedenine göre şirket hissesinden söz edilemeyeceğini, somut olayda, şirket hissesinin ipotek alacağı olduğunu, ortaklar bakımından olayı,...den kalan bu ipotek alacaklarına dayalı miras hakkı olduğunu, devir sözleşmelerinde de ipoteklerdeki miras hakkının devri veya ipotek alacaklarının devri olarak bu hususun belirtildiğini, olaya miras payı açısından bakıldığında, devir sözleşmelerinin, miras payının devri niteliğinde olduğunu, TMK'nun 677.maddesi hükmü uyarınca, bu  konudaki sözleşmenin yazılı yapılması gerektiğini, olaya alacağın temliki açısından bakıldığında devir sözleşmelerinin, alacağın devri niteliğinde olduğunu, bu sözleşmelerin de  yazılı şekilde yapılmasının mümkün olduğunu, olaya hem miras payı, hem ipotek alacağının temliki açısından bakıldığında,  devir sözleşmelerinin geçerli olup, külli halefiyet ilkesi gereğince murislerinin bir borcu olarak davalıları da hukuken bağlayıcı olduğunu,  şirketler hukuku açısından bakıldığında da; devir işleminin şekline uygun yapılmadığını ileri sürmenin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin bu yönde kararları bulunduğunu, davalıların,  genel kurul kararlarını imzalamamalarının iyi niyetli olmadıklarını ortaya koyduğunu, davalıların murisinin 13.01.2012 tarihli devir sözleşmesinde belirtilen 15.000,00TL'yi almış olup, bakiye 5.000,00TL'nin ise murise yazlık evini alırken kendisine elden  verildiğini, HMK'nun 203.maddesi uyarınca, bu durumu tanık ile ispat edeceklerini, HMK'nun 169.maddesi uyarınca, davalıların isticvap edilerek dinlenmelerini talep ettiklerini bildirmiş, dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili  temsilci olarak atanmasına, şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanıncaya kadar ve süresiz olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili temsilci olarak atanmasına 09/03/2024 tarihli genel kurulda bu konuda alınmış karara davalıların onay vermiş ve muvafakat etmiş sayılmalarına, bu hususun ticaret sicilinde tescil ve ilanına, şirkete ihbarda bulunmayan davalıların; TTK madde 253/2-son cümle gereğince kollektif ortak sıfatını aldıklarının tespitine, 09/03/2024 tarihli genel kurulda bu konuda alınmış kararlara davalıların  onay vermiş ve muvafakat etmiş sayılmalarına, bu hususun ticaret sicilinde tescil ve ilanına, davalıların murisinin vefat etmeden önce şirketteki tüm hisselerini davacıya devrettiğinin ve şirketteki ortaklık sıfatının sona erdiğinin tespitine, 09/03/2024 tarihli genel kurulda bu konuda alınmış kararlara davalıların onay vermiş ve muvafakat etmiş sayılmalarına, bu hususun ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>Davacı vekili, duruşmada; dava dilekçesinin sonuç kısmının 4.bendinde sadece ... mirasçıları açısından talepte bulunduklarını, diğer hisseleri devreden ... mirasçıları,... bakımından da şirketteki tüm hisselerinin davacıya devretmiş olduklarının ve şirketteki ortaklık sıfatlarının sona erdiğinin tespitine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. <br> SAVUNMA:<br>Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili ...'e yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkillerinin murisi ... olup, 2023 yılında vefat ettiğini, genel kurul toplantısının TTK'nunda düzenlenen şartlara aykırı şekilde ve yasal bildirim yapılmadan diğer ortaklar arasında emrivaki şekilde yapıldığını, davacının şimdiye kadar keyfi uygulamalar yapmış olup, şirket mallarının veya ipoteklerinin tasfiyesi işlemlerini gereği gibi yapmadığını, bu konuda usulsüzlükler yaptığını, ortaklar arasında menfaat çatışması olduğundan davacının şirkete temsilci atanmasının yanlış olacağını, ...'nun yetkili olarak atanmasını veya tarafsızlık açısından bir yönetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini, davacı tarafın ...'nun şirket hisselerini davacıya devrettiği iddiasının asılsız olduğunu, kötü niyetli davacının, murise adi yazılı belge imzalatmış olsa bile bunu kabul etmediklerini, miras payı devir sözleşmeleri veya şirket hisse devri sözleşmelerinin kanun gereği noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması gereken sözleşmeler olduğunu, adi yazılı sözleşmeyi ve altındaki imzaları kabul etmediklerini, davacının hisse karşılığında ödediği bedeli gösteren yazılı bir makbuz veya banka dekontunu dosyaya sunmadığını, bu tür ödemelerin tanıkla ispatı mümkün olmadığından davacının iddialarının hukuken dayanaksız kaldığını, davacının ipotekleri paraya çevirerek haksız kazanç sağladığını, müvekkillerinin bu mal ve haklardan yararlanma hakkı bulunmakta olup, davacının bu mallar konusunda bilgi vermekten kaçındığını, bu nedenle şirket tasfiyesine esas olmak üzere şirket adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin tespitiyle bu konuda açılmış davalar var ise bunların belgelerinin celbini ve bu tespitler sonucu müvekkillerinin maddi haklarının zarar görmemesi açısından tasfiye memuru tarafından şirketin ve malların tasfiyesine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiş, davanın reddine, ...'nun şirkete yetkili temsilci olarak atanmasına veya bir yönetim kayyımı görevlendirilmesine, şirket mal ve gayrimenkullerinin tespitiyle tasfiye memuru tarafından malların tasfiye edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>Dava, davalıların kollektif ortak olduklarının, murislerinin payını davacıya devretmesi nedeniyle ortak sıfatlarının sona erdiğinin ve bu konular ile ilgili genel kurul kararlarına onay vermiş sayılmalarının tespiti, tescili ve ilanı ile davacının tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar ve süresiz olarak şirketi temsile yetkili olarak atanması istemine ilişkindir. <br>Dosyada toplanan tüm deliller ve ticaret sicil kayıt örnekleri ile; tarafların ortağı oldukları dava dışı Petrol Ticaret Kollektif Şirketi... ve Ortağı unvanlı kollektif şirketin, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında tescil edilmesinden sonra şirket ortaklarının, şirketi feshetmeleri üzerine ticaret sicilinden terkin edildiği, aralarında davacının da bulunduğu ortakların bir bölüm mirasçıları tarafından İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında terkin edilen şirket lehine ipoteklerin bulunduğu ve paraya çevrilmesi gerektiği gerekçesiyle şirketin ihyası talepli dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda 10/12/2009 tarihli kararla, şirketin tasfiyesinin amacına uygun yapılmadığı, şirket lehine malvarlığı bulunduğu gerekçesiyle ihyasına ilişkin verilen karar sonrasında şirketin ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmaksızın yeniden ve süresiz olarak ihyasına karar verildiği, karar sonrasında davalıların murisi ...'nun şirket temsilcisi olarak seçildiği, ancak vefat etmesi nedeniyle şirketin temsilcisiz kaldığı, 09/03/2024 tarihinde davalıların katılmayıp diğer şirket ortaklarının katıldığı genel kurul toplantısının yapılarak, davacının süresiz olarak şirket temsilcisi olarak atanmasına, davalıların ve... mirasçılarının ortaklığa devam etme konusunda iradeleri olduğunu beyan etmeleri nedeniyle kollektif ortak sıfatı aldıklarına, ... ve...'ın vefat etmeden önce şirketteki hisselerini davacıya devretmiş olduklarından mirasçılarının noterden hisseleri devretmeyi kabul ve taahhüt ettiklerine, şirket ortağı ...'in de hissesini davacıya noterden devretmeyi taahhüt ettiğine, noterde yapılacak devirlerden sonra mirasçıların şirketteki ortaklık sıfatlarının katiyen sona ereceklerini kabul ettiklerine ilişkin kararların oy birliği ile alındığının tutanakta belirtildiği görülmüştür. <br>TTK'nun 211 ve devamı maddelerinde kollektif ortaklığa ilişkin hükümler düzenlenmiş, 218(1).maddesinde; ortaklardan her birinin, ayrı ayrı şirketi yönetme hakkını ve görevini haiz olduğu, ancak, şirket sözleşmesiyle veya ortakların çoğunluğunun kararıyla yönetim işlerinin ortaklardan birine, birkaçına veya tümüne verilebileceği, 226.maddesinde; her ortağın bir oy hakkını haiz olduğu, buna aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğu, şirket sözleşmesinin her ne şekilde olursa olsun değiştirilmesine ilişkin kararların oy birliği ile, diğer kararların ise, kanunda veya şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, ortakların çoğunluğunun oylarıyla verileceği, oy birliğinin şirketteki ortaklarının tümünün, çoğunluğun ise şirketteki ortakların salt çoğunluğunun olumlu oylarıyla alınması gereken kararları ifade ettiği, 273.maddesinde; tasfiye memurlarının, şirket sözleşmesi ile şirketin devamı sırasında veya sona ermesinden sonra ortakların oy birliği ile seçileceği, bu şekilde tasfiye memuru seçilmemişse, tüm ortakların veya bunların kanuni temsilcilerinin tasfiyeye memur sayılacağı, bununla beraber ortaklardan birinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinin, tasfiye halindeki şirket için bir veya birkaç tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir. <br>Davacı vekili duruşmada, davalı sıfatıyla, dava dilekçesinde gösterilmeyen dava dışı ortak ile ortak mirasçıları yönünden de şirketteki tüm hisselerini davacıya devretmiş olduklarının ve şirketteki ortaklık sıfatlarının sona erdiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş ise de, dava dilekçesinde dava konusu yapılmayan sonuç taleplerin genişletilmesinin HMK hükümleri gereği mümkün olmadığı gibi hakkında karar verilmesi talep edilen kişilerin dava dışı kişiler olması nedeniyle davada taraf olmayanlar hakkında hüküm kurulmasının HMK'nundaki temel ilkelere aykırı olduğu, davaya taraf ithalinin mümkün bulunmadığı açık ve anlaşılır olmakla, davacı vekilinin usul ve yasa hükümlerine aykırı bu talebi hakkında herhangi bir işlem yapılmamıştır.  <br>TTK'nun 547(1).maddesi hükmü uyarınca, bir şirketin tasfiyesinin yapılıp kapatılmasından ve ticaret sicilinden terkin edilmesinden sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının gerekmesi halinde bu maddede gösterilen ilgililer tarafından ek tasfiye işlemlerinin sonuçlandırılmasına kadar şirketin ihyasının ve sicile tescilinin ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak üzere talep edilmesi mümkün olup, aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için mahkeme tarafından son tasfiye memurlarının veya yeni bir ya da birkaç tasfiye memurunun atanması zorunludur. Bir başka deyişle tasfiyesi kapatılıp, sicilden terkin edilen bir şirketin ek tasfiye işlemlerine ihtiyaç duyulması halinde şirketin, ek tasfiye işlemlerini yapmaz üzere tasfiye memuru atanmaksızın süresiz olarak yeniden ihyasına ve  tesciline karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Ancak somut olayda, açıklanan bu yasa hükmü uyarınca tarafların ortağı olduğu şirketin lehine tesis edilmiş ipotekler nedeniyle ek tasfiye işlemlerinin yapılması için ve bu amaçla sınırlı olarak ihyasına ve bu konudaki ek tasfiye işlemleri yapmak üzere tasfiye memuru atanması gerekmesine rağmen tasfiye memuru atanmaksızın şirketin süresiz olarak yeniden ihyasına karar verilmiş ve şirket ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmaksızın yeniden sicile tescil edilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın TTK'nun 547.maddesi hükümlerine göre değil, kesinleşen ihya kararına göre çözümlenmesi gerekmiştir. <br>Dava dilekçesindeki taleplerden biri; şirketin tasfiye işlemlerinin uzamaması, şirketin temsilcisiz kalmaması amaçlarıyla davacının, tasfiye işlemleriyle tamamlanıncaya kadar ve süresiz olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili olarak atanması ve bu konuda genel kurulda alınmış karara davalıların onay vermiş sayılması ile kararın tescil ve ilanı istemine ilişkindir. Davalıların katılmadığı genel kurul toplantısında alınan kararla davacı, şirketi her konuda münferiden temsil ve ilzama yetkili olarak seçilmiştir. Her ne kadar kararda kimler tarafından olumlu oy verildiği gösterilmemiş ise de, toplantıya katılan tüm ortakların olumlu oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Buna göre olumlu oyların, tüm ortakların sahip olduğu paya oranı 80/100'dür. Yukarıda açıklandığı üzere TTK'nun 218 ve 226.maddesi hükümleri göz önünde tutulduğunda, kollektif şirketlerde ana sözleşmede aksine hüküm yok ise tüm ortakların yönetme hakkını ve görevini haiz oldukları, ancak, şirket sözleşmesiyle veya ortakların çoğunluğunun kararıyla yönetim işlerinin ortaklardan birine, birkaçına veya tümüne verilebileceği, şirket sözleşmesinin değiştirilmesine ilişkin kararlar dışında kalan şirket yöneticisinin seçilmesi de dahil kararların ortaklarının çoğunluğunun oylarıyla alınmasının mümkün olup, çoğunluğun ise şirketteki ortakların salt çoğunluğunun olumlu oyu olup, somut olay yönünden; genel kurul kararının, butlan veya iptal hükmüne tabi olsa dahi bu yönde bir karar verilinceye kadar geçerli olduğu, ana sözleşmede kanuna aykırı bir hükmün bulunmadığı, davacının 80/100 paya sahip ortakların oyu ile şirket temsilcisi seçildiği, ticaret şirketlerinde istisnai hallerde ve geçici olarak mahkeme tarafından şirket yöneticisi olarak bir kayyımın görevlendirilmesi söz konusu olup, mahkeme tarafından bir şirket yöneticisinin seçilmesinin mümkün bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde tasfiye işlemlerinin uzamaması için davacının temsilci olarak atanması talep edilmiş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere şirketin ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmaksızın süresiz olarak ihya edildiği, şirketin genel kurulu tarafından şirketin tasfiyeye girmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmadığı, 26.05.2010 tarihli tadil sözleşmesinin 7.maddesinde alınan kararın da bu nitelikte bir karar olmadığı, genel kurul toplantısına ve bu konudaki oylamaya katılmayan olumlu veya olumsuz oy kullanmayan davalıların iradelerinin yerine geçilerek genel kurul toplantısına katılmış ve oy kullanmış gibi veya katılmaksızın alınan karara onay verdikleri gibi bir kararın mahkemece veya bir başka kurum tarafından verilebilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın bu konudaki talebinin usul ve yasaya aykırı olduğu açık ve anlaşılır olmakla, bu istem yönünden davanın dinlenebilir olmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>Dava dilekçesindeki taleplerden bir diğeri; şirkete ihbarda bulunmayan davalıların, TTK'nun 253(2).maddesinin son cümlesi gereğince kollektif ortak sıfatını aldıklarının tespitine, 09.03.2024 tarihli genel kurulda bu konuda alınmış kararlara davalıların  onay vermiş ve muvafakat etmiş sayılmalarına ilişkin karar verilmesi ile kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanı istemidir. <br>TTK'nun 253.maddenin 1. fıkrasında; şirket sözleşmesinde şirketin ölen ortağının, mirasçılarıyla devam edeceğine ilişkin düzenleme yoksa, mirasçılarla diğer ortakların oybirliği ile verecekleri karar üzerine şirketin bunların arasında devam edebileceği, mirasçılar veya içlerinden birinin şirkette kalmaya razı olmaması halinde diğer ortakların, ölen ortağın razı olmayan mirasçılarına düşen payları ödeyerek onları şirketten çıkaracağı ve aralarında şirkete devam edebilecekleri, bu durumda sağ kalan ortaklardan birinin şirketin devamına onay vermemesi sebebiyle oybirliği sağlanamadığı takdirde şirketin sona ereceği, 2.fıkrasında ise; şirketin, ölen ortağının mirasçılarıyla diğer ortaklar arasında kollektif şirket olarak devam edeceği hakkında şirket sözleşmesinde hüküm bulunması halinde mirasçıların, kollektif sıfatıyla şirkete devam edip etmemekte serbest oldukları, mirasçıların, şirketin devam etmesini istemeleri halinde diğer ortakların bu isteği kabul etmek zorunda oldukları, ancak kollektif sıfatıyla şirkette kalmak istemeyen mirasçıların varlığı halinde, ölen ortağın payından kendisine düşen tutar ile komanditer olarak şirkete kabul edilmesini önerebilecekleri, diğer ortakların bu öneriyi kabul etmek zorunda olmadıkları, mirasçıların, şirkete kollektif ortak veya komanditer olarak girip girmeyeceklerinin ortağın ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde şirkete ihbar etmeleri gerektiği, durumun şirkete ihbarına kadar mirasçıların, şirkette komanditer olarak kalmış sayılacakları, bu süre içinde ihbarda bulunmamış olan mirasçıların, sürenin sona ermesinden itibaren kollektif ortak sıfatını alacakları düzenlenmiştir. <br>Davalıların murisi ... 18.05.2023 tarihinde vefat etmiştir. Davacı taraf, davalıların, TTK'nun 253.maddesi uyarınca ihbarda bulunmadıklarını bildirmiş, davalılar vekili aksi yönde bir iddiada bulunmamıştır. Buna göre TTK'nun 253.maddesi hükümleri uyarınca davalıların tümünün kollektif ortak sıfatını aldıkları tartışmasız olup, bu sıfatı aldıklarının tespiti konusunda ayrıca mahkeme tarafından bir karar verilmesine gerek bulunmamaktadır. Bunun yanında yukarıda da açıklandığı üzere mahkemenin veya bir başka kurumun davalıların yerine geçerek genel kurulda bu konuda alınmış kararlara muvafakat veya onay verdikleri gibi bir kararın verilmesinin mümkün olmadığı gibi böyle bir karara gerek bulunmadığı açık ve anlaşılır olmakla, davacı tarafın usul ve yasaya açıkça aykırı bu konudaki taleplerinin de reddine karar verilmiştir. <br>Dava dilekçesindeki taleplerden bir başkası; davalıların murisinin vefat etmeden önce şirketteki tüm hisselerini davacıya devretmiş olduğunun, bu nedenle davalıların, şirketteki ortaklık sıfatının sona erdiğinin tespitine, bu konuda genel kurul toplantısında alınmış kararlara davalıların onay vermiş ve muvafakat etmiş sayılmaları ile bu konuda verilecek kararın tescil ve ilanı istemine ilişkindir. <br>Dava dilekçesine ekli olarak sunulan sözleşme başlıklı, 13.01.2012 tarihli davacı ile davalıların murisinin imzalarının bulunduğu adi yazılı belgede; kollektif şirket adına kayıtlanmış kanuni ipoteklerdeki miras hakkının davaların murisi tarafından, davacıya devredilmesinin kabul edildiği, bunun karşılığında davacının, davalıların murisine 15.000,00 TL nakit para vereceği ve bu paranın muris tarafından nakit olarak alındığı, 5.000,00 TL'nin ise kanuni ipotekler için açılmış davaların bitiminde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Öncelikle sözleşme metninden devredilenin şirket lehine tesis edilmiş kanuni ipoteklerdeki davalıların murisine ait miras hakkı olup, davalıların murisinin şirketteki payının devrine ilişkin yapılmadığı açıktır. Şirket payı ile şirket lehine tesis edilmiş ipoteklerdeki hak birbirinden farklı hak türleri olup, sözleşmenin davacı taraf iddiası gibi şirket payı devrini içermediği bellidir. Bunun yanında kollektif şirket payının adi yazılı sözleşme ile devri mümkün olmadığından sözleşmenin geçerliliği de bulunmamaktadır. Buna göre davalıların murisinin, şirketteki paylarını davacıya devretmiş olduğu ve davalıların bu nedenle ortaklar sıfatlarının sona erdiği konusundaki davacı iddiasında haklılık bulunmamakla birlikte bu konuda genel kurul toplantısında alınmış kararlara davalıların onay vermiş ve muvafakat etmiş sayılmalarına karar verilmesi niteliğinde bir kararın yukarıda tekrar tekrar açıklandığı gibi mümkün bulunmaması karşısında davacı tarafın usul, yasa ve dosya kapsamına aykırı bu konudaki talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; davalı ...'nun şirkete temsilci olarak veya tarafsız bir yönetim kayyımı atanması, şirketin mal ve gayrimenkullerinin tespiti, atanacak tasfiye memuru tarafından şirketin ve şirket mallarının tasfiye edilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere tarafların ortağı olduğu kollektif şirkete davacı veya davalılardan birinin şirket temsilcisi olarak atanmasının mahkememizin görevi ve yetkisi içine bulunmadığı, yönetim kayyımı atanmasını gerektirir yasal koşulların varlığının bulunmadığı, davalı tarafın, davacı tarafça, dava konusu edilmeyen konularda eda hükmünü içeren taleplerde bulunmasının usul ve yasa hükümlerine aykırı olup, bu çerçevede bir karar verilmesinin mümkün bulunmadığı gibi tarafların ortağı olduğu şirketin tasfiye haline dahi girmediği göz önünde tutulduğunda, davalılar vekilinin usul ve yasaya aykırı talepleri konusunda herhangi bir işlem yapılmamış ve hüküm oluşturulmamıştır. <br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerektirici Nedenlerle:<br>1-Davanın REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalılar yararına AAÜT'nin 13(1).maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, <br>Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı ..., davalı ..., davalı ...'nun yokluğunda, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/01/2025 <br><br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br> e-imza<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d58688bb9721fa12","SID":"7df562c1b82a1f52"}}