{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13.HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/04/2023<br>DAVA: Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/12/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 15/12/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/02/2019 tarihinde, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olan dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı aracın sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazası yaptığı, araç içerisinde yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığı ve iş göremezliğe maruz kaldığı, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya olumlu cevap alınamadığı, arabuluculuk görüşmesi sonucunda anlaşma sağlanamadığını beyanla ve artırılmış haliyle 360.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararının temerrüt tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın haksız fiil sorumluluğundan kaynaklanması ve ticari sözleşmeden kaynaklı bir anlaşmalık bulunmaması nedeniyle davanın genel mahkemede görülmesi gerektiği, dava öncesi müvekkili sigortaya yapılan başvuru sırasında tazminat hesaplamasına esas olan ve sunulması zorunluluğu bulunan tüm belgelerin ibraz edilmediği, dolayısıyla sigorta şirketine müracaat koşuluna ilişkin dava şartının usulünce yerine getirilmediği, davacı yanın temerrüt tarihinden faiz işletilmesi talebinin de belirsizlik oluşturduğu, faiz uygulama tarihinin açıkça belirlenmesi gerektiği, usulünce başvuru yapılmadığından dava öncesi temerrüt durumundan söz edilemeyeceği, esasa ilişkin olarak ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde trafik sigortalı olduğu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında ve azami poliçe limitiyle sınırlı olduğu, kusurun ve zararın ispatı gerektiği, hatır taşıması durumunun söz konusu olması halinde lüzum indirim yapılması icap ettiğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER                                :<br>Kale Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyası örneği, kaza tespit tutanağı, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlığa ilişkin adli trafik bilirkişinden temin edilen kusur raporuna göre davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacının ise olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtildiği, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakltesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından temin edilen raporda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre trafik kazası sonucu yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının %8 oranında sürekli ve 6 ay süreyle de geçici iş göremezliğe maruz kaldığının bildirildiği, rapora itiraz üzerine bu kez Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının %15,2 oranında sürekli iş göremezliği bulunduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği, en son alınan maluliyet raporunda bu kez Erişkinliler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri muvacehesinde yapılan değerlendirmeye göre davacının %8 oranında daimi ve 6 ay süreyle geçici iş göremezliği bulunduğunun belirtildiği, tazminat bilirkişisi raporunda davalı yanın tam kusur durumu, davacının %8 maluliyet oranı ile 6 ay geçici iş göremezlik süresi, asgari ücretin 1,485 katı düzeyindeki geliri, TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye ömür süresi, 1,8 teknik faiz uygulanmadan %10 artırım ve iskonto yöntemine ve SGK tarafından davacıya ödenen 2.766,19 TL'nin mahsubuna göre davacının 16.436,33 TL geçici ve 284.894,32 TL sürekli iş göremezlik zararı bulunduğu, rapora itiraz üzerine hazırlanan ek raporda bu kez bilinmeyen dönem daimi iş göremezlik zarar tespitinde rapor tarihindeki güncel asgari ücret baz alınarak yapılan hesaplamada davacı için 16.436,33 TL geçici ve 431.942,61 TL sürekli iş göremezlik zararı saptandığı, bilirkişi raporlarının usule uygun olduğu, kaza yapan aracın davacının eşinin adına kayıtlı olduğu ve olay anında dava dışı üçüncü kişi tarafından kullanıldığı, ailevi yükümlülükler kapsamında yapılan taşımaların hatır indirimine konu edilemeyeceğinden davalı yanın hatır taşıması savunmasına itibar edilmediği, mütereafik kusur durumunun da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 360.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının; 1.000,00 TL'sine 27/04/2019 temerrüt tarihinden, bakiye 359.000,00 TL'sine 08/02/2023 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminatın tamamı için davalı yanın temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gereken yerde mahkemece artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden faiz uygulanmasının hatalı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görevsizlik ve sigorta şirketine başvuru koşulunun usulünce yerine getirilmediğine dair dava şartı eksikliğine ve hatır taşımasına yönelen cevap dilekçesindeki savunmaları aynen tekrar ettikten sonra davacının arazı ile kazadaki yaralanması arasındaki uygun illiyet bağının kurulmadığını, alevi yükümlülükten kaynaklı hatır taşımasından dolayı indirim yapılamayacağı ve yine emniyet kemeri takılıp takılmadığı tespit edilemediğinden mtüerafik kusur indirimi uygulanmadığı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, davacının eşine ait araçta ücretsiz taşındığını, hatır taşımasının söz konusu olduğunu, yine davacının arazına neden olan yaralanmasının niteliği, vücudun yaralanma bölgeleri dikkate alındığında müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, kesin süreye rağmen süresinde ibraz edilmeyen ve muvafakatleri bulunmayan delillerin tazminat bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alındığını, davacı tarafından dava açmadan önce sigorta şirketine eksik evrakla başvuru yaptığını, dolayısıyla KTK 97. maddesinde öngörülen biçimde sigorta şirketine müracaat koşulunun usulünce yerine getirilmediğini, dava öncesi temerrüt oluşmadığını, dava açılmasına da müvekkilinin sebebiyet vermediğini, bu halde yargılama giderleri ile faizden müvekkilinin sorumlu tutulmaması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava öncesi müvekkili şirkete usulünce başvuru yapmadığı ve temerrüte düşürülmediğini, faiz uygulanmasının koşullarının oluşmadığını, aksi durumda ise eldeki davanın belirsiz alacak şeklinde değil kısmı dava biçiminde açıldığını, davacının temerrüt tarihi olarak bildirdirdiği tarihten faiz işletilmesini istediğinin yersiz olduğunu beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacı, yolcu olarak bulunduğu vasıtanın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yarlandığını ve malul kaldığını belirterek uğradığı iş göremezlikten kaynaklı maddi zarara ilişkin bir miktar paranın kaza yapan aracın trafik sigortacısından tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Kale Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyası incelendiğinde; davacının müşteki, davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsü ...'nin ise şüpheli sıfatıyla soruşturma dosyasında yer aldığı, taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından soruşturma yürütüldüğü ve yapılan inceleme neticesinde verilen 17/04/2019 gün ve ... sayılı kararda, davacı müştekinin şikayetçi olmaması üzerine olayla ilgili şikayet yokluğu sebebiyle kamu adına kovuşturma yapılmasına er olmadığına karar verilmiştir.<br>Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde;<br>1-)Somut olayla ilgili trafik kazası tespit tutanağında, davacının kaza anında araç içerisinde emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olduğu yönünde tespit yapıldığı, ceza dosyası ve somut dosya kapsamındaki diğer tahkikat evraklarında da davacının emniyet kemeri kullanmadığına dair herhangi bir tespitin mevcut olmadığı, somut dosyada da bu hususu ispata yarar delil sunulmadığı, aracın takla atmış olması ve davacının yaralandığı vücut bölgelerine göre de (omurga ve boyun) emniyet kemeri takıp takmadığının kesin bir biçimde tespitinin mümkün olmadığı, bu itibarla ölen desteklerin emniyet kemeri takmadıkları kesin olarak ispatlanamadığından davalı vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.<br>2-)Yargıtay 4. Hukuk Dairesince maluliyete ilişkin alınacak raporların kazanın meydana geldiği tarihe göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Somut olayda, davacının maluliyetine ilişkin olarak Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen ve mahkemece hükme esas alınan 02/06/2022 tarihli ek raporda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre rapor sunulduğu, o halde sunulan bu rapor kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre düzenlendiğinden ve dosya arasına hastane evraklarına göre düzenlenen bu rapor denetime de elverişli şekilde oluşturulduğundan, 02/06/2022 tarihli maluliyet raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur.<br>Her ne kadar davalı tarafça kaza sonrasına ait hastane kayıtlarında davacının omurga bölgesinde yaralanmasının olmadığı, bu nedenle kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı olmadığı ileri sürülmüş ise de; olay saatinden bir süre sonra 24/02/2019 günü Denizli Devlet Hastanesinde yapılan muayenede, C5 vertebrada kırık hattı izlendiğinin tespit edildiği, bu haliyle olay sonrası yapılan kontrollerde davacının omurga kısmında kırık şüphesi bulunduğunun sabit olduğu, bu haliyle kaza sonrası yapılan hastane kontrollerindeki tespit edilen arızalar ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunduğunda kuşku olmadığı kanaatiyle, davalı vekilinin maluliyet yönünden illiyet bağı bulunmadığına ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>3-)Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre hatır taşıması indirimi yapılmasına karar verilmesi halinde bu indirimin % 20 oranında yapılması gerekir.<br>Bu açıklamalar ışığında dosyaya bakıldığında; aracın işleteninin davacının eşi olduğu, davanın da işletenin sigortasına karşı açıldığı dikkate alındığında, davalı sigorta şirketinin hatır taşıması indiriminden yararlanması mümkün değildir. Bu nedenle davalı vekilinin müterafik kusura yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>4-)2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiştir.<br>Somut dosyada ise, davacı tarafından davalı sigorta şirketine dava tarihinden önce başvuru yapıldığı sabittir. Her ne kadar, davalı tarafından yapılan bu başvurunun eksik belgelerle yapıldığı ve yasada gösterilen başvuru şartının yerine getirilmediği ileri sürülmüş ise de; davacı tarafından yapılan başvuruya davalı tarafından verilen cevap üzerine davacı tarafın eksik olduğu bildirilen evrakları temin ederek davalı sigorta şirketine yeniden başvurduğu, en son başvurunun 20/06/2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, ancak davalı sigorta şirketince  bu aşamadan sonra davacı ve vekiline  cevap verildiği ispatlanmadığı gibi eksik belgelerin tamamlanmadığının da ispatlanamadığı, bu haliyle davacı tarafından dava tarihinden önce yapılan başvurunun usulüne uygun bir başvuru olduğunun kabulü gerektiği kanaatiyle, davalı vekilinin bu hususa yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>Keza, sigorta şirketine yapılan başvuru usule uygun olduğuna göre, davalı vekilinin eksik başvuru nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine yönelik istinaf talebi de yersizdir.<br>5-)Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunan tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu davada ise, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihinin kabul edilmesi gerekmekte olup, bu temerrüt tarihinin de sigorta şirketine davadan önce başvuru yapılmış olması halinde bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlatılması (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1 maddesi), başvuru yapılmamış olması halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.<br>Somut dosyada, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığına ve yukarıda 1 nolu bentte açıklandığı üzere bu başvuru geçerli ve yeterli kabul edildiğine göre, davalı sigorta şirketi aleyhine hükmolunan tazminata başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününden sonra başlatılacak şekilde temerrüt tarihi belirlenerek işlemiş faize hükmolunması gerekir. İlk derece mahkemesi tarafından sigortaya ilk başvuru tarihi olan 15/04/2019 tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasına isabet eden 27/04/2019 günü temerrüt tarihi olduğu belirlenerek bu tarihten itibaren faize hükmolunmuştur. Bu nedenle, davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>Her ne kadar, sigorta şirketine  ilk başvuru tarihi olan 15/04/2019 tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası 26/04/2019 tarihine denk gelmekte ise de, ilk derece mahkemesinin faiz başlangıç tarihine ilişkin kararında belirlenen 27/04/2019 tarihine yönelik davacı tarafça açık bir istinaf sebebi ileri sürülmediğinden ve belirlenen süre (27/04/2019), 26/04/2019 tarihine göre davalının lehine olduğundan mahkemece belirlenen tarihe itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Buna karşın;<br>6-)Davacı vekili HMK 107 maddesi gereğince sunduğu talep artırım dilekçesinde artırılan kısım yönünden de işlemiş faizin temerrüt tarihinden itibaren başlatılmasını talep etmesine ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1 maddesi de gözetildiğinde bu talep haklı olmasına rağmen, ilk derece ilk derece mahkemesince artırılan kısım yönünden faiz başlangıcının talep artırım tarihi (mahkemece ıslah olduğu yazılmıştır) olan 08/02/2023 tarihi olarak kabul edilerek, bu tarihten itibaren faize hükmedilmiş olması doğru görülmediğinden, davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelen istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir. O halde, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak Dairemizce talep artınımı yapılan kısım yönünden de 27/04/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle hüküm kurulması halinde karar düzeltilmiş olacaktır.<br>Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı vekilinin istinaf talebinin, yukarıda gösterilen 1-5 bentlerdeki sebepler yönünden 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda gösterilen 6 nolu bentte gösterildiği şekilde kabulüne, 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce; yukarıda açıklanan 6 nolu bent gereğince yeniden hüküm tesisine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE,<br>3-İlk derece mahkemesi olan Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 07/04/2023 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince KALDIRILMASINA,<br>4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;<br>a)Davacının açtığı maddi tazminat davasının KABULÜ ile 360.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 27/04/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>b)Davacının peşin ve ıslah ile ödediği (44,40 TL + 1.226,16 TL) 1.270,56 TL karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 23.321,04 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine,<br>c)Davacı tarafından sarf edilen peşin harç dahil 95,20 TL ilk dava masrafı, 1.226,16 TL ıslah harcı, 1.904,05 TL bilirkişi, müzekkere ve tebligat ücreti, 600,00 TL PAÜ fatura bedeli olmak üzere toplam 3.825,41 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>ç)Davacı kendisini vekil aracılığıyla temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 53.400,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>d)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>e)Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine,<br>5-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının ve davalının yatırdığı 6.147,90 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 179,90 TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine, 18.443,70 TL bakiye istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine,<br>6-Davalının sarf ettiği istinaf giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, davacının sarf ettiği 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harç ücreti ile 216,00 TL istinafa dosya gönderme posta ücreti ile karar tebliğ masrafı olmak üzere toplam 708,00 TL istinaf giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>8-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iadesi, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 11/12/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br><br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"143665a3877699eb","SID":"5d62eccfad54e479"}}