{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. DİYARBAKIR BAM   6. HUKUK DAİRESİ                                    Esas-Karar No: 2022/2497 - 2025/1197<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/2497 <br>KARAR NO\t: 2025/1197<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN\t:<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:\t2021/2272 Esas, 2022/1962 Karar<br>DAVA TARİHİ\t:\t30/12/2021<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:\tRücuen Tazminat<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:\t31/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:\t01/12/2025<br><br>Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; müvekkiline karşı 19/07/2017 tarihinde Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2017/284 E. sayılı dosyası ile ... tarafından ayıplı mal nedeniyle dava açıldığını, Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2017/284 E., 2019/356 K. sayılı ilamıyla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiğini, ilamın icraya konu edilmesi nedeniyle müvekkilinin Diyarbakır İcra Dairesinin 2019/159159 E. sayılı dosyasına 12.299,00 TL ödeme yaptığını, 26/06/2019 tarihinde ise .....'ın ayıplı mal nedeniyle Diyarbakır Bağlar İlçe Hakem Heyetine başvurduğunu, Diyarbakır Bağlar İlçe Hakem Heyetinin başvurunun kabulüne karar verdiğini, bu doğrultuda müvekkilinin Diyarbakır İcra Dairesinin 2019/149598 E. sayılı dosyasına 6.666,00 TL ödeme yaptığını, davanın konusunun müvekkilinden ayrı ayrı alınan Yuki markalı motosikletlerin arızalı çıkması nedeniyle bedel iadesi ve yapılan masrafların istemine ilişkin olduğunu, müvekkilinin açılan her iki davada da istenilen masrafları ve bedel iadelerini her iki davacıya ödediğini, araçlardaki arızaların bilirkişi incelemeleri sonucu üretim kaynaklı gizli ayıp olduğu hususunun tespit edildiğini, müvekkilinin Diyarbakır'da bisiklet, motorsiklet gibi araçları sattığını, müvekkilinin bu tür araçları tamir eden .... isimli iş yerinin sahibi olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda davalının bayisi olduğunu, arızalı çıkan iki motorsikleti de müvekkilinin bayisi olduğu davalı taraftan aldığını, bir malda çıkan her türlü zararda imalatçının ve satıcının müteselsilen sorumlu olduğunu, TKHK'nun 4. maddesinin bu yönde olduğunu, araçların arızasının üretimden kaynaklanan gizli ayıp olması nedeniyle davalı tarafın sorumlu olduğunu, müvekkilinin gizli ayıptan habersiz tüketicilere sattığı araçlar nedeniyle sorumlu olmasının mümkün olmadığını, davalının ağır kusurlu olduğunu, davalıya gönderilen ........ Noterliğinin ....... yevmiye numaralı ihtarnamesine rağmen davalı tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, arabuluculuk başvurusunun olumsuz sonuçlandığını, davalı tarafın objektif özen sorumluluğu ve gizli ayıp nedeniyle ağır kusurlu olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararlardan davalı tarafın sorumlu olduğunu, müvekkilinin tüketicilere yaptığı ödemelere ve keşide ettiği ihtarnameye rağmen davalı tarafından müvekkilinin uğradığı zararlara binaen ödeme yapılmadığını ileri sürerek davanın kabulüne, davalı ........ Motorlu Araçlar ... A.Ş.'den gizli ayıplı motorlar nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle ödemiş olduğu 18.965,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı taraf, davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı tarafından davacıya, davacı tarafından da dava dışı üçüncü kişilere satışı yapılan motosikletlerin ayıplı olduğundan bahisle yapılan başvuru ve açılan dava sonucu Tüketici Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemesince verilen kararlara istinaden davacı aleyhine başlatılan icra takiplerinden dolayı yapılan ödemelerin davacının akidi olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 219. maddesine göre satıcının satım sözleşmesinin kurulduğu anda satılandaki ayıpların varlığını bilmese dahi hukuki ayıbın varlığı halinde bu ayıptan sorumlu olduğu, satım sözleşmesine konu motosikletlerdeki arızaların kullanımla ortaya çıkan arıza olmadığı, imalat hatasından kaynaklı olduğu, bu hususun Tüketici Hakem Heyeti kararı ve Tüketici Mahkemesinde yapılan yargılama aşamasında tespit edildiği, bu durumda satış sözleşmesinin tarafı olan davacının 6098 sayılı TBK'nun 227. maddesinde düzenlenen haklarını talep edebileceği, anılan maddede davacının seçimlik haklarının yanında genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının da saklı bulunduğu, somut olayda davalı tarafından davacıya, davacı tarafından da dava dışı üçüncü kişilere satışı yapılan motosikletlerin ayıplı olması nedeniyle davacı tarafından ödeme yapıldığına göre, davacı yapılan ödemelerin tamamını akidi olan davalı satıcıdan talep edebileceği, ıslah dilekçesi ile gönderilen ihtarname ile davalının temerrüde düştüğü, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı, davanın taraflarının tacir olduğu, asıl alacağa ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 18.965,00 TL'nin ıslah tarihi olan 06/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; dava dilekçesinin usule aykırı bir şekilde yapıldığını, arabuluculuk tutanağında vekil olarak gözükmelerine rağmen vekile tebliğ yapılmadığını, İlk Derece Mahkemesince verilen karardan sonra davadan haberdar olduklarını, bu hali ile davacı tarafın daha istinaf aşaması tamamlanmadan kendilerini icra edebilecek duruma geldiğini, davacı tarafın iddia ettiği bedellerin kendi kârını ekleyip sattığı sonradan kendi kararıyla iade aldığı bedeller olduğunu, faturalar üzerinde inceleme yapılaması gerektiğini, müvekkilinin yerleşim yerinin Başakşehir/İstanbul olduğunu, işbu davada Diyarbakır Mahkemeleri yetkisiz olduğundan yetki itirazının olduğunu, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2017/284 E., 2019/356 K. sayılı dosyasında halen kararın taraflara tebliğe çıkarılmadığını, henüz karara karşı istinaf yoluna gidilmediğini, 12.299,00 TL yönünden ...'ın haklarının derdest olduğunu, yani kesinleşmiş bir zararın olmadığını, davacı tarafın kendi isteği ile 12.299,00 TL'yi ödediğini, Romi Can Işık yönünden herhangi bir itiraz yapılamadan ödemenin yapıldığını, Seyfettin Türk'ün itiraz hakkını kaçırdığını, 6.666,00 TL'lik bedelin tamamen incelenmesi gerektiğini, motorun arızasının olup olmadığına bakılması gerektiğini, davacının bayi olarak motoru satın aldığı fiyat üzerinden değil de bayi üzerinden kendisine satım bedeli olarak gösterilen bedeli taraflarından tahsilini istemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının hak ve alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından yapılan ıslaha itiraz ettiklerini, araçların bakım kayıtlarının olmadığını, kararda araçların taraflarına iadesine dahi karar verilmediğini, araçların durumunun incelenmediğini ileri sürerek yerel mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde bozulmasını, davacının tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>Dava, davacı tarafından dava dışı nihai tüketicilere tüketici mahkemesi ve tüketici hakem heyeti kararlarına istinaden yapılan ödemenin, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine istinaden davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;<br>►Bağlar İlçe Tüketici Hakem Heyetinin 26/06/2019 tarih ve 071720190001252 karar nolu kararının incelenmesinde; başvuranın....., şikayet edilenin ......olduğu, talebin bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme olduğu, başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 4.557,75 TL'nin tüketiciye iadesine karar verildiği, <br>►Söz konusu kararın Diyarbakır 9. İcra Müdürlüğünün 2019/149598 E. sayılı dosyasından takibe konulduğu, 12/05/2023 tarihinde icra müdürü tarafından dosyanın takipsizlik ile kapatılmasına karar verildiği,<br>►Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2017/284 E., 2019/356 K. sayılı kararının incelenmesinde; davacının ..., davalıların ..... Araçlar ... A.Ş. ile.....olduğu, davanın satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıpla maldan dolayı sözleşmeden dönerek bedel iadesine ilişkin olduğu, davanın kısmen kabul kısmen reddi İLE 7.117,76 TL'nin davalı Seyfettin Türk yönünden kabulü ile bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, davacının uhdesinde bulunan Yuki marka yk/24 tip aydos adlı lcs1baz28f1502926 şase nolu 139fmb8g900976 motor numaralı kırmızı renkli 2017 model ........ plakalı aracın davacıdan alınarak bu davalıya teslimine, davanın ...... Araçlar ... A.Ş. yönünden reddine karar verildiği, dosya içeriğinde anılan kararın taraflara tebliğe çıkarıldığına dair herhangi bir tebligata veya kesinleşme şerhine rastlanılmadığı,<br>►Söz konusu kararın Diyarbakır 9. İcra Müdürlüğünün 2019/159159 E. sayılı icra dosyası üzerinden takibe konulduğu, 04/09/2019 tarihinde takip borçlusu.......tarafından tüm dosya borcu olan 12.299,00 TL'sının icra veznesine ödendiği, 04/09/2019 tarihinde ....... plakalı aracın alacaklı ... tarafından .......'e teslim edildiğine dair talep tensip tutanağının icra müdür yardımcısı tarafından imzalandığı,<br>anlaşılmaktadır.<br>Somut olayda, özetle, davacı tarafından, Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2017/284 E., 2019/356 K. sayılı ilamına istinaden açılan Diyarbakır İcra Dairesinin 2019/159159 E. sayılı takip dosyasında dava dışı ...'a yaptığı 12.299,00 TL'lik ödeme ile Bağlar İlçe Tüketici Hakem Heyeti kararına istinden Diyarbakır İcra Dairesinin 2019/149598 E. sayılı dosyasına dava dışı ........'a yaptığı 6.666,00 TL'lik ödemenin rücuen tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.<br>1-) Arabuluculuk Dava Şartı Yönünden  Dairemizce 6100 sayılı HMK m. 355(1) hükmünün  2. Cümlesi Uyarınca Re'sen Yapılan İstinaf İncelemesinde:<br>İlk Derece Mahkemesince icra edilen yargılamada Diyarbakır Ticaret Odası ile Gelir İdaresi Başkanlığına yazılan müzekkere cevaplarından, davacının tacir olduğunun anlaşıldığı, davalının ise ticaret şirketi olması hasebiyle tüzel kişi tacir olduğu görülmektedir. Şu hâli ile uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğinde olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesinin kabulü de bu yöndedir.<br>Dava tarihi itibarıyla olaya uygulanması gereken 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; \"(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesi  getirilmiştir. <br>6325 sayılı HUAK'a \"Dava Şartı Olarak Arabuluculuk\" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" düzenlemesi getirilmiştir.<br>Bu yasal düzenlemeler gereğince 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. <br>Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.<br>Dosya kapsamından, davanın 30/12/2021 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafından dava açılmadan önce arabulucuya başvurduğuna dair bir ibare bulunmadığından İlk Derece Mahkemesinin 19/01/2022 tarihli tensip tutanağının dokuz (9) numaralı ara kararı ile arabuluculuk son tutanağının sunulması için iki hafta kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından 01/02/2022 tarihli dilekçenin ekinde iki tane hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk son tutanağının olduğu anlaşılmaktadır. Bu arabuluculuk tutanaklarından;<br>►Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun 2021/982 büro nolu 2021/92782 arabuluculuk nolu dosyası incelendiğinde; tarafların ..... ile ....... A.Ş. olduğu, arabuluculuk uyuşmazlık konusunun Bağlar İlçe Hakem Heyetinin 26/06/2019 tarih ve 071720190001252 numaralı kararına istinaden yapılan ödemenin rücuen tahsili talebine ilişkin olduğu, taraflardan başvurucu ...vekilinin Bağlar İlçe Hakem Heyetinin 26/06/2019 tarih ve 071720190001252 numaralı kararına istinaden yapılan ödemenin rücuen tahsili talebini sözlü olarak yenilediği, Yuki Motorlu Araçlar ... A.Ş. vekilinin talebin kabul görmediğini belirttiği, anlaşma sağlanamadığına dair son tutanağın e imza ile imzalandığı,<br>►Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun 2021/983 büro nolu 2021/92724 arabuluculuk nolu dosyası incelendiğinde; tarafların ..... ile ....... A.Ş. olduğu, arabuluculuk uyuşmazlık konusunun rücuen tazminat (Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2019/325 E. sayılı dosyası üzerinden açılan Diyarbakır 9. İcra Müdürlüğünün 2019/149598 E. sayılı dosyasına yapılan ödemeden kaynaklı) talebine ilişkin olduğu, taraflardan başvurucu Seyfettin Türk vekilinin söz alarak Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2019/325 E. sayılı dosyası üzerinden açılan Diyarbakır 9. İcra Müdürlüğünün 2019/149598 E. sayılı dosyasına yapılan ödeme ile ilgili taleplerinin olduğunu beyan ettiği, ...... ... A.Ş. vekilinin talebin kabul görmediğini belirttiği, anlaşma sağlanamadığına dair son tutanağın e imza ile imzalandığı,<br>anlaşılmaktadır.<br>Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun 2021/982 büro nolu arabuluculuk dosyası ile 2021/983 büro nolu arabuluculuk dosyasındaki uyuşmazlık konusunun aynı olduğu anlaşılmaktadır. Zira, ilkinde Bağlar İlçe Hakem Heyetinin 26/06/2019 tarih, 071720190001252 numaralı kararı ile ilgili müzakere yapılmış; ikincisinde ise bu hakem heyeti kararına itiraz davasının görüldüğü Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2019/325 E. sayılı dosyası ve bununla bağlantılı Diyarbakır 9. İcra Müdürlüğünün 2019/149598 E. sayılı dosyası ile ilgili müzakere yürütülmüştür. Özü itibarıyla her iki arabuluculuk dosyası da aynı alacağa ilişkindir.<br>Şu hâle göre; Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2017/284 E., 2019/356 K. sayılı ilamına istinaden açılan Diyarbakır İcra Dairesinin 2019/159159 E. sayılı takip dosyasına yapılan ödeme nedeniyle rücu istemi hakkında bir arabuluculuk başvurusunun ve arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulmadığının anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesince bu rücu alacağı yönünden, re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 5/A(1) ve 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükümleri kapsamında herhangi bir değerlendirme yapılmadan, yazılı şekilde talebin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br><br>2-) Davalı Tarafın İstinaf İtirazlarının Değerlendirilmesinde:<br>(i) Esasa İlişkin İstinaf İtirazlarının Değerlendirilmesinde:<br>İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın tacirler arasındaki satış sözleşmesinden kaynaklandığı iddiasıyla 6102 sayılı TTK'nun 23. maddesi ve 6098 sayılı TBK'nun satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanmış ise de, bu tespit ve nitelendirme dosya kapsamındaki iddia ve delillerle örtüşmediği gibi, yüzeysel bir inceleme yapılarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.<br>Şöyle ki, taraflar arasında münferit bir satım sözleşmesi değil, bayilik ilişkisi bulunmaktadır. Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2017/284 E. sayılı dosyası ile Bağlar İlçe Tüketici Hakem Heyetinin 26/06/2019 tarih ve 071720190001252 sayılı kararındaki davacıların \"tüketici\", bu dosyamızdaki davacının \"bayi\"/\"satıcı\", dosyamızdaki davalının ise \"üretici/ ithalatçı\" olması nedeniyle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bu çerçevede ortaya konulması gerekir. Zira eldeki davada davacı \"satıcı\", davalı \"üretici/ithalatçı\" tarafından üretilen/ihtal edilen ürünleri \"bayi\" sıfatıyla sattığını, ürünlerin ayıplı olduğunu, bu sebeplerle dava dışı tüketicilere ödeme yaptığını, bu ödemeden davalının sorumlu olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmıştır.<br>4077 sayılı (mülga) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (4077 sayılı TKHK) m. 4 hükmü \"İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur.\" düzenlemesini içermektedir. <br>Ancak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı TKHK) m. 11(2) hükmü ise; \"Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.\" hükmünü içermektedir.<br>Şu hâle göre, 4077 sayılı TKHK ile \"üretici/ithatatçı\", kanunda tüketiciye sağlanan tüm seçimlik haklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş iken; 6502 sayılı TKHK kapsamında bu sorumluluk sadece \"ücretsiz onarım\" veya \"malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi\" haklarına münhasır kılınıştır. Bu hükmün mefhumu muhalifinden, 6502 sayılı TKHK ile \"üretici/ithalatçı\"nın, tüketiciye tanınan \"sözleşmeden dönmeyi de içeren bedel iadesi\" ve \"satış bedelinden indirim isteme\" seçimlik haklarından sorumlu olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesinin 2017/284 E. sayılı dosyasında, davalı Yuki Motorlu Araçlar ... A.Ş. aleyhine açılan sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebinin bu gerekçe ile reddine karar verilmiştir.<br>Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar üzerinde durulmadan, davacı \"bayi\"nin davalı \"üretici/ithalatçı\"ya hangi hukuki sebeplere istinaden rücu edebileceği tartışılmadan, bunun yasal temelleri ortaya konulmadan, yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle yanılgılı değerlendirmeler sonucunda dava konusu olaya uygulanma imkanı olmayan hukuk normlarına atıfla yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz görülmüştür.<br>Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; davacı ile davalı arasında varsa yazılı bayilik sözleşmesinin dosyaya getirtilmesi, davacının davalıya karşı rücuen tazminat davası yönünden tarafların arasındaki iç ilişkideki sorumluluğun tespit edilmesi, davacı \"bayi\"/\"satıcı\"nın davalı \"üretici/ithalatçı\"ya rücu edip edemeyeceğinin, edecekse hangi hukuki sebeplere istinaden rücu edebileceğinin yasal temelleri ile karar yerinde tartışılması, taraflarca sunulan ve sunulacak bayilik sözleşmesi, fatura vs. delil ve belgelerin bu yönde değerlendirilmesi, tüm bu hususlar çerçevesinde yapılacak araştırma sonucunda davacının davalıya rücu edebileceği kanaati oluşursa, tarafları ve konusu farklı olan üçüncü kişilerin açtığı dava dosyalarında verilen kararların eldeki rücuen tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmeyeceği hatırda tutularak, gerçek zarar ilkesi uyarınca dava dışı hak sahiplerine yapılan ödemeler, dava dosyaları ve icra takip dosyaları üzerinden, dava dilekçesindeki tüm kalemler yönünden rücuya konu olabilecek gerçek zarar miktarının tespiti yönünden uzman bilirkişilerden rapor aldırılarak hâsıl olacak sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.<br>(ii) Usule İlişkin İstinaf İtirazlarının Değerlendirilmesinde:<br>a-) Davalının arabuluculukta vekille temsil edildiğinden bahisle dava dilekçesinin vekil yerine davalı şirkete tebliğinin usulüne uygun olmadığına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde: Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 18. maddesi kapsamında, arabuluculuk süreci ile dava sürecinin niteliği ve vekile tebliğ ile taraf teşkili sağlanamayacağından, asile tebliğ yerinde olup, davalının bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. <br>b-) Davalı tarafın yetki itirazı ve zamanaşımı def'ilerinin incelenmesine gelince: <br>6100 sayılı HMK’nun 357/1. maddesinde “….bölge adliye mahkemesince re’sen gözönünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.” düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda; davalı vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde, yetki itirazı ve zamanaşımı itirazı ileri sürülmüş ise de, dava dilekçesinin davalı şirketin UETS adresine 25/01/2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı tarafça davaya cevap verilmediği, yetki ilk itiraz olduğu, zamanaşımı def'inin de cevap dilekçesi ile dermeyan edilmesi gerektiği, söz konusu iddialar davalı tarafından cevap dilekçesi ile açıkça ileri sürülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun yukarıda değinilen 357. maddesi gereğince bu iddiaların istinaf aşamasında dinlenilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davalı vekilinin yetki itirazı ve zamanaşımı def'i yönünden istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.  <br>Yukarıda anılan gerekçelerle; 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi gereğince, dava şartları yeterince incelenmemiş ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-4-6 ve 355 hükümleri uyarınca davalı tarafın istinafına atfen ve Dairemizce kamu düzeni ilkesi gözetilerek re’sen kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br><br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br><br>1-)Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının davalı tarafın istinafına atfen ve Dairemizce kamu düzeni ilkesi gözetilerek re’sen 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-4-6 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2-)Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan 80,70 TL ve 244,00 TL istinaf karar ve ilam harçlarının istinaf eden davalıya İADESİNE,<br>4-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,<br>6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2025<br><br>\t\t\t<br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86879a71e68a06d7","SID":"f74f1f27440ac18b"}}