{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   2. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1330 - 2025/1638<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  2. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1330 <br>KARAR NO\t: 2025/1638<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:  21/05/2025<br>NUMARASI\t:  2025/474 Esas, 2025/641 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:  Merci Tayini<br>KARAR TARİHİ\t:  28/11/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  28/11/2025<br><br>\tSilvan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi  tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için Dairemize gönderilen dosya incelendi;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t:<br>\tDava, satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. <br>\tSilvan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, \"Dava konusu talep ve dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde; davalı şirketlerin, ticaret şirketi vasfında oldukları, söz konusu davaya konu olayın davalı ticaret şirketlerinin ticari işletmeleriyle ilgili olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi gereğince ticari işletmeleri ilgilendiren işlerin ticari iş sayılacağı ve Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesi gereğince ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu\" gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.<br>\tDiyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi; \"Somut olayda, Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabı yazıda, davacıların tacir kaydının bulunmadığının bildirildiği, vergi dairesinden gelen cevabı yazıda ise, davacılardan.......'ın basit usulde vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu, diğer davacıların ise vergi mükellefiyet kayıtlarının bulunmadığının bildirildiği, bu haliyle davacıların faaliyetinin 213 sayılı VUK.'nun 177. maddesinde düzenlenen esnaf işletme sınırının üzerinde olduğuna dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmadığı, bu durumda davacılar tacir olmadığı gibi uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, öte yandan, davacıların satın alındığı iddia edilen fideleri tarımsal üretim amacıyla aldıkları gözetildiğinde, davacıların 6502 sayılı TKHK md. 3(1)-k hükmü kapsamında tüketici sıfatına haiz olmadığının, dolayısıyla uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında da kalmadığının kabulü gerektiği, ticari dava olmayan ve tüketici işlemi bulunmayan malvarlığına ilişkin açılan davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu\" gerekçesiyle karşı  görevsizlik kararı vermiştir.\t <br>\tİki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir (HMK md. 22/2). <br>\t6102 sayılı TTK md. 4. hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:<br>\t(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. <br>\t(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.<br>\t(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. <br>\tYukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan bu türden uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davalı tarafın ticaret şirketi olması nedeniyle, 6102 sayılı TTK m. 124(1) hükmü uyarınca tüzel kişi tacir olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle, dava konusu sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlığın davalı açısından ticarî iş niteliğinde olması nedeniyle 6102 sayılı TTK m. 19(2) hükmü uyarınca, sözleşmenin diğer tarafı olan davacılar için de ticarî sayılması gerekir ise de, bu durum davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Zira yukarıda ifade edildiği üzere, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Bu nedenlerle, sözleşmenin karşı tarafı olan davacıların tacir sıfatını haiz olmadığından, eldeki dava ticarî dava niteliğinde değildir.<br>\t 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıkta asliye mahkemelerinin görevi asıldır. Bu sebeple,  Silvan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan sebeplerle;<br>\t1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Silvan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,<br>\t2-Dosyanın merci tayini isteminde bulunan mahkemeye gönderilmesine,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 22/2 ve 362/1-c maddeleri gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/11/2025<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"23cadf3894e58294","SID":"bc5f04f212092c7c"}}