{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1943 - 2025/2300<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/1943 <br>KARAR NO\t: 2025/2300<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                         \t K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/01/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/381 E.  -  2020/10 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/01/2020 tarih ve 2017/381 E. - 2020/10 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2012 yılında kurulduğunu, ülke genelinde 21 mağazası ile sporcu gıdalarının, gıda takviyelerinin tedariki ve satışı işlemlerini yaptığını, müvekkilinin “...” markaları ile oldukça tanındığını, tescilli en eski tarihlisi 2011 yılına giden “....com,” “...,” “...” ibareli muhtelif markaların sahibi olduğunu, “...” markasının tüketici nezdinde ayırt ediciliğini korumak ve marka hakkında farkındalık yaratmak amacıyla yüksek meblağlara tekabül eden reklam giderleri harcadığını, müvekkilinin ....com internet sitesini 2007 tarihinde açmasının ardından Türkiye genelinde “Google arama trendleri” içerisinde “...” ibaresinin neredeyse hiç aranmadığını, ....com ve ....com.tr nin yanı sıra ....net, ....biz alan adlarının da müvekkili tarafından alınmış olduğunu, tüm bu alan adlarının müvekkilinin ....com alan adlı internet sitesine yönlendirme yaptığını, müvekkiline ait “...” ibareli markanın tanımlayıcı olmadığını, “...” ibaresinin 556. S KHK’nın 7/1 a ve c fıkraları hükmü gereğince tasviri işaret olarak nitelendirilmemesi gerektiğini, “...” ibaresinin İngilizce de bir karşılığının olmadığını, ... ibaresine Türkçe –ler çoğul eki getirilerek oluşturulduğunu, \"...” markasının müvekkili tarafından kesintisiz ve yoğun bir biçimde kullanımıyla, sektörde yaptığı yatırımlar ve geldiği konum birlikte değerlendirildiğinde, ... ibaresinin ayırt edicilik kazandığının açık ve net bir biçimde ortada olduğunu ileri sürerek 2017-M-7134 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı şirket vekili, davacı yanın harcı alem bir kelime unsuru olan ... ibaresini kendi tekeline almaya çalıştığını, davacı adına tescil edilmiş 2011/44231, 2016/26227 ve 2015/08216 numaralı markaların hükümsüzlüğü talepli davaların açıldığını, davacı tarafından başvurusu yapılan ... ibaresinin ayırt edicilikten yoksun bulunduğunu, bu ibarenin İngilizce ... ibaresinden türetildiğini ve ilgili sektörde kullanılan katkı ve tamamlayıcı destek gıdalarının genelini tanımlamak için kullanılan bir ibare olduğunu, davaya konu ... ibaresinin salt ibareden meydana geldiğini, bu ibarenin tanımlayıcı nitelikte bulunduğunu, davacının dava konusu ve sair marka başvurularında bulunmakta ki yegane amacının kötüniyetli bir şekilde tekel hakkı elde etmek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın Mülga 556 s. KHK’ nın 5. ve 7/1-a maddesi anlamında marka olabilme vasfına sahip olduğu, uyuşmazlık konusu “...” ibaresinin “...” kelime kökünü içerdiği, “...” sözcüğünün İngilizce ’de “ek, ilave, destekleyici, takviye” gibi anlamlara geldiği, bu ibarenin özellikle takviye gıda olarak bilinen “Protein tozları, amino asitler, creatine (kreatin) ve türevleri, BCAA’lar, pre-workout – idman öncesi ürünler (yasaklı madde içermeyen türleri), vitaminler” vs. türü ürünlerde ilgili sektörde faaliyet gösteren firmalarca kullanılan yaygın ve genel bir ibare olduğu, bu çerçevede başvuru konusu ibarenin bir bütün olarak ele alındığında, tescil kapsamındaki emtianın ilgili tüketici kitlesi nezdinde yaratacağı algının, “destekleyici ürün grupları, takviye edici besinler, gıdalar” gibi algılanması muhtemelen bir anlam taşıdığı, ''...'' markası ele alındığında kelime ibaresi dışında hiçbir unsurun yer almadığı, markanın bütününe etki edecek başkaca bir unsurun mevcut olmadığı, markada yer alan sözcük unsurunun yukarıda da belirtildiği gibi “...” kelime kökünden oluştuğu bu ibarenin de redde konu emtia açısından hitap edilen tüketici kitlesi nezdinde “takviye edici”, “destekleyici” gıda gibi anlamları ile algılanacağı, bu noktada anılan ibareye “-ler” eki eklenmiş olmasının ibareyi kavramsal kökeninden uzaklaştırmayacağı, İngilizce bir kelime olmakla birlikte bu anlamı nedeniyle kimsenin tekeline bırakılamayacağı, dava konusu marka başvurusunun tescili kapsamında yer alan 05. Sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” emtiaları ile 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” emtiası yönünden markanın cins vasıf bildirici olarak değerlendirilebileceği, bir işaretin KHK m. 7/1-f kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı vb. hususlarda hiçbir özel çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile ilgili belirtilen hususlarda halkı yanıltıcı nitelikte olması gerektiği, dava konusu “...” esas unsurlu markanın sahip olduğu kavramsal algı itibariyle YİDK kararında da belirtildiği üzere “Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar.” emtiasında içerik itibariyle takviye içerik olduğu yönünde bir yanılgı oluşturabileceği, 556 Sayılı KHK. m. 7/son hükmüne göre, bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise (a), (c) ve (d) bentlerine göre tescilinin reddi mümkün olmadığı, davacının dosyaya sunduğu tüm delillerin, ''...+ şekil'' ibaresine ilişkin olduğu, söz konusu markanın sahip olduğu bütünsel özellikler itibariyle, dava konusu marka ile aynı olarak nitelendirilemeyeceği, başka bir ifadeyle kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı kanaatine varılabilecek olan markanın baskın şekil unsurunu içerdiği, şekil unsurunun kelime unsuru ile birlikte markasal algı yaratan şekil unsuru olduğu, hal böyleyken bu şekil unsurunu içermeyen ve salt “...” ibaresinden oluşan dava konusu markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının kabul edilmediği, ayrıca dosya kapsamında davacı yanın 2011/44231 ve 2015/08216 başvuru numaralı “... şekil” markasını gerekçe göstermek suretiyle kazanılmış hak iddiasında bulunduğu görüldüğünden, huzurdaki YİDK kararının yerinde olup olmadığının belirlenmesi için önceki markanın kazanılmış hak doğurup doğurmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacı yana ait markalar incelendiğinde markaların bütünsel kompozisyonunda “...” ibaresinin yer aldığı görülmekle birlikte markanın şekli unsuru da içerdiği, markadaki şekil unsurunun markanın bütünsel algısına etki eden bir unsur olacak nitelendirilebileceği, dolayısıyla markadaki esaslı unsurlardan birinin somut uyuşmazlık konusu markasında yer almadığı, 2011/44231 sayılı markasının tescil tarihinin 06/11/2012 olup başvuru tarihi itibariyle çekişme konusu olmaktan çıkmadığı, yine 2015/08216 sayılı markanın tescil tarihlerinin 22/01/2016 olup başvuru tarihi (25/10/2016) itibariyle çekişme konusu olmaktan çıkmadığı, bu nedenle müktesep haktan söz edilemeyeceği ve davacıya kazanılmış bir hak bahşetmeyeceği, davada diğer davalının itirazı üzerine çıkartılan bir emtia bulunmadığı gibi diğer davalının itirazı üzerine verilen bir YİDK kararının da olmadığı, dava konusu YİDK kararı Marka Dairesinin mutlak ret nedenleri kapsamında resen yaptığı inceleme sonucunda başvurudan çıkartılan ürünlere ilişkin olup, mutlak ret nedenine dayalı olarak yapılan inceleme sonucu verilen karara davacı başvuru sahibinin yaptığı itiraz sonucu YİDK'nın mutlak ret nedenine dayalı yaptığı inceleme sonucu verdiği karara ilişkin olup, diğer davalının itirazı sonucu verilen bir karar olmadığından ve mutlak ret nedenine dayalı ret kararında davalının herhangi bir dahli olmadığından, mutlak ret nedenlerine dayalı olarak verilen YİDK iptal davasında diğer davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile ... yönünden davanın esastan reddine, diğer davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava dosyasında yeralan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, emsal bilirkişi raporu ile huzurdaki dava dosyasında yer alan bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, müvekkilin markasının sayılan mal ve hizmetler bakımından cins, vasıf belirttiğin kabulünün de mümkün olmayacağını, \"...\" ibaresinin tek başına ve doğrudan \"gıda takviyesi, besin desteği veya sporcu gıdası\" anlamlarını taşımadığını, gerek istinaf talebine konu kararda gerek karara dayanak oluşturan bilirkişi raporunda ... kelimesinin tanımlayıcı olduğuna hukuki bir dayanak gösterilmediğini, müvekkilinin markasını KHK’nın 7/son maddesi bakımından kullanım yoluyla ayırt edici hale getirdiğini, müvekkiline ait ... markasının tescilli olduğu mal/hizmetler kapsamında ayırt edici bir ibare olup, markanın müvekkilinin kullanımları itibariyle ayırt edici halegeldiğine ilişkin iddiaların  müvekkilinin de taraf olduğu dava dosyalarında tevsik edildiğini, müvekkilinin uzun yıllar boyunca markası üzerine yaptığı yatırım ve piyasada markasına kazandırdığı değere ilişkin olarak dosyaya sunulan belgelerden müvekkilinin markasının kazanmış olduğu ayırt ediciliğin ortaya konulduğunu, müvekkilinin markasının 7/1-f bendi kapsamında ilgili ürünler üzerinde kullanılmasının yanıltıcı olmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu “...” ibaresinin “...” kelime kökünü içerdiği, ve bu kelimenin de İngilizce ’de “ek, ilave, destekleyici, takviye” gibi anlamlara geldiği, bu ibarenin özellikle takviye gıda olarak bilinen ürünlerde ilgili sektörde faaliyet gösteren firmalarca kullanılan yaygın ve genel bir ibare olduğunun dosya kapsamında belirlendiği, dava konusu ''...'' markasında kelime ibaresi dışında başka bir unsurun yer almadığı, bu ibarenin de redde konu emtia açısından hitap edilen tüketici kitlesi nezdinde “takviye edici”, “destekleyici” gıda gibi anlamları ile algılanacağı, ibareye “-ler” eki eklenmiş olmasının ibareyi kavramsal kökeninden uzaklaştırmayacağı, bu anlamı nedeniyle kimsenin tekeline bırakılamayacağı, dava konusu marka başvurusunun tescili kapsamında yer alan ve belirtilen mallarda markanın cins vasıf bildirici olarak değerlendirilebileceği, diğer yandan dava konusu markanın sahip olduğu kavramsal algı itibariyle “Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar.” yönünden içerik itibariyle takviye içerik olduğu yönünde bir yanılgı oluşturabileceği, ayrıca, davacının dosyaya sunduğu tüm delillerin, ''... + şekil'' ibaresine ilişkin olduğu, söz konusu markanın sahip olduğu bütünsel özellikler itibariyle, dava konusu marka ile aynı olarak nitelendirilemeyeceği, başka bir ifadeyle kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı kanaatine varılabilecek olan markanın baskın şekil unsurunu içerdiği, şekil unsurunun kelime unsuru ile birlikte markasal algı yaratan şekil unsuru olduğu, hal böyleyken bu şekil unsurunu içermeyen ve sadece “...” ibaresinden oluşan dava konusu markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/7177 Esas ve 2023/6767 Karar sayılı ilamının ve sunulan yargı kararlarının somut olay için emsal oluşturamayacağı, öte yandan davacı yana ait markaların bütünsel kompozisyonunda “...” ibaresinin yer aldığı görülmekle birlikte markanın şekli unsurunu da içerdiği, markadaki esaslı unsurlardan biri olan şekilin somut uyuşmazlık konusu markasında yer almadığı, diğer yönden markaların başvuru tarihleri itibariyle çekişme konusu olmaktan çıkmadığı, bu nedenle davacının müktesep hakkının olmadığı, ayrıca davada diğer davalının itirazı üzerine çıkartılan bir emtia bulunmadığı gibi diğer davalının itirazı üzerine verilen bir YİDK kararının da olmadığı bu nedenle mutlak ret nedenlerine dayalı olarak verilen YİDK kararının iptaline yönelik  davada diğer davalıya husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken  615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a67da4e62c62df84","SID":"ac9879bcd311bad0"}}