{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/1674 <br>KARAR NO\t: 2025/3281<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/02/2025<br>NUMARASI\t: 2024/... E - 2025/152 K<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 18/12/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İnönü Mahallesi, 355 Sk. .... Esenyurt/ İSTANBUL adresinde ...  sözleşme hesap no ile ... A.Ş. elektrik aboneliğine sahip olup faturalarını sürekli düzenli bir şekilde ödediğini, aboneliğin ... adına olup kaçak kullanımı olduğu iddia edilerek borcun davacı adına çıkarıldığını, müvekkilinin kaçak kullanımı veya elektriğe müdahale edecek hareketinin olmadığını, hatta müvekkilin kullanımında olan sayaçla alakalı birçok arıza şikayetinin davacı tarafından bizzat yapıldığını, davacının haberi olmadan tutulan tutanakla 13.10.2022 son ödeme tarihli 12.897,63 TL, 13.10.2022 son ödeme tarihli 64948,98-TL bedelli toplam 77.846,61-TL kaçak fatura düzenlendiğini, faturanın iptali için başvuru yaptığını, ...'ın ise bu usulsüz işleme karşı cevap vermediğini, parayı ise elektrik kesintisi yapmak suretiyle almaya çalıştıklarını, şu anda elektriğin kesildiğini ve davacının ticari faaliyetlerinin durduğunu, öncelikle elektrik verme işleminin tesisi ve dava sonuna kadar elektrik kesilmemesi yönünden davacının maddi durumu uygun olmadığından teminatsız olarak ihtiyadi tedbir kararı verilmesini, kaçak elektrik bedeli olarak fatura edilen 77.846,61 TL ve ferileri için davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf adına müvekkili tarafından başlatılan icra takibine konu olan borcun davacının fiili kullanımında olan \"İnönü Mah. ....Esenyurt/İSTANBUL\" adresli ticarethane niteliğindeki mahalde kaçak elektrik kullanımı sebebiyle adına tahakkuk ettirilen kaçak tüketim faturası borcundan kaynaklandığını, kaçak elektrik kullanımının tespiti sonrası tahakkuk ettirilen borcun kaynağının, davacının kullanımında olan ticarethane niteliğindeki mahalde gerçekleşen haksız eyleminden kaynaklandığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinde de söz konusu mahalin ticarethane niteliğinde olduğunun ikrar edildiğini, dava açılmadan ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk yolunun işletilmediğini, ticari davalarda arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğunu, müvekkili şirketçe yapılan tespite istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne istinaden H/574121 seri numaralı kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağı tanzim edildiğini, davacı tarafça dava konusu tutanaktan önce, müvekkili şirket ekiplerince davacı adına H/141104 seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tutulmuş olup, yapılan tahakkuklandırmanın mükerrer kullanım hükümlerince yapıldığını, işbu davada davacının iddialarını doğrular yönde yaklaşık bir ispat olmayıp, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, öncelikle usuli itirazları dikkate alınarak davanın usulden reddine, nihayetinde davanın esastan reddini talep etmiştir.<br>Davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması sonrası Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği,yargılamaya Asliye Ticaret Mahkemesinde devam edildiği anlaşılmıştır.Mahkeme; \"Davacının davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu ise bu tutarın ne kadar olduğu hususlarının ispatı uzmanlık gerektirdiğinden, bunun için bilirkişi incelemesi yapılması zorunludur. Ancak, verilen kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesi için gerekli delil avansı yatırılmadığından davacı taraf bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılır. Dosyadaki diğer delillerle de iddianın kanıtlanması mümkün olmadığı\" gerekçesi ile;\"İspatlanamayan davanın reddine\" karar vermiştir.Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; öncelikle mevcut delillerin toplanma aşamasında bilirkişi raporu ücreti  yatırılması yönünde ara karar oluşturulmuş karar verilmeden önce bilirkişi ücretinin  yatırıldığını, herhangi bir hak kaybına uğramanın  söz konusu  olmadığı,ayrıca tanıkların dinlenmesi ve diğer delillerinde toplanması söz konusu iken sırf bilirkişi ücreti yatırılmadı diye davanın reddine karar verilmesinin  hukuka aykırı olduğunu,menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı tarafta olup bilirkişi ücretinin davalı kurumca yatırılması hususunun  da dikkate alınmadığını,farklı mahkemelerde buna ilişkin bir çok ara karar oluşturulduğunu istinaf mahkemesince gerektirdiği taktirde duruşma açılarak veya duruşmasız dosyanın rapora gönderilmesi bu çerçevede delillerin ıslahı söz konusu olacağından  ıslah çerçevesinde yeniden delil toplanmasını talep ettiklerini, bununla birlikte menfi tespit davalarında ispat  yükü alacaklı da olduğundan bilirkişi  ücretini de kurumun yatırması gerektiğini,sayaçtan kaynaklı bir uyuşmazlık oluştuğu taktirde usulen sayacın bağımsız kurum olan Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü'nden alınmış bir raporun olup olmadığının ... Kurumundan sorulması gerekirken bu husus yerine getirilmeden dosyanın karar çıkarılıp usuli bir eksiklik oluştuğunu, söz konusu fatura dayalı olarak icra takibi yapılmış olup icra takibine itiraz etmeleri  üzerine davalı kurum ... itirazın iptali davası açmış olup bu davanında mevcut dava ile birleştirilerek görülmesi gerekirken bu hususta değerlendirme yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davacı istinafının reddini talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava,kaçak tahakkuku nedeniyle menfi tespit talebine (bilahare ödeme iddiasıyla  istirdata) ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise, menfi tespit davasında delil avansını hangi tarafın karşılayacağı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 324. maddesince taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olup, kesin süre içinde delil avansı yatırılmadığı takdirde mahkemece o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılır ve bu durumda mevcut deliller değerlendirilerek karar verilir.  Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir.  Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)Somut olayda  davacı tarafça bilirkişi ücretinin  verilen ihtaratlı kesin süre içinde yatırılmadığı,bu nedenle dosyanın bilirkişiye tevdi edilemediği anlaşılmıştır.Eldeki davada, davacı kaçak tespit ve  tahakkuka itiraz ederek  hatalı olduğunu ileri sürmekle , ispat yükü davalı alacaklıda olsa da  alacaklının bilirkişi incelemesi sırasında sunduğu bilgi ve belgelerle alacağını, uyuşmazlık kapsamında tahakkukun doğru olduğunu ispatlayacağı,dosya kapsamı itibarıyla bilirkişi incelemesi yapılmadan bu tespitin yapılamayacağı,dosyadaki delillerin davacının davasını ispata yeterli olmadığı da gözetilerek, davanın davacı tarafça açılması nedeniyle gider avansının davacı tarafça karşılanacağı ve dava sonunda haklı çıkan lehine hükmolunacağı gözetildiğinde mahkemece verilen karar isabetli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,  davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/12/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7efb2b7e061ca54a","SID":"0e72f2c1cc91ef34"}}