{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/709 <br>KARAR NO\t: 2025/1737<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/02/2022<br>NUMARASI: 2019/414 Esas -  2022/81 Karar<br>DAVA: Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili hastane ile davalı bankanın Batman Şubesi arasında 14.10.2015 tarihli Maaş Ödemeleri Ana Sözleşmesi imzalandığı ve sözleşme ile geçerlilik süresi 3 yıl olarak belirlendiğini, sözleşme ile müvekkili hastanede çalışan personelin maaşlarının davalı banka aracılığıyla ödenmesi karşılığında  ilk maaş ödemesinin akabinde davalı banka tarafından 240.000, TL. Promosyon bedeli ödenmesinin kararlaştırıldığını, ilk maaş ödemesinin 20.10.2014 yapıldığını ve akabinde davalı banka adına gider faturası kesilmiş olmasına rağmen sözleşmede belirtilen 240.000 TL. nın ödenmediğini, müvekkili sözleşme sorumluluklarını ve edimlerini yerine getirmesine ve davalı bankanın da sözlü ve yazılı ihtara rağmen, edimini yerine getirmediğini, ödeme olmamasına rağmen müvekkilinin sözleşmenin bitimine kadar edimini yerine getirmeye devam ettiği ve sözleşmenin 11. maddesi gereğince sözleşmenin bitimine 1 ay kala, müvekkilinin sözleşmeyi uzatmak istemediğini davalı bankaya bildirdiğini, dava açılmadan arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak anlaşmazlıkla sonuçlanmış olduğunu, bu nedenle sözleşmenin 10. maddesinde yazılı 240.000TL nın sözleşme tarihi olan 14.10.2015 tarihinden itibaren veya uygun görülmemesi halinde, davalı bankayı temerrüde düşürdükleri  21.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, zira 14.10.2015 tarihli Maaş Ödemeleri Ana Sözleşmesine istinaden davacı şirket personeline maaş ödemelerinin düzenli olarak yapılması gerektiğini fakat davacının ilgili ödemeleri maaş modülünden kısmi olarak gerçekleştirdiğini, sistem üzerinden maaş ödemesinin Aralık 2016 da yapıldığını, sonrasında Temmuz 2017 ye kadar maaş mödülünden herhangi bir ödeme yapılmadığı ve Temmuz 2017 den Aralık 2018 e kadar maaş ödemesinin sistem üzerinden tekrar gerçekleştirildiğini, nasıl ki banka imzaladığı sözleşme şartlarına uymakla yükümlü ise, davacı şirketin de sözleşmenin kuruluşu esnasında kabul ettiğini, bankanın bu şartlar olmasa sözleşmede yer alan promosyon şartını yerine getirmeyeceği, o nedenle de davacının kabul ettiği şartlara uymakla yükümlü olduğunu, basiretli bir tacir olmanın gereği olarak davacı şirketin sözleşme koşullarını kabul ettiği sürece her iki tarafı da bağlayıcı bir akit olduğunu bildiğini, davacının sözleşme şartlarını yerine getirmediğini, bu nedenle promosyon ödemesine hak kazanmadığını ve taleplerinin yersiz olduğunu, sözleşme serbestisi ve ahde vefa ilkeleri karşısında davacı itirazları hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan davanın reddinin gerektiğini beyanla haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Taraflar arasında akdedilen bankacılık sözleşmesi uyarınca davacı şirket sözleşmenin akdedildiği 14/10/2015 tarihinden sonra tüm çalışanlarının ilk maaş ödemesini 20/10/2015 tarihinde davalı banka aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Bu durum, sözleşmenin geçerli olduğu üç yıllık süre boyunca devam etmiş, davacı şirketin tüm personelinin her türlü maaş ve sair ödemelerini davalı banka kanalıyla yapmıştır. Davacı şirket ilk maaş ödemesi gerçekleştikten sonra sözleşme gereğince davalı bankaya promosyon bedelinin ödenmesi için gider faturası tanzim etmiş, ancak davalı banka herhangi bir ödemede bulunmamıştır. Promosyon bedelinin ödenmesine yönelik olarak davacı şirket tarafından 21/10/2016 tarihli ihtarname keşide edilmiş ise de; davalı banka tarafından promosyon bedeli ödenememiştir. Buraya kadar değinilen hususlarda ve akdi ilişkinin varlığı noktasında taraflar arasında çekişme bulunmamaktadır.  Davacı dilekçesinde davalı banka ile akdedilen maaş ödemelerine ilişkin sözleşme kapsamında kendi çalışanlarının maaşlarının davalı banka vasıtasıyla ödendiğini, ancak bunun karşılığında sözleşmede kararlaştırılan promosyon bedelinin taraflarına ödenmediğini iddia ederek promosyon bedelinin ödemesini talep etmiş; davalı banka davacı şirketin maaş modülü sistemini kullanmadığı için sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, bu nedenle promosyon bedeline hak kazanılmadığını savunmuştur. Uyuşmazlığın temeli, promosyon bedelinin ödenmesi için davacı şirket tarafından maaş modülü sisteminin kullanılmasının zorunlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf sözleşmeden kaynaklandığına göre, uyuşmazlığın halli için öncelikle sözleşme hükümlerine bakılması zorunludur. Bankacılık sözleşmenin Promosyon Bedelini düzenleyen 10. maddesinde davacı şirketin davalı bankanın \"maaş modülü\" sistemini kullanacağı, aksi halde promosyon bedelinin ödenmeyeceği noktasında hiçbir düzenlememe yapılmamıştır. Aksine, bahsi geçen sözleşme maddesinde sözleşmenin geçerli olduğu üç yıllık süre boyunca davacı şirket çalışanlarının maaşlarının davalı banka kanalıyla ödenmesi halinde ilk maaş ödemesi gerçekleştikten sonra promosyon bedelinin ödeneceği kararlaştırılmıştır. Somut olayda, davacı şirket tüm personelin her türlü maaş ve sair ödemelerini üç yıllık süre boyunca davalı banka aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Esasen, bu konuda taraflar arasında ihtilaf da bulunmamaktadır. İlk maaş ödemesi gerçekleştikten sonra faturanın düzenleniş olması da nazara alındığında promosyon bedelini ödenmesine yönelik sözleşmedeki tüm koşulların gerçekleştiği aşikardır. Davacı şirket tarafından ödemelerin bankaya hangi yöntemlerle yapılacağı sözleşmenin 6. maddesinde kapsamlı şekilde tarif edilmiştir. Bu bağlamda davacı şirket, personel maaşlarının ödenmesine yönelik olarak davalı banka nezdinde açılacak vadesiz hesaba EFT, havale, virman ya da elden nakit yatırmak suretiyle paranın hesapta hazır bulundurulabileceği belirtilmiştir. Davacı şirketin personel listesi açısından sözleşmenin 5. maddesinde e-posta, server araçlığı ya da internet bankacılığı (maaş modülü) ile dosya transferleri yapılarak bu ödeme metotlarından yararlanılabileceği gösterilmiştir. Ancak, anılan sözleşme maddesinde ödemelerin maaş modülü sistemi kullanılmadan yapılması halinde promosyon bedelinin ödenmeyeceği noktasında özel ve ayrıksı hiçbir hüküm mevcut değildir. Yalnızca, davalı bankanın hatalı, eksik ya da uygun surette ödeme yapılmamasından davacı şirkete ve çalışanlara karşı sorumlu olmayacağı ifade edilmiştir. Nitekim, davalı banka maaş modülü sistemi kullanılmadan hesabına yatırılan paraları kabul etmiş, davacı şirket personeline maaşlarını kendi hesapları aracılığıyla ödemiştir. Kaldı ki, davalı bankanın maaş modülü sistemi dışında kendi hesabına yatan parayı kabul etmeyerek davacının sözleşmeye aykırı davrandığı ya da sözleşmeyi ihlal ettiği noktasında (sözleşmenin 11.maddesi uyarınca fesih hakkı hakkı bulunmasına rağmen)  dava öncesinde karşı tarafa hiçbir uyarı ve ihtarı da söz konusu değildir. Bu halde, maaş modülü sistemi kullanılmadığı için promosyon bedelinin ödenmediği savunması başta sözleşmeye aykırılık ve ahde vefa ilkesine ters düşmektedir. Sözleşmenin geçerli olduğu üç yıllık süre boyunca davalı banka maaş modülü sistemi dışında davacı şirket tarafından elden dahi yatırılan parayı kabul ederek kendi hesaplarına geçirmiş ve davacı şirket personeline maaş ödemelerini gerçekleştirmiştir. Bu halde, maaş modülü sistemi dışında para yatırılmasını kabul eden bankanın, bu sefer aksini savunarak promosyon bedelini ödemekten kaçınması TMK' nın 2.maddesi hükmü uyarınca dürüstlük ilkesine aykırılık teşkil ettiğinden hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir ve bu savunmasının hukuk düzeninde korunması mümkün değildir. Esasen, özel hukuk tüzel kişisi ve ticari şirket olması sebebiyle tacir olan davalı bankanın, basiretli davranması gerektiği de izahtan varestedir. Öte yandan; maaş modülü sisteminin ödeme yöntemi olarak bir dönem kullanılmamış olması, davalı banka açısından zarar doğrucu bir sonuca yol açmadığı ve sözleşmenin ihlali mahiyetinde değildir. Zira, davacı şirket tarafından maaş ödemelerine yönelik tutarlar davalı banka hesabına düzenli şekilde yatırıldığından banka zararından bahsedilmesi mümkün değildir. Davacı şirket tarafından herhangi bir tutar yatırılmadığı takdirde, bankanın zaten davacı şirket personeline ödeme yapması söz konusu olmayacaktır. Kaldı ki, bu durumda sorumluluğun davalı bankada olmayacağı sözleşmede ifade edilmiştir. Diğer taraftan, sözleşmenin kapsamına ilişkin madde hükmü ve tarafların sözleşmeden bekledikleri menfaate bakıldığında, davalı banka bakımından; davacı şirket tarafından personeline yapılacak maaş ödemelerinin kendi hesapları üzerinden gerçekleşmesi, bu suretle banka hesabına yatacak paranın maaş ödeme tarihine kadar nemalandırılması önem arz etmektedir. Davalı bankanın sözleşmedeki bu menfaatten yine sözleşmede olduğu gibi üç yıl boyunca yararlanmasına rağmen, maaş modülü sistemi kullanılmadığı için promosyon bedelini ödemekten kaçınması davacının sözleşme ile beklenen menfaatini zedelemekte ve edimler arasındaki dengenin de bozulmasına neden olmaktadır. Nihayetinde, sözleşmede tarafların sorumluluklarının düzenlendiği 8. maddede davalı bankanın savunmalarının aksine maaş modülü sisteminin kullanılmaması halinde promosyon bedelinin istenemeyeceği noktasında hiçbir düzenleme yoktur.   Mahkememizce uyuşmazlığın halli için bilirkişi incelemesi de yaptırılmıştır. Ancak, bankacı bilirkişi Sait Bilgiç tarafından düzenlenen 29/03/2021 tarihli raporda her ne kadar promosyon bedelinin ödenmesi gerektiği mütalaa edilmiş ise de; sözleşme hükümleri değerlendirilmeden ve bilimsel olarak uyuşmazlığı giderici mahiyette gerekçeli hiçbir mütalaa sunulmadan doğrudan kredi hesabında olduğu gibi alacak hesabı yapılmasından ötürü denetime elverişli olmayan bu rapora itibar edilmemiş, tarafların itirazları doğrultusunda yeniden başka bir bankacı bilirkişiden rapor alınması yoluna gidilmiştir. Emekli banka müdürü Bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28/11/2021 tarihi raporda; ilk raporun aksine taraflar arasında akdedilen ve varlığı tartışmasız olan sözleşme kapsamlı olarak incelenmiş, uyuşmazlık konusu husus hakkında bilimsel olarak uyuşmazlığı giderici mahiyette açıklama yapılmış olduğundan işbu raporun hem Mahkemenin hem de tarafların denetimine elverişli ve gerekçeli olması karşısında itibar edilmiş ve hükme esas alınmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçeler ve 28/11/2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacı şirketin sözleşme ile kararlaştırılan promosyon bedeline hak kazandığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne \" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 14.10.2015 tarihli Maaş Ödemeleri Ana Sözleşmesine istinaden davacı şirket personeline maaş ödemelerinin maaş modülünden düzenli olarak yapılması gerektiğini, fakat davacı şirketin ilgili ödemeleri maaş modülünden kısmi olarak gerçekleştirdiğini, sistem üzerinden maaş ödemesinin Aralık 2016 da yapıldığını, sonrasında Temmuz 2017'ye kadar maaş modülünden herhangi bir ödeme yapılmadığını, Temmuz 2017'den Aralık 2018'e kadar maaş ödemesinin sistem üzerinden tekrar gerçekleştirildiğini, davacı şirketin sözleşmenin kuruluşu esnasında imzasıyla kabul ettiğini tevsik ettiğini, Bankanın bu şartlar olmasa sözleşmede yer alan promosyon şartını yerine getirmeyeceğini bildiğini, o nedenle de kabul ettiği bu şartlara uymakla yükümlü olduğunu, basiretli tacir olmanın gereği davacı şirketin, sözleşme koşullarını kabul ettiği sürece her iki tarafı bağlayıcı bir akit meydana gelmiş olduğunu bildiğini, davacı şirketin sözleşme gereklerini yerine getirmediği yapılacak yargılama ve bilirkişi incelemesi sonrası mahkemece anlaşılacağını, bu şartlar altında davacının dava konusu promosyon ödemesine hak kazanmadığı ve taleplerinin haksız ve yersiz olduğunun izahtan vareste olduğunu, sözleşme serbestisi ve Ahde Vefa prensibinin hukuken temel ilkelerden ve taraflar serbest iradeleri imza ettikleri sözleşme hükümleri ile bağlı olduğunu, nitekim “ahde vefa ilkesi” gereğince davalının işbu sözleşmeyi serbest iradesi ile kabul etmiş, imza altına aldığını, söz konusu davacının itirazlarının gerek hukuka gerekse hakkaniyete aykırı olduğunu, zira, dava konusu bedele hak kazanılması için yapılması gerekli işlemlerin, sözleşme kaynaklı işlemler olduğunu, bu nedenle, bizâtihi yasa hükmünün konuluş amacına aykırı olarak tesis edilen dava konusu taleplerin reddi gerektiğini, bu nedenlerle, bizâtihi yasa hükmünün konuluş amacına aykırı olarak tesis edilen Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, açıklanan ve HMK m. 355 hükmü gereğince re’sen gözetilecek nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne, usul ve kanuna aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına ve esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava,  taraflar arasında düzenlenen 14.10.2015 tarihli Maaş Ödemeleri Ana Sözleşmesinde kararlaştırılan promosyon bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında imzalanan 3 yıl süreli Maaş Ödemeleri Ana Sözleşmesi ile davacı şirkete ait personelin başta maaş, ücret, prim, döner sermaye vesaire ücret ve tazminatların davacı bankaca ödenmesi kararlaştırılmış olup, sözleşmenin 10. Maddesinde firmanın 3.maddede belirtilen ödemelere sözleşmesi süresi için banka tarafından aracılık edilmesi yönündeki talebi neticesinde aracılık edilmesi karşılığında, bankaca 240.000 TL'lik bütçe bedeli ayrıldığı, firmanın,  sözleşme süresince belirtilen tutar dışında bankadan başkaca hiçbir ad altında nakdi veya ayni herhangi bir talepte bulunmayacağını ve belirtilen ödemelerin, ilk maaş ödemesinin gerçekleşmesi akabinde banka adına keseceği gider faturası karşılığı banka takdirinde olmak üzere tek seferde yapılabileceğini kabul beyan ve taahhüt ettiği düzenlenmiştir.Davacı tarafça,  sözleşmenin 10.maddesi kapsamında 21.10.2016 tarihinde promosyon faturası tanzim edilerek davalıya bildirilmiş, 10.09.2018 tarihinde yazılan yazı ile de  ödenmeyen promosyon bedelinin tahsili talep edilmiştir. Davalı tarafça, davacının ödemeleri maaş modülünden kısmi olarak gerçekleştirdiği, 2016 yılının Aralık ayında maaş ödemesi yapıldıktan sonra 2017 yılının Temmuz ayına kadar herhangi bir ödeme gerçekleştirmediği, bu nedenle promosyon bedelinin ödenmesi gerekmediği savunulmuştur .Dosyada mevcut hesap hareketlerine göre davalı tarafından ilk maaş ödemesinin 20.11.2015 tarihinde yapıldığı, devam eden aylarda ve üç yıl boyunca da maaş ödemesinin davalı banka tarafından  yapıldığı anlaşılmıştır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sözleşmenin 5.4 maddesinde firmanın, banka tarafından formatı belirtilen maaş ödeme dosyasını, bu sözleşmenin ayrılmaz bir eki olan \"maaş ödeme sistemi kullanıcı yetki ve limit formunda\" belirteceği tercihine göre e-postayla , S-FTP Server ve internet bankacılığı aracılığı ile banka sistemine ulaştırarak otomatik yükleyebileceğinin düzenlendiği, davacının 14.10.2015 ile Kasım 2016  ve 01.01.2017 ile 30.06.2017 aralığında personel listesi sunulmak kaydıyla Temmuz 2017 ile Aralık 2018 arasında geçen dönemde “maaş modülü (elektronik ortamda)” üzerinden personel maaş ödemelerinin gerçekleşmiş olduğu , gerek manuel ortamda ve gerekse de elektronik ortamda yapılan ödemelerin birlikte değerlendirilmesi halinde davacının protokol süresince maaş ödemelerini yapmış olduğundan kararlaştırılan 240.000 TL'lık promosyon bedelinin davacıya ödenebileceği belirtilmiştir.Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 18/2. Maddesine göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca taraflar sözleşmenin içeriğini diledikleri gibi belirleyebilirler. Serbestçe belirlenen sözleşme hükümlerinin taraflar arasında edim-karşı edime ilişkin bir denge unsurunu barındırdığı kabul edilir. Bu ilke beraberinde tamamlayıcısı olan ahde vefa ilkesini (pacta sund servanda) getirmektedir. Hukuki güvenliği sağlamak amacıyla taraflarca belirlenmiş sözleşme hükümlerine tarafların bağlı kalması gerekir.Somut olayda taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.maddesinde maaş ödemelerine aracılık işlemlerinin tarafların  mutabık kaldığı  şube aracılığı ile ödeme, ... Bank maaş programı ile ödeme, internet bankacılığından tutar girişi ile ödeme, dosya transferi ile ödeme yöntem/yöntemlere göre yürütüleceği kararlaştırılmış olup, sözleşmenin \"şube aracılığı ile ödeme\" başlıklı 5.1.maddesinde firmanın maaş ödemesinin yapılacağı hesabının bulunduğu banka şubesine vereceği maaş ödeme bilgileri ve talimatına istinaden maaş ödemelerine aracılık yapılabileceği belirtilmiştir. Anılan sözleşmede davacıya maaş ödemelerini maaş modülünden gerçekleştirmesi gibi bir yükümlülük yüklenmemiş olup, aksi davranış da herhangi bir yaptırıma bağlanmamıştır. Davacının 14.10.2015 ile 2016 yılının Kasım ayı ve 01.01.2017 ile 30.06.2017 tarihleri aralığında maaş modülü sistemi dışında personel listesi sunularak manuel ortamda sisteme yüklediği ödemelere ilişkin taleplere davalının bir itirazı bulunmadığı ve sözleşmenin bu haliyle devam ettiği gözetildiğinde davalı, sözleşme hükümleri ile bağlıdır. Davacının, sözleşme süresi boyunca maaş ödemelerini, davalı banka aracılığıyla yaptığı ihtilafsız olup, sözleşme gereği kendisine yüklenen edimleri yerine getirdiği gözetildiğinde davacı, sözleşmede kararlaştırılan promosyon bedelini davalıdan talep etmekte haklıdır. Buna göre ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.100 TL harcın, alınması gerekli olan 16.394,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.294,40 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  27/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"403e07e85932b9cb","SID":"6f508e3b4291d268"}}