{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/688 <br>KARAR NO\t: 2025/1745<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/12/2021<br>NUMARASI: 2021/236 Esas -  2021/917 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilimizin davalı/borçlu olan ...'a karşı alacağının tahsili için Bursa 20. İcra Dairesi Müdürlüğünde ... E. sayılı dosya ile genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, yürütülen takibe istinaden gönderilen ödeme emrinin  borçluya tebliğ edildiğini, davalı/borçlu ... vekili Av. ...'nin 12.10.2020 tarihinde yetkiye, borca, takibe, faize ve fer'ilere itiraz ettiğini ve icra takibinin  ...  açısından durduğunu, Bursa 20. İcra Müdürlüğü de yapılan itiraza binaen talepleri doğrultusunda  icra dosyasının yetkili yer olan İstanbul Anadolu İcra Müdürlüklerine gönderildiğini,  İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayısını aldığını, davalı vekili tarafından İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına itirazda bulunulduğunu, davalı tarafın itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunmakla birlikte borca, faize ve her türlü fer'ilerine itiraz edildiğini, zamanaşımı nedeniyle kambiyo senetlerine özgü takip hakkı olmayan müvekkilinin , ciro silsilesi ile yetkili hamil olmakla TTK madde 732 uyarınca uyarınca keşideciden talepte bulunma hakkına sahip olduğunu, davalının  itirazında haklı ve hukuki bir gerekçesinin  olmadığını, davalı borçlu ...'ın dava konusu bonolar dolayısyla sebepsiz zenginleştiğini bildiği halde icra takibine itiraz ederek davalı yanın bu şekilde takibini akamete uğratmaya yönelik itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...davalının keşidesi olduğu, davacının lehtarı olduğu, her biri 5.000 TL bedelli, vade tarihleri 30/10/2016, 30/09/2016, 30/08/2017 ,30/05/2017 ve 30/06/2017 tarihli bonoların davalı tarafından düzenlenerek davacıya verildiği, davacının TTK 732/4 Maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde zamanaşımına uğrayan bonoların tahsili için 27/07/2020 tarihinde davalı aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yaptığı takipte 25.000,00 TL asıl alacakla birlikte bonolara vade tarihinden itibaren işlemiş 7.490,94 TL faizinde davalı borçlundan tahsilini talep ettiği, davalının süresi içerisinde takibe alacağın zamanaşımına uğradığı yönünde itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, davalının davaya cevap vermediği gibi bonolardaki imzaya da bir itirazının bulunmadığı ve davacı ile arasında bir temel ilişki olup olmadığı hususunda bir iddiası olmadığı ve ispata yarar bir delilde sunmadığı ,zamanaşımına uğramış bonolar nedeniyle davacının TTK 732/4 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak davalıdan alacak talebinde bulunabileceği davacının da dava dilekçesinde zamanaşımına uğramış bonolar nedeniyle TTK 732. Maddesine istinaden iş bu davayı açtığı, bu davada ispat yükünün sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden davalıda olduğu, davalının ispata yarar bir beyanı ve delili dosya kapsamında bulunmadığı dolayısıyla davacının bono bedeli 25.000,00 TL yi davalıdan talep edebileceği, ancak bonoların zamanaşımına uğramış olması nedeniyle yukarıda atıf yapılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal kararı uyarınca borçlu temmerüde düşürülmeden davacının davalıdan faiz talep edemeyeceği bu haliyle davacının takipte talep ettiği işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davalının temerrütünün takip tarihi itibariyle gerçekleştiği, alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatının koşullarının oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davalı borçlunun asıl alacak yönünden takibe itirazının iptaline işlemiş faiz talebi yönünden ise davanın reddine dair \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ...'in, Bursa 3 Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/568 esas sayılı dosyasından ehliyetsizliğinden bahisle hacir altına alındığını ve kendisine ...in vasi olarak atandığını, Türk Medeni Kanunu'nun 462/f.8. maddesi uyarınca dava açabilmek için vesayet makamından izin alınması gerektiğini,\tdosya kapsamından davacı tarafından böyle bir izin alındığına dair delil de bulunmadığını, ayrıca Hukuk Genel Kurulu'nun 22.03.1972 gün, E:1967/2-806 ve K.1972/195 sayılı kararında belirtildiği üzere vasinin davayı takip ettiğini bildirmesinin, usulsüz açılan davaya sonradan sıhhat kazandırmayacağından davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesi ve tensip zaptının davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediğini, dava dilekçesi ve tensip zaptının öncelikle dava dilekçesinde yazılı olan adrese tebliğe çıkarıldığını, tebligatın iade edildiğini , ardından davalının mernis adresine TK m.21/f.2ye göre mernis şerhli olarak gönderildiğini, somut olayda ise davalı taraf usulüne uygun davet edilmediğinden ön inceleme duruşmasına katılamadığını , davacının ise mazeret bildirdiğinden katılamadığını, bu durumda taraflar sulhe davet edilemediğinden ön inceleme duruşmasının ertelenmesi gerekirken, bu kamu düzeninden olan usuli kuralın göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın tefeci olduğunu, takibe konu kambiyo senetlerini haksız olarak uhdesinde tuttuğunu, davacının fiillerine yönelik olarak hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavclığı'nın 2020/89227 soruşturma nolu dosyasından soruşturma yürütüldüğünü, açıklanan nedenlerle kamu düzeninden olan hususlar da gözetilerek mahkeme tarafından verilen hükmün kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, zamanaşımına uğramış bonolardan dolayı yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dava konusu  09.04./2016 tanzim ve 30.05.2017-30.06.2017 -30.10.2016-30.09.2016- 30.08.2017 vade tarihli 5.000 er TL bedelli bonoların davalı tarafından keşide edildiği, lehdarın davacı olduğu, bonolar üzerinde davacının cirosu bulunduğu  görülmüştür.    Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (yetkisizlik kararından önce Bursa 20. İcra Dairesi Müdürlüğünün ... Esas sayalı dosyası) sayılı takip dosyasında \"09/04/2016 tanzim tarihli 5.000 er TL miktarlı 5 adet bono\" sebebine dayalı olarak 25.000 TL asıl alacak, 7.490,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.490,94 TL  alacağın tahsili istemiyle 27.07.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.1.Davalı tarafça, davacının Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/568 esas sayılı dosyasından ehliyetsizlik nedeniyle hacir altına alındığı, dava açabilmek için vesayet makamından izin alınması gerektiği savunulmuştur. Anılan vesayet dosyasının UYAP'tan yapılan incelenmesinde, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebine dayalı olduğu ve vesayet mahkemesince ek karar ile davacının 24.01.2020 tarihinde denetimli serbestliğe ayrılması nedeniyle kısıtlılık halinin son bulduğunun tespitine karar verilmiş olup, eldeki davada istinaf aşamasında davacı adına asaleten düzenlenmiş vekaletname sunulmuş olmasına göre davalının  bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.2. Davalı tarafça dava dilekçesi ve tensip zaptının davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediği ileri sürülmüştür.  Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.01.2021 tarihli ve 31460 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 E., 2020/3 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da; Tebligat Kanunu’nun lafzı ile 6099 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ve Tebligat Kanunu’nun 10 ve 21. maddelerinde yapılan değişikliklere ilişkin gerekçeler ve doktrindeki görüşler birlikte değerlendirildiğinde adres kayıt sistemindeki adresin resmî tebligat adresi olarak kabul edildiği, adres kayıt sistemindeki adresin Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinin 2. fıkrasında yazılı durumlarda başkaca adres araştırması yapılmasını gerekli kılmayan son adres olarak kanun koyucu tarafından kabul edildiği, bu nedenle Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yapılacak tebligatlarda muhatap o adreste hiç oturmamış veya adresten sürekli ayrılmış olsa dahi yeni adresi araştırılmaksızın o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında tebligatın teslim edileceği, ihbarnamenin gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırılacağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi olacağı belirtilmiştir. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre muhatabın adres kayıt sisteminde kayıtlı adresine tebligat yapılabilmesi için önce Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca muhatabın bilinen en son adresine tebligat çıkarılması, bu tebligatın tebliğ edilemeden iade edilmesinin gerekli ve yeterli olduğu belirtilmiştir. Bu şekilde birinci aşama tamamlandıktan sonra tebliği çıkaran merci tarafından çıkarılacak tebligat zarfı üzerine mernis adresi şerhi ile birlikte tebligatın Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yapılacağına dair şerhin yazılması, tebliğ memurunun başkaca bir adres araştırması yapmadan muhatabın mernis adresine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre tebligat yapılması gerekmektedir. Tebliği çıkaran mercinin tebligat zarfı üzerine yazdığı adresin tebliğe çıkarma tarihinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi olması yeterli olup, tebliğin yapıldığı tarihte tebligat yapılan adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olmaması tebliğin usulsüzlüğü sonucunu doğurmaz.Dosya içeriğine göre davalının bilinen son adresine çıkarılan dava dilekçesi ve tensip zabtının bulunduğu tebligatın iade edilmesi üzerine davalının mernis adresine Tebligat Kanunu (TK) 21/2 maddeye göre tebliğe çıkarıldığı, gösterilen adreste ...'ın beyanıyla muhatabı tanımadığı/taşındığı kaydıyla tebligatın mahalle muhtarına tebliğ edildiği ve 2 nolu haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığı görülmektedir. Davalıya yapılan tebligat, TK'nın 21/2 maddesindeki tüm unsurları içermekle herhangi bir usulsüzlük bulunmayıp, davalı vekilinin bu yöne ilişen  istinaf sebebi yerinde değildir.Ayrıca HMK'nun 147/2 maddesinde \"Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir.\" düzenlemesi bulunmakta olup, eldeki davada davacı vekilince sunulan mazeret dilekçesinde, ön inceleme duruşmasına  yokluğunda devam olunması talep edildiği gibi HMK'nın 147/2.maddesini içeren ön inceleme duruşma gününü bildiririr tebligatın davalıya usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davalının  ön inceleme duruşmasında hazır bulunmamış olmasına göre  mahkemece tarafların yokluğunda ön inceleme duruşmasının yapılmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişen  istinaf sebebi  de yerinde görülmemiştir. 3. Davalı tarafça davacı hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma nolu dosyasından soruşturma yürütüldüğü ve takibe konu kambiyo senetlerini haksız olarak uhdesinde tuttuğu ileri sürülmüştür. Uyaptan yapılan incelemede davacı hakkında anılan soruşturma dosyasında ek takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yargılama devam olunarak işin esasına girilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 732. maddesinde, \"Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar ...ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.\" denilmek suretiyle zamanaşımına uğramış bonoya dayalı sebepsiz zenginleşme davası düzenlenmiştir. Bu hükme göre kıymetli evraktan kaynaklanan sebepsiz zenginleşme davalarında ispat yükü bonoyu düzenleyen keşidecide olup, davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmesi gerekmektedir. Diğer yandan bono ciro edilmedikçe, bono lehdarı hamil olarak kalmaya devam edeceğinden lehdar yani hamil olan davacının, keşideci ile arasında temel ilişki bulunsa dahi sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak keşideciden talepte bulunabilir. (Yargıtay 11 HD, T:25.12.2020,  2019/459 E,2020/6034 K sayılı ilamı ) .Somut olayda davacı ve davalının senetteki konumlarına göre taraflar arasında temel ilişki bulunmakta ise de davacı, davalıdan TTK'nın 732.maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talepte bulunmuştur. Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamış olması sebebiyle herhangi bir delile dayanılmamış olup, ispat yükü üzerinde olan davalının, takibe konu edilen bonolardan dolayı sebepsiz zenginleşmediğini ispatlayamadığı gözetildiğinde mahkemece bono bedelleri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 426,93 TL harcın, alınması gerekli olan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.280,82 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi 27/11/2025<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"73c6fc64b5b093c7","SID":"9e9b99f85e8f82e6"}}