{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/440 <br>KARAR NO\t: 2025/1706<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2021<br>NUMARASI\t: 2018/840 Esas -  2021/917 Karar<br>DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı ile davalı arasında 28/10/2010 tarihinde bir acentelik sözleşmesi tesis edildiğini ve sözleşmeye göre davacıya sigorta şirketi tarafından sözleşme yapmaya, poliçe düzenlemeye, prim tahsiline ve bu hususlarda gerekli tüm işlemleri yapmaya, süre sınırlandırması yapılmaksızın, tam yetkili kılınmış acentesi olduğunu, akdettiği mukaveleler doğrultusunda her türlü ihbar, ihtar ve protesto gibi hakkı koruyan beyan ve belgele işleme koymaya, aynı zamanda bu sözleşmelerden doğabilecek ihtilaflara istinaden kendisi veya acentesi olduğu davalı namına, ilgili davaları açmaya yetkili kılındığını, davacının söz konusu acentelik sözleşmesi ve kurumsal misyonu gereğince faaliyetlerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini, davalının ihtarname göndererek acentelik yetkisinin hiçbir gerekçe sunmadan kaldırıldığını bildirdiğini ve konu hakkında Bölge Müdürlüğünün bilgisi dahi olmadan acentelik sözleşmesinin gerekçe olmadan fesh edildiğini, feshin 19/10/2017 tarihinde tescil edildiğini ve davalının haksız feshi nedeniyle, davacının uğradığı zararlara ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla denkleştirme (portföy) tazminatı olarak şimdilik 5.000TL tazminat miktarının faiz ve faiz başlangıç tarihini olay tarihinden itibaren ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili vermiş olduğu 18/06/2021 tarihli dilekçesi ile, 5.000TL olan tazminat taleplerini arttırarak toplam 333.434,79TLnin davaya esas sigorta acenteliğinin haksız feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle beraber tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan acentelik sözleşmesinin  kanuna uygun olduğunu, ihtarname ile acentelik sözleşmesinin 3 ay sonra fesih edileceğinin davacıya bildirildiğini ve akabinde sözleşmenin fesih edildiğini, fesih bildirimi ile acentenin feshi arasında kanunun aradığı üç aylık şartın dolduğunu, portföy tazminatının dayanaksız olup, koşullarının gerçekleşmediğini, davacı acentenin, kanun maddesinde sayılan hiçbir menfaati sağlamadığı gibi, davalı şirkete de bir verim sağlamadığını, davacı tarafça düzenlenen poliçelerin karlı olup olmadığı, poliçelerin yenilenip yenilenmediği, müşterilerden önemli menfaat sağlayıp sağlamadığının tespiti ve hasar/prim oranının tespiti gerektiğini, acentenin poliçe primlerinin değiştirildiğine ilişkin itirazlarının da dayanaksız olduğunu beyanla, haksız davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Taraflar arasındaki 25/08/2010 tarihli acentelik sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmenin 24.maddesinde \"taraflardan her biri diğer tarafa taahhütlü bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir\" hükmünün düzenlendiği, ayrıca  fesih nedenleri ve sonuçlarının belirlendiği görülmüştür. Davalının sözleşmenin 24. maddesinde yer alan hükme dayanarak sözleşmenin feshedildiği, davalının fesih ihtarını 29/05/2017 tarihinde keşide ettiği, bu ihtarnamenin davacıya tebliğ edildiği tarihten üç ay sonra sözleşme ilişkisinin sona erdiği, sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiği hususunun ispatının fesheden davalıya ait olduğu, salt sözleşmenin 24. Maddesi gerekçe gösterilerek  feshin haklı fesih sayılamayacağı, feshin haklı olduğununa ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı, feshin haksız olması nedeniyle denkleştirme bedeli talep etmek için 3 şartın gerçekleşmesi gerekmekte olup, davalının, davacı/acentenin sözleşme ilişkisi devam ederken bulduğu müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyor olması, davacı/acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti isteme hakkını kaybediyor olması,denkleştirme bedeli ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi gerektiği hususlarının gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olayda sigorta şirketince raporu için sunulan özet tarihine kadar tüm müşteri tipleri için toplam 18.742 adet poliçe yenilendiği, bu kapsamda davalının önemli menfaat elde ettiği,  mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre,TTK 122.mad uyarınca acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminat miktarının, son beş yıllık faaliyet sonucu aldığı tüm ödemelerin (komisyon, prim vs.) yıllık ortalamasını aşamayacağı, azami miktar olan davacının hak kazandığı 5 yıllık komisyon tutarı ortalamasının alınmak suretiyle, davacı şirket tarafından davalıya kesine sigorta komisyon gider belgelerinin net komisyon tutarının 1.667.173,96TL olduğu, davacı acente için  denkleştirme bedelinin son beş yıl prim tahakkuklarının toplamının ortalaması olacağından (Net komisyon alacağı) 1.667.173,96TL/ 5 yıl= 333.434,79TL denkleştirme (portföy) tazminatı bedeli hesaplandığı, davacının işbu alacağını davalıdan talep edebileceği, tazminat miktarı dikkate alındığında işbu alacaktan hakkaniyet indirimi yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı, %20 oranında yapılan hakkaniyet indirimi sonrası alacağın 266.747,83TL olacağı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile, (%20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak sureti ile) 266.747,83 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte (avans faizi oranını aşmamak şartı ile) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; acentelik sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiği yönündeki tespitler gerçeği yansıtmadığını, kanunen aranan portföy tazminatı dayanaksız olup koşulları gerçekleşmediğini, Türk Hukukunda Portföy tazminatı; eski TTK md 134/2 nin geniş yorumlanması neticesinde Yargıtay 11. HD’nin 25.12.1996 tarihli kararı ile tatbik sahası bulmuş, gerek doktrinde gerekse Yüksek Dairenin bahsi geçen kararında tazminat talebinin şartları belirlenmeye çalışıldığını, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu md. 23 fıkra 16 hükmü ile portföy tazminatı sigorta acenteleri yönünden sonrasında ise Yeni TTK md. 122 hükmü ile genel olarak tüm acenteler için “denkleştirme talebi” yasal dayanağa kavuşturulduğunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16 maddesi: “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” denildiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 122. maddesi:“II - Denkleştirme istemi (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.” denildiğini, Portföy tazminatı temelinde yatan; acente sözleşme süresi içinde emeğini ortaya koyarak müvekkiline fiilen ekonomik değeri onun lehine artan bir müşteri çevresi sağlamışsa, bir başka ifadeyle acentelik sözleşmesi bittikten sonra dahi davalının, acentenin sağladığı müşterilerden acente portföyüne göre önemli sayılabilecek bir kazanç elde ediyorsa, acenteye emeğinin karşılığı olmak üzere ve hakkaniyet gereği bir tazminat ödemesi yapılması gerektiğini, taraflar arasında imzalanmış olan Acentelik Sözleşmesinin 24. maddesi “Taraflardan her biri diğer tarafa taahhütlü bir mektupla üç ay evvelden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir” hükmü içerdiğini, işbu madde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 121. maddesinde de uygun olarak düzenlediğini, TTK’nın 121/1 fıkrası “Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflarda her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir” hükmü amir olup  davalı Şirket ile davacı taraf arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesinin kanuna uygun olduğu anlaşıldığını, arz ettiğimiz Acentelik Sözleşmesini belirsiz süreli sözleşme olduğu görüldüğünü, davalı Şirket, TTK’nın 121. maddesine ve Acentelik Sözleşmesinin 24. maddesine uygun olarak noter vasıtasıyla ihtarname göndererek acentelik sözleşmesini 3 aylık süre vererek feshettiğini, fesih bildirimi ile acentenin feshi arasında kanunun aradığı üç aylık şart dolduğunu, davalının Şirkete hukuk ve yasaya uygun olarak acenteyi feshettiğini, buna rağmen ihbar süresine uyulmayarak acentelik sözleşmesinin feshedildiği yönünde yapılan tespitler hakkaniyet barındırmadığını, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporlarında itirazlarımıza yönelik olan hususlar değerlendirilmediğini, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı nedeni ile portföy kazanıp kazanmadığı, bu portföyün tesadüf olup olmadığı, bu portföyden önemli derecede kazanç sağlayıp sağlamadığının, ilgili kişilerin başka poliçe alıp almadığı ve ilişkilerinin sürekli olup olmadığının, hasar/prim oranlarının ve yine önemli bir kazanç sağlanıp sağlamadığının tespiti yapılmadığını, hükme esas tutulan bilirkişi raporları son derece elverişsiz ve davacı yanlı olarak ele alınan tespitler içerdiğini, davacının portföy tazminatı alacağı bulunmadığını, denkleştirme tazminatından bahsedebilmek için öncelikle TTK’nı 122. maddesinde aranan şartların gerçekleşmiş olması gerektiğini, davacının ikame ettiği davada TTK’nın 122. maddesinde aranan şartlar gerçekleşmediğini, davacı acentenin portföyünde ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatının verilmesinin gerekip gerekmediğinin araştırılması gerektiği halde değerlendirmeye dahi alınmadığını, davacı tarafça kazandırıldığı belirtilen müşterilerin, fesihten sonra da müvekkil Şirketten poliçe kestirip kestirmediğinin araştırılması, şayet müşteriler kazanımı yapıldıysa bu kazanımın önemli menfaat sağlayıp sağlamadığının gerektiğini ancak bu husus göz ardı edilmiş ve bilirkişiler tarafından da tespit yapılamadığı halde davacı yararına portföy tazminatı hesaplandığını, Davacının, davalı Şirkete müşteri kazandırmamış ve bu müşteriler yeni poliçeler düzenlememiş ve önemli bir menfaat sağlanmadığını, buna rağmen bilirkişiler tarafından kazandırıldığı iddia edilen müşterilerin tespiti ve bu müşterilerin davalı Şirkete önemli bir menfaat sağlayıp sağlamadığının araştırılmadığı ve tespit edilmediği halde portföy tazminatı hesaplaması yapıldığını, bilirkişiler tarafından geçmişe dönüş düzenlenen poliçeler tespit edilmesi gerektiği gibi bu poliçelerin yenilenip yenilenmediği araştırılması gerektiğini ancak bu hususlar göz ardı edildiğini eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına rağmen hüküm kurulduğunu, portföy yapısını diğer branşları da kapsayacak şekilde yapılandırmayan, tesadüfe ve en uygun prim tutarına göre müşterilerin tercihte bulunduğu ve asla portföy anlamına gelmeyecek zorunlu poliçeler ve özellikle trafik poliçesi ile çalışan acentenin kendi kusuru olduğu ve bir acentenin varlık koşulunu yerine getirmediğinin kabulü gerektiğini, acentenin büyük tek bir hasar nedeni ile hasar/prim oranının yükselmesine dayalı bir fesih bulunmadığını, davacının komisyon alacağı bulunmadığı gibi portföy tazminatı alacağı da bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, sigorta acenteliği sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve fesihten sonra davacının kazandırdığı müşterilerin davalı portföyünde kalıp kalmadığı ve davalının önemli bir menfaat temin edip etmediği, denkleştirme tazminatının koşullarının bulunup bulunmadığı ve tazminatın miktarı noktasındadır.Taraflar arasında 25/08/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere süresiz yetkili sigorta acenteliği sözleşmesi imzalanmıştır. Acentelik sözleşmesinin 3 ayın bitiminde feshedileceği Beyoğlu 47. Noterliğinin 29/05/2017 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile bildirildikten sonra aynı noterliğin 25/09/2017 Tarih ve ... YN'lu fesih bildirimi ile davalı tarafından tek taraflı feshedilmiştir.Davacı tarafça, feshin haksız olduğu iddiasıyla acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatının ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise, davacı aracılığıyla müşteri portföyü elde edilmediğini ve önemli bir menfaat sağlanmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 121/1. maddesine göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Buna göre, sözleşmenin TTK'nın 121/1 ilk cümle uyarınca usulüne uygun feshedildiği sabittir.TTK'nın 122/1 ve 3. maddesine göre, müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi halleri saklı kalmak kaydıyla sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Denkleştirme tazminatına hak kazanabilmenin şartları birbirine eklenir(kümülatif) tarzda belirtilmiştir. Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi de aynı mahiyettedir. Taraflar arasındaki sözleşme olağan fesihle sona ermiş olup, sözleşmenin acente tarafından haksız feshi vaya müvekkil tarafından acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi durumu söz konusu olmadığından acentenin denkleştirme tazminatı istemesine bir engel yoktur.5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez. Bu şartları açıklanacak olursa;Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir. Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder. Denkleştirme isteminin sınırları; sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki ... paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar göz önüne alınıp çizilir. (Koç, Mehmet, Acentenin Denkleştirme İstemi, s. 90).Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı,  denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır(Yargıtay 11. HD'nin 24/02/2020 Tarih ve 2019/1475 E.- 2020/1949 K. Sayılı kararı). TTK 122 m. uyarınca, acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatı miktarı, son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı tüm ödemelerin (komisyon, prim vs.) yıllık ortalamasını aşamaz. Beş yıldan daha az süren acentelik ilişkilerinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatında azami miktar, faaliyet gösterilen sürenin yıllık ortalamasıdır. Ancak görüldüğü üzere anılan düzenleme denkleştirme tazminatının üst sınırını düzenlemektedir.Davacının talep ettiği denkleştirme yani portföy tazminatı belirlenirken, tazminatı belirleme noktasında, sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki ... paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, kazandırılan müşteri sayısı, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar bir bütün olarak dikkate alınması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 30/06/2020 Tarih ve 2019/2876 - 2020/3326 E-K sayılı kararı). Bahsi geçen hususlar hakimin hukuk bilgisiyle açıklığa kavuşturulamayacağından HMK'nın 266. Maddesindeki, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir, şeklindeki düzenlemeye uygun olarak  bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Ayrıca bilirkişi raporunda davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalının ne gibi önemli menfaatler(prim) elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir. İlk derece mahkemesince, bilirkişi kök ve 1. Ek raporunda fesih tarihinden sonra poliçe yenilemesine ilişkin tespit yapılamadığı ifade edilmiş, 2. Ek raporda ise fesihten 1 yıl sonra tüm müşteri tipleri için 4 adet poliçenin yenilendiği, sigorta şirketi tarafından sunulan özet tarihine kadar ise tüm müşteri tipleri için 18.742 adet poliçenin yenilendiği ifade edilmiştir. Ancak, sigorta şirketince önemli bir menfaatin sağlanıp sağlanmadığının tespiti için tüm müşteri tiplerinin değil acentenin kazandırdığı ve fesihten sonra davalı sigorta şirketi ile devam eden/poliçe yenileyen müşterilerin nazara alınması gerekir. Bu haliyle  mahkemece  esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.O halde, yeni bir bilirkişi heyetinden, gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi de verilip davalı sigorta şirketinin kayıtları incelenerek davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri,  sözleşmenin feshinden sonra davalının, acentenin portföyünden ne gibi önemli menfaatler(prim) elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları ile rapora yönelik itirazlar üzerinde durulup, portföy tazminatı isteminin buna göre değerlendirilmesi suretiyle rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  20/11/2025<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"266921995441832d","SID":"60d6613e726fac85"}}