{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1250 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1725<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13.03.2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/49 Esas 2025/280 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>KARAR TARİHİ\t: 04.12.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04.12.2025<br><br>\tİzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.03.2025 tarih 2025/49 Esas 2025/280 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalı limited şirketin davacı tarafından, 13.09.2011 tarihinde kurulduğunu, 31.12.2014 tarihine kadar ticari faaliyetlerini faal olarak devam ettirdiğini, bu tarihten sonra yine davacı tarafından kapatıldığını ve davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesince de şirketin mükellefiyet kaydının 31.12.2014 tarihi itibariyle sonlandırıldığını,  bu durumun Milas Vergi Dairesinin 07.11.2023 tarihli düzenlediği tutanak ile tespit edildiğini, ancak davalı şirketin davalı.... kayıtlarından halen silinmediğini, aktif şekilde yer aldığını, şirketin 31.12.2014 tarihinden beri gayri faal durumda olduğunu, bu tarih itibariyle hiçbir ticari ilişkisi ya da faturaya tabi hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını, gerek özel gerekse tüzel kişilere herhangi bir borcunun veya alacağının bulunmadığını, aleyhine açılmış bir dava veya icra takibinin de bulunmadığını, 31.12.2014 tarihinden itibaren vergiye tabi herhangi işlem yapmadığını, vergi dairesine beyanname verilmediğini, organsız durumda olduğunu belirterek, gayrifaal durumda bulunan davalı şirkete ait ticaret sicil kaydının, Milas Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından tespit edilen mükellefiyet durumunun bittiği ve işi terk tarihi olan 31.12.2014 tarihi itibariyle geriye dönük olarak silinmesine, davalı ....ndeki davalı şirkete ilişkin kayıtların vergi dairesi tarafından tespit edilen işi terk tarihi dikkate alınarak düzeltilip tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ..., sicil kayıtlarının tetkikinde dava konusu şirketin 13.09.2011 tarihinde kuruluşunun tescil edildiğini, kuruluş ana sözleşmesine göre, ortaklarının ... ve  ... olduğunu, 99 yıl süre ile kurulduğunu, sermayesinin 50.000,00 TL olduğunu, ...'ın kuruluş tarihinden itibaren 20 yıl süre ile şirket müdürü olarak seçildiğini, kuruluş tescilinden başkaca herhangi bir tescil işlemine rastlanılmadığını, 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin uygulandığı dönemde söz konusu şirketin bu maddede sayılan şirketler kapsamında sayılmaması nedeniyle kurumları tarafından herhangi bir işlem tesis edilmediğini, ilgililer tarafından da yasada belirlenen süreler içerisinde bu yönde bir bildirimde bulunulmadığını, davacının aksi yöndeki talep ve istemlerinin herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığını, şirketin sicil kayıtlarının tetkikinde davacının 26.09.2024 tarihinde Müdürlüklerine ulaşan dilekçesine 08.10.2024 tarihli yazı ile cevap verdiklerini ancak 18.10.2024 tarihinde \"adreste tanınmıyor\" sebebiyle iade olarak geldiğini, yine davacı tarafından Müdürlüklerine 25.11.2024 tarihli dilekçeye Müdürlükleri tarafından 26.11.2024 tarihli yazı ile cevap verildiğini, ancak bu cevap yazılarının da 16.12.2024 tarihinde \"adreste yok/kapalı haber kağıdı bırakıldı\" sebebiyle iade olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ortağı tarafından davalı ... Şti.'nin 6102 Sayılı TTK'nın Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicilinden geriye dönük olarak terkininin talep edildiği, davalı ...'nün 08.10.2014 tarihli yazısı ile talebin reddine karar verildiği, ret kararının davacıya tebliğe çıkarıldığı ancak adreste tanınmama nedeniyle tebliğ edilemediği, tebliğ yapılmadığından süresi içerisinde görülmekte olan itiraz davasının açıldığı, TTK'nın geçici 7/1. maddesine göre, 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair KHK gereğince, sermayelerini anılan KHK ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketlerin, kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketlerin, Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatiflerin, sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatiflerin, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatiflerin, 1/7/2015 tarihine kadar bu hallerinin tespiti ya da bildirilmesi  halinde, anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı, anılan madde ile Ticaret Sicil Müdürlüklerine re'sen harekete geçip işlemleri sonuçlandırma görevi yüklendiği, davalı ....'nün, terkini istenen şirketin TTK'nın geçici 7/1. maddesindeki şirketlerden olup olmadığını tespit edebilecek durumda olduğu, yapılacak inceleme sonucu şirketin bu madde kapsamında kaldığının anlaşılması halinde davalının, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtilen işlemleri resen yapması gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davacının ortağı olduğu davalı şirketin vergi kaydının 31/12/2014 tarihinde sonlandığı ve işin terk edildiği, şirketin 31/12/2014 tarihinden itibaren gayri faal olarak ticaret sicil kayıtlarında varlığını sürdürdüğü, davalı .....tarafından geçici 7. madde kapsamında şirketin resen terkin edilmesi gerektiği halde bu işlemlerin yapılmadığı ileri sürülerek davalı şirketin ticaret sicil kaydının 31/12/2014 tarihi itibariyle geriye dönük olarak silinmesi ve bu hususun tescil edilmesinin talep edildiği, TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince bir sefere mahsus olarak ve 01.07.2015 tarihi itibariyle mevcut hukuki durum dikkate alınarak terkin şartlarının düzenlendiği, Geçici 7. maddenin sürekli olarak uygulama kabiliyetini haiz hükümler içermediği, 01.07.2015 tarihi itibariyle terkin şartlarını taşıyan şirketlerin sicilden terkin edilmesini amaçladığını ve düzenlediğini, mahkemece davalı ...'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta davalı şirketin Geçici 7. madde kapsamında sayılan şirketlerden olmadığının belirtildiği, dosya kapsamı ve davalı şirkete ait sicil kayıtlarının incelenmesinde, davalı... Şti.ti'nin 13.09.2011 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davacı şirket ortağının 20 yıl süreyle şirketi münferiden temsile yetkili olarak seçildiği, şirketin sermayesinin 50.000,00-TL olarak belirlendiği, şirketin münfesih olmasını gerektiren bir hukuki durumun bulunmadığı, şirketin limited şirket olması nedeniyle son 5 yılda genel kurul toplantılarının yapılmamasının bir öneminin bulunmadığı, kaldı ki şirket kuruluş tarihiyle 01/07/2015 tarihi arasında 5 yıllık süre geçmediğinden bu şart yönünden de şirketin terkininin gerekmediği, şirketin tasfiye işlemlerine başlandığına dair bir kayıt yer almadığı, her ne kadar davacı tarafça davalı şirketin vergi kaydının sonlandırılmış olması terkin sebebi olarak gösterilmiş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 636/1.maddesi kapsamında şirketin ticari faaliyetlerine son vermesinin tek başına münfesih sayılmasını gerektirmediği, şirket sözleşmesinde şirketin 99 yıllığına kurulduğunun belirtildiği, harici bir özel sona erme sebebinin düzenlenmediği gibi davacının bu yönde bir iddiasının da bulunmadığı, davacı şirketin ticaret sicilinden resen terkinini gerektiren hallerden hiçbirinin gerçekleşmediği ve ...'nün 08/10/2024 tarihli talebin reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı tek ortaklı limited şirketin müvekkili tarafından 13.09.2011 tarihinde kurulduğunu, 31.12.2014 tarihine kadar ticari faaliyetlerine faal olarak devam ettiğini, bu tarihten sonra yine müvekkili tarafından şirketin kapatıldığını ve davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesince de şirketin mükellefiyet kaydının 31.12.2014 tarihi itibariyle sonlandırıldığını, Milas Vergi Dairesinin 07.11.2023 tarihli tutanağı ile tespit edildiğini, bu konu tutanakta davacının ortağı olarak gözüktüğü gerçekte gayrifaal durumda olan şirketin işi terk tarihi olarak 31.12.2014 tarihi ve bu tarihten sonra mükellefiyet durumunun sonlandığının belirtildiğini, davalı şirketin diğer davalı .... kayıtlarında halen daha silinmeyerek aktif bir şekilde yer aldığını, ancak, söz konusu davalı şirket yukarıda da açıkça belirtildiği gibi 31.12.2014 tarihinden beri gayri faal durumda olduğunu, bu tarih itibariyle hiçbir ticari ilişkisi ya da faturaya tabi hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını, buna ek olarak davalı şirketin gerek özel gerekse tüzel kişilere herhangi bir borcu veya alacağı olmadığı gibi hakkında aleyhine açılmış olan bir dava veya icra takibinin de bulunmadığını, vergiye tabi herhangi işlem yapmadığını, vergi dairesine davalı şirket tarafından herhangi bir beyanname verilmediğini, şirketin organsız durumda olduğunu, bu tarihten sonra ticaret sicil kayıtlarına işlenecek ne bir genel kurul kararı ne de bir yönetim kurulu kararı bulunmadığını, müvekkili tarafından SGK'ya başvuru yapıldığında, gayri faal durumunda olan davalı şirketin, davalı sicil kayıtlarında faal olarak gözükmesi sebebiyle ilgili kurumca davacıya Bağkur prim borcu yansıtıldığını, işbu prim borcunun, davacının emekli olmasına engel olduğunu ve davacının hak kaybı yaşamasına yol açtığını, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, 6102 sayılı TTK'nın 34. maddesi kapsamında, davacının ortağı ve yetkilisi olduğu limited şirketin ticaret kaydının sicilden terkini talebinin reddine ilişkin davalı.... kararına itiraza ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.  <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesinin birinci fıkrasında, 01.07.2015 tarihine kadar (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı hüküm altına alınmış olup, belirli koşulların varlığı hâlinde şirketler, ilgili mevzuattaki tasfiye usullerine uyulmaksızın hızlı bir şekilde ticaret sicilinden terkin edilebilecektir. <br>\tAynı maddenin üçüncü fıkrasında ise birinci fıkranın belirtilen bentlerinde özellikleri taşıyan şirketlerin ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünce re'sen veya herhangi bir kişi, kurum ve kuruluş tarafından kanıtları ile birlikte bildirimleri de kapsayacak şekilde sicil kayıtlarının incelenmesi ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.<br>\tGörüleceği üzere kanun koyucu, 01.07.2015 tarihine kadar olmak kaydı ile gerek Ticaret Sicil Müdürlüğüne gerekse de kurum ya da kişilere tespit ve bildirim yükümlülüğü yüklediği, şirket ortaklarının son tarihe kadar bildirim yükümlülüklerine uygun davranmadıkları, bu zorunluluğun yalnızca Ticaret Sicil Müdürlüğüne ait olduğunun söylenemeyeceği, 01.07.2015 tarihinin son gün olduğu, bu tarihten sonra geçici 7. maddede sayılan hallerin gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değil, anılan Kanun'un tasfiyeye ilişkin belirlenen diğer şartlarının yerine getirilip getirilmemesine göre hareket edilmesi gerektiği, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 643. maddesi yollamasıyla 536 ile 546. maddelerinde düzenlenen tasfiyeye ilişkin hükümlerdeki koşullara göre değerlendirme yapılabileceği, bu maddeler gereğince terkini talep edilen dava dışı şirketin tasfiye işlemleri tamamlanmayıp, gerekli diğer prosedürlerin yerine getirilmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir.  (Yargıtay 11. HD 25.11.2024 tarihli 2024/46 E. 2024/8235 K.) <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,\t<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a3881487c9e4090","SID":"b65059cd3465ac9a"}}