{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO\t: 2025/1023 <br>KARAR NO\t: 2025/2069<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/01/2025<br>NUMARASI\t: 2021/300 Esas - 2025/89 Karar<br>DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 26/11/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br> GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ   :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  06/10/2019 günü davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu... plakalı aracın sürücüsünün Bakırköy İlçesi D 100 Güney yolda Topkapı istikametine seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde tek taraflı yaralanmalı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kazaya karışan... plakalı aracın ZMMS poliçesinin davalı ... Sigorta A.Ş.den yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünde bulunduğunu,  Bakırköy 20.Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/234 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu,  kaza sonrasında davacının Bakırköy Dr.Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldığını ve bu hastanede tedavi gördüğünü, ... plakalı aracın dava dışı ... Tekstil İnş.San.Tic.Ltd.Şti. adına kayıtlı olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin düzenlenen rapor ve kazaya ilişkin gerekli evraklarla KTK 97.maddesi gereğince sigorta şirketine başvuru yapıldığını, başvuruya ilişkin evrakların sigorta şirketine 17/11/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, sigorta şirketinin 02/12/2020 tarihi itibariyle temerrüte düştüğünü, davalı sigortaya yapılan başvuru neticesinde ... nolu hasar dosyasının açıldığını ve davalı sigorta şirketi tarafından bildirilen banka hesabına davacı adına 22/12/2020 tarihinde 63.565,80 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davalı sigorta şirketince ödemenin eksik yapıldığını, taraflar arasında herhangi bir sulh ve ibraname imzalanmadığını, kaza nedeniyle davacının vücudunda kırıklar meydana geldiğini, davacının uzun süre bakıma muhtaç bir halde yaşadığını, davacının kazadan dolayı geçici ve sürekli iş göremezlik zararları yanında, geçici bakıcı gideri zararının ortaya çıktığını, ayrıca davacının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan kendisinin yaptığı faturalı fizik tedavi, ambulans giderleri, muayene gideri olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik ile 100,00 TL geçici bakıcı gideri ve 100,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 400,00 TL maddi tazminatın davalının temerrüt tarihi olan 02/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 43.877,84 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, ... plakalı aracın müvekkili şirkete 26.10.2018-2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMSS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 360.000 TL olduğunu,  mezkûr kaza sebebiyle müvekkili sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine 22.12.2020 tarihinde 63,565.80-TL tazminat ödemesi yapıldığını, bakiye tazminatın söz konusu olmadığını, tazminat sorumluluğu doğacak ise ödeme tarihinden itibaren faiz güncellemesi yapılarak mahsup edilmesi gerektiğini, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının sigortalı araçta para ile taşınan bir yolcu olmadığını, kazaya karışan araca tamamen kendi rızası ve isteğiyle, herhangi bir karşılık olmaksızın bindiğinin anlaşıldığını, dolayısıyla somut olayda hatır taşımacılığının mevcut olduğunu, kazada sigortalı araç sürücüsünün 1,49 promil alkollü olduğunu, davacının alkollü araç sürücüsünün yanında bilerek yolculuk etmesi sebebiyle ilgili kazada meydana gelen hasarın araç sürücüsünden meydana gelen kısmına kendisinin katlanmak zorunda olduğunu, müvekkili şirkete yapılan müracaatın usulüne uygun gerçekleştirilmediği için müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini ve başvuranın faiz isteme hakkı doğmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"Davanın kısmen kabulü ile; 20.071,72-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 7.752,12-TL bakıcı gideri ve 16.054,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 43.877,84-TL maddi tazminatın 22/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigorta şirketine sadece sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesi yapılması için değil davacının geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ile tedavi yol giderlerinin karşılanması için başvuru yapıldığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesi olduğuna ilişkin mahkemenin kabulünün yerinde olmadığını, davacının zararının ödeme tarihi itibariyle tamamen karşılanmadığı halde aktüer bilirkişiden ek rapor aldırılması talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı hakkında Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı ve Adli Tıp Kurumu raporları arasındaki çelişkilerin tam olarak giderilemediğini, davacının sürekli iş göremezlik oranın %9 olduğu tarafların bir nevi kabulünde olduğunu, tazminat hesaplamasının yapılmasının hukuk ve hakkaniyet gereği olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıya yapılan ödemenin güncellenmiş değerinin mahsubu gerektiğini, ödeme üzerinden 2 yıldan fazla geçtiğini, hak düşürücü sürenin göz önünde bulundurularak davanın esastan reddedilmesi gerektiğini, sigorta şirketine usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilmiş %100 kusur oranının kabul edilemeyeceğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumda kusurunun bulunmadığını, işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, geçici iş görmezlik tazminatı ZMMS poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, 6111 sayılı yasa gereği talep edilen tazminat kalemleri tedavi gideri olarak değerlendirilmekte olduğunu, SGK’dan talep edilmesi gerektiğini, taleplere ilişkin olarak ödeme yapılıp yapılmadığı da SGK’ya sorulması gerektiğini, bakıcı gideri tazminatı talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının bakıma muhtaç olduğunu, olmadığı komisyon aracılığıyla seçilecek tarafsız hekim bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, poliçe tanzim tarihi itibariyle tedavi gideri tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, davacının ulaşım, bakım, yemek gideri gibi talepleri dolaylı giderler niteliğinde olduğunu, sigorta teminatı dışında kaldığını, davacının ihmali sebebiyle meydana gelen müterafik kusurunun değerlendirilmesi gerektiğini, davacıya SGK tarafından aylık bağlanıp bağlanılmadığının tespiti gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, hükmedilen faizin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderinin tahsili talepli maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 06/10/2019 günü davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu, davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi ile sigortaladığı ve dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı aracın, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüje çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderinin tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; polis memurları tarafından düzenlenen ve aksi sabit olana kadar geçerli sayılan kaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde... plakalı araç sürücüsü Doğukan Kaymaz'ın tam kusurlu olduğunun belirtildiği, ceza mahkemesince sanığın taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma eyleminden mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı, ceza yargılamasında sanığın tam tespit edilememekle birlikte 1 promilin altında alkollü olduğunun tespit edildiği, mahkemece alınan kusur raporunun  ceza yargılamasında kabul edilen olayın oluşuna ilişkin maddi olguya göre düzenlendiği, kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun düştüğü, bu halde davalı sürücü tam kusurlu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.  TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. m. hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı Yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları).   Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta; Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 16/02/2022 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Erişkinler Hakkında Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre  davacının sürekli iş göremezlik oranının %0 olduğu,  geçirdiği kaza nedeniyle 9 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği, 3 ay bakıcıya ihtiyaç duyacağının tespit edildiği; davacının muayenesi yapılarak rapor düzenlenmesi için dosyanın yeniden ATK 2.İhtisas Dairesi'ne gönderildiği,  Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 28/11/2022 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Erişkinler Hakkında Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre  davacının sürekli iş göremezlik oranının %3 olduğu,  geçirdiği kaza nedeniyle 9 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği, 3 ay bakıcıya ihtiyaç duyacağının tespit edildiği; maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın ATK 2.İhtisas Üst Kurulu'na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Üst Kurulundan alınan 05/10/2023 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Erişkinler Hakkında Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre  davacının sürekli iş göremezlik oranının %3 olduğu,  geçirdiği kaza nedeniyle 9 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği, 3 ay bakıcıya ihtiyaç duyacağının tespit edildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak  maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına, davacı vekili tarafından sunulan rapor uygun yönetmeliğe göre hazırlanmadığından çelişki yaratmamasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. SGK'dan gelen yazıya göre davacının olay tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanunun 4/1,a,b,c, bentlerine tabi çalışması olmadığından rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından bu yöne ilişkin istinaf yerinde değildir.13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan değişiklikle \"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı...\" hükmüne yer verilmiş; 6111 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesinde de \"Bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin de SGK tarafından karşılanacağı...\" hükmü getirilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten, sürücü ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.Dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda zaten SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ayrı bir kalem olarak hesaplanmış olup, belgesiz  olan  bu tedavi giderinin  poliçe kapsamında olmadığına dair istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen bir ibraname bulunmadığından, KTK'nın 111.maddesi uygulanamayacağından 2 yıllık sürenin geçtiğine; davacı vekili tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldıktan sonra yapılan kısmi ödeme üzerine dava açıldığına göre, KTK'nın 97.maddesindeki başvuru koşulunun yerine getirilmediğine ve davalı sigorta şirketinin temerrüde düşürülmediğine yönelik istinaf başvuruları yerinde değildir.Davacı vekilinin davadan önce başvurusu üzerine davalı Sigorta Şirketi tarafından 22/12/2020 tarihinde davacıya 65.565,80-TL ödeme yapılmıştır. Ödeme dekontunda, sürekli iş göremezlik ödemesi olduğu yazılmamış ise de, ödemeye esas olan ve davalı tarafından düzenletilen aktüerya raporunda sadece sürekli iş göremezlik zararının hesaplatıldığı ve ödemenin de bu rapor doğrultusunda yapılmış olduğu dikkate alındığında, bu ödemenin sürekli iş göremezlik ödemesi olmadığına yönelik davacı vekili istinafı yerinde görülmemiştir.Davacı taraf, dava açmadan önce davalıya başvurmuş olup davalı tarafından davacıya 22/12/2022 tarihinde 65.565,80-TL ödeme yapıldığı her iki tarafın da kabulündedir. Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda, davacı için toplam 40.941,52-TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış; hesaplanan bu tazminattan, davalının daha önce ödediği bedel herhangi bir güncellemeye tabi tutulmadan doğrudan düşülmüştür. Oysa, davadan önce parayı alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesinin önlenebilmesi için davadan önce yapılan ödemelerin hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi gerekir  (Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  23.10.2017  tarih, 2016/ 9924 E. ve 2017/9413 K. sayılı kararı). Ödemenin doğrudan düşülmesine rağmen davacı için bakiye sürekli iş göremezlik zararı kalmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin bakiye sürekli iş göremezlik zararı bulunduğuna yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. Ancak; davalı tarafından davacılara yapılan ödeme ile parayı önceden kullanma imkanına kavuşan davacıların sebepsiz zenginleşmesinin önlenmesi ve tazminatın denkleştirilmesi ilkeleri de gözetilmek suretiyle, davalının davadan önce ödediği bedelin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faiz hesaplanarak sigorta ödemesinin güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, \"ölüm ve sakatılık\" teminatından ödenmesi gereken sürekli ve geçici iş göremezlik tazminat toplamını karşılayıp karşılamadığının değerlendirilmemesi doğru olmamıştır.Kazaya karışan arasın 4+1 kapasiteli olup, araca 7 kişinin binmesine ve sürücünün tam tespit edilmemekle birlikte 1 promil altında alkollü olmasına, ceza soruşturmasında alınan beyanlara göre, sürücü ve müteveffa da dahil olmak üzere araca binenlerin kaza öncesinde beraber alkol aldıklarını beyan etmelerine ve müteveffanın alkollü sürücünün kullandığı araca bindiğini bilmesine göre; zarardan %20 müterafik kusur indirimi yapılıp netice zararın hesaplanması gerekirken, bu indirimin uygulanmaması doğru görülmemiştir.Bu doğrultuda, usul ekonomisi de gözetilerek resen aktüerya bilirkişi raporunda düzeltme ve hesaplama yapılmıştır. Buna göre, 13/11/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan 20.071,73 TL geçici iş göremezlik tazminatından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında 16.057,38 TL; hesaplanan 7.752,12 TL bakıcı gideri zararından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında 6.201,70 TL; hesaplanan 16.054,00 TL tedavi giderinden %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında 12.843,20 TL olmak üzere talep edilebilecek tazminatlara ulaşılmış, davacı tarafın ıslahı da gözetilerek 35.102,28 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Müterafik kusur indirimi nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet indirimi mahiyetinde olduğundan istinaf talep eden davalı lehine bu kısım üzerinden vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere   :<br>A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, <br>Buna göre:<br>1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 16.057,38-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 6.201,70-TL bakıcı gideri ve 12.843,20-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 35.102,28-TL maddi tazminatın 22/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.397,84-TL harçtan peşin alınan 486,90 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.910,94 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 486,90 TL peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 546,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta kayıtlı bulunan tebligat, posta, bilirkişi ücretinden oluşan 11.792,90 TL yargılama gideri ile 11.122,00 TL ATK masrafı olmak üzere toplam 22.914,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 35.102,28 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak  davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa  iadesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;<br>1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-a-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 630,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, b- Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d1a4496518e1b573","SID":"0773f59060b487be"}}