{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/391 Esas<br>KARAR NO: 2025/1426<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/12/2023<br>NUMARASI\t: 2022/238 Esas, 2023/237 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 13/11/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin  dünya çapında tanınmış olan “...” markasının sahibi olduğunu, gayrimenkul sektöründe bu marka adı altında faaliyet gösteren birçok gayrimenkul şirketinin de sahibi olduğunu, Müvekkili ve ortağı bulunduğu ... Gayrimenkul Geliştirme Yapı ve Yatırım A.Ş.'nin uzun yıllardır “...” ibareli seri markalar ile inşaat sektörü başta olmak üzere birçok farklı alanda projeler geliştirdiğini, müvekkiline ait “... Gayrimenkul Yapı ve Yatırım Anonim Şirketinin\" 23.10.2011 tarihinde ve “... ... ve Yapı Ticaret Anonim Şirketinin” 17.11.2021 tarihinde İstanbul Ticaret Siciline tescil edildiğini, 2009/595823 sayılı “...” ve 2012/66543 sayılı “...” markaları Türk Patent Enstitüsü nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, ayrıca her bir gayrimenkul projesi için özel olarak ayrı marka tescil başvurularında bulunulduğunu, müvekkilinin “...” markası ile bağlantılı ve bu markanın devamı niteliğinde birçok markası bulunduğunu, Müvekkilinin geliştirdiği “markalı ...” konsepti ile satışa sunulan ... projeleri için 2018/93218 sayılı “... ...”, 2021/06153 sayılı “...” ve 2022/033262 sayılı “...” markalarının da müvekkili adına tescil edildiğini, Davalının müvekkiline ait “... ...” markası ile iltibas yaratacak şekilde benzer “... ...” markasını kullandığı ve Türk Patent ve Marka Kurumu'na 13.03.2022 ve 01.09.2022 tarihinde marka tescil başvurularında bulunduğunu, Davalı şirkete ait 2022/089745 numaralı “... ...” marka başvurusunun müvekkiline ait “...” ibareli makalar ile ortak olan 36. ve 37. Sınıflarda tescilli olduğunu, 2022/0127262 numaralı “... ...” marka başvurusunun da müvekkiline ait marka ile aynı 36. ve 37. ve 42. sınıflarda tescilli olduğunu, aynı hizmetin aynı tüketici kesimine sunulduğu düşünüldüğünde, müvekkiline ait markanın tüketici nezdinde kazandığı tanınırlık ve itibarden, hiçbir emek ve çaba sarf edilmeden haksız şekilde faydalanmak amacı ile müvekkiline ait tanınmış markanın taklit edildiğini, Davalı şirket tarafından gayrimenkul sektöründe kullanılan “... ...” markası ile müvekkilinin “... ...” isimli markası başta olmak üzere “...” ibareli seri markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunu, davalı eyleminin Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasına dayalı olarak eylemlerin tespiti, önlenmesi, durdurulmasını, şimdilik 10.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi ve  hükmün ilanını talep etmiştir.  <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yıllardır inşaat ve emlak sektöründe ticari itibar kazanan ve çevresinde de oldukça müşteri kazanan müvekkili şirketin, davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan iş bu davadan dolayı itibari zedelenmiş ve müşteri kaybına uğramış olduğunu, bu sebepten dolayı gerek maddi gerekse de manevi zarara uğrayan müvekkili firma hakkında re'sen tazminat alacağına hükmedilmesini, Davacı markası ile gerek unvan gerekse de isim, logo, amblem, tabela, kartvizit olarak hiçbir benzerliği olmadığı halde müvekkili firma hakkında haksız ve hukuka aykırı olarak açılan iş bu davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:<br>\"...  Markalarda asıl unsur ... ve ... ibaresidir. ... ibaresi yapılan işi niteler ve tekel hakkı vermeyen tali bir ibaredir. Gerek kelime ibaresi, gerek görsel ibare, gerek telaffuz olarak markalar baştaki N harfi dışında benzer değildir. Kaldi ki davalının markası 4 harf ile oluşturulmuş ve ... ibaresinin hiçbir şekilde ... ibaresi ile benzer olmadığı açıktır.  <br>   Markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığında, markaların görsel, işitsel ve kavramsal özelliklerinin bir bütün olarak değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. (  Yargitay 11.HD’nin, 2018/5762 esas, 2019/6669 karar ve 23.10.2019 tarihli ilamları)Bu açıdan yüksek yargı uygulamaları da dikkate alındığında Davalının “... ...” ibareli markasının ve kullanımlarının davacının “... ...” ibareli markası arasında SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Davalının karıştırılmaya yol açacak, aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı herhangi tutum ve davranışının tespit edilemediği . somut olayda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin şartlarının bulunmadığı gözetilerek sübut bulmayan DAVANIN REDDİNE,\" şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:<br>Davacı vekili istinaf isteminde özetle; 2009/59582 sayılı \"...\" ve 2012/66543 sayılı \"...\" markaları  ile müvekkilinin geliştirmiş olduğu \" markalı ... \"  konsepti ile satışa sunulan ... projeleri için 2018/93218 sayılı \" ... ...\" , 2021/06153 sayılı \"...\" ve 2022/033262 sayılı \"...\" markaları da marka ve şekil olarak müvekkili adına tescil edildiğini,  davalı şirketin \" ... ... \" ve  \"... ... \" markalarını kullanarak tüketici nezdinde kazandırdığı tanınırlık ve itibarından, hiçbir emek ve çaba sarf edilmeden haksız şekilde faydalanılmak istendiğini, davaya konu markalar bir bütün olarak değerlendirmeyip  ayrı ayrı parçalara bölünmek sureti ile hatalı bir değerlendirme yapıldığını,  görsel işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunu, Rapora itirazların değerlendirilmediğini ve hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, Tanınmış marka statüsünde olan “...” markası ile aynı şekilde “N” harfi ile başladığını ve markanın devamında kullanılan “...” kelimesi de müvekkilinin markası ile aynı şekilde ve aynı konumda kullanıldığını, ortalama tüketicinin yanılgıya düşeceğini, ... markası Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, davalının kötü niyetli kullanımı müvekkil davacının seri markaları arasında sızma niyeti taşıdığını, Kaldı ki internet sitesi görselleri ile nerede ise bire bir aynı olduğunu, her iki tarafın da gayrimenkul sektöründe faaliyet gösterdikleri düşünüldüğünde,  davalının bu kullanımının tüketiciyi yanıltacağı ve üçüncü kişiler nezdinde bu projelerin müvekkile ait ... markası ile bağlantılı olduğu izlenimi yaratacağını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>GEREKÇE<br>Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacı ... markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin ... ve ... ... esas unsurlu pek çok markası olduğunu, davalının ... ... ibareli kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş ise de, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporunda yerinde olarak tespit edildiği üzere  davalının iddiaya konu “... ...” ibareli kullanımları ile davacının “... ...” ibareli markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalının karıştırılmaya yol açacak, aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı herhangi tutum ve davranışının tespit edilemediği, somut olayda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin şartlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;<br>1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0fa01553044a6ef","SID":"2ad5e7af5f423aec"}}