{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/550 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1487<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/01/2024<br>NUMARASI\t: 2023/45 Esas, 2024/20 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tescilli tekne tararımı bulunduğunu, davalı şirket tarafından teknenin aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak suretiyle davacı haklarının tecavüze uğradığını, 2015 yıllında dava dışı ...Mağazacılık Turizm Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. firması İtalya'da bu konuda yüksek lisans eğitimi almış  tekne tasarımcısı ve mimar olarak hayatını kazanan müvekkilinin ...’dan bir tekne tasarımı satın almak  için kendisiyle temasa geçtiğini, müvekkilinin ... 'a elindeki tasarımları gösterdiğini ve farklı ödeme yöntemleri öngörülen bir düzine kadar farklı  sözleşme taslağını karşı tarafa yollandığını,  ... tasarımlardan birini beğenmiş olmasına rağmen ücret ve ödeme şartlarını uygun bulmadığını ifade ederek herhangi bir sözleşme imzalamaya yanaşmadığını, işi resmiyete döküp taraflar için bağlayıcı bir hukuki ilişki kurmaktan kaçındığını, tekne tasarımcıları, tasarımlarını noterde devretmeden önce genelikle kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkiline ait tescilli tekne tasarımına ait üç boyutlu (3D) model dosyasını uygun bilgisayar programına yükleyen bir kişi, böylece  teknenin içini, dışını her açıdan yakınlaştırarak veya uzaklaştırarak her yönde 360 derece çevirerek hatta teknenin içindeki odaları, yatak odasını, tuvaleti, teknenin oturma yerlerini, çatısını, mutfağını en ince ayrıntısına kadar inceleme ve milimetrik ölçü alma imkanı bulmaktadır.  IGS ve Rhino formatındaki söz konuu dijital model dosyasını ve diğer çizimleri ...’a güvenerek paylaşan müvekilinin bir taraftan da gene ... Firmasını tekne tasarım devri sözleşmesini imzalamaya ikna etmeye gene avukatına hazırlattığı sözleşme taslaklarını ...’a imzalanmaları için göndermeye devam ettiğini, davalı tarafından üretilen teknelerin müvekkiline ait tescilli tasarımın birebir aynısı olduğunu,  müvekkilinin tasarımını tescil ettirmesinden üç sene sonra18/09/2019 tarihinde ... Denizcilik San. ve Tic. Ltd. Şti ismiyle davalı şirketin kurulduğunu, davalı taraf müvekkilinin tescilli tasarımını tescilde yer alan ismi bile değiştirmeden kullanmaya ve tekne üretim ve satışına başladığını, hatta şirketin ticari unvanında da Nauta ismi kullanıldığını beyan ederek müvekkilinin SMK Md. 81 uyarınca tescilli tasarım hakkına tecavüzden doğan tazminat hakkının tespiti ve müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın taleplerine karşı öncelikle zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, davacı taraf iddiasının gerçek dışı olduğunu, zira müvekkili üretmiş olduğu teknelerin tamamını kendi tasarımcı ve mühendisleri ile birlikte tasarlamakta ve ürettiğini, müvekkili 2015 yılından bu yana dava konusu teknenin endüstriye, teknik ve estetik tasarımını aynı isim altında yaptığını, Uzun süren teknik ve estetik hazırlık çalışmalarının ardından 2019 yılından itibaren de üretimini yaptığını, bu sebeple davacı tarafın aksi yöndeki iddiaları mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, tescil edilen tasarımın ayırt edici bir özelliği bulunmadığı gibi herhangi yenilik şartı da taşımadığını, aynı şekilde yine bilimsel olduğuna dair ibare içeren Dr. ...'e ait mütalaa da aynı şekilde birkaç fotoğrafın incelemesi ile tamamen tahminler üzerine varsayımlardan yola çıkılarak hazırlandığını, mütalaada yine aynı şekilde açıkça yüksek ihtimallerden bahsedildiğini, Gebze 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/83 D.İş sayılı dosyası üzerinden düzenlenmiş olan bilirkişi raporunda mütalaalardan etkilenilerek, aynı ibarelerle düzenlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/01/2024 tarih ve 2023/45 Esas, 2024/20 Karar sayılı kararıyla; \"...Dava konusu uyuşmazlığın tasarım hakkına tecavüz oluşturacak şekilde davalının imalat ve satışının bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olduğu, HMK'nın 190. Maddesi ve TMK'nın 6. Maddesi gereği ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, her ne kadar dosya arasında bulunan Gebze 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/83 D. İş sayılı dosyası ile alınan raporda davalının üretimini yaptığı teknenin davacı adına tescilli tasarım yönünden ihlal oluşturduğu tespit edilmiş ise de alınan bu raporun davalı tarafın savunma hakkı alınmaksızın yapıldığı dikkate alındığından ve yargılama sırasında davalı tarafın cevap ve savunma hakkı kullandıktan sonra yeni bir bilirkişi incelemesi ile ihlalin gerekliliğinin tespitinin zorunlu olduğu dikkate alınarak Mahkememizce iddia ve savunma çerçevesinde SMK hükümleri çerçevesinde inceleme yapılmak üzere dosyanın taraflara ait ürünler üzerinde inceleme yapılması için Patent-tasarım uzmanı, endüstri mühendisi ve muhasip üyeden oluşan  bilirkişisine tevdi ile ücretin yatırılmasına dair davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davanın REDDİNE, ...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davadan önce D.İş dosyasından alınan bilirkişi, taraflarınca sunulan iki adet mütalaa, dilekçe eklerinde sunulu fotoğraf, yazışma ve deliller ile açılan davanın ispat edildiğini, ispat külfetinin davalı üzerinde olduğunu, yeni alınacak bilirkişi rapor ücret ve masraflarının davalı tarafından ödenmesi gerektiği, ispat külfetine ilişkin itirazları hakkından ara karardan rücu talep ettiklerini, talepleri hakkında olumlu/olumsuz karar verilmeden tahkikatın sona erdirilmesinin ve devamında da taraflarına ıslah için süre verilmemesinin hatalı olduğunu, beyan ettikleri ıslah taleplerinin duruşmada zapta geçirilmemesinin hatalı olduğunu, mevcut deliller dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla  yerel mahkemenin 2024/20 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılmasını’ ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:<br>Dava, Tescilli tasarım hakkına tecavüzden doğan tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından, davalı tarafından üretilen teknelerin davacı adına 2016 08363 numara ile tescilli tekne tasarımından doğan haklarını ihlal ettiği iddiası ile maddi tazminat istemiyle huzurdaki dava açılmış, davalı tarafından davanın reddi talep edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, iddia ve savunma kapsamından ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektiren hallerden olduğundan mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmasına ve ispat külfeti gereği keşfen yapılacak bilirkişi incelemesine ilişkin masrafların davacı üzerinde bırakılmasının HMK 266. Madde kapsamında yerinde olduğu, her ne kadar 07/11/2023 tarihli duruşma ara kararında bilirkişi ücreti ve keşif masraflarının mahkeme veznesine yatırılması hususunda tesis edilen ara kararda verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığı görülmüş ise de davacı tarafından bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmediği gibi gerek ara karar sonrası aşamalardaki beyanlardan ve gerekse istinaf dilekçesinde yer alan beyanlardan davacı iradesinin aslen \"ispat külfetinin kendileri üzerinde bulunmadığının ve masrafların karşı tarafa yüklenmesi gerektiği\" şeklinde dile getirildiğinden süreye ilişkin usul eksikliğinin davacı iradesinde ekili olmadığı anlaşıldığından ileri sürülen istinaf sebebinin yerinde olmadığı, hasıl olan neticeye göre ilk derece mahkemesince davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına dair kabulü ile sonuca gitmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, mevcut deliller kapsamında yapılan inceleme ile delil tespit raporunun davalı taraf yokluğunda yapılan keşfen inceleme ile tanzim edildiği gibi raporda \"kalıpların üst üste yığılmış halde bulunması, ölçüme yardım ve nezaret edecek atölye çalışanı olmaması ve keza yaklaşık 35-40 adet ölçü alınmasının imkânsızlığı nedenleriyle, ölçme işleminin yapılamadığının\" belirtilmesi karşısında tek başına hükme esas alınmaya elverişli olmadığı, davacı tarafça sunulan uzman görüşünün davacının yazılı belgeye bağlı beyanı niteliğinde olduğu, uzman görüşü içerisindeki vakıaların ispatının ancak bilirkişi delili ile mümkün olduğu, HMK 107. Madde kapsamında dile getirilen talebe konu maddi tazminatın tespit ve miktarına yönelik dosya kapsamında somut hiçbir delil bulunmadığı, \"ıslah\" taraf işlemi olup, ıslaha konu işlemin gerçekleştirilmesinde Mahkemenin iznine ya da ara karar tesisine gerek bulunmadığı, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine dair ilk derece mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilince ileri sürülen istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f0bce62a0ea4a40d","SID":"d599c31895cd4f2c"}}