{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                       T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi          21.Hukuk Dairesi  2023/579 Esas 2025/1296  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/579 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1296<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/664 Esas 2022/727 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/12/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 13/11/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/12/2025  <br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ... Turizm Eğitim ve Danışmanlık Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sadece kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından ve kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğunu, kefalet sözleşmesinde kefalet süresinin müvekkilinin el yazısıyla yazılmadığını, dava dışı asıl borçlunun belirtilen kadar borcu bulunmadığını, alacağın muaccel hale gelmediğini bildirerek davanın reddini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>\t<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını, kefalet süresini gösteren ve müvekkilinin el yazısıyla yazılmış bir süre bulunmadığını, kredi alacağının muaccel hale gelmediğini, belirtilen kadar borç bulunmadığını bildirerek davanın reddini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda davacının akdi faiz talep edemeyeceğine ilişkin yaptığı hesaplamanın dikkate alındığı, davanın itirazın iptali davası olduğu, takip talebinde davacı tarafından talep edilmeyen ve takibe konu olmayan alacak hakkında hüküm kurulamayacağı, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce dikkate alınması gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasına itirazlarının kısmen iptali ile takibin tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydı ile KMH kredisi açısından 107.285,57 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar %28,80 oranı üzerinden temerrüt faizi ve bu faizi BSMV'si uygulanmasına, BCH kredisi açısından 20.303,43 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar %58,80 oranı üzerinden temerrüt faizi ve bu faizi BSMV'si uygulanmasına, TTK kredisi açısından 21.123,67 TL  asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar %58,80 oranı üzerinden temerrüt faizi ve bu faizi BSMV'si uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davadan sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce tahsilatta dikkate alınmasına, 29.742,53 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu müteselsil kefalet sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olmadığını, davaya konu müteselsil kefalet sözleşmesinde müvekkilinin eşinin geçerli bir rızası bulunmadığından kefalet sözleşmesinin geçerli bulunmadığını, uyuşmazlığa konu olayda müvekkili ...'nin işbu kefalet sözleşmesini tacir ve temsilci veya bir tüzel kişinin organı\\organ üyesi olarak imzalamadığını, müvekkilinin tacir sıfatıyla imzalamadığı sözleşmenin müvekkilinin eşinin rızası bulunmaması ve bu durumun aksini ispatlayan istisnai bir hükmün de olmaması nedenleriyle kefalet sözleşmesinin gerekli şartları taşımadığını, davaya konu müteselsil kefalet sözleşmesinin ilk kredi sözleşmesi için yapıldığını, ancak daha sonra işbu kredi sözleşmesinin cari kredi sözleşmesi gibi miktarlara artırıldığını, müvekkilinin kredi sözleşmesindeki ilk borçlanmadan sorumlu olduğunu, bu borçlanmanın ödendiğini, geçerli bir borç ilişkisi kalmamasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından davacının taleplerinin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kefilin sadece imzaladığı geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumlu bulunduğunu, mahkemesince bilirkişi raporlarında yapılan hesaplama esas alınarak karar verilmiş olmasının hukuka aykırılık teşkil etmekte olup mahkemenizce bu hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, kefalet sözleşmesi kabul edilse dahi dava dışı üçüncü şahıs ... Yapı Malzemeleri Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin kararda hükmedildiği gibi bir borcu bulunmadığını, dava dışı ... Yapı Malzemeleri Ticaret A.Ş.'nin müvekkilinin bilgisi olduğu kadarıyla borçlarını ödediğini, mahkemece hükmedilen miktarın fahiş olduğunu, müvekkilinin temerrüte düştüğü tarih hesabının açıkça hatalı olduğunu, mahkemece de takip tarihinden tahsil tarihine kadar denilmek suretiyle faizin takip tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini hüküm altına aldığını, ancak bu belirlemenin açıkça hatalı olduğunu, ödeme emrinin müvekkiline 10.09.2019'da tebliğ edilmiş olup, dosyaya 12.09.2019 tarihinde taraflarıca itiraz dilekçesi sunulduğunu, işbu dilekçede de tebellüğ tarihinin 10.09.2019 olarak belirtildiğini, kefalet sözleşmesinin geçerliliğini kabul etmemekle birlikte müvekkilinin ilgili kalemlerin faizinden sorumlu olabilmesi için temerrüte düşmesi gerektiğini, temerrütün ise takip tarihi itibariyle değil, tebliğ tarihi itibariyle gerçekleştiğini, müvekkilinin ilgili borçtan haberdar olmasının ancak tebliğ ile mümkün olduğunu, mahkemenin hükme esas alınan değerde davacıya ödenen değerleri mahsup etmediğini, takipten sonraki tahsilatların da dikkate alınması gerektiğini, işbu meblağlar açısından davanın konusuz kaldığını, ilgili meblağların hesaplanan bakiyeden mahsup edilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, likit ve belirlenebilir olmayan bir alacak kalemi için icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunu tevdi ettiği bilirkişi hesap bilirkişisi değil, bankacı ve müfettiş bilirkişi olduğunu, bu durumun dahi borç miktarını müvekkilinin şahsen hesaplamasının mümkün olmadığının göstergesi olduğunu, mahkeme tarafından yapılan vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, hesaplanacak vekalet ücretinin de kabul red oranına göre belirlenmesi gerektiğini, davacının davasının reddedilen kısmı göz önüne alındığında lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu, eksik hesaplanan vekalet ücreti açısından da mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... Turizm ... Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılamada tarafların yokluğunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu hususun müvekkilinin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, huzurdaki uyuşmalığa konu dosyada karar verilen 25.10.2022 tarihinde yapılacak oturuma vekil olarak şahsının aynı gün saat 10:15'te Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/407 Esas sayılı dosyasının duruşması olması nedeniyle katılım sağlanamayacağı gerekli belgeler de dilekçe ekinde sunularak mahkemeye bildirilerek mesleki mazeretin kabulü ile duruşmanın ertelenmesinin talep edildiğini, mahkemece 25.10.2022 tarihli oturumda duruşma tutanağına \"davalı ... vekilinin mesleki mazeret bildirdiği görüldü.\" hususunun dercedildiğini, ancak mesleki mazeret hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın ve gerekçe de belirtilmeksizin taraflarının yokluğunda karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının, savunma hakkının ve dolayısıyla da adil yargılanma hakkının ihlaline de neden olduğunu, müvekkilinin imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin sorumlu olduğu kefalet süresini gösteren ve kendi  el yazısı ile yazılmış bir süre bulunmadığını, dava konusu yapılmış olan kefalet sözleşmesinde müvekkilin sorumlu olduğu süreyi gösteren ve kendi el yazısı ile yazılmış bir kefelet süresi bulunmadığını, bu yönden de hukuken geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, sözleşme içeriği incelendiği zaman kefalet süresinin belirtilmediğini, bu durumda geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin sadece kendi temerrütün hukuki sonuçlarından ve kefalet limitinden sorumlu olduğunu, kefilin, kefil olduğu genel kredi sözleşmesi dışında başkaca herhangi bir borçtan sorumlu tutulamayacağını, kefil olduğu genel kredi sözleşmesinde bu yönde bir madde (doğmuş veya doğacak tüm borçlarının teminatı olarak) bulunmasının bu sonuca etkili olmadığını, dava dışı ... Yapı Malzemeleri Ticaret ve Sanayi A.Ş, dava konusu yapılan sözleşmede belirtilen borçlarını ödemiş olup, bu sözleşme kapsamında kullanmış olduğu krediden dolayı herhangi bir borcunun kalmadığını, dava dışı şirketin kgf kefaleti ile kredi kullandığını, bu kredide müvekkili şirket ve diğer davalı ...'nin kefaletinin bulunmadığını, davacı işbu kgf kefaletiyle olan kredi borcundan dolayı, dosyaya sunulmuş olan 21/08/2014 tarihli sözleşmede müvekkili şirketin ve diğer davalı ...'nin imzasının bulunması sebebiyle bu davayı davalılara yönlendirdiğini, 21/08/2014 tarihli sözleşme ile alınan kredi borcu ödenmiş olup, kgf kefaletiyle alınan kredi sözleşmesinde davalıların herhangi bir kefaleti bulunmamakla birlikte ödemeleri gereken bir borç bulunmadığını, ancak bu hususlar usulünce değerlendirilmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dışı asıl borçlunun belirtilen meblağ kadar borcu bulunmadığını, söz konusu borcun ödendiğini, dava konusu icra dosyasına dayanak yapılmış olan kredilerin muaccel hale gelmediğini, icra dosyasında dava dışı ... Yapı Malzemeleri A.Ş.'nin kredi borcunun hangi ayları kapsadığının belirtilmediğini, davacının talep etmiş olduğu %20 icra inkar tazminatının koşullarının oluşmadığını, borç miktarının likit olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, işbu rapora karşı itirazlarının da usulünce değerlendirilmediğini, tesis edilen kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin temerrüte düştüğü tarih hesabının doğru olmadığını, takipten sonraki tahsilatların ve müvekkili şirketin kefil olduğu dava dışı ... Yapı Malzemeleri Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin ödemiş olduğu borçların dikkate alınması gerektiğini, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporları esas alınarak hüküm tesis edildiğini, bu hususun hukuka aykırı olduğunu, her halde koşulları oluşmasına rağmen müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi ve bu yöndeki talep hakkında herhangi bir karar tesis edilmemesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan nakdi alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tYargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 18/01/2022 tarihli kök, 12/05/2022 tarihli ek rapor, Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2019/11956 sayılı takip dosyası, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava konusu Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2019/11956 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 187.111,81 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalılara 10/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 7 günlük itiraz süresi içerisinde 12/09/2019 tarihinde takibe konu borca itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tAnılan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin davacı banka ile dava dışı ... ... A.Ş. arasında 21/08/2014 tarihli 2.100.000,00 TL limitli olarak akdedildiği, davalıların genel kredi sözleşmesinde 500.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalıların anılan sözleşmedeki kefaletinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu anlaşılmıştır.<br>\tDavacı tarafından kredi hesabı kat edilerek dava dışı asıl borçlu ve davalılara hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. 31/01/2019 tarihli ihtarnamede 369.240,98 TL alacağın ödenmesi ihtar edilmiş, borçlulara 7 günlük atıfet süresi tanınmıştır. Anılan ihtarname dava dışı asıl borçlunun sözleşmedeki adresine 05/01/2019 tarihinde bila tebliğ olduğu, davalı şirkete 05/01/2019 tarihinde, diğer davalıya 06/01/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan kök raporda, mahkemece takip talebinde akdi faiz talebi olmayan davacının hesaplanan akdi faizi talep edebileceğine karar verilmesi durumunda takip tarihi itibarıyla 141.592,81 TL asıl alacak, 23.707,44 TL işlemiş faiz, 1.185,37 TL BSMV olmak üzere toplam 166.485,62 TL alacaklı olduğu, asıl alacağın 41.427,10 TL'sine takip tarihinden itibaren %58,80 oranı üzerinden, asıl alacağın 100.165,71 TL kısmına takip tarihinden itibaren  %28,80 oranı üzerinden temerrüt faizi işletileceği, mahkemece takipte akdi faiz talebi olmayan davacının hesaplanan akdi faizi talep edemeyeceğine karar verilmesi durumunda ise, davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla 141.592,81 TL asıl alacağı bulunduğu, asıl alacağın 41.427,10 TL'sine takip tarihinden itibaren %58,80 oranı üzerinden, asıl alacağın 100.165,71 TL kısmına takip tarihinden itibaren %28,80 oranı üzerinden temerrüt faizi işletileceği, takip tarihinden sonra KGF tarafından ödemeler yapılmış ise de, KGF tahsilatlarının borçluyu borcundan kurtarmayacağı, bankanın yaptığı takibi sona erdirmeyeceği, dava tarihinden sonra 05/10/2021 tarihinde 20.027,00 TL ile 19.762,64 TL tahsilat yapıldığı, dava tarihinden sonraki ödemelerin icra müdürlüğünce dikkate alınması gerektiği tespit edilmiştir. <br>\tİtiraz üzerine alınan ek raporda ise, davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla kmh kredisinden kaynaklı hesaplanan akdi faizi davacının talep edebileceğine hükmedilecek olur ise, 107.285,57 TL asıl alacak, 16.468,33 TL işlemiş faiz, 823,42 TL BSMV olmak üzere toplam 124.577,32 TL alacaklı olduğu, davacının hesaplanan akdi faizi talep edemeyeceğine hükmedilecek olur ise, davalıların 107.285,57 TL asıl alacak tutarında borçlu oldukları, her iki durumda da 107.285,57 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %28,80 oranı üzerinden temerrüt faizi işletilebileceği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi kök ve ek raporu hükme esas alınarak yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından kredi hesabının kat edilerek davalı ve dava dışı asıl borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine davacının itirazın iptali talebiyle işbu davayı açtığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>\tUyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tDavalılar vekillerinin istinaf itirazları incelendiğinde, yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporu ile davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktar tespit edilmiştir. Dava konusu icra takibinde davacının davalılardan işlemiş akdi faiz kalemine ilişkin alacak talebi bulunmadığından mahkemece bilirkişi raporundaki terditli hesaplamadan akdi faiz talep edilemeyeceğine ilişkin hesaplama dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. <br>\tAlınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere davalıların genel kredi sözleşmesindeki kefaletleri sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygundur. <br>\tÖte yandan, mahkemece davalılar hakkında asıl alacak kalemi üzerinden hüküm kurulmuş olup, davalıların temerrüte düştüğü tarihin hatalı tespit edildiğine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmediği gibi, hüküm altına alınan asıl alacak yönünden takip tarihinden itibaren işleyecek faize hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDava konusu icra takip talebi ile tahsili talep edilen ve yapılan yargılama sonunda takip tarihi itibarıyla tespit edilen alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir niteliktedir. <br>\tBu durumda mahkemece, İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca borçlunun itirazının haksızlığına karar verilen alacağın likit olduğu gözetilerek davacı yararına hüküm altına alınan alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur. <br>\tDavalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine gelindiğinde, dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacak kalemlerinden biri de kmh kredisinden kaynaklanmakta olup, kmh kredisi 5464 sayılı Kanuna tabidir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan kmh'a ilişkin asıl alacağa takip tarihinden itibaren %28,80 faiz uygulanmasına hükmedilmiştir. <br>\t5464 sayılı Kanun uyarınca kredili mevduat hesaplarında temerrüt faiz oranı ise TCMB tarafından her yıl belirlenecek olup, bu yetki kapsamında her yıl belirlenecek oranın uygulanmasını engelleyecek şekilde hükümde sabit bir oranın belirtilmesi de infazda tereddüt yaratacak olup, bu durum kamu düzenine aykırılık oluşturmaktadır. Dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında takip tarihinden itibaren kmh'a ilişkin asıl alacağa, davacı vekilinin istinaf itirazı bulunmadığı da gözetilerek hükümde yer alan oranın %28,80 olduğu gözetilerek bu oranı aşmamak üzere 5464 sayılı Kanun uyarınca temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiştir. <br>\tYapılan yargılama sonunda davanın kısmen reddine karar verilen kısım yönünden davacı banka davalılar hakkında icra takibi başlatmakta haksız ise de, davacının bu kısım yönünden takip yapmakta kötüniyetli olduğuna ilişkin dosyaya sunulan herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından kısmen reddedilen kısım yönünden davalılar lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiş, anılan talep yönünden ilk derece mahkemesince olumlu olumsuz bir karar verilmemiş ise de, Dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında davalı yanın anılan talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tÖte yandan, alınan bilirkişi raporu ile de takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce KGF ödemesi dışında davacı bankaya yapılan başka bir ödeme bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı yanın da KGF ödemesi dışında dava tarihinden önce yapılan bir ödeme bulunduğuna ilişkin dosyaya sunduğu bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır.  KGF tarafından yapılan ödeme yönünden ise davacı bankanın davalılar aleyhine icra takibine devam etmeye ilişkin yetkisi bulunduğu, davalılar hakkında KGF ödemesine ilişkin kısım yönünden borç sona ermediğinden mahkemece KGF ödemesi gözetilmeden hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği gibi, dava tarihinden sonra borçlular tarafından yapılan kısmi ödemelerin ise icra müdürlüğünce infaz sırasında gözetileceğine ilişkin hüküm kurulmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı ... ... Ltd. Şti vekili tarafından karar celsesi olan 25/10/2022 tarihli celse yönünden mazeret dilekçesi sunulmuştur. Anılan davalı vekili 18/05/2021 ve 13/10/2020 tarihli celselere katılmış ise de, devam eden yargılama boyunca diğer celselere katılmayarak mazeret dilekçesi sunmuştur. Gelinen aşamada anılan davalı vekilinin yargılamada iki celse dışında diğer celselerin hiçbirine katılmayarak mazeret dilekçesi sunduğu gözetildiğinde mahkemece anılan davalı vekilinin mazereti gözetilmeden karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamıştır. Öte yandan, davalının istinaf sebepleri Dairemizce tartışılarak değerlendirmeye tabi tutulmakla ilk derece mahkemesindeki dinlenilme hakkının tanınmamasına ilişkin eksiklik Dairemizce giderildiğinden ayrıca kaldırma gerekçesi yapılmamıştır.<br>\tTüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında kamu düzenine aykırılık yönünden isabet görülmediğinden davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne, hüküm altına alınan alacak yönünden davacı yararına icra inkar tazminatına, davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık yönünden KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2022 tarih ve 2019/664 Esas 2022/727 Karar <br>sayılı kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KALDIRILMASINA, davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine,<br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalıların Ankara 15. İcra Müdürlüğünün  2019/11956 sayılı takip dosyasında kmh yönünden 107.285,57 TL asıl alacak, bch yönünden 20,303,43 TL asıl alacak, TTK kredisi yönünden 21.123,67 TL asıl alacak olmak üzere toplam 148.712,67 TL asıl alacağa yönelik itirazlarının iptaline, takibin anılan miktarlar üzerinden bch kredisine ilişkin 20.303,43 TL'ye takip tarihinden itibaren %58,80, TTK kredisine ilişkin 21.123,67 TL'ye takip tarihinden itibaren %58,80, kmh kredisine ilişkin 104.285,57 TL'ye takip tarihinden itibaren 5464 sayılı Kanun uyarınca %28,80 oranını aşmamak üzere temerrüt faizi ve bu faizlerin %5'i oranında BSMV uygulanmak suretiyle devamına, <br>\t2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t3-Hüküm altına alınan toplam 148.712,67 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 29.742,53 TL icra inkar tazminatının, aleyhe istinaf itirazı bulunmadığından davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\t4-Davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine, <br>\t5-Dava tarihinden sonra 05/10/2021 tarihinde 192700 no'lu kredi borcuna mahsuben ödenen 20.027,00 TL ile 1000028 no'lu kredi borcuna mahsuben ödenen 19.762,64 TL'nin icra müdürlüğünce infaz sırasında dikkate alınmasına, <br>\t6-Alınması gereken 10.158,56 TL karar ilam harcından peşin alınan 644,58 TL harç ile icra dosyasında alınan 2.550,83 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6.963,15 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t7-Davacı tarafından yatırılan 644,58 TL peşin harç ile icra dosyasında alınan 2.550,83 TL peşin harcın aleyhe istinaf itirazı bulunmadığından davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,<br>\t8-Davacı tarafından yapılan 132,10 TL posta ve tebligat gideri ile 850,00 TL bilirkişi ücreti, 44,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.026,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 815,75 TL'sinin aleyhe istinaf itirazı bulunmadığından davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t9-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t10-Arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği tarihte geçerli olan arabuluculuk asgari ücret tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden sarf kararı ile ödenen 1.320,00 TL arabulucuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan  1.049,00 TL'sinin davalılardan müteselsilen, 271,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t11-Davacının yargılama sırasında vekille temsil edildiği gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,<br>\t12-Davalıların yargılama sırasında vekille temsil edildiği gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 38.399,14 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak alınarak davalılara ödenmesine,<br><br>\t13-HMK'nun 333. maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\tC)1-Davalı ... tarafından yatırılan 3.047,56 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, <br>\t2-Davalı ... ... Ltd. Şti tarafından yatırılan 2.540,00 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, <br>\t3-Davalı ... tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine, <br>\t4-Davalı ... ... Ltd. Şti tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine, <br>\t5-Davalı ... ... Ltd. Şti tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 100,00 TL yargılama masrafının davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 20,52 TL'sinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiye kısmın anılan davalı üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/11/2025 <br><br>Başkan -              Üye -                       Üye -               Zabıt Katibi - <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c9e9313380043a4f","SID":"72bef32df4e35c17"}}