{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/2095 - 2025/2349<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/2095 <br>KARAR NO\t: 2025/2349<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/146 E.  -  2023/80 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/07/2023 tarih ve 2022/146 E. - 2023/80 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şahıs ile davalı ... vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, 1971 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde kurulan Dünya'nın en büyük kahve mağazası niteliğinde olan ve ülke içinde 530 aşkın dükkanı ile  ... markası ile faaliyette  bulunan müvekkilinin, davalının 2020/48140 sayılı \"... ...\" ibareli markanın tesciline yönelik itirazının YİDK  tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davaya konu markanın asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin müvekkilinin markasındaki \"...\" ibaresini aynen içermesi, markadaki “...” ibaresinin hiçbir ayırt ediciliğinin bulunmaması, müvekkilinin markası gibi yeşil bir daire tasarımı odaklı bir şekil unsuru içermesi nedeniyle benzer olduğunu, müvekkilinin markasının  başındaki \"...\" ibaresini çıkarılıp yerine \"...\" ibaresini  eklenmesinin markanın tanınmışlığından yarar sağlamaya yönelik bir davranış olduğunu, markanın tescilinin  müvekkilinin markasının itibarı ve ayırt ediciliğine zarar vereceğini, müvekkilinin Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış olan markasının geniş bir korumaya tabi tutulması gerektiğini, marka işaretleri arasındaki benzerliğin yanı sıra, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen 29, 30, 32 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetlerin müvekkilinin markası kapsamında tescilli bulunduğunu ve başvurunun kötü niyetli olup  müvekkilinin ticaret unvanından kaynaklanan haklarının da zarar göreceğini ileri sürerek 2022-M-1740 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, \"...\" ibaresinin para, dolar anlamına gele topluma mal olmuş genel bir ibare olduğunu, bu ibareyi içeren çok sayıda tescilli markanın bulunduğunu, ... ibaresini içerir çok sayıda markanın  tescilli  olmasının  bu ibarenin topluma mal olmuş jenerik bir ibare olduğunu gösterdiğini, davaya konu markadaki ... ibaresinin aynı şekilde ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bu iki ibarenin de herhangi bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, davacının itiraza mesnet ... ibareli markasının barındırdığı ibare, şekil, renk, logo ve yazı stili ile müvekkilinin markasının barındırdığı ibareler, şekil, renk, logo, yazı sitilinin birbirinden çok farklı  olduğunu, markalar arasındaki bu farklar nedeniyle ortalama tüketicilerin taraf markalarını taşıyan ürünleri yan yana gördüğünde dahi, markaları ayırt edebileceklerini, markalar benzer olmadığından tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediğini, yine ticaret unvanı ve eskiye dayalı kullanım şartlarınında oluşmadığını savunarak davanın reddine  karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu başvuru kapsamına alınmak istenen 29, 30, 32 ve 35.05 sınıftaki mal ve hizmetlerin davacının itiraza dayanak önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıflarda tescilli olduğu, ayrıca davacının markası kapsamında tescilli olan 43.01 alt grubundaki “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” ile  29, 30 ve 32.sınıftaki bir kısım mallar arasında benzerlik ilişkisinin bulunduğu, davaya konu markada yeşil renkte yaprak figürünün sapının dairesel şekilde uzatılması ile meydana getirilmiş bir logo, bu logonun merkezinde “...” ibaresi ve  bu ibarenin altına ve üstüne yerleştirilmiş “...” ibareleri yer alıyorsa da,  logonun alt kısmında markanın hakim ve ön plana çıkan unsuru olarak, tamamı büyük harflerle “...” ibaresinin bulunduğu, “...” ibaresinin markanın ön kısmındaki “...” ibaresine göre daha vurgulu yazıldığı,  davacının  İngilizce’de doğrudan bir anlamı bulunmayan ve  “...” şeklinde telaffuze edilecek olan \"...\" markasının ayırt ediciliğinin yüksek  olduğu, markaların başlangıç sesleri olan “...” ve “...” ibarelerinin  gerek harf dizilimsel açıdan gerekse de telaffuz açısından birbirleri ile herhangi bir benzerlik taşımadığı, ancak  başlangıç sesleri farklı ise de  markaların son sesini oluşturan “...” ibaresinin görsel ve işitsel olarak vurguyu üzerine toplayan yapıda olduğu, davacı markasının ikincil sesini taşıyan “...” ibaresinin bütün olarak davaya konu markasının içeriğinde  bulunduğu  ve bütündeki geri kalan tüm unsurlara nazaran  daha vurgulu bir şekilde ön plana çıkartılan bir görselle kullanıldığı, bu durumun işaretler arasında bir benzerlik oluşturmasının yanı sıra, uyuşmazlık konusu marka kapsamında davacının markasının tanınmış olduğu sınıfların mevcudiyeti gözetildiğinde, özgün ve ayırt edici “...” markalarını çağrıştırır nitelikte yaratılmış “...” markasında “...” ibaresinin kullanımının herhangi bir zorunluluktan kaynaklanmadığı, bu ibarenin ticaret hayatında yaygın veya sektörel ihtiyaç temelli kullanılan bir işaret olmadığı,  dava konusu markanın, farklı şekillerde meydana getirilmesi mümkünken davacı markaları ile benzer şekilde oluşturulmuş olmasından kaynaklı olarak taraf markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm gıda ürünleri ve bu ürünlerin satışı hizmetleri bakımından seri marka algısının oluşması ve davacının markalarının tanınmışlığına bağlı oluşması muhtemel bir iltibas ihtimalinin bulunduğu, bun karşılık  SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddelerinde düzenlenen üstün ve gerçek hak sahipliği ve kötü niyet  koşullarının  gerçekleşmediği kaldı ki, taraf markaları arasında SMK m. 6/1 kapsamında, tanınmışlık hususu da gözetilerek, iltibas ihtimalinin, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden mevcut olabileceği kanaatine varılmakla, davacının aynı ibareye dayalı olarak ve tescilli markaları kapsamındaki faaliyetleri açısından üstün ve gerçek hak sahipliği karineleri kapsamında elde edebileceği ek bir menfaatin mevcut olmadığı  gerekçeleriyle 2022-M-1740 sayılı  YİDK kararının  iptaline ve davalıya ait 2020/48140  sayılı  markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların görünüş, okunuş, renk, anlam, yazı karakteri, işitsel ve sesteş yönden birbirlerinden çok farklı olduklarını ve \"...\" ibaresinin para, dolar  anlamına  gele topluma mal olmuş genel bir ibare olduğunu,  bu ibareyi içeren çok sayıda tescilli markanın bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine  karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intiba itibariyle karıştırılacak şekilde benzer olmadıklarını, dava konusu markayı okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkânı olmayan kişilerin zihnindeki intiba ile davacıya ait marka/markaların bıraktığı intibanın aynı olmadığını, zira dava konusu markanın gerek içerdiği farklı kelimeler, gerekse şekil unsurundaki farklılıklar bakımından davacının itiraz markalarından ayrıldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının \"...\" esas ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalı şahıs ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekili ile ile ... vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şahıs ile ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55- TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5476ff9f371e066a","SID":"787511cbc2ba2a76"}}