{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/1418 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1530 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/03/2025<br>NUMARASI\t: 2022/147 E.  -  2025/92 K.<br>DAVA: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Ref'i ile Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 14/06/2022<br>BİRLEŞEN DAVA: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Ref'i ile Tazminat<br>B. DAVA TARİHİ: 12/10/2022<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 1979 yılında kurulduğunu, 35 yılı aşkın deneyimiyle yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri, lastikten plastikten ve kauçuktan borular, hortumlar, vesair levha boyama ve kompoze levha üretim tesislerini bünyesinde bulunduran, sektörün öncü kuruluşlarından olduğunu, davacı tarafından \"...\" ibareli markanın Türk Patent nezdinde 2010/51253, 117949, 2017/40041, 2005/01424, 2003/271450 , 2018 10195, 2019/46764, 2019/46754 numaraları ile tescil edilmiş olduğunu, ayrıca da \"...\" markasının alüminyum ve PVC profil sektöründe 20/09/2019 tarih itibariyle tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalının davacının markalarını taklit ettiğini ve Türk Patent nezdinde 2016/103952 numaralı \"...\" ve 2016/53376 numaralı \"...\" ibareli markasını ve 2017/05469 numaralı \"İSTANBUL ...\" markalarının olduğunu, söz konusu markaların ve bu markaların kullanımlarının davacının markaları ile iltibasa neden olduğunu, söz konusu kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz olduğu gibi, aynı zamanda TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davacının, www.....com.tr internet sitesi ve içeriğindeki kullanımları, YouTube, Facebook ve Instagram sitesindeki kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, bunun üzerine Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/78 Değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti ve ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, söz konusu dosyadan verilmiş olan bilirkişi raporunda davalarının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin tespit edildiğini, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığını, bu nedenle SMK 151/2-c maddesine göre maddi tazminat hesaplanması taleplerinin olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle, tecavüzün refi kapsamında davalının alan adlarının terkinine ve davacı şirketin markaları ile iltibas yaratan içeriklerin ortadan kaldırılmasına, davacı şirketin markaları ile iltibas yaratan markaların her türlü alandaki tüm kullanımlarının önlenmesi ve yasaklanmasına ürünün satışının engellenmesine, davalının haksız rekabet konusu kompozit panellerine ithalat ve ihracat sırasında gümrük idareleri tarafından ihtiyati tedbir niteliğinde el konulmasına, davacının uğradığı zararların karşılığı olarak her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının \"...\" yazı unsurlu markasının inşaat emtia ve hizmetleri alanında ayırt edici niteliği olmayan, tanımlayıcı işaret niteliğinde terimsel anlam içerdiği gibi, müvekkilinin markalarının davacı markasıyla görsel-anlamsal-işitsel farklılıkları bulunduğunu, davacı tarafça Bakırköy 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/78 D. İş sayılı dosyasına sunulan itirazlarını tekrarlamakla birlikte, davacının aynı hukuki uyuşmazlık konusuyla ilgili daha önce davalı müvekkiline açtığı davaya rağmen huzurdaki davayı da açarak haksız menfaat temin etmek istediğini, bu anlamda; Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2017/403 Esas sayılı haksız rekabetin tespiti konulu dava ve ...SAN TİC A.Ş.'ye yöneltilen Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/197 Esas sayılı dosyasındaki davanın derdest olduğunu, huzurdaki davanın açıldığı tarihin 14/06/2022 olduğunu, dosya içerisinde davacının mahkemeye sunmuş olduğu 04/10/2022 tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçesinin iddiayı genişletme mahiyetinde olduğunu, dava açıldığı tarihten sonraki faaliyetlerin ayrı davanın konusunu oluşturduğunu, bu hususta davacının taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin faaliyetinin tescil konusuna ve yazı-işaret unsurlarıyla uyumlu olup, tescilli kullanım dolayısıyla bir zararın oluşmadığını, davacının davasına dayanak yaptığı \"...\", \"İSTANBUL TİCARET SARAYI\", \"... ...\" markalarında koruma sınıfının salt 6. sınıfta olduğunu, müvekkilinin bu alanda faaliyeti olmadığı gibi, davacının marka korumasının 17/19/35. sınıflara şamil olmadığını, davalının kendi sektöründe özgün ve gerçek markalar ürettiğini ve bu kullanımını marka sınıfına uygun olarak kullandığını, davacının faaliyet alanının pvc profil sektörü olmadığını, alüminyum demir döküm alanlarında olduğunu, markalarının 17. sınıfta farklı ve kısıtlı emtialarda tescilli olduğunu, ... nezdinde 2021/19913 tescil numarasıyla kayıtlı \"...\" markası her ne kadar 17. sınıfta tescilli olarak gözükse de, tescili kapsayan emtialara bakıldığında sadece \"Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı).\" emtialarında, davacının 17. sınıfta \"...\" yazı unsurlu markalar yönünden pvc profil emtiasında tescili bulunmadığını, davacının ... nezdinde ... tescil numarasıyla kayıtlı \"...\" markasının 6. Sınıfta \"Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamülleri. Metalden mamül kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları. Hırdavatçı (nalburiye) eşyası\" emtialarıyla sınırlı olarak tescilli olduğunu ve bu markaya dayalı olarak tanınmış marka başvurusu \"alüminyum ve pvc profil\" emtiaları yönünden T/03341 dosyasıyla tanınmış marka tescili gerçekleşse de, davacının pvc profil emtiaları yönünden 17. sınıfta marka tesciline sahip olmadan tanınmış marka tescili edindiğini, davalı adına 2016/103952 tecsil numaralı \"...\", ... tescil numaralı \"...\" ve ... tescil numaralı \"İSTANBUL ...\" markalarının tescilli olduğunu, ayrıca tescil belgesi ve lisans sözleşmesi kayıtlarında da görülebileceği üzere \"...&... ...\" markasının yazı ve işaret unsurları yönünden müvekkilinin lisans hakkı sahibi olduğunu, ... tescil kayıtlarıyla da görülebileceği üzere ... markanın firmanın yetkili ortakları olan ... ... adına tescilli olduğunu, sunulan lisans ve muvafakat beyanında yer aldığı üzere 17. ve 35. sınıflarda tescilli olan markanın kullanımını önleyici bir tedbir kararı bulunmadığını savunarak, davacının hukuki menfaatten yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA : Davacı vekili Mahkemenin 2022/240 Esas sayılı dosyasına tevzi olunan dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin 1980 yılında kurulduğunu,  40 yılı aşkın deneyimiyle yalıtım, dolgu, ve tıkama malzemeleri, lastikten plastikten ve kauçuktan borular, hortumlar ve sair ilgili ürünler, giydirme cephe ve kapı pencere sistemleri, alüminyum kompozit panel, kış bahçeleri, güneş kırıcılar ve solar sistemler gibi mimari uygulamalar ile ilgili üretim yapan, boya, kaplama, eloksal, ekstrüzyon, biyet döküm, levha boyama ve kompoze levha üretim tesislerini de bünyesinde bulunduran, tam entegre ve sektörünün öncü ve saygın kuruluşlarından olduğunu, müvekkili şirket tarafından \"...\" ibareli markanın TPMK nezdinde tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, TPMK nezdinde tescilli \"...\" esas unsurlu markaların müvekkili adına kayıtlı olduğunu, davalının, müvekkili markalarını taklit ederek oluşturduğu \"...\" esas unsurlu markaları bulunduğunu, davalı tarafın müvekkilinin \"...\" ve \"...\" esas unsurlu markaları ile iltibas oluşturacak şekilde kullanımda bulunmaya, üretim yapmaya, satışa sunmaya ve ithalat ve ihracatını yapmaya devam ettiğini, bunun üzerine Habur Gümrük Müdürlüğü'nce davalı tarafa ait ürünlere el konulduğunu, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/147 esas sayılı dosyası ile marka hakkına tecavüzün tespiti, ref'i ve tazminat talep edildiğini, ürünlere el konulmasına dair verilen gümrük işlemleri durdurma kararının devamına karar verildiğini, davalının, internet sitesindeki kullanımlarına dayalı olarak açılan 2022/147 Esas sayılı davasından sonra da marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerine devam ettiğini, taklidin yoğunluğunu daha da ileri götürerek bu kez müvekkili markasının ve koruma bandının aynısını birebir taklit ederek kendi markalarının tescilli olmadığı, müvekkili şirketin tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarında kapı ve pencere, plastik, pvc ürünlerinde kullandığını, satış ve ihracını gerçekleştirdiğini ve müvekkilinin yurt içindeki müşterilerini aldattığını ve iltibasa neden olduğunu belirterek, dosyanın Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/147 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, neticeten Habur Gümrük Müdürlüğü'nün 29/09/2022 durdurma kararına konu ürünlerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile men ve ref'ini, şimdilik 50.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının davasının haksız, mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin markalarının faaliyette oldukları sınıfta tescilli oldukları gibi, bu markaların kullanımı dolayısıyla davacı tarafın maddi ve manevi tazminat davası açmasında hukuki menfaat bulunmadığını, davacının \"...\" yazı unsurlu markasının inşaat emtia ve hizmetleri alanında ayırt edici niteliği olmayan, tanımlayıcı işaret niteliğinde terimsel anlam içerdiği gibi, müvekkilinin markalarının davacı markasıyla görsel-anlamsal-işitsel farklılıkları bulunduğunu, davacı tarafça Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/78 D. İş sayılı dosyasına sunulan itirazları tekrarlamakla birlikte davacı aynı hukuki uyuşmazlık konusuyla ilgili daha önce davalı müvekkiline açtığı davaya rağmen huzurdaki davayı da açarak haksız menfaat temin etmek istediğini, bu anlamda; Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2017/403 Esas sayılı haksız rekabetin tespiti konulu dava ve ...SAN TİC A.Ş.'ye yöneltilen Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/197 Esas sayılı dosyasındaki davanın da derdest olduğunu, huzurdaki davanın açıldığı tarihin 14/06/2022 olduğunu, dosya içerisinde davacının mahkemeye sunmuş olduğu 04/10/2022 tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçesinin iddiayı genişletme mahiyetinde olduğunu, dava açıldığı tarihten sonraki faaliyetlerin ayrı davanın konusunu oluşturduğunu, bu hususta davacının taleplerinin reddedilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin faaliyetinin tescil konusuna ve yazı-işaret unsurlarıyla uyumlu olup tescilli kullanım dolayısıyla bir zararın oluşmadığını, davacının davasına dayanak yaptığı \"...\", \"İSTANBUL TİCARET SARAYI\", \"... ...\" markalarında koruma sınıfının salt 6. sınıfta olduğunu, müvekkilinin bu alanda faaliyeti olmadığı gibi, davacının marka korumasının 17/19/35. sınıflara şamil olmadığını, davalının kendi sektöründe özgün ve gerçek markalar ürettiğini ve bu markalarını marka sınıfına uygun olarak kullandığını, davacının faaliyet alanının pvc profil sektörü olmayıp alüminyum demir döküm alanlarında olduğunu, markalarının 17. sınıfta farklı ve kısıtlı emtiada tescilli olduğunu, tedbire konu ürünlerdeki \"... U-PVC ...&... ...\" markasının yazı ve işaret unsurları yönünden müvekkilinin lisans hakkı sahibi olduğunu, ... tescil kayıtlarıyla da görülebileceği üzere ... markanın firmanın yetkili ortakları olan ... ... adına tescilli olduğunun kök dosyadaki beyanlarında belirtildiğini, davacının dava dilekçesinde SMK md 155 uyarınca önceki tarihli marka sahibine karşı tescil koruması ileri sürülemeyeceğini belirtmiş olsalar da, koruma sınıfının özel olarak incelenmesinde davacının müvekkilinin lisanlı markasının ... nezdinde ... tescil sayılı olup davacının T/03341 sayılı tanınmış markasından ve diğer 17. sınıf markalarından önceki tarihli olduğunu, davacının faaliyet alanı pvc profil sektörü olmadığını, alüminyum demir döküm alanlarında olduğunu, ... nezdinde 2021/19913 tescil numarasıyla kayıtlı \"...\" markası her ne kadar 17. sınıfta tescilli olarak gözükse de tescili kapsayan emtiaya bakıldığında sadece \"Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı).\" emtiaları yönüyle tescilli olduğunu, davacının 17. sınıfta \"...\" yazı unsurlu markalar yönünden pvc profil emtiasında tescili bulunmadığını, davacının ... nezdinde 2010/51253 tescil numarasıyla kayıtlı \"...\" markasının 6. Sınıfta \"Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamülleri. Metalden mamül kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları. Hırdavatçı (nalburiye) eşyası\" emtialarıyla sınırlı olarak tescilli olduğunu, davacının bu markaya dayalı olarak tanınmış marka başvurusu sonucunda \"alüminyum ve pvc profil\" emtiaları yönünden T/03341 dosyasıyla tanınmış marka tescili gerçekleşse de, davacı pvc profil emtiaları yönünden 17. sınıfta marka tesciline sahip olmadan tanınmış marka tescili edindiğini, ...'in bariz takdir hatası yaptığı işlemle ilgili olarak açmış oldukları hükümsüzlük davasının kanunyolları incelemesinde olduğunu beyanla, davacının hukuki menfaatten yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI: Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 21/03/2025  tarihli 2022/147E. -  2025/92K.  sayılı kararıyla; \"...Mahkememiz işbu dosyası ile Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/197 esas sayılı dosyası birlikte incelendiğinde; her iki davaya konu marka tescil belgelerinin, tarafların ve dava konusunun aynı olduğu, dosyalardan biri hakkında verilecek sonucun diğerini etkileyeceği, bu hali ile dosyalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, dosyanın safahatı da dikkate alındığında dosyanın Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/197 esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-İş bu dosyanın Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/197 Esas sayılı dosya ile hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirilmesine,2-Yargılamanın birleşen dosya üzerinden devamına...\" karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesinin birleştirme kararını usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin defalarca ve ısrarla talep etmesi üzerine karar aşamasına gelmiş bir dosyayı tamamen hukuka aykırı bir şekilde birleştirdiğini, Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın ikinci dava olduğunu, HMK’nın 166/2. maddesi uyarınca birleştirme talebinin ikinci davanın açıldığı Mahkemeye yapılması gerektiğini,  oysa ki işbu dosyada  davalı tarafın, usulüne aykırı bir şekilde ilk davanın açıldığı mahkeme olan Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden birleştirme talep ettiğini ve Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesince  HMK'ya açıkça aykırı bir şekilde birleştirilmenin yapılmasının bildirildiğini, dolayısıyla ilk davanın açıldığı mahkemece birleştirme kararı verilmesi ve bunun ısrarla ikinci mahkemeden mahkeme kanalıyla istenmesinin açıkça HMK'ya aykırı olduğunu, Birleştirilmesine karar verilen  Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin  2022/197 Esas sayılı dosyasının konusunun davalı tarafın müvekkili şirketin TPMK nezdinde tescilli tanınmış “...” ve “...” esas unsurlu markalarına karşı gerçekleştirdikleri haksız eylemlerinden ve tecavüzden dolayı maddi ve manevi tazminat istemi ile davalı adına tescilli “...” markasının hükümsüzlüğü istemi olduğunu,Görüldüğü üzere birleştirilmesi kararlaştırılan davanın dayandırıldığı gerekçeler ile işbu davanın gerekçelerinin tamamen farklı olduklarını ve bir bağlantının da bulunmadığını,Davalı tarafın daha önce de işbu haksız taleplerini Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/132 Esas sayılı dosyasında yönelttiğini ve  30.01.2024 tarihli duruşmasında verilen 2 numaralı ara karar ile \"Birleştirme talebinin dosyaların geldiği aşamaya göre yargılamaya bir katkı sağlamayacağından reddine\" şeklinde karar oluşturulduğunu, hal böyle iken; aynı taleplerin sırf davayı sürüncemede bırakmak ve yargılamayı uzatmak amacıyla defalarca farklı dosyalardan ileri sürülmesinin kabul edilemeyeceğini,Ayrıca tüm bunlara ek olarak birleştirilen dosyanın geldiği aşama dikkate alındığında, huzurdaki davada bilirkişi raporlarının alındığını, dosyanın karar aşamasına geldiğini, mahkemece taraflarına ıslah dilekçesi sunmak üzere süre verildiğini, ıslahın yapıldığını, karar duruşmasında sırf Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin hukuka aykırı ve ısrarlı talepleri nedeniyle dosyaları birleştirme kararı alındığını, usul ekonomisine de aykırı olan bu durumun açıkça müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu,Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde derdest olan 2022/197 Esas sayılı dosyasının 2019 yılında açıldığını, dosyanın dosya geldiği aşama itibariyle birleştirmeye elverişli olmadığını, nitekim Gaziantep'teki dosyada hüküm tesis edildiğini, ancak kararın bozulduğunu, 5 yıldan beri süre gelen bir yargılamanın mevcut olduğunu, dava konusu ile hiçbir ilgisi olmayan bu davanın birleştirilmesi halinde yine ayrıca delil toplanacağını, ayrıca bilirkişi raporu alınacağını, bu sebeple de usul ekonomisi yönünden bir artı sağlamayacağını, davanın sürüncemede kalacağını, Davalı vekilinin daha önce birçok dosyada haksız bir şekilde dava konuları aynı olmamasına rağmen derdestlik itirazında bulunduğu gibi, işbu dosyada da yine kötüniyetli hareket ederek dava konuları aynıymış izlenimi yaratarak davayı sürüncemede bırakmaya çalıştığını, dolayısıyla Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyaların birleştirilmesi yönündeki taleplerinin reddi gerekirken; kabul edilmesinin hatalı olduğunu belirterek, arz ve izah edilen nedenlerle, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/147 Esas sayılı dosyasında verilen 2025/92 Karar sayılı ve 21.03.2025 tarihli kararına  karşı istinaf başvurularına istinaden; dosyaların birleştirilmesine dair kararın kaldırılmasına ve neticeten dosyanın yeniden tetkik edilerek davanın kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/197 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ... Madeni Aksam San. A.Ş. tarafından, davalı ... aleyhine  davacı adına tescilli tanınmış ''...'' ve ''...'' esas unsurlu markaları ile ''...'' ibareli markaların ayırt edilemeyecek kadar aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlerinin davalı tarafından kopyalanarak taklit edilmesi sebebiyle tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğundan tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, giderilmesi ve maddi ve manevi tazminat talebine yönelik dava açıldığı, dosyanın derdest olduğu ve Mahkemece birleştirme muvafakatinin bulunduğu görülmüştür.<br>İlk derece Mahkemesince davaların birleştirilmesiyle ilgili görüş istenmesi üzerine; Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 08/01/2025 tarih ve 2022/197 esas sayılı yazısı ile, her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, bu nedenle Bakırköy 1.FSHHM'nin 2022/147 Esas sayılı dosyasının (ekinde birleşen 2022/240 Esas sayılı dosyası ile birlikte) mahkemelerinin 2022/197 E. dosyası ile birleştirmesinin yapılmasını bildirdiği görülmüştür. <br>G E R E K Ç E : Asıl ve birleşen davalar marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve maddi-manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/197 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK’nın 166/4. maddesi uyarınca davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde, davalar arasında bağlantı olduğu varsayılır.Dosya incelendiğinde; asıl ve birleşen davada davacının aynı tescilli markalarına dayanarak davalının marka hakkına tecavüz ettiği iddiasıyla tecavüzün tespiti, meni ve refi ile birlikte maddi ve manevi tazminat talep ettiği, davanın birleştirildiği Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/197 Esas sayılı davasının da aynı markalara tecavüz edildiği iddiasıyla açılığı, taraflarının aynı oldukları, davalının farklı tarihte tespit edilen marka kullanımlarıyla ilgili üç ayrı davanın açılmış olduğu, eldeki davaya konu eylemlerin Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/197 Esas sayılı dosyasında tecavüz iddiasına konu edilen eylemlerin devamı mahiyetinde olup olmadıklarının tespit edilmesi ve Gaziantep’teki davaya konu edilen kullanımların devamı söz konusu ise, bu kullanımlar yönünden o davada alınacak tecavüzün tespit, men ve ref'ine dair kararla birlikte mevcut tecavüzün aynısının daha sonra yeniden tekrarlanması halinde dahi sonlandırılması her zaman mümkün olacağından, anılan kullanımlarla sınırlı olmak üzere tecavüzün tespit, men ve ref'i talepleri yönünden derdestlik dava şartının değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle davaların birlikte görülmesinin usul ekonomisine uygun olduğu, işbu dava dosyasına sunulan davalı vekilinin 31/10/2023 tarihli dilekçesi ile davanın Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava ile birleştirilmesini talep ettiği, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesince birleştirmeye muvafakat da edildiği anlaşılmakla, Mahkemece davaların birleştirilmesine karar verilmesinde usule aykırılık yoktur. Bu nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M    : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:<br>1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40  TL maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; asıl ve birleşen davada davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 28/11/2025 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eec6e07cd2f03161","SID":"2c2f4385f83684cd"}}