{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1652 <br>KARAR NO\t: 2025/1857<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/10/2021<br>NUMARASI\t: 2018/475 E. -  2021/852 K.                       <br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat <br>Taraflar arasında görülen asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince  yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen hükme karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyasında, Dairemizce verilen kararın Yargıtayca bozulması üzerine HMK'nın 373/3 hükmü uyarınca duruşmalı yapılan istinaf incelemesi sonucunda, gereği düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Asıl davada davacı vekili asıl  davadaki dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı banka arasında kredi sözleşmeleri ve ödeme planının yapıldığını, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı 20.000.000,00 TL ana para, vade sonunda 31.640.644,70 TL ödemeli, 01/08/2016 ilk ödeme ve 01/07/2024 son ödeme tarihli, 96 ay vadeli,  %13,5 faiz oranlı kredinin 02/05/2018 tarihi itibariyle Beşiktaş 27. Noterliğinin 03/05/2018 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle kapatıldığını ileri sürerek, müvekkilinin 02/05/2018 tarihinden itibaren davalı bankaya gerek anılan kredi ilişkisi ve gerekse de başkaca bir ticari ilişkinden kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, Kağıthane Merkez Mahallesi,  ... pafta, ...3 parselde bulunan arsa üzerinde 01/07/2016 tarih ve ... yevmiye ile tesis edilmiş olan 20.000.000,00-TL bedelli 1 ve 2. derecedeki ipoteklerin resen fekkine, Beyoğlu 43. Noterliğinin 02/05/2018 tarihli ... yevmiye sayılı temliknamesinin hükümsüzlüğünün tespitine, müvekkili şirketin hâkim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan ...'ın müvekkili şirket tarafından davalı banka ile akdedilmiş olan kredi sözleşmelerinden kaynaklı borcu olmaması sebebiyle şahsi kefaletinden kaynaklı hiçbir sorumluluğunun kalmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, asıl davada savunmasında özetle; dava harcının eksik ödenmiş olup tamamlatılması gerektiğini, dava değerinin dava dilekçesi içeriği ile bariz çelişkiye düşecek şekilde düşük gösterildiğini, davacının menfi tespit davası konusu borcunun bulunmadığını ispatlayacak delil sunamadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, dava tarihi itibariyle davacının bankalarından kullandığı kredinin Avro cinsinden olup, bankalarının davacıdan alacakları toplamının 15.497.604,24 TL olmayıp alacakları kredi ana para tutarının 4.799.709,38 Avro, avro krediye işlemiş kredi faiz ve erken ödeme cezası tutarlarına ve çapraz para takası işleminin kapatılması için ödenmesi gereken maliyet tutarına tekabül ettiğini, 01/07/2016 tarihinde davacı ile müvekkili arasında davacıya 20.000.000 TL karşılığı Avro ve 40.000.000 TL kredi kullandırılması konusunda prensip anlaşması imzalandığını, bu prensip anlaşmasında 40.000.000TL'lik kredinin TL olarak kullandırılacağının ve faiz oranının 17,25 olacağının, kalan 20.000.000 TL'lik kredinin ise avro olarak kullandırılacağının açıkça düzenlendiğini, taraflar arasında Tezgahüstü Türev Araçlar Çerçeve Sözleşmesinin 30/06/2018 tarihinde akdedildiğini, davacının kredi borcunun Avro/TL kurunun 5 TL olacağı tarihe kadar kredi borcunun TL olduğunu, söz konusu kurun 5 TL'nin üzerine çıkması hâlinde kredi borcunun Avro olduğu iddiasının doğru olmadığını, Avro kullandırdıkları kredinin davacının hukuka aykırı talebine uyularak eksik ve Türk lirası olarak ödenmesinin müvekkili bankayı zarara uğratacağını savunarak, asıl davanın reddini istemiştir. Birleşen davada  davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıdan kullandığı 20.000.000,00 TL  ana paranın, vade sonunda 31.640.644,70 TL ödemeli, 01/08/2016 ilk ödeme ve 01/07/2024 son ödeme tarihli, 96 vadeli, %13,5 faiz oranlı kredinin, 02/05/2018 tarihi itibariyle Beşiktaş 27. Noterliğinin 02/05/2018 tarihli 12114 yevmiye sayılı ve Beşiktaş 27. Noterliğinin 03/05/2018 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kapatıldığını, müvekkilinin davalı bankaya hiçbir borcunun kalmadığını, buna rağmen teminat olarak davalı banka lehine İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, Merkez Mahallesi, ... pafta,... Parselde bulunan arsa üzerinde 01/07/2016 tarih ve ... yevmiye ise tesis edilen 20.000.000,00 TL bedelli 1. ve 2. dereceden 24/05/2018 tarihli ipoteklerin davalı banka tarafından fek edilmediğini,  bu nedenle müvekkili şirketin anılan taşınmazı acil ihtiyacı olan finansman gereksinimini temin etmek amacıyla kullanamadığını, üçüncü kişilere karşı maddi yükümlülüklerini ifada acze düştüğünü, yine teminat olarak ... ... Bank AŞ nezdinde bulunan POS hesaplarındaki hak ve alacaklarının temlikine yönelik yapılan sözleşmelerin dayanaklarının ortadan kalktığını, POS hesaplarının davalı bankaya intikal ettiğini, davalı banka tarafından bloke altına alındığını  ve müvekkiline kullandırılmadığını, bu sebeple müvekkilinin üçüncü kişilere karşı mevcut sair maddi yükümlülüğünü ifada acze düştüğünü, aynı zamanda müvekkili şirketin borcunun kalmamasına rağmen fek edilmeyen ipotek ve POS temliklerinden borcunun olmadığının tespitine ilişkin olarak İstanbul 14. Asliye Ticaret  Mahkemesinin  2018/475  Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, müvekilli şirketin uğramış ve uğramakta olduğu müspet ve menfi zararlara karşılık olarak bu davayı açtıkları  ileri sürerek, fazlaya ilişkin ve devam etmekte olan zarar kalemlerine ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000.000,00 TL maddi tazminatın ve ayrıca müvekkili şirketin yaşanan bu süreç içerisinde ticari itibarının zedelenmesinden mütevellit 1.000.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; davanın haksız olduğunu, dava konusu olayda borçlunun temerrüdünün sonuçlarına ilişkin kanun hükümlerinin uygulanamayacağını, bir an için aksi düşünülse bile davacının seçimlik haklarından yalnız birisini kullanması gerekirken birden fazla seçimlik hak kullanılmış olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın banka kredi ilişkisinden kaynaklandığını, TBK'nın 386 ve 387. maddeleri uyarınca davalının alacaklı, davacının borçlu olduğu tüketim ödüncü (karz) sözleşmesi mevcut olduğunu, TBK'nın 392. maddesi ve taraflar arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca, davacı borçlunun dilediği zamanda yani erken ödeme yaparak krediyi kapatmasının mümkün olmadığını, buna karşın davacının dava dilekçesinde, 02.05.2018 tarihi itibariyle bakiye kredi borcunun 15.497.604,24 TL olduğu iddiasıyla ve müvekkili banka nezdindeki hesaplarından tahsilat yapılmasını ve borcun kapatılmasını talep etmiş olmasına dayanarak menfi tespit talebinde bulunduğunu, müvekkilinin böyle bir TL ödeme talebini kabul etmediğini, çünkü bu talebin kredinin döviz kredisi olması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin alacaklı temerrüdüne düştüğünden söz edilemeyeceğini, kaldı ki alacaklı temerrüdünün mevcut olduğu kabul edilse bile bu durumun alacaklının sorumluluğuna yol açan bir husus olmadığını zira alacaklı temerrüdünün, borçlunun temerrüdünden farklı olarak, alacaklıya bir sorumluluk yüklemediğini, borçlunun borcunu tevdi etmek suretiyle borcundan kurtulmasının mümkün olduğunu, davacı iddialarının dayanaksız olduğunu, TBK'nın 112. maddesindeki borçların ifa edilmemesini düzenleyen hükümlere dayanmanın da mümkün olmadığını, müvekkilinin eksik ve vadeden önce yapılmak istenen kredi geri ödemesini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve TBK hükümleri gereği kabul etme yükümlülüğü bulunmadığını, davalının temerrüt hâlinde olduğundan söz edilemeyeceğini, müvekkili hakkında TBK'nın 106 ve 107. maddelerinde düzenlenen alacaklının temerrüdünü düzenleyen hükümlerin uygulanmasının söz konusu olmadığını, nitekim davacı tarafından davalıya çekilen ihtara karşı Beyoğlu 24. Noterliğinin 03.05.2018 tarihli, 11889 yevmiye sayılı cevabi ihtarnamelerinde belirttikleri üzere, müvekkilinin bakiye ana para alacağının 4.799.709,38 Euro olduğunun ve ayrıca faiz ve erken ödeme cezası alacaklarının olduğunun ve buna ilaveten 01.07.2016 tarihinde taraflar arasında imzalanmış olan Avrupa Tipi Knock- Out-In Çapraz Para Takası işleminin kapatılması için yapılması gereken ters çapraz para takası (Swap) işleminin kapatılmasından doğacak maliyetlerden doğan alacakların bulunduğunun davacıya bildirildiğini, buna rağmen davacının, banka nezdindeki TL hesaplarından 15.497.604,94 TL'nin tahsili suretiyle kredinin  kapatılmasını haksız olarak talep ettiğini, bunun kabul edilemeyeceğini, davacının eksik harcı tamamlaması gerektiğini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yasal şartlarının gerçekleşmediğini, müvekkili tarafından kullandırılan dava konusu kredinin TL kredisi olmayıp döviz yani Euro üzerinden kullandırılmış kredi olduğunu, dava konusu kredi dışında davacıya 40.000.000 TL daha kredi kullandırıldığını, o kredinin TL ödenmesi suretiyle kapatıldığını, davaya konu kredinin ise Euro üzerinden kullandırıldığını, taraflar arasında imzalanan 30.06.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi tahtında imzalanan prensip anlaşmasına uygun olarak 01.07.2016 tarihinde o günkü kurlar üzerinden 20.000.000,00 TL'nin Euro karşılığı olan 6.226.650,06 Euro kredinin Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında 32 Sayılı Karar uyarınca, TCMB'nin yayınladığı kredi kullandırım tarihinde geçerli 2002/YB-1 numaralı Sermaye Hareketleri Genelgesi'nin 2.1.maddesi hükümlerine uygun olarak ... ... AŞ'nin davalı bankanın Şişli Şubesi nezdindeki hesabına müvekkili tarafından yatırıldığını, buna dair hesap ekstresinin ekte olduğunu, prensip anlaşmasının \"faiz oranı\" başlıklı bölümünde 20.000.000,00 TL'nin Eur Erken Ödeme Opsiyonsuz kullandırılması için faiz oranının %13,50 olduğunun belirtildiğini, Hazine türev sözleşmesinin ekte olduğunun ve bu sözleşmeye göre hazırlanmış fiyatlanma olduğunun belirtildiğini, yine aynı hükümde kredi erken ödemesinin yapılabilmesi için yapılmış olan türev işleminin ters işleminin yapılacağının belirtildiğini ve bu işlemin yapılması hâlinde o günkü ters türev işlem maliyetinin kredi alan tarafından karşılanacağının belirtildiğini, bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere kredinin TL kredi olmayıp 20.000.000,00 TL karşılığı Euro kredi olduğunu, müvekkili tarafından üstlenilen riskin karşılanması bakımından da müvekkili ile dava dışı şirket arasında çapraz para takas işlemi yani swap anlaşması yapıldığını, bu çapraz para takas işlemi ile davacının Euro kredi kapsamında ödeyeceği ana para, faiz geri ödemeleri, Euro kredinin, Euro kurunun 5 TL'ye ulaşana kadar uygulanacak kredi kullandırım tarihindeki kurdan TL karşılığına tekabül eden ana para, faiz geri ödeme tablosu ile değiş tokuş edildiğini, bu hususun çapraz para takası işlem formunun ilk sayfasında \"Ana para değişim kurulunun 3.2120\" olduğu belirtilerek mutabakata bağlandığını, tüm bu açıklamalardan davaya konu kredinin Euro kuru olduğunun anlaşıldığını, Euronun yükselişe başlaması ve sözleşmelerde kararlaştırılan 5 Euronun üstüne doğru hareketlenmesi üzerine davacının rzikoyu davalıya yüklemek üzere, sözleşmedeki 3,2120 kuru üzerinden krediyi kapatmak istediğini ve kredinin TL kredisi olduğunu iddia ederek erken ödeme suretiyle krediyi kapatmayı amaçladığını, çapraz para takası işleminin nimetlerinden yararlanan davacının, bu işlemin tüm külfetlerini davalıya yüklemeye çalıştığını, bunun kabul edilmediğini, müvekkili ile davacı arasında yapılan çapraz para takas işlemi ile müvekkilinin üstlendiğini kur ve faiz risklerinden korunmak için müvekkili ile yabancı bir banka arasında çapraz para takas işlemi yapıldığını, davacının erken ödeme yapması hâlinde davalının anılan çapraz para takas işlemi nedeniyle oluşacak maliyetlerinin de davacı tarafından karşılanması gerektiğini, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı iddialarının kabul edilmesi hâlinde davalı bankanın haksız olarak zarara uğratılmış olacağını, bankadaki paranın mevduat sahiplerine ait para olup korunması gerektiğini, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının tüm rzikoyu banka üzerine yüklemeye çalışmasının kabul edilemeyeceğini, davacının iddia ettiği maddi ve manevi zararları kanıtlayan bir olguyu ortaya koymadığını, zarar olsa bile davalının kusur ve sorumluluğunun olmadığını, davacının dilekçesine eklediği mütalaanın taraflı ve eksik olduğunu, hükme esas alınamayacağını, haksız olarak davayı açan davacı tacirin HMK'nın 329/2. maddesi uyarınca para cezası ile cezalandırılması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \".Mahkememiz esas davasındaki uyuşmazlık, 02/05/2018 tarihinden itibaren dava konusu ilişkiden kaynaklı borçlu olmadığının tespiti, dava konusu taşınmaz üzerindeki bir ve ikinci derecede ipoteklerin fekki, pos alacaklarının temlikine ilişkin sözleşmelerin hükümsüzlüğünün tespiti, 02/05/2018 tarihinden sonra ... ve ... nezdinde bulunan pos hesaplarda, davalı bankaya intikal eden tutarların tespiti ile bu tutarların istirdadı, Beyoğlu 42. Noterliğinin 02/05/2018 tarih ... yevmiye nolu temliknamesinin iradenin sakatlanması ve zor durumdan faydalanılması nedeniyle hükümsüzlüğünün tespiti konularındadır. Birleşen dosya açısından uyuşmazlık ise borcun bulunmamasına rağmen ipoteklerin fek edilmemesi nedeniyle finansman ihtiyacının karşılanmaması, üçüncü kişilere olan yükümlülüklerin yerine getirilememesi, teminat olarak temlik edilen pos alacaklarının davacıya kullandırılmaması nedeniyle üçüncü kişilere sair maddi hükümlülüklerin ifasında acze düşürdüğünden uğranılan müspet ve menfi zararların tazmini ile ticari itibarın zedelenmesi nedeniyle manevi zararın giderilmesi taleplerine ilişkindir. Esas ve birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın temel nedeni, kullanılan kredinin döviz mi yoksa TL kredi mi olduğu, döviz kredisinin kabulü halinde Avrupa Tipi Knock Out ile Çapraz Para Takası Sözleşmesi nedeniyle erken ödemenin fikslenen kur üzerinden mi yoksa erken ödeme tarihindeki güncel kur üzerinden mi yapılması gerektiği ve nihayetinde de Avrupa Tipi Knock Out ile Çapraz Para Takası Sözleşmesi gereğince davalı bankanın JP Morgan ile kur ve faiz risklerinden korunmak için yapılan ikinci Çapraz Para Takası  sözleşmesinden elde edilen kazancın davacının borcundan mahsup edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Davacı, kullanılan kredinin TL kredisi olduğu, erken ödemenin de bu nedenle TL üzerinden hesaplanması gerektiği iddia edilmiş ve de kredi kullandırma talimatında döviz cinsi TL olarak yazıyor ise de; kredi kullandırma talimatının başlığının 'Taksitli Kredi (TL ve Dövize Endeksli Krediler) Kullandırma Talimatı' ve de bu talimatın içeriğinde '... ... kullandırımlarında ayrıca taksit ödemelerinde ana para kur farkından oluşacak KKKDF... Tahsil tutarına ek olarak taksit tarihinde ödeyeceğimiz gibi taahhüt ederiz...' ve de 'yabancı para kredileri için kullandırım türü: ...' yazmakta olup ve zaten prensip anlaşmasında '... TL için karşılığı EURO' yazmakta olduğu, taraflar arasında akdedilen Avrupa Tipi Knock Out ile Çapraz Para Takası Sözleşmesinin  miktar, taksit miktarları ve taksit tarihlerinin uyumlu olduğu,  prensip anlaşması, taksitli kredi kullandırılmasına ilişkin talimatlar, Avrupa Tipi Knock Out'lu Çapraz Para Takası Sözleşmesi, JP Morgan ile yapılan ikinci bir Çapraz Para Takası Sözleşmelerinin amacı, davacı ile davalı arasında yapılan Çapraz Para takasının fonksiyonunun ana para ve faizinin başka bir para birimi ana para ve faize endekslenmesi olması, davaya konu 20.000.000,00-TL  ödemeli EURO kredinin %13,50 faiz oranı prensip anlaşmasındaki 2. opsiyonu ile uyuşması dikkate alındığında kullandırılan kredinin TL karşılığı EURO olduğunda şüphe bulunmadığı, zaten bu gerekçelerle Avrupa Tipi Knock Out ile Çapraz Para Takası Sözleşmesinin taraflar arasında akdedildiği ve Beyoğlu 42. Noterliğinin 02/05/2018 tarih ... yevmiye nolu temliknamesinde bu hususun davacının kabulünde olduğu anlaşılmıştır.Dava devam ederken gerek pos cihazlardan gerekse davadan sonra açılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte takip kesinleşmeden tahsilatlar yapılarak menfi tespit davası istirdat davasına dönüşmüştür. Ödemelerin cebri icra tehditi altında yapılmadığı ve istirdat davasının şartları bu nedenle bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, İİK 72. Maddesindeki bu düzenlemenin aşırı şekilci yorumlanması somut olayımızda olduğu gibi hakkaniyete aykırı olacağı, davalı bankanın davacının temerrüde düştüğünün Risk Merkezine bildirmiş olması ve bu işlemlere karşı cebri icranın aksine itiraz yolunun dahi olmaması nedenleriyle diğer kredi kuruluşlarından kredi alamayacak duruma düşmesi ve kredi notunun düşmesine ticari işlerine etki edecek olması nedeniyle bu şartlar altında ödeme yapmış olmasının da bu kapsamda sayılmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.Yargılama sırasında TL ödemeli EURO kredi açısından bir tedbir kararı verilmiş ise de, söz konusu tedbir kararı davacının erken ödeme olarak hesabında tuttuğu ve hesabındaki bu paradan kredi borcundan mahsubunu ihtar ettiği 15.497.604,24-TL'nin tedbir kapsamında olmadığı ara karara bağlanmıştır.Taraflar arasındaki erken ödemenin yapılabileceğine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kredinin TL ödemeli Euro kderi olduğu anlaşılan bu aşamada uyuşmazlık 'TL ödemeli Avrupa Tipi Knock Out ile Çapraz Para Takası Sözleşmesi yapılan EURO kredi'de erken ödemenin fikslenen kur üzerinden mi güncellenen kur üzerinden mi yapılması gerektiğine ilişkindir. Yukarıda özetlenmiş üzere, kredinin döviz kredisi olduğu sabittir ancak; bu durumda ayrıca Avrupa Tipi Knock Out ile Çapraz Para Takası Sözleşmesi  yapılmış olup, bu işlemin erken ödemeye etkisi tartışılması gerekmektedir. Kredi sözleşmesi ile taraflar arasında yapılan Avrupa Tipi Knock Out ile Çapraz Para Takası Sözleşmesi birbiriyle bağlantılı iseler de, erken ödeme halinde borcun nasıl hesaplanacağına ilişkin sözleşmelerde açıkça bir düzenleme bulunmamaktadır. Sözleşmedeki bu boşluk sözleşmedeki boşlukların doldurulmasına ilişkin hukuk kuralları gereğince mahkememizce tayin edilmesi gerekmektedir. Avrupa Tipi Knock Out ile Çapraz Para Takası Sözleşmesi gereğince erken ödemenin knock out’taki fikslenen kur olan 3,2120 TL üzerinden hesaplama yapılarak erken ödeme bedelinin tespit edilmesi halinde knock out işleminden kaynaklanan tüm riskin kurun knock out’taki 5-TL sınırını ulaşacağını gören kredi lehtarı tarafından erken ödemeyle kapatılarak tüm zararın bankaya yüklenmesi sonucu doğuracaktır. Banka TL ödemeli EURO kredisi ve bununla birlikte yapılan knock out sözleşmesini kurmasındaki sözleşmelerden çıkartılan amacı, kurun belli bir miktara kadar yükselmesinden kaynaklanan riski kendisi yüklenirken kurun bu miktardan daha fazla artması halinde riski kredi lehtarına bırakmak istemesidir. Bu irade kredi lehtarı tarafından da kabul edildiği knock out sözleşmesinden anlaşılmaktadır. Kredi taksitler halinde ödenmek üzere kullandırılmış olup, bir önceki cümlede anlatılan riskin bankaca, taksitli ödenmesine güvenilerek alındığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle TL ödemeli knock out işlemi yapılmış EURO krediler erken ödeme halinde erken ödemenin knock out işlemindeki fikslenen kur üzerinden değil erken ödeme tarihindeki güncel kur üzerinden yapılması gerektiği taraflar arasında yapılan Avrupa Tipi Knock Out ile Çapraz Para Takası Sözleşmesi gereğince hakkaniyete uygun olduğu Mahkememizce kanaat getirilmiş, erken ödemede borç miktarının para takası sözleşmesi kapsamında ana para değişimi sonucu oluşan geri ödeme borcuna göre değil, Euro kredi borcunun bakiyesine göre hesaplanması gerektiği anlaşılmıştır. Bu hesaplamaya göre de, davacının erken ödeme tarihindeki erken ödeme yapılan miktarın, toplam borcu karşılayıp karşılamadığı, karşılamıyor ise ileri tarihli hangi taksitlerin erken ödeme kapsamında kaldığı hesaplanması gerekmekte olup, bilirkişi heyeti tarafından da bu husus hesaplanmıştır.Erken ödeme sonrasında erken ödeme tarihindeki bakiye borç, 4.825.887,53 EURO'dur. Erken ödeme miktarı olan 15.497.604,24 TL, erken ödemenin yapıldığı yapıldığı tarih itibariyle  güncel kur üzerinden 3.105.981,29 Euro'ya denk geldiği,  erken ödeme miktarının düşüldüğünde erken ödeme tarihinde, erken ödeme sonrasında bakiye borcun 1.719.906,24 Euro olduğu anlaşılmıştır. Bu hesaplamaya göre erken ödeme miktarı her ne kadar tüm borcu kapatmaya yetmemiş ise de; bu miktarın, basiretli tacir gibi davranmak zorunda olan bankanın, -müşterisi kredi lehtarı davacının zararının artmasını önleyecek şekilde- -davacının erken ödeme miktarının kredi borcundan düşülmesi talebini de dikkate alarak- ihtar tarihi itibariyle hesabında bulundurduğu Türk Lirası paradan güncel kura göre 3.105.981,29 EURO erken ödeme miktarının taksitlerden düşmesi gerektiği sonucuna varılmış ve bir üst parafrafta anlatıldığı gibi buna göre yapılan bilirkişi hesaplamasına itibar edilmiştir. Varılan bu sonuç,  ağırlaştırılmış objektif özen yükümlülüğü altında bulunan davalı banka erken ödeme tarihinde emrine amade edilen TL erken ödeme tutarı ile güncel kur üzerinden Euro alarak hem kendisinin hem de davacı müşterinin zararı kolayca önleyecek imkanı olması nedeniyle fazlasıyla hakkaniyete uygun bulunmuştur.Tarafların tüm itirazları da dikkate alınarak, bu itirazları teknik açıdan karşılar ek raporlar aldırılmış, 6. Ek raporda teknik ayrıntısı anlatıldığı üzere, dava tarihi itibariyle davacı kredi lehtarının, -erken ödeme miktarının erken ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılan hesaplamaya göre- 1.719.906,24 EURO asıl alacak, 14.834,19 EURO işlemiş faiz, 741,71 EURO BSMV olmak üzere toplamda 1.735.482,14 EURO halen borçlu olduğu, İstanbul 10. İcra Dairesinin 2019/2396 Esas sayılı dosyasında yapılan ödemeler dikkate alındığında, davacı kredi lehtarının 909.836,81 EURO fazla ödeme yaptığı, bu fazla ödeme miktarının dava tarihi olan 25/05/2018 tarihinden sonra 1/06/2018 tarihinde yapılan ödemeyle gerçekleştiğinden dava tarihi itibariyle ipoteklerin fekki talebi hususunda davacının haksız olduğu gibi gerek bu nedenle gerek ise birleşen dava açısından ipoteklerin kaldırılmasında pos hesaplardaki hak ve alacakların temlik sözleşmesi gereğince davalı tarafından tahsil edilip davacıya kullandırılmamasında davalının haklı olduğu bu nedenlerle bu hususa ilişkin taleplerin reddi gerektiği, pos hesaplardaki hak ve alacakların temliğine ilişkin sözleşmelerin ve Beyoğlu 43, Noterliğinin 02/05/2018 tarih ... yevmiye sayılı temliknamesinin hükümsüzlüğünün tespiti taleplerinin  ispatlanamadığı ve bu nedenle taleplerin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı şirket tarafından ...'ın şahsi kefaletinden kaynaklı bir sorumluluğunun kalmadığının tespiti talep edilmiş ise de, bu talep açısından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından, bu talebin reddine karar verilmiştir.Davalı bankanın ... ile kur ve faiz risklerinden korunmak için yapılan ikinci Çapraz Para Takası sözleşmesi gereğince elde ettiği kazancın davacının borcundan mahsup edilip edilmeyeceği hususuna gelince, davalı banka ile... arasında yapılan sözleşmenin davanın taraflarına etki edemeyeceği, zira hedge sözleşmesi gereği davalı bankanın 670.000,00 Avro gelir elde edecek olması ile birlikte ...ın yaptığı ödeme davacı ile davalı arasındaki sözleşmesel borç ilişkisin etki etmeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmelerde bu yönde düzenlenmiş bir hüküm de bulunmadığı nazara alındığında ...'dan tahsil edilen gelirin davacının istirdat bedeline eklenemeyeceği kanaatine varılmıştır.\" gerekçesiyle, Pos hesaplarındaki hak ve alacakların temlikine ilişkin sözleşmelerin ve Beyoğlu 43. Noterliğinin 02.05.2018 tarih ... yevmiye sayılı temliknamenin hükümsüzlüğünün tespiti talebinin reddine, ...'ın şahsi kefaletinden kaynaklı bir sorumluluğunun kalmadığının tespiti talebinin aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, menfi tespit davasından istirdat davasına dönüşen davada talebin kısmen kabulüyle 909.836,81 EURO'nun 20.04.2020 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ipoteklerin fekki talebi yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, işin esası hakkında davalı haklı olmakla davalı lehine bu talep açısından yargılama gideri/vekalet ücretine hükmedilmesine, birleşen davanın reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ<br>Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; <br>İlk derece mahkemesince taksitli kredi kullandırım talimatı, talimat içerisinde yer alan ... ifadesi, Avrupa Tipi Knock -  Out ile çapraz para takası sözleşmesi, bağlayıcı olmayan prensip anlaşması ve Beyoğlu 42. Noterliğinin 02.05.2018 tarihli, ... y.sayılı temliknamesi gerekçe gösterilmek suretiyle, dava konusu kredinin TL karşılığı Euro kredisi olduğu benimsenerek hüküm kurulduğunu, mahkemenin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, oysa davanın açıldığı günden itibaren davalı banka ile akdedilen sözleşmelerde açık olarak belirtildiği üzere, kredinin TL  bazında olduğu ve ödeme gününde Euro kurunun 5 TL'yi aşması hâlinde ödeme yükümlülüğünün Euro olduğunun, Euronun 5 TL'nin altında kalması hâlinde ise TL üzerinden düzenlenmiş ve bizzat banka tarafından onaylanmış kredi geri ödeme planında belirtilen TL taksitlerin ödenmesi dışında başkaca hiçbir yükümlülüğünün bulunmadığının ifade edildiğini, mahkeme gerekçelerinin de esasında kredinin TL kredisi olduğunu ortaya koyduğunu, dava konusu kredinin kaynağının taksitli kredi kullandırma talimatı olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında bu belge içeriğinin yanlış değerlendirildiğini, mahkeme gerekçesi kurulurken dava konusu 20.000.000,00 TL tutarlı kredi ile dava konusu olmayan 40.000.000,00 TL tutarlı kredinin kullandırım talimatlarının birlikte ve karşılaştırmalı olarak incelenerek sonuca gidilmesi gerektiğini, ihtilaf konusu kredinin kullandırım talimatında her iki kredi kullandırım talimatında şablon belgenin hem TL krediler hem de dövize endeksli krediler bakımından kullanılması nedeniyle karışıklık ortaya çıktığını, şablonda seçenekli ifadelerin yer aldığını, \"TL ve Dövize Endeksli Krediler\" ifadesinin kredinin döviz cinsi bakımından bir ayırt edici unsur içermemekle birlikte kredinin TL veya dövize endeksli kredi olup olmadığı hususunun talimat içeriğinde yer alan kullandırım tutarı ve döviz cinsi bölümlerinde açıklama yer aldığını, her iki talimat içeriğinde talimat başlıklarının aynı olduğunu, ... ifadesinin dövize endeksli kredi anlamına gelmekte olup talimat içeriğinde \"İş bu kredinin vadesinden önce ödenmesi durumunda bankamızca kalan bakiye üzerinden uygulanacak olan asgari %0,5 oranında kapatma ücreti ödeyeceğini\" ifadesi yer almakta olup söz konusu talimatın hem TL hem de dövize endeksli krediler için kullanıldığı gözetilerek devamında \"...... kullandırımlarında ayrıca taksit ödemelerinde ana para kur farkından oluşacak KKDF, BSMV ve diğer kanuni harç ve vergileri taksit tutarına ek olarak taksit tarihinde ödeyeceğimizi taahhüt ederiz...\" şeklinde ifadeye yer verildiğini, bu ifadenin her iki kredi kullandırım talimatlarında yer aldığını, kredi kullandırım talimatında döviz cinsi TL olarak yazıyor ise de \"Yabancı para kredileri için kullandırım türü: ...\" yazmakta olduğu gerekçesiyle aynı tarihte kullanılan erken ödeme ile kapatılan 40.000.000,00 TL kredi kullandırım talimatlarının birlikte ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi, ayrıca banka tarafından dosyaya sunulan Dr....e ait uzman görüşünün değerlendirilmesi gerektiğini, ihtilaf konusu olan 20.000.000,00 TL kredi bedelinin Euro kredisi olması hâlinde kredi tutarının Euro olarak yer alması ve talimatın devamında ise kredi taksitlerinin Euro olarak gösterilmesi gerektiği sabit iken ihtilaflı krediye ilişkin kredi kullandırım talimatında (İhtilafsız 40.000.000,00 TL tutarlı krediyle aynı şekilde) kredi tutarının ve döviz cinsinin TL olarak gösterilmesinin, kredinin TL kredisi olarak kullanıldığını ortaya koyduğunu, ... ifadesinin her iki kredi kullandırım talimatlarında sehven yer aldığına dair ifadelerin bizzat davalının savunmasında ve anılan uzman görüşünde yer aldığını, mahkemece bu hususların dikkate alınmadığını, ihtilafsız 40.000.000,00 TL kredi için döviz kredisi iddiasında bulunmayan davalının 20.000.000,00 TL tutarlı kredi için böyle bir iddia ileri sürmesinin hukuka uygun olmadığını, nitekim ihtilafsız kredinin TL olarak erken ödenip kapatıldığını, davalı bankanın davacıya haksız olarak Euro üzerinden yeni bir ödeme planı imzalatmaya çalıştığını, müvekkilinin bunu imzalamadığını, ilk derece mahkemesinin buna dair iddia ve e-posta yazışmalarını dikkate almadığını, kredi kullanımından iki yıl sonra böyle bir belge imzalatılmaya çalışılması üzerine müvekkilinin polise başvurduğunu, Kağıthane Devriye Ekipleri tarafından 02.05.2018 tarihli tutanak düzenlenerek bu durumun tespit edildiğini, bu durumun davalının kötü niyetinin ve krediyi sonradan döviz kredisi gibi tahsil etmeye çalıştığının göstergesi olduğunu, müvekkilinin ihtilaf öncesi ödemelerini TL olarak yaptığını ve bu ödemelerin davalının kabulünde olduğunu, ilk derece mahkemesinin aksine gerekçelerinin hukuka aykırı olduğunu, <br>İlk derece mahkemesinin karar gerekçesinde, dosyadaki belgelerden hareketle dava konusu kredinin TL karşılığı Euro olduğu sonucuna varıldığının belirtildiğini, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bu gerekçenin yerinde olmadığını, taraflar arasında imzalanan bağlayıcı olmayan prensip anlaşması düşünüldüğünde ise bu anlaşmanın bağlayıcı olmadığını, bağlayıcı olmayan prensip anlaşmasında yazılı kredi şartları ile fiilen kullanılan kredi şartlarının değerlendirilemeyeceğini, Avrupa tipi Knock - Out ile çapraz para takası sözleşmesinin miktar ve taksit tarihleri bakımından bir uyum bulunmadığını, Avrupa Tipi Knock - Outlu çapraz para takası işlem talimat ve sonuç formunun 3, 4 ve 5. sayfalarında TL bazında hazırlanmış müşteri ödeme tablosu ile 6, 7 ve 8. sayfalarında Euro bazında hazırlanmış bankanın ödeme tablosunun yer aldığını, tabloların başlıklarından da açıkça anlaşılacağı üzere müşterilerin ve bankanın olmak üzere iki ödeme tablosu bulunduğunu, takas ilişkisi açısından müşterinin ödeme tablosu açıkça TL bazında olup yine takas ilişkisi bakımından bankanın ödeme tablosunun ise Euro üzerinden düzenlendiğini, yani kredi ilişkisinde olduğu üzere takas ilişkisi açısından da bakıldığında müşterinin ödeme tablosunun TL olup bu durumun da kredinin TL kredisi olduğunu ortaya koyduğunu, Euro üzerinden düzenlenen banka ödeme tablosunun ise bankanın takas ilişkisi açısından davacıya karşı yükümlülüğünü göstermekte olup mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, türev işlem/ çapraz para takas sözleşmesinin ise kredinin türünü değiştirmediğini ve krediden bağımsız olduğunun davalının kabulünde olduğunu, bu hususun yukarıda anılan uzman görüşünde de ifade edildiğini, tüm bu belge içeriklerine göre Euro'nun 5 TL'nin altında kaldığı sürece ödemelerin TL üzerinden yapılacağının davalının da kabulünde olduğunu ortaya koyduğunu, ilk derece mahkemesinin bağlayıcı olmayan prensip anlaşmasına değer atfederek oluşturduğu gerekçelerin isabetli olmadığını, bağlayıcı olan kredi kullandırma talimatında kredi tutarının ve döviz cinsinin açıkça TL olmasına rağmen bağlayıcı olmayan prensip anlaşmasına dayanarak sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğunu, bağlayıcı olmayan prensip anlaşmasının kullanılacak muhtemel kredi türlerini içerdiğini, anlaşma içeriğinden de bunun anlaşıldığını, prensip anlaşmasının bir an için bağlayıcı olduğu kabul edilse bile sonradan imzalanan kredi kullandırım talimatındaki düzenlemeye itibar edilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde kredi faiz kullandırım oranının %13,50 olarak belirlenmesinin bağlayıcı olmayan prensip anlaşmasında yer alan 2. opsiyon ile uyuştuğunun belirtildiğini, oysa 2. opsiyonda \"Erken ödeme opsiyonsuz\" açıklaması mevcut iken müvekkili tarafından kullanılan kredinin erken ödeme opsiyonlu olarak kullanılmış olmasının da bu gerekçeyi ortadan kaldırdığını, %13,5 oranında bir döviz kredisinin kullanılmasının mümkün olmadığını,  İlk derece mahkemesince Beyoğlu 43. Noterliğinin 02.05.2018 tarihli, ... Y. sayılı temliknamesindeki davacı ikrarına dayanarak sonuca gidildiğini, oysa yukarıdaki açıklamalarda belirttikleri üzere, başlangıçta TL olarak kullanılmış bir kredinin temlikname ile döviz kredisi olarak dönüştürülmesinin mümkün olmadığını, temliknamede yer alan ifadelerin gerçeği yansıtmadığını, bu temliknamedeki ifadelerin kasıtlı olarak diğer temliknamelerden farklı düzenlendiğini, \"4.779.709,38 Euro ana para ve faiz borç bakiyesi bulunan\" ifadesinin kredi türünün değiştirilmesi amacıyla davalı tarafından kasıtlı olarak temliknameye yazdırıldığını, müvekkilinin ekonomik geleceğinin tehdit altında bırakılarak temliknamenin bu şekilde hazırlatıldığını, müvekkili şirket yetkilisinin hür iradesi ile ve ekonomik çıkarlarını koruyacak şekilde davranamadığını, davalı bankanın baskısı altında ve rızası hilafına 02.05.2018 tarihli temliknameyi imzalamak zorunda kaldığını, müvekkilinin ipoteklerin fekkini talep etmesi üzerine baskı altına alınarak ve iradesi sakatlanmak suretiyle böyle bir ibranamenin imzalatıldığını, temlikname ile aynı gün Beşiktaş 27. Noterliği aracılığıyla ... Y. sayılı ihtarname düzenlenmek suretiyle temliknamelerin hükümsüz olduğunun davalıya ihtaren bildirildiğini, tek başına temlikname ile kredi türünün değiştirilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan diğer temlikname içerikleriyle bu temliknamenin farklılıklar arz ettiğini, banka tarafından kredinin döviz kredisi olduğuna dair delil yaratılmaya çalışıldığını, İlk derece mahkemesinin karar gerekçesinde erken ödeme konusundaki sözleşmesel boşluğun, davalı bankanın kredinin taksitle ödenmesine güvenilerek Avrupa Tipi Knock - Out ile çapraz para sözleşmesi kapsamında risk aldığı, davalın bankanın zarara uğramaması için davalı bakiye alacağının ödeme günündeki kur üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilmiş ise de  davalı bankanın bir güven kurumu olduğunu, banka lehine yorum yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bakiye borcun tarafların fikslemiş olduğu kur üzerinden yani 3,2120 TL döviz kuru üzerinden hesaplanması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde davacının erken ödeme hakkının bulunduğunun açıkça kabul edildiğini ancak erken ödeme tarihindeki kura göre sonuca gitmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin sabitlenen kur üzerinden ve %0,5 erken kapama cezasını ödemek suretiyle krediyi kapatma hakkının olduğunu, sözleşmede boşluk bulunduğu kabul edilirse davacı lehine yorum yapılması gerektiğini, çünkü bankaların Devletten alınan izinle yürütülen ve objektif özen yükümlülüğü altında olan kurumlar olduklarını, basiretli davranmak zorunda olduklarını, ağır özen yükümlülüğü altında olduklarını, Yargıtay içtihadının da bu yönde olduğunu, BDDK tarafından yayınlanan ikincil mevzuatın da bu yönde olduğunu, ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altındaki bankanın yarattığı bir boşluk varsa bunun müşteri lehine bir yorumla doldurulması gerektiğini, uzman ...'den alınan ve dosyaya sunulan 25.03.2021 tarihli ek uzman görüşünde de detaylı açıklamaların yapıldığını, tüm dosya kapsamı ve taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri dikkate alındığında müvekkilinin yaptığı erken ödeme talep tarihinde döviz kuru henüz 5 TL'yi geçmediğinden bakiye borç miktarının TL üzerinden ve sabitlenen 3,2120 TL döviz kuru değeri üzerinden hesaplanarak belirlenmesi gerektiğini, bu kabul sonucunda da müvekkilinin bakiye borcunun kalmadığının açıkça anlaşılacağını, mahkeme karar gerekçesinin çelişkili olduğunu, çünkü hem erken ödeme hakkının bulunduğunun kabul edildiğini hem de erken ödemenin ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılması gerektiğinin benimsendiğini, bu durumda erken ödeme hakkının tanınmasının bir anlamının kalmadığını, böylece müvekkilinin erken ödeme hakkının fiilen ortadan kaldırılmış olduğunu, oysa sözleşmede erken ödemeye dair müvekkilini aleyhine bir düzenlemenin bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin, davalı bankanın ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünü dikkate almadan karar verdiğini, müvekkilinin tedbirli bir tacir gibi davranarak ve sözleşmedeki erken ödeme hakkına dayanarak, kurun yükselmesinden zarar görmemek için krediyi erken kapatma hakkını kullandığını, müvekkilinin herhangi bir fırsatçılık yaptığından söz edilemeyeceğini, zira müvekkilinin aynı tarihte TL kredisi olduğu ihtilafsız olan 40.000.000,00 TL'lik krediyi de ödemek suretiyle kapattığını, mahkeme gerekçelerinin hukuki olmadığını, İlk derece mahkemesinin davanın tümünü kabul etmesi gerekirken kısmi kabul kararı vermesinin hatalı olduğu gibi, davalıdan istirdadına karar verilen asıl alacak tutarı üzerinden müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, oysa İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin cebrî icra tehdidi olmadan ödeme yapmış olsa bile ticari itibarını korumak amacıyla ödeme yaptığı dikkate alınarak kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bir güven kurumu olan ve ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altında olan bankanın kötü niyet tazminatından sorumlu olması gerektiğini, İlk derece mahkemesi kararında belirtildiği üzere, asıl davadaki ipoteğin fekki talebinin, ipotek davalı banka tarafından fek edildiğinden konusuz kaldığını ancak davalı bankanın hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak güncel kur üzerinden hesaplama yapmak suretiyle sanki davacı borçluymuş gibi hukuka ve usule aykırı işlemleri yaptığından davanın açıldığı tarih itibariyle müvekkilinin hiçbir borcunun kalmamış olması dikkate alınarak dava tarihinde davacının haklı olduğunun benimsenmesi ve bunun sonucunda davacı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken, dava tarihi itibariyle müvekkilinin bu talep bakımından haksız olduğu gerekçesiyle avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, hukuki düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları uyarınca ipotek konusunun değeri üzerinden müvekkili lehine avukatlık ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesince birleşen dava bakımından verilen hükmün de ana davadaki istinaf sebepleri dikkate alındığında haksız olduğunu, zira müvekkilinin ihtar tarihinde tüm borcu karşılamaya yeterli miktarda banka hesabında para bulunduğunu, borcun tümü kapatılmış olup ipoteklerin terkini gerekirken bu işlemin yapılmaması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, ticari itibarının zedelendiğini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, İlk derece mahkemesi kararında muhalif kalan mahkeme başkanının görüşünde de belirtildiği üzere, bir an için hesaplamaya esas alınması gereken kurun ödeme tarihindeki kur olduğu benimsense bile, davalının dava dışı ... ile akdetmiş olduğu swap anlaşmasından elde ettiği kazancın da davacının borcundan düşülmesi gerektiğini, Erken ödeme nedeniyle davalı bankanın bir zararının bulunmadığının aksine kâr ettiğinin ortaya çıktığını, bu durumda müvekkilince sözleşmede sabitlenen 3,2120 kur üzerinden ve %0,5 oranındaki erken kapama cezası üzerinden yaptığı ödemenin banka açısından zarar oluşturmadığının sabit hâle geldiğini, bu durumun dahi ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu ortaya koyduğunu, çünkü erken ödemenin güncel kur üzerinden yapılması yönündeki ilk derece mahkemesi kararıyla davacı şirketin sözleşmeden doğan erken ödeme hakkının elinden alındığını ve davalı bankanın ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünün göz ardı edildiğini, bu durumun yarattığı hakkaniyete aykırı durumu gidermek adına muhalefet yazıldığı kanaatine varıldığını, müvekkilinin davadaki talebi doğrultusunda TL ödeme ile borcun sona erdiğinin tespit edilmesi gerektiğini, çünkü ödemede, ödeme tarihindeki değil sözleşmede sabitlenmiş olan kurun esas alınması gerektiğini, bu nedenle bu yöndeki iddiaları ve istinaf sebepleri saklı kalmak kaydıyla eğer ödeme tarihindeki kurun esas alınması gerektiği kanaatine varılırsa davalı bankanın swap işleminden elde ettiği gelirin de davacının borcundan düşülmesi gerektiğini, İstinaf dilekçesinde yer alan sebeplerle ilk derece mahkemesinin ödeme tarihindeki kuru esas almasının hatalı olup sözleşmede sabitlenen kurun esas alınması ve bu doğrultuda asıl davanın kabulü ve neticede bilirkişi heyetinin 6. ek raporunda belirtilen 3.171.009,61 Euro tutarındaki istirdada dönüşen alacağın tahsiline karar verilmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesi kararında davacı lehine ve aleyhine verilen avukatlık ücretlerinin hatalı olduğunu ve doğru hesaplanması gerektiğini, tazminat davalarında davanın reddi durumunda maktu tutara hükmedilmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesince hükme esas alınan güncel kur hesaplamasının da hatalı olduğunu, çünkü söz konusu hesaplamada kredinin kapatıldığı 02.05.2018 tarihinden sonra davacı tarafından davalı bankanın temerrüt tehdidiyle kredi taksitlerini düzenli olarak ihtirazı kayıtla ödemiş olmasına rağmen ve temerrüt gerçekleşmemesine rağmen bilirkişiler tarafından 02.05.2018 tarihinden itibaren krediye %13,5 üzerinden faiz işletilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu konuda 5.ek rapora karşı detaylı itirazlarını belirtmiş olmalarına rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalar hakkında verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, temliknamenin hükümsüzlüğünün tespiti talebinin kabulüne, ...'ın şahsi kefaletinden kaynaklı bir sorumluluğunun kalmadığının tespiti talebinin kabulüne, menfi tespit davasının dava sırasında ödeme nedeniyle istirdada dönüşmüş olması karşısında istirdat talebinin kabulü ile 02.05.2018 tarihinden sonra davacı şirketten haksız ve fazla olarak temerrüt ve icra tehdidi ile tahsil edilen 2.856.143,97 Euro alacağın ve 20.04.2020 tarihine kadar işlemiş olan 282.966,00 Euro faizin davalı bankadan tahsiline ve asıl alacağa 20.04.2020 tarihinden itibaren döviz faizi uygulanmasına, yargılama esnasında davalı banka tarafından icra takibinde davalı bankanın haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olduğundan, davalı banka aleyhine azami oranda kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, ipoteğin fekki taleplerinin konusuz kalmış olması nedeniyle dava tarihinde müvekkilinin haklı olduğu dikkate alınarak müvekkili lehine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmesine; birleşen davanın kabulü ile 1.000.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, asıl davada verilen hükme yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince birleşen davanın reddine dair verilen hükmün isabetli olduğunu, mahkemenin bu yöndeki gerekçelerine katıldıklarını, asıl dava bakımından da müvekkili lehine yapılan değerlendirmelere bir itirazlarının bulunmadığını, istinaf başvurularının asıl davaya yönelik olduğunu, Davalı banka tarafından davacıya kullandırılan dava konusu kredinin Euro üzerinden olduğunu, buna dair mahkeme tespitlerinin isabetli olduğunu, taraflar arasında imzalanan çapraz para takası sözleşmesine ilişkin olarak sermaye piyasası mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklere uygun olarak davacının bilgilendirildiğini, para takası sözleşmesi kapsamındaki ana para değişiminin ve geri ödeme borçlarının kredi ilişkisinden doğan geri ödeme borcunun para birimini değiştirmediğine dair mahkeme karar gerekçesine katıldıklarını, erken kapamanın davalı bankanın kabulüne bağlı olduğunu, davacının, davalı bankanın muvafakat olmadan ve sabitlenen kur üzerinden belirlenen TL borcunu ödeyerek borcu kapatma talebini müvekkilinin kabul etmediğini, mahkemenin yargılama sırasında bir kök ve altı ek rapor aldığını, bilirkişi kök raporunun sonuç kısmında kredi ilişkisinin Euro üzerinden kurulduğunun tespit edildiğini, ek raporlarda da aynı yönde tespitlerin yer aldığını, dosyaya sunulan uzman görüşlerinin de bunu doğruladığını, ilk derece mahkemesinin de bu yönde tespit yaptığını, buna karşın ilk derece mahkemesince hüküm verilirken 5 ve 6 nolu ek raporlara dayanıldığını, buna karşı savunmalarının dikkate alınmadığını, müvekkili aleyhine verilen kararın hukuki dayanağı olmadığını, hakkaniyet ilkesinden hareketle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarına yönelttikleri itirazları aynen tekrar ettiklerini, bu itirazlarına ve dosya kapsamına göre asıl davada davanın kısmen kabulünün hukuka aykırı olduğunu, savunmalarının bütününde ve dosyaya sunulan uzman görüşünde açıklanan sebeplerle davanın reddi gerektiğini, Yargılama sürecince ortaya koydukları gerekçelerin, savunmaların, uzman görüşlerinin, kanuni düzenlemelere ve sözleşme hükümlerine dayalı savunmalarının dikkate alınmadan karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin davacının alacağının Euro olduğuna dair tespiti yaptığını, swap anlaşması ile birlikte değerlendirme yapıldığında bu tespitin tereddütsüz biçimde kabul edildiğini, buna göre Knock - Out seviyesi olan 5 TL seviyesine kadar da davacının para borcunun yabancı para borcu olduğunun kabulü gerektiğini, swap anlaşması ise davacı borçluya sadece Knock - Out seviyesine kadar 3,2120 TL'den  Euro alma ve aldığı Euro ile bu cinsten kredi borcunu ödeme imkânı verdiğini, buna göre Euro'nun şarta bağlı olarak belirli bir kurdan sabitlendiği bir sözleşme kurgusu değil, Euro cinsinden yapılacak ödemelerde Euro/TL değişim riskinin 5 TL seviyesine kadar bankaya aktarılması kurgusunun benimsendiği, sözleşme ile taraflar arasında amaçlanan ve mutabık kalınan hususun Euro para borcunun belirli bir kurdan TL olarak değil belirli bir kurdan belirlenen Euro ile ve aynen bu para biriminden ödenmesi olduğunu, o hâlde aynen ödeme kaydıyla verilmiş bir yabancı para borcu söz konusu olduğunu, TBK'nın 99/2. maddesi uyarınca ülke parası dışında başka bir para birimi ile ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borcun ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile de ödenebileceğini, bu hüküm uyarınca tam ve gereği gibi ifada bulunmakla yükümlü olan borçlunun ifayı ancak kararlaştırılan para birimi ile yapmak suretiyle borcundan kurtulabileceğini, yabancı para yerine ülke parası ile ödeme yapılması hâlinde alacaklının ifayı reddetme hakkı bulunduğunu, borçlunun böyle bir ifayı kabule zorlanamayacağını, dosyaya sunulan 25.03.2019 tarihli uzman raporunda aynen ödeme koşulunun tespit edildiğini, İlk derece mahkemesini kısmen kabul sonucuna götüren ve istirdada konu edilen davalı ödemesinin, davalının dava dışı ...ız olan 40.000.000,00 TL kredi borcunun bakiyesine mahsup edilerek bu kredinin tamamen kapatıldığını, geriye kalan 15.713.986,51 TL'den ise davacının ihtilaflı 20.000.000,00 TL limitli krediden mahsup etmek suretiyle ödemek istediğini, davacının bu tutarı ödendiği günkü kurdan Euro'ya dönüştürmediğini, müvekkili banka tarafından TL olarak tutulduğunu, bu tutar üzerinden banka kayıtlarında yer aldığı ölçüde takibe geçildikten sonra 09.04.2019 tarihinde davalının anılan kredi borcuna mahsup edildiğini ve tahsilat kurunun 6,3986 olup bu şekilde 2.455.847,61 Euro borcun ödendiğinin kabul edildiğini, bakiye alacağın ödenmediğini, görüldüğü üzere davacının istirdadını talep edebileceği bir alacağının söz konusu olmadığı, davacının Euro üzerinden doğrudan bir ödeme talebinin bulunmadığını, dolayısıyla banka hesabında bulunan 15.713.986,51 TL'nin aslında Euro borcu olan krediye TL olarak ödeme sayılması talebini kabul etmediklerini, aksinin kabulünün tarafların iradesine ve TBK'nın 99. maddesine aykırı olacağını, zira müvekkilinin döviz borcunun TL olarak ödenmesi talebini reddetme yetkisi bulunduğunu, ancak davalı bankanın cari hesabı kat ederek takibe geçmesiyle birlikte o tarihteki Euro kuru üzerinden hesaptaki paranın Euroya dönüştürülerek mahsuplaşma yapıldığını, bu uygulamanın hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu, İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde mahkeme başkanı tarafından yazılan muhalefet gerekçesinin de hatalı olduğunu, bu konularda 25.03.2019 tarihli uzman görüşünün 19-20. sayfalarında ayrıntılı değerlendirme yapıldığını, oradaki gerekçeler ışığında JP Morgan ile müvekkili arasında yapılan risk giderim anlaşması kapsamında oluşan gelirin davacının borcundan mahsubunun mümkün olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl dava bakımında verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın tamamen reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Asıl dava hukuki niteliği itibariyle,  dava konusu 20.000.000 TL tutarlı kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, kredi ilişkisi nedeniyle verilen bir ve ikinci derecedeki ipoteklerin fekki, Beyoğlu 42. Noterliğinin 02/05/2018 tarih ... yevmiye nolu temliknamesinin iradenin sakatlanması ve zor durumdan faydalanılması nedeniyle hükümsüzlüğünün tespiti ile  davalı tarafından fazla tahsil edilmiş olan tutarların istirdadı taleplerine ilişkindir. Birleşen dava ise borcun bulunmamasına rağmen ipoteklerin fek edilmemesi nedeniyle finansman ihtiyacının karşılanmaması, üçüncü kişilere olan yükümlülüklerin yerine getirilememesi, teminat olarak temlik edilen pos alacaklarının davacıya kullandırılmaması nedeniyle üçüncü kişilere sair maddi hükümlülüklerin ifasında acze düşürdüğünden uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davalarda verilen hükme karşı davacı vekilince; asıl davada verilen hükme karşı davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize gelmiş ve  2022/227 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Bu dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 2024/164 Karar sayılı, 08.02.2024 tarihli kararla; davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca, birleşen davaya ilişkin ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak birleşen davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Asıl dava bakımından her iki tarafın istinaf nedenleri reddedilmiş,  hüküm bütünlüğünün sağlanması bakımından, asıl dava hakkında ilk derece mahkemesince verilen hüküm aynen tekrarlanmıştır.Mahkememizin anılan hükmünün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2480 Esas - 2025/2543 Karar sayılı, 16.04.2025 tarihli kararıyla,  Dairemizin anılan hükmü bozulmuştur.Yargıtay bozma ilamında; \"...1.Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, münhasıran euro karşılığı 20.000.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmesi ile ilgili olup ödemenin hangi tarihteki kur üzerinden hesaplanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Bunun için de taraflarca kredi ilişkisi kapsamında imzalanan sözleşme ve belgelerin değerlendirilmesi gerekir.Taraflar arasında 30.06.2016 tarihli 75.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi ve Tezgahüstü Türev Araçlarına İlişkin Çerçeve Sözleşmesinin imzalandığı; 01.07.2016 tarihli \"Bağlayıcı Olmayan Prensip Anlaşması\", aynı tarihli \"Avrupa Tipi Knock  Out'lu Çapraz Para Takası (European Knock Out Cross Currency Swap)\" İşlem Talimat Sonuç Formu\" imzalandığı ve taraflar arasındaki kredi ilişkisinin bu belgeler üzerinden tesis edildiği anlaşılmaktadır. 30.06.2016 tarihli ve 75.000.000,00 TL üst limitli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde; genel çerçeve kredi sözleşmesi niteliğinde olduğu, bu sözleşme kapsamında kredi kullanan davacı şirketin davalı bankadan TL ya da döviz niteliğinde kredi kullanabileceği, 3.3.3. maddesinde, bankaca Türk lirası limit karşılığı döviz üzerinden kredi açılabileceğinin belirtildiği, döviz karşılığı Türk lirası kullandırılması dahil bankanın müşteri lehine döviz üzerinden nakdi kredi kullandırması sonucu yükümlülük altına girmesi hâlinde işlem konusu dövizleri kendi kaynağından veya müşterinin döviz hesaplarından karşılayabileceği gibi TCMB veya diğer müesseselerden satın almak suretiyle de karşılayabileceği, müşterinin, bankanın bu şekilde yapacağı döviz satışlarına ve transferlerine döviz satışının yapıldığı gün itibariyle bankanın tayin edeceği döviz satış kurunun uygulanacağı, tüm yükümlülüklerin bankanın garanti ettiği veya kullandırdığı döviz cinsi üzerinden yerine getirileceği, ödemelerin aynı döviz cinsi üzerinden yapılacağı açıklamalarına yer verildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanmış olan 01.07.2016 tarihli \"Bağlayıcı Olmayan Prensip Anlaşması\" başlıklı belgenin incelenmesinde; bu anlaşmanın, bankanın finansman sağlamasının genel koşullarını belirlediği vurgulanmış, anlaşmanın koşullarının geçerliliği kredi dökümanlarının imzalanmasına bağlanmış ve \"İndikatif koşul ve şartlar\" başlığı altında; tamamen veya kısmen kullanılmak üzere 60.000.000,00 TL veya eş miktarda euro olarak kredi kullanılabileceği, kredinin euro olarak kullandırılması halinde 3.500.000,00 euro türev işlem limiti tahsis edildiği, vadenin 8 yıl olacağı belirtildikten sonra, kredi kullanımı için 1. opsiyonda 60.000.000,00 TL için erken ödeme opsiyonlu %17,55 sabit, erken ödeme opsiyonsuz %17,40 sabit faizli kredi kullanılabileceğinin belirtildiği; 2. opsiyon olarak 40.000.000,00 TL kredi ile 20.000.000,00 TL karşılığı euro şeklinde iki farklı kredi kullanılabileceği belirtilmiş, 40.000.000,00 TL için faiz oranının %17,55 olduğu belirtildikten sonra 20.000.000,00 TL karşılığı euro kredisi bakımından erken ödeme opsiyonsuz kullandırım için faiz oranı %13,50 olduğu belirtilmiş, devamında \"Hazine Türev Sözleşmesi ekte olup sözleşmeye istinaden hazırlanmış fiyatlamadır\" açıklamasına yer verilmiştir. Devamında, 20.000.000,00 TL karşılığı euro kredisinin erken ödeme opsiyonlu faiz oranının %15,50 olduğu belirtilmiş, yukarıdaki açıklamaya ilaveten, erken ödemeli opsiyonda kredi erken ödemesinin yapılabilmesi için yapılmış olan türev işleminin ters işleminin yapılacağı ve o günkü ters türev işlem maliyetinin kredi alana yani davacıya ait olacağına dair açıklamaya yer verildiği görülmüştür. Komisyonlar başlığı altında, toplam kredi tutarı üzerinden  %0,5 oranında olup, %0,25'i bağlayıcı olmayan prensip anlaşmasının paylaşılmasına istinaden tahsil edileceği, bakiyesinin kredi sözleşmesinin imza gününde tahsil edileceği, erken ödeme komisyonunun ana para riskinin %0,5'i olarak belirlendiği, kredinin tek seferde kullandırılacağı açıklamasına yer verildiği anlaşılmıştır. Aynı belgenin \"İhtiyari erken ödeme\" başlıklı bölümünde \"Bir yıl içinde ve en az 10 iş günü önceden yazılı bildirim yapmak kaydı ile en az 1.000.000,00 USD olmak üzere ihtiyari erken ödeme yapılabileceği, bu şekilde erken ödeme yapılması hâlinde kredinin erken ödenen herhangi bir kısmının otomatik olarak iptal olacağı\"nın açıklandığı,  anılan belgenin son sayfasında taraflar arasında imzalanan 30.06.2016 tarihli genel kredi sözleşmesine atıf yapıldığı ve bu prensip anlaşmasının genel kredi sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan \"Tezgahüstü Türev Araçlarına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi\" başlıklı belgenin incelenmesinde; 2. maddede, sözleşmenin konusunun müşteri ile banka arasında tezgahüstü (organize olmayan) piyasalarda işlem gören her türlü türev araçlarının alım satımının yapılmasının yasal düzenlemeler çerçevesinde ifa edilmesi ve bu işlemlerde uygulanacak çerçeve kurallarının belirlenmesi olduğu belirtilmiştir. Sözleşmenin 9. maddesinde, sözleşmenin bağımsızlığı belirtilmiş, bu sözleşme maddelerinin kapsamadığı konularda genel kredi sözleşmesinin ve varsa diğer sözleşmelerin uygulanacağı belirtilmiştir. Sözleşmenin 11. maddesinde, müşterinin bankaya ödemesi gereken meblağın, kullanılabilir fonlar hâlinde ve bankanın takdirinde olmak üzere en geç vade/takas günü saat 12:00'a kadar banka nezdinde bir hesaba veya bankanın belirleyeceği başka bir hesaba yatırılacağı belirtilmiştir. Tezgahüstü Türev Araçları Risk Bildirim Formuna göre risk beyanları başlığı altında bilirkişi kök raporunda özetlendiği üzere, tezgahüstü türev işlemlerinin çeşitli oranlarda risk taşıdığı, aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere dair kendisine aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin dikkate alınması gerektiği, tezgahüstü türev araçlarının alım ve satımına dair olarak aracı kuruluşun yetkili personelce yapılacak teknik ve temel analizlerin farklılık içerebileceği, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde bu risklere ek olarak kur riskinin de mevcut olduğu ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere dair yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli araştırma yapması gerektiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından imzalanan 01.07.2016 tarihli  \"Avrupa Tipi Knock  Out'lu Çapraz Para Takası (European Knock Out Cross Currency Swap\" İşlem Talimat Sonuç Formu\"nun incelenmesinde; 30.06.2016 tarihinde davalı banka ile davacı şirket arasında imzalanmış olan Tezgahüstü Türev Araçlar Çerçeve Sözleşmesinin eki olan iş bu işlem talimat ve sonuç formunun amacının aşağıda belirtilen tarihte gerçekleşen anlaşmanın şartlarını belirlemek ve teyit etmek olduğu belirtilmiş, işlem tarihi olarak 01.07.2016 tarihi gösterilmiştir. İşlemin tanımı ve amacının tanımlandığı başlık altında \"Avrupa Tipi Knock  Out'lu Çapraz Para Takası (European Knock Out Cross Currency Swap) işlemi vade başında varsa ana para değişimini, her bir dönem sonu tarihi için geçerli olan gözlem tarihinde referans kurunun (Fixing kur), knock out seviyesinden küçük olması hâlinde dönem sonu tarihlerinde hem ana para geri ödeme tutarı hem de faiz değişimleri içeren bir işlemdir. Her bir dönem sonu tarihi için geçerli olan gözlem tarihinde referans kurunun (fixing kur), knock out seviyesine eşit veya knock out seviyesinden büyük olması hâlinde ilgili dönem sonu tarihinde söz konusu ana para geri ödeme tutarı hem de faiz değişimleri sadece o dönem için iptal olunur... Her bir dönem sonu için gözlem tarihinde bakılacak olan referans kur seviyesine eşit, referans kur seviyesinden büyük veya küçük olması kriterlerine göre ilgili dönem için ana para geri ödeme tutarı ve faiz değişimlerinin iptal olup olmadığını gösterecek olan kur seviyesidir\" açıklaması yapıldıktan sonra knock out seviyesi olarak 5,00 euro/TRY olarak belirlenmiş, referans kurun nasıl ve ne zaman tespit edileceği açıklanmış, başlangıç tarihinin 01.07.2016 vade sonu tarihinin 01.07.2024 olduğu, knock out seviyesinin yani ana para değişim kurulunun 3,2120 olduğu belirtilmiştir. Devamında, müşterinin ödemelerine konu para biriminin TL olduğu, bankanın ödemelerine konu para biriminin euro olduğu, faiz oranının TL üzerinden %13,50 olduğu hususları belirtilmiştir. 2. sayfanın sonunda yer alan tabloda, bankanın ödeyeceği tutarın 20.000.000,00 TL olarak gösterildiği, müşterinin bankaya geri ödeyeceği tutarın ise 6.226.650,06 euro olduğu, değişim kurulunun yani sabitlenen kurun 3,2120 TL olduğu belirtilmiştir. Devamında davacının yani müşterinin TL üzerinden ödeme tablosu düzenlenmiş ve knock out seviyesinin 5,00 TL olduğu gösterilmiştir.  Bu belgelerin içeriğinden anlaşıldığı üzere davacının krediyi  erken kapama hakkı bulunup, kullandırılan kredi kapsamında borcun euro kur seviyesi 5,00 TL'ye çıkana kadar sabitlenen kur üzerinden hazırlanan Türk Lirası Ödeme tablosuna göre ödeneceği kararlaştırılmış, nitekim euro kur seviyesi 5,00 TL'nin altında olduğu dönemde  davacı tarafından yapılan ödemeler sabit kur üzerinden yapılmıştır. Her ne kadar yukarıda özetlenen belgelerde erken ödeme halinde sabit kurun mu yoksa güncel kurun mu esas alınacağı kararlaştırılmamış ise de; gerek  ödeme tablosunun euro kur seviyesi 5,00 TL'ye çıkana kadar sabitlenen kur üzerinden hazırlanmış olması gerekse yazılı  bir  sözleşmede düzenleyen pozisyonunda olan tarafın, sözleşmeye ilişkin gerekli tüm hususları sözleşmeye dercetmesi gerekmekte olup, aksi durumda yani tarafların hak ve yükümlülüklerinin sözleşmede net bir şekilde belirtilmediği durumlarda  sözleşme  yorumlanırken,  yorumun düzenleyen aleyhine olacak şekilde yapılacağına ilişkin genel ilke  gereğince Mahkemece erken ödeme halinde de sabit kurun esas alınması gerektiğinin kabulü ve buna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, davacının borcunun döviz borcu  olduğu,  döviz borcunun ise ödendiği tarihteki kur karşılığının tahsil edileceği  gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış,  asıl ve birleşen davada verilen hükmün  asıl ve birleşen davada davacı lehine bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm  temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA...\" denilmiştir.Bozma üzerine Dairemizce, HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılmış ve tarafların bozmaya ilişkin beyanları alındıktan sonra bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiş, uyulan bozma ilamı doğrultusunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır.Davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde:Davacı ile davalı arasında iki ayrı kredi sözleşmesi mevcuttur. Bu kredilerden bir tanesi 40.000.000,00 limitli TL kredisi olup bu kredinin TL kredisi olduğu ve erken ödeme sonucu bu kredi borcunun davacı tarafından kapatılmış olduğu ihtilafsızdır. Bu kredi sözleşmesi, eldeki davanın konusu değildir. Diğer kredi sözleşmesi ise dava konusu olan euro karşılığı 20.000.000,00 TL taksitli kredi sözleşmesidir. Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere, asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık,  münhasıran euro karşılığı 20.000.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmesi ile ilgili olup erken yapılan ödemenin hangi tarihteki kur üzerinden hesaplanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Dairemizin bozulan kararında ve Yargıtay bozma ilamında, taraflar arasında imzalanan tüm sözleşme ve belgeler ayrıntılı olarak açıklanmıştır.Bu belgelerin içeriğinden anlaşıldığı üzere ve yine bilirkişi kök raporunda açıklandığı üzere; davalı bankanın davacıya Euro karşılığı 20.000.000,00 TL kredi kullandırdığı, davacının dvalı bankaya yapacağı geri ödeme tutarının 6.226.650,06 Euro olduğunun belirtildiği ancak Euro kuru 5,00 TL ulaşıncaya kadar taraflar arasında kurun 3,2120 TL'ye sabitlendiği, yani 3,2120 döviz kuru üzerinden ve Euro 5,00 TL'ye ulaşıncaya kadar davacının kredi geri ödemelerini TL olarak yapacağının kararlaştırıldığı, böylece tarafların kurun düşmesine ya da yükselmesine karşı riskleri sınırlandırmak istedikleri anlaşılmaktadır. Yani tarafların anlaşmasına göre, davacı, davalıya 20.000.000,00 TL karşılığı Euro kredisi kullandırmış, davalının geri ödeyeceği tutar Euro olarak gösterilmiş ancak Euro kurunun 5,00 TL'nin altında olduğu tüm döviz hareketlerinde kur 3,2120 TL'ye sabitlenmiş ve davacının ödemelerini sabitlenen bu kur üzerinden TL olarak yapması kararlaştırılmış; böylece kurun 5,00 TL'nin altındaki yükselişlerden kaynaklanacak riski banka üstlenmiş, kurun 3,2120'nin altına düşmesinden kaynaklanan riski de davacı üstlenmiştir. Kredinin döviz kredisi olduğuna dair ayrıntılı teknik açıklamalar, davalı vekili tarafından 29.03.2019 tarihinde sunulan Dr. Yüksel tarafından düzenlenen uzman raporunda da yer almaktadır. Bağlacıyı olmayan prensip anlaşmasında, kredinin 20.000.000,00 TL karşılığı Euro kredisi olduğu açıkça belirtilmiş, davalının yapacağı geri ödemenin tutarı ...'lu Çapraz Para Takası İşlem Talimat ve Sonuç Formu'nda davacının yapacağı geri ödeme  6.226.650,06 Euro olarak belirlenmiş olup, taraflar arasındaki kredi ilişkisinin Euro kredi ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, bilirkişi kök raporunda yukarıda anılan belgelerin içerikleri değerlendirilmiş, çapraz para takası işleminin mahiyeti açıklanmış, neticede ihtilaflı kredinin döviz kredisi olduğuna dair kanaat bildirilmiştir. Alınan ek bilirkişi raporlarda da aksine bir kanaat bildirilmemiş, Mahkemenin sorularına ve tarafların itirazlarına ek raporlarda cevap verilmiştir.Her ne kadar davacı vekili, dava konusu kredinin döviz kredisi olmadığını ve TL kredisi olduğunu, kur knock out seviyesine gelinceye kadar kredi borcunun TL olduğunu ileri sürmüş ise de yukarıda anılan belge içeriklerine göre kredinin Euro karşılığı TL olarak kullanıldığı, geri ödeme yapılacak borç tutarının Euro olarak belirlendiği dikkate alındığında, kredinin Euro kredisi olduğu, tarafların gerçek iradesinin Euro kredisi kullandırmak/kullanmak yönünde olduğu anlaşılmaktadır. İhtilafa konu kredi sözleşmesi, kendine has özellikler taşıyan bir döviz kredisi olup erken kapama hâlinde, TL ödemenin hangi kur üzerinden Euroya çevrileceği konusunda sözleşmelerde açık bir hüküm bulunmadığından, uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, erken ödemede dikkate alınması gereken kurun, sabitlenen kur olan 3,2120 TL olduğunun kabulü gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, bu husus artık kesinleştiğinden, hesaplamaların bu sabit kur üzerinden yapılarak sonuca gidilmesi gerekmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 05.08.2021 tarihli 6. Ek raporda seçenekli hesaplama yapılmış olup, taraflarca sabitlenen kur esas alınarak da hesaplamaya da yer verilmiştir. Dairemizce denetlenen bu ek rapora göre, erken ödemede fikslenen kur esas alındığında, dava tarihi itibariyle davacının davalı bankadan 25.198,84 Euro alacaklı hâle geldiği, yani dava tarihi itibariyle menfi tespit talebinin bütünüyle haklı olduğu anlaşılmaktadır. Yine, bu nedenle davacının, ipoteğin fekki talebi bakımından da dava tarihi itibariyle tamamen haklı olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.Dava tarihi itibariyle davacı, ipoteğin fekki talebi bakımından haklı olduğu, davanın devamı sırasında davacıdan yapılan ve istirdat talebine konu ödemeler alındıktan sonra davalının talebiyle dava konusu ipoteğin fek edilmiş olması nedeniyle, davanın bu talep bakımından konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince ipoteğin fekki talebi bakımından konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetli olmuş ise de davanın açıldığı tarih itibariyle davacı ipoteklerin fekki talebinde haklı bulunduğundan, bu talebe ilişkin yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalıya tahmili gerekirken davacı üzerinde bırakılması usule ve yasaya aykırı bulunmuş, bu yöne ilişkin davacı istinaf sebebinin kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Davacı menfi tespit talebinde haklı olup, davanın devamı sırasında davacının icra dosyasına ödemeler yaptığı, ayrıca davalının temlik sözleşmelerine dayalı tahsilat yaptığı, böylece menfi tespit davasının İİK'nın 72/6. maddesi uyarınca istirdat davasına dönüştüğü anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, uyulan bozma ilamıyla oluşan usuli kazanılmış hak uyarınca, istirdat tutarının hesaplanmasında esas alınması gereken kur, sabit kur olan 3,2120 TL'dir. Sabit kur esas alındığında ise davacının, erken ödemenin bir sonucu olarak, dava tarihi itibariyle borçlu değil, alacaklı olduğu anlaşılmıştır. 05.08.2021 tarihli 6. Ek bilirkişi heyet raporunda belirtildiği ve aynı rapordaki hesaplama tablosunda gösterildiği üzere; davacıdan yapılan her bir fazla tahsilat tarihindeki kur esas alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının istirdadını talep edebileceği asıl alacak miktarının (davacının da kabulünde olan maddi hesaplama hatası düşüldükten sonra) 2.856.143,97 Euro, ödeme tarihlerinden itibaren işleyen faizlerinin ise 282.966,00 Euro olmak üzere toplam 3.139.109,97 Euro olduğu hesaplanmıştır. Bu bilirkişi raporunda maddi hata, davacı vekilinin beyanı ve kabulü doğrultusunda düzeltilerek yukarıda gösterilen toplam 3.139.107,97 Euro istirdat tutarı belirlenmiştir. Buna göre, ilk derece mahkemesince, istirdat talebinin 2.856.143,97 Euro asıl alacak ve  ödeme tarihlerinden itibaren işleyen 282.966,00 Euro faiz olmak üzere toplam 3.139.109,97 Euro üzerinden kabulü gerekirken, daha azına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.Davacı vekili, davalıya kredi borcunun ödenmesi amacıyla yapılan temliknamelerin iptalini talep etmiş, ilk derece mahkemesince bu talep reddedilmiştir. Davacı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde: İptal talebine konu temliklerden ilki, davacının ticari faaliyetinde kullandığı POS cihazları nedeniyle bankalardan olan alacaklarının temlikine ilişkin sözleşmelerdir. Bu temlikler, 01.07.2016 tarihli HSBC Bank POS cihazından kaynaklanan alacakların temlikine;  01.07.2016 tarihli ... Bank POS cihazından kaynaklanan alacakların temlikine;  01.07.2016 tarihli Garanti Bankası, ... Bankası, Yapı Kredi Bankası ve ... POS cihazlarından kaynaklanan alacakların temlikine;  24.08.2016 tarihli ... Bank POS cihazından kaynaklanan alacakların temlikine ve  28.08.2016 tarihli ... Bank POS cihazından kaynaklanan alacakların temlikine ilişkindir. Bu temliknamelerin tarihleri, davacının ihtilaf konusu krediyi erken kapama iradesini karşı tarafa bildirdiği Beşiktaş 27. Noterliğinin 12114 Y. sayılı, 02.05.2018 tarihli ihtarnamesinden çok öncesine ilişkindir. Davacı, davalıdan kullandığı kredi borçlarını ödemek amacıyla bu temlikleri yapmış olup iradesi sakatlayan herhangi bir somut olgu ileri sürmemiştir. Bu temliknamelerin iptalini gerektirecek bir neden bulunmadığından, ilk derece mahkemesince bu temliknamelerin iptaline dair talebin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Davacının iptalini talep ettiği diğer temlikname ise Beşiktaş 27. Noterliğinin 02.05.2018 tarihli, ... Y sayılı temliknamesidir. Davacının, bu temliknameyle, dava dışı Seba İnşaat AŞ'den olan alacağının, dava konusu kredi borcunun bakiyesi olan 4.779.709,38 Euronun ödenmesi amacıyla temlik edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı vekili, eldeki davada temlik sözleşmesinin baskı altında ve hile ile imzalatıldığını ileri sürmüş ve bu temlikin hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş ise de bu iddiayı kanıtlayan somut bir delil ortaya konulmamıştır. Davacı bu konuda Kağıthane Devriye Ekipleri tarafından düzenlenen 02.05.2018 tarihli tutanağı delil olarak göstermiş ise de bu tutanağın davacı şirket yetkilisinin tek taraflı beyanına dayandığı ve onun talebi ile düzenlendiği, bu belgenin yukarıda anılan temliknamenin düzenlenmesinden hemen sonra düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yine bu temliknamenin düzenlendiği tarihte davacı şirket yetkilisi, Beşiktaş 27. Noterliğinin 02.05.2018 tarihli ihtarnamesini yollamış ve ihtilaflı krediye konu borcun TL borcu olduğu belirtilerek davacının banka hesabında bulunan tutardan, bakiye kredi borcu olan 15.416.666,74 TL ile %0,5 erken kapama cezası karşılığı 77.083,33 TL ile 3.854,17 TL BSMV olmak üzere toplam 15.497.604,24 TL'nin hesaptan çekilmesini ve kredi borcunun kapatılmasını talep etmiştir. Davalı banka tarafından gönderilen 03.05.2018 tarihli cevabi noter ihtarıyla bu talep reddedilmiş ve alacağın Euro alacağı olduğu, bakiye alacağın 4.779.709,38 Euro olduğu gerekçesiyle kredinin kapatılması teklifinin kabul edilmediği bildirilmiştir. Banka yetkililerinin davacıya ne şekilde baskı ve tehdit yönelttiği somut olarak ortaya konulmamış ve somut bir kanıt gösterilmemiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince,  02.05.2018 temliknamenin hükümsüzlüğünün tespitine dair talebin reddine dair verdiği karar isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Esasen davalının, iptal talebine konu tüm temliknameler kapsamında yaptığı ödemeler, kredi ilişkisinin tasfiyesinde ve istirdat tutarının belirlenmesinde hesaplamaya dâhildir. Ancak bu konuda şu hususu açıklığa kavuşturmakta fayda vardır: Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere ihtilaf konusu kredi, kendine has özellikler taşıyan bir döviz kredisidir. Dolayısıyla, iptal talebine konu temliknamede bakiye borcun tutarının Euro üzerinden gösterilmesi, davacı aleyhine sonuç doğuracak bir durum değildir. Zira ihtilaf, kredinin döviz kredisi olmasından değil, erken kapamada hengi kurun esas alınacağından kaynaklanmaktadır. Temliknamede belirtilen bakiye borç miktarı olan  4.779.709,38 Euro'nun sabit kur (3,2120 TL) üzerinden karşılığı 15.352.426,52 TL yapmaktadır. Davacı da örken ödeme hakkını kullandığını bildirdiği 02.05.2028 tarihli ihtarnamesinde; kredi bakiye borcu 15.416.666,74 TL ile %05 erken kapama komisyonu 77.083,33 TL ve bunun %05 BSMV'si olan 3.854,17 TL olmak üzere toplam 15.497.604,24 TL'nin banka hesabından tahsil edilmesini ihtar ederek erken ödeme talebini bankaya bildirmiştir. Görüldüğü üzere, erken kapama anında dacının mevduat hesabında bulunan ve kredinin ödenmesinde kullanılan hesabında bulunan TL miktarı, sabit kur üzerinden  4.779.709,38 Euro'yu ödemeye yeterli olup davacının erken ödeme iradesinin de (sabit kur esas alındığında) bu yönde olduğu anlaşılmaktadır. Bu tespitin bir sonucu olarak,  02.05.2018 tarihli temliknamenin iptali talebinin reddine karar verilmesiyle istirdat talebinin kabulü arasında bir çelişki bulunmamaktadır.Davacı vekili davanın istirdada dönüşen menfi tespit talebi bakımından kısmen de olsa kabulüne rağmen müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, alacaklının kötü niyet tazminatına mahkum edilebilmesi için ödemelerin icra takibinin yarattığı cebrî icra tehdidi altında yapılmış olması ve alacaklının takibinde haksız ve ayrıca kötü niyetli olması  gerekir (Bu konuda ayrıntılı hukuki değerlendirmeler, Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen uzman görüşünde ve Prof. Dr...  tarafından düzenlenen uzman görüşünde yer almaktadır). Davacı banka tedbirli davranmak yükümlülüğü ve ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altında bulunmakla birlikte, sözleşme hükümlerini ve taraflar arasındaki belgeleri farklı yorumlayarak fazladan alacak talebinde bulunmuş olması nedeniyle haksız bulunmuş ise de kötü niyetli olduğuna dair somut bir tespit de yapılmamıştır. HMK'nın 33. maddesi uyarınca hâkim Türk hukukunu kendiliğinden uygulayacak olup farklı yöndeki uzman görüşüne itibar edilmemiştir.  Bu nedenlerle davacı vekilinin kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı vekili ilk derece mahkemesi kararına muhalif kalan mahkeme başkanının muhalefet gerekçeleri de dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin çelişkili olduğunu ileri sürmüş ise de Dairemiz, anılan muhalefet gerekçesine katılmadığı gibi, istirdat talebi tam kabul edildiğinden, bu istinaf sebebinin değerlendirilmesine gerek kalmamıştır.Davacı vekili, ilk derece mahkemesince dava dışı kefil ...'ın kefaletten kaynaklanan bir sorumluluğunun bulunmadığının tespiti talebinin reddine dair kararın da hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. Eldeki dava, davacı şirketin tüzel kişiliği adına açılmıştır. Şirketin yöneticisi olan kefil ...'ın şahsı adına açılmış bir dava bulunmamaktadır. Böyle bir davayı açma sıfatı, anılan gerçek kişinin kendisine aittir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince verilen hüküm isabetli olup aksi yöndeki davacı istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekili ilk derece mahkemesince davacı lehine ve aleyhine verilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu ve doğru hesaplama yapılması gerektiğini, tazminat davalarında davanın reddi durumunda maktu tutara hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulurken yargılama giderleri ve vekalet ücretleri Dairemizce Tarifeye göre yeniden düzenlenmiştir.Davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde: Davacı vekili, birleşen davada, kredi borcunun erken kapama suretiyle ödenmiş olmasına rağmen davalının ipotekleri fek etmeyerek ve temliknameler kapsamında haksız tahsilatlara devam ederek davacının ödeme güçlüğüne düşmesine sebebiyet verdiğini, bu nedenle davacının maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek tazminat talebinde bulunmuştur. Birleşen dosya kapsamından, davacının bir takım borçlarını ödemek konusunda sıkıntılar yaşadığı anlaşılmaktadır. Ödeme güçlüğünü gösteren bu belgelerin bir kısmının erken ödeme hakkının kullanıldığı 02.05.2018 tarihinden öncesine ait olmakla birlikte, erken ödeme sonrasında da bu ödeme güçlüğü hâlinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacının kredi talebiyle bankalara başvurduğu, ... Bankası'nın 07.09.2018 tarihli BÇ-1040/1006 sayılı yazısıyla, \"...06.09.2018 tarihli kredi risk raporu bilgilerine göre 119.916.150 TL nakdi kredi riskinizin bulunduğu, -3.8.2017 tarihli ekspertiz raporuna göre mevcut durum piyasa değeri 34.905.000 TL olarak belirlenmiş teminat konusu gayrimenkulün üzerinde halihazırda ipotek tesis edilmiş olduğu, hususları birlikte değerlendirilmiş olup; mevcut Bankamız kredilendirme politikalarınca risk/teminat oranı yeterli görülmediğinden kredi talebinizin mevcut teminatlarla kabulüne şu an için imkan bulunmamaktadır...\" gerekçesiyle davacının kredi talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca dosya kapsamından, davacının kredi borçlarının ödenmediğine dair bilginin bankacılık bilgilendirme sistemlerine kaydedilmiş olduğu, bu nedenlerle davacının kredi temininde önemli bir güçlüğe düştüğü, bunun sonucunda ticari itibarının zedelendiği yani manevi yönden zarara uğradığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince birleşen davada manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken talebin bütünüyle reddine karar verilmiş olması hukuka aykırı bulunmuş, davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerekmiştir. Dosya kapsamına ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kişilik haklarının ihlali derecesi dikkate alınarak takdiren, davacının 500.000,00 TL manevi tazminat talebinde haklı olduğu kanaatine varılarak, talep bu miktar üzerinden kabul edilmiştir.Birleşen davada davacı maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de davacının bu nedenlerle maddi zarara da uğradığı (örneğin salt bu nedenle dava fazla maliyetle kredi kullandığı) kanıtlanmadığından, birleşen davada maddi tazminat talebinin reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararı isabetli bulunmuş ve davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Birleşen davada vekalet ücretleri, yeni verilen karara göre ve ui bu karar tarihinde yürürlükte bulunan Tarife esas alınarak yeniden düzenlenmiştir.Davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde:Davacıya kullandırılan kredinin döviz kredisi olup tarafların sözleşme ilişkisinde kredi geri ödemesinin Euro üzerinden yapılmasını kararlaştırmış olmaları nedeniyle müvekkilinin kısmi TL ödemesini kabul etme yükümlülüğü bulunmadığını, bu nedenle davacının davalıya gönderdiği ihtarname tarihi itibariyle davacının hesabında bulunan TL'yi dövize çevirerek kredi borcuna mahsup etme yükümlülüğü bulunmadığını, alacaklı temerrüdünün koşullarının bulunmadığını ileri sürmüştür. Uyulan bozma ilamı doğrultusunda davacının, sabitlenen kur üzerinden krediyi erken kapama hakkının bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Davalı vekilinin hesaplamaya ilişkin itirazları ilk derece aşamasında rapora itiraz bağlamında dile getirilmiş olup bilirkişilerce değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporlarındaki tespit ve hesaplamalar Dairemizce denetlenmiş ve davalı vekilinin hesaplamaya dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle ve yukarıda davacı vekilinin istinaf sebepleri bağlamında yapılan açıklamalar ışığında, davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir. Harç ve avukatlık ücretlerinin tayininde: harç bakımından ve davacı yarına hüküm altına alınan kısım üzerinden vekalet ücretinin hesaplanmasında, tahsiline karar verilen tutarın dava tarihindeki kur üzerinden TCMB Euro efektif satış kuru TL karşılığı (5.4222*3.139.109,97=17.020.882,10 TL) esas alınmıştır. İpoteğin fekki talebi bakımından HMK'nın 331/1 hükmü uyarınca davacı yararına avukatlık ücreti, ilk derece mahkemesinin 09.10.2018 tarihli ara kararı uyarınca harçlandırılan ipotek değeri olan 20 milyon TL üzerinden hesaplanmıştır. Bu talep bakımından konusuz kalma ön incelemeden sonra olduğundan, Tarife'nin 6. maddesi uyarınca ücretin tamamına hükmedilmiştir. Reddedilen, temliknamelerin iptali talebi bakımından davalı yararına avukatlık ücreti, ilk derece mahkemesinin 09.10.2018 tarihli ara kararı uyarınca harçlandırılan 640.248,70 TL üzerinden yapılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 373/3 ve 356 maddeleri uyarınca duruşmalı yapılan inceleme sonucunda; uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;<br>A-ASIL DAVADA:<br>1-POS hesaplarındaki hak ve alacakların temlikine ilişkin sözleşmelerin ve Beyoğlu 43. Noterliğinin 02.05.2018 tarihli ... Y sayılı işlemi ile onaylanan temliknamenin hükümsüzlüğünün tespiti taleplerinin reddine, 2-Dava dışı ...'ın şahsi kefaletinden kaynaklı bir sorumluluğunun kalmadığının tespiti talebinin aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, 3-Konusu kalmayan ipoteğin fekki talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4-Menfi tespit davasından istirdat davasına dönüşen davada, istirdat talebinin kabulü ile 2.856.143,97 Euro asıl alacak, 20.04.2020 tarihine kadar işlemiş 282.966,00 Euro temerrüt faizi olmak üzere toplam 3.139.107,97 Euro alacağın, asıl alacak bölümüne 20.04.2020 tarihinden itibaren işletilecek ve 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacının yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,6-Hüküm altına alınan istirdat miktarının dava tarihindeki kur karşılığı üzerinden Harçlar Kanunu I Sayılı Tarife uyarınca hesaplanan 1.162.696,45 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 539.530,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 623.165,66 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,7-Davacı tarafından yatırılan toplam 573.721,69 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,   8-Davacı, kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, hüküm altına alınan istirdat tutarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan  A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 1.210.417,64 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,9-Davacı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, HMK'nın 331/1 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre ve harçlandırılan ipotek bedeli üzerinden hesaplanan 1.256.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,10-Davalı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, reddedilen temliknamelerin iptali talebi bakımından A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 102.037,31 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,  11-Davacı tarafından harç dışında yapılan 97.098,51 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre takdiren belirlenen 85.000,00 TL'lik bölümünün davalıdan alınıp davacıya verilmesine;  bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 12-Davalı tarafından yapılan 1.970,00 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre takdiren belirlenen 470,00 TL'lik bölümünün davacıdan alınıp davalıya verilmesine;  bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,13-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştiğinde, resen taraflara iadesine; <br>B-BİRLEŞEN DAVADA:<br>1-Davacının maddi tazminat talebinin reddine, 2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 500.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 34.155,00 TL harç peşin yatırılmış olduğundan, bu peşin harcın Hazineye gelir kaydına, başka harç alınmasına yer olmadığına,  4-Davacı tarafından harcanan 35,90 TL başvuru harcı ile  34.155,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 34.190,09 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Davacı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden; kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan  80.000 TL nispi avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,<br>6-Davalı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden;a-Reddedilen maddi tazminat talebi üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/4 maddesine göre hesaplanan 45.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,b-Reddedilen manevi tazminat bölümü üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 10. maddesine göre hesaplanan 80.000,00 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,     C-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; 1-Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; asıl ve birleşen davalar için davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının ise tarar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,2-Asıl davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, asıl davada davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,3-Asıl davada, davacı tarafından yapılan 324,20 TL harç gideri ile 304,00 TL posta gideri olmak üzere toplam  628,20 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Birleşen davada, davacı tarafından harcanan 324,20 TL istinaf başvuru harcı giderinin davalıdan alınarak  davacıya verilmesine,5-İstinaf incelemesinde birden fazla duruşma yapıldığından; a-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki esaslara göre belirlenen,  asıl ve birleşen davalar için toplam 84.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin asıl ve birleşen davalarda davalıdan alınıp asıl ve birleşen davalarda davacıya verilmesine,b-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki esaslara göre belirlenen,  asıl ve birleşen davalar için toplam 84.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin asıl ve birleşen davalarda davacıdan alınıp asıl ve birleşen davalarda davalıya verilmesine,6-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,7-Dava dosyasının, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;Davacı şirket temsilcisi ile her iki taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren ikişer haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliği ile verilen karar açıkça okunarak usulen anlatıldı.KANUN YOLU  : HMK'nın 361. maddesi uyarınca,  gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihlerinden itibaren ikişer haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d84ba85d153cdd0f","SID":"c33760ce44eb94a6"}}