{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1058 <br>KARAR NO\t: 2025/1793<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/12/2021<br>NUMARASI\t: 2018/328 E. - 2021/828 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Saklama sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  4458 sayılı Gümrük Kanununun 93. ve Gümrük Yönetmeliğinin 77 ve devamı maddeleri uyarınca, gümrük müdürlüklerinin kontrol ve denetimine bağlı olarak ticari faaliyet gösteren  antrepo/geçici depolama yeri  işleticisi olduğunu,  4458 Sayılı Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği uyarınca geçici  depolama alanlarının  gümrük gözetimi altında bulunan eşyanın konulması amacıyla herkes tarafından kullanılabilen yerler olduğunu,  geçici depolama  yeri işleticisinin  eşyanın depoda bulunduğu süre içinde eşyanın gümrük gözetimi altında bulunmasını sağlamaktan ve eşyanın muhafaza edilmesiyle ilgili yükümlülükleri yerine getirmekten sorumlu olduğunu,  davalı şirkete ait  501-02281241 no'lu konişmento, ... no'lu özet beyan muhteviyatı toplamı 5 kap, 133 kg ağırlığındaki eşyaların 28.06.2016 tarihinde  müvekkili  şirketin  geçici depolama yerine konulduğunu, söz konusu eşyaların depodan çıkış tarihinin 26.09.2017 olduğunu,  buna göre eşyaların depoda kaldığı döneme (28.06.2016-26.09.2017) ilişkin olarak toplam 25.414,29 TL ardiye ücreti oluştuğunu, ayrıca imha ve tasfiye işlemleri nedeniyle 1,500,00 TL masraf alacağım doğduğunu,  müvekkili şirket tarafından, işleyen antrepo ücretinin ödenmesi hususunda davalı şirkete 05.10.2017 tarihli ihtarname ile bildirimde bulunulduğunu,  ancak ihtarnameden bir netice alınamadığını,  davacının  04.01.2018 tarihli,  JJ-... seri numaralı faturayı tanzim ile davalı şirkete gönderdiğini,  davalının   iade ettiğini,  eşyaların  müvekkili şirketin antreposunda/geçici depolama yerinde tutulduğunu, eşyaların 4458 Sayılı Gümrük Kanunu gereğince gümrük gözetimi altında tutulduğunu,  TBK'nın 574.maddesine göre ardiye akdi gereğince kendisine düşen eşyayı özenle muhafaza yükümünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini,  eşyaların gümrük işlemlerinin tamamlanması ve bunun sonucunda da eşyaların depodan çıkışının sağlanmasının eşya sahibinin sorumluluğunda olduğunu,  yine eşyaların gümrük işlemlerinin tamamlanmaması halinde de sözkonusu eşyaların tasfiye işlemlerine tabi tutulmasının da  Gümrük idaresinin yetkisi kapsamında  olduğunu,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2004/4745 Esas,  2005/2609 Karar sayılı kararında da ifade edildiği üzere gerek eşya sahibinin gümrük işlemlerini tamamlamaması ve gerekse gümrük idaresinin tasfiye yetkisini kullanmamasının ardiye işleticisinin ardiye ücreti isteme hakkına herhangi bir etkisi bulunmadığını ileri sürerek, 26.914,29 TL ardiye ve imha masraf ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar evrilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili faaliyet adresinin Ankara olduğu gibi davaya konu uyuşmazlığın meydana geldiği  yerin de  Esenboğa Gümrük Müdürlüğü olduğunu ve  Ankara ticaret mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalının ticari faaliyetleri nedeniyle Çin’den ithal ettiği su sayaçları ile ilgili olarak ithalat izni alamadığından dolayı önce 03.01.2017 tarihinde bu malların Ukrayna’ya transit edilmesi için başvuruda bulunduğunu, bu talebinin kabul görmemesi üzerine 1.01.2017 tarihinde Gümrük Kanunu 164 ve 177.maddesine istinaden tasfiye rejimine tabi tutulması için başvuruda bulunulduğunu,   başvuru üzerine  Esenboğa Gümrük Müdürlüğü tarafından davacı şirkete yazı yazılarak tasfiyesi talep edilen malların geçici depolama yerinde olup olmadığının tespiti ile tasfiyesinin uygun olması halinde tasfiye listesine dahil edilerek 07.02.2017 tarihine kadar Müdürlüğe gönderilmesinin istendiğini,  davacı tarafından bu yazıya verilen 03.02.2017 tarihli cevapta ''… 5 kap 133 kg malzemenin gümrüğünüze terk etmek istedikleri için tasfiye listesine alınarak Müdürlüğünüze gönderilmesi istenilmektedir. Ancak sözkonusu eşyanın 21.09.2016 tarihinde Müdürlüğünüze gönderilen ve kayıtlarınıza 18821678 no ile giren yazımız ile listede 2. Sırasında tasfiye listesine alınarak Makamlarına iletildiği tespit edilmiştir'' denildiğini, davacı tarafından Esenboğa Gümrük Müdürlüğüne yazılan 21.09.2016 yazıda ise, ''Esenboğa Gümrük Müdürlüğü’ne bağlı G0262 kodlu geçici depolama yerimizde 25.08.2016-20.08.2016 tarihleri aralığında geçici depolama bekleme süresi dolmuş eşya listesi Ek’te bilginize sunulmuştur'' denilerek ekte “Tasfiye Listesi” başlıklı bir liste sunulduğunu, bu listenin ikinci sırasında  501-02281241  konişmento  numarası, 5 kap, 133 kg ağırlığında eşya olduğu ve ardiye ücretinin ise, 3.452 TL olduğu görüldüğünü, bu konişmento numarası müvekkilinin ithal ettiği malların konşimento numarasının uyuştuğunu, davacının, davalının 31.01.2017 tarihli tasfiye başvurusu üzerine, Gümrük Müdürlüğü’nün yazısına, yukarıda belirttiğimiz 03.02.2017 tarihli cevabı vermiş olmasına ve daha önce Gümrük Müdürlüğü’ne yazmış olduğu 21.09.2016 tarihli yazı ekinde yer alan tasfiye listesinde müvekkiline ait ürünler bulunmasına rağmen neden bu davayı açtığının anlaşılmadığını, davacının 05.10.2017 tarihinde müvekkili şirkete bir yazı gönderdiğini,  26.09.2017 tarihine kadar işlemiş olan 25.414,29 TL ardiye ücretinin ödenmesini istediğini, ancak bu yazı içeriğinde aynı zamanda Gümrük Müdürlüğü’nün 09.02.2017 tarihli 0602001600645 sayılı tespit tutanağı ile malların tasfiye edildiğinin bildirildiğini, imha ve tasfiye işlemleri için de ayrıca 1.500,00 TL ücret talep edildiğini,  davalıya ait mallar   09.02.2017 tarihinde tasfiye ve imha edilmişse– ki davacı yanın Gümrük Müdürlüğü’ne yazdığı 03.02.2017 tarihli cevabi yazıda, bu malların 21.09.2016 tarihli tasfiye listesinde bulunduğunu bildirdiğini, neden 26.09.2017 tarihine kadar ardiye ücreti talep edildiğini anlaşılamadığını, davaya konu ardiye ücreti talebinin yasal olmayan fahiş bir talep olduğunu, mallar  21.09.2016 tarihli tasfiye listesine dahil edildiğine göre, davacı yanın  davalıya gönderdiği 05.10.2017 tarihli yazıda geçen, 09.02.2017 tarihli tasfiye tespit tutanağı muhteviyatının da doğru  olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava taraflar arasındaki antrepo sözleşmesi sonrasında davacının davalıya verdiği hizmet bedelinin ödenmemesine yönelik alacak davasıdır.<br> Dosya mahkememizce Ankara 9 ATM ye talimat yazılarak davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması talep edilmiş bilirkişi raporunda \"Ticari Defterlerle ilgili HMK “Ticari defterlerin ibrazı ve delil sayılması ile ilgili 222 maddede; (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur....” şeklinde hüküm içermektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, TTK ve HMK hükümlerine göre tacir olarak faaliyet gösterenlerin ticari faaliyetleri ile ilgili fatura ve benzeri belgeleri ticari defterlere kaydetmeleri gerektiği ile ticari faaliyetleri ile ilgili kullanacak oldukları defterleri içinde bulunulan yılın Aralık ayı son gününe kadar Noter'e açılış tasdikinin, takip eden yılda da kapanış tasdikini yaptırmaları gerektiği yasanın amir hükmüdür. Davalı şirketin İvedik Caddesi ...Yenimahalle/ANKARA adresinde SMMM ...'eait Mali Müşavirlik bürosunda bulunan 2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik bilgilerine ilişkin tablo aşağıda sunulmuştur. 19.12.2017 | 39274 | 392723 | Davacı şirketin OSTİM Vergi Dairesinin 383 041 1530 sicil nolu mükellefi olduğu, ticari defterlerinin VUK ve TTK'da belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak yılbaşı açılış ve yılsonu kapanış  tasdiklerinin yaptırmış olduğu tespit edilmiştir. Davacı yanca düzenlenmiş faturanın işleme alınmadan Yenimahalle 1.Noterliği 08.01.2018 tarih ve 00742 yevmiye nolu ihtarnamesi ile iade edilmiş olması nedeniyle davaya konu faturanın ticari defterlere intikal ettirilmemiş olduğu tespit edilmiştir. Bu hususa ilişkin davalı şirket S.M.M.M. ile tutulmuş olan tutanak rapor ekinde sunulmuştur. Ek.1Raporumuzun yukarıda yer alan bölümünde de arz ve izah edildiği üzere, davacı şirketin davaya konu ettiği 04.1.2018 tarih ve JJ ... seri nolu fatura, davalı şirket tarafından kabul edilmeyip Yenimahalle 1.Noterliği aracılığı ile davacı şirkete iade edilmiş olduğundan, davalı şirket defterlerinde davacı şirketin alacaklı gözükmediği tespit edilmiştir. Yukarıda inceleme ve değerlendirme bölümünde tüm detayları ile arz ve izah edildiği üzere; takdiri ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla; Davacı şirketin davaya konu ettiği fatura, davalı şirket tarafından Noter aracılığı ile iade edilmiş olduğundan, davalı şirket ticari defterlerinde davacı şirketin alacaklı gözükmediği tespit edilmiş\" şeklinde raporunu sunmuştur.Dosya mahkememizce resen belirlenen bilirkişi heyetine tevdii edilerek talimat raporu da gözetilerek birleştirici rapor hazırlanması talep edilmiş bilirkişi heyeti raporunda \"1-T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI Esenboğa Gümrük Müdürlüğü'nün 26/04/2018 tarihli yazısında  21/06/2016  tarihli Konşimento:501-02281241,  28/06/2016  tarihli  Özet Beyan:... ile 5 kap 133 kg. malın Gümrüğe getirildiği, ithalatçısının ... Ölçü Aletleri Ltd.Şti. Depolamasının da ...Hizmetleri A.Ş'de yapıldığı, Gümrük idaresince tamamının Yurtiçi edilmesine izin verilmediği, (Sayfa-12) 2-Davalı ... Ölçü Aletleri Laboratuvar ve Test Ekipmanları Danışmanlık İmalat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 05/11/2018 tarihli dilekçe (özetle):... Davacı tarafından 03/02/2017 tarihinde Gümrük idaresine verdiği cevapta “ ... 5 kap, 133 kg. malzemenin 21/09/2016 tarihinde tasfiye listesine alındığının bildirildiği, (Sayfa:14)3-Davanın ihbar edildiği ... Global Lojistik A.Ş 22/04/2020 tarihli dilekçesi (özetle):Bu davada taraf sıfatlarının olmadığını belirttiği, ,(Sayfa:14) 4-05/11/2019 tarihli Bilirkişi Sayın Mali Müşavir'in Bilirkişi Raporunda keşide edilen faturanın şirket kayıtlarında (Euromed Ölçü Aletleri Ltd.Şti.) görünmediğinin belirtildiği, Bu durumda hesabın ürünün depodan çıkış/imha tarihi itibariyle ücret hesaplanması gerektiği, (Sayfa:14) 5-31/10/2017 tarihinde ... Ltd.Şti'nin Sistem lojistik A.Ş'nin 05/10/2017 tarihinde gönderdiği yazıda 26/06/2016-26/09/2017 dönemi için istenen 26.914,29 TL'nin çok olduğunu, ithal edilen ürünün 0,173 m3, ağırlığının 133 kg ve bedelinin 2.905,00 USD olduğunu ve dolaysıyla daha uygun bir fiyat verilmesini istediğinin ve ilgili mali dönemde tutardan haberdar olduğunun anlaşıldığı, (Sayfa:17) 6-28/06/2016-26/09/2017 tarihleri arasında 5 kap 133 kg ürün için fatura tarihi olan 04/01/2018 tarihi itibariyle S.Sistem Lojistik Hizmetleri A.Ş'nin Gümrükleme, depolama, muhafaza ve Tasiş'e teslim masrafı olarak 28.455,74TL, ürünün Antrepo'dan çıkış tarihi olan 26/09/2017 tarihine  göre hesaplandığında ise hakkedişinin 26.827,02TL olarak hesaplandığı ancak alacaklı firmanın 26.914,29TL'lik fatura düzenlediği, dolayısıyla ödenmesi gereken tutarın ürünün Antrepo'dan çıkış tarihine göre 26.827,02 TL olduğu, ancak Fatura keşide tarihi olan 04/01/2018 tarihli 26.914,29 TL”nin olması hususunda takdirin Sayın Mahkeme'de olduğu\" şeklinde rapor sunulmuştur.Davalı vekilince sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki hususlar gözetilerek ek rapor hazırlamak üzere dosya bilirkişi heyetine tevdii edilerek ek rapor hazırlanması talep edilmiş bilirkişi heyeti ek raporunda \"Davalı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu Tasfiye dilekçesi ve Esenboğa Gümrük Müdürlüğünün cevabi yazısını üzerinden taribler dikkate alınarak ardiye ücreti yeniden hesaplanmıştır. Antrepo ücret bedeli hesabının ürünün depodan çıkış tarihi itibariyle hesaplanması gerektiği ifade edilmiştir. Dosyaya Sunulan evraklardan ürünün Antrepoda 28/06/2016-07/02/2017 tarihleri arasında kaldığı görülmüştür. Eşyanın antrepodan çıkış tarihi dikkale alınmış 07/02/2017 itibariyle 14.380,91 TL. Olduğu, Davalının, davacıya bu tutarı ödemesi gerektiği\" şeklinde ek rapor sunulmuştur.Netice olarak alınan bilirkişi raporlarında da belirlendiği üzere, dava konusu olan taraflar arasındaki antrepo sözleşmesi sonrasında ürünün Antrepoda 28/06/2016-07/02/2017 tarihleri arasında kaldığı görülmüş, eşyanın antrepodan çıkış tarihi dikkate alındığında  07/02/2017 itibariyle 14.380,91 TL davalının davacıya borçlu bulunduğu, bu hali ile davacının iddia ve taleplerinin kısmen yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı talebinin kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"  gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 14.380,91 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında, antrepo ücret bedeli hesabının eşyaların depodan çıkış tarihi itibariyle hesaplanması gerektiği ifade edilmesine rağmen mahkemece eşyaların antrepodan çıkış tarihi yanılgılı olarak 03.02.2017 tarihi  olarak esas alındığını,  oysa eşyaların depodan çıkış tarihinin 26.09.2017 olduğunu,  eşyaların depodan çıkış tarihinin Orta Anadolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ergazi Tasfiye İşletme Müdürlüğünün eşya teslim-tesellüm tutanağından anlaşılacağı üzere  26.09.2017 olduğunu, TASİŞ'in yetkili memurunun imzasını havi tutanakta eşyaların depodan çıkış tarihinin 26.09.2017 olduğu kesin olarak anlaşılabildiğini, bu sebeple ardiye ücretinin  depoya giriş tarihi olan 28.06.2016'dan eşyaların çıkış tarihi olan 26.09.2017 tarihine kadar hesaplanması gerektiğini, kök raporda eşyaların depodan çıkış tarihi 26.09.2017 olarak esas alınmış iken ek raporda çıkış tarihi 07.02.2017 olarak esas alındığını, 07.02.2017 tarihini esas almasının sebebinin dosyaya sunulan Esenboğa Gümrük Müdürlüğünün 24730975-380.01 sayılı yazıda yer verilen bilgiden kaynaklandığını,  söz konusu yazının gerek mahkemece ve gerekse bilirkişi tarafından hatalı değerlendirildiğini, yazıda davaya konu eşyaların tüm masraflarının firma (eşya sahibi) tarafından karşılanması kaydıyla 07.02.2017 tarihine kadar kurumlarına gönderilmesinin  istendiğini,  bu yazıda açıkça masrafların firma tarafından karşılanması gerektiğinin  belirtildiğini,  ancak davalı şirketin hiçbir masrafı karşılamadığından ve herhangi bir nakliye aracı vs temin etmediğinden eşyaların depodan çıkarılamadığını, eşyaların depoda durmaya devam ettiğini,  yani  yazıda 07.02.2017 tarihinin belirtilmiş olmasının eşyaların depodan çıkarıldığı anlamına gelmediğini, eşya sahibinin yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması nedeni ile de eşyaların depoda durmaya devam ettiğini,  bu sebeple sözkonusu yazının mahiyeti incelenmeden yazı içeriğinde geçen tarihin esas alınmasının hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tasfiye halindeki ürünün  0,173 m3 hacminde ve 133 kg olmasının göz önünde bulundurulmadığını,   Gümrük Kanunu'nun 164. maddesine göre; serbest dolaşımda olmayan eşyanın hazineye hiçbir masraf getirmeyecek şekilde, gümrük idaresinin gözetiminde imhası veya gümrüğe terk edilmesinin mümkün olduğunu, gümrüğe terk edilen eşyanın da tasfiye edileceğini,  satış sonrasında satışı yapılır denildiğini,   davacı tarafın depo ücretini bu tasfiye halindeki malların satışı sonrası  gümrük müdürlüğünden istemesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozularak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, saklama (antrepo) sözleşmesinden kaynaklanan ardiye ve tasfiye ücretinin  tahsili   ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede;6098 sayılı TBK 574. maddesinde \"Ardiyeci, kararlaştırılmış veya alışılmış olan ardiye ücretini ve saklamadan doğmayan bakım, taşıma ve gümrük gibi bütün giderlerini isteyebilir.\" hükmü yer almaktadır. Somut olayda, davacı yanca davalıya  antrepo hizmeti verildiği sabit oup bunun karşılığında yukarıda yer verilen madde hükmü uyarıca   tarifede belirlenen ardiye ücreti ve imha bedeli istmesinde ve mahkemece davanın kısmen kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yine  TBK 574. maddesi uyarınca, söz konusu emtiaların davacıya ait antrepolarda kalmış olması nedeniyle davacının ardiye ücretini malların ithalatçısı olduğu anlaşılan davalıdan istemesinde de bir isabetsizlik bulunmamakta olup aksi yöndeki davalı istinaf sebebi  yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede;Davalı şirket adına ithal edilen emtiaların  TC Gümrük  ve Ticaret Bakanlığı Esenboğa  Gümrük Müdürlüğünün 26.04.2018 tarihli  yazısına göre,  21.06.2016 tarihli, 501-02281241 konişmento, 28.06.2016 tarihli, 16TR 3403000085121 sayılı özet beyan uyarınca  5 kap, 133 kg malın Gümrüğe getirildiği,  ithalatçısının  davalı olduğu,  malların gümrük idaresince yurt içi  edilmesine izin verilmediği, 28.06.2016 tarihinde  davacıya ait  geçici depoya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davacı yanca söz konusu malların  depodan 26.09.2017 tarihinde çıktığı ileri sürülerek 28.06.2016-27.09.2017 tarihleri  arası için ardiye  ücreti hesaplanması gerektiği ileri sürülmüş, Orta Anadolu Gümrük Bölge Müdürlüğü  Ergazi Tasfiye İşletme  Müdürlüğünün 26.09.2017 tarihli  ''Eşya Teslim-Tesellüm''  başlıklı belgesine dayanmıştır. Davalı yan ise malların depodan çıkış tarihinin  07.02.2017 olduğunu savunarak bu tarihe kadar hesaplama yapılabileceğini savunmuştur.  Esenboğa Gümrük Müdürlüğünün davacıya hitaben yazdığı 03.02.2017 tarihli ve  24730975- 380.01 sayılı yazısında; davalının  dava konusu eşyayı Gümrüğe terk etmek istediği belirtilerek,  eşyanın,  geçici depolama tesisinde bulunup bulunmadığının tespiti ile  tasfiyesinin  uygun olması halinde  tüm masrafların  firma tarafından  karşılanması  kaydı ile  tasfiye listesine dahil edilerek 07.02.2017 tarihi mesai saati bitimine  kadar müdürlüklerine  gönderilmesinin talep edildiği görülmektedir. Söz konusu yazıda malların 07.02.2017 tarihine kadar gönderilmesi talep edilmiş ancak mallar davacı yanca bu sürede gönderilmemiştir. Yine davacı, davalıya gönderim  ücreti ödemesi gerektiği yönünde bir ihbar veya talebi olduğuna dair delil de sunamadığı, bir diğer deyişle bu sürede teslim etmek üzere üzerine düşeni yaptığını ortaya koyamamıştır. Bu sebeple 07.02.2017 tarihine kadar  hesaplama yapılması ve mahkemece buna göre belirlenen miktara hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunarak davacı vekilinin istinaf isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup her iki taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,<br>3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 736,98 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 13.11.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"124b6db7867aa1be","SID":"f717b34a1fa475f5"}}