{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/861 <br>KARAR NO\t: 2025/1821<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/03/2022<br>NUMARASI\t: 2020/381 Esas -  2022/155 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Genel kredi kapsamındaki kesinlerden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı Banka'dan 2014 yılında kredi kullandığını, Banka ile ilişkisinin devam ettiiği 2017. 2018 ve 2019 yıllarında Banka nezdindeki hesabından “dönemsel hizmet komisyonu” olarak banka tarafından tahsilatlar yapıldığını, bu bedelin müvekkilinin rızası hilafına yapıldığını, herhangi bir bildirim yapılmadığını, dava konusu komisyonun kredi sözleşmesinde yer almadığını, müvekkilinden haksız kazanç elde edildiğini, iadesi için ihtarname gönderildiğini, davalı banka tarafından müvekkilinin internet sitesini takip etmediğinden sorumlu tutulduğunu, sözleşmede böyle bir hüküm olmadığının davalı bankanında kabulünde olduğunu, ayrıca üç senede kesilen komisyon bedelinin son derece fahiş olduğunu, kesilen bedelin sözleşmeye aykırı ve haksız olduğunu iddia edilerek, her bir bedel için tahsil edilen tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte toplamda 92,917.60 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili banka şubesi ile davacı arasında üç adet genel kredi sözleşmesi imzalandığını,23.01.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 2.11 maddesinin, komisyon,vergi,resim ve masraflar başlığını taşıdığını, müvekkili bankanın davacı şirketten sözleşme hükümlerine aykırı hiçbir tahsilat yapmadığını, davacının tacir olduğunu, sözleşme hükümlerine uygun hareket etmek, haklarını ve borçlarını takip etmek mükellefiyetinde olduğunu, bankalarca ticari müşterilerden alınabilecek ücretlerin temel dayanaklarının TTK'nın 20. maddesi ve Tebliğ hükmü olduğunu ,tahsil edilen komisyon bedelinin, hukuka, sözleşmelere ve bankacılık teamüllerine uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davalı ... Bankası AŞ'nin Ankara/Siteler Şubesi ile davacı arasında 12/07/2007 tarihinde 150.000 TL  tutarlı, 25/12/2007 tarihinde 150.000 TL tutarlı, 23/01/2013 tarihinde 2.000.000 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, genel kredi sözleşmeleri kapsamında dönemsel hizmet komisyonu adı altında davalının davacıdan 92.917,60 TL tahsil ettiği, davacının sözleşme serbestisi çerçevesinde iş bu sözleşmeyi imzalamış olduğu, Yargıtay 11. H.D.'nin 2014/8733 E - 2014/16023 K. ve 2014/5450 E. - 2014/11807 K. sayılı kararlarında ticari krediler nedeniyle tacir ve banka arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve diğer banka uygulamaları da dikkate alınarak uygun bir ücret tahsil edilebileceğinin belirtildiği, ancak davaya konu 2017, 2018 ve 2019 yıllarında davacı şirketin davalı banka nezdinde herhangi ek bir kredi kullandırım/ tahsilatı yapılmadığı, ticari kredilere ilişkin alt komisyon kalemlerinden olan herhangi bir kredi tahsisi / kullandırımı veya diğer alt kalem unsurları bulunmadığnıdan mahkememizce bankalara yazılan müzekkere cevapları incelendiğinde ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitlere göre davacının davalıdan tahsil ettiği masrafın diğer banka uygulamaları dikkate alındığında uygun olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.6325 sayılı Kanun 18/A-14. bendinin 2. yarı cümlesi ve ilgili yönetmeliğin 26/2. maddesi hükmü uyarınca arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre hak sahibi çıkan taraftan tahsilinin gerektiği, ileride arabuluculuk ücretinin hak sahibi tarafından tahsil edileceğinin kesin olduğu, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesine göre davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına dair...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile 92.917,60 TL alacağın, temerrüt tarihi olan 28/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından HMK'da gösterilen yargılamaya hâkim ilkelerin ihlal edildiğini, müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının elinden alındığını, uyuşmazlığı aydınlatacak delillerin toplanmadığını, emsal banka araştırması yapılan bankaların kendilerine emsal dönemsel hizmet komisyonu sorulması için yazılan müzekkereleri yanlış anladıklarını, mahkemenin kendilerine davacı şirketten tahsil ettikleri dönemsel hizmet komisyonu olup olmadığı sorulmuş gibi cevap verdiklerini ve kendilerinin davacı şirketten aldıkları bir dönemsel hizmet komisyonu olup olmadığı şeklinde hatalı cevap verildiğini, mahkemece usulüne uygun şekilde emsal banka araştırması yapılmadığını, yazılan müzekkereye ...AŞ 06.09.2021 tarihinde verdiği cevapta da kendisine sorulan komisyonun ne olduğunu bile karıştırdığını, kendisine dönemsel hizmet komisyonu oranı sorulduğu hâlde bankalarınca alınan hesap işletim ücretinin 2017- 2018 ve 2019 yılları için tutarlarının gönderildiğini, bu hesap işletim ücreti ile dava konusu edilen dönemsel hizmet komisyonunun hiçbir ilgisinin olmadığını, bu nedenle banka cevabının hiçbir delil değeri ve öneminin bulunmadığını, mahkeme tarafından öncelikle emsal banka uygulamalarının şüpheye yer vermeyecek şekilde müzekkerelerin yazılarak dönemsel hizmet komisyon oranlarının sorulması, akabinde de uzman bankacı bilirkişiden müvekkili uygulamasının emsal uygulamaya uygun olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, ancak mahkemenin bu konudaki itirazlarının açık olmasına rağmen hatalı emsal banka cevapları dosyada iken hatalı cevaplara dayanılarak hazırlanan rapora göre davanın kabul edildiğini, mahkeme tarafından davacı tacir şirketin kullandığı kredili ürünleri sebebi ile hesabından dönemsel hizmet komisyonu tahsil edildiği ve söz konusu tutarların ilgili dönemde banka tarafından ilan edilen ve dosyaya sunulan tutarlara uygun olduğu konusunda inceleme yapılmadığını, dönemsel hizmet komisyonunun nakit ve gayri nakit kredi kullanan müşterilerden üçer aylık dönem sonlarında tahsil edilen bir komisyon olduğunu, bankanıın internet sitesinde her ay güncellenerek ilan edileceği bu değişiklikleri takip etme sorumluluğunun müşterilerde ve bu bağlamda davacı şirkette olduğunun kredi sözleşmesinde belirtildiğini, bankadan kullandığı ürün ve hizmetlere göre bu listelerde yer alan masraf ve komisyonların hesabına borç yazılmasını ve derhal tediyesini kabul ettiğinin hükme bağlandığını, 23.01.2013 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin 2.11.2.maddesinde; hükmün açıkça yazılı olduğunu, emsal Yargıtay kararlarınında mevcut olduğunu, bilirkişi raporunun denetime uygun gerekçeli ve dayanakları gösterilerek hazırlanmış olması gerektiğini, eksik incelemeye dayalı olduğunu, raporda uygulanması gereken 2006/1 sayılı tebliğinin bile bankaların suistimal etmelerinden dolayı 2020/1 sayılı tebliğinin uygulanması şeklinde haksız ve mesnetsiz değerlendirme yapılan bir rapor olduğunu, taraflar arasında genel kredi sözleşmelerinin 12.07.2007 - 25.12.2007 ve 23.01.2013 tarihli olduğunu, dava konusu edilen komisyon ücretlerinin ait olduğu yılların 2017 - 2018 ve 2019 olduğundan komisyon ücret dayanaklarının sözleşmede ilgili maddeleri yeni tarihli genel kredi sözleşmesinde geriye doğru açıklanacağının 2.11.maddesinde komisyon, vergi, resim, harç ve masraflar başlığını taşıdığını, daha önceki yıllara ait sözleşmenin 6.maddesinde düzenlendiğini, mahkemece emsal araştırmalar yapılmadığını, kimi bankalarında dönemsel hizmet komisyonunun farklı isim altında da tahsil edildiğini bu sebeple bankacılık alanında uzmanlığı bilinen bilirkişilerden rapor alınmasının çok önemli olduğunu, bankacılık alanında alınan komisyonların belli olduğunu ve her banka tarafından da alındığını, delillerin henüz toplanmadığını, bu nedenle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, davacının kullandığı genel kredi sözleşmesi kapsamında, davalı banka tarafından dönemsel hizmet komisyonu adı altında yapılan kesintinin tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirketin davalı bankanın Ankara ili Siteler Şubesinin müşterisi olduğu, davacının davalı banka şubesinden krediler kullandığı, davalı banka tarafından \"dönemsel kredi komisyonu\" adı altında tahsilatlar gerçekleştirildiği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı banka tarafından gerçekleştirilen talep konusu yıllara ait dönemsel kredi komisyon tahsilatının kredi sözleşmesine, mevzuat hükümlerine ve yerleşik bankacılık uygulamalarına uygun olup olmadığı, mahkeme tarafından emsal banka uygulamasına dair araştırmasının yeterli şekilde yapılıp yapılmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olup olmadığı ve neticede ilk derece mahkemesi kararının usule ve yasaya uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket ile davalı bankanın Ankara Siteler Şubesi arasında birden fazla genel kredi sözleşmelerinin imzalanmış olduğu, 23.01.2013 tarihli 2.000.000,00 TL genel kredi sözleşmesinin 2.11.maddesinde; komisyon, vergi, fon, resim, harç ve masraflar başlığı ile; 2.11.2.bentte; banka tarafından müşteriye tahsis edilecek ve kullandırılacak krediler nedeniyle oluşan maliyetlerin karşılanması için müşteriden komisyon, masraf, ücret vb adlar altında ödeme talep edileceği, bu maliyetlerin kredi tahsis aşamasında kredi kullandırılmasından önce, kullandırım sırasında ve sonrasında oluşabileceği, kullandırım aşamasında müşteriye yansıtalacak maliyetlerin banka tarafından hesaplanarak müşteriye detaylı bilgi verileceği, kanunen ilan edilmesi zorunlu olan komisyon, masraf ve ücretlerin bankanın www.teb.com.tr internet sitesinde yer aldığı, bunlar dışında müşteri kredi kullandırımı nedeniyle kendisinden tahsil edilecek her türlü masraf, komisyon, ücret, vergi, fon vs bilgilerin banka şubelerinden ve bankanın 4440832 nolu şirket telefon şubesinden öğrenebileceği, bankanın gerekli gördüğü hallerde internet sitesinde ilan ederek telefon e-mail, SMS, normal posta ile gönderilecek sirküler, mektuplar ekstreler vb iletişim kanallarını kullanarak masraf, komisyon ve ücretlerde oluşacak değişiklikleri müşteriye bildirebileceğinin ifade edildiği, davacı şirket tarafından davalı bankaya Beşiktaş 22. Noterliğinde düzenlenen 10.08.2020  tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamede 2014 yılında kredi kullanıldığı, söz konusu kredi ile ilgili hiçbir aksama ve gecikme olmaksızın düzenli ödendiği, bankaya duyulan güven ile hesapların incelenme gereğinin duyulmadığı ancak yapılan incelemede faiz ve kredi ödemesi için hesaplara yapılan ödemeler içerisinde 2017 - 2018 ve 2019 yıllarında \"dönemsel hizmet komisyonu\" adı altında toplam 92.917,60 TL banka tarafından masraf tahsilatı yapıldığının görüldüğü, bu bedelin müvekkilinin tamamen rızası hilafına yapılmış olduğu, hesaplamanın neye göre ve hangi gerekçe ile yapıldığının anlaşılamadığı, tahsil edilen bedelin hukuksuz olduğu iddiasıyla faizi ile birlikte iadesinin talep edildiği, bankanın 28.08.2020 tarihli cevabı yazısında dönemsel hizmet komisyonunun nakit ve/veya gayrinakit kredi kullanan tüm müşterilerinden üçer aylık dönem sonlarında tahsil edilen bir komisyon olduğu, banka ile müşteriler arasında imzalanan ticari müşteri sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesinin muhtelif hükümlerinden tüm bankacılık hizmetleri nedeniyle banka tarafından uygulanan masraf, komisyonların ve bunlarda meydana gelecek değişikliklerin bankanın internet sitesinde her ay güncellenerek ilan edileceği ve bu değişikliklerin takip etme sorumluluğunun müşterilerden olduğunun belirtildiği ifade edilerek iade talebinin olumlu sonuçlandırılmadığının belirtildiği ve davacı vekili tarafından iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosya içerisine ibraz etmesi ile birlikte  bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 04.03.2021 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı vekili, bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; raporda dönemsel hizmet komisyon tahsilatların bankacılık teamüllerine uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığını belirterek, her bir bedel için davalı tarafından tahsil edilen tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte alacağın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; raporun eksik delil ve belgeye dayalı düzenlendiğini, kabul etmediklerini, uygulanacak tebliğin 2006/1 sayılı tebliğ olduğunu, raporun aksine dönemsel hizmet komisyonu tahsilatını bankacılık teamüllerine son derece uygun olduğunu, raporun ticari kredilerde alınacak masraf ve komisyonlar hakkında uygulanan Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek, bankalara yazılan müzekkerelere verilecek banka cevapları geldikten sonra itirazları değerlendirilecek bankacılık  alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir. Dava dışı bankalara yazılan müzekkerelere 02.12.2021 tarihli ... T.A.Ş tarafından verilen cevapta; yapılan araştırmada iletilen bilgiye istinaden dönemsel hizmet komiyonu adı altında ücret, komisyon kaleminin bulunmadığı, ...Bankasının 10.11.2021 tarihli cevabında; oranların gönderildiği belirtilmiş ... Bankası AŞ tarafından kredi işlemlerinde kar payı dışında sağlanacak ücret, komisyon ve masraflar ile bankacılık hizmet komisyonlarına ilişkin 25.10.2018 tarihli bildirim yazı ile gönderilmiştir. Diğer bir kısım banka cevapları da dosyaya ibraz edilmiştir.Mahkemece bilirkişi raporundaki tespitler sonucunda davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Gerekçede, davalı banka cevabına ve rapora karşı itirazlara yer verilmemiştir. Davacı, ticari krediden dolayı davalı banka tarafından haksız yere dönemsel hizmet komisyonu başlığı altında yapılan tahsilatların sözleşmeye aykırı olduğu iddiası ile iş bu davayı açmıştır. Kredi sözleşmesinde, alınacak masraf kalemleri ve komisyon miktar ya da oranlarının bulunması hâlinde davalı Bankanın, Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi ve Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği'nin 4.maddesi uyarınca sözleşmede yazılı miktarda komisyon ve masraf alabileceğinin kabulü; sözleşmede oran yahut miktar bulunmaması hâlinde ise diğer bankalardan benzer kredi için talep edilen dönemsel hizmet komisyon oranları belirlenerek davalı Bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu miktarın hakkaniyet ve nefaset kurallarına uygun olup olmadığı denetlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece  eksik incelemeye dayalı olarak ve taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 2.11.2. bendi değerlendirilip tartışılmaksızın, davalı bankanın kesinti yapmış olduğu dönemsel hizmet komisyonu bedelinin tamamının tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144.maddesinde; Faiz oranları ile diğer menfaatler başlığı ile; \"Merkez Bankası, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil her türlü işlemlerinden elde edecekleri ücret, masraf, komisyon ve diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir.\" düzenlemiştir. Şu halde mahkemece dava dışı bankalardan davacının talebine konu olan dönemsel hizmet komisyonuna dair kesinti oranlarının ve miktarlarının sorularak cevabın dosya içerisine celbi sonrasında, davacının talebine esas olan yıllar da dikkate alınmak suretiyle, davalı bankanın itirazlarını da cevaplandıracak şekilde bankacı bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme sonucunda dosya kapsamına uygun olmayacak şekilde verilen karar isabetli görülmemiştir.Kabule göre ise mahkeme hükmü, HMK'nın 297. maddesi ve ilgili yasal düzenlemelere  uygun düşmemektedir. Davalı savunmasına kararda yer verilmediği gibi, rapora itirazlar da değerlendirilmemiştir. Davanın kabul edilmiş olmasına rağmen gerekçede davanın reddine karar vermek gerektiği belirtilerek çelişki yaratılmıştır.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;\t<br>1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 20.11.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"343fb29e00c4d5de","SID":"4511fd148a3d17c1"}}