{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/860 <br>KARAR NO\t: 2025/1820<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2021<br>NUMARASI\t: 2019/1101 Esas -  2021/1013 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirketten olan 27.12.2018 T. ... alacağının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine İzmir 22.İcra Md. ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı şirketin soyut ve dayanaksız bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasında alacağın 5.346,14 TL'lık kısmı üzerinden anlaşma sağlandığını, kalan kısmı için anlaşma sağlanamamış olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketten olan alacağının ticari belge, kayıt ve ... Ekstresi ile açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin zaman kazanmaya yönelik olarak kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini, davaya konu edilen alacağın likit bir alacak olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin  itirazının iptali ve takibin 10.559,36 TL asıl alacak üzerinden devamına, en az %20 icra inkâr tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle; yetki ve üsüle ilişkin itirazları olduğunu, davacı tarafından aleyhlerine başlatılan icra takibinde, taraflarına herhangi bir dayanağı ve açıklaması bulunmayan ödeme emrinin tebliğ edildiğini ve borcun konusu olarak da ... alacağının belirtildiğini, gerek asıl alacağa gerekse talep edilen faiz oranına itiraz etmelerinin sonucunda takibin durdurulmuş olduğunu, davacı tarafça başvurulan arabuluculuk görüşmelerinde müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemelerin düşülmediği, bu sebeple takibin borçlu olmadıkları tutar üzerinden başlatıldığının fark edildiğini, düşülecek ödemeler sonrasında müvekkili şirket tarafından davacı şirkete kalan 5.346,14 TL borcun ödenmesi konusunda davacıyla anlaşmaya varıldığını ve anlaşma sonucunda davacıya 30.11.2019 tarihinde davacı şirkete ödeme yapılmış olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında uzun senelerdir süregelen ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından şimdiye kadar oluşan borçların eksiksiz olarak ödendiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete başkaca borcu bulunmadığını savunarak, davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"..Somut olayda her iki tarafın ticari defterleri incelenmiş olup davacı tarafın kendi defterlerine göre 13.655,50 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise kendi defterlerine göre davacıya 5.346,14 TL borçlu olduğu, söz konusu borcun 02/12/2019 tarihinde davacıya ödendiği, tarafların ticari defterlerinde mutabakatsızlık olduğu, mutabakatsızlığın toplamı 8.309,36 TL olan 4 faturadan kaynaklandığı, mutabakatsızlığa konu 4 faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirilmediği, davacının söz konusu fatura içeriklerinde yer alan malların davalıya teslim edildiğine ilişkin delil sunamadığı, davacı vekili tarafından MNG Kargo ve UPS Kargo gönderi numaraları dosyaya sunulmuş ise de ilgili kargo firmalarına yazılan yazı cevaplarından faturaya konu malların ilgili gönderiler olduğunun anlaşılamadığı mevcut hali ile mutabakatsızlığa konu fatura içeriğindeki malların davalıya teslim edildiği ispat edilemediğinden...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin  davalı şirketten olan cari hesap alacağının tahsili amacı ile icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmesinde taraflar arasında alacağın 5.346,14 TL'lik kısmı üzerinden anlaşma sağlandığını, kalan kısım üzerinde anlaşma sağlanamadığını, dava konusu alacağın ticari belge, kayıt ve cari hesap ekstresi ile sabit olduğunu, mahkeme tarafından fatura içeriğindeki malların davalıya teslim edildiği ispat edilemediğinden davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporunda 4 adet satış faturasının akıbetinin belirlenmesi sonrasında değerlendirilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığını, 4 adet satış faturasının akıbetinin belirlenmesinin açıkça beyan edildiğini, mahkeme kararının eksik incelemeye dayandığını, kargo fişlerine dair herhangi bir araştırma yapılmadığını, müvekkilinin davalıdan toplam 15.905,05 TL alacağı bulunduğunu, davalı şirketin 5.346,14 TL'lik borcun varlığını arabuluculuk görüşmesinde kabul ettiğini, bakiye 10.559,36 TL'lik borcu kabul etmemiş olduğundan itirazın iptali davasının açıldığını, davalının müvekkili tarafından ürünleri teslim aldığını ancak faturaları ticari defterlerine işlemediğinin bilirkişi raporu ile ortaya çıktığını, bilirkişi raporunda tespit edilen faturaların suretleri, sevk irsaliye ve kargo barkotlarının dosyaya sunulduğunu ancak teslim hususunun araştırılmadığını, müvekkiline ödeme yapıldığına dair raporda ifadeler bulunsa da bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada 30.09.2019 tarihinde senet ile ödeme yapıldığından bahisle asıl alacak hesaplaması yapılırken asıl alacaktan mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, takip sonrasında yapılan her ödemenin ancak dosya hesabından yapılması gerektiğini, ödemelerin öncelikle işlemiş faiz ve masraflara mahsup edileceğinden asıl alacak ödense bile faiz ve masraflar yönüyle icra takibindeki alacağın oluştuğunun aşikar olduğunu, davalı tarafın çalıştığı ve ürün tesliminde görev alan kargo firmalarına müzekkere yazılarak bilirkişi tarafından tespit edilen faturaların suretleri eklenerek ilgili faturalara konu emtianın teslimi hususunun araştırılması gerektiğinin açık olduğunu, eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, mevcut delil durumuna göre gerekli araştırma ve incelemeler yapılmadan karar verildiğini, tüm esaslı delillerin toplanmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı, talep edilen alacağın 5.346,14 TL'lik kısmı yönünden anlaşmaya varıldığı, anlaşma sonucu ödemenin 30.11.2019 tarihinde gerçekleştirildiği, davanın ödemeden sonra takip konusu bakiye alacak miktarı üzerinden açılmış olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı iddialarını ispat edip edemediği, fatura konusu malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği ile kararın eksik incelemeye dayalı olarak verilip verilmediğine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 07.02.2018, 18.06.2018, 04.07.2018 ve 18.09.2018 tarihli faturalar düzenlediği, davacı şirket tarafından davalı hakkında İzmir 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 15.905,50 TL cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile 09.08.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, cari hesap alacak tarihinin takip talebinde 27.12.2018 olarak belirtildiği, davalı şirket tarafından icra takibine ve borca ayrıca ferilerine itiraz ettiği, arabuluculuk aşamasında tarafların 5.346,14 TL'lik alacak kısmı yönünden anlaşma sağlandığı, bakiye alacak yönünden davacı tarafça iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ile birlikte ilgili delillerin celbi sonrasında dosya üzerinde ve talimat yolu ile bilirkişi incelemeleri yaptırılarak raporlar alınmıştır. 20.11.2020 havale tarihli talimat bilirkişi raporunda; davalı şirketin mahallinde yapılan incelemede, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin yasal defter ve dayanak belgelerin incelendiği, defterlerin sahibi lehine delil teşkil ettiği, 2018 yılına ait muhasebe kayıtları ile dayanağı belgelerin tetkikinde davacının davalıdan 2017 yılından devir 16.139,55 TL bakiye alacağının olduğu, 2018 yılı içinde gerçekleşen işlemlerin dayanağı belgelere dayalı olarak defter kayıtlarına kaydedildiği ve muhasebe kayıtları sonucunda davacının davalıdan 31.12.2018 yılı sonu itibariyle 7.596,14 TL bakiye alacağının kaldığı, 2019 yılına ait muhasebe kayıtları ile belgelerin tetkikinden davacının davalıdan 5.946,14 TL'lik bakiye alacağının olduğu, davalının belgelere dayalı defter kayıtlarına göre icra takip tarihi itibariyle bakiye 5.346,14 TL'lik borcunun olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça 5.346,14 TL'lik borcun ödendiğine dair 02.12.2019 tarihli dekont örneği dosya içerisine ibraz edilmiştir. 21.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirket tarafından ibraz edilen 2017- 2018- 2019 yılları ticari defter kayıtlarının onamalarının yasal süre içerisinde yaptırıldığı, ticari defter kayıtlarına göre 09.08.2019 takip tarihinde davalı şirketten faturalar dayalı açık C-H bakiyesinden kaynaklanan 15.905,50 tL asıl alacağı bulunduğu, takip tarihi sonrasında dava tarihi öncesinde 30.09.2019 tarihinde davalı şirketçe ciro edilen 2.250,00 TL senet sonrasında davacı şirketin davalı şirketten 13.655,50 TL asıl alacağı kaldığı, dava tarihi öncesinde 02.12.2019 tarihinde 5.346,41 TL ödeme gerçekleştirdiği ve bu ödeme sonrasında kalan borç bakiyesinin 8.309,36 TL olduğu, talimat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda takip tarihi itibariyle 5.346,14 TL borç bakiyesinin kaldığının tespit edildiği, davacı şirketin davalı şirkete BA/BS beyanına tabi 25 adet fatura düzenlediği, faturaların KDV hariç tutarının 534.974,00 TL olduğu, davacı şirketin 2019 yılı BS formu beyanlarının ticari defter kayıtları ile uyumlu olduğu, davalı şirketin muavin hesap ekstresi üzerinde yapılan incelemede BA beyanına göre 23 adet davacı şirket faturasının tespit edildiği, 23 adet belge sayısının BA formu ile çelişmediği, KDV hariç tutarının 528.627,00 TL iken davalı şirketin BA beyanında 515.885,00 TL olarak hatalı matrak beyan edildiğinin tespit edildiği, taraflar arasındaki BA/BS mutabakatsızlık farkının iki adet fatura karşılığı 6.347,00 TL olarak hesap edildiği, ticari defter ve kayıtlara göre 8.309,36 TL mutabakatsızlık bulunduğu, toplam tutarı KDV dahil 8.309,36 TL olan 4 adet satış faturasından mutabakatsızlığın kaynaklandığı, 4 adet fatura ve içeriği malların davalı şirkete teslim/tebliğini ispata elverişli bir belgenin dosya kapsamında yer almadığı, davalı şirketin BA formlarına da konu edilmediği, davalı şirket kayıtlarında yer almayan toplam  tutarı 8.309,36 TL olan 4 adet faturadan kaynaklanan alacağa hak kazanıp kazanamadığı tespiti ve takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazında; raporda 4 adet davacı faturasının davalı tarafça kendi ticari defterlerine işlemediğinden kaynaklandığını ve 4 adet satış faturasının akıbetinin belirlenmesi sonrasında değerlendirilebileceğinin ifade edildiğini, ilgili faturalara dair araştırma ve değerlendirme yapılması gerektiğini, fatura suretlerinin dilekçe ekinde sunulduğunu ve kargo barkodlarının mevcut olduğunu, mahsubun asıl alacaktan yapılmasının hatalı olduğunu belirterek, davalı tarafın çalıştığı ve ürün tesliminde görev alan kargo firmalarına müzekkere yazılarak bilirkişi tarafından tespit edilen faturaların suretleri eklenerek ilgili faturalara konu emtiaların teslimi hususunun sorulmasını talep etmiştir. Dilekçeye ekli olarak fatura örnekleri ve sevk irsaliye örnekleri ibraz edilmiş olmakla birlikte sevk irsaliyelerinde teslim alanın  imzasına rastlanılmamıştır. Barkod çıktılarından ise neyin teslim edildiğine dair bir açıklama mevcut değildir.Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; yapılan incelemede her ne kadar müvekkilinin davacı şirkete 5.346,14 TL borçlu olduğu tespit edilmiş ise de arabuluculuk sürecinde iyi niyetli müvekkili tarafından davacı tarafa kalan 5.346,14 TL borcun ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, 30.11.2019 tarihinde de davacıya ödeme yapıldığını belirterek ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... Kargo ... AŞ vekili tarafından 26.08.2021 tarihli cevabı yazıda; tarih aralığının belirtilmediği gibi müvekkili şirket tarafından son beş yıl içerisinde sorgulama yapıldığı, yapılan sorgulamada bir adet gönderi kaybına rastlandığı, kargonun içeriğinin sistem dökümlerinden de görüleceği üzere koli olarak beyan edilmiş olduğu, yasal mevzuat gereği kargoların içini açıp bakma gibi şirketin hakkı bulunmadığından kargo içeriklerinin taraflarınca teyidinin mümkün olmadığı ve vergi kimlik numarasına göre yapılan sorgulamada ise herhangi bir gönderi kaybına rastlanmadığı belirtilmiştir. ... Kargo... AŞ'nin 23.11.2021 tarihli cevabı yazısında ise; yapılan araştırmada takip numaralı kargonun göndericisinin Süet Deri, alıcısının ... ... Ltd Şirketi olduğu, 04.07.2018 tarihinde şirkete teslim edildiği, alıcıya teslim edildiği, ... Kargo taşımacılığında gönderen alıcı ve taşıyıcının taşımayla ilgili talep ve dava hakları bir yıl içinde zamanaşımına uğradığı için ilgili belgelerin sadece bir yıl saklandığı, teslimat anında elektronik cihaz üzerine kalemle atılan imza ile teslimat yapıldığından ıslak imzalı belge ve başka bir belgenin bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, 13.04.2021 tarihli 2 nolu celse ara kararı gereğince, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması nedeniyle davacıya yemin metninin hazırlanması için süre verilerek hazırlanması durumunda karşı tarafa ihtarına dair ara karar   oluşturulmuştur. Davacı vekili 06.07.2021 tarihli celsede; yemine ilişkin ara kararda rücu taleplerini yenilediklerini belirterek kargo gönderilerini dosyaya sunduklarını ve firmalara yazı yazılarak delillerinin toplanmasını talep etmiştir. Mahkemece, İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine davalı şirket yetkilisine yemin yaptırılması amacı ile talimat yazılmıştır. 12.10.2021 tarihli talimat duruşmasında; davalı şirket yetkilisi ...yemin ederek, mahkemece gönderilen ve bilirkişi raporunda belirtilen faturalardaki ürünlerin ilgili barkodlarda gösterilen kargo şirketi tarafından kendisine ve şirket çalışanlarına veya adresi bildirdiği kişilere teslim edilmediğini ve teslim edilen ürünlerinde davacı tarafa ödediğini belirtilen dört adet fatura ve içeriğini kabul etmediğini beyan etmiştir. Mahkeme tarafından, davalı şirket yetkilisinin yemini eda etmesi sonrasında, yukarıda yer verilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.  HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, takibe konu edilen açık hesap alacağının varlığını ispat külfeti davacı tarafa aittir. Taraf şirketlerin ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlığa konu dört adet faturanın ve fatura konusu ürünlerin tesliminin davacı tarafça ispatı gerekmektedir. Bilindiği üzere fatura düzenlenmesi tek başına fatura konusu alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Fatura konusu ürünün karşı tarafa teslim edilmiş olduğunun usulüne uygun delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Dosyaya ibraz edilen fatura ve sevk irsaliyesi örneklerinde herhangi bir teslim imzası mevcut olmadığı gibi, davalı şirketin BA formlarında da alacağa konu olan faturaların ilgili vergi dairesine bildirilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacının talebi üzerine ilgili kargo şirketlerine yazılan müzekkere cevaplarından da netice alınamamıştır. Davacı tarafın yemin deliline dayanmış olması ve davalı şirket yetkilisinin yemine eda etmiş olması karşısında ispat külfeti üzerinde bulunan davacının takip konusu alacağının varlığını ispat edemediği gerekçesiyle verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle;<br>1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından  yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.11.2025 tarihinde,  oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. <br>KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a  maddesi uyarınca dava değeri itibariyle  karar kesindir.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"694be35f91a3ab5b","SID":"013f331967c05b87"}}