{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1520 <br>KARAR NO\t: 2025/1765<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi <br>NUMARASI\t: 2014/753 Esas - 2017/933 Karar <br>TARİHİ: 30/11/2017<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen hükme karşı her iki davalı vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve her iki davalı aleyhindeki davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin bozma kararı üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyasında, Dairemizce verilen direnme kararı üzerine, Yargıtay HGK'nun  2024/11-364 Esas, 2025/414 Karar sayılı bozma ilamı üzerine HMK'nın 373. maddesi uyarınca açılan duruşma sonunda dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılardan ... Otomotiv Mam. Paz. İmal. San. Ve Tic. A.Ş. arasındaki ticari ilişkiye konu iki ayrı akaryakıt istasyonu ve bu istasyonlara ilişkin olarak akdedilmiş muhtelif  sözleşmeler bulunduğunu, akaryakıt istasyonlarının İstanbul'da bulunan ve istasyon ile Tekirdağ'da bulunan Tekirdağ Sahil istasyonları olduğunu, Kumcular İstasyonu için 13/03/2016 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve Protokol uyarınca söz konusu istasyon üzerinde 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, akaryakıt istasyonunun kullanma, yararlanma ve tasarruf haklarının 13/03/2021 yılına kadar müvekkili şirkete bırakıldığını, 15 yıl süreli intifa hakkının karşılığının peşinen ödendiğini, Tekirdağ Sahil istasyonu için 17/8/2007 tarihinde müvekkili şirket ile davacı şirket ve dava dışı ... Petrol Ltd. Şti. arasında İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol akdedildiğini, akaryakıt istasyonu üzerinde 16 yıl süreli intifa hakkı tesis edilidğini ve bu intifa hakkının karşılığını davalışirkete ve dava dışı şirkete hisseleri oranında peşinen ödendiğini, kumcular istasyonu için haksız fesihle birlikte müvekkili şirkete olan akaryakıt alımından kaynaklanan borçlarını da ödemediğini, Tekirdağ Sahil istasyonu için ise intifa hakkının sona erdiğini, yeni bir beş yıllık dönem için anlaşma sağlanamadığını, davalı ... A.Ş.'nin akaryakıt alımından kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen ödeme yapılmayınca icra takibine geçildiğini, takibe konu edilen faturaların akaryakıt alım satımından kaynaklandığını ve takip talebinde tek tek tarih ve tutarları ile ayrıntılı olarak belirtildiğini belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere, itirazın iptali ile 2.238.024,58 TL alacağın takip talebindeki şartlarla tahsili için takibin devamına, asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ....AŞ vekili,  cevap dilekçesinde özetle; davacının her iki istasyon ile ilgili olmak üzere müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmadığını, müvekkilinin davacıya cari hesap borcu kalmadığını, davacının cari hesap ilişkisine dahil olmadığı halde kesmiş oldukları faturanın iade edildiğini ve altında yatan ilişkinin de red edildiğini, rekabet hukukunun dava ile alakası olmadığını, müvekkilinin 21-23.08.2013 tarihleri arasında akaryakıt borçlarını ödediğini belirterek, haksız açılan davanın reddine, takibin iptaline, haksız takip yapan davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Enerji Akaryakıt A.Ş. (eski unvan ...) vekili, cevap dilekçesinde özetle; takibe konu tüm fatularanın diğer davalı tarafından ödendiğini, takibe başlamış olan tarih itibariyle davacının takibe koyduğu akaryakıt fatularanından kaynaklanan bir alacağının kalmadığını, faturanın davacıya iade edildiğini, davacı nezdindeki cari hesap ekstresinde yer almasının hukuki bir temelinin bulunmadığını, söz konusu faturaya dayanan alacak iddiasının yargılamayı gerektirdiğini, böyle bir cari alacağın olup olmadığının yargılama sonucunda ortaya çıkacağını, davacının beş yıldan fazla süreli sözleşmenin erken sona ermesi nedeniyle kalan süre için yapılan takibin ayrı bir yargılamanın konusu olup  eldeki davanın konusu olmadığını belirterek, davanın reddine, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı ... Otomotiv tarafından Beyoğlu 18. Noterliğinin 13/08/2013 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin feshedildiği ihtar edilmiş ve intifa hakkının da terkini talep edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca Kumcular İstasyonu için ilk 5 yıllık dönem sonunda 13/03/2011 tarihinde imzalanın bayilik sözleşmesi, çerçeve anlaşma ve ek protokol ile 13/03/2016 tarihine kadar geçerli olmak üzere yeni bir 5 yıllık dönem için taraflar arasında anlaşmaya varıldığı ancak davalı ... Otomotiv tarafından süre sonu beklenmeden 19/08/2013 tarihinde sözleşmenin fesh edildiği, Tekirdağ Sahil İstasyonu bakımından ise tapuya şerh verilen intifa hakkı süresinin Rekabet Kurulu kararı sonucunda sona ermiş olmasının ardından yeni bir 5 yıllık dönem için anlaşma sağlanamadığı, Kumcular İstasyonunun bulunduğu ve davacı şirket lehine ipotekli gayrimenkulün ise davalı ... Otomotiv tarafından diğer davalı ...'e satıldığı belirlenmiştir. Davacı tarafça  ... Otomotiv ve ...ile ve ayrıca taşınmazda paydaş ... Petrol Ltd. Şti ne keşide edilen Beyoğlu 24. Noterliğinin 24/09/2013 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ve ihtar tarihi itibariyle 2.197.292,35-TL asıl alacak ile 14.198,20-TL işlemiş faizin tebliğden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiş ve ihtarnamenin 27/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Davacı şirketin teminat mektuplarını 21/08/2013 tarihinde nakde tahvil ederek ait olduğu bankalardan 2.190.000-TL yi tahsil ettiği görülmüştür.  Davacı yanın incelenen ve usulüne uygun tutulup sahibi lehine delil vasfını haiz bulunan ticari defter ve kayıtlarında davalı tarafça yapılan ödemelerin fatura bazında gösterilip mahsup edilmek suretiyle 23/10/2013 takip tarihi itibariyle ve takibe dayanak 43 adet ödenmeyen fatura alacağından dolayı 2.197.291,82-TL alacaklı olduğu, davacı yanın nakde tahvil ettiği teminat mektubu bedellerini davalı ... Otomotiv'in petrol ürünleri alımlarından kaynaklanan faturalara istinaden bu borçlara mahsup ettiği tespit edilmiştir. Yukarıda İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/293 Esas, 2017/260 Karar sayılı dosyasında yapılan tespitler ve aynı yönde  varılan sonuç da dikkate alındığında keza teminat mektuplarının sözleşme ile kararlaştırılan veriliş amacı gözetilerek davacının mahsup işleminin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre 23/10/2013 takip tarihine göre davacı tarafın asıl alacak miktarının 2.197.291,82-TL olduğu, 3.650.000-TL bedelli  ipotek akit tablosundaki faize ilişkin kararlaştırma da dikkate alınarak işlemiş faiz talep miktarı ve faiz oranının da yerinde olduğu...\" gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.Bu karara karşı, her iki davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... Enerji Akaryakıt A.Ş. (eski unvan ...) vekilinin istinaf dilekçesinde özetle: Davalı ... Otomotiv Mamülleri Pazarlama İmalat Sanayi ve Tic. A.Ş. ile davacı arasında İstanbul Büyükçemece ve Kumcular Tekirdağ’da bulunan istasyonlara ilişkin olarak 2006 yılından 2013 yılına kadar sürdüğünü, akaryakıt bayilik ilişkisi bulunduğunu, bu bayilik ilişkisi kapsamında Tekirdağ Kumluca’da bulunan ve Mülkiyeti 2012 yılından beri müvekkiline ait olan taşınmaz üzerinde davacı lehine 2007 yılında bir ipotek tesis edildiğini, davacı tarafça, 23.10.2013 tarihinde İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden, Beyoğlu 24. Noterliği’nin 24.09.2013 tarihli ... sayılı ihtarnamesi ile bildirilen borca istinaden, ipotek takibi başlatıldığını, söz konusu takibe müvekkilince ve diğer davalı tarafından böyle bir borcun bulunmaması sebebiyle itiraz edildiğini, Bahse konu ipotek takibine konu edilen borcun davacı tarafından düzenlenmiş 26.12.2012 tarihli CS651080 seri numaralı ve 12.08.2009 tarihli ve 2.498.816,38 tutarlı fatura olduğunu, faturanın Tekirdağ Kumluca’da bulunan istasyona ilişkin olarak davacı tarafından kullanılmayan intifa süresi bedeli taleplerine ilişkin olarak düzenlendiğini, ancak davalı ... Petrol ile davacı arasında bir yanda intifa ilişkisi ve bu nedenle yapılan ödemeler bir yanda ise bayilik nedeniyle alınan akaryakıt bedellerine ilişkin cari hesap ilişkisi ve bu nedenle yapılan ödemelerin mevcut olduğunu,  ... Petrol ile cari hesap ilişkisine dahil olmayan, 26.12.2012 tarihli CS651080 seri numaralı ve 12.08.2009 tarihli ve 2.498.816,38 tutarlı fatura ile varlığı bütünüyle ayrı bir yargılamaya muhtaç ve ayrı bir yargılamanın konusu olan bir bedel talebinde bulunduğunu, davalı tarafından bu faturaya süresi içerisinde itiraz edilerek kayıtlara alınmayacağının bildirildiğini, buna rağmen davalı tarafından cari borca ilişkin olarak yapılan ödemelerin bu faturaya  mahsup edildiğini, ayrıca davacı şirket nezdindeki teminat mektuplarını yukarıda bahsedilen ve davalı tarafça iade edilmiş faturaya istinaden  yasaya aykırı olarak nakde çevirdiğini, Ancak davalının bu mahsup işlemi TBK'nın 101/2.maddesinin borçlu iradesine öncelik tanıyan açık hükmüne aykırı olup kanunda mahsup işleminin nasıl yapılacağının açık olduğunu, buna rağmen davacının, birisi intifa hakkının kullanılmayan süresine dair diğer ise akaryakıt alım satımından kaynaklanan faturalar ve cari hesap ilişkisine dair iki ayrı alacak kalemi iddiasından henüz varlığı belli olmayan ve yargılama sonucuna muhtaç olan kullanılmayan süreye ilişkin intifa alacağını doğmuş bir borç gibi keyfince mahsuba konu etmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin,  davalı ... Petrol tarafından yapılan akaryakıt bedeli ödemelerini ve tazmin edilen teminat mektuplarını intifa hakkının kullanılmayan yıllarına ilişkin alacaklarına mahsup ettiğini defalarca ve açıkça zikrettiğini, İlk derece mahkemesinin bilirkişi raporunda  (kök ve ek) tespit edilen ihtimalli sonuçları gerekçesinde hiç değerlendirme konusu yapmadan rapordaki bir seçeneğe göre karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, çünkü bilirkişinin terditli bir sonuca vardığını, ilk derece mahkemesinin ise bilirkişi raporundaki ilk seçeneğe göre ama orada hesaplanan bedelden başka bir alacak miktarına, tam olarak davacı tarafından talep edilen bedele  karar verdiğini, üstelik rapordaki iki seçenekten davacı lehine olan seçeneği seçerken neden bunun seçildiğine dair hiçbir izahta bulunmadığını ve ortaya bir gerekçe koymadığını,  bu durumun yerleşik Yargıtay uygulamalarına da aykırı düştüğünü,Tüm bu izahlardan da anlaşılacağı gibi kullanılmayan intifa süresine ilişkin alacağın ayrı bir davanın konusu olmasına rağmen davacı tarafından yapılan tahsilatın bu alacağa mahsup edilerek bakiye cari hesap alacağı talep edildiğini, davalı ... A.Ş.’nin ödemelerini cari hesap borçlarına ilişkin olarak yapmasına rağmen davacı tarafından ödemenin ihtilaflı bakiye intifa bedeli alacağına mahsup edildiğini,  esasen takibe konu cari hesap borcunun ödenmiş olduğunu,Alacağın likit bir alacakmış gibi icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... Otomotiv...A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Uyuşmazlığın özü ve çözümlenmesi gerekli olan asıl hususun bayilik sözleşmesi ve ekli protokolleri değil, müvekkili davalı şirketin davacıdan almış olduğu mal bedelleri 43 adet fatura karşılığının davacı yana ödenip  ödenmediği ve davacı yana verilen 3 adet teminat mektubunun nakde çevrilmesi yoluyla tahsil edilen bedelin taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı muaccel-müeccel borçlardan hangisine sayılacağının tespiti ile müvekkili davalı tarafından ödenen bedelin davacı tarafından muaccel bir borca sayılıp sayılamayacağının tespit edilmesi olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre birden çok borç olması halinde öncelikle muaccel olan borcun ödenmiş kabul edileceğini,Müvekkili davalı ... tarafından keşide edilen Beyoğlu 18. Noterliğinin ... yevmiye nolu, 19.08.2013 tarihli ihtarnamesi ile bakiye fatura borcunu teminat mektupları ile ödenmesinin davacı ... şirketine ihtaren bildirildiğini, kaldı ki bu husus davacı yana bildirilmemiş olsa dahi, yapılan ödemelerin TBK'nın 102. maddesi gereğince muaccel olan borca mahsup edilmesi gerektiğini, Davada tarafların akdettikleri sözleşmeleri ve ekleri ile tesis edilen intifa ve kira sözleşmelerinin, bunlar karşılığında ödenen bedeller ve alınan taşınmaz teminatlarının topluca değerlendirilecek olursa, davalı müvekkilin ödemelerinin, intifa hakkının kullanılmayan süresine mahsubunun mümkün  olmadığını, Davacı tarafın teminatın paraya çevrilmesi yoluyla elde etmiş olduğu ödemeyi iade edilen fatura bedeline saymasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davalı müvekkili şirketin teminat mektubunun nakde çevrilmesi yoluyla davacı şirkete yapmış olduğu ödemeyi 26.12.2012 tarihinde ... seri numaralı KDV dâhil 2.498.816.38-TL tutarlı “12.03.2009 tarihli rekabe” açıklamalı faturaya mahsup ettiğini, bu faturanın taraflarınca kabul edilmemesine rağmen mahsubun bu faturaya yapılmasının kabul edilemeyeceğini, İlk derece mahkemesi kararının, intifa bedeliyle ilgili henüz kesinleşmemiş bir mahkeme kararı ile desteklenmeye çalışılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Yine ilk derece mahkemesince  tanzim ettirilen bilirkişi raporunda ödemelerin dava konusu 43 adet fatura alacağına mahsup edildiği takdirde davalı müvekkilinin borcunun bulunmadığı sonucuna varıldığını, dava dosyasında tanzim ettirilen 30.06.2017 tarihli ek bilirkişi raporunun sonuç bölümünde “1-Davacı tarafından 21.08.2013 tarihinde tazmin olunan 2.190.000,00-TL’lik Teminat Mektubu Bedellerinin, davalının Petrol Ürünleri alanından kaynaklanan borçlarına mahsup edilmesi gerektiği kanaatine varılması halinde; davalının takibe intikal eden (43 adet faturadan kaynaklanan) borçları toplam 2.197.292,35 TL bunun 7.292.35-TL 'lik kısmının (Taşıt tanıma sisteminden kaynaklanan davalı alacağı olduğu anlaşılmakla) hu miktarın 2.190.000,00-TL olduğu belirlenmekte ve bu borca da 2.190.000,00-TL lık mektup bedellerinin mahsubu halinde; davalı ... Oto (ve diğer davalının) Takip Tarihi itibariyle borcunun (2.190.000,00-TL - 2.190.000,00-TL — 0,00-TL) asıl alacak olması gerektiğini, diğer yandan; davacının tazmin olunan mektup bedelini kullanılamayan 11 yıllık intifa hakkı bedelinden kaynaklanan alacağına mahsup edebileceği, davalının itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılması halinde ise; Davacının 23.10.2013 takip tarihi itibariyle. Davalı asıl borçlu ... Petrol A.Ş. den ve Davalı İpotek Borçlusu ...A.Ş.den 2.190.000,00-TL Asıl alacak + 40.732,16-TL İşlemiş Faiz (%15) = 2.238.023,98-TL alacaklı olduğu\"  sonucuna varıldığını, bilirkişilerin iki seçenekli sonucu varmışken ilk derece mahkemesi kararında, teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile elde edilen bedelin neye istinaden intifa bedeline mahsup edildiği belirtilmeden, gerekçelendirilmeden karar verildiğini,Dilekçeyi özetlemek gerekirse, dava konusu yapılan ve ödenmediği iddia edilen 43 adet mal alımından kaynaklanan faturalar müvekkili şirketçe teminat mektupları karşılığı bloke edilmek kaydıyla ödendiğini, ancak davacı tarafın teminat mektuplarının paraya çevrilmesi yoluyla tahsil etmiş olduğu bedeli açıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa aykırı bir şekilde yukarıda açıklanan sebeplerden ötürü yargılamayı gerektiren ve likit olmayan intifa bedeli alacağına mahsup ettiğini savunduğunu, ilk derece mahkemesince mahsup işlemini gerekçelendirmeden kabul ederek usul ve yasaya aykırı bir karar verdiğini, Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, hukuki niteliği itibariyle,  davacının akaryakıt satımından kaynaklı bakiye açık hesap alacağının  tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla davalılar aleyhine  başlattığı ilamsız takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekillerince, yasal süreleri içinde, ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, taraf vekillerince ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize gelmiş ve 2018/1142 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Bu dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 2021/649 Karar sayılı, 27.05.2021 tarihli kararla; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derce mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında mahkememizce yeniden hüküm verilmesine ve sonuçta, her iki davalı aleyhindeki davanın reddine karar verilmiştir.Mahkememizin anılan hükmünün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/5741 Esas - 2023/1249 Karar sayılı, 02.03.2023 tarihli kararıyla,  mahkememizin anılan hükmü bozulmuştur.Yargıtay bozma ilamında; \"... 1.Davacı ile davalı ... A.Ş. arasında İstanbul ve Tekirdağ'da bulunan iki ayrı akaryakıt istasyonuna ilişkin bayilik sözleşmesi ve protokoller kapsamında ticari ilişki bulunduğu, Tekirdağ Sahil İstasyonu için 17.08.2007 tarihinde istasyonunun bulunduğu taşınmaz üzerine 16 yıllığına intifa hakkı tesisi karşılığında davalı ... A.Ş. ile dava dışı ... Ltd. Şti.'ne hisseleri oranında 2.900.000 usd +kdv ödendiği, taşınmaz üzerine davacı lehine birinci derecede 3.600.000 TL bedelli ipotek tesis edildiği, taşınmazın ipotekle yükümlü olarak diğer davalı .... tarafından satın alındığı, yine söz konusu ticari ilişki kapsamında davalı ...  A.Ş. tarafından davacıya toplam 2.190.000,00 TL tutarlı üç adet teminat mektubu verildiği, Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihli kararı uyarınca Tekirdağ'daki istasyon yönünden intifa hakkının sona erip sözleşmenin uzatılmadığı, İstanbul Kumcular İstasyonu için 13.03.2016 tarihine kadar yeni beş yıllık dönem için anlaşılmış olmasına rağmen davalı ...  Ltd. Şti. tarafından sürenin bitmesi beklenmeksizin 19.08.2013 tarihinde sözleşmenin feshedildiği, üç adet teminat mektubu bedeli 2.190.000,00 TL'nin davacı tarafından 21.08.2013 tarihinde nakde çevrilerek bedellerinin tahsil edildiği anlaşılmıştır.2. Davacı vekili yargılama sürecinde,  üç adet teminat mektubu bedeli olan 2.190.000 TL'nin, Tekirdağ Sahil istasyonu için 16 yıllık intifa bedeli olarak peşin  ödenen 2.900.000,00 usd + kdv'nin sözleşmenin geçersiz kalması nedeniyle karşılıksız kalan kısmına tekabül eden kısmından mahsup edildiğini belirtmiştir.3. Davacının bakiye döneme ilişkin intifa bedeli alacağına ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2018/810 E. ve 2019/537 K. sayılı kararı ile \"...Davacının, davalıdan, bakiye dönem için intifa bedeli talep hakkının bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekir. Kendilerine intifa bedeli ödenen davalının, davadan önce taşınmaz üzerindeki kuru mülkiyet haklarını ... 'e devrettiği, taşınmazın artık maliki olmadığı anlaşılmaktadır. Dosyada örneği bulunan 18.08.2011 tarihli tescil istem belgesinde, '...Yukarıdaki özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki lehtarı olduğum intifa hakkının tamamından bedelsiz olarak, çıplak mülkiyeti adına terkinini talep ederim' şeklinde davacı beyanı yer almaktadır. Davacı, bu beyanı ile intifaya yönelik haklarını saklı tutmamış olup, dava dışı çıplak mülkiyet sahibi ...lehine intifa hakkını terkin ettirmiştir. Bu beyanı uyarınca davacı, bedelsiz intifa terkininden sonra, kalan süre yönünden herhangi bir talepte bulunamaz (Yargıtay 19.HD'nin 15/05/2018 tarih, 2016/19995 E. 2018/2720 K sayılı ilamı). Bu nedenle, davacının, intifa süresinden bakiye döneme isabet eden kısım için intifa bedelinin iadesine ilişkin alacak talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, bu kaleme ilişkin alacak talebinin kabul edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.\" gerekçesiyle bakiye intifa süresine isabet eden intifa bedelinin tahsiline ilişkin alacak talebinin reddine karar verilmiş;  bu karar Dairemizin 17.03.2021 tarih, 2020/2981 E. ve 2021/2546 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.4.Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan ve kesinleşen karar doğrultusunda, davacının bakiye dönem için intifa bedeli alacağının bulunmadığının sabit olduğu, dolayısıyla banka teminat mektubuna ilişkin tahsilatın cari hesaptaki diğer alacaktan, yani işbu davaya konu açık hesap alacağından mahsubunun gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 5.Ancak, teminat mektubunun 21.08.2013 tarihinde nakde çevrildiği, intifanın 18.08.2014 tarihinde terkin edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2018/810 E. ve 2019/537 K.  sayılı dosyasında davacının, intifa bedelinin kullanılmayan kısmına tekabül eden alacağından, teminat bedellerinin mahsubu sonrası bakiye kısmı talep ettiği nazara alındığında, nakde çevrilmiş olan banka teminat mektubu bedelinin intifa bedelinin kullanılmayan kısmından mahsup edildiğinin kabulü gerekirken işbu davaya konu fatura alacağından düşülerek sonuca varılması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir....\" denilmiştir.Bozma üzerine Dairemizce duruşma açılmış, taraf vekillerinin beyanları alındıktan sonra, HMK'nın 377/5. maddesi uyarınca, dosya kapsamına göre, davacının bakiye dönem için intifa bedelini talep hakkının bulunmadığı, davacı tarafından nakte çevrilen üç adet teminat mektubu tutarı  2.190.000 TL'nin 30.06.2017 tarihli  bilirkişi ek  raporundaki tespit ve hesaplamaları ışığında, davalının akaryakıt alımına ilişkin takip konusu kırk üç adet faturadan kaynaklanan alacağından düşülmesi gerektiği, davcının cari hesabında toplam 2.197.292,35 TL alacak görünmekte ise de davalının taşıt tanıma sistemi satışları nedeniyle davacıdan  iki fatura toplamı 7.292,35 TL alacaklı olduğu, bu tutarın sanki davalının borcuymuş gibi muhasebeleştirildiği, bu hususun ek raporda değerlendirilmiş olduğu, bu durumda bakiye açık hesap borcunun 2.190.000 TL olduğu gözetildiğinde, teminat mektubu bedellerinin davacı alacağından mahsubu sonucu davacının davalılardan takip tarihinde bakiye bir alacağının kalmamış olduğu gerekçesiyle, Yüce 11. HD'nin bozma kararına karşı direnilmesine dair hüküm verilmiştir.Mahkememizin direnme kararına karşı, yasal süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2024/11-364 Esas, 2025/414 Karar sayılı, 02.07.2025 tarihli ilamıyla, özel Daire kararının isabetli olduğu ve direnmenin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, Dairemizin direnme kararı bozmuştur. Yargıtay HGK'nun bozma kararı bağlayıcı niteliktedir. Bozma kararı üzerine duruşma açılmış, taraf beyanları alınmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan tahkikat işlemleri yeterli olduğu gibi ilk derece aşamasındaki yargılama sırasında tarafların ek bir tahkikat taleplerinin bulunmadığı anlaşılmış, bu nedenle dosya kapsamındaki deliller doğrultusunda değerlendirme yapılmıştır. Yargıtay bozma ilamı kapsamında, davacının, nakde çevirdiği teminat mektubu bedelini, intifa hakkının bakiye süresine karşılık gelen tutara mahsup hakkının bulunduğu kesinleşmiştir. Davalılar vekillerinin, intifa hakkının bakiye süresine isabet miktara açık bir itirazları yoktur.  Bu nedenle, cari hesaptaki alacak hesabının buna göre yapılması gerekmiştir. Esasen teminat mektubu bedelinin intifa bedeline mahsubu hâlinde, cari hesaptaki bakiye alacak miktarı konusunda, tarafların hesaplarında mutabakatsızlık yoktur. Davalının ödemeleri, davacının kabulünde olup kayıtlarına işlenmiştir. 30.06.2017 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının bakiye alacağı hesaplanmıştır. Bu ek raporda, kök rapordaki hesap hatası giderilmiştir. Anılan ek raporda tespit edildiği üzere, icra takip tarihi itibariyle davacının, davalıdan alacağının; 2.190.000,00 TL asıl alacak, 40.732,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.238.023,98 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalılar vekillerinin, alacağın bu miktarına yönelik istinaf başvurularının reddi gerekmiştir.İlk derece mahkemesince, bu ek raporda giderilen hesap hatasına rağmen, ek raporda düşülen 7.291,82 TL'nin tekrar hesaplamaya eklenmesi hatalı olmuştur. Zira bu tutar, esasında davalıların borcu değil, taşıt tanıma sisteminden kaynaklanan alacağıdır. Ek raporda isabetli şekilde davacı alacağından düşülen bu tutarın ilk derece mahkemesince tekrar alacağa eklenerek tahsiline karar verilmesi isabetsiz bulunduğundan, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinafı kısmen kabul edilmiştir.Davacının alacağı likit olup, itiraz da haksız bulunduğundan, kabul edilen alacak bölümü üzerinden davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Davanın reddedilen bölümü bakımından davacının kötü niyeti sabit görülmediğinden, davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, bağlayıcı nitelikteki Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı doğrultusunda, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, HMK'nın 356. maddesi uyarınca davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Bağlayıcı nitelikteki Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı doğrultusunda, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, HMK'nın 356. maddesi uyarınca davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalılar tarafından, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... (Şişli/İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ...) Esas sayılı icra takibine yöneltilen itirazların İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca kısmen iptali ile 2.190.000,00 TL asıl alacak, 40.658,33 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.230.658,33 TL alacağın, asıl alacak bölümüne icra takip tarihinden itibaren yıllık %15 oranında akdî temerrüt faizi uygulanmak suretiyle tahsili için takibin devamına, 2-Fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, 3-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında hesaplanan 446.131,66 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davanın reddedilen bölümü bakımından davacının kötü niyeti sabit görülmediğinden, davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine,5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli  152.376,27  TL harçtan, peşin alınan 27.029,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 125.346,47 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen  tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan başvuru ve peşin harçlar toplamı olan 27.058,80 TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı ilk masraf 35,60 TL, bilirkişi ücreti 600 TL, posta gideri 255,20 TL olmak üzere toplam 890,80 TL yargılama gidenin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 880,00 TL'lik bölümünün davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan  AAÜT gereğince belirlenen 330.292,17 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,9-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden,  iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 7.366,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara  verilmesine,10-Dosyada artan gider ve delil avansı bulunması hâlinde, karar kesinleştiğinde, yatıran tarafa iadesine, 11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına; karar kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalılar tarafından yatırılan peşin istinaf karar harçlarının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,b-Davalılar tarafından harcanan 196,20 TL başvuru harcı giderinin  davacıdan alınarak davalılara verilmesine; kararımızın mahiyeti ve istinaftaki haklılık oranı dikkate alınarak, diğer kanun yolu giderlerinin takdiren davalılar üzerinde bırakılmasına,c-İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve bir duruşma icra edildiğinden, hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 22.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, d-İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve bir duruşma icra edildiğinden, hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 7.365,65 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 12-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren ikişer haftalık süreler içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okundu. 12.11.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ae502cb313e0e00","SID":"8a664da9162ccffe"}}