{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1592 <br>KARAR NO\t: 2025/1760<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/04/2025<br>NUMARASI\t: 2024/1034 E. - 2025/386 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının  davalı ... Otomotiv Servis ve Ticaret AŞ'nin yetkili satıcısı diğer davalı  ... Otomotiv San. Ve Tic. AŞ'den 08/07/2024 tarihinde ... Marka ... Tipi, ... plaka sayılı  ... Şase No’lu aracı 0 KM olarak 1.331.810,54 TL'ye satınaldığını, 10/07/2024 tarihinde aracın eksper incelemesine götürüldüğünü, eksper incelemesine tabii tutulan aracın kaput kısmının orjinal sök-tak işlemi gördüğü ve sağ ve sol ön çamurluklarda ayar işlemi mevcut olduğununun öğrenildiğini,  davalı firma yetkililerinin davacıya  sözlü olarak araç kendilerindeyken söz konusu işlemlerin olmadığını Almanya'daki ... fabrikasında bahse konu işlemlerin yapılmış olabileceğini belirttiğini, 30/09/2024 tarihinde davalı firmaya durumunun yazılı olarak mail aracılığıyla da bildirildiğini, bedel indirimi talep edildiğini, sıfır Km olarak satın alınan yeni bir aracın kaput kısmında sök-tak işlemi  olması ve çamurluklarında ayar mevcut olmasının aracı ayıplı araç sınıfına sokacağını,   bu sebeple bedel indirimi talep edildiğini, aracın gizli ayıplı  olduğunu, aracın ... sınıfına dahil olup ticari bir araç olduğunu,  aracın ruhsatında hususi veya ticari yazmasının aracın niteliğini değiştirmeyeceğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 15/02/2018 tarihli, 2016/15771 esas, 2018/685 karar sayılı kararının \"Dava ticari nitelikteki aracın üretim hatası olması nedeniyle iadesi ile bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, araç ticari nitelikte olduğundan uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülmesi gerekirken, tüketici mahkemesi olarak davanın görülüp sonuçlandırılması, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan doğru görülmemiştir.\"  şeklinde olduğunu,  bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarından bedel indirimi hakkınının seçildiğini ileri sürerek,  aracın ayıplı olması sebebiyle üçüncü kişiye satışında uğranılan zararlar kapsamında uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) şimdilik 100 TL bedel indiriminin 11/07/2024  tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte  davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... AŞ vekili, savunmasında özetle;  davanın husumetten reddi gerektiğini,  talebin zamanaşımına uğradığını,   aracın ayıplı olmadığını, derhal ihbar şartının yerine getirilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... ...  AŞ vekili, savunmasında özetle; davanın husumetten reddi gerektiğini,  talebin zamanaşımına uğradığını,   aracın ayıplı olmadığını, derhal ihbar şartının yerine getirilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, satın alınan aracın ayıplı olması nedeni ile  ayıp oranında bedelden indirim istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK. 114-(1)-c) maddesi uyarınca; görev mahkemeye ilişkin olumlu dava şartıdır.  HMK. 1 maddesi uyarınca; mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Mahkeme tarafından dava şartlarının bulunup bulunmadığı, davanın her aşamasında re'sen araştırılır. Dava şartının bulunmaması halinde, HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca; davanın usulden reddine, karar verilir.Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir.  Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi  görev alanı içinde kalacaktır.TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir.Somut olayda ; taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu olan araç, “... sınıfı ticari  araç.” ise de davaya konu aracın kullanım amacının hususi olduğu ve davacının tacir olmadığı, tüketici sıfatına sahip olduğu ve davaya bakma görevinin mahkememize ait olmayıp tüketici mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, mahkemenin  görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın görevli  Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın ... sınıfına dahil olup ticari bir araç olduğunu, aracın ruhsatında hususi veya ticari yazmasının aracın niteliğini değiştirmeyeceğini, bu noktada mühim olanın araç sınıfının ne olduğunu,  Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 15/02/2018 tarihli, 2016/15771 esas, 2018/685 karar sayılı kararında ''Dava ticari nitelikteki aracın üretim hatası olması nedeniyle iadesi ile bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, araç ticari nitelikte olduğundan uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülmesi gerekirken, tüketici mahkemesi olarak davanın görülüp sonuçlandırılması, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan doğru görülmemiştir.\"  denildiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, satışa konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı bedel indirim talebine ilişkindir.   İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır...Davacının,   davalı  ... ... AŞ'nin davacı adına  düzenlediği 08.07.2024  tarihli faturaya göre davalıdanWalkswagen Marka, ... Tipi, ... plaka sayılı,  ... Şase No'lu aracı 0 km  olarak 1.331.810,54 TL'ye satın aldığı anlaşılmaktadır. Davacı  eldeki davada, 10/07/2024 tarihinde araç üzerinde yapılan  eksper incelemesinde aracın kaput kısmının orjinal sök-tak işlemi gördüğü ve sağ ve sol ön çamurluklarda ayar işlemi mevcut olduğununun tespit edilmesi sebebiyle ayıplı olduğunu iddia ettiği aracın satış bedelinden indirim talep etmektedir.28.05.2014 tarihinde yüıürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun(TKHK)'un 3/1 maddesinin (k) bendinde ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici; (l) bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73/1 maddesinde,tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu ve 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Somut olayda, aracın satış faturasında aracın ''... Marka, ... Tipi'' olduğunun belirtildiği,  ÖTV ödeme belgesinde  aracın ''... '' tipi olduğunun yazıldığı, aracın ruhsatında, araç sınıfının '' ...'' olduğu,  aracın cinsinin ''...'' olarak,  kullanım amacının da ''yük nakli-hususi'' olarak belirtildiği görülmektedir. Davacı vekilince sunulan 02.04.2025 tarihli beyan dilekçesinde de aracın kullanım amacının hususi olduğunun bildirildiği görülmektedir. Mahkemece davacının  tacir olup olmadığının tespiti için  yazılan yazılara verilen  cevaplarda davacının ticaret sicil kaydında tacir kaydının bulunmadığı, esnaf kaydının da bulunmadığının bildirildiği, yine Ulukışla  Mal Müdürlüğünün 31.12.2024 tarihli yazısında  davacının   vergi mükellefiyet kaydına rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür. Eldeki   davada, davanın dayanağı araç alım satım sözleşmesidir.  Dava, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olup davacı, aracı hususi amaçla kullanmak üzere satın almıştır.Her ne kadar  ruhsatta araç sınıfının '' ...'' olarak,  aracın cinsinin ''...'' olarak yer aldığı görülmekteyse de davacı vekilinin beyanına göre  aracın  hususi kullanılmak üzere alındığı, aksi hâlin de ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.  Davacının tacir olmadığı, tüketici olduğu ve taraflar arasındaki işlemin 6502 sayılı  Kanunun  3/1.madesinin  (1) numaralı  bendi uyarınca  tüketici işlemi olduğu anlaşılmaktadır.  Bu durumda davanın 6502 sayılı  Yasa  kapsamında kaldığından uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Bu sebeple mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.12.2012 tarihli ve  2012/13300 Esas, 2012/14054 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 24.11.2013 tarihli ve  2015/10818  Esas, 2016/21840Karar sayılı kararı) Her ne kadar davacı vekilince Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin bir kararına dayanılmış ise de,  her davanın konusu olan  somut olayların birbiri ile aynı olmadığı nazara alındığında, emsal olarak kabul edilmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.11.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.c maddesi uyarınca  karar kesindir.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d08bd852e4cf251e","SID":"28b775ba1bfb7af9"}}