{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:05/12/2025 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:21/06/2022<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:08/12/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davacı şirkete, davalının 11.10.2006 tarihinde 5 yıl süre ile şirket müdürü olarak atandığı, davalının şirket sözleşmesindeki bazı yetkilerinin 13.10.2006, 15.01.2009, 16.01.2009 tarihinde aldığı dört adet ortaklar kurulu kararı ile sınırlandırıldığı, daha sonra davalının şirket müdürlüğünden istifa ettiğinin öğrenildiği, yeni müdür ... 'ın 16/12/2011 tarihinde davalıya 10.08.2010 tarihinden itibaren şirketin yeni müdürü olduğunu bildiren ihtar gönderdiği, şirket adına yapılmış tüm sözleşmelerin, çek karnelerinin, banka hesap cüzdanlarının, defterlerin, şirket işlerine ilişkin son durum bilgi ve belgelerin gönderilmesini istediği, bunun için posta havalesi ile 150,00.-TL masraf gönderdiği, ihtarın davalıya 20.12.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ihtara cevap vermediği ve bugüne dek istenen bilgi ve belgelerin verilmediği, davalının istifasının hukuki değer taşımadığı, ortaklar kurulunu toplantıya çağırarak ortaklar kurulu huzuruyla istifa etmesi gerektiği, davalının taşınmaz satışlarından elde edilen paraları şirket hesabına aktarmadığı, aktarılan para var ise akıbeti hakkında bilgi verilmediği, şirkete ait Antalya Kemer ... ... ada ... parselde bulunan taşınmazı 250.000.-Euro bedelle 16.01.2009 tarihli ortaklar kurulu kararındaki yetki sınırını aşarak sattığı, parayı şirket hesabına aktarmadığı, satış sözleşmesinin bozulduğu ve alıcının şirket aleyhine icra takibi başlattığı, şirkete ait anılan taşınmaz alıcı - alacaklı tarafından icradan satış yoluyla 140.000,00TL'ye satın alındığı, davalının şirketin zararına sebebiyet verdiği, satış bedelinin tamamından sorumlu olduğu, davacının sözkonusu satışa ilişkin Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayısı ile menfi tespit davası açtığı, işbu davaya ilişkin masraflardan da davalının sorumlu olduğu, davalının aynı ada parselde 1 nolu bağımsız bölümü ... Euro bedelle ... isimli şahsa sattığı, bu satış bedeline istinaden şirkete 12.06.2009 tarihinde ...-Euro yatırdığı, arta kalan ...-Euro nun şirket hesaplarında görünmediği, aynı ada parselde B Blok 1 nolu bağımsız bölümü ... isimli şahsa ...- Euro bedelle sattığı, bedelin şirket hesabına aktarılmadığı, anılan taşınmazların yapımı ile şirket müdürü olarak davalının görevli olduğu, inşaatların projeye aykırı olması nedeniyle belediyeden genel ve ferdi iskanın alınamamasından kaynaklı şirket zararı bulunduğu, belirtilen zararlara ilişkin davalı aleyhine Antalya 16.İcra Müdürlüğünün ... E. Sayısı ile ilamsız icra takibine geçildiği, davalı aleyhine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına ... hazırlık numarası ile suç duyurusunda bulunulduğu, davalının ortaklar kurulu kararlarında belirtilen yetkileri aşarak satış yaptığı, elde edilen paraları şirkete teslim etmediği, alınan kararlara uygun olarak ödemeleri yapmadığı, şirket yetkilisi sıfatıyla kendisinin sorumlu olduğu, inşaatları yeterince denetlemediği, eksik işlerden ve zararlardan sorumlu olduğu, satışlardan elde edilen paraların yine inşaatta kullanıldığı yönündeki davalı savunmasının ihtarname ile istenen bilgi, belge ve hesapları vermediği için geçersiz olduğu, şirket müdürünün yetkilerini aşarak yaptığı iş ve harcamalardan davacının sorumlu olmadığı, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, şirket müdürüne karşı dava veya icra açmak için ortaklar kurulu kararının gerektiği, davaya 6762 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, genel kurul kararından sonra dahi davayı açma yetkisinin yönetici olmayan ortağa ait olduğu, dava ehliyetinin dava şartı olduğu, zamanaşımı defi ileri sürdüğü, satışlar 12.06.2009 tarihinde yapıldığından 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalının Antalya 11.Noterliğinin 11.01.2010 tarihli ihtarıyla şirket müdürlüğünden istifa ettiği, yazının şirkete ve Ticaret Siciline gönderildiği, davacının çektiği ihtarın zamanaşımı süresini aşmaya çalışmak olduğu, yazıda zarardan bahsedilmediğinden zamanaşımının kesilmediği, davalının 11.10.2006 tarihinde şirket müdürü atandığı, 13.10.2006 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirkete alt taşınmazlar üzerinde işlem yapmaya yetkili kılındığı, bu yetkiyi kullanarak davaya konu işlemleri gerçekleştirdiği, yetki sınırlandırılması değil görevlendirme olduğu, defterlerin zaten davacıda olduğu, şirketin 2 ortaktan oluştuğu, Ortakların şirket müdürü ... ile ... İth. İhr. İnş. Tic. Ltd. Şti. olduğu, firmaların grup şirket olduğu,... isimli kişinin şirkete halen borcu olduğu ancak şirket aleyhine açtığı icra takibini bazı tebligat hileleriyle kesinleştirdiği, bunun davacı ile o kişi arasındaki alacak verecek ilişkisi olduğu, bu satışın tarihinin 30.11.2008 olduğu, bu tarihten sonra alınan karara aykırı olduğunun iddia edildiği, şirket müdürleri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için bu kişilerin fiilleri sonucu bir zararın oluşmasının gerektiği, ... isimli kişiden 40.000.-Euro alacak kaldıysa bunun o kişiden istenmesi gerektiği, 6762 Sayılı Kanun m.336/1 (c) gereği müdürlerin şirket adına yaptıkları sözleşmelerden şahsen sorumlu olmayacağı, davalının avukat olduğu, ihtiyati tedbiri gerektiren bir durum olmadığı, davacının esasa ilişkin haklılığını ispatlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Hükme esas alınan 26/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda, D Blok için de projeye uygun hale getirme bedeli hesaplanmış ise de, D blok dava konusu olmadığı için bu blok için bilirkişi tarafından hesaplanan projeye uygun hale getirme bedelinin mahsup edilmesi gerektiği, bu nedenle; A+C blok 65.222,00.-TL, B blok 64.232,00.-TL/2 = 32.116,00.-TL olmak üzere toplam projeye uygun hale getirme bedelinin 97.338,00.-TL olacağı, takip tarihi itibariyle projeye uygun hale getirme bedeli olarak 24.500.-EURO'nun talep edildiği, takip tarihindeki kurun 2.2697.-TL olduğu, bu durumda 24.500.-EURO X 2.2697 = 55.607,65.-TL’ye tekabül ettiği, taleple bağlı kalınarak projeye uygun hale getirme bedelinin 24.500.-EURO olduğu kabul edilmiştir. İcra İnkar tazminatı açısından ise; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2 maddesi uyarınca  İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için öncelikle  usulüne uygun olarak geçerli bir icra takibinin yapılması, borçlunun süresi içerinde ödeme emrine itiraz etmesi, itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması ve borçlunun haksızlığına karar verilmesi gerekir. Dosya kapsamında geçerli bir icra takibinin bulunduğu, 7 günlük itiraz süresi içerisinde davalının ödeme emrine itiraz etmiş olduğu ve yine  itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Borçlunun haksızlığından kasıt ise alacak miktarının likit yani belirlenebilir olmasıdır. Borçlu şayet alacak miktarını belirlemek için bütün unsurları biliyor ise alacak likit sayılır. Ayrıca borçlunun icra takibine kötü niyetle itiraz etmesi şartı kanunda aranmamıştır. Somut davada alacağın taşınmaz satışından kaynaklandığı ve satış bedelinin sözleşme gereğince belirli olması dikkate alınarak alacağın likit olduğu kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, takip tarihi 05/07/2012 tarihinden önce olduğundan, uygulanması gereken oranın %40 olduğu, ancak davacının talebi ile bağlı kalınarak %20  oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, alacağın reddedilen kısmı yönünden ise faiz alacağına ilişkin olarak davacının talebi kısmen reddedilmiş olup, söz konusu miktarın takibe konulmasında alacaklının kötü niyetli olarak hareket ettiği anlamına gelmeyeceği gibi aksi durum davalı tarafça da ispat edilemediğinden davalı lehine kötü niyet tazminatına takdir edilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.  ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Davanın kabul edilen kısmı üzerinden, müvekkili lehine hükmolunan vekalet ücretinin hatalı ve eksik hesaplandığını, müvekkili lehine takdir edilen %20  icra inkar tazminatı hesaplanırken  de  ilk derece mahkemesince icra  takip tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapıldığını, iş bu  davada 2012  tarihinde  açılmakla  birlikte  dosyanın 10  yıl sonra  karara çıktığını, piyasa  şartları, paranın satın alma gücü ve  diğer  birçok  ekonomik değerler  bu  hesaplamalar  yapılırken  gözetilmemesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince kabul edilen ve eski limited şirket müdürü olan müvekkili aleyhine şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla açılan itirazın iptali davasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (e-TTK) uyarınca sorumluluk davasının denetçiler tarafından açılması gerektiğini, ancak davanın şirket müdürü ... tarafından açıldığını, bu durumun dava şartı olan aktif husumet eksikliğine yol açtığını, davacı şirketin ortak sayısının 20'den az olması nedeniyle yetkili olmayan diğer  tüzel kişi  ... Ltd. Şti. isimli ortağın denetçi sıfatına haiz olduğunu,  denetçi sıfatını haiz ... Ltd. Şti.'yi temsil eden ...'in kendi menfaatine ve şirket ortaklarının bilgisi dışında hareket ederek sorumluluk davası açılması yönünde oy kullandığını, bu nedenle davanın açılmasına ilişkin olarak alınan davacı şirket genel kurul kararının yok hükmünde olduğunu, ilk derece mahkemesinin bu eksikliği gidermek için verdiği kesin süreye rağmen gereğinin yapılmadığını ancak mahkemenin bu ara kararından dönerek itirazlarını dikkate almadığını, bunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, iddia edilen zararlandırıcı fiillerin 2009 yılında yapıldığı dikkate alındığında e-TTK’daki iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, esasa yönelik olarak ise Mahkemece yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, davacı şirketin tek faaliyet konusunun sadece ...'da yapılan 4 adet villa inşaatına ilişkin olduğunu, zaten bu amaçla kurulan bir şirket olduğunu,  özellikle şirket için kâr sağlayan KVI şirketine yapılan D blok villa satışının zarar hesabına dahil edilmeyerek haksız bir zarar tablosu oluşturulduğunu, A blok nolu villaya ilişkin ... ile ilgili alacak iddialarının karşılıklı takas ve ibra ile çözülmesine rağmen mahkemenin gerekçesiz bir şekilde bu bedelden müvekkilini sorumlu tuttuğunu, ... ve ...’ya yapılan B ve C blok  villa satışlarının da karşılıksız devir olmayıp takas işlemi olduğunu, davacı şirket genel kurul kararları ile kendisine verilen yetki çerçevesinde satışların yapıldığını, elde edilen satış paralarının yine kararlara uygun şekilde villa inşaatlarına harcandığını, borçların ödendiğini ve avans veren ortağa yapılan ödemede kullanıldığını, tüm bunların şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, defterlerin mali müşavir ... Ofisinde tutulduğunu, kendisinin istifa ile yönetimden ayrıldıktan sonra defterlerin akıbeti hakkında bilgisinin bulunmadığını, mali müşavirin tanık beyanından anlaşılacağı üzere defterlerin ...'e teslim edildiğini, defterlerin davacı tarafta olup bilinçli şekilde dosyaya ibraz edilmediğini, projeye aykırılık sebebiyle zarar talebinde bulunulmuş ise de yapılan inşaat için kullanım izin belgesi yani ruhsat alındığına göre ve yapılan bir masraf bulunmadığına göre zararın da olmadığını, sorumluluk için aranan zarar, kusur ve illiyet bağının ispatlanamadığını, hesaplanan 18 milyon TL borcun fahiş olduğunu ve alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin gerektiğini, döviz üzerinden talepte bulunulmasının da yasal dayanaktan yoksun olduğunu, kabule göre reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin karar tarihindeki kur esas alınarak hesaplanmasının gerektiğini, davacı şirketin iflasına ilişkin açılmış ve red kararı verilmesi dosyanın henüz kesinleşmediğini, bu anlamda iflas etmiş olması halinde taraf teşkilinin sağlanmasının gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, davacı limited şirketin eski müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat istemiyle başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6102 sayılı TTK'nın 644. maddesi atfı ile limited şirketlerde de uygulanan TTK'nın 553. maddesinde; \"Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./28.md.) kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.\", aynı Yasa'nın 555. maddesinde; \"(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.\" hükümleri düzenlenmiştir.<br>Takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri doğrultusunda şirket tarafından açılan eldeki davada sorumluluk davasının açılması için gerekli olan ortaklar kurulu kararının mevcut olduğu, bu kararda davacı şirket ortakları olan ... şirketi ile ...'un oy birliği ile karar alarak dava açılması yönünde oy kullandıkları, bir şirketin başka bir şirketin ortağı olarak yaptığı iş ve işlemlerde yetkili müdür marifetiyle temsil olunmasında usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı, bu nedenle eldeki davada dava şartlarının sağlanmış olduğu, diğer taraftan Mahkemenin zamanaşımı süresinin geçmediğine yönelik tespitlerinin de TTK'nın 560. maddesine ve dosya kapsamına uygun düştüğü görülmekle davalı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf sebepleri haklı bulunmamıştır.<br>Dosya kapsamından davacı şirketin 11/06/2006 tarihinde dava dışı ... Limited Şirketi (%15 hisse) ile  ... (%85 hisse) ortaklığında kurulduğu, akabinde oybirliği ile alınan ortaklar kurulu kararına binaen 11/10/2006 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle davalı ...'ın şirketi temsile yetkili kılındığı, davalının şirket müdürlüğünün 2010 yılında istifa ile sona erdiği, 10/08/2010 tarihli ortaklar kurulu kararında istifanın kabul edildiği belirtilerek bu tarihten itibaren şirket müdürlüğüne oy birliği ile ...'un atandığı, davalının aynı zamanda şirket ortağı olan ... Ltd şirketinin de yetkili müdürü olup bu şirketteki müdürlük sıfatının da aynı tarihte sona erdiği, adı geçen şirketi temsil etmek üzere ...'in  yetkili müdür seçildiği görülmektedir.<br>Davacı şirket kurulduktan sonra 13/10/2006, 15/01/2009 ve 16/01/2009 tarihli ortaklar kurulu kararları ile şirketin Antalya ili Kemer ilçesi ... Belediyesi sınırları içerisinde yer alan .. ada ... ve ... nolu parselleri satın alması, üzerine dört adet villa inşaatı yapması ve bu villaların satılması konusunda kararlar alındığı, bu kararlarda satışların ne şekilde yapılacağı ve satış bedellerinin ne şekilde harcanacağının ayrıntılarına yer verildiği görülmektedir.<br>Davacı şirket tarafından A, B, C ve D blok şeklinde isimlendirilen 4 adet villa inşaatının tamamlandığı, yapı kullanım izin belgelerinin alındığı ve bu villaların satışlarının yapıldığı ihtilafsızdır. <br>Davacı şirket tarafından takibe dayanak yapılan iddia konusu zarar kalemleri; A, B ve C blok villalarının satışından elde edilen ve  şirketin banka hesaplarına aktarılmayan satış bedelleri ile projeye aykırı yapılan inşaatlar sebebiyle inşaatın projeye uygun hale getirilmesi için katlanılacak masraf tutarından oluşmaktadır.<br>Öncelikle şirketin tek faaliyet konusunun adı geçen 4 adet villa inşaatına ilişkin olması, alınan kararlarda elde edilen satış bedellerinin şirketin borçlarının ödenmesinde, avans veren ortaklara bundan kaynaklı oluşan borcun ödenmesinde ve inşaatların yapımı için harcanmasında kullanılmasına şeklinde kararlar alınması, bu haliyle şirket müdürünün sorumluluğunu araştırırken topyekün tüm inşaat faaliyetinden kaynaklı bir zarar doğup doğmadığının tespit edilmesinin gerekmesi karşısında, takip konusu edilen üç villa dışında D blok villanın da hesaplamada dikkate alınması gerekirken bu villanın saf dışı bırakılması hatalı bulunmuştur.<br>Zararın varlığını ispat yükü şirkete, yeni yasada kabul edilen kusur karinesine göre kusursuzluğunu ispat yükü şirket yetkilisine aittir. Aynı şekilde davacı şirketin adı geçen ortaklar kurulu kararları dikkate alındığında zarar iddiasını satış bedellerinin şirket banka hesaplarına girmemiş olmasına dayandırması zararın varlığını kabul etmek için yeterli değildir. Bu konuda davacı şirketin ticari defterleri incelenmeli ve yapılan tüm inşaat faaliyetine göre şirketin zarara uğrayıp uğramadığı tespit edilmelidir. Şirketin ticari defterlerini muhafaza eden mali müşavir ..., tanık sıfatıyla verdiği beyanda, davalının istifasından sonraki süreçte şirket defterlerini almak için ofise gelen davacı şirket ortağı ... Ltd Şti yetkilisi ...'e defterleri teslim ettiğini belirtmiştir. Teslim maddi bir olgu olup tanık beyanı ile ispatı mümkündür. Adı geçen ve dosyanın tarafları ile ilgisi bulunmayan tanığın beyanına itibar edilerek defterlerin davacı uhdesine geçtiği kabul edilmek suretiyle bu konuda defterlerin sunulması için davacı tarafa ihtaratlı kesin süre verilmesi gerekirken defterlerin sunulmamasından davalının sorumlu tutulması ve ispat yükünü yerine getiremediğinin kabul edilmesi hatalı olmuştur.<br>A blok villa inşaatının satışına ilişkin zarar iddiası konusunda yapılan incelemede, bu taşınmazın satılması konusunda ... isimli kişi ile davacı şirket arasında 30/11/2008 tarihli adi yazılı sözleşmenin imzalandığı, ... Euro satış bedelinin belirlendiği ve bu bedelin ödenme tarih ve tutarlarına ayrıca yer verildiği, ancak bu satışın gerçekleşmediği, bu hususun dava dilekçesinde de kabul edildiği, taraflar arasında yapılan 06/11/2009 tarihli ek sözleşme ile  ... Ltd şirketine ait Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan ... ada, 2 parselde kayıtlı 19 nolu taşınmazın ...'un göstereceği üçüncü kişiye devri konusunda tarafların anlaştıkları, adı geçen taşınmazın alıcı ... adına  ...'a tapuda devrinin yapıldığı, sonrasında 24/12/2009 tarihli ibraname ile ...'un 30/11/2008 tarihli sözleşme sebebiyle davacıyı ibra ettiği, ancak buna rağmen 30/11/2008 tarihli sözleşme gereği davacı şirketten alacağı olduğundan bahisle ... tarafından davacı şirket aleyhine Antalya 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyası ile icra takibine girişildiği, A blok villanın bu dosyada haczedilerek alacağına mahsuben 140.000,00 TL bedelle ... adına tescil edildiği, davacı şirketin tüm bu süreçten bahsederek ...'e bir başka taşınmazın devredildiği ve  ... tarafından davacı şirketin ibra edildiği buna rağmen başlatılan takibin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ... aleyhine adı geçen icra takip dosyasından ötürü menfi tespit davası açıldığı, Antalya 1. Tüketici Mahkemesinde görülen dava neticesinde 07/10/2020 tarih ... Esas ... karar sayılı ilam ile davacı şirketin davasının kabul edilerek adı geçen takip sebebiyle davacının ...'e borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onanmakla  kesinleştiği görülmektedir.<br>Hal böyle olunca A blok villanın iadesi konusunda davacı şirketin muhatabı ... olup, bu villanın kaybedildiği ve değerinin ... Euro olduğu ileri sürülerek davalıdan zarar talebinde bulunulması mümkün değil iken ve davacının ... Euro'nun davalı tarafça tahsil edildiği yönünde ileri sürdüğü bir iddiası yok iken, Mahkemenin yanılgılı değerlendirme ile bu taşınmazın bedelinin davalı uhdesine geçtiği, aksinin ispat edilemediği şeklindeki gerekçeyle davalıyı sorumlu tutması isabetsiz bulunmuştur.<br>İnşaatın projeye aykırı yapılması sebebiyle projeye uygun hale getirilmesi için katlanılacak masraftan kaynaklı zarar talebinin değerlendirilmesinde; dosyada mevcut Kemer Belediyesinden gelen yazı cevabına göre inşaatın yapı kullanım izninin alındığı, bu hususun talimat yoluyla alınan 26/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği, rapora göre inşaata 05.05.2006 tarih ve ... nolu Yapı Ruhsatı alınarak başlandığı ve 15.03.2007 tarihinde tamamlanarak yapı kullanma izninin alınmış olduğu, bu nedenle yapı kullanma izni alınan ve satışları yapılan taşınmazın projeye uygun hale getirilmesi için katlanıldığı belirtilen ispatlanmış herhangi bir zarar iddiasının bulunmaması  karşısında davalının adı geçen zarar kaleminden sorumlu tutulması hatalı olmuştur.<br> ... tarafından davacı şirket aleyhine Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında  iflas davası açıldığı, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiği, istinaf başvurusu sonucu Antalya BAM 11. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2021 tarih ...  Esas, ... Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere reddedildiği, kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belirsiz olduğu görülmektedir.<br>Açıklanan nedenlerle Mahkemece yapılacak iş; öncelikle taraf teşkili açısından davacı şirketin iflas edip etmediğinin araştırılması, dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşılan B ve C blok villaların tedavüllü tapu kayıt örneklerinin celp edilmesi, davacı şirkete usulüne uygun ihtarat yapılarak davacı şirket defterlerinin ibrazının sağlanması, defterlerin ibrazı halinde defterler üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılıp şirketin tüm faaliyeti dikkate alınarak davalının şirketi zarara uğratıp uğratmadığı konusunda rapor alınması, defterlerin ibraz edilmemesi halinde davacı şirketin aldığı 13/10/2006, 15/01/2009 ve 16/01/2009 tarihli kararlar dikkate alınarak şirketin bütün mali kayıtları getirtilip  gerektiğinde bilirkişilerce yeniden inceleme yetkisi de verilerek konusunda uzman bilirkişilerden tüm inşaatın maliyet hesabı çıkartılıp kararda yer alan borçlara göre ve satış bedelleri karşılaştırılmak suretiyle davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi, bu anlamda zararı ispat yükünün davacı şirkete ait olduğunun ve zarar ispatlandıktan sonra bu kez kusursuzluğunu ispat yükünün davalıya ait olduğunun gözetilmesi ile oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesidir. <br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/06/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b9d818229e55a1a","SID":"7b09670936e01b8d"}}