{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/873 <br>KARAR NO\t: 2025/1871<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2021<br>NUMARASI\t: 2020/302 Esas -  2021/653 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili banka ile ... Deniz İşleri Tic. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalıların ise bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borçlusu ... ... Tic. A.Ş. tarafından kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle ... ... Tic. A.Ş. ve davalılara Beyoğlu 48. Noterliği'nin 20/12/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/23 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını ve bu ihtiyati haciz kararının süresinde olarak İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe konulduğunu, davalıların borca itiraz etmeleri üzerine icra takibinin durdurulduğunu, davalıların itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; iş bu dava bakımından mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı ile davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiş; ayrıca, müvekkilleri ... ve ... ile davacı banka arasında imzalanan kefalet sözleşmesinin \"Yetkili Mahkeme Ve Uygulanacak Hukuk\" başlıklı 4. maddesi ile doğabilecek uyuşmazlıkların nihai olarak tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacağının düzenlendiğini, bu nedenle müvekkilleri ... ve ...'ye kefil sıfatıyla husumet yöneltilmiş olduğundan kefalet sözleşmesi hükümleri uyarınca uyuşmazlığın ... nezdinde tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğini savunarak, davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, 02.12.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında, kredi sözleşmesinin kefili olan davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın tefriki ile başka bir esasa kaydına karar verilmiştir. Eldeki istinaf incelemesine konu karar, sadece davalı şirket hakkında yapılan yargılama sonrasında verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İhtilaf davacı alacaklının davalıdan takip sebebi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti konularından kaynaklanmakta olup ispat yükü davacıda bulunmaktadır. Ancak kullandırılan kredilerden kaynaklanan borcun tespiti için takip dayanağı banka kayıtları ile defter ve belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hal olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususların bilirkişi tespit ettirmesi mümkündür.  Bu kapsamda bankacı bilirkişi İlhan Sungur'dan alınan 31/03/2021 tarihli bilirkişi raporu ile; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 108.538,77 TL asıl alacak, 15.732,09 TL işlemiş faiz, 786,60 TL BSMV olmak üzere toplam 125.054,46 TL alacağı olduğu ve ancak taleple bağlılık ilkesi gereği 108.538,77 TL asıl alacak, 15.483,01 TL işlemiş faiz, 774,15 TL BSMV olmak üzere toplam 124.796,03 TL alacağı olduğu tespit edilmiştir. Bu rapora yönelik itirazları üzerine aynı bilirkişiden alınan 16/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporu ile; kök rapordaki kanaatler tekrarlanmıştır. Tüm dosya kapsamı, alınmış olan bilirkişi kök ve ek raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan davanın kabulü ile, davalı ... Deniz. İşl. Ve Tic. A.Ş'nin İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazının 108.538,77 TL asıl alacak, 15.483,11 TL işlemiş faiz ve 774,15 TL BSMV olmak üzere toplam 124.796,03 TL bakımından iptali ile takibin takip talepnamesindeki şartlarla devamına, İİK m.67/2 kapsamında 24.950,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ... Deniz. İşl. Ve Tic. A.Ş'nin İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazının 108.538,77 TL asıl alacak, 15.483,11 TL işlemiş faiz ve 774,15 TL BSMV olmak üzere toplam 124.796,03 TL bakımından iptali ile takibin takip talepnamesindeki şartlarla devamına, İİK m.67/2 kapsamında 24.950,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı banka kayıtları kapsamında inceleme yapılarak hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, raporlara itiraz edildiğini, müvekkili şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesinin talep edildiğini, itirazların karşılanmadığını, alacağın var olup olmadığı net olarak tespit edilmeksizin hüküm kurulduğunu, müvekkili şirketin davacı banka kanalı ile kredi kullanmışsa da takibe konu edildiği tutarda borcu bulunmadığını, tam miktarının çelişkili açıklama ve beyanlarda bulunulduğundan ve müvekkili tarafından yapılan ödemelerin hangilerinin ana para hangilerinin faiz için tahsil edilmiş olduğunun tespit edilemediğini, takibe konu kredinin hangi krediden kaynaklandığının anlaşılamadığını, davacının ihtiyati haciz kararı aldığını ve takip başlattığını, davacı tarafça gönderilen ihtarnamede takip ve ihtiyati haciz talebinde yer verilen tutarların çeliştiğini, yine alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatının hatalı olduğunu, mahkeme tarafından rapora yapılan itirazların dikkate alınmadığını, ek raporda kök rapordaki benzer ifadelere yer verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava,  genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, kredi sözleşmesinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde verilen kararın isabetli olup olmadığı, davalı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinin gerekip gerekmediği, bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı ile icra inkar tazminatına karar verilmiş olmasının isabetli bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı bankanın Beyoğlu Şubesi ile davalı şirket arasında 2.000.000,00 TL tutarında krediye dair 26.04.2019 tarihinde genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olduğu, sözleşmenin 10.08.maddesinde; delil sözleşmesi başlığı ile HMK'nın 193. maddesi gereğince sözleşme ile ilgili herhangi bir uyuşmazlıkta bankanın defter ve mikrofilm, mikrofiş, ses, teyit bantları, bilgi işlem ve bilgisayar vs kayıtlarının kanunun 199.maddesi kapsamında belge olarak değerlendirileceği ve geçerli delil olduğunun yazıldığı, davacı bankanın ayrıca krediye ilişkin olarak icra takibinde gösterilen gerçek kişiler ile müteselsil kefalet sözleşmesinin imzalanmış olduğu, 14.06.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin ise yine davacı banka ile davalı şirket arasında imzalandığı, kredi limitinin 2.000.000,00 TL olduğu ve kefalet sözleşmelerinin bulunduğu, davacı banka tarafından davalı ve kefillere düzenlendiği, ihtarnamede bankadan kullanılan kredilere ilişkin kredi borcunun vade tarihinde ödenmediği, kefillerin kredi borcunun ödenmemesinden kefaletleri nedeniyle sorumlu bulunduklarının belirtildiği, söz konusu yazıda kredi borcu ve miktarının gösterilmediği, 20.12.2019 tarihli Beyoğlu 48. Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile şirket ile banka arasında imza olunan kredi sözleşmesinden kredilerin açıldığı ve kullandırıldığı, 20.12.2019 ihtarname tarihi itibariyle 110.000,00 TL ana para, 8.357,75 TL birikmiş faiz, iş bu faiz üzerinden hesaplanan 417,89 TL BSMV olmak üzere toplam 118.775,64 TL ödenmemiş kredi borcunun bulunduğu belirtilerek bir gün içerisinde ödeme talebinde bulunulduğu ve 05.02.2020 tarihinde İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı şirket ile birlikte müteselsil kefiller ... ve ... hakkında 108.538,77 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 126.131,55 TL alacağın tahsili amacı ile takip ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu ve borçlu kefillerin icra takibine itiraz ettiği, davacı vekili tarafından arabuluculuk aşaması sonrasında her üç borçlu hakkında İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak  düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, 02.12.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın tefriki ile başka bir esasa kaydına karar verilmiş, davalı şirket bakımından eldeki dava dosyası ile yargılamaya devam edilmiş; tarafların delillerini ibraz etmeleri ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 31.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda; dosyada, ... Deniz İşleri ve Ticaret A.Ş. ile banka artasında imzalanmış 14.06.2011 tarihli ve 26.04.2019 tarihli iki adet “Genel Kredi Sözleşmesi” bulunduğu, her sözleşmenin “Cari Hesap Kredisi Sözleşmesi” adıyla birer ekleri olduğu, 26.4.2019 tarihli sözleşmeye aynı tarihte alınmış kefalet sözleşmeleri ile ise, ...'ın ve ...'nin 2.000.000 lira limitle müteselsil kefil oldukları, sözleşmelerin açılmış ve açılacak kredileri kapsayıcı olduğu, takibe esas alacağın yer aldığı hesaba ait, hesap ekstresinde 25.4.2019 tarihinde kullandırılan kredi tutarı olarak 110.000,00 liranın yazılmış olduğu, 20.12.2019 tarihine kadar herhangi bir tahsilat kaydının bulunmadığı, bu tarihte tasfiye olunacak hesaplar hesabına aktarıldığı, hesabın tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılmasından sonra, takip tarihine kadar 1.461,23 lira tahsil edilmiş olduğu, 5.2.2020 tarihinde İstanbul 13. İcra Dairesi nezdinde ... sayılı dosya ile, ekstrede görünen 108.538,77 lira tutarındaki alacak için takip başlatıldığı, takip tarihi itibariyte alacak tutarının hesaplanması için krediye uygulanacak faiz oranı ve vade tarihinin dosyada yer almadığı ve bankaca da bu konuları düzenleyen dokümanlar sunulamadığı için, ticari işlemlerde faiz oranının sözleşme ile belirlenmediği hallerde esas alınması gereken 3095 sayılı kanunun 1. ve 2. Maddeleri çerçevesinde, T.C.Merkez Bankasınca kısa vadeli avanslara uygulanan faiz oranlarının esas alınması gerektiği, hesap kat ihtarnamesinin borçlulara tebliğ edildiğine dair dosyada kanıtlayıcı belge olmadığından temerrüt tarihinin takip tarihi ile başlaması, bu esaslar çerçevesinde alacağa 15.732,09 lira faiz ve 786,60 lira BSMV tahakkuk ettirilmesi, faiziyle beraber toplam kredi alacağın takip tarihi itibariyle 125,057,47 lira olması gerektiği, taleple bağlılık ilkesi yönünden hesaplanan alacak kalemlerinin takip talebi ile karşılaştırılması halinde, diğer giderler ayrık, talep edilebilir alacağın 124.796,03 lira olması gerektiği belirtilmiştir. Davalı vekili, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; raporda sadece davacı banka nezdinde mevcut kayıtlar ve kredi hesap hareketleri kapsamında incelenin gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığını, müvekkili tarafından söz konusu kredilere ilişkin yapılan ödemelerin tam olarak kayıt altına alınıp alınmadığı, yapılan ödemelerin toplam bakiyeden mahsup edilip edilmediğinin teyidinin ancak müvekkili şirket defter ve kayıtları ile karşılaştırılması halinde mümkün olabileceğini belirterek, davalı gerçek kişiler hakkında verilen tefrik kararı da gözetilerek davanın usulden reddine, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlar incelenerek ek rapor düzenlenmesi talep edilmiştir. 16.08.21021 tarihli ek bilirkişi raporunda; taraf vekillerinin itirazları ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak banka tarafından ibraz edilen hesap ekstrelerinde yer aldığı gibi 110.000,00 TL cari hesap şeklinde kredi kullandırıldığının görüldüğü, 20.12.2019 tarihine kadar herhangi bir tahsilat yapılmayan kredi tutarının aynı tarihte tasfiye olunacak hesaplara aktarılması suretiyle takip konusu yapıldığı, sözleşmede bankanın  defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edileceğinin yazılı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 10.08.maddesinde; banka defter ve belgeleri geçerli delil olarak kabul edilmiştir. Sözleşmenin ilgili maddesi HMK'nın 193/1.maddesinde düzenlenen delil sözleşmesi niteliğinde olup, taraflar yönünden geçerli bir sözleşmedir. Bu nedenle, banka kayıtlarının incelenerek sonuca gidilmesinde usule aykırılık ulunmamaktadır.Davalı şirket her ne kadar ödemelerin mahsup edilmediği ya da bu konuda yeterli inceleme yapılmadığına dair iddia ve itirazda bulunmuş ise de ek bilirkişi raporunda  bu itirazlar ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca davalı şirket ödeme savunmasına yönelik  somut bir delil dosyaya ibraz etmemiştir. 20.12.2019 tarihli kat ihtarnamesinde 110.000,00 TL ana para alacağı olduğu iddia edilmesine  rağmen 05.02.2020 tarihli takip talebinde 108.538,77 TL tutarında ana para talep edilmiştir. Asıl alacak takip talebinde daha azdır. Her ne kadar işlemiş faiz kat ihtarnamesinde gösterilenden  yüksek ise de geçen süre  dikkate alındığında,  talep miktarının kat ihtarıyla çelişmediği kabul edilmelidir. Alacağın likit ve belirli olması nedeniyle davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 6.393,62 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92606cacadafe5c1","SID":"2f357be6e5cbb015"}}