{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/539 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1986 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2021/687 Esas - 2022/815 Karar<br>TARİHİ: 21/12/2022<br>DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, davalıya ... ve meyve satışının yapıldığını ve toplam 141.549,04 TL tutarında faturalar düzenlendiğini, davalının borcunu ödemediğini ve bu sebeple davalı aleyhine de İstanbul 23. İcra müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini ve takibin durduğunu açıklayarak davalının kabulü ile, İstanbul 23. İcra müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, icra takibinin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının söz konusu faturaları tek taraflı düzenlendiğini, taraflar arasında bir mal alım satış ya da cari hesap sözleşmesi gibi bir temel ilişki bulunmadığını, mal tesliminin ispatlanamadığını, faturaların kendilerine tebliğ edilmediğini açıklayarak davanın reddini, takip tutarının %20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yana bırakılmasını talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 21/12/2022 tarih ve 2021/687 Esas - 2022/815 Karar sayılı kararında;\".....Yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkememizce aldırılan bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; talimat mahkemesi tarafından aldırılan bilirkişi raporunda; davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 141.549,28 TL alacağı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, davaya ve icra takibine konu faturaların davacının ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu ancak faturaların teslimine ilişkin herhangi bir bilginin olmadığı ürünlerin tesliminde dair kısımların boş olduğu yine davacı tarafından mal hakkında künye belgeleri ve bu belgelere ait çizelge sunulmuş ise de söz konusu belgelerin hangi faturaya ilişkin olduklarının tespiti yapılamamış olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 31.08.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalının ticari defter ve kayıtlarına göre defterinde davacı ile olan cari münasebetine rastlanmadığı ayrıca davaya konu faturaların yasal defterlerinde kaydı bulunmadığı davalının ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davaya ve icra takibine konu edilen faturadaki malların davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Davalı taraf davaya konu malları teslim almadığını iddia etmektedir.HMK’nun 190. maddesin de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” ifadesi ile düzenlemiştir. Bu maddeye göre ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran taraftadır.Faturalar akdi ilişkiyi ispat vasıtası olmayıp, akdi ilişkinin ifası aşamasında düzenlenen bir belgedir. Bu nedenle tek taraflı düzenlenen faturaya dayalı olarak mal yada hizmet verdiğini iddia eden taraf mal yada hizmet verdiğini mutlaka karşı tarafın imzasını içeren bir belge ile ispat etmelidir.Tacirler arasındaki akdi ilişki taraflar arasında yapılan bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir. Buna göre, Davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturaların içeriği malın davalıya teslim edildiğinin HMK 190. ve TMK 6. maddeleri uyarınca, davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Salt fatura düzenlenmesi  söz konusu faturalara konu malın davalıya teslim edildiğini ispata elverişli değildir.Davacı taraf, ihtilaf konusu fatura içeriği malların teslimini ispat noktasında, Bayrampaşa Hal Müdürlüğü tarafından gönderilen künye belgelerine ve hal kayıt sistemine dayanmış olup, mahkemece bu deliller toplanmıştır.sunulan belgelerin muhteviyatı malların gümrük mevzuatı gereğince yurt dışı edilerek fiilen ihraç edilmiş olduğunu ispata elverişli olup, yurt dışı edildiği sabit olan malların alıcısı olan davalıya teslim edildiğini kanıtlamaya yeterli değildir. Zira Türkiye'den kara yolu taşıması ile yurtdışı edilen malların, alıcının bulunduğu bölgedeki gümrüğündeki işlemlerinin kim tarafından ne şekilde yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve malların davalıya teslim edildiği sonucuna ulaşılmamaktadır.Mahkememizin 28/09/2022 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereğince faturalara konu malların tesliminin ispatı bakımından son ispat vasıtası olan yemin delili bakımından davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı görülmekle yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususunda beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verildiği, Davacı vekilinin 03/10/2022 tarihli dilekçesi ile davalıya yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettiği görülmüştür. Bu haliyle davaya konu fatura içeriğindeki malların davalıya teslim edildiği hususunun ispata muhtaç olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerin ispata elverişli olmadığı anlaşılmakla; Davanın reddine, şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminat takdirine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE, <br>2-Şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminat takdirine yer olmadığına, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin belirtilen adreste ... ve Meyve Dağıtım ve nakliyesi işi ile iştigal etmekte olduğunu, takip dayanağı yapılan 15/02/2018 tarihinden başlayan ve devamında muhtelif tarihli ve ... nolu sevk irsaliyeli faturalarla biber, patlıcan, salatalık, kavun vb. 141.549,04 TL tutarında ... ve meyve satışı yaptığını ve ürünleri davalının Bayrampaşa halindeki işyerine nakliyeyi yapan şoförleri vasıtasıyla teslim ettiğini, fatura kapsamındaki ... ve meyvelerin davalıya teslim edildiğini, 5652 sayılı ... Ve Meyve Ticaretinin  Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilerek Kabulüne İlişkin Kanunla değiştirilen 552 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17. maddesinin 11/6/1998 tarihli ve ... sayılı Kanunla değişik üçüncü fıkrası ile (Üretildiği il veya ilçe dışına sevk edilen mallar satışa sunulacağı yer  haline girer ve bunlardan alınacak belediye payı, malın satışa sunulduğu yer beledriyesince tahsil edilir. Malın Sevkiyatında, sevk veya taşıma irsaliyesi veya ziraat odası kaydı belgelerinden birinin bulunması ve kontroller sırasında zorunlu oluduğu)nun düzenlendiğini, Somut olayda söz konusu malın sevk ve teslimi sırasında bu zorunlu belgelerden birinin ilgili hal müdürlüğü yetkililerine ibraz edilmiş olması gerektiğini, yapılan teslimlerin teslimler fatura veya sevk irsaliyesine atılan ıslak imza ile değil 5957 sayılı Kanun kapsamında T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının onayı ile oluşturulan Hal Kayıt Sistemi ile yapıldığını, bu sisteme göre satıcı (bildirimci) pozisyonundaki müvekkilin alıcı pozisyonundaki davalıdan aldığı siparişler doğrultusunda sisteme girerek sipariş aldığı ürünlerin Künye No., Malın üretim ve ithal tarihi, Adı, Cinsi, Türü, Üretildiği yer, gideceği yer, alıcının adı soyadı veya ticaret ünvanı, bildirimde bulunanın adı soyadı veya ticaret unvanı, miktarı ve malı götürecek olan aracın plaka numarasını gösteren bilgileri içeren künyeler ile malları alıcı durumundaki ... adına sevk için bakanlıktan onay aldığını ve bu künye bilgileri ile malları künyelerde plakaları yazılı araçlarla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hal'ine giriş yapmak suretiyle 434 nolu davalı iş yerine (alıcıya) teslim ettiğini, künyesi çıkartılan ürünlerin sipariş sahibi ve künyelerde ismi yazılı ... dışındaki herhangi birine tesliminin mümkün olmadığını, zira sistemin buna izin vermediğini, hal girişi yapılan ürünün teslim alınmaması halinde künyede ismi yazılı alıcı tarafından künyesinin iptal ettirilmesi gerekeceğini, davalının bunu da yapmadığını, dolayısıyla hal girişi olan bu ürünün yine bu kişi tarafından çıkışı yapılmadığı taktirde stoklarında görüneceğini, satılmış ise de davalı kayıtlarında çıkışının görüneceğini,Diğer taraftan Hal Kayıt Sistemi kapsamında tutulan kayıtlar dışında alıcı tarafından Vergi Dairesi’ne bildirilen BA-BS formlarının da fatura kapsamındaki malın teslim edildiğini gösterdiğini, sözleşmeyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ile alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olduğunu, (TBK. M. 207/2 fıkrası) bu durumda malın teslim edilmediğini iddia eden (alıcı) tarafın bu iddiasını kesin delille ispatla yükümlü olduğunu, Elektronik ortamda ve tarafların onayına bağlı olarak alınan sipariş ve gönderilen ürünlerin toptancı haline girişi ile ürün teslimatının yapıldığı konusunda tereddüt olmadığını, bu bağlamda teslim konusundaki ispat yükünün müvekkilce yerine getirildiğini, bu bilinçle hareket eden davalının ise işi uzatma amacı ile yargılama sürecinde ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını ve sürekli olarak malları teslim aldığına dair imzalı belgenin mevcut olmadığını ve dolayısı ile ürünleri teslim almadığını iddia ettiğini, malların künye üzerinden sistemsel kaydının tutulduğu ve sadece ilgilisi tarafından teslim alınıp satışa arz edilebileceği hususunun dikkate alınması gerektiğini, Müvekkilin alacağına dayanak teşkil eden satışa konu mallara ilişkin araç künye belgelerinin Hal Kayıt Sisteminden teminle mahkemeye sunulduğunu, ilgili belgelerde hangi malın hangi araç ile teslim edildiğinin belirtildiğini, müvekkilin alacağına dayanak teşkil eden satışa konu malların alınan siparişler doğrultusunda oluşturulan künye belgeleri ile gösterilen tarih ve miktarlarda davalı yana teslim edildiğini, Teslim olgusunun ispat edildiğini, dosyada alınan 24/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda künye belgesi detaylıca açıklanarak; künye numarası verilmeyen ve faturası nakliye firmasında bulunmayan tarım ürünlerinin yol boyunca polis ve maliye denetiminden geçemeyeceği ve künye numarası verilen malların polis ve maliye, zabıta denetimlerinde geçebileceğinin belirtildiğini, Müvekkilin malları davalıya 5957 sayılı kanun kapsamında T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının onayı ile oluşturulmuş \"Hal Kayıt Sistemi\"ne uygun olarak teslim ettiğini, bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, Bayrampaşa Hal Müdürlüğünün dosyaya gönderdiği müzekkere cevabında 7 adet fatura tutarı 69.623,16 TL bedelli ürünlerin hal müdürlüğüne tesliminin yapıldığını, ürünlerin de davalıya teslim edilmek üzere hal bölgesine girişinin yapıldığından faturalarının 3065 sayılı KDV kanunu 2. Maddesine göre davalıya teslim ve tebliğ edilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bu durumda bu 7 fatura (69.623,16-TL) yönünden müvekkilin davalıdan alacaklı olduğunun bilirkişice de tespit edilmiş olduğunu, 7 faturadan geriye kalan diğer fatura tutarlarının tamamının ise 5957 sayılı kanun kapsamında T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının onayı ile oluşturulmuş “Hal Kayıt Sistemi” ile davalıya gönderilmek üzere faturaları ile birlikte taşıyıcıya teslim edilmiş olduklarının tespit edildiğini, ancak bu malların yalnızca taşıyıcıya teslim edilmekle kalmadığını, fatura ve malların davalı tarafından teslim alınarak kullanıldığının kanuni düzenlemelerden ve yine işbu bilirkişi raporu içerisinde yer alan diğer tespitlerden anlaşıldığını,Davalının müvekkil ile ticari münasebetinin bulunduğu aylarda defterlerini düzgün tutmadığı, mal girişleri bulunmamasına rağmen sürekli mal çıkışlarının yapıldığının görüldüğünü, bilirkişi raporunda da yer alan ifade ile davalı taraf ticari defterlerini gelişi güzel tutmakta olduğunu, kaldı ki dosyada bulunan ve bilirkişi ... tarafından hazırlanan davalının defterlerinin incelenmesine yönelik 31/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalının tutmakla yükümlü olduğu yasal defterlerinde davaya konu faturalara ilişkin bir kayda rastlanmadığını ancak davalının yevmiye defterinin kapanış noter tasdikini yaptırmadığının tespit edildiğinin belirtildiğini, buna karşılık davacı müvekkilin defter ve kayıtlarının HMK m.222/2 uyarınca yasaya uygun olarak tutulduğu hususunun aynı bilirkişi SMMM ... tarafından tanzim edilen 11/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda kayıt altına alındığını, bu durumda bir tarafta davacı müvekkilin söz konusu ürünleri davalıya sattığını ve teslim ettiğini gösterir usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ve davacı müvekkil lehine delil teşkil eden defterler bulunduğunu, diğer tarafta ise ürünleri satın ve teslim almadığını iddia eden davalının usul ve yasaya uygun olarak tutulmadığından davalı aleyhine delil teşkil eden defterlerin bulunduğunu, Davanın reddine dair verilen kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Davanın 29/11/2018 tarihinde İstanbul 5AHM'de açıldığı, bu mahkemece yapılan değerlendirme sonucu İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazıya göre davalının gerçek kişi tacir olduğu ve davanın ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesi ile görevsizlik kararı 28/10/2021tarih ve 2018/570 Esas -2021/243 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın İstanbul 19 ATM.'ye tevzi edildiği ve bu mahkemece yapılan yargılama sonucu istinafa konu karar verilmiştir.Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının  düzenleyen davacı tarafça ispat edilmesi gerekir. Davacının tek taraflı düzenlediği ve kendi defterine kaydettiği faturalar davasını ispatlaması için yeterli değildir. (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi' nin 2016/7819 Esas ve 2017/2738 Karar sayılı içtihadı,Yargıtay 19 Hukuk Dairesi' nin 2014/12574 Esas - 2014/16692 Karar sayılı içtihadı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3142 Esas - 2021/4987 Karar sayılı  içtihadı  benzer mahiyettedir.) Dava ticari alım satım sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Somut olayda davacı taraf satıcı, davalı taraf ise alıcı konumundadır. Davalı (alıcı), dava ve takip konusu fatura içeriği malların teslim edilmediğini, bu nedenle borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, malları teslim ettiğini ispat yükü davacı-satıcıdadır.Davacının delil olarak dayandığı künye belgelerinin bizzat davacı tarafından düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu belgeler, davalının imzasını içermediği, hal müdürlüğünden gönderilen sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmının boş olduğu, isim ve imza olmadığından fatura içeriği ürünlerin davalı-alıcıya teslim edildiğini kanıtlamaz.Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerinde dava ve takip konusu faturaların kayıtlı olduğu, ancak davalının ticari defterlerinde dava konusu faturaların kayıtlı olmadığı, BA-BS formu ile beyan edilmediklerinin tespit  edildiği belirtilmiştir. Davacı taraf, dava ve takip konusu fatura içeriği ürünlerin davalı-alıcıya teslim edildiğini ve bu faturalardan kaynaklı alacaklı olduğunu usulüne uygun yazılı delillerle ispat edememiştir. Davacı delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığından mahkemece davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davacı vekili 03/10/2022 tarihli beyan dilekçesi ile; Yemin teklif etmeyeceklerini beyan etmiş, bu durumda takip konusu faturalar sebebiyle alacaklı olduğunu usulüne uygun olarak ispat edemeyen davacının  açmış olduğu itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince  reddine karar verilmesi yerinde olup, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br> <br> <br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04b9665f6eb7bbef","SID":"4f736fd5ce3b6380"}}