{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/778 <br>KARAR NO\t: 2025/1593<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/02/2024 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2023/656 Esas,  2024/73 Karar<br>DAVA\t: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in Erzurum... İcra Dairesinin 2022/... E. sayılı dosyası ile borçu ...'e karşı icra takibi başlattıklarını, borçlunun borcuna itiraz etmesi sebebiyle takibin durdurulduğunu, senetlerin davacı ve davalı arasında kurulmuş bir borç ilişkisine dayandığını, muacceliyet tarihinin 20.01.2018 ve 20.04.2018 tarihleri itibariyle hali hazırda geldiğini, ancak taraflar arasında akrabalık bağı bulunduğu için borçlu ...'in sürekli olarak müvekkilini oyaladığını, kambiyo senetlerine mahsus takip için süreyi kaçırdığını, herhangi bir itfa mevcut olmayıp senetler bakımından zamanaşımı ileri sürülecek olsa dahi temel ilişkiye dayalı alacağın TBK m. 146. gereğince genel alacak zamanaşımına tabi olması ile borçtan kurtulma istemli bir ifadenin de geçerli olmayacağını, alacağın kesinliğini öne sürmek istediklerini, yapılan itirazda borcun varlığına karşı tarafça herhangi bir gerekçe gösterilmeden itiraz edildiğini, itirazın ne imzanın/bononun sahteliğine, geçersizliğine ne de borç ilişkisinin kurulmadığına dair olmadığını, dava konusu itirazın takibin durdurulması ve işlemin sürüncemede bırakılması amacıyla yapıldığını, haksız ve kötü niyetli olduğunu, asıl alacak ve yıllık adi faizlerinin yanı sıra  kötü niyetli borçlu tarafından gerekçe ve belge sunulmadan yapıldığını, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/... No'lu soruşturma dosyasında davalı  ...'in  2019 yılında ticaret için müvekkilinden borç para aldığını ve senetleri verdiğini kabul ettiğini, davanın kabulü ile itirazın iptalini, takibin devamına ve asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, borçlunun itirazının kötü niyetli olarak yapması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen ve takibe konulan senetlerin dava dilekçesinde yazılan tarihlere göre zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduğunu, davacının davasını zamanaşımı ve hak düşürücü süreden reddine karar verilmesini talep ettiğini, kişilerin kendisini tehdit ettiklerini, tehditlerine halen devam ettiklerini, dava konusu senetler dışında müşteri çek ve senetlerinin de bulunduğunu, dava konusu ettikleri senetlerin karşılıksız olduğunu, davacıda müşterilerinin kendisine verdiği, zorunlu olarak ciro ile kendilerine verdiği ve icraya koydukları tüm senet ve çeklerini kendilerinden istediğini, dava dilekçesinde belirtilen senet suretlerinin kendisine tebliğ edilmediğini, imza ve senetten doğan itirazlarını saklı tuttuğunu, davanın zamanaşımı ve hakdüşürücü sureden reddini, davanın esastan reddini, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenilmesini, haksız ve yersiz takip nedeni ile %20'den az olmamak üzere icra tazminatının karşı taraftan alınarak kendisine verilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından zamanaşımına uğramış senetlerdeki alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, icra dosyasında borca itiraz edilmesi nedeniyle eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde taraflar arasında temel ilişki bulunduğunu iddia ettiği, davalının cevap dilekçesinde senetlerin kendisinden tehditle ve zorla alındığını beyan ettiği, zamanaşımına uğramış senetlerin delil başlangıcı olması nedeniyle mahkememizce tanık dinlenildiği, dinlenen taraf tanıklarının takibe konu senetlerin taraflar arasındaki gayri resmi ortalıklık nedeniyle davacının davalıya verdiği paraya istinaden davalı tarafından davacıya verildiğinin beyan edildiği, davalının senetlerin tehditle ve zorla kendisinden alındığını ispata yarar dosyaya bir delil sunamadığı, davacı tarafın iddiası senetler ve tanık beyanı ile ispatladığı, davalının aksini ispata yarar bir delili dosyaya sunmadığı,  davacı tarafça icra dosyasında alacak her ne kadar likit ise de takipten önce zamanaşımına uğramış senetteki alacağın tahsili için borçlu temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinin reddinin gerektiği (Nitekim Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2018/2768 Esas ve 2018/6032 Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır) anlaşılmakla itirazın kısmen iptali ile icra takibine konu asıl alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız olması nedeniyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, Erzurum...İcra Müdürlüğünün 2022/... esas sayılı dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile, takibin 250.000,00 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, İtirazın iptaline karar verilen tutar üzerinden hesaplanan 50.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; elden para verip senet alınması ve tanıkla ispata mahkemeler başlar ise yasal olmayan tefecilik ve kumar borcunun yasal hale geleceğini, mahkeme kararının da tam buna uygun olduğunu, taraflar arasında dava konusu takibe dayanak edilen senetler hakkında temel ilişki olmadığını, müvekkilinin itirazlarında zorlama ile boş senet verdiğini açıkça belirtmiş olmasına rağmen senetlerde inceleme yaptırılmadığını, nitekim akraba olmaları nedeniyle dinlenen tanıkların da davacının kardeşinin dükkanında senetlerin imzalandığını belirttiklerini, senetlerin manevi zorlama altında imzalandığının anlaşıldığını, tanıkların %10 kar ile iş yapacaklarını söylemiş olmalarının dahi paranın tefecilik olarak hareket edilerek verildiğini gösterdiğini, kaldı ki müvekkilinin davacıya müşteri çek ve senetlerinin arkalarını ciro ederek verdiğini, davacının bu çek ve senetlerin haricen tahsil etmiş olmasına rağmen teminat olarak zora imzalattırılan bu senetleri icraya konu etmekle kötü niyetli davrandıklarını, kötü niyeti mevzuatın korumayacağını, buna rağmen davanın kabul edilmesinin bozma nedeni olduğunu, mahkemece tarafların defter ve belgelerinin dosyaya sunulması istenilmesi üzerine müvekkilinin defter ve belgelerini ibraz etmiş olmasına ve defter kayıtları üzerinde incelme yapılmasını talep etmelerine rağmen defterlerin incelenmemesinin de bozma nedeni olduğunu, zira HMK'nın 215 ve devamı maddeleri uyarınca bilgi, belge ve defterlerin ibrazının zorunlu olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, mahkemenin ticari defterlerin ibraz edilmesi gerektiğine ilişkin usule uygun ihtar etmek zorunda olduğunu, gelmeyen tarafa da tebligat zarfı üzerine bu ihtarın açıkça yazılması gerektiğini, TTK'nın 82. ve devamı maddeleri uyarınca davaya konu alacağın var olup olmadığı ve miktarının her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılacak bir incelemeyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davacının ticari defter ve belgelerini ibrazdan kaçındığını, müvekkilinin defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi taleplerinin de değerlendirilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, senetlerin zorla imzalatıldığını söylediklerini, temel ilişkinin ne olduğunu davacı tarafın ispat etmesi gerektiğini, nakit para verildiği yönündeki soyut iddianın davayı ispat etme anlamına gelmediğini, senetlerin vade tarihleri itibariyle davacının 2018 yılı karının 2.106,58-TL olduğunu, alacaklı olduğu bir kalem ve dava konusu yapılan senetlerin de bilançosunda görünmediğini, halbuki davacının bilançosunda şayet müvekkiline mal satmış veya nakit vermiş ise ve senet almış ise bunların tümünün bilanço da görünmesi gerektiğini, mahkemece taraf tanıklarının dinlenmesi ve ayrıca diğer delilleri de sorularak temel ilişkinin belirlenmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, temel ilişkiye dayalı yargılama olduğundan ve iş bu dilekçede belirttikleri üzere tefecilik, zorla manevi baskı altında imza olaylarının da olmuş olması nedenleri ile mahkemenin tazminata hükmetmemesi gerekirken %20 tazminata hükmedilmesinin de bozma nedeni olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava,  zamanaşımına uğramış bonoya dayalı itirazların iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin taraflar arasında akrabalık bağı bulunduğu için borçlunun sürekli olarak müvekkilini oyaladığını, kambiyo senetlerine mahsus takip için süreyi kaçırdığını, iddia ederek itirazın iptalini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde  davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda,  mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, zamanaşımına uğramış ve imzası inkar edilmeyen bonoların yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, mahkemece tanık dinlenilmesinde hukuki engel bulunmadığı,  davalının senetlerin tehditle ve zorla kendisinden alındığını ispat edemediği, kesinleşen soruşturma dosyasında davacı hakkında tehdut suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, tanık beyanlarına göre davalının davacıya dava konusu bonoları verdiği,  bonolarda ihdas sebebi olarak \"nakten\" şeklinde belirtildiği, ihdas sebebinin davacı tarafça talil edilmediği,  bonoya ilişkin talil ve ispat yüküne ilişkin kuralların adi senetler için de aynen geçerli olduğu, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/(19)11-758 E. 2022/660 K.)  bu durumda bonolarda belirtilen miktarları davalının ödediğini ispat etmesi gerektiği, davalının bono bedellerini davacıya ödediğini yazılı ve kesin delil ile ispat edemediği, davalının da aksini iddia etmediği, anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 17.077,50-TL karar harcından peşin alınan 4.269,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.808,00-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf yoluna başvuran taraflar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. \t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93ec9dbc0f251727","SID":"1f956964833e4b08"}}