{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/2054 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1942 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)<br>ESAS NO: 2022/239 Esas - 2025/385 Karar<br>TARİHİ: 16/05/2025<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 20/11/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, dava dışı müşterilerinden aldığı yükleme talimatlarına istinaden, müşterilerine ait yükleri taşımak üzere mülkiyeti kendisine ait olan ... plaka sayılı dorse teslim aldığını, müvekkili şirketin CMR Konvansiyonu hükümlerine göre taşımak üzere teslim aldığı bu yüklerin içinde bulunduğu ... plaka sayılı dorsesini ise Pendik Türkiye /Trieste İtalya arasındaki deniz yolunu aşmak üzere davalının işleteni/donatanı olduğu ... gemisine yüklediğini, ... gemisi, 03.02.2008 günü içindeki diğer yüklerle birlikte Trieste'ye hareketinden sonra 06.02.2008 günü Hırvatistan açıklarında yanmaya başladığını, meydana gelen yangın neticesi gemi içinde bulunan müvekkiline ait araçlar ve araçların içerisindeki müşteri yükleri de tamamen zayi olduğunu, olay üzerine Beyoğlu 31.Noterliğinin 11.02.2008 tarih ve ... yevmiye sayısı ile davalıya ihtarname keşide edilerek; gemi yangını nedeniyle gerek müvekkiline ait olan ve gerekse müvekkilinin yük verdiği araçların içerisindeki yüklerin ilgilileri tarafından, müvekkiline hasar/kayıp/gecikme ve dolaylı zararlar ile ilgili olarak gelen ve gelecek ihbarları, gerekse ... isimli geminin yanması sonucu müvekkilinin doğrudan ve dolaylı olarak uğradığı/uğrayacağı her türlü hasar/kayıp/gecikme ve dolaylı zararları davalıya rücu edeceği ihbar edildiğini, ihtarnamelere rağmen davalı tarafından bir ödeme yapılmayınca; bir kısım müşterilerin hasarları için davalı aleyhine davalar ikame edildiğini, bir kısmı için ise icra takipleri başlatıldığını, bu takiplerden biri de ... plaka saylı dorse içerisindeki bir kısım müşterilere ait mallara ilişkin olarak Üsküdar 3.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası olduğunu, davalı ödeme emrine karşı haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş takip durduğunu, rapor ve gemi adamlarının beyanlarından anlaşılacağı üzere başlayan yangın, geminin yangın tertibatının çalışmaması nedeniyle zamanında engellenemediğini beyanla fazlayı talep hakkı saklı kalmak ve şimdilik olmak üzere davalının Üsküdar 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline ve takibin kaldığı yerden aynen devamına, davalının %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili UN Ro-Ro İşletmeleri A. Ş.'ne ait “...” isimli  Ro-Ro gemisi, Pendik (İstanbul-Türkiye) / Trieste (İtalya) seferini gerçekleştirmek üzere 03.02.2008 tarihinde Pendik Limanı'ndan hareket ettiğini, 06.02.2008 tarihinde saat 05.30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertede başlayan yangın 10-15 dakikalık bir süre içinde tüm gemiyi sardığını ve geminin içindeki yüklerle birlikte yanarak tamamen zayi olmasına neden olduğunu, müvekkili şirketin başlangıçtaki elverişsizlikten kaynaklanmayan yangından ileri gelen dava konusu zarardan TTK m. 1062 / II hükmü uyarınca mutlak şekilde sorumsuz olduğunu, müvekkili şirketin bir an için herhangi bir sebeple iddia edilen zarardan sorumlu tutulabileceği düşünülse dahi, bu durumda müvekkilinin tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonu uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. Paragrafının b) bendi uyarınca hesaplanacak meblağ ile sınırlı olduğunu, Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. paragrafı uyarınca müvekkili donatanın tazmin borcu 3.907.800.- Hesap Birimi (Özel Çekme Hakkı - ÖÇH / Special Drawing Rights - SDR) ile sınırlı olduğunu, olay tarihi itibarı ile Özel Çekme Hakkı kuru ile hesaplanırsa müvekkili şirketin davacı vekilinin iddia ettiği zarar dahil gemideki tüm araç ve yüklerin yanmasından ileri gelen zararların tamamı için ödeyeceği tazminatın üst sınırı, 1 SDR = 1.8761 YTL, 3.907.800.- SDR x 1.8761 = 7.331.423,58 YTL olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.maddedeki parça başına sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluğunun 100.00 TL (eski birim) ile sınırlandığını, davanın dava miktarı ve talebinin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine, TTK 1062/2’deki savunmaları kabul görmemesi halinde (kabul anlamında olmamak üzere) 1976 tarihli Londra Konvansiyonu hükümlerine göre Sınırlama Fonu tesis edilerek, hükme bağlanacak alacakların fondan tahsiline, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 16/05/2025 tarih ve  2022/239 Esas - 2025/385 Karar sayılı kararında;\"..Dava; davalının maliki/donatanı olduğu ... isimli Ro-Ro gemisinin 202 adet tır ve römork yüklü olarak Pendik/İstanbul Limanından İtalya/Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında davacı ... Lojistik A.Ş.'ye ait araçlar ile araçların içinde bulunan yüklerin zayii olması nedeniyle ortaya çıkan zararların davalı gemi donatanından tahsiline ilişkin Üsküdar 3.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine itirazın iptali davasıdır.Dava konusu uyuşmazlıkta davacı taraf, geminin yangına karşı koyma da teknik donanımı ile gemi adamlarının Ulusal ve Uluslararası kuralları gereğince alması gereken eğitim ve yeterlilikleri açısından denize, yola ve yüke elverişli olmadığından bahisle, davalı donatanın zarardan sorumlu olması gerektiğini iddia etmektedir. Davalı vekili ise, donatanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından doğan zarardan sorumsuz olduğunu, TTK'da taşıyan lehine kabul edilen sorumluluktan kurtuluş beyinelerinden yararlanmak için geminin teknik ve idari bakımdan sahip olması gereken tüm belgelerinin mevcut olduğu, gemi adamlarınında gerekli ehliyet ve sertifikalara sahip olduklarından donatanın sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini  istemiştir. Davacı 25.04.2025 tarihli dilekçesinde,  ... Lojistik AŞ nin kara taşımacılığı hizmet iş kolu ve iştirak hisseleri,  kısmi bölünme suretiyle EUTS Taşımacılık Anonim Şirketi (yeni unvan ... TRANSPORT AŞ) 'ne ayni sermaye olarak devredildiğini, diğer davacı ... Lojistik LTD ŞTİ'nin  ise; ekli 06/01/2023 tarihli TTSG'ne göre tek pay sahibi ... TRANSPORT AŞ olup yine ekli 13/12/2024 tarihli TTSG ne göre bu şirketin tek sahibinin de ... Holding B.V olduğunu beyanla, mahkemeden taraf değişikliği talebinde bulunmuştur. Dosyaya sunulan ticaret sicil kayıtları ve dilekçe içeriğinden, davacı şirket ile davalı arasında tam bir devir ve birleşme sözkonusu olmadığı, iddia edilen kara taşımacılığı hizmetiyle ilgili hisseleri satın alan şirketin yurt dışında mukim bir şirket olduğu, davacı vekilinin beyan dilekçesinde bildirdiği tüm şirketlerin tüzel kişiliği devam ettiği anlaşıldığından, dosyada taraf değişikliğini gerektirecek bir durum olmadığı değenlendirilmiştir.... isimli Ro-Ro gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun oy çokluğu ile aldığı 25.10.2018 tarihli 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı ilamı ile,\"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir.\" gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; \"... gemisinin ... yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince  sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı\" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; \"... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca  dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının  denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü,  taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da  değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği\" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra 2024/215 nolu Esasını alan davada mahkemece Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Böylelikle bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı son bozma ilamı ile, eldeki dosyaya konu olan ... isimli Ro-Ro gemisinde meydana gelen yangın olayında gemi donatanının \"sorumlu olmadığına\" karar verilmiş olduğundan, aynı yangından kaynaklanan zararların tahsili için davalı gemi donatanı hakkında açılan iş bu davanın, anılan Yargıtay ilamı doğrultusunda reddine karar vermek gerekmiştir..\" gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bekletici mesele yapılan pilot davanın henüz kesinleşmediğini, bir davada hüküm verilmesi başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, mahkemenin o davanın sonuçlanmasını beklemek üzere yargılamayı erteleyebileceğini, o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabileceğini, davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte bulunması hâlinde iki dava arasında bağlantı var sayıldığını, bu halde bekletici mesele yapılan dosya henüz kesinleşmeden huzurdaki davanın ele alınarak yerel mahkeme kararına göre karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, bekletici mesele yapılan pilot davanın kesinleşme haline göre huzurdaki dava açısından farklı sonuçlar doğacağını, pilot davada taraf olmadıklarını, davaya müdahale imkanlarının da mümkün olmadığını, bu nedenle her ne kadar donatanın sorumluluğunun tespiti açısından huzurdaki davanın etkileneceği açık ise de pilot davadaki karar kesinleşmediğinden ne tür bir savunma ya da itiraz ileri sürüleceğinin de bu noktada belli olmadığını, Teknik bilirkişiler tarafından oyçokluğuyla ...'ın ... hükümlerinin tam olarak yerine getirilemediği, gemi adamlarının öngörülemeyen tehlikeler karşısında müdahale edebilecek vasıflara sahip olamadıkları için ...'ın ilgili hükümlerine göre \"Yola Elverişli olmadığı\" kanaatine varıldığı, buna göre yangının çıkış sebebi ile zarara sebep olacak kadar büyüyerek gemiyi sarması arasında ayrıma gidilerek söndürme aşamasında yaşanan raporda  belirtilen zafiyetin  dikkate alınması gerektiği, o yüzden geminin yola elverişli olmadığı yönündeki teknik sonuç üzerinden hareket edilmesinin uygun görüldüğünü, ... şirketinin gemi adamlarını gemiye uygun acil durumlardaki müdahale şekillerine göre eğitimlerinin yeterliliğine bağlı olduğundan, verilen eğitimlerin ve müdahale şekillerinin yetersiz olduğunu, her koşulda yetkili ... şirketine acil telefon ile irtibat kurulmasının gerektiğini, şayet olay anında irtibat kurulmuş olsaydı, durum hakkında acil çözüm bulunabileceğini, ... sorumlusuna 7/24 belirlenen telefon ile ulaşılması gerektiğinin ... hükümleri gereği sorumluluk olduğunu, olay esnasında ... sorumlusu ile irtibat kurulamaması nedeniyle ... şirketinin taahhüt ettiği acil cevap hizmetini vermeyerek, yangının önlenemez hale gelmesinden sorumlu olduğunu, ...'ın ... hükümlerinin tam olarak yerine getirilemediğini, gemi adamları öngörülemeyen tehlikeler karşısında müdahale edebilecek vasıflara sahip olamadıkları için ...'ın ilgili hükümlerine göre \"Yola Elverişli olmadığı\" kanaatine varıldığını, teknik bilirkişiler tarafından oyçokluğuyla varılan sonuçta özetle gemi adamlarının yeterli eğitime sahip olmadığı, yeterli talim yapmadığı ve ... Manager olarak adlandırılan şirketin kusurlu olduğuna kanaat getirildiğini, bu hali ile ayrık raporda teknik bilirkişilerin hem yola elverişlilik olmadığın, hem de bundan davalının yetkilendirdiğini ... şirketinin kusurlu olduğunu belirttiklerini, Hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen ayrık raporda ise; somut olayda önemli hususun illiyet bağı olduğu, taşıyanın \"eşyanın yangın sebebiyle zıyaından başlangıçtaki elverişsizlik sebebiyle kişisel kusurlu olarak sorumlu tutulabilmesi için\" elverişsizlik ile yangın / zarar arasındaki illiyet bağının mevcut olması gerektiğini, bu konu hakkında taşıyanın başlangıçtaki elverişsizlikte kusurlu olmasaydı gereği gibi müdahale ile yangının ne kadarının engellenebileceğinin sorulması gerektiğini vurgulandığını,Teknik sonuçlar nazara alındığında geminin  başlangıçta yola elverişsiz sayılabilmesi için esas sebebin gemi adamlarının sayısı ya da yangın sırasındaki davranışlarından ziyade, uygulama eğitimleri açısından yetersizlikleri olduğunu, ...'ın ... hükümlerinin tam olarak yerine getirilemediği, gemi adamlarının öngörülemeyen tehlikeler karşısında müdahale edebilecek vasıflara sahip olmadıkları konusundaki teknik görüşün geminin başlangıçta elverişsiz sayılması ve elverişsizliğin taşıyana kişisel kusur olarak isnadı için yeterli olduğunu, davalının yetkilendirip görev verdiği ... şirketinin ve gemi adamlarının kusurundan da kaynaklansa  yangın ile zararlı sonuç arasında uygun  illiyet bağının mevcut olduğunu ve davalının zarardan sorumlu olduğunu, bu noktada davalının ... seçimi ve denetiminde basiretli bir taşıyan gibi davranmadığı, seçim ve denetimde kusuru olduğunun da açık olduğunu, kusurun kaynağının ... veya gemi adamında olmasının davalı ile bu kişiler arasındaki iç ilişki ile ilgili olduğunu, taşıyanın yardımcılarını seçmekte göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği ve bu yönü ile de şahsi ve ticari kusurlu olduğunu, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki sorumsuzluk hükmünden faydalanamayacağını, ... gemisinin ... yöneticisi olan şirketin hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğu, bu şirketin seçim ve denetiminden taşıyanın sorumlu olacağı,  bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının da davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın sonucunda ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğunu hususlarının göz ardı edildiğini, ayrıca ana güvertedeki yangın duvarlarının bulunmadığı ve geminin teknik eksikliği olduğu, yangının bu nedenle engellenemediği iddialarının pilot davada değerlendirilmedğini,Yerel mahkeme her ne kadar bozma kararına uymuş ise de pilot davadaki bu hukuka aykırı durumun aynı olay nedeniyle milyonlarca zarara uğrayan diğer tüm hak sahiplerini de bağlamasının kabul edilmesinin adil yargılanma hakkı ihlali olduğunu, bu nedenle huzurdaki dava açısından davalı taşıyanın, yardımcısı olan İSM şirketinin seçimi ve denetimi noktasında gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediğinin, başlangıçta İSM şirketini seçiminde ve daha sonra denetiminde kusuru olup olmadığının, ana güvertede bulunması gereken yangın duvarlarının bulunup bulunmadığının, buradan varılacak sonuca göre geminin teknik olarak da elverişsizliği olup olmadığının  da araştırılması gerektiğini, Davalı taşıyanın ... şirketinin seçiminde basiretli bir taşıyan gibi dikkat ve özeni göstermediğini, yola çıkmadan önce bu şirketin görevini usulüne ve mevzuata uygun olarak yerine getirip getirmediğini denetlemediğini, ana güvertede bulunması gerekli yangın duvarlarını kaldırarak böylece gerekli  donanıma ve yeterliliğe sahip olmayan gemi ve gemi  adamları ile yola çıkarak meydana gelen yangını önleyemediğini, en azından zararı azaltamadığını, bunun doğrudan davalı taşıyanın kusuru olduğunu ve salt ... görevini bir başka şirkete vermiş olmakla sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, Yargıtay kararında yer verilen Alman mahkeme kararının gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini, zira o davanın iddia ve savunmalarının neler olduğu, hangi mevzuat hükmüne göre karar verildiğinin belirli de olmadığını, bu noktada emsal kabulünün mümkün olmadığını, Yargıtay kararında taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği sonucuna gidilmiş ise de davalı taşıyanın ... şirketini basiretli bir taşıyan gibi uygun ve yeterli seçmek ve denetlemekle yükümlü olduğunu, ... şirketinin yeterliliği, uzmanlığı, yola çıkmadan önce ne yapıp yapmadığının araştırılmadığını, bununla birlikte olay sırasındaki kusurlarına yer verildiğini, huzurdaki dava açısından davalı ile ... şirketi arasındaki sözleşmelerin, yazışmaların, raporların, seçim ve denetime dair tüm evrakın celbine karar verilmesi, gelecek yazı cevaplarından sonra davalının ism şirketinin seçimi ve denetimi konusunda kasıt, ihmal veya kururu olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini talep etmelerine rağmen mahkemece bu talepleri değerlendirilmeden hüküm kurulmasının kararın kaldırılmasını gerektirdiğini,Gelinen aşamada yerel mahkemenin Yargıtay kararına uymak zorunda kaldığını, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, pilot dosyadaki karardan yola çıkarak huzurdaki davada da aynı kararı vermenin adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal edeceğini, İşbu gemi yola, yüke ve denize elverişsiz olduğu gibi  davalının da gerekli dikkat ve özeni göstermede de kusurlu olduğunu,  esasen hızlıca sönmesi mümkün olan yangının söndürülememesinde gerek gemi dizaynındaki eksiklik, gerek alınması gereken ileri koruma tedbirlerinin alınmaması, yangını engelleme ve yangını söndürme konusunda alınması gereken basit tedbirlerin alınmamasındaki özensizlikleri nedeniyle  kusurları bulunduğunu, müvekkilin belirtilen zararlarına davalının sebebiyet verdiğinin kabulünün gerektiğini, Huzurdaki davanın açılmasına müvekkil sebebiyet vermediğinden müvekkil aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini,  pilot dosyadaki karara atfen donatan sorumlu olmadığına göre müvekkilin de sorumlu olmadığını, dolayısıyla icra takibi ve huzurdaki davanın konusuz kalmış olacağını, karar verilmesine yer olmadığını, takip ve davaya müvekkil neden olmadığından müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi gerekirken davanın reddine ve  müvekkilin  yargılama giderlerine mahkum edilmesine karar verildiğini, huzurdaki davada müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ve bu yönü ile de kararın kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacıya ait araç ile araç içerisinde bulunan emtianın davalı taşıyana ait gemi ile nakliyesi esnasında gemide çıkan 06/02/2008 tarihli yangın sonucu tamamen zayi olması nedeniyle uğranılan zararın davalı donatandan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece  yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf sebebi olarak bekletici mesele yapılan dosyada alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere davalıların dava konusu emtianın zayi olmasından dolayı kusurlu ve sorumlu olmasına rağmen Mahkemece aksinin kabulü ve bekletici mesele yapılan dosyanın kesinleşmesinin beklenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bekletici mesele yapılan dosyada alınan bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, dava açılmasına davacı sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Bu uyuşmazlıklar hakkında bekletici mesele yapılan dosyada teknik bilirkişilerden oluşan birden fazla heyetten rapor alınmış olduğu ve geminin ulusal ve uluslararası normlara göre yüke, denize ve yola elverişli olduğu, gemi adamlarının yangın konusunda eğitilmiş oldukarı, gerekli tatbikatların yapılmış olduğu, yangının denizde meydana gelebilecek en tehlikeli olay kabul edilmesi gerektiği, gemi adamlarının yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi karşısında, can korkusu ve panik gibi insani sebeplerle yangına müdahalede yetersiz kalmalarının, geminin başlangıçta yola elverişli olmadığını kabule yeterli olmayacağı, davalı donatanın bu nedenle yangın nedeniyle meydana gelen zararlardan bir bütün halinde sorumlu olmadığı hususlarının Yargıtay denetiminden geçen mahkeme ilamı ile tespit edilmiş olduğu ve söz konusu kararın kesin delil niteliğinde olduğu gerekçesiyle donatan aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi,  kesin delil bulunması karşısında davacının itirazları hakkında yeniden rapor alınmasının sonuca etkisinin bulunmaması sebebiyle rapor alınmaması, dava davacı aleyhine sonuçlandığından davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"384ab08a575a6af2","SID":"4cb1b0187ab745d8"}}