{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/2057 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1943 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)<br>ESAS NO:2014/381 Esas - 2025/410 Karar<br>TARİHİ:23/05/2025 <br>DAVA:Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 20/11/2025 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... A.Ş.'ye  ait muhtelif emtianın nakliyesi sırasındaki rizikolara karşı sigortası ... numaralı sigorta poliçesi ile müvekkili şirket tarafından temin edildiğini, sigortalı emtianın 2 nolu davalı tarafından düzenlenmiş olan ... Sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan araçlara yüklendiğini, yine bu araçlarda İstanbul'dan ... Limanı'na gitmek üzere ... gemisine bindiğini, ... gemisinin 06.02.2008 tarihinde yanması neticesinde emtianın zayi olduğunu, hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından sigortalıya toplam  95.172,00 TL sigorta tazminatı ödendiğini, işbu ödeme ile sigortalısının haklarına akdi ve kanuni halef olan müvekkil şirketçe  1 ve 2 nolu davalılara taşımayı üstlenmiş olmaları ve 3 nolu davalıya da gemi sigortacısı olarak teminat vermiş olması nedeniyle rücu davası açılması zorunlu olduğunu belirterek  95.172,00  TL  sigorta tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Uluslararası Nakliyat vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının aktif husumet ehliyetini kanıtlayamadığını, uyuşmazlığa ... Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin ... 2 uyarınca davalı deniz taşıyanın tabi olduğu sorumluluk rejimine tabi olduğunu, 1976 Londra Konvansinonunda global sınırın öngörüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu zararın gemide çıkan yangın sonucu meydana geldiğini, söz kosunu yangının başladığı ana güvertede tamamı yanabilir obje ihtiya eden akülü-dizel yakıtlı yaklaşık 60 tır ve kamyon bulunduğunu, bu tır ve kamyonlardan başka ana güvertede yangına neden olabilecek bir tutuşturma kaynağının bulunmadığını, taşıyanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından ileri gelen zararlardan mutlak surette sorumsuz olduğunu, dava konusu olayda yangın müvekkili donatanın adamları ve gemi adamlarının bir kusur yada ihmalinden kaynaklanmadığı gibi yangının çıkmasında müvekkili donatanın herhangi bir şahsi kusuru da bulunmadığını,  söz konusu yangının Und Anriyatik gemisinde buluna yük ve yüklerden kaynaklandığını, müvekkiline ait geminin tamamı yanarak zayi olduğunu, müvekkili donatanın dava konusu zarardan sorumlu tutulabileceği bir an için ihtimal dahilisinde görülse bile bu durumda müvekkili donatanın yük zararının tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansinou 6. Maddesinin 1.paragrafına göre toplam hesap biriminin 3.907.800 olduğunu ve toplam 7.331.423,58 YTL müvekkilinin borcu olduğun 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2.maddesi uyarınca dava konusu yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dahil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19. madde de parça başında sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluluğunun 100.000,00 TL olarak sınırlandırıldığını, davacının talep ve faiz miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... AS vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin P&I'ın koruma ve tazmin sigortacısı olup, üyesi donatanların sorumluluklarını sigorta ettiğini, kulüp sigortacısı aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 23/05/2025 tarih ve 2014/381 Esas - 2025/410 Karar sayılı kararında;\"...Dava; ... ... isimli ... gemisinin 202 adet tır ve römork yüklü olarak Pendik/İstanbul Limanından İtalya/Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında davacı şirketin sigortalısına  ait emtiaların yanarak zayi olması nedeniyle ortaya çıkan zararın  rücuan tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalı  ... A.Ş.'ye  ait muhtelif emtianın nakliyesi sırasındaki rizikolara karşı ... numaralı sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, sigortalı emtiaların  06/02/2008 tarihinde meydana gelen yangın rizikosu neticesinde zayii olduğunu beyanla  sigortalıya ödenen hasar tazminatının davalı taşıyan, kara taşımacısı ve kulüp sigortacısından rücuan  tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.... ... isimli ... gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenilmesine karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2018 tarihli, 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı oy çokluğu kararı ile;\"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir.\" gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; \"... ... gemisinin ISM yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince  sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı\" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; \"... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca  dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının  denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2. Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü,  taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da  değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği\" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur.  Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra Mahkememizin  2024/215  Esas, 2024/294  Karar sayılı ilamı ile  Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu açıklamalara göre bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile  ... ... gemisinde çıkan yangın olayında gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olduğu, dava konusu yangın olayının meydana gelmesinde kara taşımacısının kusurunun bulunduğunun davacı tarafça iddia ve ispat olunamadığı, bu durumda sorumluluğunun ... Konvansiyonunun 2. Maddesine göre taşıyan bakımından uygulanan hükümlere göre tespit edileceği, dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalı donatanın sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. \" gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme yargılamasının 6100 sayılı HMK'ya uygun yürütülmediğini, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, yerel mahkeme dosyasında 29/06/2016 tarihli celsede İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/94 Esas sayılı dosyasının neticesinin beklenilmesine karar verildiğini ve beklenen dosya kesinleştikten sonra duruşma günü tayin edilerek tahkikat aşamasına geçilmesine karar verildiğini, bu surette dosyanın duruşmadan çekildiğini, 2016'dan bu yana  dosyanın herhangi bir işlem görmemiş olduğunu, akabinde dosyadan yapılan ilk usuli işlemin 20/03/2025 tarihli ara karar ile yeni duruşma günü belirlenerek taraflarına tebliğ edilmesi olduğunu, ancak ara kararda ve ara karara ilişkin tebligatta bekletici mesele yapılan dosyaya ilişkin herhangi bir ihtarın yer almadığını, bu nedenle taraflarınca ancak 18.04.2025 tarihli duruşma sırasında öğrenilebildiğini, bekletici mesele yapılan dosyada kısmen kabul yönündeki ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2018 tarihli kararı ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle bozulduğunu, bu aşamadan sonra 2019/211 Esas sayılı dosyadan yapılan yargılamada 17/03/2021 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, akabinde bu kararın da Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/02/2023 tarihli ilamı ile bozulduğunu, bozma ilamından sonra 2024/215 Esas sayılı dosyadan yapılan yargılamada bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiğini, bu kararın da davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderildiğini ve Yargıtay'dan henüz dönmediğini,  bekletici mesele yapılan söz konusu dosyada müvekkil şirketin taraf olmadığını, gerek mahkemenin 2024/215 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporları, gerek 03/07/2024 tarih, 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı gerekçeli kararı, gerekse de Yargıtay ilamlarının taraflarına tebliğ edilmediğini, 6100 sayılı HMK 27 maddesinde yer alan hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın taraflarının, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğunu, bu hakkın hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiğini, bu hak çerçevesinde tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmelerinin zorunlu olduğunu, yine HMK'nın 280 maddesi uyarınca bilirkişi raporunun da taraflara tebliğinin zorunlu olduğunu, buna göre mahkemece esas hakkında karar verilmeden önce bilirkişi raporunun ve alınmış ise ek bilirkişi raporunun bir örneğinin taraflara tebliğ edilmesi ve kanunda belirtilen süre içinde bilirkişi raporuna tarafların itiraz edebilmelerine olanak tanınması uygulanmasının zorunlu bir usul kuralı olduğunu, tüm bu açıklamalar çerçevesinde bekletici mesele yapılan dosyadan alınan raporların usulüne uygun biçimde taraflarına tebliğ edilmeden ve raporlara karşı itirazları değerlendirilmeden, herhangi bir tahkikat yürütülmeksizin karar verilmesinin usule ve yasaya olduğu gibi adil yargılanma hakkına ve hukuki dinlenilme hakkına da aykırı  olduğunu, <br>Bekletici mesele yapılan dosyanın huzurdaki davaya emsal olma niteliği olmadığını, kaldı ki söz konusu dosyadan verilen kararın kesinleşmesinin dahi beklenilmediğini, bekletici mesele yapılan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/94 Esas sayılı dosyasında huzurdaki davanın tüm davalılarının birlikte yer almadığını, bu yönüyle söz konusu dosyadan alınan raporun huzurdaki rücuen tazminat davasına emsal olma niteliği olmadığını, bu nedenle bekletici mesele yapılan dosyadaki kusur ve sorumluluğa ilişkin tespitlerin huzurdaki dava bakımından kesinleştiğinin söylenemeyeceğini, tüm davalıların yer aldığı, her bir davalının kusur ve sorumluluğu hakkında ayrı ayrı değerlendirme içeren, taraf ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınması gerektiğini, bekletici mesele yapılan dosyadan verilen kararın huzurdaki dosyada hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından yürütülen yargılamanın bu yönüyle de eksik inceleme teşkil etmekte olduğunu ve kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, Her halükarda davalıların zarardan sorumluliğinin dosya kapsamı ile sabit olduğunu, yerel mahkeme tarafından maddi gerçek hilafına hüküm kurulmasının haksız ve çelişkili olduğunu, geminin sefere elverişsiz olması ve zararın tespit olunabilir niteliği gereği TTK uyarınca davalıların zarardan sorumlu olduğunun teknik gerekçeleri ile ispatlandığını, bekletici mesele yapılan dosyada dahi kısmen kabul kararına esas alınan ve davalıların sorumluluğunu gösterir bilirkişi raporlarının mevcut olduğunu, bu raporlarda dava konusu geminin ... gemisi olup yakıt dolu araçlarla yüklü  olması nedeniyle yangın riskinin en üst seviyede bulunduğu ve bu nedenle alınacak tedbirlerin de en üst düzeyde olması gerektiği, zira TTK'nun 817/2 maddesinde belirtildiği üzere geminin denize elverişli olması gerektiği gibi, yakıtı, yükleme hali ve gemi adamlarının da yeterli olması gerektiği, ancak gerek mürettebat beyanları gerekse de değişik iş dosyalarında alınan raporlara göre yangında mücadelede basiretsizlik gösterildiği, geminin uluslararası yeterlilik belgeleri tam ise de yola elverişli olmadığının açıkça tespit edildiğini, zira yola elverişliliğin hukuki bir kavram olduğunu ve varlığının ispatının yolculuğun başlangıcında var olan belgelerle sınırlı olmadığını, Nitekim İtalyan Ulaştırma Bakanlığı Liman Komutanlığı Venedik Sahil Güvenlik Teknik İdare Bölümüne ait faks mesajında olaydan hemen sonra İtalyan makamları nezdinde geminin kurtarılan personelinin ifadelerine başvurulduğunu ve buna göre gemi personelinin gemideki yangın söndürme sistemini, yangın çıkması halinde kullanılacak su pompasını ve gemi ambarındaki yağmurlama yangın söndürme sistemini çalıştıramadığı, dolayısıyla yangına müdahale ve söndürme anlamında hiçbir şey yapılamadığı, yangının kısa sürede yayılması nedeniyle gemi personelinin ve yolcularının kurtarma donanımlarına ulaşamadığı, gemideki herkesin kaptan köprüsünde toplandığı ve buradan bulabildikleri araçlarla değişik zorlukları aşarak denize atladıkları, denizde birbirlerine kenetlenerek kurtarılmayı bekledikleri bilgisi verildiğini, bununla birlikte gemi adamlarının ifadeleri ile sabit olduğu üzere, yangın algılama alarmının verilmesi ile gemi adamlarının kontrolü ve maindeck'te yoğun bir duman olduğunu tespit etmesi arasında yaklaşık 16 dakika bulunduğunu, oysa ki yangın algılama alarmının verilmesinden sonra 2 dakika içerisinde yangının kontrol edilip doğrulanması mümkün iken 2. kaptanın durumu gemi kaptanına bildirmesi için makul sayılamayacak kadar çok sürenin geçtiği ve yangınla mücadelede azami önem arz eden uzun bir zamanın gemi adamlarının yönetim zafiyeti ile geçirildiğini ve dolayısıyla müdahalede gecikilmiş olduğunu, ayrıca yangın mahalline yangın donanımlı inilmediğini, gemide ... kurallarının aradığı sayıda yangın elbisesinin, oksijen tüpünün ve gaz maskesinin varlığının kabulü halinde neden sadece yağcının elbise giyerek indiği, gaz maskelerinin neden kullanılmadığı ve neden yetersiz donanımla ve gereği gibi olmayan şekilde yangınla mücadeleye başlanılmak istendiğinin belirsiz olduğunu, yine gemideki yangın söndürme donanımı kapasitesinin yürürlükteki mevzuata uygun olduğunun kabulü halinde bu donanımların neden aktif hale getirilemediği ve çalıştırılamadığının da belirsiz olduğunu, Öte yandan gemi personelinin yangına müdahale edemediği, yangınla mücadelede yönetim zafiyeti gösterdikleri ve fiilen yetersiz oldukları hususunun dosyalarda mübrez Prof. Dr. Rayegan Kender'in 22.02.2012 tarihli ayrık bilirkişi raporu, Doç. Dr. ... ve ...tarafından hazırlanan 29.03.2013 tarihli ayrık bilirkişi raporu ve Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan hukuki mütalaa ile de sabit olduğunu, bu çerçevede her ne kadar yangının çıkış sebebi tespit edilemese de yangının gemide sefer başlangıcında mevcut elverişsizlikler yüzünden yayıldığı ve denetim altına alınamayarak sonunda gemideki bütün araçların ve yüklerin zayi olmasına yol açtığı, bu elverişsizliklerin sefer başına kadar tedbirli bir taşıyanın göstereceği özenle saptanmasının mümkün olduğu, bu bağlamda davalıların TTK 1019. Maddesi uyarınca sorumluluğu bulunduğunun sabit olduğunu, kaldı ki donatanın mutlak sorumsuzluk hükümlerinden de yararlanamayacağını, zira sorumluluktan kurtulmak isteyen donatan / taşıyanın başlangıçta mevcut bir elverişsizlik olsa da tedbirli bir taşıyanın özenine rağmen yolculuk başına kadar keşfedilemediğini ve keşfedilememesinde kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir kusuru olmadığını ispat edemediği, bu tür bir ispat faaliyetine dahi girmediğinin söylenilmesi gerektiğini, bu durumda davalıların zararı tazminle yükümlü olduğunu, hal böyleyken yerel mahkeme tarafından tüm bu maddi gerçek hilafına, huzurdaki dosyaya emsal teşkil etmeyen dosyadan alınan ve can korkusu, panik vs. gibi tamamen subjektif tespitler içeren denetime elverişsiz raporlara dayanılarak hüküm kurulmasının haksız ve çelişkili olduğunu, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacının sigortalısına ait emtianın davalı taşıyana ait gemi ile nakliyesi esnasında gemide çıkan 06/02/2008 tarihli yangın sonucu tamamen zayi olması nedeniyle zararın davalı donatan, gemi sigortacı ve davalı kara taşıyıcısından rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece  yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf sebebi olarak bekletici mesele yapılan dosyada alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere davalıların dava konusu emtianın zayi olmasından dolayı kusurlu ve sorumlu olmasına rağmen Mahkemece aksinin kabulü ve bekletici mesele yapılan dosyanın kesinleşmesinin beklenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bekletici mesele yapılan dosyada alınan bilirkişi raporlarının kendilerine tebliğ edilmediğini ve itiraz haklarının kullandırılmadığını, itiraz etmeleri halinde itirazlarının değerlendirilmediğini, adil yargılama haklarının ihlal edildiğini, iş bu dosyanın taraflarının tamamının bekletici mesele yapılan dosyada taraf olmamaları sebebiyle söz konusu ilamın bu dosya açısından emsal olmadığını ileri sürmüştür. Bu uyuşmazlıklar hakkında bekletici mesele yapılan dosyada teknik bilirkişilerden oluşan birden fazla heyetten rapor alınmış olduğu ve geminin ulusal ve uluslararası normlara göre yüke, denize ve yola elverişli olduğu, gemi adamlarının yangın konusunda eğitilmiş oldukarı, gerekli tatbikatların yapılmış olduğu, yangının denizde meydana gelebilecek en tehlikeli olay kabul edilmesi gerektiği, gemi adamlarının yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi karşısında, can korkusu ve panik gibi insani sebeplerle yangına müdahalede yetersiz kalmalarının, geminin başlangıçta yola elverişli olmadığını kabule yeterli olmayacağı, davalı donatanın bu nedenle yangın nedeniyle meydana gelen zararlardan bir bütün halinde sorumlu olmadığı hususlarının Yargıtay denetiminden geçen mahkeme ilamı ile tespit edilmiş olduğu ve söz konusu kararın kesin delil niteliğinde olduğu gerekçesiyle donatan aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi, yine yükün hasarlanmasına denizde meydana gelen yangın olayının neden olduğu ve hasarın meydana gelişinde kara taşıyıcısının kusurunun bulunduğunun davacı tarafından iddia ve ispat olunamadığı gerekçesiyle ... Konvansiyonu'nun 2/1 fıkrası da nazara alınarak bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu, dava konusu zarar iddiasının aynı olaydan kaynaklanması ve donatanın kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi sebebiyle söz konusu kararın iş bu dosya açısından kesin delil niteliğinde olduğu, kesin delil bulunması karşısında yeniden rapor alınmasının sonuca etkisinin bulunmadığı, Mahkemece davacının taraf olmadığı dosyadaki bilirkişi raporlarının davacıya tebliğ zorunluluğunun bulunmadığı gibi bekletici mesele yapılan dosyanın dosya kapsamına dahil edilmesi ve davacı vekiline beyanda bulunması için süre verilmesi sebebiyle adil yargılama hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.   Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.       <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1bbc4295eac382fb","SID":"122ba8d56c99c2c4"}}