{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                       T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi           21.Hukuk Dairesi  2023/897 Esas 2025/1289  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/897 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1289<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/548 Esas 2021/716 Karar<br><br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 16/08/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 13/11/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/12/2025  <br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı  taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Genel Müdürlüğü ile davalı arasında 13/03/2002 tarihli protokol imzalandığını, protokol gereğince ilgili oldukları aylar sonunda ilgili banka hesabına aktarılması gereken 01/06/2013-31/12/2013 tarihinde birikmiş olan gelirlerin aktarımının yapılmaması üzerine müvekkili tarafından davalıya ihtarda bulunulduğunu, davalının ihtar neticesi hesaba gerekli aktarmayı yaptığını, ancak gelir kaybı olarak ticari faiz taleplerinin ödenmediğini, müvekkili tarafından davalı aleyhinde, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas sayılı davanın açıldığını, anılan davada 16.505.438,49 TL toplam gelirin, her ay için ayrı olarak vadesinde yatırılmayan miktarlara ilişkin olarak ticari faizinin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla tahsilinin talep edildiğini, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 734.143,74 TL alacağın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verildiğini, bu karar ile faiz alacaklarının asıl alacağa dönüştüğünü, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/03/2016 tarih 2014/298 Esas 2016/174 Karar sayılı kararı ile asıl alacağa dönüşen 734.143,74 TL'nin 20/01/2014-23/03/2016 tarihleri arasında işlemiş olan ticari faizinin, (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) davalı bankadan tahsili için işbu davanın açıldığını belirterek Ankara 2. Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas 2016/174 Karar sayılı kararı ile hüküm altına alınan 734.143,74 TL'nin 20/01/2014 - 23/03/2016 tarihleri arasında işlemiş olan ticari faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; faiz alacağının anapara alacağına dönüşebilmesi için borçlunun faiz borcunun varlığını ve miktarını kabul ederek bu borcunu belirli bir tarihte ödeyeceği yönünde taahhütte bulunması gerektiğini, müvekkilinin ise mahkemece hüküm altına alınan temerrüt faizine ilişkin böyle bir taahhüdü bulunmadığını, faiz alacağının anapara alacağına dönüşmeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; Borçlar Kanunu'nun konuya ilişkin 104/son maddesindeki hükmünün hiçbir tereddüde yer vermeyecek bir açıklıkla, geçmiş günler faizinin ödenmesinde temerrüte düşülmesinden dolayı, temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceğini öngördüğü, bunun yasanın emredici kuralı olduğu, para borcunu ödemede temerrüte düşen borçlunun geçmiş günler faizine mahkum olduktan sonra, geçmiş günler faizini ödemekte de temerrüte düşmesi halinde, bunlar için tekrar temerrüt faizi yürütülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faize faiz yürütülmesi durumunun  söz konusu olmadığını, Bakanlığın faaliyet alanları kapsamında yer alan 2873 sayılı Kanuna tabi milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarından elde edilen gelirlerin, Bakanlığımız ile ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol hükümleri gereğince ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü-... Şubesine bağlı ... Bürosunda açılan, ancak 2013 yılı mayıs ayında ... Bürosunun kapatılması ile birlikte ... Bankası A.Ş. Ankara ... Şubesine aktarılan ... Hizmetlerine ait gelir hesabına aktarılacağını, 01.01.2013-31.05.2013 tarihinde biriken gelirler her ay sonunda Bakanlığın Merkez Saymanlığının T.C. Merkez Bankasında bulunan ilgili hesabına ilgili banka tarafından aktarıldığını, ancak 1.6.2013-31,12.2013 tarihleri arasında biriken gelirler banka tarafından Bakanlığın Merkez Saymanlığının T.C. Merkez Bankasında bulunan ilgili hesabına aktarılmadığını, bunun üzerine bankaya 10.1.2014 tarihli ve 8390 sayılı yazı ile 1.6.2013-31.12.2013 tarihlerinde biriken gelirlerin ilgili Merkez Saymanlık Hesabına aktarılmasının istendiğini, banka tarafından 20.1.2014 tarihinde 16.505.438,49 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödeme sonucunda Bakanlık tarafından bankaya tekrar bir yazı yazılarak, 1.6.2013-31.12.2013 tarihlerinde biriken ve 20.1.2014 tarihinde Bakanlığın Merkez Saymanlığının T.C. Merkez Bankasında bulunan ilgili hesabına aktarılan gelirlerin ödemesinin vadesinde yapılmamış olması sebebiyle faiz talebinde bulunulduğunu, ancak banka tarafından faiz ödenmeyeceği bildirilerek olumsuz yanıt verildiğini, bunun üzerine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 16.505.438,49 TL toplam gelirin her ay için ayrı olarak vadesinde yatırılmayan miktarlarına ilişkin işlemiş ticari temerrüt faizi talebiyle Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 E sayılı davasının açıldığını, daha sonra, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 E. sayılı dosyasına konu 16.505.438,49 TL'nin faizinin işbu dava ile ana para alacağına dönüştüğü iddiasıyla da Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 E. sayılı dosya konusu alacağa 20.1.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiz talebiyle Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1372 E. sayılı dosyasında ek davanın açıldığını,  söz konusu davaların birleştirildiğini, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.3.2016 tarihli ve 2014/298 E. 2016/174 K. sayılı kararı ile asıl dava konusu olan 16.505.438,49 TL'ye ilişkin faiz taleplerinin (734.143,74 TL) kabul edildiğini, \"faiz alacağının mahkeme kararı ile ana para alacağına dönüşeceği ilk davada faiz alacağının kabulüne ilişkin bir hüküm tesis edilmemiş olduğundan faize faiz istemi olarak değerlendirileceği\" gerekçesiyle ek davanın reddedildiğini, bunun üzerine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.3.2016 tarihli ve 2014/298 E. 2016/174 K. sayılı kararı ile artık ana paraya dönüşmüş olan alacağa (734.143,74 TL) 20.1.2014-23.3.2016 tarihleri arasında işlemiş olan ticari faizin tahsili talebiyle Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/548 Esas sayılı davanın açıldığını, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas 2016/174 Karar sayılı kararına ve karara dayanak bilirkişi raporuna bakıldığında, bu karar ile 15.505.438,49 TL'ye 01/06/2013-31/12/2013 tarihlerinden 20/01/2014'e kadar işlemiş faiz (734.143,74 TL) ve hükme bağlanan 734.143,74 TL'ye karar tarihinden sonra işlemiş olan faizin tahsilinin mümkün olduğunu, ancak asıl alacağa dönüşen 734.143,74 TL'ye 20/01/2014 ile karar tarihi olan 23/03/2016 tarihleri arasında işlemiş faizin bu karar ile tahsilinin mümkün olmadığını, bu sebeple 20.1.2014 tarihinden sonra işleyecek faizlerin talep edildiği Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1372 E. sayılı ek davası açıldığını, ancak bu dava açılırken Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 E. sayılı davasının açılmasının yeterli olduğu kanaati mevcutken Ankara 2. Âsliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 E. 2016/174 K. sayılı kararının \"faiz alacağının mahkeme kararı ile ana para alacağına<br>dönüşeceği ilk davada faiz alacağının kabulüne ilişkin bir hüküm tesis edilmemiş olduğundan faize faiz istemi olarak değerlendirileceği\" gerekçesinden de anlaşıldığı üzere Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 E. sayılı davasının karara çıkmasının gerektiğinin anlaşıldığını, artık bu karar ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 esas sayılı dosyaya konu alacağın asıl alacağa dönüşmüş olmasına dayanılarak Ankara14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/548 Esas sayılı davanın açıldığını, mahkemece bilirkişi deliline de başvurulmadan faize faiz değerlendirmesi yapılmasının yargılamada usuli eksiklik olduğunu gösterdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın dava şartı yokluğunadan usulden reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyaya sunulan usule ilişkin derdestlik itirazlarının değerlendirilmediğini, yargılama sırasında söz konusu kararın kesinleşmiş olması da göz ardı edilerek davanın esastan reddine karar verildiğini, davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1 1 ı ve i maddeleri uyarınca usulden reddi gerektiğini, davacının işbu davaya konu talebiyle ilgili olarak tarafı, konusu ve sebebi aynı olan Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1372 Esas sayılı dosyasıyla dava açtığını, bu dava yargılama sırasında bekletici mesele yapıldığını, sonuç olarak davanın esastan reddine karar verildiğini, aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasının da dava şartları arasında  sayıldığını, aynı konuda, tarafları aynı ve aynı dava sebebine dayanılarak daha önce açılmış ve görülmekte olan bir dava var ise aynı konunun yeni bir davaya vücut vermesi mümkün olmadığı gibi bu konuda bir kesin karar oluşmasının da yeni davanın açılmasına veya görülmesine engel olmadığını, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1372 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine açmış olduğu dava eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle derdestlik arz ettiğini, dava değeri 176.174,38 TL olmasına ve talep konusu maddi veya manevi tazminat olmamasına rağmen mahkemece davanın tümden reddinde lehlerine AAÜT'nin III. kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davanın maddi tazminat talebi olarak değerlendirilerek AAÜT'nin II. kısım II. bölümüne göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı bulunduğunu, davacı dava dilekçesini verdiğinde herhangi bir dava değerinin zikretmediğini, mahkemece 08.02.2018 tarihli duruşmada verilen süre üzerine davacı davaya esas değerin 176.174,38 TL olduğu yönünde beyanda bulunduğunu, davacının dava dilekçesinin sonuç kısmında talebini \"734.143,74 TL'nin 20.01.2014-23.03.2016 tarihleri arasında işlemiş olan ticari faiz\" olarak açıkladığını, davacının talebinin faiz talebi olduğunu, bu bakımdan mahkemenin kabulüne göre davanın maddi yada manevi tazminat olarak nitelendirilerek AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca lehlerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, faiz alacağının asıl alacağa dönüşmesi nedeniyle faize faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 esas 2016/174 Karar sayılı dosyası dosya içerisinde yer almakta olup, anılan dosyada davacı ... Bakanlığı tarafından davalı ... Bankası A.Ş aleyhine taraflar arasında akdedilen protokol uyarınca 01/06/2013-31/12/2023 tarihlerinde biriken gelirlerin yasal süre içerisinde yatırılmadığı, 20/01/2014 tarihinde hesaba aktarıldığı, 20/01/2014 tarihine kadar işlemiş faiz alacağının bulunduğu iddiasıyla alacak davası açılmıştır. Anılan dava dosyası ile birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1372 Esas 2014/603 Karar sayılı dosyasında da davacı tarafından davalı banka aleyhine aynı iddialar ile bu kez, asıl davada talep edilen faiz alacağının anapara alacağına dönüştüğü, bu alacağa 20/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizinin tahsili gerektiği iddiasıyla alacak davası açılmıştır.  <br>\tAnılan mahkemece yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kabulüne, 734.143,74 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada faiz alacağının mahkeme kararıyla anapara alacağına dönüşeceği ilk davada henüz faiz alacağının kabulüne ilişkin bir hüküm tesis edilmemiş olduğundan hüküm altına alınmamış faiz alacağına faiz talebinin BK'nun 104/3 maddesi kapsamında temerrüt faizine faiz istemi niteliğinde olduğundan istenemeyeceği gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/3125 Esas 2019/1327 Karar sayılı karar ile harç yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Davalı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2493 Esas 2021/1741 Karar sayılı kararıyla birleşen davada davalı yararına AAÜT 13. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdiri gerektiği gerekçesiyle vekalet ücreti yönünden düzeltilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili 19/02/2018 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile dava değerini açıklayarak 734.143,74 TL'yi 20/01/2014-23/03/2016 tarihleri arasında işlemiş ve bu davada talep edilen ticari faiz miktarının 176.174,38 TL olduğunu bildirmiştir. <br>\tDavacı yan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas 2016/174 Karar sayılı kararıyla hüküm altına alınan faiz alacağının anapara alacağına dönüştüğünü, davalı banka tarafından protokol uyarınca paranın banka hesabına yatırıldığı 20/01/2014 tarihi ile dayanak davada karar tarihi olan 23/03/2016 tarihleri arasında anapara alacağına dönüşen faiz alacağına faiz işletilmesi gerektiğini, faiz alacağı bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise dayanak davada verilen karar ile hüküm altına alınan faiz alacağının anapara alacağına dönüşmediğini, davacının talebinin faize faiz işletilmesi kapsamında bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında akdedilen protokol uyarınca toplanan gelirlerin vadesi içerisinde davacı hesabına yatırılmaması nedeniyle vade tarihlerinden paranın yatırıldığı tarihe kadar işlemiş faiz alacağının Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alındığı hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.  <br>\tUyuşmazlık, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan faiz alacağının anapara alacağına dönüşüp dönüşmediği, hüküm altına alınan alacağa 20/01/2014 tarihi ile dayanak dava karar tarihi olan 23/03/2016 tarihleri arasında faiz işletilip işletilemeyeceği, talebin faize faiz işletilmesi yasağı kapsamında bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen protokol uyarınca davalının davacının TCMB'deki hesabına parayı vadesinde aktarmadığı iddia edilerek Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas sayılı dava açılmıştır. Anılan davada davacı gelirlerinin vadesinden sonra 20/01/2014 tarihinde davacı hesabına yatırılması nedeniyle 20/01/2014 tarihine kadar işlemiş faiz alacağının tahsili talep edilmiştir. Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile 734.143,74 TL alacağın davalıdan tahsiline hükmedilmiştir. <br>\tİşbu davada ise, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan gelirin vade tarihleri ile gelirin hesaba yatırıldığı 20/01/2014 tarihine kadar işlemiş faiz miktarı olan 734.143,74 TL'nin asıl alacağa dönüştüğü belirtilerek anılan miktara 20/01/2014 tarihinden dayanak dava karar tarihi olan 23/03/2016 tarihine kadar işlemiş ticari temerrüt faizinin tahsili talep edilmiştir. \t<br>\tAnkara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas 2016/174 Karar sayılı dosyasında verilen karar, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. <br>\tTBK'nun 121. maddesi \"(1)Faiz veya irat borcunun ya da bağışladığı bir miktar parayı ödemekte temerrüte düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. (2)Buna aykırı olarak yapılan anlaşmalar, ceza koşulu hükümlerine tabi olur. (3)Temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez.\" hükmünü içermektedir. <br>\tSomut olayda, dayanak davada hüküm altına alınan alacak davacı gelirlerinin vadelerinde davacı hesabına davalı tarafından yatırılmaması nedeniyle paranın yatırıldığı tarihe kadar işlemiş temerrüt faizi alacağıdır. Anılan hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere temerrüt faizine temerrüt faizi işletilemeyecektir.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece dayanak davada hüküm altına alınan alacağın temerrüt faizi alacağı olduğu, TBK'nun 121. maddesi uyarınca temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, dayanak davada birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1372 Esas sayılı dosyasında asıl davadaki işlemiş temerrüt faizi alacağına 20/01/2014 tarihinden itibaren işlemiş ticari temerrüt faizi alacağının tahsili için açılan davanın ise reddine hükmedilmiştir. <br>\tAnkara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/298 Esas 2016/174 Karar sayılı dosyasında asıl ve birleşen dava hakkında verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. <br>\tDayanak dava ile birleşen davanın talep sonuçlarıyla işbu davadaki talep sonuçları aynı olmadığından ve dayanılan hukuki sebepler farklı olduğundan anılan dava, işbu dava tarihi itibarıyla henüz kesinleşmediğinden derdestlik oluşturmayacaktır. <br>\tÖte yandan, işbu davada talebin alacak istemine ilişkin olması nedeniyle hükmedilmesi gereken vekalet ücreti AAÜT 13. maddesi uyarınca nispi vekalet ücreti olacaktır. Mahkemece ise davanın reddine karar verildikten sonra davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karar vekalet ücreti yönünden AAÜT 13. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. <br>\tDairemizce vekalet ücreti yönünden yeniden kurulan hüküm sırasında davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedileceği gözetilmiş ise de, davalı vekilinin 05/01/2022 tarihli ek karar tesis edilmesi talebini içerir yazılı dilekçesinde müvekkili lehine nispi 20.686,57 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirttiğinden vekalet ücreti miktarı yönünden kendisini bağladığı anlaşılmakla davalı lehine 20.686,57 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, vekalet ücreti yönünden kararda isabet görülmediğinden ise davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın reddine, davalı lehine talebi de gözetilerek nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;\t<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacı harçtan muaf olup, harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\tB)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarih 2017/548 Esas 2021/716  sayılı kararının vekalet ücreti yönünden KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın REDDİNE, <br>\t4-Davacı harçtan muaf olup, harç yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzeride bırakılmasına, <br>\t6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden talebi de gözetilmek suretiyle karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 20.686,57 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, <br>\t7-Davalı tarafından posta gideri olarak yapılan 49,00 TL yargılama masrafının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>\t8-HMK'nun 333. maddesi gereğince artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tC)1-Davalı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcı ile 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-Davalı tarafından istinaf aşamasında posta ve tebligat gideri olarak yapılan 29,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 13/11/2025 <br><br>Başkan -              Üye -                      Üye -             Zabıt Katibi - <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7bc34a61ec23806","SID":"b46518eadad6931d"}}