{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/755 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/2003 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2021/790 Esas -  2022/1089 Karar <br>TARİH:  27/12/2022<br>DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2025                                                            <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından imal edilen ürünün ayıplı çıkması sebebiyle doğan zararın tazmini tamamen müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, taraflar arasında, tüketici ile yapılan satış sözleşmesinin imzalandığı tarihte, bayilik sözleşmesinin mevcut olduğunu, aralarındaki sözleşme gereğince davalı ...'ın imal ettiği ürünleri (mobilyaları), müvekkili şirketin, bayi sıfatıyla pazarlama ve satışa yetkili olduğunu, Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/24 Esas sayılı dosyası ile müvekkilinin, bayi sıfatıyla sattığı, imalatından sorumlu olmadığı ayıplı mal dolayısıyla tüketici ...'na, 4.863-TL ayıplı mal iade bedeli, 267,97-TL yargılama gideri, 2.040-TL vekalet ücreti ve faizlerle birlikte toplam 7.170,97-TL ödemeye mahkum edildiğini, tarafların karar üzerine istinaf kanun yoluna başvurmuş olduğunu, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi'nin 4. Hukuk Dairesi'nin 27/09/2021 Tarih, 2021/1489 Esas ve 2021/1218 Karar sayılı kararı ile tüketici davacının kanun yolu başvurusu kabul edilmiş, bunun üzerine ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesis edildiğini, kaldırılan hüküm yerine; 18.000-TL'nin ürünlerin müvekkiline tesliminden itibaren yasal faiz işletilerek davacı tüketiciye verilmesine, 991,10 TL yargılama giderinin davalı müvekkilden alınarak davacıya verilmesine, 1.229,58 TL harcın davalı müvekkilden alınarak hazineye gelir kaydına ve 2.040 TL vekalet ücretinin davalı müvekkilden alınarak davacı tüketiciye verilmesine şeklinde hüküm kurulduğunu, verilen karar üzerine, hükümde yer alan borç kalemleri için, davacı tüketici vekiline 18/10/2021 tarihinde 21.113,40-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin bayilik sıfatıyla üstlendiği yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkilinin, bayiilik sıfatıyla sattığı ürünün teslim ve montajını kusursuz bir şekilde yapmış olduğunu, imalatçı konumundaki ... ve müvekkilinin  müteselsilen sorumlu olduğunu, nitekim istinaf incelemesinde de bu husus vurgulanarak müvekkilinin müteselsil sorumluluk gereği tüketiciye karşı sorumluğu olduğu ifade edilerek davanın tamamen kabulü şeklinde yeniden hüküm tesis edilmiş olduğunu, tüketici ...'nun, tüketici hukukundan kaynaklı hakkını kullanarak, ayıbın sebebinin müvekkili olmadığı halde bedeli müvekkilinden tahsil ettiğini, davalının, rücu ilişkisi gereği, müvekkilinin ödediği bedelden sorumlu olduğunu, gizli ayıbın asli sorumlusunun davalı taraf olmakla birlikte, sorumluluğunun ağırlık ve miktarı tespit edilemediği için dava kısmi dava olarak açıldığını, tüketici ile müvekkili arasında görülen ve malın ayıplı olduğunu tespit eden davada, imalatçıdavalının sorumluluk miktarı hakkında bir hüküm tesis edilmemiş olduğunu, bu nedenle davanın hangi değer üzerinden açılacağının taraflarınca tespit edilemediğinden davayı kısmi alacak davası olarak açmakta olduklarını, yukarıda açıklanan nedenlerle; müvekkilinin TKHK gereği tüketiciye ödediği şimdilik 1.000-TL'nin davalıdan alınarak temerrüt tarihi olan arabuluculuk son tutanağının imzalandığı 26/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davacı müvekkile verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  tüketici ...'nun davacı şirket mağazasından 10/04/2018 tarihinde 18.000-TL tutarında mobilya satın aldığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki bayilik sözleşmesinin 4.1.20 maddesi gereği tüketiciye satış sonrası hizmet verme yükümlülüğü bayiye ait olduğunu, bayinin satış sonrası hizmetlerinin yetersiz olması sebebiyle kendi kusuru ile iadeye sebebiyet vermesi sebebi ile müvekkili şirkete rücu edilebilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunduğunu, söz konusu hukuki ihtilafta müvekkili şirketin dava konusu ürünlerin üreticisi konumunda olduğunu, davacı tarafa ürünler toptan fiyatı üzerinden teslim edilmiş bulunmakta olduğunu, bu konunun tarafların kabulünde olduğunu, tüketici tarafından açılan dava sonucunda bayi tarafından tüketiciye bedel iadesi gerçekleşmişse dahi müvekkili şirketin, bayiye asli borcu olan ürünleri eksiksiz teslim etme borcunu yerine getirdiğini, bu hususun davacının da kabulünde olduğunu, bayi iade halinde bu ürünleri müvekkili şirkete teslim etmekle yükümlü olduğunu, malı tam ve eksiksiz olarak teslim alan davacının, müvekkili şirketten teslim aldığı malın tam ve eksiksiz olduğunu/ denetlemekle yükümlü olduğunu, ayrıca teslimat sonrası malı saklama yükümlülüğü yine satıcı olarak davacının yükümlülüğünde olduğunu, somut olayda müvekkili şirketin yükümlülüklerini yerine getirdiği hususunda mutabık olduğunu, dolayısıyla davanın rücu tazminat talebi haklı bir sebebe dayandığını, müvekkili şirketin, dava konusu ürünlerin üreticisi konumunda bulunmakta olup dava konusu ürünlerin davacının kusuru ile iade edilmiş olması nedeniyle müvekkili şirkete bu kapsamda herhangi bir sorumluluk yüklenmediğini,  davacı tarafın malı eksiksiz ve tam olarak teslim aldığını, davacının ürünlerindeki hataların üretimden kaynaklandığı yönündeki iddialarını hiçbir şekilde kabul etmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ürünleri davacıya tam ve ayıpsız olarak teslim etmekle beraber taraflar arasında geçerli olan bayilik sözleşmesinin gerekliliğini yerine getirdiğini, bu hususta müvekkili şirket ile davacı arasındaki hukuki ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuat Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili \"ayıba karşı tekeffül\" hükümleri olması gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; huzurdaki davanın yukarıda açıkça izah edilen nedenlerle reddini, kötüniyetli davacının dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ile cevap verdiği görüldü.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 27/12/2022 tarih ve 2021/790 Esas -  2022/1089 Karar  sayılı kararında; \"Rize 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 E. sayılı dosyası, Bayilik Sözleşmesi, ödeme dekontları, ticari defter ve   belgeler  ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, tüm dosya kapsamı ile yaptırılan inceleme sonucu bilirkişi raporu alınmış ve tüm deliller toplanmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında, ayıplı olması nedeni ile dava dışı tüketicinin Rize 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 E. sayılı dosyasına istinaden, iade ettiği ürünler için, davacı yanca tüketiciye iade edilen bedelin davalıdan tazminine ilişkindir. İhtilaf, davacının, dava dışı tüketiciye malların iadesi ile ödenen bedelin bayilik sözleşmesi kapsamında davalıdan talep edip edemeyeceği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti konularından kaynaklanmakta olup, alacak miktarının tespiti için dava konusu   belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususların bilirkişiye tespit ettirilmesi mümkündür. Tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler Mali Müşavir  ..., Endüstri Mühendisi (Mobilya Uzmanı)  ..., Sözleşme Uzmanı Öğretim Üyesi Doç.Dr.... tarafından hazırlanan 10/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda; \"...1-Dosya muhteviyatı incelendiğinde dava konusu ürünlerde garanti süresi içerisinde imalat hataları nedeniyle pvc kalkmaları ve diğer hataların oluştuğu, bu hatalardan üretici ve aynı zamanda davalı firma ... ... Mobilya San. Ve Tic. A.Ş.'nin sorumlu tutulabileceği, 2-Davacının ayıplı ürünü teslim etmesi koşuluyla 21.113,40 TL'yi davalıdanisteyebileceğinin...\"    sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.Rize 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16/03/2021 T., 2020/24 E.-2021/44 K. sayılı  dosyası celp edilip incelendiğinde, davacısının ..., davalısının ... Gıda İnş.San.İth.İhr.Ltd.Şti., İhbar Olunan’ın ... ... Mob.San. ve Tic. A.Ş. olduğu, davanın konusunun davacının, davalıdan aldığı mobilyaların ayıplı olması nedeniyle iadesi ile ödenen 18.000-TL. tutarın davalıdan tahsiline ilişkin olduğu, davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Trabzon BAM 4.HD.’nin 27/09/2021 T., 2021/1489 E.-2021/1218 K. sayılı kararı ile  yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davaya konu ürünlerin davalıya teslimi ile davacının ödemiş olduğu 18.000-TL.’nın iadesine kesin karar verildiği, Mahkememiz davacısı tarafından dava dış tüketiciye ilama istinaden,  toplam 21.113,40-TL.’nin ödendiği anlaşılmıştır.  Mahkememizce, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;   tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, taraflar arasında bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından dava dışı tüketiciye, satışı yapılan mobilyaların ayıplı çıkması nedeniyle  ile  tüketici hukuku mevzuatı gereği davacı bayinin tüketici karşısında müteselsil sorumluluğu kapsamında Rize 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16/03/2021 T., 2020/24 E.-2021/44 K. (Trabzon BAM 4.HD.’nin 27/09/2021 T., 2021/1489 E.-2021/1218 K. sayılı) kararı gereği, toplam 21.113,40-TL.’nin ödediği, sözkonusu  mobilyalarda tespit edilen ayıbın, davalı üretici firmanın imalat hatasından kaynaklandığının teknik bilirkişilerce tespit edildiği, davacı ile davalı arasındaki bayilik ilişkisi gereği, davalının ayıplı mal veya hizmetten dolayı kusursuz sorumlu tutulan davacının zararını gidermekle yükümlü olduğu, davacının davaya konu ayıplı ürünleri 14/11/2022 tarihinde davalıya teslim ettiği, davacının davalıdan 21.113,40-TL.’nı talep edebileceği, ancak dava dilekçesinde 1.000-TL. talep edildiği anlaşıldığından, davacının davasının talebi gibi kabulü ile, 1.000-TL.’nın 14/11/2022 malların teslim tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,'' 1-Davacının davasının kabulü ile 1.000-TL.’nın, 14/11/2022  malların teslim tarihinden itibaren avans faizi  uygulanmak suretiyle,  davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 01/06/2014 tarihli bayilik sözleşmesinde davacı şirketin bayi olarak üçüncü kişilere sattığı ürünlerin ayıplı çıkması halinde  bayilik veren konumundaki davalı müvekkili şirketin ne şekilde sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığını,  taraflar arasındaki 01/06/2014 tarihli bayilik sözleşmesinin esasen birden çok malın satımına ilişkin bir sözleşme olduğunu; TBK'nun satım sözleşmesi hükümlerinde ayıp nedeniyle üretici sorumluluğuna ilişkin hüküm bulunmadığından davacı tarafın dava dilekçesinde dayandığı TBK'daki müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 167. Maddesinin iş bu dava yönünden uygulanamayacağını; işbu davada satım sözleşmesi hükümleri uygulanacak olup temel iddia satım konusu taşınır malın ayıbı olduğundan satıcının ayıba karşı tekeffül borcu uyarınca değerlendirme yapılması gerektiğini; satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun da TBK'nın 219 ilâ 231. maddeleri arasında düzenlendiğini;Davacının şirket basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini; müvekkili şirket tarafından bayilik sözleşmesi çerçevesinde ürünleri ilgili ürünlerin tam ve eksiksiz bir şekilde davacıya teslim edildiğini; teslim edilen ürünlerin incelenmesi ve ayıp denetiminden geçirilmesinin davacı şirketin sorumluluğunda olduğunu; davacı tarafından böyle bir inceleme yapılmamışsa veya yapılan inceleme neticesinde herhangi bir ayıp tespiti söz konusu değilse daha sonradan ortaya çıkabilecek ayıplara ilişkin sorumluluğun davacı şirkette olduğunu; Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2021/1489 Esas 2021/1218 karar numaralı dosyasında karar 27/09/2021 tarihinde verilmiş olmasına karşılık işbu dava konusu ürünlerin müvekkili şirkete 1 yılı aşkın süre sonunda 14/11/2022 tarihinde  iade edildiğini; davacının gözden geçirme ve inceleme borcunu ifa etme ve malın ayıplı olduğunu bildirme iradesini çok daha öncesinde göstermesi gerektiğini; bu sebeple, davacının müvekkili şirketten rücuen tazminat veya herhangi bir alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını,   Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin  2020/24 Esas 2021/44 Karar sayılı dosyasının müvekkili şirkete ihbar edilmediğini;  davacının ayıbı hemen ihbar ettiğini gösteren herhangi bir delile rastlanmadığını, bu durumda; davacının süresinde ayıp bildiriminde bulunmadığı ve süresinde ayıp bildiriminde bulunmadığı için ürünleri mevcut hâliyle kabul etmiş sayılacağı (TBK m.223/2) ve seçimlik hakları da kullanamayacağı aşikar olduğundan davanın reddine ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine kararı verilmesi gerektiğini, Ürünlerin değişim sonrası montajının müvekkil şirket tarafından yapıldığının kabulü halinde dahi Bayi üzerindeki sorumluluğun devam etmiş olacağını; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesinin 4.1.20. Maddesi \"Bayi, sattığı ürünlerin satış sonrası hizmetlerini vermekle yükümlüdür. Bayi müşteriye verilecek satış sonrası hizmetleri aynı sektörde faaliyet gösteren rakip bir firmadan alamaz\" uyarınca satış sonrasında yaşanabilecek her türlü problem karşısında satış sorumluluğun satış sonra hizmeti vermekle yükümlü olan Bayi'de olduğunu,  Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda \"davacı ile davalı arasındaki bayilik ilişkisi gereği, davalının ayıplı mal veya hizmetten dolayı kusursuz sorumlu tutulan davacının zararını gidermekle yükümlü olduğu, davacının ayıplı üründen dolayı uğradığı zarar hesabında satılan ürünün iadesi nedeniyle uğranılan kar kaybının da dikkate alınabileceğinin kabul edildiği takdirde davacı tarafından tüketiye ödenen 21.113,40 TL'nin davacıya ödenmesinin gerektiği\" yönündeki hukuki değerlendirmenin hatalı olduğunu; genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağını;  bu bilirkişi raporuna ve içeriğindeki hukuki değerlendirmelere itibar etmenin de mümkün olmadığını,  İlk derece mahkemesince verilen hükme dayanak olarak gösterilen 10.09.2022 tarihli Bilirkişi Raporunun eksik ve hatalı olduğunu; dava konusu ürünlerdeki ayıp değerlendirmesinin \"yalnızca dosya üzerinden\" yapıldığını;  keşif dahi yapmadan yalnızca dosya üzerinden ayıp değerlendirmesi yapılmasının kabul edilemeyeceğini;Davacı tarafın benzer yönde ve benzer gerekçelerle açtığı davalardan birinin de İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2021/827 Esas sayılı dosya olduğunu; dosyanın son celsede davacının davası haksız bulunarak reddedildiğini; bu dosyada \"Dosya kapsamı itibariyle bilirkişi incelemesi yapılmasının dava dosyasına bir katkı sağlayamayacağı kanaati ile HMK'nın 30. Maddesi de dikkate alınarak davacı vekili ve davalı vekili bilirkişi incelemesi taleplerinin reddine karar verildi\" gerekçesiyle bilirkişi incelemesi dahi yapılmaksızın davanın reddedildiğini; bu itibarla, işbu dava ilgili davayla benzer nitelikte olup davanın reddi gerektiğini,  Davacı tarafça, bayilik sözleşmesi çerçevesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmeyerek tüketicinin zarara uğratılması karşısında sorumluluğun Bayi olan davacı tarafta olduğunu; müvekkili şirket tüketici tarafından açılan davaya süresi içerisinde ihbar edilmediğini; bu sebeple müvekkili şirketin savunma hakkını kullanamadığını; bayinin tarafından usul ve yasaya uygun savunma ve işlem tesis edilmediğinden dava aleyhe sonuçlandığını; müvekkili şirketi davaya ihbar etmeyerek ve usul ve yasaya aykırı savunma ve işlem tesis ederek hareket eden davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve mahkemece re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında davacı bayiye satılan ve davacının da tüketiciye sattığı ürünlerin ayıplı olduğundan bahisle, tüketici tarafından davacıya karşı açılan dava sonucu tüketiciye iade edilen satış bedeli ve ödenen yargılama masrafları toplamı  21.113,40-TL'nin şimdilik 1.000,00-TL'lik kısmının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, bayilik sözleşmesi, Rize 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin  2020/24 esas, 2021/44 karar sayılı dosyası ile bu dosyada verilen kararın istinafı sonucu Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4 Hukuk Dairesi'nin verdiği,  27/09/2021 tarihli,  2021/1489 esas, 2021/1218 karar sayılı, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tamamen kabulüne ilişkin kesin nitelikteki ilamı dosya arasında alınmış, dosya mali müşavir, endüstri mühendisi ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilerek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilmiş ve yukarıda yazılı gerekçelerle; davacının dava dışı tüketiciye ödediği 21.113,40-TL'lik bedelden davalının sorumlu olduğu, ancak davacının 1.000,00-TL talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı belirtilerek, davanın 1.000,00-TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların tekrarı niteliğindedir. Dosya içeriği belgelere; taraflar arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında tedarikçi  davalı tarafından davacıya satılan yatak odası ve yemek odası takımının davacı tarafından dava dışı tüketiciye satılıp teslim edildiği, ürünlerin montajı yapıldıktan sonra meydana çıkan pvc kaplama bantlarının kalkması sorunu ortaya çıktığı, sorunun  giderilememesi nedeniyle tüketici tarafından iş bu dosyanın davacısı ... Gıda Şirketi aleyhine Rize 3 Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemli dava açıldığı, ... Gıda Şirketi tarafından cevap dilekçesi ile davanın ürünlerin tedarik edildiği davalıya ihbarının talep edildiği ve davalının o dosyaya ihbar olunan sıfatıyla savunma dilekçesi sunmuş olduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı,  yine Rize 3 Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası kapsamından,  tüketici tarafından dava açılmadan önce yapılan ... Gıda'ya yapılan ayıp bildirimi üzerine, doğrudan ... Mobilya ekiplerinin pvc kaplaması kalkan masa tablasını değiştirip, yeni masa tablası montajı yaptıklarının, ancak bu kez de tablada kapanmama sorunlarının oluştuğunun anlaşıldığı, buna göre davacının davalıya tüketici tarafından kendisine iletilen ayıp ihbarını, tüketici tarafından dava açılmadan önce ilettiğinin tespit olunduğu, davalının süresinde ayıp ihbarı yapılmadığına yönelik istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, davalı savunmasının aksine ürünlerdeki ayıbın ürünlerin montajı sonrasında ortaya çıkan pvc kaplamaların kalkması şeklindeki gizli ayıp mahiyetinde oldukları ve imalat hatasından kaynaklandıkları, bu hususunun Rize 3 Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeki yargılamada yapılan keşif sırasında ve bilirkişi raporunda tespit edildiği, davacının davalıdan bayilik sözleşmesi kapsamında satın alıp üçüncü kişiye sattığı ürünlerde çıkan gizli ayıplar nedeniyle tüketici ile davacı arasındaki yargılama sonucu verilen kesin karar ile tüketicinin sözleşmeden dönmüş olduğunun ve satış bedelinin tüketiciye iade edildiğinin ihtilaf konusu olmadığı, davacının da davalıya süresinde ayıp ihbarın da bulunmuş olması karşısında, bu ürünlere ilişkin kendisi ile davalı arasındaki satış sözleşmesinden dönmeye yönelik TBK'nun 227/1-(1) bendinde düzenlenen seçimlik hakkını kullanabileceği, yine ayıp nedeniyle uğradığı diğer zararlar olan ve tüketiciye ödemek zorunda kaldığı yargılama masrafları ve vekalet ücreti ile tüketicinin sözleşmeden dönmesi nedeniyle mahrum kaldığı o satıştan elde edeceği karı da TBK'nun 227/2 ve 229/son fıkrası uyarınca davalıdan talep edebileceği, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı,  davacının tüketici tarafından kendisine iade edilen ürünleri,  yargılama sırasında davalıya iade etmiş olduğunun tarafların kabulünde olduğu, ürünlerdeki ayıbın üretim hatasından kaynaklandığı, davalıya da ihbar olunmuş olan Rize 3 Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan keşif sırasında ve raporda tespit edildiği gibi, bu hususun kesinleşmiş mahkeme kararı ile de sabit hale gelmiş olması karşısında, iş bu yargılamada ürünler üzerinde yeniden keşif yapılmasının sonuca etkili olmayacağı,  taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde yer alan satış sonrası servis hizmetlerinin davacı yükümlülüğünde olduğuna dair hükmün davalının davacıya karşı ayıptan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırıcı etkisi bulunmadığı gibi, somut uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gerekir bir sözleşme hükmü de olmadığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6aae36474ef2f958","SID":"17fa45c05a37d532"}}