{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1325 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1892 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ   :  BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2021/898 Esas - 2023/253 Karar <br>TARİH :  15/03/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/11/2025                                                       <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin davalı borçludan olan alacağı için K.çekmece 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı borçlunun icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkili şirketin Bakırköy 28.Noterliğinden 15/03/2018 tarih ve 07171 yevmiye numaralı ihtarnameyi göndererek davalı şirket ile aralarında yapmış oldukları makine alım sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini, müvekkili şirketin içerisine düştüğü ekonomik kriz nedeniyle küçülmek zorunda kaldığını ve bu nedenle büyümek için satın almak istediği makinelerin alımından vazgeçtiğini, bu durumun Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/127 Esas ve 19/04/2016 tarihli iflas erteleme kararı ile de sabit olduğunu, artık yatırım yapma gibi bir durumun söz konusu olmadığını, iflas etmemek için çalıştıklarını, taraf şirketlerin 02/10/2015 tarihli ikinci el makine satış sözleşmesi yaptıklarını, bedele ve makine teslimine dair tüm ayrıntıların sözleşmede düzenlendiğini, bu sözleşmeye istinaden de müvekkili şirketin 04/11/2015 tarihinde Halk Bankası aracılığıyla 30.000,00-Euro'nun o günkü karşılığı olarak 100.000,00-TL gönderdiğini, bu durumun dekont ve muhasebe kayıtları ile sabit olduğunu, yukarıda anlatılan nedenlerle bahse konu satış işleminin gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin bahse konu bedeli davalıdan defalarca istemesine rağmen bu gün yarın denerek bugüne kadar gelindiğini iddia ederek; davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalının kötü niyetle yapmış olduğu itiraz nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı tarafın takibe konu etmiş olduğu alacağa ilişkin olarak Küçükçekmece 4. İcra müdürlüğünün... E. sayılı dosyası ile daha önceden zaten takip başlatıldığını ve söz konusu dosyanın hali hazırda açık ve derdest olduğunu, davacı tarafça daha önceden açılan bu icra takibine de haklı olarak itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davalının Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1008 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtığını ve yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiğini ve dosyanın kesinleştiğini, ancak davacı tarafın haksız ve kötü niyetle ilk takipten feragat etmeksizin aynı alacak iddiası ile aynı icra müdürlüğünden mükerrer bir takip başlattığını, bu sebeple derdesttik itirazında bulunduklarını, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1008 E. ve 2018/224 K. Sayılı ilamında “sözleşmenin halen devam ettiği ve alıcının temerrüdünün bulunduğu ve bu nedenle davacı alıcının tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanamayacağı ve ödediği peşinatın iadesini talep edemeyeceği anlaşılmakla” demek suretiyle davacı tarafın alacağını dayandırdığı ve feshettiğini iddia ettiği sözleşmeden dolayı temerrüde düştüğünü ve fesih hakkının olmadığını açıkça belirttiğini, taraflar arasında imzalanan makine satımına ilişkin sözleşmeden kaynaklı makine teslim borcunu ifaya hazır olduklarını en başından beri kabul ve beyan ettiklerini, ancak davacı tarafın haksız ve kötü niyetle makineyi teslim almaktan kaçındığını ve davalı müvekkilini zarara uğrattığını, davacının sözleşmeyi feshedip bedel iadesi talebinde bulunma hakkı bulunmadığını, davacı tarafın buna rağmen haksız ve kötü niyetli bir şekilde Bakırköy 28. Noterliğnin 15/03/2018 tarih ve 7171 nolu ihtarı ile fesih ihtarında bulunduğunu, bu haksız ve kötü niyetli ihtara karşı ise Bakırköy 40. Noterliğinin 26/03/2018 tarihli ve ... nolu ihtarı ile cevap verildiğini, davacı tarafça feshe gerekçe gösterilen makinelerin kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve fesih beyanlarını kabul etmediklerini, ayrıca sözleşmeden kaynaklanan borcu ifaya hazır olduklarını davacı tarafa ihtar ile bildirdiklerini, makineyi teslim almakta temerrüde düşmen davacı tarafın, fazladan depo kirası vermek zorunda kalan müvekkilini zarara uğratması sebebiyle müvekkiline karşı borçlu olduğunu, davacı tarafın iflas erteleme kararı almış olmasının davacı tarafa tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermediğini, iflas erteleme kararının varlığının satıcı müvekkili ile davacı taraf arasındaki sözleşmeyi etkilemediğini, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz bir iddia ile haksız kazanç elde etme çabası içinde olduğunu, söz konusu satım sözleşmesinden dolayı temerrüde düşen tarafın, malı teslim almayan davacı taraf olduğunu, davacı tarafça talep edilen bedel yönünden zamanaşımı süresinin de geçtiğini savunarak; davanın reddine, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 15/03/2023 tarih ve 2021/898 Esas - 2023/253 Karar sayılı kararında; \"Dava, taraflar arasında yapılan İkinci El Makine Satış Sözleşmesinin davacı tarafından feshedilmesi nedeniyle, davacı tarafından davalıya ödenen avansın iadesi talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.Küçükçekmece 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP Bilişim Sistemi  üzerinden celp edilmiş olmakla incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu şirket aleyhine 150.000,00-TL (30.000,00-EURO) alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete 20/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu vekilinin 24/04/2018 tarihli dilekçesi ile borca ve tüm ferilerine itiraz ettiği, davalı vekilinin itirazı üzerine 03/05/2018 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açılmış olduğu görülmüştür. Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1008 Esas sayılı dosyası celp edilmiş olmakla tetkikinde, davacının itirazın iptali davası açtığı, davacının alacaklının temerrüdü hükümleri gereği davanın esasına girilerek değerlendirme yapıldığı ve davanın reddine karar verildiği ve dosyanın kesinleştiği görülmüştür.  Mahkememizin 2018/859 esas 24/12/2018 tarih 2018/866 Sayılı kararı ile; \"...6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde; aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması (derdestlik) dava şartları arasında sayılmıştır. Derdest bir davada kesin hüküm oluşturulacak şekilde uyuşmazlık çözümlenebilecek ise ayrı bir dava açılmasında hukuki yarar da yoktur. Derdestlik bu yönüyle hukuki yarar bulunmamasıyla da ilgili olup, özünde unsur olarak hukuki yarar eksikliğini de içerir. Hukuki yarar HMK 114/1-h maddede dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumunun, güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. (HGK 2013/22-56 Esas, 2013/734 Karar).Dava şartı olan derdestliğe konu ve sonraki davanın görülmesine engel derdest bir davadan söz edilebilmesi için aynı konuda açılmış başka bir davanın bulunması yeterli olmayıp esastan inceleme yapılıp taraflar arasındaki uyuşmazlığı kesin hüküm oluşturacak biçimde karar verilebilmesi mümkün olan bir  davanın bulunması gerekir. Önce açılan davada, esastan inceleme yapılmasına engel olacak, hukuki yarar gibi bir dava şartı yokluğu halinde, sonra açılan davada esastan inceleme yapılıp hüküm verilmesi mümkündür. Diğer bir deyişle mevcut bir davaya rağmen sonraki davanın açılmasında hukuki yarar var ise, derdestliğe ilişkin dava şartı eksikliği bulunduğundan da söz edilemez. Mahkememizce işbu dosya ile derdestlik itirazına konu Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1008 Esas sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde, davanın tarafları ve konusunun aynı olduğu, daha önceden açılmış ve görülmekte olan bir davanın bulunduğu\" gerekçesiyle davanın HMK madde 114 1/ı maddesi gereğince derdestlik dava şartı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Mahkememizden verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul B.A.M. 13. Hukuk Dairesi'nin 2019/339 esas 27/11/2019 tarih 2019/1713 karar sayılı kararında özetle;\"... Derdestlik 6100 sayılı HMK'nın 114/I-ı. maddesinde olumsuz bir dava şartı olarak düzenlenmiş olup, davanın görülmekte olması anlamına gelmektedir. Derdestlik nedeni ile davanın reddi üç koşula bağlıdır. Bunlar; davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olması,birinci davanın görülmekte olması ve daha önce açılmış ve görülmekte olan dava ile ikinci davanın yani bu davanın aynı olması şeklinde sayılabilir. Bir dava ile görülmekte olan başka bir davanın aynı dava olduğunu söyleyebilmek için ise, maddi anlamda kesin hüküm gibi her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve konusunun aynı olması gerekir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV, B. 6, İstanbul 2001, s. 4217-4244). Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile (6100 sayılı HMK madde 114/1-i) çözümlenmiş olması da dava şartıdır. Bu şart, olumsuz dava şartı olarak adlandırılır. Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince; mahkemece Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2017/1008 Esas sayılı dosyası eldeki dava açısından derdestlik oluşturduğu kabul edilmiştir. Ne var ki Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1008 Esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden yapılan kontrolde 22/05/2018 tarihinde kesinleştiği ve dava tarihinde HMK 303/1 maddesi kapsamında kesinleşmiş bir karar olduğu, mahkemece  HMK 301 maddesindeki kesin hükmün şartları değerlendirilmeden derdestlik bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmayıp\" demek suretiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE:<br>Mahkememizin 2019/942 Esas 16/12/2019 tarih ve 2019/1309 Sayılı kararı ile;\"... Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile (6100 sayılı HMK madde 114/1-i) çözümlenmiş olması dava şartıdır. Bu şart, olumsuz dava şartı olarak adlandırılır.Mahkememizce işbu dosya ile kesin hükme konu Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1008 Esas sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde, davanın tarafları ve konusunun aynı olduğu, daha önceden açılmış ve görülmüş olan bir davanın bulunduğu\"gerekçesiyle davanın HMK 114/1 i mad. gereğince kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE:<br>Mahkememizin 2019/942 Esas 2019/1309 Karar sayılı dosyasından verilen 16/12/2019 tarihli kararı, davacı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi'nin 2021/981 Esas 07/10/2021 tarih ve 2021/1365 Sayılı kararı ile: \"... Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1008 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın, taraflar arasındaki sözleşmenin  halen devam ettiği ve  alıcı temerrüdünün bulunduğu gerekçesiyle red edildiği, işbu dosyada ise davacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği belirtilerek talepte bulunulduğu dikkate alındığında, her iki davanın dava sebeplerinin aynı olmadığı, dolayısıyla Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1008 Esas sayılı dosyasında verilen hükmün iş bu dosya ile açılan dava yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı dikkate alınarak, taraf delilleri toplanılıp  sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....\" gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına  karar verilmiştir.Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.Niğde 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/83 Esas Sayılı dosyası, Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün... sayılı takip dosyası ve Niğde 3. İcra Müdürlüğünün 2019/3 İflas sayılı dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.TBK.nın 177/1 maddesinde “Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.” düzenlemesine göre, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, verilecek paranın, asıl olan akdin vukuuna delil olarak verilmiş olmasıdır. Taraflar arasındaki sözleşmede açıkça cayma akçesi olarak verildiği düzenlenmediği taktirde, davalı hesabına yatırılan paranın kural olarak pey akçesi olduğunun kabulü gerekir. Cayma akçesi olarak verildiğinin davacı tarafça değil davalı tarafından ispatı gerektiği açıktır. Davacının ödediği paranın açıkça cayma tazminatı olduğu şart olarak belirtilmedikçe kapora, pey akçesi gibi verilen paralar cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun veya olmasın onu veren taraf istirdata yetkilidir.TBK'nın 125/3. Maddesi gereğince sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler.Tüm dosya kapsamından; Taraflar arasında imzalanan 21/10/2015 tarihli sözleşme ile ikinci el makine alımına ilişkin anlaşmaya varıldığı ve bu anlaşma uyarınca da davacı tarafça davalı şirket hesabına 30.000,00 Euro karşılığı 100.000,00-TL bedelin havale edildiği, bu husunun tarafların da kabulünde olduğu, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve davacı tarafından davalıya yapılan ödemenin niteliği dikkate alındığında bu bedelin cayma tazminatı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ödeme makbuzunda da kaparo olarak verildiğinin yazıldığı, teslim gerçekleşmeden önce davacı tarafça sözleşmeden dönme iradesinde bulunulduğu ve bu iradenin davalı tarafa usulüne uygun şekilde iletilmiş olduğu dikkate alınarak; davacı tarafça yapılan ödemenin kaparo/peşinat ödemesi olduğunun ve davalı tarafın yapılan ödeme kadar haksız zenginleştiğinin kabulü gerektiği, dava konusu paranın cayma tazminatı olduğunun, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça kanıtlanamadığı, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesi halinde davalının aldığını geri verme yükümlülüğü altında olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, '' Davanın KABULÜ ile, 1-Davalının Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİ ile takibin aynı koşullarda DEVAMINA, 2-İcra takibine konu alacağın davalı tarafından bilinebilir, hesaplanabilir ve likit olması sebebi ile itirazın iptaline  konu asıl alacak miktarının %20'si oranında (30.000,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında 02/10/2015 tarihinde ikinci el makine satış sözleşmesi imzalandığını ancak davacı söz konusu malları teslim almamakta ısrar ettiğini ve temerrüde düştüğünü; buna rağmen, davacı tarafça Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, taraflarınca haksız takibe itiraz edildiğini, Davacı tarafın, 02/11/2017 tarihinde Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1008 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtığını; iş bu dosyada 12.03.2018 tarihli 2018/224 Karar sayılı ilam ile Davanın Reddine karar verildiğini, İş bu dosyanın gerekçeli kararında her ne kadar sözleşme devam etse de \"Alıcının temerrüdünün bulunduğu ve bu nedenle davacı alıcının tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanamayacağı ve ödediği peşinatın iadesini talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair ... karar vermek gerekmiştir\" demek suretiyle davacı tarafın alacağını dayandırdığı ve feshettiğini iddia ettiği sözleşmeden dolayı temerrüde düştüğünü ve fesih hakkının olmadığını açıkça belirttiğini, Yukarıda belirtilen mahkeme ilamı ile sabit olduğu üzere davacı tarafın temerrüde düştüğü ve fesih hakkı olmadığını; ancak davacı taraf buna rağmen haksız ve kötü niyetli bir şekilde Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.03.2018 tarihli 2017/1008 Esas 2018/224 Karar ilamının hemen ardından Bakırköy 28. Noterliğnin 15/03/2018 tarihli 7171 yevmiye numaralı ihtarı ile fesih ihtarında bulunduğunu; ihtarda “satmış olduğunuz makineleri yeni kurduğunuz şirkette kullandığınızı öğrendik”  demek suretiyle fesih ihtarına farklı bir kılıf uydurma çabası içine girdiklerini, Bu haksız ve kötü niyetli ihtara karşı taraflarınca Bakırköy 40. Noterliğinin 26/03/2018 tarihli ... yevmiye noluihtarı ile cevap verildiğini; cevabi ihtarında, feshe gerekçe gösterilen makinelerin kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve fesih beyanlarını kabul etmediklerini, ayrıca her ne kadar davacı firma tarafından temerrüde düşülmüşse de  sözleşmeden kaynaklanan teslim borcunu ifaya hazır olduklarını bildirdiklerini, Bunun üzerine davacı firmanın bu kez Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, taraflarınca haksız takibe itiraz edildiğini; davalının, iş bu dosya ile itirazın iptali davasını ikame ettiğini, yerel mahkemece yürütülen yargılama neticesinde usule ve hukuka aykırı bir şekilde davanın kabulü ile itirazın iptaline ve müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedildiğini, Yerel mahkemenin, hiçbir değerlendirmede bulunmadan davacı tarafın sözleşmeden döndüğünü kabul ettiğini; sonuç olarak iş bu gerekçeden iddialarının ve dosya kapsamının gereği gibi incelenmeden ve hukuka uygun değerlendirmeler yapılmadan hüküm kurulduğunun anlaşıldığını,   Cevap dilekçelerinden itibaren dile getirdikleri üzere, taraflar arasındaki makine alım satımına ilişkin sözleşme hali hazırda geçerliliğini korumakta olup davalı müvekkilinin ifaya hazır olduğunu; bu kapsamda müvekkilinin davacı tarafa takibe konu edilen bedelin iadesine yönelik bir borcu bulunmadığını; makineyi teslim almakta temerrüde düşen davacı tarafın, fazladan depo kirası vermek zorunda kalan müvekkilini zarara uğratması sebebiyle müvekkiline karşı borçlu olduğunu; bu husustaki tüm haklarının saklı olduğunu; sözleşmenin geçerliliğini koruması ve derdest bir icra takibi olmasına rağmen davacı tarafça tekrardan icra takibi başlatılması açıkça kötü niyet göstergesi olup iş bu itirazın iptali davasının da haksız ve kötü niyetli olduğunu,  Davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunun bir diğer göstergesinin ise yine bizzat davacı tarafın tüm bu süreçteki kendi beyanları olduğunu; davacı tarafın ilk takibe ilişkin olarak açmış olduğu itirazın iptali davasının dava dilekçesinde malın teslim edilememesine gerekçe olarak “çeşitli sebeplerle bahse konu satım işlemi gerçekleşmemiştir” dediğini; bu ifadeyle zaten zımni olarak kusurun kendilerinde olduğunu kabul ettiklerini; mahkeme ilamında da haklılıklarının ortaya çıktığını,  Devamla davacı tarafın fesih ihtarında bulunduğunu ve feshe gerekçe olarak ise “satmış olduğunuz makineleri yeni kurduğunuz şirkette kullandığınızı öğrendik”  demek suretiyle fesih ihtarına farklı bir kılıf uydurma çabası içine girdiklerini; ancak bu iddialarında hiçbir gerçekliği olmamakla birlikte cevabi ihtarında da bu iddianın gerçeği yansıtmadığının açıkça belirtildiğini ve davacı tarafça herhangi bir cevap gönderilemediğini,  Davacı tarafın iş bu davada ise dava dilekçesinde \"iflas erteleme kararı aldıklarını ve satın aldıkları makinelerin alımından vazgeçtiklerini\" belirttiğini, davacı tarafın her defasında farklı iddialar ileri sürdüğünü ve haksızlığını ortaya koyduğunu; davacı tarafın kötü niyetle yapmış olduğu tüm bu iddialar maddi gerçeği yansıtmadığı gibi hukuki bir bağlayıcılığı da bulunamadığını, davacı tarafın iflas erteleme kararı almış olmasının davacı tarafa tek taraflı olarak sözleşmeyi  feshetme hakkı vermediğini,  iflas erteleme kararının varlığının satıcı müvekkili ile davacı taraf arasındaki sözleşmeyi etkilemediğini, ancak davacı tarafın yine haksız ve mesnetsiz bir iddia ile haksız kazanç elde etme çabası içinde olduğunu,  Söz konusu satım sözleşmesinden dolayı temerrüde düşen tarafın, malı teslim almayan davacı taraf olduğunu; müvekkilinin bir çok kez makinelerin teslim alınması için davacı tarafa ulaşmaya çalıştığını ancak tüm görüşme ve çabaların sonuçsuz kaldığını; davacı tarafın alacaklı temerrüdüne düştüğünü ancak müvekkilinin iyi niyet ve güven ilişkisi kapsamında yasal haklarını henüz kullanmamış iken davacı taraf haksız ve kötü niyetle usul ve yasaya aykırı olarak tacir olmanın yükümlülüklerini ihlal ederek icra takibi başlattığını; müvekkilinin de haklı olarak takibe itiraz ettiğini,  Edimlerin ifasına başlanmış sözleşmeden dönülmesinin mümkün olmadığını; olaya uygulanacak 6098 sayılı TBK’nın Taşınır Satışına ilişkin 209 vd. hükümleri uyarınca satıcının borcunun “satılanın zilyetliğini alıcıya geçirmek”, alıcının borcunun ise “satış bedelini ödemek ve satılanı devir almak” olarak gösterildiğini; TBK’nın “alıcının temerrüdü” halini düzenleyen 210. maddesi uyarınca “Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür. Aksine yerel adet veya anlaşma yoksa, satılanın hemen devralınması gereklidir” hükmü uyarınca, sözleşmenin ifasına başlanmamış olsa bile, temerrüde düşen alıcının “Sözleşme Özgürlüğü” sözcüğünün arkasına sığınılarak sözleşmeyi feshetme veya sözleşmeden dönme hakkı  olmadığını, madde başlığından da anlaşılacağı üzere alıcının temerrüdü halinde dönme hakkının dilerse sadece satıcıya tanındığını, Müvekkilinin satıma konu makinelerin bulunduğu fabrikanın yerini uzun süreli kiralamış olup kira bedelini de peşin ödediğini; müvekkilinin makinelerin tesliminden sonra kira sözleşmesini feshedip kalan kira süresine ilişkin dönem için ödemiş olduğu kira bedelini iade alacağını ancak makinelerin davacı tarafından alınmaması sebebiyle müvekkilinin boşu boşuna kira ödemek durumunda kaldığını ve dolayısıyla zarara uğramakta olduğunu çünkü makineler kiralanan yerden alınmadığı için müvekkilinin kira akdini sona erdiremediğini,  müvekkili açısından son derece aleyhe olan bu durumun dahi edimini bir an önce yerine getirmek isteyen müvekkilinin haklılığını ortaya koyduğunu; tüm yasal hakları saklı kalmak kaydı ile davacı tarafın temerrüdünden dolayı asıl zarara uğrayan tarafın müvekkili olduğunu,  Bir diğer hususun ise müvekkilinin davacı taraf ile yapmış olduğu satım sözleşmesi gereği makinelerin satın alınması için gelen birçok teklifi reddetmek zorunda kalmış olduğu gerçeği olduğunu; davacı tarafın makineleri teslim almayarak ve sözleşmeye aykırı davranarak müvekkilini bu yönden de zarara uğrattığını; müvekkilinin, davacı taraf ile yapmış olduğu satım sözleşmesi gereği birçok teklifi ve fırsatı geri çevirmek zorunda kaldığını; bu konuda da tüm yasal haklarının saklı olduğunu, Tüm bu nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu; yerel Mahkemenin belirtilen hususlara dikkat etmeden eksik ve hatalı inceleme ile usul ve yasaya aykırı olarak vermiş olduğu iş bu hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi amacıyla istinaf yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan sebepler ve mahkemece takdir edilecek sair hususlarla birlikte Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/03/2023 Tarihli 2021/898 Esas 2023/253 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki 21/10/2015 tarihli ikinci el makine satış sözleşmesinin feshedildiğinden bahisle, sözleşmeye istinaden ödenen peşinatın davalıdan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemenin 2018/859 esas,  2018/866  karar sayılı ilamı ile davanın derdestliğe ilişkin dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verildiği, bu kararın dairemizin 2019/339 esas,  2019/1713 karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı, kaldırma sonrası bu kez ilk derece mahkemesinin 2019/942 esas,  2019/1309 Karar  sayılı ilamı ile aynı konuda kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiği,  dairemizin 2021/981 esas,  2021/1365 karar sayılı ilamı ile, kesin hüküm koşullarının oluşmadığı ve işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın kaldırıldığı, mahkemece dairemizin ikinci kaldırma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Davacı yan dava dilekçesi ile; davalı ile aralarındaki ikinci el makine satış sözleşmesine istinaden davalıya 30.000,00-Euro'nun ödeme tarihindeki karşılığı olarak 100.000,00-TL ödendiğini, sözleşmenin Bakırköy 28 Noterliği'nin 15/03/2018 tarihli ve 07171 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiğini, ayrıca şirketin içine girdiği mali kriz nedeniyle de makineleri almaktan vazgeçtiğini,  buna rağmen davalının peşinatı iade etmediğini, peşinatın iadesi amacıyla başlatılan takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürmüştür. Davalı yan; davacının daha önce Küçükçekmece 4 İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takibi ile de peşinatın iadesi amacıyla ilamsız takip başlattığını, itiraz üzerine duran takibin devamı için de Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2017/1008 esas sayılı itirazın iptali davasını açtığını, bu davanın, sözleşmenin halen ayakta olduğu, esasen davacının alacaklı temerrüdüne düştüğü, ödenen peşinatın iadesinin talep edilemeyeceği gerekçesi ile reddedildiğini, davacının bu kez fesih ihtarnamesi göndererek sözleşmeden haksız şekilde döndüğünü, ihtarnamede makinelerin davalı şirket fabrikasında kullanıldığı iddia olunmasına rağmen bu iddianın gerçek dışı olduğunu, davacının ekonomik zorluk veya iflas erteleme davasını gerekçe göstererek de sözleşmeden dönemeyeceğini, davalının davacıya satılan makineler için depo kiralayıp kira bedeli ödemek zorunda kaldığını ve daha iyi satış fırsatlarını kaçırdığını, bundan doğan zararlara ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, halen ayakta olan sözleşmeye istinaden makinelerin teslimine hazır olduklarını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının davalıya 30.000,00-Euro karşılığı 100.000,00-TL ödediği, TBK'nun 125/3 fıkrasına göre dönme halinde tarafların ifa ettikleri edimleri karşılıklı olarak iade etmek zorunda oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne ve davalının inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri cevap dilekçesi ve aşamalardaki savunmaların tekrarı mahiyetindedir. Dava konusu Küçükçekmece 4 İcra Müdürlüğü'nün 2018/5121esas sayılı takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine 16/04/2018 tarihinde, 150.000,00-TL alacağın tahsili talebiyle ve \"21/10/2015 tarihli anlaşmaya göre ödenen 30.000,00-Euro karşılığı 150.000,00-TL\" açıklaması ile ilamsız takip başlattığı anlaşılmıştır. Dosyaya mübrez  Bakırköy 28 Noterliği'nin 15/03/2018 tarihli ve 07171 yevmiye numaralı ihtarnamesi kapsamından; taraflar arasındaki sözleşmenin, satış konusu makinelerin davalının yeni kurduğu şirketinde kullanıldığın öğrenilmesi nedeniyle feshedildiğinin ihtar edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya mübrez 04/11/2015 tarihli havale dekontu kapsamından, davacının davalıya bu tarihte 100.000,00-TL gönderdiği, bu tutarın 21/10/2015 tarihli ikinci el satış sözleşmesinde kararlaştırılan 30.000,00-Euro peşinat karşılığı gönderildiği hususunun ihtilaf konusu olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından eldeki dava ve takipten önce, davalı aleyhine Küçükçekmece 4 İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyası ile 100.000,00-TL asıl alacak ve 7.000,00-TL işlemiş faiz toplamı 107.000,00-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip açıklamasında; 21/10/2015 tarihli sözleşmeye istinaden ödenen 100.000,00-TL açıklaması bulunduğu, takibe itiraz üzerine Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2017/1008 esas sayılı dosyası nezdinde itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece  2018/224 karar sayılı ve 12/03/2018 tarihli karar ile; \"Somut olayda davacı ile davalı arasında 21.10.2015 tarihli ikinci el makine satış sözleşmesi yapıldığı bu sözleşme uyarınca davalı satıcının 03.10.2015 tarihli proforma faturasında belirtilen makinelerin davacı alıcıya satışı ve teslimi konusunda anlaştıkları ,bu sözleşme uyarınca satım konusu makinaların bulunduğu yerde davacı alıcıya tesliminin kararlaştırıldığı ve yine aynı sözleşme uyarınca davacı alıcının peşinat olarak 30.000 euro (sözleşme tarihi itibari ile takipte talep edilen bedele denk olduğu) ödemeyi taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Dosyada mübrez Halk Bankası dekontu uyarınca 100.000 TL lik peşinatın davacı tarafından ödendiği sabittir. Dosya kapsamı itibari ile davacı alıcının sözleşmeden döndüğüne ilişkin veya tarafların akti fesihettiğine ilişkin herhangi bir belge mevcut olmayıp aksine davalı satıcı cevap dilekçesinde aralarındaki sözleşmenin geçerli olduğunu fesih edilmediğini ifaya hazır olduğunu, ancak davacı alıcının satılanın teslim almakta haksız olarak kaçındığını beyan etmiştir. Bu açıklamalar ışığında taraflar arasında TBK'nın 207 ve devamı uyarınca satış sözleşmesi akdedildiği ,bu sözleşme uyarınca satıcının ifaya hazır olduğu ancak alıcının ifadan kaçındığı anlaşılmıştır.Alacaklının temerrüdünün düzenlendiğini TBK'nın 235 ve devamı uyarınca alıcı kendisine zamanında ve usulünce sunulan satılanı teslim almaktan haksız olarak kaçınırsa mütemerrid duruma düşer. Bu durumda satılanı teslim alma alıcı için bir hak ve bir borç olduğundan hem borçlu hemde alacaklı gibi mütemerrid olur. Şöyle ki satıcı bu durumda kural olarak alacaklının temerrüdü hakkındaki hükümlere başvurabilir yani satılanı tevdii ederek veya sattırarak satıcı ,alıcıya karşı olan satılanı teslim etme borcunu ifa edebilir. Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı satıcı söz konusu makinaları bulundukları yerde teslimle yükümlü olduğundan davalı satıcıdan makinaları ayrıca ardiyeye tesliminin beklenemeyeceği ve gerekte bulunmadığı zira satıcının sözleşme konusu makinaları yargılama sürecindede ifaya hazır olduğunu beyan etmiştir. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin halen devam ettiği alıcının temerrüdünün bulunduğu ve bu nedenle davacı alıcının tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanamayacağı ve ödediği peşinatın iadesini talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. \" gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği,  taraflarca istinaf edilmeyen kararın 22/05/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Davacının Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2018 tarihli mezkur kararından sonra  davalıya 15/03/2018 tarihli fesih ihtarını gönderdiği ve bu kez anılan fesih ihtarına dayalı olarak eldeki davaya konusu takibi başlattığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 84/1-b  bendi uyarınca; davacının daha önceden iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato veya uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işlemlerinin başlatılmış bulunması; borç ödemeden aciz belgesinin varlığı gibi sebeplerle, ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi durumlarında davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak teminatın alınması zorunlu olup, bu husus dava şartıdır. Buna göre mahkemece davacı şirket bakımından HMK'nun 84 maddesi uyarınca teminat alınması gerekip gerekmediği hususunda bir değerlendirme yapılarak, gerektiğinin anlaşılması halinde teminatın tamamlanması için davacı yana sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi, teminatın yatırılması halinde davaya devam olunması, yatırılmaması halinde buna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava şartı olan bu hususun gözden kaçırılması yerinde olmamış, dairemizce bu noksanlık re'sen nazara alınmıştır. Anayasa’nın 141. maddesinde öngörülen mahkeme kararlarının gerekçeli olması ilkesinin bir sonucu olarak düzenlenen HMK’nin 297. maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekil 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde gösterilmiş olup, bunlar arasında en önemlilerinden biri de kararların gerekçeli olmasıdır. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır.  HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde gerekçesi bulunmayan bir hususun istinaf aşamasında denetlenmesi de mümkün değildir.  Taraflar arasındaki 21/10/2015 tarihli ikinci el makine satış sözleşmesinde, taraflara sözleşmeden tek taraflı olarak dönme hakkı tanıyan bir hüküm bulunmamaktadır.  TBK'nun taşınır satışına ilişkin hükümlerinde alıcının hangi durumlarda sözleşmeden dönebileceği düzenlenmiş olup, buna göre zapt ve ayıp hallerinde sözleşmeden dönme bir seçimlik hak olarak alıcıya  tanınmıştır. Yine TBK'nun genel hükümler bölümünde de taraflara TBK'nun 98, 111, 125 ve 138 maddeleri ile koşulların varlığı halinde sözleşmeden dönme hakkı tanınmıştır. Bir taşınır satışı sözleşmesinde satıcı ve alıcının sözleşmede hüküm yok ise de, tek taraflı olarak sözleşmeden dönebilmeleri, dönme hakkının tanındığı yasal bir dayanağın ve yasal dayanakta aranan koşulların varlığına bağlıdır. Bu durumda davacının sözleşmeden dönmekte haklı olup olmadığının, bu hakkın yasal dayanağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi zorunludur.  Davacı tarafından; sözleşmeden satışa konu ve davacıya teslim edilmesi gereken makinelerin davalı tarafından kullanıldığı gerekçesi ile dönüldüğü, ayrıca davacı şirketin içine düştüğü ekonomik kriz nedeniyle makineleri satın almaktan vazgeçtiği ileri sürülmüştür.  İlk derece Mahkemesi tarafından TBK'nun 125/3 fıkrası hükmüne atıfla sözleşmeden dönme halinde tarafların verdiklerini karşılıklı iade etmeleri gerektiği kabul edilmiş ise de, TBK'nun 125 maddesi, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde alacaklıya tanınan seçimlik haklara ilişkin olup, somut olayda davalının ileri sürdüğü sebeplerin davalı açısından borçlu temerrüdü koşullarını oluşturup oluşturmadığına,  buna göre davacının seçimlik haklarını ve bu haklardan sözleşmeden dönme hakkını kullanıp kullanamayacağına, diğer ifade ile dönme beyanının geçerli olup olmadığına ve sözleşmenin halen ayakta bulunup bulunmadığına dair hiçbir değerlendirme yapılmaksızın ve gerekçe belirtilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur, davalı yanın istinaf başvurusu bu nedenle haklı bulunmuştur. Kabule göre de; her ne kadar taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşme teklifi niteliğindeki proforma faturada satış bedeli Euro cinsinden kararlaştırılmış ve davacının 30.000,00-Euro peşinat ödeyeceği kararlaştırılmış ise de, davacının davalıya peşinat ödemesini Euro cinsinden değil TL cinsinden ve 100.000,00-TL olarak yaptığı ihtilafsız olup, davacının 150.000,00-TL talep edip edemeyeceği üzerinde durulmaksızın ve gerekçesi açıklanmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 297, 355, 353/1-a4, a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2023 tarih ve  2021/898 Esas ve 2023/253 Karar sayılı kararının HMK'nın  297, 355, 353/1-a4, a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5baf804c9a70bfdf","SID":"cee83b784754aeed"}}