{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/2002 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1902 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2023/534 Esas -  2024/703 Karar <br>TARİH: 01/07/2024<br>DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/11/2025                                                  <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davalı şirketten 17/12/2015 tarihinde 145.112,23 TL bedelle ... marka binek aracı satın aldığını, ancak aracın ayıplı çıktığını, söz konusu aracın davalı şirketin avcılar servisinde aracın arka tamponunun boyanmış olduğunu öğrendiğini ve yine söz konusu aracın boyanmış olması nedeniyle 26/01/2016 tarihinde davalı şirketin sigorta şirketi olan ... sigorta şirketi tarafından davalı şirkete fatura edildiği  ve 423 TL hasar bedelinin olduğunun tespit edildiğini,davalı tarafından müvekkiline ayıplı ürün satılması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, bu nedenle 3.000 TL Maddi, 15.000 TL manevi tazminat  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araç, sonradan boyanmış ve/veya imalat hatalı olarak davacıya satılmış olmadığı gibi; dava konusu aracın davacı tarafın uhdesinde iken boyanmış olabildiğini dava konusu araç davacı tarafından yaklaşık 2 yıldır sorunsuz bir şekilde kullanıldığın, nitekim dava dilekçesinde aracın kullanımına engel bir durumun mevcut olduğu ya da sürüş güvenliğinin tehlikeye düştüğü iddia edilmediğini, davacı tarafından ayıp olarak ileri sürülen tek husus aracın sonradan boyandığı iddiasıdır. aracın arka tamponunda nokta kadar boya olması gerekçesiyle 3.000-TL  değer kaybına uğraması mesnetsiz ve bedel olarak fahiş bir iddiadır, esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 01/07/2024 tarih ve 2023/534 Esas - 2024/703 Karar sayılı kararında; \"Dava, ayıplı araç satıldığı iddiasına dayalı belirsiz alacak istemine ilişkindir.Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya makine mühendisi bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle;''Araca 8 km’de iken ... Oto Avcılar servisinde “arka tampon boyama” işlemi uygulandığı, Sıfır kilometre olarak satılan dava konusu aracın taşıması gereken nitelikleri taşımadığı, “Ayıplı” olduğu, dava konusu ... plakalı araçta tampon boyama işlemi sonucunda oluşan hasar neticesinde olay tarihinde 1.512,23TL değer kaybı oluşabileceği...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.  Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davacının maddi tazminat talebi yönünden; Araca 8 km’de iken ... Oto Avcılar servisinde “arka tampon boyama” işlemi uygulandığı, Sıfır kilometre olarak satılan dava konusu aracın taşıması gereken nitelikleri taşımadığı, ayıplı olduğu, dava konusu ... plakalı araçta tampon boyama işlemi sonucunda oluşan hasar neticesinde olay tarihinde 1.512,23TL değer kaybı oluşabileceği tespit edilmiştir. Davacının 1.512,23 TL değer kaybı  tazminatı talep edebileceği anlaşılmıştır. Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, fazlaya dair talebinin reddine dair karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde \"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.\" düzenlemesi mevcuttur.  Anılan madde uyarınca manevi tazminata hükmedilirken şahsiyet haklarına hukuka aykırı şekilde bir saldırının varlığı aranmalıdır. Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Öyle ki manevi tazminatta kişinin bedensel ve ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur. (İBAM 57. Hukuk Dairesi 2023/1973 Esas, 2024/253 Karar sayılı ilamı) Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de subjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Subjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonucunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Subjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur. Somut olayda,  meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen değer kaybının davacının manevi değerlerine dahil ticari itibarını ihlal eden, kişilik haklarına saldırı teşkil eden haksız fiil niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde objektif ve subjektif unsurları oluşmayan manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, '' 1-Davacının maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile; ayıplı olduğu anlaşılan araç için  1.512,23 TL değer kaybı tazminatının dava tarihi olan 27.092016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,2-Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda esas numarası belirtilen dosyada verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  Manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken bu talebin reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını; müvekkili şirketin ekonomik kişiliğinin zedelendiğini ve zarar gördüğünü; bu nedenlerle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini,  Ayrıca manevi tazminat yönünden  aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu; Anayasa mahkemesinin bu konuda manevi tazminatta aleyhe hüküm verilmesi halinde vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki kanuni düzenlemeyi iptal ettiğini; bu nedenlerle aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini,  Hükmedilen maddi tazminatın az olduğunu; bu nedenlerle de kararın bozulması gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve resen dikkate alınacak hususlar gözetilerek itirazlarının kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu aracın ayıplı olduğundan bahisle, ayıp nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tespit ve tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; manevi tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğu, reddedilen manevi tazminat istemi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğu yönündedir. 6098 Sayılı TBK'nun 114/2 fıkrası uyarınca; haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır. Bu yollama nedeniyle sözleşmeye aykırılık hallerinde TBK'nun kişilik haklarının zedelenmesi halinde manevi tazminata ilişkin 58. Maddesi kıyasen uygulanabilecektir. Ne varki sözleşmeye aykırılık nedeniyle manevi tazminat istenebilmesi için sözleşmeye aykırı davranışın kişilik haklarının zedelenmesine neden olması gerekmektedir. Zira anılan hükmün ilk fıkrası, kişilik haklarının zarar görmesi halinde hakimin manevi tazminat altında bir miktar paranın ödenmesine hükmedilebileceğini düzenlemektedir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğinin ispat külfeti de davacı üzerindedir. Somut olayda; davacı şirketin, taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu araçtaki ayıp nedeniyle ticari itibarının zedelendiğine ve manevi zararının oluştuğuna dair somut herhangi bir delil ileri sürülmediği anlaşılmakla, mahkemece istemin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi'nin, itiraz yolu ile önüne gelen HMK'nun 326/2 fıkrası düzenlemesinin manevi tazminat davaları bakımından anayasaya aykırı olup olmadığına dair incelemesi sonucu; 2024/29 esas, 2024/226 karar sayılı ve 25/12/2024 tarihli ilamı ile; 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE oy çokluğu ile;  iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/03/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66 maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle  karar verildiği, kararın 14/03/2025 tarihli ve 32841 sayılı Resmi Gazete'de yayınlandığı, buna göre yürürlük tarihinin 14/12/2025 olduğu, mahkeme karar tarihi itibariyle henüz iptal kararı yürürlüğe girmemiş olduğundan, mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/1 ve 10/3 fıkraları uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı, maktu vekalet ücreti altında bulunduğundan, davalı lehine 15.000,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a47a63495532b8d5","SID":"4c5b6648a632f60c"}}