{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1926 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1869 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2023/62 Esas - 2025/312 Karar<br>TARİHİ: 16/04/2025<br>DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 13/11/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın İcra Müdürlüğü’ne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalıya taraflar arasındaki gayrimenkul satış sözleşmesine ait cari hesap gönderildiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında imzalanan gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince davalıya ödenen tutar ve ödenen davalı borçlarının toplamı nedeniyle müvekkili şirketin 397.964,58- TL tutarında zararı oluştuğunu, davalı, bu durumun ortaya çıkma ihtimali nedeniyle müvekkili şirkete senet de verdiğini, ancak, belgeler ile sabit bu hukuki ve fiili duruma karşılık; davalı tarafça takibe itiraz edildiğini, davalı tarafın tüm ihtarlarına rağmen borcunu ödememiş olduğundan dolayı kendisi hakkında İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olup; davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, İlaveten, takip konusu meblağ davalı tarafça gayet iyi bir şekilde bilinmekte olup, aynı zamanda likit bir alacak olduğunu, davalarının kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından başlatılmış olan gerek İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü’ nün ... E. Sayılı takip dosyası gerekse sayın mahkemeniz huzurunda açılan işbu dosyada taraf olarak ... ... gösterildiğini, Ancak ... ... \" ... Çay ve Gıda Ürünleri İml. San. ve Tic. Ltd. Şti.\" yetkilisi olmakla beraber işbu dosyaların tarafı olmadığını, davacı tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğü’ nün ... E. Sayılı takip dosyasına dayanak olarak gösterilen cari hesap kayıtları da incelendiğinde söz konusu hesapların muhatabının müvekkili değil \"... Çay ve Gıda Ürünleri İml. San. ve Tic. Ltd. Şti.\" olduğunu, işbu sebeple davacı tarafından müvekkili aleyhine haksız ve hukuk olarak ikame edilen işbu davanın husumet yokluğu sebebiyle usulen reddi gerektiğini, zira borcun muhatabı müvekkili ... ... olmadığını, Davacı şirket tarafından müvekkil aleyhine başlatılan  İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü’ nün ... E. Sayılı takip dosyasından 15.09.2022 tarihli ödeme emrinde asıl alacak  456.259,58-TL olarak gösterilmesine rağmen işbu dava değeri olarak 397.964,58-TL olarak gösterilmiş olması ve işbu davanın itirazın iptali davası olması sebebiyle kısmi dava olarak açılamayacağı da göz önünde bulundurulduğundan işbu davanın usulden reddi gerektiğini, Davacı tarafından; İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında, dosyaya sunulan takip dayanağı belge; Müvekkili ... ...'ın yetkilisi olduğu ... Çay ve Gıda Ürünleri İmalat Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile, ... ... Anonim Şirketi arasındaki 07.09.2022 tarihli cari hesap gösterildiğini, takip dosyasına sunulan cari hesabın detayları incelendiğinde; takibe konu Artvin İli, Arhavi İlçesi, Dereüstü Köyü'nde bulunan tapunun 1 Pafta. ... Parsel. 8 Cilt, 785 Sayfasında ( Yeni 101 Ada 2 Parsel) kayıtlı Betonarme Çay Fabrikası satışından kaynaklı 21.000.000,00-TL, öte yandan aynı fabrika bünyesinde yer alan demirbaş ve teçhizatlar için de 4.066.042,80-TL olmak üzere toplamda 25.066.042,80-TL Müvekkili ... ...'a ödeme yapıldığından bahisle arta kalan tutar bakımından 397.964,58-TL bakımından icra takibi başlatıldığını, bir kısmı gösterilen takip dayanağı belge cari hesapta, müvekkiline ödenmiş gibi gösterilen, 0021605 seri numaralı, 02.06.2022 keşide tarihli, 10.000.000,00-TL bedelli ... Bankası çek bedeli müvekkiline ödenmediğini, bu durumda müvekkilinin, 397.964,58-TL borçlu değil alacaklı konumunda olduğunu, Müvekkilinin, davacı şirket tarafından 15.000.000,00-TL'lik sözleşmeye imza attırılmak zorunda bırakıldığını ve söz konusu fabrikanın tapusu kendisinden zorla alındığını, 02.06.2022 tarihinde tapu müdürlüğünde yapılan devirde ise müvekkili ve davacı şirket arasında anlaşılan gerçek bedel olan 21.000.000,00-TL üzerinden tapu devri gerçekleştirildiğini, Müvekkili ve davacı şirket arasında yapılan sözleşmede gerçek bedelin 21.000.000,00-TL + 4.000.000,00-TL teçhizat bedeli olarak yapılmış olmasına rağmen müvekkile zorla imza ettirilen sözleşmede 15.000.000,00-TL olarak gösterilmiş olması sebebiyle davacı şirket tarafından sözleşmenin hukuk aleminde geçerli bir sözleşme olduğu izlenimini vermek amacıyla müvekkil adına  0021605 seri numaralı, 02.06.2022 keşide tarihli, 10.000.000,00-TL bedelli ... Bankası Çeki düzenlenmiştir. Ancak davacı tarafından düzenlenen bu çek müvekkile teslim edilmemiş ve 03.06.2022 tarihinde davacı şirket çalışanlarınca ... Bankası Kozyatağı Ticari Şubesine getirilerek müvekkiline zorla çek bedeli tahsil edilmiş izlenimi verdirilerek çek bedeli müvekkiline ödenmediğini, davacı tarafından kötü niyetli olarak başlatılan 15. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasından dolayı %20'den az olmamak üzere taraflarına kötü niyet tazminatına hükmedilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiliyle, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 16/04/2025 tarih ve 2023/62 Esas - 2025/312 Karar sayılı kararında;\"........Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı, davalı ile aralarında imzalanan gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince davalıya ödenen tutar ve ödenen davalı borçlarının  toplamı nedeniyle zararının oluştuğunu, bunların tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattığı, davalı yanca cevap dilekçesinde husumet itirazında bulunduğu, ayrıca davacıya herhangi bir borcu olmadığını aksine alacaklı olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Somut olayda istenen alacak (icra takibine konan alacak) gayrimenkul alım satımına bağlı alacak olup tapudaki işlem dışında bir de bu gayrimenkul için yazılı alım/satım sözleşmesi düzenlenmiştir. Gerek tapudaki alım/satım akdinde gerekse harici satım sözleşmesinde gayrimenkulün maliki ve satıcısı olan ... Çay ve Gıda Ürünleri İml. San. Ve Tic. Ltd. Şti.olup, davalı değildir. Davalının .......Şti.'nin tek ortağı ve yetkilisi olması onu davalı kılmayıp, şirketin borç ve alacakları şirkete aittir. Şirket yöneticisi ortağın şahsi sorunluluğu yoktur. Bütçeleri/keseleri ayrıdır. Şirket borcundan dolayı şirket yöneticisinden tek ortak olsa dair alacak talebinde bulunamaz. Buradaki davalı tespiti hata niteliğinde olmayıp, HMK gereği Mahkemece düzeltilebilecek bir husus değildir. Mahkemece yapılan inceleme ve toplanan delillerle davalının şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceği ortaya çıktığından davanın davalı yönünden husumet yokluğundan reddine ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminatının reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. \" gerekçesi ile, ''1-Davanın davalı yönünden Husumet Yokluğundan Reddine,2-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının dosya kapsamındaki delilleri ve taraflar arasındaki asıl hukuki ilişkiyi göz ardı eden, hatalı bir değerlendirmenin sonucu olduğunu, dava konusu alacağın basit bir gayrimenkul satışından kaynaklanan bakiye alacak olmadığını, davalının maliki ve tek yetkilisi olduğu şirkete ait fabrikanın satışının aslında davalının şahsi ve şirket borçlarından oluşan \"borca batıklık\" durumundan kurtulması amacıyla yapılmış kapsamlı bir ticari anlaşma olduğunu, satılan fabrika üzerinde çok sayıda haciz ve takyidat bulunmakta iken, işbu borçların temizlenmesi için davalı ... ... ile anlaşma yapıldığını, bu anlaşma uyarınca sadece şirket borçları değil, davalının şahsi borçlarının dahi müvekkil şirket tarafından ödendiğini, mahkemenin yalnızca tapu kaydındaki satıcı unvanına odaklanarak, taraflar arasındaki asıl iradeyi, fiili durumu ve borcun şahsi nitelik kazandığı gerçeğini yok saydığını, oysa yasal mevzuat gereğince maddi gerçeğin göz ardı edilmesi mümkün olmadığından, somut olayda maddi gerçeğin takip konusu borcun davalı ... ...'ın şahsına ait olduğunu,  Yerel mahkemenin davalının borcu şahsen üstlendiğini açıkça ortaya koyan 12/05/2022 tarihli senedin varlığını ve hukuki niteliğini hiç değerlendirmediğini, davalının yapılacak ödemelerin satış bedelini aşma ihtimaline binaen, bu farkı üstlenmek amacıyla kendi isteğiyle ve şahsen bu senedi düzenleyerek müvekkil şirkete verdiğini, davalının senet düzenlemesinin bu borç ilişkisinde şahsen taraf olduğunu ve borcu fer'en değil, aslen üstlendiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatladığını, mahkemenin bu delili görmezden gelerek husumet yokluğundan red kararı vermesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Davalı yanın yargılama boyunca borçtan kurtulmak amacıyla gerçeğe aykırı bir şekilde \"tehdit ve zorlama\" iddialarında bulunduğunu, oysa bu iddialarla ilgili olarak yaptığı şikayetin, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/138879 soruşturma numaralı dosyasında takipsizlik kararı ile sonuçlandığını, bu durumun davalının borcunu ödememek için her türlü kötüniyetli davranışta bulunabileceğini gösterdiğini, yerel mahkemenin davalının bu kötüniyetli tutumunu ve çelişkili beyanlarını değerlendirmeksizin sonuca gitmiş olmasının hatalı olduğunu, sonuç olarak yerel mahkemenin hukuki ilişkiyi sadece tapu kaydına indirgediğini, borcun şahsen üstlenildiğini ispat eden senet delilini yok saydığını ve maddi gerçeği göz ardı ederek karar vermiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın husumet yokluğundan reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davaya konu İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü’ nün ... E. Sayılı takip dosyası incelendiğinde; Davacı tarafından davalı ... ... hakkında, cari hesaptan kaynaklı 397.964,58 TL. Cari hesap bakiyesi + 58.295,00 TL. Vekalet ücreti olmak üzere toplam 456.259,58 TL. alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak belge olarak da \"... Çay ve Gıda Ürünleri İml. San. ve Tic. Ltd. Şti.\"ne ilişkin muavin defter kayıtlarının ibraz edildiği görülmüştürDavalı tarafça dosyaya ibraz edilen ''Gayrimenkul Satış Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin taraflar başlıklı 2 maddesine göre davacı ile davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... Çay ve Gıda ...Ltd. Şti. Olduğu görülmüştür.Davacı ile dava dışı şirket arasındaki cari ilişkinin gayrimenkul satış sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.İtirazın iptali davası takip talebine sıkı sıkıya bağlı olduğu, takibe dayanak cari hesap davacı ile dava dışı ... Çay ....Şirketi arasında olup davalıya ilişkin olmadığı, sözleşmenin münhasırlığı ilkesi gereğince sözleşmenin taraflarını bağladığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklı cari hesaba ilişkin borcun muhatabının dava dışı şirket olduğu, sözleşme ekine göre teminat olarak verilen senede göre icra tabibi de başlatılmadığı anlaşılmakla; Mahkemece davalının pasif husumetinin olmadığına yönelik tespiti usul ve yasaya uygun olduğundan, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 6.797,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.181,60 TL'nin talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep  yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 13/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa05fb9c1146465f","SID":"e02d99a5c04cc849"}}