{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA N\t: 2025/2022 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1904 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2025/540 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 24/09/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 13/11/2025                                                           <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  mahkemede  görülmekte olan ilgi sayılı dosyaya, davalı şirket vekili tarafından 04/08/2025 tanzim tarihli cevap dilekçesi ve davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ... tarafından TTK 449 hükmüne istinaden 04/08/2025 tanzim tarihli ‘görüş sunma’ mahiyetinde beyan dilekçesinin eklenmiş olduğunu, davalı şirket vekili ve davalı şirket yöneticisi, dosyaya sunmuş olduğu dilekçelerinde ayrı ayrı davalı şirketin tek pay sahibi olan ... Yapı Sanayi Ticaret A.Ş.’nin 15/06/2021 tarihli genel kurul kararlarının kesinleşmediğini, ayrıca yine ... Yapı Sanayi Ticaret A.Ş.’nin 04/06/2024 tarihli genel kurul kararlarının geçerli olduğunu ve davalı şirkette genel kurul yapabilme yetkisinin bulunduğunu iddia ettiğini,  davalı şirketin tek pay sahibi olan ... Yapı Sanayi Ticaret A.Ş.’nin 15/06/2021 tarihli genel kurul kararları kesin hükümle iptal edildiğini, davalı  şirketin tek pay sahibi olan ... Yapı Sanayi Ticaret A.Ş.’nin 15/06/2021 tarihli genel kurul kararlarının kesin hükümle iptal edilmiş olması, hem ...’te hem davalı şirkette yapılan sonraki tüm genel kurulları yok hükmünde kılmakta olduğunu, zira ... davalı şirketin tek pay sahibi olduğunu ve davalı şirkette hukuka uygun bir genel kurul yapılabilmesinin ön şartı, ...’te hukuka uygun bir genel kurul yapılması olduğu, genel kurul iptal kararları geçmişe etkili olduğunu, bu sebeple ...’te yapılan 15/06/2021 tarihli genel kurul kararlarının iptal edilmesi, bu tarihten sonra hem ...’te hem davalı şirkette yapılan genel kurulları yok hükmünde kıldığı, davalı yanın, şirketin sahip olduğu otelin 25/03/2021 tarihli kira sözleşmesiyle başka bir firmaya 300.000 TL bedelle kiralandığını, bu değerin çok düşük olduğunu, otel içindeki envanterin de faturalandırılmasına rağmen bedelin tahsil edilmediğini, 3 adet 100.000 TL’lik çekin müvekkilinin zimmetine geçirildiğini, söz konusu otel ve davalı şirket hisselerinin, ... ... isimli iş insanının dolandırılması suretiyle elde edilmiş bir suç ürünü olduğunu, müvekkilinin bu durumu çok sonra öğrendiğini, otelin kiralandığı tarihte dolar kuru 7,93 TL olduğu, kiralama bedeli 37.830 USD’ye tekabül etmekte olduğunu, davalı taraf, her sene zarar eden bir otelle ilgili kâra geçilmesinden rahatsız olmuş durumda olduklarını, otel içindeki envanterin faturalandırılmasına rağmen bedelinin tahsil edilmemesi konusunda ise, 28/06/2021 tarihinden beri şirketi hukuka aykırı şekilde temsil ettiğini, davalı şirketin eski yöneticisi ... sorumlu olduğunu, davalı yanın, yürütmenin geri bırakılması taleplerinin kabulü hâlinde şirketin yönetimsiz kalacağını, bu sebeple taleplerinin kabul edilemeyeceğini ileri sürmekte olduğunu, davalı şirketin zaten hukuken yönetimsiz olduğunu, davanın kabulüne, TTK 449 hükmüne istinaden dava konusu genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini  talep ettiğinden dosya incelendi.<br>Mahkemenin 11/08/2025  tarihli ara kararı ile; \"6100 sayılı HMK'nun 389. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 449.maddesinde “Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.” hükmü düzenlenmiştir.Dosya kapsamında yapılan incelemede; davacı tarafça 04/06/2024 tarihli genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti talep edilmiş olup davalı şirketin tek pay sahibi olan ... Yapı Sanayi Ticaret A.Ş.’nin 15/06/2021 tarihli genel kurul kararlarının kesin hükümle iptal edildiği, incelemeye konu dava dilekçesi ekinde sunulan Ticaret Sicili Gazetesi’nde davalı şirkette 04/06/2024 tarihinde genel kurul yapıldığı ve yönetim kurulu üyesi olarak dava dışı ... ve ...'ın atandığı görülmüş olmakla aşama itibariyle HMK'nın 389. maddesi gereğince ve mevcut deliller kapsamında tedbir istemine yönelik olarak yaklaşık ispat şartının yerine getirildiği anlaşılmakla tedbir isteminin kabulüne, davaya konu kararın yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.\" gerekçesi ile\" 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE,-04/06/2024 tarihli genel kurulunda alınan kararın TTK'nun 449. maddesi uyarınca yürütmesinin geri bırakılmasına,\t2-Kararın bir örneğinin ticaret sicil müdürlüğüne gönderilmesine, 3-Tedbirin mahiyeti ve gerekçede açıklanan nedenlerle HMK 392. maddesi uyarınca, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, \" karar verdiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin 25/08/2025 tarihli tedbire itiraz dilekçesi ile;  Huzurdaki davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davada yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiğinden bahsedilebilmesi ve buradan hareketle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkin yürütülen tedbir yargılamasında ispatın konusunu oluşturan vakıa, genel kurul kararlarının hukuka uygun olup olmadığı meselesi olduğunu, genel kurul kararlarının yokluğundan, genel kurul kararının kurucu unsurlarının bulunmaması halinde, başlangıçtan itibaren genel kurul kararının mevcut olmaması bahsedilebileceklerini, genel kurul kararlarının yoklukla sakat olması, TTK’da açıkça düzenlenmediğini, TTK’da yokluk müeyyidesinin hangi hallerde ve neye göre söz konusu olacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığından, yokluk müeyyidesiyle ilgili olarak, genel hükümlere ve bu konudaki doktrin ve yargı uygulamalarındaki görüşlere müracaat edilmesi gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin %100 oranında hissedarı,  ... Yapı San. Tic.A.Ş. olup, 04.06.2024 yani genel kurul tarihi itibarıyla bu şirketin temsilcisi ... olduğunu, söz konusu genel kurulda müvekkili şirketin 2020-2022-2023 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı olduğunu, dava konusu genel kurul tarihi itibarıyla, hakim şirket ... Yapı San.Tic.A.Ş.'nin 15/06/2021 tarihinde yapılan genel kurulunun iptaline dair kesinleşmiş bir yargı kararı da bulunmadığını, müvekkili şirketin yegane ve en önemli duran varlığını bu şekilde adeta peşkeş çekerek müvekkili şirketi çok büyük bir zarara uğrattığını ve davacı ... ...,  2021 yılı şirket faaliyetleri bakımından ibra edilmediğini, yargılama sonucunda elde edilebilecek sonucu önceden sağlayan ve davaya konu uyuşmazlığı esastan çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi davacının iddiasının yargılama gerektirdiği, mevcut deliller ile bu aşamada yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği açıkça ortada olduğunu, mahkemece dava sonucunu sağlar nitelikte tedbir kararı verilmeyeceğinden, itiraz ettiğimiz tedbir kararında hukuka uyarlılık bulunmadığını, ayrıca, davacı yan, huzurdaki davayı haksız ve kötü niyetli bir şekilde açmış olup, yürütmenin geri bırakılması talebiyle müvekkili şirketi yönetimsiz hale getirmeyi ve daha sonra dolaylı bir şekilde yönetmeyi hedeflediğini, davacı yan dava dilekçesinde müvekkili şirketin yegane malvarlığı olan otelin ... ... isminde bir üçüncü kişiye ait olduğunu ileri sürecek kadar da ileri gittiğini, mahkemece davacı yanın kötü niyetli ve maksatlı yürütmenin geri bırakılması yönündeki taleplerinin kabulü neticesinde; müvekkil şirket yönetimsiz hale getirilmiş olup, aslolan müvekkili şirketin tabi yöntem ve yollarla faaliyetlerine devamı iken verilen tedbir kararı, hukuken müvekkili şirketin davacıya nazaran üstün menfaatine değil, ne yazık ki davacının haksız ve kötü niyetli amaçlarına hizmet ettiğini, mahkemenin 11/08/2025 tarihli tedbir kararının uygulanması HMK.m.393/1 uyarınca davacı yan tarafından 1 haftalık hak düşürücü süre içerisinde talep edilmemiş olmakla, tedbir kararı esasen kendiliğinden ortadan kalktığını beyan ederek hiçbir koşulda tedbir talebini ve tedbir kararını kabul manasına gelmemek kaydıyla; tedbir talebinin kabulüne ve yukarıda arz etmeye çalıştığımız sakıncalara rağmen, tedbir kararı uyarınca  tabi faaliyetleri engellenen müvekkil şirketin uğraması muhtemel zararına mukabilen davacı yandan herhangi bir teminat istenilmemesi de, üstün nitelikteki ortaklık menfaatlerinin korunması anlamında bir başka hukuka aykırılık olmuştuğunu, öncelikle 11/08/2025 tarihli tedbir kararının uygulanması davacı yanca karar tarihinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde talep edilmemiş olmakla, HMK.m.393/1 uyarınca tedbirin kendiliğinden kalktığının tespitine, bu mümkün görülmezse itirazlarımız uyarınca 11/08/2025 tarihli ihtiyati tedbir ara kararların ivedilikle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 24/09/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/540 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında;\" Mahkememizin 11/08/2025 tarihli ara kararı ile \"davacı tarafça 04/06/2024 tarihli genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti talep edilmiş olup davalı şirketin tek pay sahibi olan ... Yapı Sanayi Ticaret A.Ş.’nin 15/06/2021 tarihli genel kurul kararlarının kesin hükümle iptal edildiği, incelemeye konu dava dilekçesi ekinde sunulan Ticaret Sicili Gazetesi’nde davalı şirkette 04/06/2024 tarihinde genel kurul yapıldığı ve yönetim kurulu üyesi olarak dava dışı ... ve ...'ın atandığı görülmüş olmakla aşama itibariyle HMK'nun 389. maddesi gereğince ve mevcut deliller kapsamında tedbir istemine yönelik olarak yaklaşık ispat şartının yerine getirildiği anlaşılmakla tedbir isteminin kabulüne\" kararının verildiği,İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili 25/08/2025 tarihli dilekçesi ile mahkememizce verilen 11/08/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına itiraz ederek tedbirin kaldırılmasını talep ettiği,  davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının değerlendirilmesi için mahkememizce tensip zaptı düzenlenerek mürafaa duruşma günü verildiği görülmüştür.İtirazın yasal süre içinde yapıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizin 26/08/2025 tarihli tensip zaptı ile itirazın duruşmalı olarak incelenmesine karar verildiği, tarafların duruşmaya katıldığı ve beyanlarının alındığı görülmüştür.<br>Dosya kapsamına göre; aşama itibariyle HMK'nın 389. maddesi gereğince ve mevcut deliller kapsamında tedbir istemine yönelik olarak yaklaşık ispat şartının yerine getirildiği, mahkememiz kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, \"-İhtiyati tedbire itirazın reddine,\" karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, görülen davanın haksız ve kötü niyetli olup, açıkça redde mahkum olduğunu; redde mahkum bulunan davada yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiğinden bahsedilebilmesi ve buradan hareketle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkin yürütülen tedbir yargılamasında ispatın konusunu oluşturan vakıanın, genel kurul kararlarının yokluk bakımından şeklen hukuka uygun olup olmadığı meselesi olduğunu,  genel kurul kararlarının yokluğundan, genel kurul kararının kurucu unsurlarının bulunmaması halinde, başlangıçtan itibaren genel kurul kararının mevcut olmamasının bahsedilebileceğini,  genel kurul kararlarının yoklukla sakat olması, TTK’da açıkça düzenlenmediğini; TTK’da yokluk müeyyidesinin hangi hallerde ve neye göre söz konusu olacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığından, yokluk müeyyidesiyle ilgili olarak, genel hükümlere ve bu konudaki doktrin ve yargı uygulamalarındaki görüşlere müracaat edilmesi gerektiğini, genel kurul kararının alınması sırasında kurucu şekli ve usulü nitelikteki emredici hükümlere aykırı olarak alınan genel kurul kararının yok hükmünde olduğunu; bir genel kurul kararının yokluğu, başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade ettiğini; bir işlemin ve bu arada genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması halinde, hukukî işlemin veya genel kurul kararının yokluğu, eski terimle “keenlemyekûn” veya mutlak butlan ile batıl olduğundan bahsedilmekte olduğunu, örneğin bir genel kurul kararının alınabilmesi için, mutlaka usulüne yani TTK 414’e uygun olarak ortakların tamamının toplantıya davet ve buna uygun toplantı yapılmasının şart olduğunu; kanunda öngörülen asgari toplantı ve karar yetersayılarına aykırı olan genel kurul kararlarının da yoklukla batıl olduğunu, (TTK 418 ve 421), dolayısıyla, bir genel kurul kararının yokluğundan bahsedilebilmesi için; Genel kurulun kanun ve mevzuat hükümlerine aykırı bir şekilde toplanması, Genel kurul kararlarında toplantı ve karar nisaplarına uyulmaması, gerektiğini, Öncelikle, müvekkili şirketin %100 oranında hissedarı, ... Yapı San. Tic.A.Ş. olup, 04.06.2024 yani genel kurul tarihi itibarıyla bu şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre temsilcisinin ... olduğunu; söz konusu genel kurulun ise müvekkili ... ve Otelcilik A.Ş.'nin 2020-2022-2023 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı olduğunu, ekli hazirun cetveli ve toplantı tutanağından da anlaşılacağı üzere; müvekkili şirketin tüm hisselerine sahip ... Yapı San. Tic.A.Ş. temsilcisi ... toplantıya katılmış olup, dolayısıyla dava konusu genel kurulun TTK md. 416 uyarınca davetsiz olarak %100 hissedar katılımıyla icra edilmekle toplantı nisabı açısından herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakta olduğunu, genel kurul kararları, katılan hissedarın %100 olumlu oyu ile alınmış bulunmakla, karar nisabı açısından da herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakta olduğunu, dava konusu 04.06.2024 tarihli genel kurul kararlarının, 04.06.2024 tarihli, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde 13.06.2024 tarihinde tescil, 14.06.2024 tarih ve 11104 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 97. sayfasında da ilan edildiğini, dolayısıyla, dava konusu genel kurul kararlarının yokluğuna neden olacak herhangi bir kurucu, şekli ve usuli unsur eksikliğinin kesinlikle bulunmamakta olduğunu, Dava konusu genel kurul tarihi itibarıyla, hakim şirket ... Yapı San.Tic.A.Ş.'nin 15.06.2021 tarihinde yapılan genel kurulunun iptaline dair kesinleşmiş bir yargı kararı da bulunmamakta olduğunu; müvekkili şirketin %100 hissedarı ... Yapı San.Tic.A.Ş.'nin 15.06.2021 tarihli genel kurul kararlarının iptaline dair, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 26.10.2023 tarih, 2022/650 E., 2023/1653 K. sayılı kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 28.11.2024 tarih, 2024/100 E., 2024/8483 K. sayılı ilamıyla, 28.11.2024 tarihinde kesinleşmiş olup, iptal kararının ancak kesinleşmekle hüküm ifade edeceği hususunda duraksamaya yer bulunmamakla, dava konusu genel kurul tarihi (06.04.2024) itibarıyla ...'ın ... Yapı San.Tic.A.Ş. temsilcisi sıfatıyla müvekkil şirketin genel kurul toplantısına katılmasında da herhangi bir hukuka aykırı yön bulunmamakta olduğunu, Ayrıca, dilekçeleri ekindeki 04.06.2024 tarihli genel kurul tutanağından da anlaşılacağı üzere; davacı ... ...; müvekkili şirkete ait, Narlı Mahallesi, Mıhlı Asfaltı Altı Sk. ... Edremit/Balıkesir adresinde bulunan tapuda Balıkesir İli, Edremit İlçesi, Narlı Mahallesi, ... Ada, 8 Parsel'de kain 21.386,78 m² arsa içerisinde yer alan otele ilişkin olarak, şirketin 28.06.2021 tarihine kadar tüzel kişi temsilcisi ve yönetim kurulu üyesi ve münferiden imza yetkilisi olarak, şirket genel kurulundan habersiz ve dolayısıyla bu konuda şirket genel kurulunda alınmış bir genel kurul kararı olmaksızın, yıllık 300.000,00.TL. gibi bu niteliklerdeki bir otel için çok ama çok cüzzi, sembolik bir bedelle 10 yıl gibi uzun bir süreyle ... Üretim İnşaat Tarım ve Hayvancılık Gıda Turizm San. ve Tic.A.Ş. ile 25.03.2021 başlangıç tarihli bir kira sözleşmesi imzalamış, bu kira sözleşmesine istinaden ... Üretim İnşaat Tarım ve Hayvancılık Gıda Turizm San. ve Tic.A.Ş. tarafından kendisine ciro edilen ve keşidecisi ... olan 31.07.2021-31.08.2021-30.09.2021 tarihli 3 adet her biri 100.000,00.TL. olmak üzere, toplam 300.000,00.TL.’lik Halkbankası çeklerini müvekkil şirket envanterine sokarak şirketçe tahsilini sağlamak yerine dolanlı yollarla tahsil ederek zimmetine geçirdiğini ve kendisine mal etmiş, aynı şekilde oteldeki bilumum demirbaşı da müvekkil şirket adına çok cüzzi bedellerle ... Üretim İnşaat Tarım ve Hayvancılık Gıda Turizm San. ve Tic.A.Ş. faturalayarak ve otelle birlikte teslim ettiğini, çok cüzzi ve sembolik olması bir yana kestiği fatura bedellerini dahi tahsil etmediğini, müvekkili şirketin yegane ve en önemli duran varlığını bu şekilde adeta peşkeş çekerek müvekkili şirketi çok büyük bir zarara uğrattığını ve davacı ... ...'nin,  2021 yılı şirket faaliyetleri bakımından ibra edilmediğini, Gelinen noktada, davacı taraf müvekkili şirket yetkilisi ... ve kardeşleri hakkında tamamen atfı cürümle yaptığı şikayet üzerine açılmış Ağır Ceza dava dosyasından bahisle müvekkili şirket yetkilisini dolandırıcı olarak ihtam etmekteyse de, söz konusu dosyadan yargılama devam etmekte olup, herhangi bir somut delil bulunmadığından davanın beraatle sonuçlanmasının da kuvvetle muhtemel olduğunu, Davacı ... ...;İlk Derece Mahkemesi'nin 2023/894 E. sayılı dosyasından ... Yapı San.Tic.A.Ş.'ne yönetim kayyımı atanmasının talep etmiş ve bu talebinin kabul görmesi üzerine, yönetim kayyımının da raporlarında açıkça kabul ettiği üzere, kayyımın davacının talep ve talimatlarının eksiksiz bir şekilde yerine getirmesiyle birlikte, adeta dolaylı bir şekilde hakim şirketi sevk ve idare etmekte olduğunu, Aynı şekilde, müvekkili şirket hisselerinin satın ve devir alınışı, müvekkili şirketin yegane mal varlığı bahse konu otel olmakla, bir bakıma otelin alınışı sırasında şirket yöneticisi olarak tüm işlemlere bizzat kendisi imza atmışken, aynı şekilde dava dilekçesinde ileri sürdüğü bir çok işlem de bizzat davacı tarafından davacının hakim şirket yetkilisi olduğu dönemde bizzat yapılmışken, gelinen noktada müvekkili şirkete hasmane bir tutum içerisine girerek ve müvekkil şirketin aleyhine müvekkil şirketin hasımlarını haksız ve kötü niyetle kayırmak, onların haksız ve kötü niyetli talep ve iddialarını yerine getirmek adına ... ... isimli şahsın dolandırıldığını müvekkili şirketin yegane mal varlığı olan otelin ... ...'ya ait olduğunu, tamamen gerçek dışı ve maksatlı bir şekilde ileri sürmekte olduğunu; ancak, ticaret sicili kayıtları İstanbul Ticaret Odası'nın web sitesi ve ticaret sicil gazetesi'nin web sitesi üzerinden kısaca incelendiğinde dahi kolaylıkla görülebileceği üzere söz konusu otel veya müvekkil şirket hisseleri ... ... isimli şahıstan değil ... ... Geri Dönüşüm A.Ş.'nden satın ve devir alındığını; bunun da ayrı bir çelişki olduğunu, Yargılama sonucunda elde edilebilecek sonucu önceden sağlayan ve davaya konu uyuşmazlığı esastan çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi davacının iddiasının yargılama gerektirdiği, mevcut deliller ile bu aşamada yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini; mahkemece dava sonucunu sağlar nitelikte tedbir kararı verilmeyeceğinden, itiraz ettiğimiz ilk derece mahkemesinin 11.08.2025 tarihli tedbir kararı ve istinaf ettikleri tedbire itirazlarının reddine dair 24.09.2025 tarihli ilk derece mahkemesi ara kararının kesinlikle hukuka aykırı olduğunu, ayrıca, davacı tarafın, görülen davayı haksız ve kötü niyetli bir şekilde açmış olup, yürütmenin geri bırakılması talebiyle müvekkili şirketi yönetimsiz hale getirmeyi ve daha sonra dolaylı bir şekilde yönetmeyi hedeflemekte olduğunu; davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkili şirketin yegane malvarlığı olan otelin ... ... isminde bir üçüncü kişiye ait olduğunu ileri sürecek kadar da ileri gittiğini,  İlk derece mahkemesince davacı yanın kötü niyetli ve maksatlı yürütmenin geri bırakılması yönündeki taleplerinin kabulü neticesinde; müvekkili şirketin yönetimsiz hale getirilmiş olup, aslolan müvekkili şirketin tabii yöntem ve yollarla faaliyetlerine devamı iken verilen tedbir kararı, hukuken müvekkili şirketin davacıya nazaran üstün menfaatine değil,  davacının haksız ve kötü niyetli amaçlarına hizmet ettiğini, genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması talepleri, sermaye ortaklıklarında pay sahiplerinin, yönetim kurulu üyelerinin ve ortaklık ile ilişkiye giren üçüncü kişilerin ekonomik menfaatlerini etkileme potansiyeline sahip olduğunu; taraf menfaatleri gözetilmeksizin verilen kararların, ortaklığın işleyişini ya da pay sahipleri ile yönetim kurulu üyeleri gibi ilgili kişilerin menfaatlerini önemli ölçüde zedeleyebileceğini; bu durum talepte bulunan ile ilgili kişiler arasında bir menfaat dengesi kurulmasını gerektirmekte olduğunu; ana süjenin müvekkili şirket olduğu gözetildiğinde, müvekkili şirketin menfaatlerine üstünlük tanınması gerektiği aşikardır. Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde, ortaklığın menfaatine öncelik verildiği, kanunun 369. maddenin gerekçesinde yer alan “Bu yüküm ile, yönetim kurulu üyesinin kişisel menfaatini, hakim pay sahibinin veya pay sahiplerinin ve onların yakını olan gerçek ve tüzel kişiler ile üçüncü kişilerin menfaatini, şirketin menfaatinin önüne geçirmemesi kastedilmiştir” ifadeleriyle açıkça ortaya konulduğunu, İlk derece mahkemesinin 11.08.2025 tarihli tedbir kararının  uygulanması HMK.m.393/1 uyarınca davacı yan tarafından 1 haftalık hak düşürücü süre içerisinde talep edilmemiş olmakla, 11.08.2025 tarihli tedbir ara kararı esasen kendiliğinden ortadan kalktığını, Son olarak, hiçbir koşulda tedbir talebini ve tedbir kararını ve tedbire itirazlarının reddine dair kararı kabul manasına gelmemek kaydıyla; yukarıda arz edilen sakıncalara rağmen, verilen tedbir kararı uyarınca tabii faaliyetleri engellenen müvekkili şirketin uğraması muhtemel zararına mukabilen davacı yandan herhangi bir teminat istenilmemesinin de, üstün nitelikteki ortaklık menfaatlerinin korunması anlamında bir başka hukuka aykırılık olduğunu, İleri sürerek, yukarıda izah edilen nedenlerle; istinaf itirazlarının kabulüne, istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazlarının reddine dair 24.09.2025 tarihli kararının ve 11.08.2025 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının KALDIRILMASINA, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davalı şirketin 04/06/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduklarının tespiti istemli davada, bu toplantıda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir.  Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yapılan itiraz durulmalı olarak incelenmiş ve 24/09/2025 tarihli ara karar ile itirazın reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. TTK'nun 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Hükümde mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır.  HMK'nun 389 maddesi uyarınca \" Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" Aynı kanunun 390 maddesi \"tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" hükmünü havidir. Yine HMK'nun   392/1 fıkrası uyarınca; ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olup, talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Somut olayda; dosyaya mübrez 04/06/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli, davalı şirketin tek ortağı olan dava dışı ... Yapı Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin ...'ın dava dışı şirketin tek yönetim kurulu üyesi atanmasına ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkin dairemizin 2022/650 Esas, 2023/1653 Karar sayılı kararı ile bu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/100 esas, 2024/8483 karar sayılı 28/11/2024 tarihli ilamı ile mevcut delil durumuna göre, davacının iddiasının esası bakımından yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, 6100 Sayılı HMK'nun 392 fıkrası uyarınca somut olayın koşullarına göre mahkemece teminat alınmamasına da karar verilebileceği, değişen delil durumuna göre mahkemeden tedbirin yenidne değerlendirilmesinin her zaman talep edilebileceği de gözetildiğinde, davalının tedbir itirazının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41d6ff8b5215c72f","SID":"9667249eacfb4c28"}}