{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1927 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1934 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2024/819 Esas - 2025/207 Karar<br>TARİHİ: 11/03/2025<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 20/11/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, işbu ticari ilişkiye istinaden davacının davalıdan alacağı bulunduğunu, davalının bu ticari alacağa istinaden ödeme olarak davacıya bir takım senetler verdiğini, davacı tarafça davalıya ödeme yapması için defalarca arandığını, yazışmalar yapıldığını, fakat davalı tarafından ödeme yapılmadığını, bunun üzerinden davalı aleyhinde İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... esas ve İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyaları ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının bu icra takiplerine, ödeme emirlerine, borca, yetkiye, faizlerine ve tüm ferilerine haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takibin durduğunu, icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, ödeme zamanındaki yerleşim yerinin bağlı olduğu İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, takip dosyalarına yapılan itirazların iptali gerektiğini, müvekkili şirketi ile davalı arasında düzenlenen faturalar, sevk irsaliyeleri, davalının cari hesap ekstresi, BA-BS kayıtları, tarafların ticari defterleri incelendiğinde alacağının varlığının ve haklılığının ortaya çıkacağını, ayrıca davacı ile davalı arasında ticari iş nedeniyle cari hesap alacağı da bulunduğunu, cari hesap alacağıyla da ilgili icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/467 Esas sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/109 Esas sayılı dosyalarıyla itirazın iptali davaları açıldığını, alınan bilirkişi raporuyla alacaklı olduğunun belirtildiğini, yapılan yargılamalar neticesinde her iki dosyada da davanın kabulüne karar verildiğini, zamanaşımına uğrayan senetlerin delil başlangıcı teşkil ettiğini, davalı her ne kadar zamanaşımı  iddiasında bulunmuşsa da taraflar arasındaki temel ilişki nedeni ile alacak 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup alacağın zamanaşımına uğramadığını, zamanaşımına uğramış olan bononun mevcut olması halinde taraflar arasında temel ilişki tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebildiğini, taraflar arasındaki cari hesap, ticari defterler, faturalar, sevk irsaliyeleri, BA-BS formları incelendiğinde aradaki ticari ilişkinin sabit olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; davalını yetki itirazının reddi ile davalının İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının 3.700,00-USD ve İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının 102.868,43-TL üzerinden iptali ile takiplerin devamını, davalının itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan ve alacağımız borçlu tarafından bilinmekte ve likit olduğundan, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle dava konusu taleplere karşı yetki, görev, zaman aşımı, ödemezlik def’i, takas, mahsup, kesin hüküm, derdestlik ve her türlü usuli itirazlarını öne sürdüklerini, itirazın iptali davasında yetkili ve görevli mahkeme borçlunun yerleşiminin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu ayrıca müvekkilinin tacir sıfatının da sorgulanmasını, yetki itirazlarının bulunduğunu, işbu davada yetkili ve görevli mahkemenin Bursa Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu ayrıca müvekkili tarafından ilgili icra dosyasına itiraz dilekçesi sunulduğunu, işbu itirazda göreve ve yetkiye de itiraz edilerek icra dosyasının yetkili icra dairesine gönderilmesinin talep edildiğini ancak icra müdürlüğünce yetki hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını ve yetkili icra dairesi tarafından yeni bir ödeme emrinin müvekkiline gönderilmediğini, bu hususun açıkça hukuka aykırı olduğunu, yetkili icra dairesi tarafından müvekkiline yeniden ödeme emri gönderilmesi gerektiğini, bu nedenle görev ve yetki hususunun işbu davada öncelikle incelenmesini, davacı tarafından ... adı altında müvekkiline ikame edilen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/467 esas sayılı dosyasında da cari hesap alacaklarına dayalı taleplerde bulunulduğunu ayrıca davacı tarafın bağlı şirketleri olan ... Kimyasal ile İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/431 esas sayılı dosyası ile ...Kimyevi Maddeler ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/109 esas sayılı dosyalarında da benzer taleplerinin mevcut olduğunu, davacı tarafın bağlı şirketlerinin kayıtlarında keyfi kayıt kaydırmalar yapmak suretiyle müvekkilini mağdur ettiğini, söz konusu dosyadaki çek ve senetler ile işbu dosyada bahsi geçen çek ve senetlerle aynı olduğunu, bu nedenle öncelikle derdestlik itirazlarının değerlendirilmesini ve ilgili dosyaların mahkemelerinden istenilmesini,  dava ve ilgili takibin zamanaşımına uğradığını, davacının takibe konu ettiği çek ve bonoların zamanaşımı sürelerinin dolmasıyla alacak talebinin hukuki dayanaktan yoksun hale geldiğini, davacı tarafın zamanaşımına uğramış senetleri delil başlangıcı olarak kullanma talebinin haksız olduğunu, müvekkilinin ciranta olduğundan temel borç ilişkisini bilmediğini, bu sebeple temel borç ilişkisinden sorumlu tutulmasının hukuki olmadığını, davacı tarafın hukuka açık aykırılık teşkil eden talebini hakkın kötüye kullanılması kapsamında kullandığından iyi niyetli sayılamayacağını, tüm bu nedenler ve resen dikkate alınacak nedenlerle; davacı tarafın, müvekkilinin icra takiplerine yaptığı itirazların iptaline yönelik taleplerinin öncelikle usulden tümden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, müvekkili lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi  11/03/2025 tarih ve  2024/819 Esas - 2025/207 Karar sayılı kararında;\"Dava; İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır.Davacı vekili özetle; davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak alacaklı olduklarını, alacağın tahsili için başlattıkları takiplere davalının itiraz ettiğini beyan ederek itirazların iptalini dava ve talep etmiş; davalı vekili ise özetle; öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini istediğini beyan etmiştir.Davalı, borca itirazında icra dairelerinin yetkisine de itiraz etmiş olup, takibin yetkili icra dairesinde başlatılması özel dava şartı olduğundan öncelikli olarak incelenmiştir.Bonolar hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 749/1. maddesine göre, poliçeden doğan istemlerin, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Zaman aşımına uğramış bonolar senet tarafları arasında (düzenleyen-lehtar-kefil) yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Cirantalar yönünden ise böyle bir hükmü dahi yoktur. Zaman aşımına uğramış bonolarla ilgili ancak taraflar arasındaki temel ilişkiye dayanılarak takip yapılabilir. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Takibin konusu para borcu olduğunda ise, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir.Tüm dosya kapsamına göre; İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu senette davalının ciranta; İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu senette ise davalının lehtar olduğu; davanın her iki icra dosyası yönünden birlikte açıldığı; davalı borçlunun borca itiraz ederek taraflar arasındaki temel ilişkiyi de inkar etmiş olduğu, bu kapsamda temel borç ilişkisinin para borcundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı da uyuşmazlık konusu olduğundan takiplerin borçlunun ikametgahı mahkemesinde başlatılması gerektiği\" gerekçesi ile, özel dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile olan ticari ilişkisi nihayetinde teslim aldığı senetlerin vade gününde ödenmemesi nedeniyle borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 2.İcra Müdürlüğü ... ve İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyaları ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu/davalının, icra takiplerine, ödeme emirlerine, borca, yetkiye, faizlerine ve tüm ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, bu gelişmeden sonra taraflarınca huzurdaki dava ile haksız ve hukuka aykırı itirazların iptali ve borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin talep edildiğini, İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde \"...İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu senette davalının ciranta; İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu senette ise davalının lehtar olduğu; davanın her iki icra dosyası yönünden birlikte açıldığı; davalı borçlunun borca itiraz ederek taraflar arasındaki temel ilişkiyi de inkar etmiş olduğu, bu  kapsamda temel borç ilişkisinin para borcundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı da uyuşmazlık konusu olduğundan takiplerin borçlunun ikametgahı mahkemesinde başlatılması gerektiği anlaşılmakla, özel dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine...\" şeklinde hüküm kurulduğunu, anılan bu hüküm haksız ve hukuka aykırı olduğu için istinaf kanun yoluna başvurma gerekliliğinin hasıl olduğunu, gerekçeli kararda icra takiplerinin yetkili icra dairesinde başlatılmadığına dair hüküm kurulmuşsa da dava dilekçesinde de belirtilmiş olduğu üzere müvekkili ile davalı borçlu arasında ticari ilişkinin var olduğunu ve para borcunun bu ilişkiden kaynaklandığının açıktır olduğunu, bu hususta müvekkilinin ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmeden karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile borçlu-davalı arasında düzenlenen faturalar, sevk irsaliyeleri, davalının cari hesap ekstresi, BA-BS kayıtları, tarafların ticari defterleri incelendiğinde alacağının varlığı ve davanın haklılığının ortaya çıkacağını, bu doğrultuda icra takibi ve akabinde davanın TBK m.89 uyarınca alacaklının yerleşim yerindeki görevli mahkemede başlatılmasının mümkün olduğunu, Davalının müvekkili ile ticari ilişkisinin bulunduğu tarafları aynı olan İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/467 Esas sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/109 Esas sayılı dosyalarından alınan bilirkişi raporlarıyla ortaya konduğunu, söz konusu raporlarda davalının müvekkili ile ticari alışveriş içinde olduğu ve bu alışverişten doğan borçları olduğunun ortaya konduğunu ve davaların kabulüne karar verildiğini, hal böyleyken taraflarına temel ilişkiyi kanıtlama imkanı verilmeden, bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şayet gerekli incelemeler yapılsaydı müvekkili ile davalı borçlu arasında temel borç ilişkisinin mevcut olduğunun ortaya çıkacağını ancak taraflarına davayı ispat etmek için imkan tanınmadığını, bu nedenle de hukuka aykırı bir hüküm tesis edildiğini, ek olarak davalı taraf aynı alacağa ilişkin olarak müvekkili tarafından aleyhlerine birbirinde farklı birçok dava ikame edilmiş olduğunu, bu davaların aynı alacağa ilişkin benzer talepler olduğunu iddia ettiğini, ancak davalının işbu beyanlarının da gerçeği yansıtmadığını, Davalı dava dışı,  ... şirketlerinin hesaplarında keyfi kayıt yapıldığını iddia etmişse de dava dışı şirketler ile işbu dosya alacağının hiçbir ilgisi bulunmadığını, davalının müvekkili ile aynı grup içerisinde yer alan diğer şirketler ile de davalının ticari ilişkisi mevcut olduğunu, davalının, diğer şirketlere olan borçlarını da ödememiş olması nedeni ile davalı aleyhine bambaşka alacaklılar tarafından da takipler başlatıldığını, davalı işbu dosyalara da itiraz etmiş olması nedeni ile başkaca itirazın iptali davaları da mevcut olduğunu, ancak işbu alacakların huzurdaki dosya alacağı ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, söz konusu alacağın müvekkili ile davalı arasındaki ilk borç ilişkisi olmadığını ve bu husus az önce zikredilen dava dosyalarından alınan bilirkişi raporlarıyla ortaya konduğunu, davalı tarafça süreci uzatmak ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla temel borç ilişkisine dair itiraz edilmişse de ilk derece mahkemesince ticari defterlerin incelenmesi ve ilgili tüm dosyaların celp edilmesi gerekirken bu hususların ihmal edilerek adeta temel borç ilişkisinin ve davanın ispat etme imkanının ortadan kaldırıldığını, açıklanan tüm bu nedenlerle yapılacak istinaf incelemesi sonucunda haksız ve hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve neticede davanın kabulüne karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, senedin düzenlenmesine esas temel ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Davacı vekili, davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden  alacaklı olduklarını, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden başlattıkları takiplere davalının itiraz ettiğini beyan ederek itirazların iptalini, takiplerin devamını, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, öncelikle yetki itirazında bulunarak davacının takibe konu ettiği senetlerin  zamanaşımı sürelerinin dolmasıyla alacak talebinin hukuki dayanaktan yoksun hale geldiğini, müvekkilinin ciranta olduğundan temel borç ilişkisinden sorumlu tutulamayacağından bahisle davanın  öncelikle usulden reddini, aksi kanaatte ise esastan reddini, müvekkili lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı borçlunun borca itiraz ederek taraflar arasındaki temel ilişkiyi de inkar etmiş olduğu, bu kapsamda temel borç ilişkisinin para borcundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı da uyuşmazlık konusu olduğundan takiplerin borçlunun ikametgahı mahkemesinde başlatılması gerektiği gerekçesi ile, özel dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş  ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davacı tarafın istinaf sebepleri davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin var olduğuna ve para borcunun bu ilişkiden kaynaklandığına,  temel ilişkiyi kanıtlama imkanı verilmeden, ticari defterler incelenmeden, bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, davacı ile davalı arasında düzenlenen faturalar, sevk irsaliyeleri, davalının cari hesap ekstresi, BA-BS kayıtları, tarafların ticari defterleri incelendiğinde alacağının varlığı ve davanın haklılığının ortaya çıkacağına, bu doğrultuda icra takibi ve akabinde davanın TBK m.89 uyarınca alacaklının yerleşim yerindeki görevli mahkemede başlatılmasının mümkün olduğuna ilişkindir. Türk Ticaret Kanunu’nun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı alacak, temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir. Zira, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte bonoya dayalı talep hakkı kendiliğinden sona ermemektedir. Bu itibarla bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde dahi bonoya  dayanılarak borçluya karşı takip yapabilir. Böylesi bir istemi içeren alacak veya itirazın iptali davalarında, gerek temel ilişkinin varlığını ve niteliğini, gerekse, o ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğunu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü, davacı tarafa aittir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olmakla birlikte genel hükümlere göre görülüp karara bağlanır. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun icra takibi yapılmış olması ve yasal sürede vaki itiraz ile durmuş bir icra takibinin bulunması zorunludur. İcra takibine karşı yetki itirazında bulunulduğu takdirde itirazın iptali davasına bakan mahkeme kendi yetkisinden önce icra takibine yönelik yetki itirazını hadise şeklinde inceleyerek karara bağlayacaktır. Genel haciz yolu ile ilamsız takiplerde yetkili icra dairesi, İİK 50/1 maddesinde \"Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.\" şeklinde hüküm altına alınmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesidir.  Aynı Yasa'nın \"Sözleşmelerden doğan davalarda yetki\" başlıklı 10. maddesinde, sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği  hüküm altına  alınmıştır. HMK'nın 10. maddesinde belirtilen sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin yetkili olabilmesi için taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunun ispatlanması gerekmektedir.  Taraflar arasındaki hukuki ilişki veya sözleşmenin varlığı alacaklı tarafça ispatlanamadığı takdirde, yetkili icra dairesi HMK'nın 10. maddesi ile TBK'nın 89. maddeleri uyarınca belirlenemeyecektir. Ayrıca alacaklı tarafça, alacağın konusunu teşkil eden temel hukuki ilişki ispatlanamaz ise, alacaklının bu hukuki ilişkinin varlığına dayanarak kendi ikametgahında icra takibi yapmasına da yasal olanak bulunmamaktadır. Bu durumda yetkili icra dairesi, genel kural gereği borçlunun ikametgahı olan yer icra daireleri olacaktır.Somut olayda, davacı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişki, ciro silsilesi ve bu kapsamda verilen senetler nedeniyle alacaklı olunduğu ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı, temel ilişkinin ispatı konusunda BA-BS formları, tarafların ticari defter ve kayıtları ile bu kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi deliline dayanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda icra müdürlüğünün yetkisinin değerlendirilebilmesi için  akdi ilişkinin bulunup bulunmadığı noktasında taraf delillerinin toplanıp tarafların sunduğu deliller değerlendirilerek, gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak taraflar arasında akdi ilişki bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Mahkeme tarafından davacı şirketin 2018 ve 2019 yıllarına ait BA ve BS kayıtlarının celbi ile yetinilmiş olup taraflara ait ticari defter ve kayıtların ibrazı ve bu defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması hususunda herhangi bir ara karar kurulmadığı görülmüştür. Mahkemece davacıya aralarındaki akdi ilişkinin varlığını kanıtlama olanağı tanınıp delillerinin eksiksiz bir şekilde toplandıktan ve değerlendirildikten sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verildiği şekilde gerekirse ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi de yapılması neticesinde davacı ile davalı arasında akdi ilişkinin bulunduğunun saptanamaması durumunda, HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesinin  yetkili olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir tahkikat ve  değerlendirme yapılmadan   eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebepler doğrultusunda kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4,6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;  <br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; -İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/03/2025 tarih  ve 2024/819 Esas - 2025/207 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4,6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br>\t<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae272208834443fe","SID":"b068e142a2a9f2bd"}}