{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1735 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1893 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2022/431 Esas -  2025/536 Karar <br>TARİH:  17/06/2025<br>DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 13/11/2025                                                            <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin bir adet mikser cinsi makineyi dava dışı müşterisi Ünilever şirketine fatura bedeli 724.735,20 TL karlığı satışını yaptığını; emtianın İstanbul-Konya taşımasının gerçekleştirilmesi için araç sürücüsü davalı ile 17.07.2021 tarihinde ve 14525 nolu irsaliye kapsamında sevki için taşıma sözleşmesi yapıldığını; aynı tarihte ... plaka sayılı kamyona yüklemesinin yapıldığını ve teslimat adresine sevk edildiğini, yapılan taşıma sırasında 17.07.2021 tarihinde 17:40 saatlerinde Bilecik-Eskişehir Karayolunun 72,45. Km'sinde nakliye aracının yolda seyir halinde virajı aldığı sırada müvekkili şirkete ait makine emtiasının araç üzerinden kayarak yol düşmesi sonucu kaza meydana geldiğini, trafik kaza tutanağına göre davalının 52/1-b kusuru bulunduğunu ve buna göre aracın hızını yük ve teknik özelliğine göre yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiğini; somut olayda davalı taşıyıcının yüke gerekli özeni göstermediğini, Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve Boyut Ölçüm Toleransları Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığını, yükü araç üzerine sabitlemediğini; kaza sonrası emtianın tekrar yüklemesinin yapılarak Gebze-Kocaeli bölgesindeki müvekkili şirketin tesislerine geri taşındığını, emtia üzerinde ekspertiz çalışmasının yapıldığını; ileri sürerek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 1.000,00 TL tazminatın müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu; müvekkilinin kazanın oluşmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, yükleme ve yükün araçtan tahliyesi işlemlerini üstlenmediğini, müvekkilinin taşıma konusu emtianın yüklenmesi konusunda gerekli özel bilgiler konusunda uzmanlığının da bulunmadığını (TTK m.863, 864 ve 862);kazanın yükün kasa içine sabitlenmemesinden kaynaklandığını, yüklemenin gönderen/davacı tarafça yapılmış olmasına göre kusurun da tamamen davacı yanda olduğunu; davacının makine emtiasının kaza sonrası tamamen kullanılamayacak duruma geldiğini ifade etmesine rağmen bunun hasar tespiti ile belirlenmesi ve sovtaj değerinin mahsubu gerektiğini; müvekkilinin nakliye bedeli olarak 3.363 TL karşılığı anlaştığını, TTK gereği sorumluluğunun 8,33 SDR ile sınırlı olduğunu; İleri sürerek davanın reddi ile yargılama gider ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 17/06/2025 tarih ve 2022/431 Esas -  2025/536 Karar sayılı kararında; \"Huzurda görülen dava taşıyıcının kusuru nedeni ile tazminat istemine ilişkindir.Davacı tanığı Emrah İlpars mahkememiz huzurunda verdiği beyanında; \"Ben davacı şirkette yaklaşık 2 sene ustabaşı olarak çalıştım, yaklaşık 3 ay önce davacı şirketten ayrıldım, bana sormuş olduğunuz taşıma işinin yapıldığı sırada ben davacı şirkette çalışıyordum, benimle bir arkadaşım vinç yardımıyla taşınacak olan mikseri davalının kamyonuna yükledik, davalı bizzat mikseri kamyon üzerine tek bir halatla bağladı ben tek halatın yetmeyeceğini, mikseri daha fazla halatla sabitlemesi gerektiğini söylememe rağmen davalı bu işlemi yapmadı, yükleme esnasında davacı şirketin patronu ... Bey'de oradaydı, ... Bey yükleme işlemine karışmazdı ancak ... Bey'in yeğeni olan ve şirkette çalışan Buğra'da yükün daha fazla iple sabitlenmesi gerektiğini davalıya söyledi, davalı ilk defa mı yük taşıyorum diyerek sabitleme işini yapmadı dedi.Davacı vekilinin istemi üzerine soruldu: mikser yuvarlak olduğu için kamyon hareket halende iken yuvarlanmasın diye mikserin altına şase yaptık, söz konusu şase ile birlikte mikseri kamyona yükledik\" dedi.Davacı tanığı ... mahkememiz huzurunda verdiği beyanında; \"Ben davacı şirkette satın alma işlerini yapıyorum, yaklaşık olarak 8 yıldır şirkette çalışmaktayım, bana sormuş olduğunuz olaya ilişkin yükleme yapılırken bizzat yükleme yerinde bulunduğum için olaya vakıfım, yükleme yapılmadan önce mikser yuvarlak olduğu için mikserin sabit kalması için şase yaparak şase ile birlikte mikseri vinç yardımıyla kamyona yükledik, daha sonra davalı sadece bir ya da iki yerinden mikseri kamyona sabitledi, yükleme sırasında yaklaşık 3, 4 kişiydik hepimiz mikserin sabitlenmesi için daha fazla bağlantı yapılması gerektiğini davalıya söyledik, davalı ben bu işi 40-50  yıldır yapıyorum, bu mikseri nasıl sabitleneceğini benden iyi bilemezsiniz diyerek ekstra sabitleme işini yapmadı, patronun olaya ilişkin herhangi bir müdahalesi olmadı\" dedi.Dosyaya 01/02/2023 tarihinde sunulan bilirkişiler...tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; \"Taraflar arasındaki ihtilaf ise yüklemenin kime ait olduğu, taşıyıcının nezaret yükümlülüğü ve araç üzerine sabitlemenin gereği gibi yapılmaması ve kazaya neden olmasından dolayı sorumluluğun hangi tarafta olduğu ve hasar miktarı hususlarında olduğu; somut olayda araç yükün kayması nedeniyle kaza yapmış olduğuna göre işletme güvenliğine uygun bir sabitleme yapılmamış olduğu, araç üzerinde tekbir yük olmasına göre görünüşüne göre (CMR m.8) yapılacak kontrollerde de bu durumun davalı taşıyıcı tarafından anlaşılabilecek bir husus olmasına rağmen itirazı kayıt ileri sürmeden, işletme ve seyir güvenliğini tehlikeye atarak (TTK m.863) sevkiyatı başlatan taşıyıcının dava konusu hasardan sorumlu olduğunun değerlendirildiği; somut olaya konu kaza tarihinde (kaza cumartesi günü olmasından dolayı bir önceki 16.07.2021) TCMB kurlarına göre bir SDR— 12,1229 TL olduğundan (66.640x12,1229)-870.870,06 TL davalı taşıyıcının sorumluluk sınırı olduğu; eksper raporundaki hesaplama yöntemi belgelere ve faturalara dayandığı için yeterli görülmekle birlikte davalının eksik sigorta ve poliçe gereği uygulanan muafiyetten yararlanma imkânı bulunmadığı, buna karşılık eksper raporunda gerekçesi belirtilmeyen sovtaj değeri yokluğuna itibar edilmeyerek %20 takdir sovtaj indirimiyle dava konusu gerçek hasar bedeli olan 336.097, 49 TL'den davalının davacı şirkete karşı sorumlu olduğu değerlendirilmektedir.\" hususları tespit edilmiştir. Dosyaya 08/08/2024 tarihinde sunulan bilirkişiler...tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunda; \"Taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi bakımından yukarıda açıklanan gerekçelerle Kök Raporda beyan edilen görüş ve kanaatlerde bir değişikliğe gidilmesinin yerinde olmadığı; sayın Mahkemenin emtianın tamir edilerek alıcıya teslim edildiği hususunun tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınması olgusunun, takdir sovtaj indirimi dolayısıyla dikkate alındığı; zira eksper raporunda emtianın sovtaj değerinin bulunmadığı beyan edilmesine rağmen Kök Raporda %20 oranında takdiri sovtaj indiriminin yapılmasının yerinden olacağı kanaati beyan edildiği, bu kanaate varılmasında özellikle hasarlı parçaların tamirat sonrası davacı şirkette kalacak olmasının dikkate alındığı; sayın Mahkemenin bu takdiri kendisinin de yaparak sovtaj miktarını (%40'a kadar) yükseltebileceğinin değerlendirildiği; \" hususları tespit edilmiştir. Dosyaya 02/03/2025 tarihinde sunulan bilirkişiler...tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; \"Dava konusu kazada hasar gören emtianın kaza tarih itibari ile sovtaj değerinin ortalama yaklaşık 84.024,37 TL olduğu, 07/02/2023 tarihli rapordaki görüşün isabetli bulunduğu, eksper raporunda onarım sonrası kullanmayan malzemenin sovtajının değerlendirilmemiş olmasının ise isabetli bulunmadığı \" hususları tespit edilmiştir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 1 adet mikser tankı emtianın İstanbul'dan Konya'ya taşınması için anlaşmaya varıldığı, araç üzerine tek yük olarak yüklenen mikserin seyir halinde iken virajda merkezkaç kuvvetinin etkisiyle aracın üzerinden düştüğü, mikserin bu nedenle zarar gördüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkememizce dinlenilen davacı tanık beyanlarında da belirtildiği üzere taşımaya konu emtia davacı tarafından araca yüklenmiştir. TTK'nın 863. maddesinin birinci fıkrasına göre; sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Taşıyıcının ise yüklemenin işletme güvenliğine uygun olarak yapılmasına nezaret borcu bulunmaktadır. Somut olayda yükleme ve istif sorumluluğunun tarafların anlaşmasında aksi yazılmamış olması nedeniyle davacı tarafa ait olduğu, davalının ise yüklemenin işletme güvenliğine uygun olarak yapılmasına nezaret borcu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişiler ... tarafından dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporunda işletme güvenliğine aykırı yüklemeye rağmen davalı tarafından sevkiyata başlandığından davalının tüm zarardan sorumlu olduğu belirtilmiş ise de tarafların zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlarının bulunduğu; TTK'nın 863. maddesi gereğince davacının eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca yüklememesi nedeni ile zararın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu olduğu; davalının ise nezaret borcuna aykırı davranması nedeniyle zararın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. (Aynı yönde karar için bknz; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/8233, K. 2023/2184 sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/2429, K. 2024/5293 sayılı kararı)Bilirkişi heyeti tarafından davacının gerçek zararı, takdiren %20 oranında uygulanan sovtaj indirimi sonucunda 336.097,49 TL olarak hesaplanmıştır. Dosyada mübrez ekspertiz raporu ile bilirkişi kök ve ek raporu arasında dava konusu emtianın sovtaj değeri konusunda çelişki olduğu anlaşıldığından  mahkememizce çelişkinin giderilmesi için 3 makine mühendisinden oluşan bir bilirkişi heyeti oluşturulmuş olup bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/03/2025 tarihli raporda da yapılması gereken sovtaj indiriminin %20 oranında olduğu tespit edilmiştir. Tekniğine uygun ve denetime elverişli düzenlendiği kabul edilen 02/03/2025 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda sovtaj indirimi takdiren %20 olarak uygulanmış olup bilirkişiler tarafından hesaplanan 336.097,49 TL tutarındaki gerçek zararın davalının kusuruna isabet eden 168.048,74 TL'sinden davalının sorumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı tarafından 10/04/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 336.097,49 TL olarak ıslah edilmiş olup davalı tarafından süresi içerisinde ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulmuştur. TTK'nın 855. maddesinde zamanaşımı düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin 1. fıkrasında zamanaşımı süresi 1 yıl olarak düzenlenmiş olup aynı maddenin 5. fıkrasında ise taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı meydana gelmesi durumunda ise zamanaşımı süresinin 3 yıl olacağı düzenlenmiştir. Dosyada mübrez kaza tespit tutanağı incelendiğinde dava konusu kazanın tek taraflı trafik kazası olduğu ve kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı araç sürücüsünün, aracının hızını aracın yük ve teknik özelliğine uygun belirlememesi ve nezaret yükümlülüğüne aykırı davranması nedenleri ile davalının zararın meydana gelmesinde pervasız davrandığı, dava konusu olayda 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Dava konusu hasar 17/07/2021 tarihinde meydana gelmiş olup trafik kazası sonrasında taşımaya konu mikser davacıya geri getirilmiş olup mikser gönderilene hiç teslim edilmemiştir. Bu nedenle zamanaşımı süresinin gönderilene ulaşması gereken tarihinden itibaren hesaplanması gerekmekte olup zamanaşımı süresinin taşıma süresi de dikkate alınarak 18/07/2021 tarihinde başladığı mahkememizce kabul edilmiştir. Huzurda görülen dava kısmi dava olarak 25/04/2022 tarihinde açılmış olup davacı tarafından 3 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 10/04/2025 tarihinde dava değeri ıslah edilmiştir. Bu nedenle ıslah edilen tutar bakımından açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle açılan davanın 1.000,00 TL üzerinden kabulü ile 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\"gerekçesi ile, ''  1-AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ ile 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,   '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin içeriğinden yorum yolu ile davanın kısmi alacak davası olarak ikame edildiği ve zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile dosya 1.000.00-TL üzerinden karara çıkarıldığını; ayrıca süresi içerisinde bir cevap dilekçesi verilmediğini ve   geçerli bir zaman aşımı defi ileri sürülmemiş olmasına rağmen alacağın zamanaşımı nedeniyle reddedilen kısmı bakımından istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu,   6100 sayılı HMK’nun 31. Maddesi uyarınca yerel mahkemenin davayı kısmi dava olarak nitelendirmeden önce işbu davanın belirsiz alacak davası olarak mı kısmi alacak davası olarak mı ikame ettirildiği hususunun  aydınlattırılması gerektiğini, ayrıca davalı ihbar olunan tarafça dahi cevap  dilekçesinde; \"Bu doğrultuda değer kaybı bedelinin belirlenemez olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Dolayısıyla huzurdaki talebin belirsiz alacak davası olarak ileri sürülmesi hukuken mümkün değildir. Diğer bir anlatımla davacı tarafın asgari talebini belirleyemediği iddiası ile talepleri kendi içerisinde çelişmektedir. Bu itibarla huzurdaki davada değer kaybı talep edilerek belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.\" şeklinde açıklamalarda bulunduğunu; davalı tarafından süresi içerisinde sunulan bir cevap dilekçesi ve zamanaşımı defi olmadığı dikkate alındığında yalnızca ıslah dilekçesine karşı ileri sürülen beyanlar neticesinde zamanaşımı bakımından karar verilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil edecek nitelik taşımakta olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas 2015/22-1052, K. 2015/1612, T. 17.6.2015), Yargıtayın yerleşik içtihatlarından açıkça görüleceği üzere dava dilekçesinde tam olarak aydınlatılmadığından bahisle akabinde taraflarca söz konusu davanın belirsiz alacak davası  olarak açıldığı anlaşılıyor ise  devamında da ıslahın belirsiz alacak olarak yapılması halinde söz konusu davanın  belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi gerekmekte olduğunu, hal böyle olunca ilk derece mahkemesinin söz konusu davanın kısmi dava olarak ikame edildiğinden bahisle  kalan kısım bakımından reddedilmesinin  hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil edecek nitelikte olduğunu, bir anlığına alacaklarının zamanaşımına uğradığı düşünülse dahi davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT kapsamında  taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını,  AAÜT'nin ; \"Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret\" başlıklı 13. Maddesinin 3. Fıkrasında; \"Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.\" şeklinde belirlendiğini, mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine aykırılık teşkil edecek nitelikte olduğunu; kabul anlamına gelmemek ile birlikte  davalı tarafın  bir anlığına vekalet ücretine hak kazandığı düşünülse dahi Mahkemece kabul edilen tutardan daha fazla olamayacağını, maddi tazminat talepli açılan davalarda dava kısmen reddedildiği zaman, karşı taraf vekiline hükmedilecek vekalet ücretinin, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretini geçemeyeceğini (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/8531 Esas 2021/14222 Karar 13.10.2021 tarihli kararı), tüm bu nedenlerden ötürü ilk derece mahkemesinin söz konusu kararına bu yönüyle de itiraz etme gerekliliğinin doğmuş bulunmakta olduğunu, İleri sürerek,  arz olunan ve resen belirlenecek nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak  talepleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesini, istinaf giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine konu etmianın hasarlanması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın  1.000,00-TL yönünden kabulüne, ıslah ile arttırılan tutar bakımından zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı  tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; gerekçeli kararda istinaf başvurusuun nereye yapılacağının bildirilmemesinin hatalı olduğu, dava dilekçesinde davanın kısmi dava olarak açıldığına dair bir ibare bulunmamasına rağmen mahkemece HMK 31 maddesine göre bu konuda taraflarına açıklama yaptırılmaksızın yorum yolu ile davanın kısmi dava olduğunun kabul edilmesinin ve ıslah dilekçesi ile arttırılan kısım bakımından davanın zamanaşımından reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, davanın kısmi dava olarak açıldığını kabul etmemekle birlikte, aksi düşünülse dahi davalı lehine, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini aşan tutarda vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu yönündedir. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Davacı yanın dava dilekçesinde, davanın kısmi dava mı belirsiz alacak davası mı olduğunu açıklamaksızın fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00-TL tazminat talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde alınan son bilirkişi raporu akabinde sunduğu, 10/04/2025 tarihli dilekçesi ile,  \"dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkil şirketin  alacağı için talep sonucumuzu aşağıdaki bedel nispetinde kesinleştiriyoruz/ıslah ediyoruz.\" beyanı ile  \"fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla talep sonucumuzu kesinleştirme/ıslah talebimizin kabulü ile, 336.097,49-TL alacağın  zararın meydana geldiği tarihten itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine\" karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Eldeki dava  taşıma konusu emtianın hasarlanması nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, davacı tarafından alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün değildir. Eldeki davanın niteliği, davacının dava dilekçesinde davasının kısmi dava olduğuna dair bir açıklamasının bulunmaması karşısında, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi isabetsiz olmuş, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.  Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davacının gerçek zararının sovtaj indirimi ile  birlikte 336.097,49 TL olduğu, kök ve ek raporlar ile ekspertiz raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için 3 makine mühendisinden oluşan bir bilirkişi heyetinden alınan son rapor ile tespit edilmiştir. Yine mahkemece gerekçesi açıklanmak suretiyle; davacıya ait emtianın davalı tarafından taşınması sırasında araç içerisinde kayması sonucu hasar gördüğü, yükleme ve istifleme gönderici davacının sorumluluğunda olmakla birlikte, tek taraflı kaza sonucu oluşan hasarda davalı şirket ifa yardımcısı olan sürücünün de kusurunun bulunduğu, buna göre meydana gelen hasarda tarafların %50'şer oranda kusurlu oldukları, davalının gerçek zarar tutarının yarısına tekabül eden 168.048,74-TL tutarında tazminattan sorumlu olduğu kabul edilmiş olup, gerçek zarar ve kusur durumuna ilişkin mahkeme tespitleri dosya kapsamı delillere uygundur. Davanın belirsiz alacak davası olduğuna, buna göre tazminat alacağının tamamı bakımından zaman aşımının dava tarihi itibariyle kesileceğine dair dairemiz tespiti karşısında mahkemece davanın 168.048,74-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, talep arttırımına ilişkin dilekçe tarihi itibariyle arttrılan kısım yönünden zamanaşımının dolduğu gerekçesi ile davanın 1.000,00-TL üzerinden kabulüne, aşan kısmın zamanaşımından reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacının bu yöndeki istinafı haklı bulunmuştur. <br>Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun kabulüne, toplanacak delil ve yapılacak başkaca tahkikat işlemi bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,<br> Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/06/2025 tarih ve 2022/431 Esas 2025/536 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile 168.048,74-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine,<br> İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 11.479,41-TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 80,70-TL peşin harç ve 5.722,63 ıslah harcı toplamı olan 5.803,33-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.676,08-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan peşin harç ve tamamlama harcı toplamı 5.803,33-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 21.079,45-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 10.539,73-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin kabul ve red oranına göre 660,00-TL'lik kısmının davalıdan, 660,00-TL'lik kısmının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: <br>11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 14-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 13/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8fa58256873af70f","SID":"03d88a1ccc3c5085"}}