{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1023 <br>KARAR NO\t: 2025/1531<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/02/2023<br>ASIL DAVA\t: 2021/780 E. - 2023/149 K.<br>BİRLEŞEN 2021/781, 2021/782, 2021/783, 2021/784 E. SAYILI DAVALARDA;<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>    Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'in ... Uluslararası Tekstil Yatırım A.Ş. ve ... Tekstil San. Tic. A.Ş.'nin sahibi olduğunu, ...'in ise ilgili firmalarda yönetici sıfatı ile görev yaptığını, 08.06.2017 tarihinden önce kanser teşhisi konulan müvekkili ...'in hastalığı nedeniyle ilgili şirketteki hisselerini ...'e devrettiğini, bunun üzerine mevcut şirketler bakımından finansal anlamda zorluklar çıkmaya başladığını, müvekkili ...'in ağabeyi ve davalıların babası olan ... ...'un, firma alacaklılarına ödeme yapacağı taahhüdünde bulunarak 09.07.2018 tarihinde müvekkillerine, menfi tespit davasına konu bonoları da kapsayan protokol, sözleşmeler ve emre yazılı senetler imzalatıldığını, müvekkillerine, bonolara ilişkin 09.07.2018 tarihinde bir de sözleşme imzalatıldığını, ödendiği iddia edilen senetlerin, müvekkillerinden ...'e ait ... Tekstil San. Tic. A.Ş. tarafından ... ...'a ait ... ... ... Giyim A.Ş.'ye gönderildiğini ve gönderilen meblağ ile ilk senedin borcunun ödendiğini, 09.07.2018 keşide ve 31.07.2018 vade tarihli 1.000.000 TL bedelli ve 09.07.2018 keşide ve 30.11.2018 vade tarihli 1.000.000 TL tutarındaki bir dizi bononun ilk ikisinin ödendiğini, dolayısıyla müvekkillerinin ilgili bonolar kapsamında herhangi bir borcunun bulunmadığını, İstanbul Anadolu 1.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası kapsamında müvekkilleri aleyhine takibe konu mezkur bono ve dizideki diğer senet metinlerinde yer alan \"İşbu emre yazılı senet vadesinde ödenmediği takdirde müteakip bonoların da muacceliyet kesbedeceği\" ibaresinin geçersiz olduğunu, \"muacceliyet şartı\" olarak adlandırılan işbu kaydın bono üzerine konulduğu durumlarda kaydın geçersiz olduğunun Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları ile öğretide yazarların büyük çoğunluğu tarafından kabul edildiğini, bir'an için müvekkillerinin davalıların iddia ettiği miktarda davalılara borçlu olduğu düşünülse dahi takibe konu 09.07.2018 keşide ve 30.02.2019 vade tarihli 1.000.000 TL tutarındaki bono ödenmediğinden mezkur bonoyu takip eden vadesi gelmemiş bonoların da muaccel hale gelmeyeceğini, sözleşmede bahsi geçen borçların ödeneceği sözleşmenin tarafları olan davalılar tarafından değil dava dışı ... ... tarafından taahhüt edildiğini, dolayısıyla alacak hakkının mevcut olduğuna dair bir iddia var ise bu iddianın sözleşmede belirtilen mezkur borç ile herhangi bir ilgisi olmayan davalılar tarafından değil dava dışı şahıs tarafından ileri sürülmesi ve talep edilmesi gerektiğini, yine taahhüt edilen ödemelerin dava dışı şahıs tarafından gerçekleştirilmediğini, müvekkili ...'in borçlu sıfatına haiz olduğu sözleşmede ismi geçen kişi ve firmalar tarafından aleyhine açılmış 100'den fazla davasının mevcut olduğunu, yine sözleşmede yer alan ... Tekstil'e ve Ak Tekstil'e çok borcu ve cari hesap borcu olmak üzere ödeme yapıldığını, müvekkillerinin davalılar ile herhangi bir borcu da bulunmadığını, dolayısıyla davalının kötü niyetle söz konusu icra takibini başlatması sonucunda müvekkillerinin borçlu olmadığı bir meblağı ilgili icra takibinin kesinleşmesi üzerine cebri icra tehdidi ile ödemek zorunda kalmaması amacıyla huzurdaki davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, TTK 776/1-b maddesinde kanun koyucu bono için kayıtsız - şartsız bir bedel ödeme vaadini içeren taahhüt olduğunu ifade ettiğini, bononun temel olarak TBK 18. maddesi anlamında borç tanıması içeren bir kambiyo senedi olduğunu, kambiyo senedinin taraflar arasında temel bir ilişkiye dayandığını, dava konusu olayda borç ilişkisine girilen kişinin müvekkili ...'in abisi ... ... olduğunu, taraflar arasında bir borç ilişkisinin bulunmadığı bir durumda bile bu ilişkinin hatır ilişkisi olduğunun kabul edildiğini iddia ederek, müvekkillerinin alacaklılar ile hukuki bir ilişkisi bulunmadığından ve bu sebeple kambiyo vasfını haiz olmayan 30.04.2019 vade tarihli 2.000.000 TL'lik bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, akabinde ilgili bononun iptaline, müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yapılması halinde ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava ettiğini, Davacı vekilinin, 2021/781 esas sayılı davanın dava dilekçesinde özetle, asıl davadaki iddialarını tekrarlayarak kambiyo vasfını haiz olmayan 30.07.2019 vade tarihli 1.829.069,00 TL bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, akabinde ilgili bononun iptaline, müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yapılması halinde ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:<br>Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların daha önce İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2019/145 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açtıklarını, bu davanın zorunlu arabuluculuk şartı sağlanmadığından usulden reddine karar verildiğini, davacıların yine arabuluculuk yoluna başvurmaksızın işbu davaları açtıklarını, TTK'nin 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğundan tüm davaların usulden reddine karar verilmesini, esasa ilişkin olarak da, bonoların sebepten mücerret olduğunu, davacı ...'un davalıların amcası, davacı ...'in ise davalıların kuzeninin eşi olduğunu, davacılar ve dava dışı ortakları Mustafa İrşat Kanca'nın 2017 yılı Aralık ayında davalı ve davalıların babası ... ...'tan firmalarının borcunun ödenmesi konusunda yardım istediklerini, daha önce de olduğu gibi davalıların babası ... ...'un davacıların borcunun ödemek için nakit parası olmadığından davacıların borcunu ödemek için gayrimenküllerini davacıların alacaklarına sattığını, bir kısım davacıların alacaklarına da kendi ve yetkilisi olduğu şirket adına senet verdiğini, davacıların istemi üzerine, işbu davalara konu bonoların alacaklıları olarak davalıların isimlerinin yazıldığını, bu bulunduğunu, davaya konu bonoların düzenlenmesinden çok önce davalıların babasının davacıların borcunu ödediğini, davacıların İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında hiçbir ödeme yapmadıklarını, yaklaşık üç yıldır bu dosyadan herhangi bir tahsilat yapılamadığını, davacıların tacir olduğunu,... gibi firmalara çok daha büyük miktarlarda çek, bono verdiklerini yani davacıların koru ile herhangi bir sözleşme veya metin imzalamalarının söz konusu olamayacağını, protokollerin haftalarca davacılarla müzakere edildiğini, davacıların protokol üzerinde yapmak istedikleri değişiklikleri e-posta ortamında gönderdiklerini, bu isteklerinin protokollere eklendiğini, senetlerin imzalanmasından bir ay sonra 16-19 Eylül 2018 tarihinde davalıların babası ile davacılar ve davacı ...'in eşi ...'in davalıların babasının masraflarını üstlendiği Milano Micam Fuarında bir arada yer aldıklarını, bu durumun oluşturulan çalışma düzenini gösterdiğini, senetlerin davacıların şirketlerinin borcuna karşılık olduğunu davacıların mesajlarında ve telefon görüşmelerinde belir netlerin dayanağı olmasa bu şekilde detaylı protokol imzalanmayacağını, senetlerin imzalanmasından birkaç gün sonra ... A.Ş.'ye toplantıya gidilerek, davacıların şahsi senetlerinin bedeline karşılık davalıların babasının şirketi adına kayıtlı taşınmazın devrinin gerçekleştiğini, bu toplantıda davacıların bizzat hazır bulunarak ... A.Ş. İle akdedilen sözleşmeyi imzaladıklarını, sonrasında ... A.Ş.'ye olan 2.350.000 TL borç yönünden de uzlaşma sağlandığını, protokolde taşınmaz devirlerinde sorun çıkması halinde borcun  altına alındığını, davalıların babasının senet bedellerinden çok daha yüksek meblağlarda borcu ödemek zorunda kaldıklarını, davacıların herhangi bir mal varlığının bulunamadığını, davacıların borçlu olduğu ... Tekstil'e borç ödenmiş olup, davacıların şirketinin pek çok kalem daha borcu olduğunu, dolayısıyla alacaklı tarafından dava edilen çek bedelinin başkaca borçlara ait olduğunu, davaya konu bonoların yalnızca bir tanesinin icra takibine konulduğunu, senetlerle ilgili İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2019/116 esas sayılı dosyasındaki davanın senetlerin korkuyla imzalatıldığı iddiasından 9 ay sonra açıldığını, davacıların şikayette bulunduğu İst. Anadolu CBS'nin 2018/197809 esas ve 2018/197816 sor. Sayılı dosyaların ikisinin de KYOK'la sonuçlandığını, kararın 20.03.2019 tarihinde kesinleştiğini, senetlerin bedelsiz olduğunu  ispat yükünün davacıların üzerinde olduğunu, bu nedenle davanın reddini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi 2021/780  esas,  2023/149 karar sayılı, 23/02/2023 tarihli  kararı ile; \"Davacıların ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerin borçlarının üstlenilmesi/ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığı ve taraflar arasında 09/07/2018 tarihli protokol yapıldığı, davalıların babası tarafından davacıların alacaklılarına protokol öncesinde taşınmaz devri olarak yapılan ödemeler sonucu toplam 12.729.069,00 TL ödeme yapıldığı, davacıların da protokolde bu durumu kabul ettikleri ve yapılan ödemelere karşılık dava konusu bonoları verdikleri ancak işbu menfi tespit davalarının açıldığı görülmüştür. Bono, sebepten mücerrettir. Bonolar yapılan ödemelere istinaden verildiğinden ihdas nedeni olarak nakden kaydı bulunmaktadır. Davalıların beyanlarında talil anlamında açıklama bulunmamaktadır. İspat yükümlülüğü davacılarda olup, bonoların ödeme karşılığında verilmediğini iddia eden davacıların bu iddialarını usulüne uygun delillerle ispat etmeleri gerekir. Davacıların iddialarını ispat edemedikleri anlaşıldığından, 2021/780 Esas sayılı Asıl Davanın REDDİNE,2-2021/781 Esas sayılı Birleşen Davanın REDDİNE,3-2021/782 Esas sayılı Birleşen Davanın REDDİNE,4-2021/783 Esas sayılı Birleşen Davanın REDDİNE,5-2021/784 Esas sayılı Birleşen Davanın REDDİNE\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, müvekkillerin ortak ve yöneticisi oldukları şirketlerin borçlarının davalıların babası ... ... tarafından ödeneceğinin üstlenilmesi karşılığında dava konusu bonoları da kapsayan protokol, sözleşme ve emre yazılı senetlerin imzalanması, ancak ödemelerin gerçekleşmemesi, müvekkiller ile davalılar arasında herhangi bir hukuki ilişki kurulmaması ve müvekkillerin herhangi bir borcunun bulunmaması üzerine açılan menfi tespit davasını, ispat yükünün kendilerinde olduğu ve iddialarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle reddet kararını kabul etmediklerini, hukukta menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak davalı alacaklıya ait olduğunu, davacının hukuki ilişkiyi inkar etmesi durumunda ispat yükünün davalıya geçeceğini, dolayısıyla yerel mahkemenin ispat yükünü yanlış tayin ettiğini, müvekkiller ile davalılar arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, ticari ilişkilerin davalıların babası ... ... ile kurulduğunu, sözleşme ve protokoller kapsamında taahhütte bulunan kişinin ... ... olduğunu, dava dışı ... ...'un kötü niyetle hareket ederek bonolarda çocuklarını alacaklı olarak gösterdiğini, kendilerinin alacaklı olduklarını iddia eden davalıların bu ticari ilişki içerisinde herhangi bir rolünün olmadığını, ... ...'un borçları ödeme taahhüdünü yerine getirmediğini, bu durumda müvekkiller ile ... ... arasındaki borç ilişkisinin hiç doğmadığını, bonolarda davalı çocuklarını alacaklı gösteren ... ...'un bu yolla sorumluluktan kaçınmayı düşündüğünü ve kötü niyetle taahhütlerini yerine getirmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte borç ilişkisinin varlığının kabulü halinde dahi tacir sıfatına haiz olmayan davalılar tarafından değil, dava dışı ... ... tarafından ileri sürülmesi gerektiğini, borçlar hukukundaki nispilik ilkesi gereğince borç ilişkisinin sadece taraflar arasında sonuç doğuracağını, ... ...'un müvekkillerin borcunu ödeme taahhüdüyle senetleri alıp, senetlerin lehtarı olarak davalıları alacaklı gibi düzenlemesinin hukuka aykırı ve dayanaksız bir işlem olduğunu, zira bononun borçlusunun kendisini alacaklı göstererek bono düzenlemesinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumda belgenin bono niteliğini kazanmayacağını, dilekçe ekinde sundukları senet görüntülerinde senetler üzerinde alacaklı olarak davalıların yazılı olduğunu ancak senedin alt kısmında el yazısı ile \"... Alperen, ..., ... tarafından ödendi.\" yazısının bulunduğunu, bunun ... ...'un ödemeyi alacaklı gösterdiği çocuklarına yaptığını gösterdiğini, müvekkiller ile davalılar arasında hukuki ilişki bulunmadığı, davalıların alacaklı olamayacağı, ... ...'un kötü niyetle hareket ederek müvekkilleri zor durumda bıraktığı ve müvekkillerin borcu bulunmadığının ortada olduğu, yerel mahkeme kararının hukuka uygun olmadığı ve hak kaybına yol açtığı gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:<br>Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;  bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan davacı borçluların, hem temel ilişkiyi, hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz olduğunu ispat edeceğini, bu ispat faaliyeti de ancak kesin delillerle yapılabileceğini, davacıları iddialarını hiçbir şekilde ispatlayamadıklarını, bu bağlamda mahkeme kararının yasaya uygun olduğunu beyan ederek, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/780  (Birleşen 2021/781, 2021/782 , 2021/783, 2021/784) E.- 2023/149 K.  ve 23/02/2023 tarihli usul ve yasaya uygun olarak verilen karara karşı yapılan haksız ve mesnetsiz istinaf kanun yoluna başvuru talebinin esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl ve birleşen davalar; İİK'nın 72. maddesi uyarınca bedelsizlik iddiasına dayalı olarak bonolar yönünden menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın ve birleşen davaların reddine karar verildiği, davacılar vekili tarafından ispat yükünün davalı taraflar üzerinde olduğu, bonolardan dolayı borçlu olmadıkları iddiaları kapsamında istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; asıl dava konusunun 30.04.2019 vade tarihli 2.000.000-TL bedelli bono, birleşen 2021/781 esas sayılı dava konusunun 30.07.2019 vade tarihli 1.829.069 TL bedelli bono, birleşen 2021/782 esas sayılı dava konusunun 30.04.2020 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli bono, birleşen  2021/783 esas sayılı dava konusunun 30.01.2020 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli bono, birleşen 2021/784 esas sayılı dava konusunun 30.07.2019 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli bono olup  davanın 29/11/2021 tarihinde ikame edildiği,  davacıların keşideci, davalıların lehtar olarak göründüğü, davacılar tarafından ödendiği iddia edilen 31/07/2018 tarihli 1.000.000-TL bedelli bono ile 30/11/2018 tarihli, 1.000.000-TL bedelli bonoların dava konusu olmadıkları tespit edilmiştir. Davacılar tarafından bonolar üzerindeki muacceliyet kaydı nedeni ile bonoların geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de bono metinlerinde, vadesinde ödenmediği takdirde müteakip bonoların muacceliyet kesbedeceği yönünde kayıt bulunması, bu senetlerin kambiyo senedi olma niteliğini etkilemeyeceğinden, muacceliyet koşulunun ayrıca bir sözleşmede belirlenmesi ile kaydın ilgililer yönünden sonuç doğuracağı, bononun zorunlu şekli unsurlarını ihtiva etmekle geçerli olduğu anlaşılmıştır.Dava dilekçesi ekinde sunulan ve davalılarca inkâr edilmeyen 09.07.2018 tarihli protokolün incelenmesinde; protokolün davacılar, davalılar ve dava dışı davalıların babası, davacı ...'un ağabeyi ... Alperen arasında düzenlendiği, sözleşmede, yeni kurulacak Mix Barnds markasının yarısının ...'e, yarısının Selçuk'a ait olacağı, kurulacak yeni markaların ürünlerini satacağı, 2. Maddede ... ...'e olan senet karşılığı imzalanmış borç ödemeleri bittikten sonra bu iş birlikteliğinin yeniden şekillendirileceği, 3. maddede ... liderliğinde kurulacak siste içinde ... şirketlerinin borçlarının ödenmesine yardımcı olunacağı, ... yeni kurulacak markaların büyümesine yardımcı olacakları, çaba ortaya koyacakları, ...  A.Ş. İle ilgili yapılacak firma ve borç ödemeleri ve yeni yatırımların ..., ... onayı ile gerçekleştirileceği, ... ölse dahi, ... Yeliz ve Mustafa'ya olan borçları ödenene kadar, ... ve diğer markaların üretim, satış, sözleşmeler vs.'nin ... firması üzerinden devam edeceği, 7. maddesinde tarafların yeni bir marka veya şirket kurma konusunda anlaşmaya varmaları halinde protokolün eki olarak yeni kurulacak marka ve planlamaların ekleneceği, 8. maddesinde ..., ... markası ve diğerleri ile ilgili en geç 2018 Ekim sonundan itibaren üretim vs ticari faaliyet yapmayacağı, bu markayla ticari bağını sonlandıracağı, 10. maddede tarafların görev dağılımlarının yapıldığı, 12. maddede cezai şart olarak on milyon Euro belirlendiği, davaya konu bonoların belirtilmediği görülmüştür. Davacılar vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan ve davalılar tarafından inkar edilmeyen 09.07.2018 tarihli \"sözleşme\" başlıklı belge tetkik edildiğinde; borçlular ..., alacaklılar ...'in adının yer aldığı, borçlular ... ödenmiş olan 12.729.069 TL'ye istinaden alacaklılar ...'e 8 adet  bono verdikleri, bu bonolardan 30.04.2019 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli 4 numaralı senet, 30.07.2019 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli 5 numaralı senet, 30.01.2020 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli 6 numaralı senet, 30.04.2020 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli 7 numaralı senet, 30.07.2020 vade tarihli 1.829.069 TL bedelli 8 numaralı senedin asıl ve birleşen davalara konu bonolar olduğu, 2. maddede senetlere konu yapılan ödemeler ve verilen tapuların listesinin yazıldığı,  borçluların bu bonoları vade tarihlerinde eksiksiz olarak ödemeyi kabul ettikleri, eşlerin onaylarının alındığının beyan edildiği, sözleşmenin 3. maddesinde senetlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde ... adına kayıtlı ... markası ve diğer tescilsiz markaların kullanım haklarının alacaklılar ...'e devredileceğinin yazılı olduğu görülmüştür. Dolayısıyla davacılar, davalılar ve dava dışı ... ... arasında adi yazılı 09.07.2018 tarihli protokol ve aynı tarihli sözleşmenin imzalandığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, yanlar arasındaki ihtilafın, asıl ve birleşen davalara konu bonoların bedelsiz olup olmadıkları, bonoların davacı borçlulara baskı ve tehdit altında zorla imzalatılıp imzalatılmadığı, davalardaki ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.  Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada ''bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası'' olarak adlandırılmakta olup menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup kambiyo senetleri, düzenlenme sebebini teşkil eden temel borç ilişkisinden soyut (mücerret) olma özelliğini taşıdığından dolayı, bono hamilinin ‘temel borç ilişkisini ve bu ilişki nedeniyle senet borçlusundan alacaklı olduğunu’ ispatlamasına gerek yoktur.  Anılı ''mücerretlik ilkesi'' gereğince kambiyo senedine dayalı alacaklar bakımından ispat yükü yer değiştirmekte olup kambiyo senedi borçlusunun, kambiyo senedinin düzenlenmesine dayanak teşkil eden temel borç ilişkisini ve bu ilişki kapsamında borçlu olmadığını ispatlaması gerekmektedir. Ayrıca HMK'nın 200 ve 201. maddeleri ışığında senede karşı senetle ispat kuralı gereğince borçsuzluk iddiasının senetle ispat edilmesi şarttır. Bu kapsamda somut uyuşmazlığa bakıldığında; davacıların zorla senet alındığı iddiaları yönünden İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/197809 soruşturma numaralı (yağma isnatlı) dosyası ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/197816 soruşturma numaralı (yağma , senedin yağmalanması isnadı yönünden) dosyaları kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına dâir karar verildiği, işbu karara yapılan itirazın da reddine karar verilerek dosyanın kesinleştiği, böylece anılı iddianın ispata muhtaç kaldığı, taraflar arasındaki 09.07.2018 tarihli sözleşmenin 1.maddesinde davacılara ait 12.729.069-TL borcun davalılar tarafından ödenmiş olduğunun yazılı olduğu, davalılar tarafından yapılan borç ödemesine karşılık 8 adet toplam bedeli 12.829.069-TL olan davaya konu bonoların da yer aldığı sözleşmede belirtildiği, asıl ve birleşen dava konusu  bonoların tamamında ''bedeli nakden ahzolunmuştur'' ibaresinin yer aldığı, bonoların düzenlenme sebebinin davalılar tarafından değiştirilmediği,  davacıların nakden kaydının aksini iddia etmekle ispat yükü altında olan taraf oldukları, anılı sözleşmede yer alan imzalara davacıların bir itirazı olmamakla HMK'nın 205. maddesi uyarınca borç verme olgusunun davalılar lehine ispatlanmış olduğu, bonoların ödeme karşılığında verilmediğini ve bedelsiz olduğunu iddia eden davacıların işbu iddialarını usulüne uygun delillerle ispat edemedikleri anlaşıldığından; asıl ve birleşen davaların reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Saptanan hukuksal durum kapsamında; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/02/2023 tarih ve 2021/780 E., 2023/149 K. sayılı kararına karşı, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fec7781b416f50e3","SID":"e1fb08aa4d80ed06"}}