{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1002 <br>KARAR NO\t: 2025/1529<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/11/2022<br>NUMARASI\t: 2019/208 E. - 2022/194 K.<br>DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... ... ibaresinin işletme adı olarak 15.07.2008 tarihinden itibaren tescilli olduğu gibi 2014/102422 sayı ile de marka olarak tescil edildiğini, müvekkiline ait marka ile davalı markası arasında benzerlik bulunduğunu ve karıştırılma ihtimalinin olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanı da olan ... ... markası ile davalı adına tescilli ... ... ... markasında yer alan ... ve ... ibarelerinin herkesin kullanımına açık ve markaları farklılaştırmayan unsurlar olması nedeniyle iltibas bulunduğunu, taraf markaların karıştırılma ihtimalini yaratan ayırt edici unsurunun ... ibaresi olduğunu, bu nedenlerle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalının yasal süre içerisinde davaya cevap vermediği tespit edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi 2019/208  esas, 2022/194 karar sayılı, 24/11/2022 tarihli kararı ile; \"Mahkememizce deliller toplandıktan sonra aldırılan 26/02/2020 tarihli raporda ; markalar arasında benzerlik oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği, itiraz üzerine aldırılan ek raporda 23/11/2020 tarihli ek raporda kök raporun muhafaza edildiği daha sonra davacının itirazı üzerine bu defa dosyanın akademisyen bilirkişiye tevdi edildiği bilirkişi tarafından 18/10/2021 tarihli raporda markaların benzer olduğu yönünde görüş bildirildiği, raporlar arasında çelişki oluşması sebebi ile bu defa dosyanın içerisinde sektör bilirkişisinin de olduğu bir heyete dosyanın tevdi edildiği heyetçe sunulan 08/05/2022 tarihli raporda taraf markalarının benzer olduğu yönünde görüş bildirildiği buna göre tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacının 2014/102442 numaralı ... ... markasının 20 ve 35. Sınıflarda, davalının ise davaya konu 2018/17435 numaralı ... ... ... +ŞEKİL  ibareli markanın tescilli sahibi olduğu davalı markasında yer alan ... ibaresinin Türkçe ...  anlamına geldiği bu sebeple tarafların ortak olarak ... sektöründe faaliyet göstermesi sebebi ile markaların tescilli olduğu sınıf bakımından herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı, yine taraf markalarında ortak olarak bulunan ... ibaresinin de ... sektörü bakımından tanımlayıcı olması sebebi ile hükümsüzlük değerlendirilmesinde markalar karşılaştırılırken dikkate alınmadığı, taraf markaları karşılaştırıldığında ... ibarelerinin ortak olduğu, davacı markasında bu ibareye ek olarak ...  ibaresinin bulunduğu, ... ibaresinin herhangi bir anlamı olmadığı bu sebeple ... sektörü açısından ayırt edici nitelikte bir ibare olduğu, bu ibarenin taraf markalarında ortak olarak kullanılması halinde ortalama tüketici nezdinde markanın aynı kaynaktan doğmuş olduğu izlenimini uyandırabileceği, taraf işletmelerinin aynı şahıs veya şirketlere aitmiş algısı uyandırabileceği, bu da ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği, ... ibaresi üzerinde davacının davalıya nazarana önceki marka tescili sebebi ile üstün hak sahibi olması nedeni ile taraf markalarının hem kelime yapısı hem fonetik yönden hem de tescil sınıfları bakımından benzer olması sebebi ile davacının talebinde haklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2018/17435 sayılı markanın hükümsüzlüğüne\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda davacının markası “... ...”,  davalı müvekkilin markasının ise “... ... ...” olduğunu, her iki markada da ... ibaresi ile ... ibaresinin ayırt edici olmayan herkesin kullanımında olan kelimeler olduğunu, davacının markasında \"...\" ibaresi ayırt edici unsur,  davalı müvekkilin markasında ise sadece \"...\" ibaresi ayırt edici unsuru olduğunu, davacının başkaları tarafından tanınırlığı birleşik olarak ... şeklinde olduğu ve ... dendiğinde hiçbir şekilde davacıya ilişkin bir çağrışım bulunmadığını, her iki marka da ... ibaresinin kullanılıyor olmasının tek başına markaların benzer olarak değerlendirilmesi için yeterli olmadığını, dava konusu olayda davalı müvekkilin marka kullanımına dikkat edildiğinde siyah zemin üzerine sarı yazı karakterleri ve yanında bir şekil içinde yer olan ... harfleri olduğu ve davalı müvekkilinin www.mkmobilya.com alan adını  28.11.2014 tarihinde aldığı, oysa davacının www.....com isimli alan adını ise 16.12.2014  (bir ay sonra) tarihinde aldığı, yine davalı müvekkilin ... isimli instagram hesabını 2013 yılından beri kullandığı, oysa davacının ... isimli instagram hesabını sadece 2019 yılından bu yana kullandığını,  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli 2019/208  E. ve  2022/91 K. sayılı kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:<br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı müvekkilin markasının, davalının markası  ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olması, müvekkilin ürünleri ile davalı yana ait ürünlerin aynı olması, aynı kitleye hitap etmesi ve tüketici gözüyle bakıldığında markaların ... sektöründe seri markalar olduğu izlenimine kapılabileceği  göz önüne alınarak ve en önemlisi markalardaki asli unsurların birebir aynı olması sebebiyle davalı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davalı adına tescilli 2018/17435 numaralı “... ... ...” markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından  her iki markada da ... ibaresinin kullanılıyor olmasının tek başına markaların benzer olarak değerlendirilmesi için yeterli olmadığı, harf ve kısaltma markalarının  ayırt edicilik düzeyinin zayıf ve koruma düzeyinin de düşük olduğu da göz önüne alınarak davaya konu iki markanın özellikle görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olmamaları gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraf markalarının tecilli olduğu mal ve hizmet sınıfları değerlendirilerek benzer olup olmadığı, davacının ticaret unvanının, davalı tarafından marka olarak tescil edilmesi nedeni ile hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı ve bu uyuşmazlık konusu üzerinden yürütülmesine karar verildiği görülmekle, huzurdaki davada; karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında ve markanın ticaret unvanını içermesi iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü istemi yönünden yasal koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.  SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Karıştırılma (iltibas) ihtimali ile kastedilen ise iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesi aşamasında ise ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerin esas alınması gerekmektedir. Anılı kanuni düzenleme ve açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının  11.12.2014 başvuru tarihli tescilli markasının 2014/102442 numaralı ''... ...'' ibareli olduğu, hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının 21.12.2018 başvuru tarihli, 2018/17435 numaralı “... ... ...” ibareli olduğu, taraf markalarındaki ortak ibarenin ''...'' kısaltması ile ''...'' ibaresi olduğu, aynı mal/ hizmet sınıflarında (20, 35. sınıflar) tescilli olduğu görülmüştür. ''...'' ve ''...'' ibarelerinin ayırt edici özelliği bulunmayan vasıf bildiren işaretler olduğu saptanmıştır. Markaların karıştırılma ihtimali değerlendirilirken asıl dikkate alınması gereken unsur o markaların ayırt edici unsurları olup markanın ayırt edici unsuru ne ölçüde yüksek ise koruma düzeyi de o ölçüde fazla olacaktır. Bununla birlikte alfabede sınırlı sayıda harf bulunmakta olup bu harflerin kullanılması tek başına kimsenin tekeline bırakılmayacağından, harf markaları ile kısaltma markalarında ayırt edicilik düzeyinin zayıf ve koruma düzeyinin de düşük olduğunun kabulü gerekmekte ise de davalının ''...'' şeklindeki harf kısaltmasının yanına ayırt edici herhangi bir ek getirmeden davacı ile aynı sınıfta tescil ettirdiği, böylece davacının önceki tarihli tescilli markası ile benzerlik doğurduğu, aynı zamanda davacı tarafın emsal gösterdiği taraflar arasında görülen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/29 E. sayılı dosyası kapsamındaki 06.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda;  aynı kelimeye farklı grafik unsurlar veya yeni kelimeler eklenmesi yahut farklı kelimelere sürekli biçimde aynı ön ek veya son ekin eklenmesi biçimiyle karakterize edilen markalar söz konusu olduğunda seri markalardan söz edileceği, bu kapsamda davacı markasının esas unsurlarından olan, hatta markanın başlangıcında ve pozisyon olarak da üstte yer alan ... ibaresinin, davalı tarafın fiili kullanımlarında esas unsur olarak kullanılması nedeniyle, yarışan markalarla piyasada karşılaşacak tüketicilerin, yarışan markalar arasındaki tasarım ve tali unsurlardaki farklılıkların ayrımına varsalar dâhi, işletmeler /üreticiler arasında ticari, idari, mali vb. bir bağlantı bulunduğu zannına kapılmalarının muhtemel göründüğü, davalının internet sitesindeki ve Instagram hesabındaki ''... ... ...” şeklindeki kullanımlarının  ... malının ortalama tüketicileri nezdinde davacının “... ...” markası ile karıştırılma ihtimali yarattığı sonucuna ulaşıldığı, tüm bu tespitler ışığında;  davalının ''...'' şeklindeki harf kısaltmasının yanına ayırt edici herhangi bir ek getirmeden davacı ile aynı sınıfta marka olarak adına tescil ettirmekle davacı markasına çağrışım yaptığı, seri marka izlenimi yarattığı anlaşılmıştır. Ayrıca davalı markasının sonraki tarihli tescilli olmakla markada teklik ve öncelik ilkesi geçerli olup davalının önceki tarihli markasal kullanım iddiasının hükümsüzlük davasında dinlenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalı markasının, önceki tarihli davacı markası ile ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratmakla SMK’nın 25. ve 6/1. maddesi gereğince hükümsüzlük koşulunun oluştuğu anlaşılmış olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/11/2022 tarih ve 2019/208 E., 2022/194 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025<br>\t<br>   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe9987f23d611c3c","SID":"9a6d5ae9be95d2bf"}}