{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/427 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1791 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2017/1092 Esas-  2020/747 Karar<br>TARİH: 14/10/2020<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2025                                                      <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı ...'ın davacı şirkette 22/08/2016-17/03/2017 tarihleri arasında ticari ürünler satış sorumlusu görevinde çalıştığını, davacı şirket ile iş sözleşmesinin davalının istifası ile sonlanması üzerine davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başlamış olduğunu, bunun da davacı şirket nezdinde edindiği ticari bilgileri kullanma imkan ve ihtimaline haiz olmasından dolayı, bu durumun taraflar arasında imzalanmış bulunan 22/08/2016 tarihli iş sözleşmesinin rekabet yasağı başlıklı 12. Maddesini açıkça ihlal ettiği gerekçesiyle davalının rekabet yasağına aykırı davranışları nedeniyle 51.405,00 TL cezai şart bedelinin tazmini talebiyle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  rekabet yasağının işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğüne aykırı olduğunu, müvekkilinin herhangi bir firmada çalışmadığını, davacı firma ile tamamıyla farklı sektörlerde faaliyet gösteren bir ticari şirketin kurucu ortağı olduğunu, davacı firmada 6 ay 2gibi kısa bir süre çalışan müvekkilinin davacının üretim sırları, işleri veya müşteri çevresi hakkında haksız rekabet teşkil edecek bilgiye sahip olduğunun ileri sürülemeyeceğini, davacının kurucusu ve ortağı olduğu firma ile ticari ilişki içerisinde olduğundan rekabet yasağının ihlal edilmesi söz konusu olmadığı gibi davacının önemli bir zarara uğrama ihtimalinin de bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, rekabet yasağına ilişkin kaydın işveren açısından karşı edim yükümlülüğü getirmiş olması gerektiğini aksi halde aşırı nitelikteki rekabet yasağının bağlayıcı sayılmaması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 14/10/2020 tarih ve 2017/1092 Esas-  2020/747 Karar sayılı kararında;\"Dava, davalının iş sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasına dayalı haksız rekabetten dolayı cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Usulünce duruşma açılmış, tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller  toplanmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.   Davaya konusu belirsiz Süreli İş Sözleşmesi, davacının SGK kayıtları, ücret bordrosu  celp ve ibraz olunmuş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve davacı tanığı dinlenmiştir. Öncelikle dinlenen davacı tanığı beyanında; kendisinin  1997 'den beri davacı şirkette çalıştığını,  davalıyı da tanıdığını, kendisinin  davacı şirkette idari işlere bağlı filo sorumlusu olarak görev yaptığını,  davalının  kimya fabrikasında müşteri satış temsilcisi olduğunu  9 ay kadar çalıştığını,  davalının müşterilerle ilgili görüşmesi konusunda bilgisi olmadığını,  fakat araç takip sorumlusu olduğumdan davalının Silivri bölgesindeki görüşmelerle ilgili raporların istendiğini hatırladığını, fakat hangi müşteriye hangi amaçla gittiği konusunda bilgisinin olmadığını,  kendilerinin  idari işlerden amirlerinin daha çok Silivri'ye gittiği bir fabrika müşterisine daha sık gittiği yönünde kanaat oluştuğuna ilişkin raporlar istenildiğini beyan etmiştir.   Mahkememize  davacının eylemlerinin  sözleşmeye ve haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil edip etmediği, sözleşmede yazılı cezai şart koşullarının  oluşup oluşmadığı konusunda  bilirkişiler  mali müşavir ..., kimya mühendisi ..., ticaret hukukçusu ...'dan rapor alınmıştır. Alınan rapora, incelenen davacı şirkete ait 2017 ve 2018 yılı ticari defter ve belgelerinin  Elektronik Defter Genel  Tebliği  usul ve esaslarına göre  tutulduğunu, Elektronik Defter ile Envanter Defterlerinin  yasal süresinde onaylandığını ve  davacı şirketin 2017 ve 2018 yılı  ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun yaptırılmış olmasından dolayı davacı şirketin ticari defterlerinin sahibi lehine delil  niteliği taşıdığını,  davalı ...'ın  vergi mükellefiyeti  bulunmadığını, ancak dosya kapsamına göre yapılan incelemeler neticesinde, davalı ...'ın davacı şirket bünyesinde çalışırken 19/01/2017 tarihinde 30.000,00 TL'lik sermaye ile \"her türlü poliüretan, suni deri, poliüretan bazlı reçine, pvc ham maddeleri ile bilumum yardımcı maddelerin iç ve dış ticareti ile alım, satım ve üretimini, pazarlamasını yapmak ve benzeri  konularda faaliyet göstermek üzere ... Kimya Poliüretan San ve Tic. Ltd. Şti adında bir firma kurduğunu ve bu firmada %50 hisseye sahip olarak kurucu ortak kayıtlarda yer aldığını, bu nedenlerle dava dışı şirketin ticari defter ve belgelerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiğini bildirmiştir. Raporda her ne kadar dava dışı ... Kimya Poliüretan San ve Tic. Ltd. Şti'nin  defter ve belgelerinin incelenmesi gerektiği belirtilmiş ise de tarafların delilleri arasında ... Kimya Poliüretan San ve Tic. Ltd. Şti'nin  ticari defter ve belgeleri yer almamaktadır. Bilirkişi raporu hükme esas alınmamıştır. Bilirkişi delili HMK içerisinde takdiri deliller arasında yer alıp mahkememiz  bu hususu serbetçe  değerlendirmiştir. Teknik özel nitelik gerektiren husus dava dışı şirketin  faaliyet alanı ile ilgili olmakla sadece kimya  mühendisi bilirkişi duruşmaya davet edilerek beyanı alınmıştır. Dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında 22/08/2016  tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi imzalanmış olup  sözleşmenin 12 maddesinde;  davalı 2(iki) yıl süre ile işverenin açık yazılı izni olmaksızın İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Bursa, Ankara, Antalya, Mersin, Kayseri, İzmir, Gaziantep, Samsun, Trabzon, Adana ve Konya illeri ile sınrılı olmak üzere, işveren ile aynı veya benzer iş kollarında...     Hangi isim ve unvan altında olursa olsun iş verenle rekabet sayılabilecek şekilde kazanç getirici faaliyette bulunamaz\" Maddesi uyarınca rekabet yasağı sözlemesi imzalamış olduğunu, rekabet yasağı yükümlülüğüne  aykırılık halinde  ise hizmet akdinin son bulduğu aydaki aylık brüt ücretinin 10 (on) katı tutarında caza-i şart bedeli ödeneceği öngörülmüş ve davacı taraf iş bu sözleşme hükmüne  dayalı olarak davalının rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle iş bu davaya açtığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı ile davalı arasında imzalanan  rekabet  yasağını öngören sözleşme hükmünün geçerli olup olmadığı ve davalının çalışma ilişkisinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Rekabet etmeme borcu, iş akdinin sonuçlarından olan; işçinin işverene  sadakat borcunun olumsuz yönünü ifade eder. TBK  madde 444'de düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer'i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. Bu yasak taraflar arasındaki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra hükümlerini  doğuran bir borçtur.İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi  davam ederken işverenin müşterilerini  tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi  sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafya  alanda ve belirli bir zaman diliminde işverenle rekabet teşkil edebilecek herhangi bir  faaliyette bulunmaması hususunu içeren sözleşmedir. TBK m 44/1'e göre\" fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi  hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine  girişmekten kaçınmayı  yazılı olarak üstlenebilir\" TBK m 444/2 'ye göre \"rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi  veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Bu kanuni düzenlemeler uyarınca; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, bir iş sözleşmesinin bulunması, işçinin  fiil ehliyetine sahip olması, iş sahibinin menfaatinin bulunması, yasağın sınırlı olması, sözleşmenin yazılı olması ve rekabet yasağının  zaman, YER ve konu bakımından sınırlandırılması gerekir. Tüm bu koşulların hepsinin gerçekleşmiş olması şarttın ve bu koşullar emredici nitelikte olduklarından bu koşullardan herhangi birisinin bulunmaması halinde sözleşme batıl olacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olayda taraflar arasında imzalanan rekabet yasağına ilişkin taahhütnamenin YER  sınırlaması bakımından irdelenmesi gerekmektedir.  TBK m 445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının yer  yer bakımından başka bir deyişle coğrafi alan bakımından  işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olması gerekir. Bu çerçevede işverenin haklı bir menfaatinden  söz edilemeyeceği şeklinde bir yasak geçerli olmayacaktır. Başka bir deyişle  yasak kapsamındaki  coğrafi alan, işverenin faaliyet gösterdiği yer ve müşteri çevresi ile ilgili olmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre, Türkiye sınırları içinde rekabet etmemem yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Davaya konu rekabet yasağı hükmü incelendiğinde sadece bir bölge ile sınırlı olarak değil davanın çalışma hürriyetini ortadan kaldıracak şekilde İstanbul. Kocaeli, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Bursa, Ankara, Antalya, Mersin, Kayseri, İzmir, Gaziantep, Samsun, Trabzon, Adana ve Konya illeri rekabet yasağı kapsamına alınmıştır. Bu çerçevede  davaya konu rekabet yasağı hükmünün TBK 445/1  hükmü gereğince geçersiz olduğu takdir ve sonucuna varılarak davacı tarafın davanın reddine karar verilmiştir. TBK'nun 444 maddesindeki haksız rekabet düzenlemesi dikkate alındığında rekabet yasağı sözleşmesinin  geçerli olabilmesi  için işçinin işverenin sırrını, yaptığı işleri ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda iş verene önemli bir zarara uğratma ve ihtimalinin bulunması gerekmektedir. Bir an için rekabet sözleşmesinin geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde, davalının davacı iş yerinde müşteri temsilcisi olarak 7 ay gibi çok kısa bir süre çalıştığı dikkate alındığında, davalının davacının müşteri çevresini ve iş sırlarını öğrenebilecek bir konumda olmadığı kanaatine varılmıştır. Keza bunun aksi davacı tarafça kanıtlanamadığı gibi dinlenen  tanık beyanından da davalının Silivri Bölgesinde çalıştığı,  dava dışı ... Kimya Poliüretan San ve Tic. Ltd. Şti'nin ise Halkalı'da olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra davacının, davalının rekabet yasağına aykırılıktan dolayı zarar gördüğünü ispatlayamadığı dikkate alındığında TBK'nun  444 maddesinde yazılı şartlar gerçekleşmediğinden haksız rekabet sözleşmesinin geçersiz olduğu ve davacının davalıdan cezai  şart talep edemeyeceği kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Davalı ...'ın müvekkil şirket bünyesinde 22.08.2016-17.03.2017 tarihleri arasında \"Ticari Ürünler Satış Sorumlusu\" olarak çalıştığını, davalının, müvekkil şirket ile iş ilişkisi devam ederken müvekkil şirketle aynı alanda çalışan ... Kimya Poliüretan San Ve Tic. Ltd.  şirketini kurduğunu ve hemen akabinde işten istifa ederek ayrıldığını, Davalının gerek müşteri, pazar, karlılık, fiyat, ürün bilgilerine haiz şekilde çalışması gerekse işten ayrılmadan 1 ay önce aynı alanda aynı ilde kendi şirketini kurmuş olmasının taraflar arasında imzalanan Rekabet Yasağı Sözleşmesine açıkça aykırı olduğundan sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin tazmini sebepli davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu,Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde rekabet yasağı sözleşmesinin yer bakımından geçerlilik koşullarını taşımadığı bunun yanında davacının rekabet yasağına aykırılıktan dolayı zarar gördüğünü ispatlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiğini, işbu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında rekabet yasağı sözleşmesinin Yer Sınırlaması bakımından geçersiz olduğunu belirtmişse de;  Müvekkil şirketin aynı, davalı tarafın farklı olduğu benzer nitelikteki  Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/57 Esas sayılı dosyasında yerel mahkemenin davanın benzer şekildeki reddi kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi tarafından kaldırılarak  şu şekilde hüküm kurulduğunu:''Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 2 yıllık rekabet yasağı süresi  öngörülmüş, rekabet yasağının geçerli olacağı yer İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Bursa, Ankara, Antalya, Mersin, Kayseri, İzmir, Gaziantep, Samsun, Trabzon, adana ve Konya illeri olarak belirlenmiştir. TBK'nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda TBK.'nın 445. maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2016 Tarih ve 2015/12450 E - 2016/6672 K. Sayılı  Kararı)Şu halde, mahkemenin taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin çalışma hürriyetini sınırladığı yolundaki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Bu halde, davacı şirket merkezi İstanbul'da bulunmakta olup, dava dışı .... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ninde merkezinin İstanbul olduğu nazara alındığında rekabet yasağı sözleşmesinin yer yönünden geçerli olduğunun kabulü gerekir.''Bu nedenle müvekkil şirket gibi davalının kurduğu ve haksız rekabete neden olan  ... Kimya Poliüretan San Ve Tic. Ltd.nin de her iki şirketin de İstanbul merkezli olduğu göz önüne alındığında yerel mahkemenin yer bakımından hükümsüzlük gerekçesinin isabetli olmadığı ve bu yönüyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunun açık olduğunu, Yerel mahkemenin davalının 7 aylık çalışma süresinin kısa olduğu kabul edilerek bu sürede müvekkil şirketin iş sırlarını öğrenemeyeceği gerekçesiyle  davalının çalışma süresine dayanarak hüküm kurmasının isabetsiz olduğunu, davalının, Ticari Ürünler Satış Sorumlusu pozisyonunda çalışmış olup müvekkil şirketin her türlü ticari sır ve müşteri bilgileri, ürün ve üretim fiyat bilgileri ile benzer mahiyetteki ticari bilgi ve sırlarına vakıf şekilde çalıştığını, davalının her türlü ticari bilgi ve sırlara erişebileceği \"Ticari Ürünler Satış Sorumlusu\" pozisyonunda çalıştığı ve aynı faaliyet alanında çalışan bir şirket kurmuş olması birlikte değerlendirildiğinde çalışma süresinin rekabet yasağına aykırılığı ortadan kaldıran bir kriter olarak kullanılamayacağının açıkça ortada olduğunu, Yerel mahkemenin müvekkilin rekabet yasağına aykırılıktan dolayı zarar gördüğünü ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, oysa ki Yerel mahkemede ikame edilen dava  rekabet yasağı sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şart bedelinin tazmini talepli olup TBK’nın \"ceza ile zarar arasındaki ilişki\" başlıklı  180. maddesi uyarınca; “Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.” Söz konusu hüküm uyarınca, işveren, rekabet yasağının ihlali nedeniyle herhangi bir zararı ispatlamak zorunda bulunmaksızın sadece rekabet yasağının ihlal edildiğini ispatlamak suretiyle kararlaştırılan cezai şartı talep edebileceğini, bu hususun Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu beyanla, istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulüne, usul ve kanuna aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TBK'nun 444 ve devamı maddeleri kapsamında davalının, iş sözleşmesinin sona ermesi sonrasında uymakla yükümlü olduğu rekabet yasağını ihlal ettiği iddiası ile cezai şart alacağının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında akdedilen 02/08/2016 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin \"Rekabet Yasağı\" başlıklı 12. Maddesinin \"İşçi, iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'na göre haklı neden olmaksızın feshederse veya iş akdi işveren tarafından haklı nedenle  feshedilirse, 2(iki) yıl süre ile, işverenin açık yazılı izni olmaksızm İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Edime, Kurklareli, Bursa, Ankara, Antalya, Mersin, Kayseri, İzmir, Gaziantep, Samsun, Trabzon, Adana ve Konya illeri ile sınırlı olmak üzere, işverenle aynı veya benzer iş kolları olan suni deri, süet, bilimum kumaş, poliüeratan ve benzer konularında, hizmet  akdine bağlı olarak veya konusu  bir işin görülmesi olan başka bir akitle başka işveren emrinde yada kendi adına veya hesabına serbest faaliyet olarak, tamı zamanlı veya yarı zamanlı, doğrudan veya dolaylı olarak, fillen veya internet yada tele-marketing olarak işçi, pazarlamacı, satış danışmanı, ortak, direktör, koordinatör, temsilci, yönetici, yönetmen, denetçi, gözetmen, bayii, alt bayi, disbritör, plasiyer, danışman, komisyoncu yada hangi isim ve unvan adı altında olursa olsun işverenle rekabet sayılabilecek şekilde kazanç getirici faaliyette bulumamaz. Aksi durumda işçi, işverenin uğradığı her türlü zarar veçikar kaybı hariç olmak üzer işçinin hizmet akdinin son bulduğu aydaki brüt ücretinin 10(on) katı tutarında cezai şartı Türk Lirası üzerinden, peşinen ve bir defada işverene ödemeyi kabul ve taahhüt eder. İşverenin diğer hukuksal hakları saklıdır.\" hükmünü içerdiği, davalının davacı nezdinde 22/08/2016-17/03/2017 tarihleri arasında Satış Pazarlama Departmanında satış sorumlusu olarak çalıştığı ve kendi isteği ile istifa ettiği anlaşılmıştır. 6098 Sayılı Kanun 444 ve 445 maddesi hükümleri, iş sözleşmesinde rekabet yasağına aykırılık anlaşmasının geçerliliğini; işçinin fiil ehliyetinin olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içermemesi, hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve  aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması koşullarına bağlamıştır. Ancak, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır. Bu koşullardan birinin eksikliği halinde rekabet yasağına aykırılık anlaşması kural olarak geçersizdir. Öte yandan TBK'nın 445/2. maddesi ile rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanınmıştır.Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davaya konu rekabet yasağının sadece bir bölge ile sınırlı olarak değil davanın çalışma hürriyetini ortadan kaldıracak şekilde İstanbul. Kocaeli, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Bursa, Ankara, Antalya, Mersin, Kayseri, İzmir, Gaziantep, Samsun, Trabzon, Adana ve Konya illerini kapsamı sebebiyle geçersiz olduğu,  davalının çalıştığı süre dikkate alınarak davacının müşteri çevresini ve iş sırlarını öğrenebilecek bir konumda olmadığı ve davacı tarafından zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, TBK'nın 445/2 maddesinin hakime aşırı nitelikte gördüğü rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlama yetkisinin verildiğini, söz konusu hüküm dikkate alındığında aşırı nitelikteki rekabet yasağına ilişkin hükmün hemen geçersiz olmayacağı, Mahkemece maddede belirtilen hususlar dikkate alınarak kapsam ve süresinin sınırlandırılmak suretiyle geçerli kabul edileceği, taraflar arasındaki sözleşmede davalı işçi bakımından öngörülen rekabet etmeme yasağının çok fazla ili kapsaması sebebiyle aşırı nitelikte olduğu, davacının ticaret merkezi ve davalının işten ayrılmadan önce İstanbul ilinde çalışması ve işverenin karşı edim üstlenmediği dikkate alınarak rekabet yasağının İstanbul ili ile sınırlı olarak kabul edilmesi gerektiği, sözleşmede işlerin türü bakımından sınırlama getirildiği ve iki yıllık süre yönünden yapılan sınırlamanın ise TTK 445 maddesine uygun olduğu dikkate alınarak rekabet yasağının bu hali ile geçerli olduğu kabul edilmesi gerekirken tamamen geçersiz kabul edilmesi yasal mevzuata uygun olmamıştır. Tarafların ticari kayıtları, bilirkişi raporu ve bilirkişinin duruşmadaki beyanı incelendiğinde, davalı 19/01/2017 tarihinde henüz davacıya ait şirket nezdinde çalışırken davacının iştigal konusu ile aynı ve rekabet yasağında belirtilen işlerle aynı nitelikte “her türlü poliüretan, suni deri, poliüretan bazlı reçine, pvc ham maddeleri ile bilumum yardımcı maddelerin iç ve dış ticareti ile alım, satım ve üretimini, pazarlamasını yapmak vb. konularda faaliyet göstermek üzere ... Kimya Poliüretan San.ve Tic. Ltd. Şti. adındaki şirketi kurduğu ve bu şirkette % 50 hisseye sahip olarak kurucu ortak olduğu görülmüştür. Davalı, davacı şirkette 22/08/2016-17/03/2017 tarihleri arasında Satış Pazarlama Departmanında satış sorumlusu olarak çalıştığı, satış sorumlusunun görevine ilişkin davalı tarafından imzalanan  22/08/2016 tarihli evrak ve davalının işi başka bir çalışana devrettiğine ilişkin 17/03/2017 tarihli iş devir teslim tutanağına göre davalının vakıf olduğu konular, davalının iş bölümü, konumu ve çalıştığı süre dikkate alındığında davacının “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânına sahip olduğu gibi bilgi sahibi de olduğu, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olduğu, somut bir zararın varlığının şart olmadığı, davalı daha davacıya ait iş yerinden ayrılmadan davacının faaliyet gösterdiği alanda ve aynı il sınırları içerisinde % 50 ortağı olduğu dava dışı şirketi kurduğu ve işten ayrıldıktan sonra da faaliyetine devam etmesi karşısında rekabet yasağı hükmünün ihlal edildiği açık olup, Mahkemece aksinin kabulü yerinde görülmemiştir. Dairemizce yukarıda açıklanan gerekçeler ile taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı hükmünün geçerli olduğu ve davalı tarafından ihlal edildiği kabul edilmekle birlikte, davalı taraf, davacının davalının ortağı olduğu dava dışı şirket ile alım/satım ticari ilişkisi içerisinde olduğunu savunmuştur. Gerçekten de davalı tarafından sunulan sipariş formları, cari hesap ekstresi, dekont ve mail yazışmaları incelendiğinde davalının istifa tarihinden kısa bir süre sonra taraflar arasında ticari ilişkinin başladığı ve dava tarihinden sonrada devam ettiği, davacı ile dava dışı şirket adına yazışmaların bizzat davalı ile yapıldığı, davacı tarafından bu savunmanın ve delillerin inkar edilmediği, davalının kendi faaliyet alanı ile aynı şirketi kurduğunu ve rekabet yasağını ihlal ettiğini davacı bilmesine rağmen dava dışı şirket ile ticari ilişki içinde olduğu gözetildiğinde tarafların rekabet yasağına ilişkin hükmü fiilen uygulamadıklarının ve davalının eyleminin davacı tarafından zımnen kabul edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının rekabet yasağının ihlal edildiğini öne sürerek cezai şart talebinde bulunmasının TMK'nın 2 maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmakla davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen gerekçe ile reddi doğru olmamıştır. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2020 tarih ve 2017/1092 Esas 2020/747 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın REDDİNE,  İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 877,87-TL harçtan mahsubu ile  bakiye  262,47-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,  istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-Davacı tarafından sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 673,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş/dönüş masrafı olmak üzere toplam 1.165,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 06/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.   <br>\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a6636408947bd02","SID":"465dfe964f813bfb"}}