{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1368 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1834 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2024/971 Esas- 2025/446 Karar<br>TARİH: 22/05/2025<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2025                                                       <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı ...'in 08.08.2023 tarihinde yetkilisi olduğu... Matbaa Grafik Tasarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni kurduğunu, kuruluş aşamasında nakit yönünden sıkıntıda olan müvekkiline davalının, kendisinin ortak alırsa yardımcı olabileceğini ilettiğini ve 12.10.2023 tarihinde 360.000 TL müvekkilinin şahsi hesabına ödeme yaparak %40 hisse ile şirkete ortak olduğunu, tarafların aralarındaki anlaşma uyarınca davalının Mart/2024 dönemine kadar şirketin tüm masraflarını üstleneceğini ve şirketten para almayacağını taahhüt ettiğini, davalının, müvekkilinin yakın arkadaşının eşi olması ve buna bağlı güven telkin edici davranışlarda bulunması nedeniyle taraflar arasında buna ilişkin yazılı bir sözleşmenin yapılmadığını, yapılan bu ortaklık sonrasında, davalının ısrarla kendi iş yerlerine yakın olan kayın biraderine ait taşınmazı ofis olarak  kiralama konusunda müvekkiline baskı yaptığını, başka bir yer  araştırmasına fırsat vermeden kayınbiraderi ...'ın yerine imza atmak suretiyle 10.10.2023 tarihinde müvekkiline kira kontratını imzalattığını, bu olaya  şirketin o dönemki mali müşavirinin de şahit olduğunu, kontrat uyarınca kiraya veren davalının  kayınbiraderi olmasına rağmen, kira  bedelini  davalının eşi...'in  hesabına yatırması gerektiğinin müvekkiline bildirildiğni ve kiraya veren ile hiçbir şekilde iletişime geçmemesi hususunda uyarıldığını, kiralanan yerde tadilat işlemlerine başlanıldığını,  davalının tadilat işlemlerini kendi tanıdığı kişilere yaptırdığını, bu sürece müvekkilini hiçbir şekilde dahil etmediğini, yapılan harcamalara ilişkin fatura, belge vs. ibraz etmediğini, sadece whatsapptan yapılan işlemlerin ve bunların tutarlarının listesini müvekkiline gönderdiğini, davalının, şirkete ortak olduktan 2.5 ay sonra 25.12.2023 tarihinde, aniden ortaklıktan ayrılmak istediğini belirterek müvekkilinden o güne kadar ortaklık için verdiği paranın yaklaşık 3 katı tutarında  para talep ettiğini, yeni kurulan şirket kara bile geçmemişken davalının,  kredi çektiğini, faizi ile birlikte ödenmesi gereken rakamın 1.000.000 TL olduğunu müvekkiline bildirdiğini, şirketi yeni kurmuş olan ve yakın zamanda da talep ettiği için davalıya 80.000 TL ödeme göndermiş olan müvekkilinin bu bedeli kısa sürede ödeme imkanı olmadığını davalıya söylemesine rağmen davalının ısrarla kredi çektiğini, ödeyemediğini, istediği tutarı acil olarak ödemesi gerektiğini hem müvekkiline hem de vekil olarak tarafına ilettiğini, davalının para konusundaki tutumu karşısında müvekkilinin kendisinden  kredi belgelerini ibraz etmesini istediğini,  krediyi üstlenip ödeme teklifinde bulunduğunu ama davalının nakit para istediğini belirterek bu önerileri reddettiğini, müvekkilinden maaş talebinde bulunduğunu, bu sebeple tarafların diyaloglarının bozulma noktasına geldiğini, davalının müvekkilini tehdit ettiğini ve müvekkilinin bu tehdit sebebiyle arabasını satmak zorunda kaldığını, yetkilisi olduğu şirket adına kayıtlı  ...  plaka sayılı aracın  26.01.2024 tarihinde, 1.040.000 TL bedelle,  piyasa bedelinden daha düşük bir fiyata satıldığını, aynı gün davalının istediği 1.000.000 TL'nin hesabına aktarıldığını,  müvekkilinin o dönemde yaşadığı panik ve endişe sebebiyle sağlıklı düşünemediği için  ödemeyi kendi hesabından aktardığını ve  aktarırken açıklama kısmına borç ödeme olarak yazdığını, müvekkilinin borçlu olmadığı bir bedeli, kendisine ve şirketine yapılan bu tehdit sebebiyle ödemek zorunda bırakıldığını, maddi manevi zarara uğradığını, davalının hem müvekkiline hem de şirkete zarar vereceğini söyleyerek müvekkilini korkuttuğunu ve içinde bulunduğu zor durumdan faydalandığını, korkutulmak  suretiyle arabasını satarak, şirket ortaklığı için kendisine ödenen 360.000 TL  bedelin yaklaşık  3 katı  bir  tutarı olan 1.080.000 TL'yi geri ödemek  zorunda kalan müvekkilinin mağdur olduğunu, davalının bu bedeli aldıktan sonra hissesini de aynı gün devretmediğini, müvekkilinin kendisini sürekli araması neticesinde ancak 30.01.2024 tarihinde hisse devrini yaptığını, davalının müvekkiline karşı tehditlerini sürdürmeye devam ettiğini, bu kez tadilat masrafı, ortaklık kar payı, ödendiği halde kira bedeli, talep edilmediği halde depozito başlıkları altında tekrar para istemeye başladığını, taraflarınca İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, 2024/91244 Sor. no ile işbu soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalıya fazla ödemenin günümüz şartlarına uyarlanarak ve zenginleşmenin gerçekleştiğini  26.01.2024 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde  iadesini talep ettiklerini, müvekkilinin iş yerini kapatmak ve başka yere taşınmak zorunda kaldığını, bu sebeple yaşadığı manevi zararın kısmen dahi olsa  giderilmesi amacıyla 100.000 TL manevi tazminatın kişilik haklarına zarar veren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, davalı ...'in erkek kuaförü olarak kendi iş yerini işlettiğini, kendi adına kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri bulunan davalının bankada ve borsada parasının olduğunun bilindiğini, bunun yanında bir takım yasa dışı işler yaptığından da  şüphelenildiğini, müvekkiline karşı işlemiş olduğu haksız fiil sebebiyle mal varlığını kaçırma ihtimalinin yüksek olduğunu beyanla davanın kabulü ile davacının davalıya haklı bir sebep olmaksızın yapmış olduğu  ödeme  nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve dava değeri artırılmak kaydıyla, şimdilik  100.000 TL'nin  26.01.2024   tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davacıya iadesine, davacının maddi-manevi uğramış olduğu zarar sebebiyle, fazlaya ilişkin alacak hakları saklı kalmak ve dava değeri artırılmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ile 100.000 TL manevi tazminatın  davalıdan alınıp, haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, davalının taşınır taşınmaz malları ile alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ve eşinin uzun yıllardır davacı yanı tanıdığını, davacının bir çok maddi ve manevi probleminde yanında ve yardımcı olduklarını, hem müvekkili hem de eşinin yeri geldiğinde davacının evladıyla ilgilendiklerini, hatta hiçbir karşılık beklemeden davacının özel okulda okuyan evladının okul taksitlerini bilabedel ödediklerini, bunun yanında müvekkilinin uzun yıllardır erkek kuaförlüğü yapmakta ve iş yaptığı çevresinde tanınan, bilinen, ticari itibarına güvenilen, uzun yıllardır işlettiği dükkanı aynı yerde olan bir esnaf olduğunu, dolayısıyla bu tarz yeni kurulmuş bir işletmeye yatırım yapmasının, müvekkilinin yardım etme çabasından ziyade, ticari itibarı olmayan davacının batmaması adına, dostu olarak cevap vermek olduğunu, tarafların Mart 2024 tarihine kadar işletmenin kar paylarını hesaplayıp, gerekirse şirketin işlerinin düzeltilmesi, akabinde önceki dönem kazançlarının da ortaya çıkacak tabloya göre ödenmesi konusunda mutabık kaldıklarını fakat davacının bu süreçte şirket hesabından şahsi hesabına defaatle para aktardığını ve kendi hesabına usulsüz şekilde para geçirdiğini, müvekkilinin, şirkete ve davacıya sağladığı bir imkan ile yapılan bu ortaklık sonrasında, müvekkili tarafından davacının tabiriyle ısrarla kendi iş yerlerine yakın olan kayın biraderine ait taşınmazı ofis olarak kiralama konusunda davacıya baskı yaptığı, başka bir yer araştırmasına fırsat vermeden kayın biraderi ...'ın yerine imza atmak suretiyle 10.10.2023 tarihinde davacıya kira kontratını imzalattığını, bu olaya şirketin o dönemki mali müşavirinin de şahit olduğunu, kiralanan yerde tadilat işlemlerine başlanıldığını, müvekkilinin tadilat işlemlerini kendi tanıdığı kişilere yaptırdığını, bu sürece davacıyı hiçbir şekilde dahil etmediğini, yapılan harcamalara ilişkin fatura, belge vs. ibraz etmediğini, sadece whatsapptan yapılan işlemlerin ve bunların tutarlarının listesini davacıya gönderdiğini belirtildiğini, bu hususun dahi yine müvekkilinin şirketin ayakta kalması için şirketin üzerinden masraf yapmaması, kendi şahsi hesabından bu tadilat ve tamiratın yapıldığını ve şirket karlılığa geçip ödeme zamanında bu masrafların tutarlarının ihtilaf sebebi olmaması niyetiyle davacıya bildirilmesi hususunu kapsadığını, bu durumlara rağmen davacının art niyetli davranıp, şirket hesabından kendi hesabına defaatle para aktardığını, müvekkilinin, şirkete ortak olduktan kısa bir süre sonra  25.12.2023 tarihinde, aniden ortaklıktan ayrılmak istediği belirilterek, davacıdan o güne kadar ortaklık için verdiği paranın yaklaşık 3 katı tutarında para talep ettiği hususunun doğru olmadığını, bu tutarın şirket hesabından davacının şahsi hesaba aktarılan bedeller, ayrıca davacıya elden verilen şahsi borçlar, şirketin borçlularına müvekkili tarafından yapılan elden ödemeler ve kiralanan yerin tamirat, tadilat masrafı gibi şirket öncesine dayanmayan ancak bu kısa süre içerisinde müvekkili tarafından yapılan tüm masraf, gider ve sermaye bedelinin tutarı olarak belirlendiğini ve istenilen meblağın buna istinaden ortaklık için verilen meblağın 3 katı tutarına çıktığını, aracın ederinden düşük satıldığı iddiasının da davacının ticari bilgiden yoksun olduğunun bir başka ispatı olduğunu, ayrıca şirket adına kayıtlı aracın satış meblağının davacının şahsi hesabına aktarıldığını, davacının şahsi hesabından \"borç ödeme\" ibaresiyle art niyetli olarak müvekkiline talep edilen meblağı gönderdiğini, müvekkilinin, yapılan hesaplamalara istinaden davacı taraftan ödediği tutarların karşılığını talep ettiğini, ayrıca şirket içerisinde kalan mallar vs. olduğu için bunların da ortaklık payında olan meblağını talep ettiğini,  sebepsiz zenginleşme, maddi ve manevi tazminat talepleriyle açılan davada, yukarıda açıkladıkları ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını. müvekkilinin ne sebepsiz zenginleşmeye neden olacak bir durum ve tavır içerisinde olduğunu, ne de maddi yahut manevi tazminat ödemesini gerektiren bir durum olduğunu beyanla davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 22/05/2025 tarih 2024/971 Esas- 2025/446 Karar sayılı kararında;\"Dava , Maddi ve Manevi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. Dosya Mahkememize İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/11/2024 tarih, 2024/359 Esas 2024/674 Karar Sayılı ilamı ile verdiği görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakip gelmiştir. Mahkememizce tensip zaptı hazırlanarak taraf vekillerine davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmış ve duruşmaya katılan taraf vekillerinin beyanları dinlenmiş ve itirazlar yönünden dosya incelemeye alınarak duruşma tehir edilmiştir. Öncelikle somut olayda davanın taraflarının gerçek kişi tacir oldukları ve olayların dava dışı... Matbaa Grafik Tasarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ortaklığından kaynaklandığı anlaşılmakla mahkememizin görevli olduğu kabul edilmiştir. Bu kabulden hareketle duruşma ara kararları gereğince HMK'nin 320/1 ve 138. maddelerine göre dosya üzerinden yapılacak inceleme neticesinde hüküm verilebileceği açıktır. Bu minvalde Anayasa'nın 141/4 ve 6100 Sayılı HMK'nin 30.maddesi gereğince çabukluk ve usul ekonomisi ilkeleri de gözetilerek; 6100 sayılı HMK'nin 114, 115.137,138,140 maddelerinde bulunan düzenlemeler kapsamında dava şartlarına yönelik (arabuluculuk dava şartı) yapılan ilk inceleme ve değerlendirme sonucunda aşağıdaki hüküm sonuca ulaşılmıştır. ....Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan hukuki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının istemi  sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiği paranın iadesi (bir miktar paranın ödenmesi) ve bu yüzden uğradığı manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dava görevsizlik kararı veren İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde 24/05/2024 tarihinde açılmış olup dava açılış tarihi olan 14.05.2024 tarihi  itibariyle işbu ticari dava zorunlu arabuluculuğa tabidir. Davanın görevsiz mahkemede açılmış olması bu sonucu değiştirmemektedir. Bu cümleden olmak üzere işbu davada dava dilekçesine arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği eklenmediği gibi dava dilekçesinde bu yönde hiçbir açıklama da yapılmamıştır. Bununla birlikte Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 27/12/2024 tarihinde kesinleştirme işlemi yapılığı, dosyanın mahkememize aynı gün 27/12/2024 tarihinde tevzi edildiği ve Mahkememizce 07/01/2025 tarihinde tensip zaptı hazırlandığı, davacı vekili tarafından aynı gün 07/01/2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığı ve 08/01/2025 tarihinde arabulucunun görevlendirildiği, arabuluculuk son tutanağının ise 29/01/2025 tarihinde düzenlenerek 15/05/2025 tarihli duruşma öncesinde dosyaya ibraz edildiği görülmüştür. Buna göre davanın görevsiz mahkemede açıldığı 24/05/2024 tarihinden önce davacı tarafça arabulucuya başvurulmadığı gibi davanın görevsizlikle geldiği Mahkememizin esasına kaydedilmeden önce (27/12/2024) davacı tarafça yapılan bir arabuluculuk başvurusunun da bulunmadığı tespit edilmiştir. Böylece eldeki olayda 6325 sayılı HUAK'nin 18/A ve 18/A(2) hükümleri gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde  arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusundaki  emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alınarak herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh; 6102 sayılı TTK'nin 5/A,  6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Bendinin son cümlesi ve HMK'nin 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.  (Yargıtay 11. H.D. 2024/1834 Esas 2025/291 Karar sayılı ilamı / Ankara BAM 31. HD.2025/179 E.2025/244 K.ilamı)...\"gerekçesi ile, ''Davanın, TTK'nin 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca 'arabulucuya başvurulmadan dava açılması nedeniyle' 6100 sayılı HMK'nin 114/(2) ve 115. maddelerine göre DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili adına, daha önce İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/359 Esasında açılmış bulunan davada görev yönünden yapılan inceleme sonucu görevsizlik kararı verildiğini ve dosyanın görevli olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini ancak bu davada görevli olan mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren bir durumun söz konusu olmadığını, görev konusunun mahkemelerce resen dikkate alınacak bir konu olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesince karşı görevsizlik kararı verilerek dosyanın gönderilmesi gerekirken, ilgili davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinin kabul edilebilir olmadığını;İşbu davada, bir an için görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu düşünülse bile; Yerel mahkeme tarafından tensip tutanağı düzenlendiğini, akabinde aynı gün İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosuna arabuluculuk başvurusu yapıldığını, arabuluculuk süreci tamamlanarak anlaşmama tutanağının dosyaya ibraz edildiğini, işbu belgenin dosya arasında mevcut olduğunu ancak Yerel mahkemenin, davanın açıldığı tarihte arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca davayı usulden reddettiğini;Her ne kadar arabuluculuk başvurusu ilk dava açılış sırasında yapılmamış olsa da, söz konusu davanın öncelikle görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığını ve  görevsizlik kararı sonrasında tensip öncesinde veya yargılamaya başlamadan önce arabuluculuk şartının tamamlanması, usul ekonomisi ve hakkaniyet ilkeleri gereği dava şartı noksanlığının giderildiği yönünde yorumlanması gerekirken davanın usulden reddedilmesinin usul ekonomisi, hakkaniyet ve nesafet ilkelerine aykırı olduğunu, nitekim öğretide ve bazı içtihatlarda, görevsiz mahkemede açılan davalarda dava şartı eksikliğinin, görevli mahkemeye gönderilmeden önce veya görevli mahkemeye geldikten hemen sonra tamamlanması durumunda, davanın esasına girilmesi gerektiği yönünde görüşler bulunduğunu, aksi takdirde, usulden ret kararı verilerek, müvekkilinin yeniden arabuluculuk yoluna başvurarak dava açmak zorunda kalmasının hem usul ekonomisini zedelediğini, hem de yargının gereksiz yere meşgul edilmesine yol açtığını beyanla görevsizlik kararı verilerek dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine, aksi halde İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/971 E.,2025/446 K. Sayılı ve 22.05.2025 tarihli red kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak yargılamanın yapılması için dosyanın Yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalıya limited şirket ortaklık ilişkisi kapsamında fazladan ödendiği iddia edilen bedelin iadesi, uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesine göre TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Somut olayda; davacı taraf, davalı ile dava dışı... Matbaa Grafik Tasarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı olduklarını, bu ortaklık ilişkisi kapsamında ve ortaklıktan ayrılma bedeli olarak davalının kendisinden tehdit ve baskı ile fazladan para tahsil ettiğini iddia etmiş, davalı taraf ise, kendisine yapılan ödemenin şirkete koyduğu sermaye ve şirket için yaptığı masrafların karşılığı olduğunu savunmuştur. İddia ve savunmanın ileri sürülüş şekline göre, limited şirket ortakları arasında ortaklık ilişkisinden doğan bir uyuşmazlık söz konusu olduğundan dava, TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari davadır. Her ne kadar davacı taraf, İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12/11/2024 tarihli görevsizlik kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurmamış ve karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiş ise de, görev dava şartı olduğundan Dairemizce davacı vekilinin ileri sürdüğü göreve ilişkin istinaf sebepleri incelenmiş ve açıklanan sebeplerle yerinde görülmemiştir.  6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Somut olayda davanın arabuluculuğa tabi olduğu, görevsiz İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 14/05/2024 tarihinde açıldığı, sunulan arabuluculuk son tutanağı aslına göre arabuluculuk başvurusunun 07/01/2025 tarihinde yapıldığı ve son tutanağın 29/01/2025 tarihinde düzenlendiği, buna göre arabuluculuğa davanın açılmasından sonra başvurulduğunun anlaşıldığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda Asliye Ticaret Mahkemelerine görevsizlik kararı ile gönderilen hukuki uyuşmazlıklar bakımından sonradan arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı ve bu hali ile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden Mahkemece HMK madde 115/2-2. cümle ve 115/3 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sonucu itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"47680753ace21993","SID":"c6b7816a8c7a836f"}}