{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/973 Esas<br>KARAR NO: 2025/1512<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/02/2025<br>NUMARASI\t: 2024/550 E. - 2025/98 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025<br>  Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararların tazmini için HMK 107. Madde gereğince ileride talebinin arttırılmak üzere  şimdilik 1.000,00 USD'nin ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin davacı tarafın franchise bedelini ödememesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI;   İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2024   tarihli 2022/741  E-  2024/72 K sayılı kararıyla; sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilmiştir.Mahkemenin 28/03/2024 tarihli tavzih kararı ile; \"hükmün miktar olarak kesin olmak üzere verildiği\" şeklinde tavzihine karar verilmiştir.Davacı vekili mahkeme kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>MAHKEME EK KARARI;   İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/04/2024   tarihli 2022/741  E-  2024/72 K sayılı ek kararıyla; kararın kesin olarak verildiğinden bahisle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br> Davacı vekili ek karara yönelik de istinaf başvurusunda bulunmuş; istinaf dilekçesinde; davanın HMK 107. Maddeye göre belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacağın bir kısmının dava edilmesinde ve belirsiz davada kesinlik sınırının dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, ek kararın ve esasa yönelik kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 12/09/2024 tarihli 2024/1004 Esas-2024/1425 Karar sayılı kararıyla; \" ... davacı vekilinin davayı belirsiz alacak davası olarak açtığı ve yargılamaya mahkemece belirsiz alacak davası olarak devam edildiği gözetilerek, kararın kesin olduğundan bahisle ek karar ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, ek kararın kaldırılmasına, esasa yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde ise, hukuki yarar dava şartlarından olmakla kamu düzeniyle ilgili hususlarda, HMK 355. Madde gereğince resen yapılan incelemede, mahkemece  öncelikle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davanın niteliğinin davacı tarafa açıklattırılarak, HMK'da belirsiz alacak ve kısmi davanın şartları ve bağlanan sonuçların farklı olduğu gözetilerek, bu hususun değerlendirilmesi için  davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine\" karar verilmiştir.<br>MAHKEME KARARI;   İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2025 tarihli 2024/550 E-  2025/98 K sayılı kararıyla; \" somut olayda, davalının ürün tedarikinin ve işlem hacminin küçüldüğü, davacıya ihtarname gönderildiği, davacının ticari defter ve belgelerini belirtilen sürede dosyaya ibraz edemediği, davalı tarafından dosyaya sunulan diğer delillerden, davacının geç ödemelerde bulunduğu, davalının ürün tedariki güçlüğü içine düştüğü, yapılan yazışmalar ve tanık beyanları da göz önünde bulundurulduğunda; sözleşmenin bitimine kısa bir süre kala fesih yoluna giden davalının fesih iradesini zorlayıcı ve haklı nedene dayalı olduğunun kabulü gerektiği, davacının zararının dosya kapsamında sabit ve belirlenebilir nitelikte olmadığı anlaşılmakla davacının davasında haklı olmadığı sonucuna varıldığı\" gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğinden bahisle kararın istinaf yolu açık olmak üzere açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemenin 02/05/2025 tarihli 2024/550 Esas-2025/98 Karar sayılı ek kararıyla; \"Mahkemenin 2024/550 Esas, 2025/98 K. sayılı dosyasının 20/02/2025 tarihli gerekçeli kararının hüküm kısmının 5. Bendinden sonra gelmek üzere \"6-Dava açılmadan evvel sonradan haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,\" şeklinde HÜKMÜN TAMAMLANMASINA, diğer kısımlarının aynı şekilde bırakılmasına,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURULARI;<br> Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Müvekkili şirketin zarara uğradığının tanık beyanlarıyla ve 17.10.2023 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, 04.05.2023 tarihli celsede dinlenen tanık.. beyanında davalının kendi iç işleyişi ,davalı şirketin yönetim kurulundaki değişiklik nedeniyle, müvekkili şirketin sözleşmeye dayalı beklentilerini ve taleplerini karşılayamadığını, davacının talep ettiği ürünlerin davalı tarafından gönderilmediğini, davacı şirketin zarara uğradığını bildiğini,  tanık ...'ın  yurt dışı franchise ile ilgilenen birimin tasfiye edildiğini beyan ettiğini, bu beyanın müvekkilinin taleplerinin karşılanmamış olmasıyla örtüştüğünü, davalı şirketin iç meseleleri sebebiyle ortadan kaldırılan ve müvekkil şirketin işleyişiyle ilgili olan birimin eksikliğinin, müvekkil şirketin sözleşmeye dayalı taleplerinin karşılanamamasına sebebiyet verdiğini, 11.05.2018 tarihli mailde yeterli arza sahip olunmadığı, üretimin azaldığının kabul edildiğini, mail içeriği ile  asıl sorunun ödemeden kaynaklı olduğu beyanının birbiriyle çeliştiğini.-Bilirkişi raporunda 2018 yılında düzenlenen fatura toplam tutarının azalarak işlem hacminin gerilediği, 2019 yılında taraflar arasındaki ticari işin tamamen durduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin yıllar süren kayıplarının bilirkişi marifetiyle de tespit edilmişken net tutarın tespiti için istinabe yoluyla elde edilecek delillerin, işbu dosyadaki delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini.-Müvekkili şirketin Lübnan da bulunduğunu, uğranılan zararın gerçeğe en yakın şekilde tespiti için Lübnan mahkemelerinden hesap raporu alınması gerektiğini,  toplanan delillerin eksik değerlendirilmesinin yanında gerekçeli kararda da davanın reddine ilişkin usule uygun şekilde açıklama yapılmadığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin davacı istinaf dilekçesine cevabında ve katılmalı istinaf dilekçesinde; davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığını, istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davacının açtığı davada zararlarını belirleyebilir durumda olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, mahkemenin tespit edeceği bir değer bulunmadığından, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını ileri sürerek, davanın kesin olarak reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE;<br>Franshise sözleşmesinin  davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiasıyla, zararın tazmini talebiyle dava açıldığı, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve HMK 107. Madde gereğince ileride talebin arttırılmak üzere,  şimdilik 1.000,00 USD'nin ticari faizi ile tahsilinin talep edildiğinin beyan edildiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemenin 09.03.2023 tarihli duruşmanın 4 no'lu ara kararı uyarınca \".... müspet zarar, mahrum kalınan kar, sözleşmeye duyulan güven nedeni ile yapılan masraf ve sözleşmenin haksız fesih nedeni ile uğranılan zararların nelerden ibaret olduğu ve hangi alacak kalemi için hangi miktarda talepte bulunduğunu açıklamak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine\" karar verildiği, davacı vekilinin ilgili ara karar uyarınca alacak kalemleri ve ilgili alacak kalemlerine istinaden talepte bulunulan tutarın bildirildiği 16/03/2023 tarihli dilekçede; Müspet zarar kapsamındaki taleplerinin şimdilik 900,00 USD karşılığı 16.799,31 TL olduğu zarar talepleri kapsamında; Perakende mağaza, depo ve personel maliyetlerinden doğan zararlar ile işletme giderleri olan dekorasyon, reklam ve tanıtım ve sair işletme giderleri olmak üzere  şimdilik 500 USD karşılığı 9.332,95 TL, kar kaybı sebebiyle oluşan zararlar yönünden şimdilik 400 USD karşılığı 7.466,36 TL, menfi zarar kapsamında talebinin şimdilik 100,00 USD karşılığı 1.866,59 TL olduğu, işbu zarar taleplerinin temelini sözleşmenin kurulması aşamasında sarf edilen seyahat ve konaklama giderleri oluşturduğunun beyan edildiği anlaşılmıştır.Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirme yapılmadığı, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını ileri sürdüğü görülmüştür.6100 sayılı HMK’nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. Maddesinde; ” (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası  açabilir.  (2)  Karşı  tarafın  verdiği  bilgi  veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir.  Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak  miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Belirsiz alacak davasının, bu davaya ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak belirlenmesi gerekir. Madde gerekçesinde; \"Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesinin mümkün olmaması ya da bunun objektif olarak imkansız olması gerekir. Açılacak davanın miktarının biliniyor yada tespit edilebiliyor olması halinde böyle bir davanın açılamayacağı, alacaklının bu durumda belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı\" açıklanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında; \" (2)  Karşı  tarafın  verdiği  bilgi  veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmekle, alacağın karşı tarafın verdiği bilgi ve tahkikat sonucu belirlenebileceği hallerde, belirsiz alacak davası açılabileceği sonucuna ulaşılabilecektir.Bu açıklamalar doğrultusunda, davacı vekilinin 16/03/2023 tarihli açıklayıcı dilekçesinin incelenmesinde; müspet zarar kalemlerinin, perakende mağaza, depo ve personel maliyetlerinden doğan zararlar ile işletme giderleri olan dekorasyon, reklam ve tanıtım ve sair işletme giderleri ile menfi zarar başlığı altında talep ettiği, sözleşmenin kurulması aşamasında sarf edilen seyahat ve konaklama giderlerinin, kendi ticari defter ve kayıtları üzerinde yapacağı inceleme ile belirlenebileceği, bu durumda davacı vekilinin müspet zarar ve menfi zarar kalemleri yönünden belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, müspet zarar ve menfi zarara ilişkin davanın hukuki yarar yokluğundan, usulden reddi gerektiği anlaşılmıştır.Davacı tarafın kar kaybı talebinin ise bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkabileceği anlaşılmakla, kar kaybına ilişkin davanın HMK 107. Madde gereğince belirsiz alacak davası olarak açılabileceği kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvurusunda bulunduğu, mahkemece tanık beyanları ve bilirkişi raporunun hatalı değerlendirildiğini, müvekkilinin zararının tespiti için Lübnan mahkemelerine istinabe yazılarak rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.Davacı vekilinin davada, davalının hiçbir uyarı yapmadan fiilen ürün tedarikini azalttığını sonrada kestiğini, fiili ve eylemli olarak sözleşmeyi sonlandırdığını ileri sürdüğü, davalı vekilinin ise davacının Franchise sözleşmesinin kurucu unsuru olan Franchise bedelini dahi ödemediğini, sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşme gereği yeni mağaza açma edimini de yerine getirmediğini, 03/05/2019 tarihinde davacı tarafından verilen 72.000 USD (428.911,20 TL) bedelli teminat mektubunun, davalı tarafından nakde çevrilerek davacının cari hesap borcuna mahsup edildiğini ileri sürmüştür.Mahkemece alınan 11.01.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; \"...dava konusu somut olayda uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen Franchise Sözleşmesi kapsamında davalı yanın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediği ve sözleşmenin haksız olarak fesih edildiği iddiası ile davacı şirketin uğradığı zararlara ilişkin şimdilik 1.000,00 USD'nin davalı yandan tahsili talebi üzerine çıkmış bulunduğu, davalı yanın ticari defterleri incelenmesi neticesinde, tarafların ticari ilişkileri ilk olarak 04.04.2017 tarihinde davacı şirket ödemesi ile başlamış olup 01.12.2018 tarihine kadar faturalaşma ve ödemelerin devam ettiği görüldüğü, 03.05.2019 tarihinde ise davacı tarafından davalıya verilen teminat mektubu nakde çevrilerek cari hesap ilişkisinin sonlandırıldığı görüldüğü, davalının ticari defter ve kayıtlarında yer alan fatura kayıtlarına göre yıl bazında işlem hacminin ise ; 2017 yılında işlem hacminin 1.530.858,23 TL / 418.310,19 USD tutarında olduğu, 2018 yılında işlem hacminin 1.239.016,39 TL / 217.906,94 USD tutarında olduğu, 2019 yılında kesilen herhangi bir fatura kaydının bulunmadığı, tanık beyanları ve e-posta yazışmalarından anlaşıldığı üzere, davalı şirketin yurtdışı ürün tedarik hacmini 2018 yılı ortalarında önemli ölçüde daralttığı, bu tarihten itibaren davacı Franchise Alan'ın sipariş taleplerinin karşılanmadığı ve bu nedenle bu tarihten itibaren taraflar arasında alım- satımdan kaynaklı işlem hacminin düşüş gösterdiği görüldüğü, davalı yan cevap dilekçesinde fesih sebebi olarak “Franchise bedelinin ödenmediğini ve ödemelerin de düzenli yapılmadığını” iddia etmiş olup bu yönde yapılan incelemelerde; Taraflar arasında akdedilen sözleşmede herhangi bir Franchise bedeli adı altında bir tutarın ödeneceğinin kararlaştırılmadığı, iş bu ad altında yapılan bir ödeme de görülme öte yandan rapor içeriğinde yer verilen cari hesap ekstresinden görüleceği üzere, davalı yanın cari hesap ekstresindeki ödeme kayıtları sunulan banka dekontlarıyla uyumlu olmakla bu dekontlar incelendiğinde, davalı tarafından düzenlenen faturalara karşılık davacı şirket tarafından 15.05.2017 tarihine kadar düzenli olarak ödemenin yapıldığı, bu tarihten sonra 2017/05, 06, O7, 08 aylarında yaklaşık 4 ay boyunca davacı tarafça hiç ödeme yapılmadığı, akabinde 29.08.2017 tarihinde cari hesap borcunun büyük kısmının ödendiği, bu tarihten sonra yine davacı şirket tarafından 2017/9, 10, 11, 12 aylarında yaklaşık 4 ay boyunca davalı tarafa yine hiçbir ödemenin yapılmadığı, bu tarihten sonra davacı şirket tarafından ödemeler sıklaştırılmışsa da cari hesap borcunun yarısının ödendiği, bakiyenin hiç sıfırlanmadığı görülmekle birlikte süregelen ticari ilişki boyunca dosya içeriğinde davacı yan tarafından yapılan ödemelere karşılık davalının herhangi bir ihtarı, ihtirazi kaydı görülmediği, ödemelerin geç yapılmasından sonra da faturalar düzenlendiği, bu minvalde davalının feshinin haklı olup olmadığı ile ilgili durumun hukuki değerlendirmesinin takdirinin mahkemeye ait olacağı\" şeklinde görüş bildirmiştir. Mahkemece, kararına bilirkişi raporunu dayanak olarak alarak, davalının işlem hacminin düştüğü, 2018 yılında ürün tedarikinin oldukça daraldığını, bu tarihten itibaren de davacının sipariş taleplerinin karşılanmasının güçleştiği, 2017 yılında ödemelerin 4 ay aksatıldığı, Sözleşmenin 14.2 maddesinde sözleşmenin derhal feshi sebebi olarak Franchise alanın mağaza kurmaması ve işletmemesinin düzenlendiğini, yazışmalar ve tanık beyanlarından, davalının feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafın kar kaybı talep edip edemeyeceğinin belirlenmesi yönünden, öncelikle davalı tarafın sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığının tespiti gerekmektedir.Taraflar arasındaki 15 Mart 2017 tarihli Sözleşmenin 5.3  maddesinde; \"Franchise veren, iş bu sözleşmede belirtildiği şekilde veya Franchise veren ve Franchise alan tarafından kabul edilen herhangi bir faturada belirtilen ödeme koşulları kapsamında Franchise alan ödeme yapmazsa, yalnızca franchise verenin takdirine bağlı olarak finansal gücünü koruyamazsa veya Franchise alanın ödenmemiş bakiyesinin banka teminat mektubu tutarında ulaşması durumunda iş bu sözleşmenin hüküm ve koşullarına uymazsa, Franchise alan tarafından verilen ve Franchise veren tarafından kabul edilen herhangi bir siparişi iptal etme veya bu siparişin sevkiyatını reddetme veya engelleme hakkını saklı tutar. Franchise veren ayrıca, herhangi bir zamanda herhangi bir ürünün üretimini veya dağıtımını durdurma ve bu tür durdurulan ürünler için 60 günlük bildirim süresi dışındaki herhangi bir siparişi, Franchise alana veya başka bir kişiye karşı herhangi bir mesuliyet doğurmaksızın iptal etme hakkını saklı tutar. Bu tür iptal, ret veya gecikme, (Franchise veren Franchise alana daha önceden bildirmediği sürece) bir fesih veya Franchise veren tarafından iş bu sözleşmenin ihlali olarak kabul edilmeyecek ve Franchise alan fesih hakkı vermeyecektir...” hükmü düzenlenmiştir.Sözleşmenin  14.2. Maddesinde; \"Franchise Veren, aşağıdaki durumlarda Franchise Alana yazılı bildirimde bulunarak işbu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen (yalnızca Bölgenin belirli bölümlerinde geçerli olmak üzere) derhal feshetme hakkına sahip olacaktır: 4.2.1 Franchise Alanın işbu maddeye uygun olarak herhangi bir Mağaza kurmaması ve işletmemesi halinde Franchise Verenin işbu maddede belirtilen haklarını kullanma hakkına sahip olmaması şartıyla, aşağıdaki durumlardan dolayı Franchise Alanın Yükümlülüğünü ihlal etmesi ve ihlali belirten ve çözüme kavuşturulmasını talep eden yazılı bir bildirimin alınmasından sonraki 45 (kırkbeş) gün içinde çözüme kavuşturulmaması halinde: (i) Franchise Alanı etkileyen bir Mücbir Sebep Olayı, (ii) Franchise Alan tarafından Franchise Verene 90 gün önce yazılı olarak bildirilmesine rağmen, Franchise Verenin burada belirtilen sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ihmali veya kusuru;14.2.2 Geçerli ve doğru bir yazılı faturanın Franchise Alana ödeme tarihinde veya öncesinde teslim edilmesi ve gecikmenin Franchise Verenin kusurlu veya kusurlu Ürünlerin teslimi de dahil olmak üzere sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanmaması şartıyla Franchise Alanın, Franchise Verene ödeme tarihinden itibaren 45 gün içinde geçerli bir şekille ödeme yapmaması. Böyle bir durumda Franchise Alan, feshin yanı sıra USD para birimi cinsinden ilgili tutara %8'lik bir yönetim ücreti oranı uygulanacağını, tüm yönetim ücreti ve diğer ödemelerin başkaca herhangi bir ihbar, ihbar veya ödeme protestosuna gerek kalmaksızın yapılacağını ve işbu Sözleşme kapsamındaki tüm ödemelerin muaccel hale geleceğini gayrikabili rücu beyan, kabul ve taahhüt eder.\" hükümleri düzenlenmiştir.Davalı tarafça davacının Franchise bedeli ödeme ve mağaza açma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve ödemelerini yapmadığı için sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, teminatın paraya çevrildiğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.Sözleşmenin 14.2.2 maddesinde; Geçerli ve doğru bir yazılı faturanın Franchise Alana ödeme tarihinde veya öncesinde teslim edilmesi  şartıyla Franchise Alanın, Franchise Verene ödeme tarihinden itibaren 45 gün içinde geçerli bir şekille ödeme yapmaması fesih sebebi olduğu kabul edilmişse de, madde de; gecikmenin Franchise Verenin kusurlu veya kusurlu Ürünlerin teslimi de dahil olmak üzere sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanmaması şartının düzenlendiği anlaşılmıştır.Sözleşmenin 14.2.1 maddesinde; Franchise Alanın işbu maddeye uygun olarak herhangi bir Mağaza kurmaması ve işletmemesi halinde; Franchise Veren tarafından Franchise Alana 45 gün önce yazılı olarak bildirilmesine rağmen, Franchise Alanın burada belirtilen sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ihmali veya kusurunun bulunması halinde fesih hakkı doğacağı düzenlenmiştir.Davacı tanıkları ...nun ve Işı...'ın ifadelerinde; 2017 yılında davalı şirketin yönetim kurulunda değişiklik olduğunu, yeni yönetimin stoklarda çok fazla ürün bulunduğunu, mevcut stokların tüketilmesi kararı alındığını, yurt dışına gönderilecek ürün üretiminde ciddi anlamda sınırlamaya gidildiğini, az miktarda ürün gönderildiği için satış yapılamadığını beyan etmişlerdir.Davalı tanığı ...'da ifadesinde; 2017 yılının sonunda stokların eritilmesi kararı alındığını doğrulamış ancak bu kararın yeni ürün üretimini durdurmadığını sıkıntının davacı ödemelerindeki aksaklıktan kaynaklandığını beyan etmiştir.Davalı tanığı Can İkinci ifadesinde; davacı ödemelerinde sıkıntı yaşandığını, 2-3 mağaza açması gerekirken 2 mağaza açtığını beyan etmiştir.Taraflarca imzalanan sözleşmenin Ek 4 Geliştirme eki başlıklı kısmı 2.4 maddesinde, Franchise alanın \"Geliştirme Planı\"'nda belirtilen mağazaları, planda belirtilen süre içerisinde açmaması yada kapanan mağaza yerine 6 ay içerisinde mağaza açılmaması halinde, Franchise Verenin, Franchise Alanın kusurundan kaynaklanan nedenlerle, sözleşmeyi feshetme hakkını kullanma, veya sözleşmenin münhasırlık olmaksızın devam etmesini tercih etme ve bölgede mağaza açmak için yeni bir ortak arama hakkına sahip olduğunu düzenlediği, sözleşmenin 2.b maddesinde, 2017 yılı için 2, 2018 yılı için 2, 2019 yılı için 2 mağaza açma yükümlülüğü düzenlenmiştir. Davacı tarafın mail içeriklerinden sözleşmenin feshedildiği 2019 yılına kadar iki mağaza açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına sunulan bilirkişi raporunda; davacının 2017/05, 06, O7, 08 aylarında yaklaşık 4 ay boyunca davacı tarafça hiç ödeme yapılmadığı, akabinde 29.08.2017 tarihinde cari hesap borcunun büyük kısmının ödendiği, bu tarihten sonra yine davacı şirket tarafından 2017/9, 10, 11, 12 aylarında yaklaşık 4 ay boyunca davalı tarafa yine hiçbir ödemenin yapılmadığının tespit edildiği, davacı tarafça davalının ürün siparişlerini eksik yerine getirdiği ileri sürülmüşse de, talep edilen ödemenin sözleşmenin 14.2.2 maddesinde düzenlendiği şekilde teslim edilmeyen ürünlere ilişkin olduğunun ileri sürülmediği, bu durumda davacının ödemelerini 45 günden fazla bir süre geciktirdiği ve haklı fesih koşullarının oluştuğu, sözleşme davalı tarafça haklı olarak feshedildiğinden davacı tarafın kar kaybı talebinde bulunamayacağı anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalara göre, davacı vekilinin müspet zarar ve menfi zarar kalemleri yönünden belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, bu kısma ilişkin davanın usulden reddine, kar kaybına ilişkin talebi yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca mahkeme kararının gerekçesi düzeltilmekle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, sonuç olarak düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/02/2025 tarih, 2024/550 E., 2025/98 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda düzeltilmiş gerekçe ile;3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gerekli 615,40 TL harcın başlangıçta alınan 318,77 TL den mahsubu ile bakiye kalan 296,63‬ TL nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden taraflarca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 60,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.743,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c399d15a84e2321","SID":"11b20202867fe56b"}}