{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/942 <br>KARAR NO\t: 2025/1565<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/12/2022<br>NUMARASI\t: 2021/439 E. - 2022/170 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i Ve Manevi Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, bilinen adıyla ...'un, yıllardır müzik sektöründe yer alan çok nemli bir söz yazarı, besteci ve icracı sanatçı olduğunu, çok uzun yıllardan bu yana müzik alanında yaptığı çalışmalar ile sayısız esere imza attığını, sektörde yaptığı çalışmalarla saygınlık ve büyük popülerite kazandığını, müvekkilinin, \"... Şarkıları\" isimli, 1998 yılında çıkardığı ikinci albümünde bulunan, oldukça ses getiren ve bugün bile neredeyse herkesin bildiği \"...\" isimli eserin söz yazarı ve bestecisi olduğunu, davalının, 2016 yılında sözü ve müziğinin kendisine ait olduğunu belirttiği,\"...\" isimli bir single çıkardığını ve dijital mecralardan yayına sokulduğunu, bu eserin giriş ve final kısmının, müvekkiline ait \"...\" isimli eserin giriş kısmı ile birebir aynı olduğunu, kalan kısımlarının ise benzer olduğunu ...'un menajeri... tarafından fark edildiğini ve müvekkiline bildirildiğini, müvekkilinin 21/12/2020 tarihinde Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği Teknik Bilim Kuruluna başvurduğunu alanında uzman yedi kişiden oluşan ... Teknik Bilim Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu 18/01/2021 tarih ve ....B. 2021/100- 0273 numaralı raporda \"...Dijital ortamda ses kayıtları sunulan eserler dinlenmiş; '...' adlı eserin giriş ve final melodisi ile akor diziliminin, \"...\" adlı eserin giriş ve final melodisi ile birebir aynı olduğu oy birliği ile tespit edilmiştir\" şeklinde görüş bildirildiğini, müzakere sürecinde, vekiller aracılığıyla yapılan görüşmede, uzlaşma isteğinin davalı tarafından reddedilmesi sebebiyle dava açılacağı hususunun kendilerine bildirilmesi üzerine davalının, dava konusu \"...\" adlı eseri, dijital mecralarda gizlediğini, ancak kalıcı olarak silmediğini, dava konusu eserin, daha önce davalı tarafından kendi YouTube kanalında yayında iken, başka kullanıcılar tarafından da alıntılanarak başkaca hesaplarda yayına sokulduğunu, bilirkişi incelemesine esas olması bakımından bu yüklemelerden birine dair linki ekteki CD içerisinde sunduklarını, ... Teknik Bilim Kurulu raporunun mahkemece göz önünde bulundurularak, \"...\" isimli eserin bestesinin giriş ve final kısımlarında birebir olarak kullanıldığını, diğer kısımların benzerlik gösterdiği hususunun tespiti yönünde karar verilmesini talep ettiklerini, davalının, müvekkiline ait bir besteyi üzerine söz yazarak eserde değişiklik yaptığını, yapmış olduğu bu değişiklikle birlikte eseri icra ettiğini, icra ettikten sonra ise icrasını dijital mecralarda yayınladığını, yayınlarken de müvekkilini eser sahibi olarak tanıtmadığını, bunları yaparken müvekkilinden asla izin almadığını, müvekkilinin manevi haklarını ihlal ettiğini, davaya konu iki beste arasında davalının iddia ettiği esinlenmenin tanımına ve sınırlarına uyan bir benzerlik söz konusu olmadığını, birebir kopyalamanın söz konusu olduğunu, davalının ... Teknik Bilim Kurulu Raporunu kabul etmemesinin, tecavüzün ref'i talebine yaptığı itirazının ve manevi tazminat talebine itirazının hukuka aykırı olduğu hususlarını beyan ederek, dava konusu \"...\" adlı eserin giriş ve final kısmında, müvekkiline ait \"...\" isimli eserin giriş ve final kısmının birebir olarak kullanıldığının, eserlerin kalan kısımlarının benzer olduğunun tespitini, \"...\" isimli eserin yayınının dava süresince her türlü mecrada durdurulmasını, sonrasında ise müvekkilinin hak sahipliğinin besteci sıfatıyla ... meslek birliği ve yayın yapılan tüm mecralarda belirtilmesi yönünde, tecavüzün ref'i şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin uğradığı manevi zarara karşılık \"5 KR\" (beşkuruş) tutarında manevi- tazminata hükmedilmesini, hükmün FSEK 67/3 ve 78. maddesi uyarınca, en yüksek tirajlı üç gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının hiçbir suretle gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin müzik dünyasındaki başarısının her geçen gün katlanarak artmaya devam ettiğini, genç yaşına rağmen büyük başarılara imza atmış tanınan bir sanatçı olduğunu, yazıp seslendirdiği şarkıları Youtube kanalında paylaşarak geniş kitlelere ulaşmayı başardığını, YouTube kanalında 2 milyona yakın abonesi bulunduğunu, aynı zamanda ... gibi bir çok ünlü sanatçıya şarkı verdiğini, müvekkilinin söz yazarlığı ve bestecilik konusunda adından sıkça bahsettirdiğini, halihazırda bir sürü yayınlanmamış söz ve besteleri bulunduğunu ve birçok ünlü sanatçıya da söz ve beste verip, bu söz ve bestelerinin sanatçıların yorumlarıyla hep en çok dinlenenlerde yer aldığını, müvekkiline husumet yönetilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu \"...\" isimli eserin ... kayıtlarına bakıldığında söz yazarının müvekkili ..., bestecisinin ise... olduğunu, söz yazarı ile bestekâr farklı kişiler ise, bu müzik eserine ilişkin olarak yapılacak tasarruflarda hem söz yazarının hem de bestekârın izni gerektiğini, hiçbir şekilde çalıntı iddialarının kabulü anlamına gelmemekle beraber dava konusu \"...\" adlı eserin bestecisi... olmakla birlikte müvekkilinin eserin söz yazarı olduğunu ve söz konusu eseri eserin bestecisi olan...'ın izniyle yalnızca demo kaydı almış olduğunu, şarkıyı hiçbir mecrada yayınlamadığını, bir eserin icrasının hukuka uygun olarak tespit edilebilmesi için, eser sahibinin - konumuz bakımından müzik eseri sahibinin yani bestekâr'ın- izni gerekli olduğunu, müvekkilinin eser sahibi olarak bestecisinden besteyi kullanma konusunda izin almış olduğunu, söz konusu eserin yalnızca seslendirilmiş olup yapılmadığını, dağıtıma sunulmadığı ve hiçbir dijital platformda dağıtılmadığını, müvekkilinin böyle bi eseri yapmadığını ve mecralara sunmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin eserin yayınlanmasından elde edilen maddi ve manevi bir değer olmamakla birlikte maddi ve manevi bir kaybına da sebebiyet vermediğini, Youtube isimli mecrada yayınlayanın müvekkili olmadığını, bu nedenle sosyal mecrada yayınlanmasından müvekkilinin sorumlu olmadığını, kamuya açıklanmamış esere karşı, örneğin intihal gerekçesiyle,  takibat yapılamayacağını, eserin kamuya sunulmakla Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa ve bu kanunun sınırlamalarına tabi olduğunu, söz konusu eserin müvekkili tarafından hiçbir yerde hiçbir şekilde yayınlanmadığını, doğal olarak da kamuya sunulmadığını, bu nedenle Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunacak bir değer meydana gelmediğini, söz konusu eserin müvekkili tarafından halka arz edilmediğinden FSEK 14.maddesi gereği eseri umuma arz yetkisinden dolayı manevi hak kaybı oluşmadığını, FSEK 15.maddesinde eser sahibinin adını belirtme hakkı meydana gelmediğini ve bu yönde taleplerin haksız ve yersiz olduğunu, dört kategoride düzenlenen manevi hakların eserin yayınlanması ve halka arz edilmesi sonucu meydana geldiğini, müvekkili tarafından söz konusu eserin hiçbir yerde hiçbir şekilde yayınlanıp, dağıtımı yapılmadığından FSEK uyarınca manevi hak ihlali oluşmadığını ve davacının tüm taleplerinin reddi gerektiğini, dava konusu eserde benzerlik olsa dahi ancak esinlenme düzeyinde olduğunu, davacının da iddia ettiği üzere eserin giriş ve final kısmında olduğunu, esasen şarkının en önemli olan nakarat kısımında esinlenme dahi olmadığını, iki eser arasında intihal incelemesi yapılırken yerleşik Yargıtay kararlarına göre; sonraki eser sahibinin eyleminin, ilk eser sahibinin mali ve manevi haklarından en az birisini ihlal edip etmediğini, sonraki eserin ilk eserden hareketle oluşturulup oluşturulmadığını, eserler arasında benzerlik varsa ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirilip geçirilmediğini ve son olarak da tespit edilen benzerliğin FSEK'in 35. maddesinde belirlenen iktibas serbestisi veya esinlenme kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının bir bütün olarak araştırılması gerektiğini, Yargıtay  kararları doğrultusunda iki eser de incelendiğinde herhangi bir ihlal olmadığını, olsa dahi bunun yalnızca esinlenme kapsamında kalacağını, benzerlik, aynı alanda üretilmiş eserlerde bulunmasının mümkün, soyut fikir, konu, yöntem gibi olağan ve anonim unsurlara ilişkin veya sadece önceki eserden esinlenme mertebesinde kalmış ise, bunun meşru bir kullanım sayıldığını, zira biçime bürünmemiş soyut fikir, tema, araştırma konusu veya yöntem, anonimleşmiş söz, formüllerin Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku kapsamında korunamadığını, Türk Hukukunda iktibas serbestisinin düzenlenmiş olduğunu, müzik eserlerinde, bestelerde esinlenme düzeyinde kalan iktibas yapılmasının mümkün olduğunu, müvekkilinin eseri kabul anlamına gelmemekle beraber, davacının iddia ettiği gibi beste açısından bir benzerlik olsa dahi incelendiğinde bunun ancak esinlenme düzeyinde kaldığının anlaşılacağını, ... (Musiki Eserleri Sahipleri Kurulu)'den alınan teknik bilim kurulu raporunun taraflarınca kabul edilmediğini, herhangi bir hukuki bağlayıcılığının bulunmadığını, bunun yanında her türlü hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, hukuki geçerliliği olduğu varsayılsa dahi raporda yalnızca \"...\" adlı eserin giriş ve final melodisi ile akor diziliminin, \"...\" adlı  eserin giriş ve final melodisi ile birebir aynı olduğu oy birliği ile tespit edilmiştir\" şeklinde belirtildiğini, eserlerin yalnızca giriş ve final kısımlarında benzerlik bulunmakla beraber bu benzerliğin esinlenme düzeyinde olduğunu, tecavüzün ref'i şeklindeki ihtiyati tedbir talebinin ve manevi tazminat talebinin taraflarınca kabul edilmediğini, ancak esinlenme düzeyinde kalacak bir benzerlik olduğu düşünülebildiği ve davacının kendisine ait söz konusu besteyi \"Adına Yürek Derler\" adlı eserinde kullandığı ve Youtube'da 2,9 milyon izlenme sağladığını, bestesinin ve emeklerinin boşa gittiğini ve bu nedenle manevi zarara uğradığı iddialarının bu sebeple asılsız olduğunu, bestesini istediği gibi, istediği sözlerle birleştirerek emeğinin karşılığını aldığını, ... kayıtlarına güvenerek yalnızca üzerine söz yazarak demo olarak seslendirdiği eser açısından Türk Medeni Kanunu uyarınca da iyi niyet karinesinin gündeme geleceği ve müvekkilinin iyi niyetli olarak tanımlanacağından yine Bestenin çalıntı olması yönünden husumet yöneltilecek kişinin müvekkili olmadığını, müvekkiline kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Davacı manevi tazminat istemini, FSEK'ten kaynaklanan manevi haklarının ihlaline dayandırmıştır. FSEK 70/1. maddesine dayanılarak manevi tazminat talep edilebilmesi için öncelikle talepte bulunanın FSEK tarafından korunan hak ve menfaatleri olduğunu kanıtlaması gerekecektir.  FSEK 70/1. maddesi uyarınca manevi tazminat talep edilebilmesi için eser/hak sahibinin bir zarara uğramış olması gerekmez, sadece Kanun'un saydığı haklardan birisinin ihlâl edilmiş olması yeterlidir. Davacının manevi haklarından; eser sahibi olarak belirtilme ve eserde değişiklik yapılmasına dair haklarının ihlal edilmesi nedeniyle FSEK'in 70/1. maddesi uyarınca manevi tazminat talebinin kabulü gerekçesiyle; \t1-\"...\" adlı eserin giriş ve final kısmında, davacıya ait \"...\" isimli eserin giriş ve final kısmının aynen/birebir olarak kullanıldığının tespitine, 2-Davalının eyleminin; davacının mali haklarından işleme, çoğaltma, yayma, umuma iletim hakları ile manevi haklarından eser sahibi olarak belirtilme ve eserde değişiklik yapılmasına dair hakların ihlal edildiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,\t3-Manevi tazminat talebinin kabulüne, \"5 KR\" (beşkuruş) manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında husumet itirazlarının değerlendirilmeden eksik bir değerlendirme ile davanın usulden reddi gerekirken karar verildiğini iddia ederek öncelikle husumet itirazlarının devam ettiğini, dava konusu \"...\" adlı eserin ... kayıtlarına göre söz yazarının müvekkili ..., bestecisinin ise... olduğunu, sözlü bir müzik eserinde söz yazarı ile bestekâr farklıysa her ikisinin de izninin gerektiğini, esasen bestekârın kendi bestesinin, söz yazarının da kendi güftesinin bir başkası tarafından icra edilmesine tek başına karar verebileceğini, hiçbir şekilde çalıntı iddialarını kabul etmemekle birlikte müvekkilinin eserin söz yazarı olduğunu ve bestecisi...'tan izin alarak eseri yalnızca demo kaydı aldığını ve hiçbir mecrada yayınlamadığını, icracı sanatçının hak sahibi olabilmesi için eser sahibinin iznini almış olması gerektiğini, müvekkilinin eser sahibi olarak besteciden izin alıp besteyi kullanarak yalnızca demo şeklinde icra ettiğini, eserin seslendirildiğini ancak yapılmadığını, dağıtımı sunulmadığını ve hiçbir dijital platformda dağıtılmadığını, dolayısıyla müvekkilinin böyle bir eser yapmadığını ve dijital mecralara sunmadığını, Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan iyiniyet kuralına dayanarak, müvekkilinin söz konusu eserin bestecisi olarak ... kayıtlarında yer alan...'tan besteyi alarak demo şeklinde seslendirdiğini, bestenin davacıya ya da bir başkasına ait olduğunu bilmediğini, ... kayıtlarına güvenerek söz yazdığını ancak söz konusu eseri yayınlamadığını, iyi niyet karinesi gereği bestenin çalıntı olması yönünden husumet yöneltilecek kişinin müvekkili olmadığını ve kendisine kusur atfedilemeyeceğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ve kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, dava konusu eserin müvekkili tarafından kullanılmadığını, hiçbir dijital mecrada yayınlanmadığını ve sonuç olarak varlık bulmadığını, gerekçeli kararda bu hususun göz ardı edildiğini, gerekçeli kararda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında değerlendirme yapılsa da bu değerlendirmenin eksik olduğunu, davalı müvekkilinin Adın Belirtilmesi Hakkı ve Eserde Değişiklik Yapılmasını Önleme Hakkı'nı ihlal etmiş olmasının mümkün olmadığını, bir hakkın ihlal edilebilmesi için haksız fiilin meydana gelmesi gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu uyarınca haksız fiilin şartlarından olan hukuka aykırılık ve zarar açısından, ortada hukuka aykırı bir fiil olmadığını, cevap dilekçesi ekindeki görüntüden anlaşıldığı üzere demo olarak seslendirilen eserin başkaları tarafından yayınlandığını, kusur yönünden müvekkili tarafından halka arz edilmediğinden kusurlu bir haksız fiil oluşmadığını, FSEK m.14 gereği eseri umuma arz yetkisinden dolayı manevi hak kaybı oluşmadığını, eser kamuya arz edilmediğinden FSEK m.15 eser sahibinin adını belirtme hakkının meydana gelmediğini ve taleplerin yersiz olduğunu, manevi hakların eserin yayınlanması ve halka arz edilmesi sonucu meydana geldiğini, müvekkili tarafından yayınlanıp dağıtımı yapılmadığından manevi hak ihlali oluşmadığını ve davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin cevap dilekçesinde davacıya ait bestenin üzerine söz yazıp icra ettiğini kabul etmediğini, aksine ... kayıtlarında bestecisinin... olduğu beste konusunda söz yazdığını ve yalnızca demo olarak seslendirdiğini ancak yayınlamadığını beyan ettiğini, yalnızca bestenin üzerine söz yazmak ve icra etmek dahi davacının manevi haklarını ihlal etmeye yeterli olmadığını, eser dijital mecralarda yayınlanmadığı için hak kaybı meydana gelmediğini, eser kamuya açıklanmadığı sürece intihal gerekçesiyle takibat yapılamayacağını, bu nedenle FSEK'ce korunacak bir değer meydana gelmediğini ve manevi bir zarar oluşmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber dava konusu eserde benzerlik olsa dahi esinlenme düzeyinde kaldığını, gerekçeli kararda bilirkişi raporu esas alınsa dahi raporu kabul etmediklerini ve ek rapor taleplerinin değerlendirilmeden karar verildiğini, davacının kendisine ait söz konusu besteyi \"Adına Yürek Derler\" adlı eserinde kullandığını ve YouTube'da 2,9 milyon izlenme sağladığını, bu nedenle bestesinin ve emeklerinin boşa gittiği ve manevi zarara uğradığı iddialarının asılsız olduğunu, gerekçeli kararda FSEK m. 70/1 uyarınca manevi tazminat talep edilebilmesi için eser/hak sahibinin bir zarara uğramış olması gerekmediği, sadece Kanun'un saydığı haklardan birinin ihlâl edilmiş olmasının yeterli olduğu belirtilse de FSEK m. 70/ı anlamında manevi hakların haleldar edilmesinin aynı zamanda eser sahibinin Türk Borçlar Kanunu m. 58 hükmü uyarınca kişilik haklarının da ihlali niteliğinde olması gerektiğini, sadece manevi hakların ihlali ancak kişilik haklarının ihlal edilmemesi halinde manevi tazminat sorumluluğu doğmadığını, davacı açısından haksız fiil meydana gelmediğini, yayınlanmayan bir eserden dolayı haksız fiil meydana gelmesinin hukuken mümkün olmadığını, hukuka aykırı eylem ve illiyet bağı açısından değerlendirildiğinde müvekkili tarafından halka arz edilen ve dijital mecralarda yayınlanan bir eser bulunmadığından ve benzerlik esinlenme düzeyinde kaldığından hukuka aykırı bir eylem bulunmadığını, buna dayanarak verilen kararın hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dosyada yer alan ... Teknik Bilim Kurulu Raporu ve Bilirkişi Raporu'nu kabul etmediğini, ek bilirkişi raporu taleplerine rağmen yeni rapor alınmadan eksik araştırma ile karar verildiğini, gerekçeli kararda davacının mali haklarından işleme, çoğaltma, yayma, umuma iletim hakları ile manevi haklarından eser sahibi olarak belirtilme ve eserde değişiklik yapılmasına dair hakların ihlal edildiğinin tespitine, men'ine, ref'ine şeklinde verilen kararın haksız ve hukuka aykırı nitelikte olduğunu, tecavüzün ref'i davası açılabilmesi için manevi ve/veya mali hakların ihlal edilmiş olması ve ihlalin veya etkilerinin devam etmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin kabulüne ve \"5 Kr\" (Beş Kuruş) manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair kararı kabul etmediklerini, eser halka arz edilmediği ve manevi hak ihlali oluşmadığından davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının tümden kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: <br>Davacı istinafa cevap dilekçesinde özetle;  iki eser arasında esinlenme serbestisi aşan bir ihlal olduğunu ve eserlerin birbirinin kopyası netiliğinde olduğunu,  Musiki Eserleri sahipleri Meslek birliği Bünyeyesin de yer alan dosyada  Teknik Bilim Kurulu raporu ve dosyada yer alan 30/06/2022 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davalının bu yöndeki itirazı haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yine davalı eserin yayınlanmadığı ve manevi hak ihlali meydana gelmediğini iddia etse de, dosyaya sunulan dava ve cevaba cevap dilekçeleri ile bu hususa açıklık getirdiğini, eserin dijital mecralarda yayınlandığına dair ekran görüntüsünün mevcut olduğunu ve müvekkilinin manevi haklarının ihlali için eserin yayınlanması gerekmediğini, davalı tarafın müvekkili ait beste üzerine söz yazarak değiştirilmesi ve akabinde icra edilmesi, seslendirilmesi sonucu zaten müvekkilin manevi haklarından FSEK 16 hükmü ile düzenlenen Eserde Değişiklik Yapılmasını Önleme Hakkı ihlal edildiğini beyan ederek, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/439 E., 2021/170 K. Sayılı ve 02/12/2022 tarihli haklı ve hukuka uygun olarak verilen kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu,  Davalının sözü ve müziğinin kendisine ait olduğunu belirttiği \"...\" adlı eserin giriş ve final kısmında, davacının \"...\" isimli eserinin giriş ve final kısmının birebir olarak kullanıldığının, eserlerin kalan kısımlarının benzer olduğunun tespiti, davalının eyleminin; davacının FSEK' ten kaynaklı mali haklarından işleme, çoğaltma, yayma, umuma iletim hakları ile manevi haklarından eser sahibi olarak belirtilme ve eserde değişiklik yapılmasına dair haklarının ihlal edildiğinin tespiti, men'i, ref'i, sonrasında ise davacının hak sahipliğinin besteci sıfatıyla ... meslek birliği ve yayın yapılan tüm mecralarda belirtilmesi, davacının uğradığı manevi zarara karşılık 5 KR (beşkuruş) tutarında manevi tazminata hükmedilmesi ve hükmün ilanına ilişkindir.Davacı vekili, \"...\" isimli eserin söz yazarı ve bestecisi olduğunu, davalının, 2016 yılında sözü ve müziğinin kendisine ait olduğunu belirttiği, \"...\" isimli bir single çıkardığını ve dijital mecralardan yayına sokulduğunu, bu eserin giriş ve final kısmının, müvekkiline ait \"...\" isimli eserin giriş kısmı ile birebir aynı olduğunu, kalan kısımlarının ise benzer olduğunu belirterek  tecavüzün tespiti ve  ref'i ile \"5 KR\" (beşkuruş) manevi- tazminata hükmedilmesini, hükmün FSEK 67/3 ve 78. maddesi uyarınca, en yüksek tirajlı üç gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,  husumet yönetilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu \"...\" isimli eserin ... kayıtlarına göre söz yazarının ..., bestecisinin ise... olduğunu, ...'ın izniyle yalnızca demo kaydı aldığını, Youtube isimli mecrada yayınlayanın müvekkili olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.30/06/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle: \"...” isimli parçanın FSEK kapsamında eser olarak korunduğu ve davacının eser sahibi olduğu, yapılan teknik incelemede davacıya ait eserin davalı tarafından \"...” isimli eserin giriş ve final bölümünde açık bir şekilde aynen/birebir kullanıldığının tespit edildiği görülmekle iktibas serbestisi ve esinlenmenin sınırlarının aşıldığı, davacı tarafından dosyaya sunulan ve rapor hazırlanırken yayından kaldırılmış olan youtube videosu incelendiğinde ... Youtube kanalından, “...- ... (2016)” açıklaması ile 22.02.2016 tarihinde videonun yüklendiği görülmekle davacının mali haklarından işleme, çoğaltma, yayma ve umuma iletim haklarının ve manevi haklarından eser sahibi olarak belirtilme ve eserde değişiklik yapılmasını men hakkının ihlal edildiği kanaatine varıldığı\" bildirilmiştir. Somut olayda, \"...” isimli parçanın FSEK kapsamında eser  ve davacının eser sahibi olduğu, davacıya ait eserin, davalı tarafından \"...” isimli eserin giriş ve final bölümünde açık bir şekilde aynen/birebir kullanıldığının tespit edildiği, iktibas serbestisi ve esinlenmenin sınırlarının aşıldığı, davacı tarafından dosyaya sunulan ve rapor hazırlanırken yayından kaldırılan youtube videosu incelendiğinde: ... Youtube kanalından, “...- ... (2016)” açıklaması ile 22.02.2016 tarihinde videonun yüklendiğinin görüldüğü, bu nedenle \"...\" adlı eserin giriş ve final kısmında, davacıya ait \"...\" isimli eserin giriş ve final kısmının aynen/birebir olarak kullanıldığının bilirkişi heyet raporu ile tespit edildiği, davalının eyleminin; davacının mali haklarından işleme, çoğaltma, yayma, umuma iletim hakları ile manevi haklarından eser sahibi olarak belirtilme ve eserde değişiklik yapılmasına dair hakları ihlal ettiği anlaşılmıştır.-Davalı istinafında, Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan iyiniyet kuralına dayanarak, müvekkilinin söz konusu eserin bestecisi olarak ... kayıtlarında yer alan...'tan besteyi alarak demo şeklinde seslendirdiğini, bestenin davacıya ya da bir başkasına ait olduğunu bilmediğini, ... kayıtlarına güvenerek söz yazdığını ancak söz konusu eseri yayınlamadığını, iyi niyet karinesi gereği bestenin çalıntı olması yönünden husumet yöneltilecek kişinin müvekkili olmadığını ve kendisine kusur atfedilemeyeceğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de; davalının eser sahibi davacının izni olmaksızın, eserin sözleri üzerinde değişiklik yaptığı, davacının eserden kaynaklanan mali hakları ile manevi haklarını ihlal ettiği anlaşılmakla bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı manevi tazminat istemini, FSEK'ten kaynaklanan manevi haklarının ihlaline dayandırdığı, eserde değişiklik yapma ve ismin belirtilmesi hakkının ihlal edildiğinin sabit olduğu, manevi tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın<br> 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği  kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/12/2022 tarih ve 2021/439 E. 2022/170 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01583c3593c50437","SID":"3484898354e19ae8"}}