{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/859 <br>KARAR NO\t: 2025/1452<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/11/2022<br>NUMARASI\t: 2021/418 E. - 2022/242 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve halihazırda Türkiye’de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde \"Tanınmış Marka\" olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin \"...\" ibaresini ticari ünvanında kullandığını, bu ünvanın TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturulduğunu, davalının, müvekkilinin tescilli markasına son derece benzeyen ... ibaresini bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, davalının marka ismini kullanarak haksız kazanç elde ettiğini, müvekkili şirketin marka isminin bilinirliğini kullandığını, davalı şirketin yaptığı ihlalin haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, arz ve izah edilen nedenlerle, davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesi ve men'ine, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, davalının Müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile ilanına; yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı asil cevap dilekçesi ile; şirketinin 2011 yılında faaliyete başladığını, 2018 yılı itibariyle ... İnşaat Otomotiv olarak faaliyet gösterdiğini, 11 yıl boyunca ... ismini kullandığını, ... isminin oğlu ... isminin 2 baş harflerinden oluşan isim olduğunu, ismin patentini alan firmanın bugüne deyin yazılı, sözlü hiçbir uyarıda bulunmadığını, bu konuda istişare ve uzlaşıya gelmeden dava açmasının manidar olduğunu, firma isminin düzeltilmesine yönelik talimatta bulunduklarını, ... ibaresini ihtiva eden tüm kullanımların kaldırıldığını, mahkeme masraflarını davacı kişi veya firmaya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davacı vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde marka tecavüzünün önlenmesi, men'i ve davalı ticaret unvanı terkini taleplerinde bulunmuştur. Söz konusu talepler yönünden marka tecavüzü fiilini ispat külfeti davacıdadır. Ne var ki davacı, davalının \"...\" ibaresini havi yahut tecavüz oluşturabilecek benzerini havi fiili markasal kullanımlara delalet edebilecek herhangi bir delil dosyaya sunamadığı gibi, bilirkişi vasıtasıyla mahallinde yapılan tespitte de davalı yanın herhangi bir markasal kullanımı bulunamamıştır. Aynı şekilde, davalının ticaret unvanının SMK 7/3-e anlamında tecavüz oluşturabilmesi ve terkini için 7/2 anlamında markasal bir kullanım ispatının gerektiği, ancak somut olayda davacı tarafça bu hususta delil sunulamadığı, bu nedenlerle davacının davasını ispatlayamamış olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle  Davacının davasının reddine\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davalı şirketin markasal kullanımlarını bizzat kendilerinin ikrar ettiğini, Davalı cevap dilekçesinde \"... İletişim\" ibaresini 2011 yılından itibaren kullandığını, 2018 yılında \"... İnşaat Otomotiv\" adı altında faaliyet gösterdiğini, ... ibaresinin kullanıldığı amblem, tabela ve broşürlerinin bulunmadığını, eskiye dönük \"levha, tabela\"nın kaldırıldığını, \"kaşe ve faturalarda\" düzeltme gerçekleştirileceğini beyan ettiğini, Davalı firmanın, ... ibaresinin markasal etki yaratacak şekilde levha, tabela, kaşe ve faturalarda kullanıldığını ikrar ettiğini,  davalı güncel adresini bildirmediği için tespit edilememiş olsa da bu hususun bir önemi olmadığını, -Müvekkili markasının Türkiye çapında tanınmış bir marka olduğundan tüm sınıflarda korunma hakkına sahip olduğunu, bilirkişi raporunda, davalının ticaret sicil kayıtlarında yer alan iştigal konusunun kısmen (35. Sınıf) müvekkilinin tescilli ... markasının tescil sınıfı ile örtüştüğü, davalının iştigal konusunun 39. Sınıf kapsamında olduğu, 35. Sınıfa karşılık gelen iştigal konusunun müvekkiline ait 2019/93726 tescil numaralı ... ve 2015/62243 tescil numaralı ... ... markasının kapsamında kaldığının tespit edildiğini, tarafların faaliyet alanları kısmen örtüşmekte olduğundan, müvekkili markasının tanınmış olması hususu bir kenara bırakılsa dahi davalının unvanından/işletme adından ... ibaresinin terkini koşullarının oluştuğunu,-Bilirkişi ek raporunda davalı adresi olarak bildirilen ve halen İTO kayıtlarında davalı adresi olarak yer alan \"Fatih mah. Urfalılar cad. ... Esenyurt/İstanbul\" adresinde \"... Yedek Parça\" işletme adlı bir işletmenin yer aldığı, işletmenin dava dışı \"...\" isimli bir şahıs tarafından işletilmekte olduğu, işyerinin devredilmiş olduğu, yakın binalarda davalının ticari faaliyetine rastlanmadığı belirtildiğini, bununla birlikte İTO kayıtlarında ve MERSİS sisteminde firma aktif durumda olup inceleme gerçekleştirilen adreste ticari faaliyet yürüttüğü bilgisi yer aldığını, cevap dilekçesinde ... ibaresini markasal şekilde kullandığını ikrar eden davalının güncel adresini resmi makamlara bildirmemesinin kusurunun müvekkiline yükletilmemesi gerektiğini, -... markasının, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “Tanınmış Marka” olarak da kayıt altına alındığını, SMK 29. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde açıkça \"Marka sahibinin izni olmaksızın markanın 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanılmasının\" marka hakkına tecavüz sayıldığının hüküm altına alınmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından, ilgili hüküm dikkate alınmaksızın, 6769 sayılı SMK 29/1-b ve c maddelerinin dikkate alınması ve buna göre hüküm verilmesinin usul ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, SMK 29. maddede düzenlenen bu markaya tecavüz teşkil eden hallerin seçimlik olmadığını, tanınmış marka tescili ve tanınmış marka haklarının dikkate alınmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından müvekkili şirkete ait tanınmış marka tescilini dava dilekçesi ekinde sunmuş olmalarına rağmen sadece Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarından 2003/34746 tescil nolu \"...+Şekil\" ibareli markanın hükme esas alındığını, müvekkili şirkete ait yaklaşık 100 adet tescilli marka bulunmakta olup, bunların yaklaşık 30 adedinde \"...\" ibaresi yer aldığını, bu tescilli markalardan birisinin de T/02171 tescil nolu TANINMIŞ MARKA tescili oluşturduğunu,  delil olarak sundukları Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca da sabit olduğu üzere, tanınmış markanın tanınmışlığından faydalanılarak farklı mal ve hizmetlerde kullanılmasının tanınmış markanın yarattığı algı ve imaja zarar verdiğini,  tüketicilerin tanınmış markayı birbirinden farklı mal ve hizmetler üzerinde görmesi, onların tanınmış marka sahibinin tutarsız ve mantıksız davrandığını düşünmelerine sebep olmakta, bu durum tanınmış markanın imajına zarar vermekte olduğunu, tanınmış markalarda tescil engelinin ya da marka hakkı ihlalinin varlığı için mal ve hizmetlerin aynı yahut benzer olmalarının gerekmediğini, haksız bir kazanç elde edilmesi ya da ayırt ediciliğe veya itibara zarar verilmesi halinde, tanınmış markanın aynı veya benzerinin kullanılmasının tek başına yeterli olacağını, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin olmasının da aranmayacağını, müvekkili şirket ile davalının ana faaliyet alanlarının farklı olmasının tanınmış markanın hukuki koruması açısından fark yaratmadığını, hukukun  tanınmış markayı bu noktada da koruduğunu, -Davalının müvekkili şirkete ait markadan doğan haklarının ihlali ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin somut olarak ortaya konulduğunu, Ticari unvanını \"...\" ibaresini barındıran şekilde tescil ettiren davalının karıştırılma tehlikesi yaratacak şekilde hareket ettiğinin ortada olduğunu ve bu sebeple TTK md. 55 koşullarının gerçekleştiğini, davalının dava tarihinde mevcut eylemlerinin müvekkili şirketin tescilli tanınmış \"...\" markasından doğan marka haklarına tecavüz teşkil etmekte olduğunu, ticari unvanın sonradan değiştirilmiş olmasının bu davanın açılmasına sebebiyet vererek müvekkilinin zarara uğramasına yol açtığı gerçeğini değiştirmediğini, davalının müvekkili şirketin marka tecavüzünü gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiğini, Ticaret unvanı tescilinin marka tecavüzü teşkil etmesi için karıştırılma ihtimali olmasının yeterli olduğunu, müvekkili şirkete ait \"...\" markasından doğan fikri mülkiyet haklarını ihlal eden davalının ticaret unvanının sicilden terkini gerekiğini,  Yargıtay içtihatları ve doktrin görüşlerince, iki marka arasında halk tarafından karıştırılma ihtimalinin olmasının dahi marka hakkına tecavüz teşkil etmekte, marka hakkı sahibinin menfaatlerinin zarar görmesine yol açmakta olduğunu, müvekkili şirkete ait \"...\" markasına tecavüzün gerçekleştiğinin açık olduğunu, dava açıldıktan sonra ticareti terk etse dahi müvekkili şirketin marka haklarına tecavüz teşkil eden eylemleri dolayısıyla işbu davanın açılmasına sebebiyet verildiğini, müvekkili şirketin maddi zarara uğratıldığını, bu sebeple yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de hukuka aykırı eylemleri ile dava açılmasına sebebiyet veren davalının üzerinde bırakılması gerektiğini, tüm nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalının, davacıya ait markadan doğan haklarına tecavüzünün tespiti, men'i ve ref'i ile davalının ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkini talebine yöneliktir.Davalı firmanın şahıs işletmesi olarak kaydedildiği ve 13/10/2021 tarihli unvan değişikliğinin 18/10/2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Dosya, davalının davacıya ait 2003/34747 tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzünün olup olmadığı, davalı ticaret unvanından ... ibaresinin terkin koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 10/01/2022 tarihli raporunda; \"Davacı adına 2003 34747 numara ile tescilli “... şekil” markasının 25, 2019/93726 tescil numaralı m ... markasının 35, 2019/126239 tescil numaralı dr. ... markasının 18 / 25 / 35, 2019/116039 tescil numaralı m ... markasının 18 / 25 / 35 , 2016/28885 tescil numaralı ... sports markasının ... tescil numaralı ... sports markasının 18 / 25, 2016/08307 tescil numaralı ... parapolik havalı yürüyüş markasının 18 / 25 / 35, 2015/83197 tescil numaralı ... super walh markasının 25, 2015/83187 tescil numaralımuya super step markasının 25, 2015/83185 tescil numaralı ... super soft markasının 25, 2015/83182 tescil numaralı ... sports şekil markasının ... tescil numaralı ... ... markasının 25 / 35, 2008/40280 tescil numaralı ... şekil markasının 18 / 25, 2006/... tescil numaralı ... elite line markasının 25, 2003/34747 tescil numaralı ... şekil markasının 25, 2003/34746 tescil numaralı ... markasının 25, 2000/10556 tescil numaralı ... markasının 25, 96/001403 tescil numaralı ... markasının 25. Sınıflarda tescilli olduğu, Davacı adına T/2171 tescil numaralı ... markasının tanınmış marka olarak korunduğu, Davalının İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğünde kaydı incelendiğinde, davalının 28.04.2016 tarihinde ana sözleşme tescilinin yapıldığı, 13/10/2021 tarihinde ... ... İNŞAAT olan unvanın ... ... İNŞAAT olarak değiştirildiği, Davalı tarafın ... ibaresini ticaret unvanı kullanımı dışında herhangi bir ürün veya hizmet üzerinde kullandığına dair delil sunulmadığı, davalı tarafın, ... ibaresini işletme adı olarak kullanıldığını kabul ettiği, Davalının iştigal konusunda yer alan “Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda telekomünikasyon teçhizatının perakende ticareti (telefon, cep telefonu, faks vb.), Otomobil ve hafif motorlu kara taşıtlarının diğer perakende ticareti (ambulans ve minibüs benzeri motorlu yolcu taşıtları dahil (3,5 tondan daha az (aracılar ile internet, TV. Vb. Üzerinden ticaret dahil) ) hizmetinin 35. Sınıf; İkamet amaçlı binaların inşaatı (müstakil konutlar, birden çok ailenin oturduğu binalar, gökdelenler vb.nin inşaatı) (ahşap binaların inşaatı hariç) hizmetlerinin 37. Sınıf; Motorlu hafif kara taşıtlarının ve arabaların sürücüsüz olarak kiralanması ve leasingi (3.5 tondan daha az olan otomobil, kamyonet, vb. dahil, motosiklet hariç) hizmetlerinin 39. Sınıf kapsamında olduğu, 35. Sınıfa karşlık gelen iştigal konusunun davacıya ait 2019/93726 tescil numaralı ... ve 2015/62243 tescil numaralı ... ... markasının kapsamında kaldığı, Davacı markasının tescilli olduğu 35. Sınıf kapsamında yer alan; “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları, Motorlu kara taşıtları mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin davalının iştigal konusunda yer alan “Otomobil ve hafif motorlu kara taşıtlarının diğer perakende ticareti (ambulans ve minibüs benzeri motorlu yolcu taşıtları dahil (3,5 tondan daha az, Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda telekomünikasyon teçhizatının perakende ticareti” hizmetlerine karşılık geldiği, Davalının ticaret sicil kayıtlarında yer alan iştigal konusunun kısmen (35. Sınıf) davacının tescilli ... markasının tescil sınıfı ile örtüştüğü görülmekle SMK 7/2-b anlamında Davalının iştigal konusunu oluşturan “Otomobil ve hafif motorlu kara taşıtlarının diğer perakende ticareti (ambulans ve minibüs benzeri motorlu yolcu taşıtları dahil (3,5 tondan daha az (aracılar ile internet, TV. Vb. Üzerinden ticaret dahil) ve Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda telekomünikasyon teçhizatının perakende ticareti (telefon, cep telefonu, faks vb.) bakımından terkin edilebileceği, Davacı adına tescilli ... markasının, davalı tarafın ticaret sicil kaydının başladığı tarih olan 28/04/2016 tarihinden daha önce, 30.07.2012 tarihinde tanınmış marka olarak kabul edildiği, davacı markasının davalı tarafın ticaret siciline kaydından çok daha önce tanınmış marka olarak tescil edilmiş olması nedeniyle davalı ticaret unvanının terkininin talep edilebileceği,  ... ibaresinin günlük hayatta kullanılan ibarelerden olmaması, davacı adına tescilli ... markasının 1996 yılına kadar gitmesi ve sahip olduğu tanınmışlık nedeniyle ... ibaresinin hangi saikle yaratılmış olduğunun davanın esasına etki etmeyeceği, Davalının ticaret unvanının 13/10/2021 tarihinde ... olarak değiştirildiği, unvanın dava tarihinden sonra değiştirilmesinin takdiri mahkemeye ait olmakla birlikte ... ve ... ibarelerinin gerek doktrin gerekse içtihatlar ışığında yapılacak değerlendirmelerde birbiri ile benzer kabul edilebilecek ibarelerden olduğu, davacının Ticaret Ünvanının Tescilinin (14 Ekim 1994), davalının Ticaret Ünvanının Tescilinden (03/12/2008) daha önceki tarihli olduğu, Davacının “...” esas unsurlu ilk marka tescilinin (96/001403 ...- başvuru tarihi 31/01/1996) davalının Ticaret Ünvanının Tescilinden (03/12/2008) daha önceki tarihli olduğu, Dolayısıyla, davacının gerek ticaret ünvanı tescili gerekse de marka tescili açısından, tarihsel önceliğinin olduğu, Davalının, tescilli ünvanını, tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullanmayıp, davacı markasının ve ticaret ünvanının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi kullanması durumunun tespit edilemediği, kaldı ki Davalıya ait “...” ibareli herhangi bir mal/ürün/emtianın mevcut olmadığı, Kullanımın, ticaret ünvanının kullanımını aşarak, markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı, keza tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının tamamiyle birbirinden farklı olduğu, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte söz konusu tanınmışlığın ayakkabı (terlik) emtiasında olduğu ve tanınmışlığın bu alanın dışına taşıp özellikle davalının faaliyet alanı olan “Mimarlık ve Mühendislik alanında” tanınır olduğunu gösterir dosya içinde belge/delil olmadığı, Mevcut duruma göre, davalı ünvan kullanımının davacının marka haklarına ve ticaret ünvanından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil etmeyeceği, belirtilen sebeplerle davalı şirketin unvanının terkini koşullarının oluşmadığı, Davalı şirketin, ... sözcüğünü ticaret unvanında kullandığı tarihten(2008) dava tarihine kadar(2021) geçen yaklaşık 13 yıl boyunca davacı şirketin, davalının bu kullanımına sessiz kalmasına ilişkin durumun TMK m.2 kapsamında değerlendirilmesi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu\" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.Davacı vekili 01/04/2022 tarihli celsede alınan beyanında, markasal kullanımlar açısından yerinde inceleme yapılması talebi üzerine, bilirkişiye davalı adresinde yerinde inceleme yetkisi verilerek markasal kullanımlar yönünden de rapor tanzimi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 15/08/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; \"mahkemenin emir ve tensipleri ile 11.08.2022 tarihinde davalı adresi olarak bildirilen ve halen İstanbul Ticaret Odası kayıtlarında davalı adresi olarak yer alan Fatih Mah. Urfalılar Cad.... Esenyurt/İstanbul adresinde ... YEDEK PARÇA işletme adlı bir işletmenin yer aldığı, İşletmenin dava dışı ... isimli bir şahıs tarafından işletilmekte olduğu, işyerinde herhangi bir şekilde ... ibaresinin markasal kullanıma konu edilmediği, davalının verilen adreste bulunmadığı, işyerinin devredilmiş olduğu, yakın ve mücavir binalarda da davalının ticaret faaliyetine rastlanılmadığı, Davalı tarafın sadece ticaret unvanında ... ibaresinin yer aldığı, davacı tarafa ait tescilli markaların davalı tarafça fiilen kullanıldığına dair davalı adresinde tespit yapılamadığı\" hususlarını bildirdiği görülmüştür. Davacı vekilince, davacı markasının tanınmış marka olduğunun mahkemece dikkate alınmadığını, ticaret unvanı tescilinin markaya tecavüz teşkil etmesi için iltibas ihtimalinin yeterli olduğunu ve bunun davalının ticari faaliyetlerinde söz konusu markayı kullandığı anlamına geleceğini,  6769 sayılı Kanun'un 7 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendine göre, hükmün marka sahibine, marka işaretinin sadece tescilli bir ticaret unvanı veya işletme adında kullanılması halinde dahi yasaklama yetkisi verdiğini, dolayısıyla markasal kullanımın zorunlu olmadığı ileri sürülmüş olup, tanınmış markaların tescil sınıfları haricinde de geniş korumaya sahip olacağı kabul edilmekte ise de, bu koruma tüm sınıflarda mutlak surette olmayıp, her somut olayda SMK 7/2-c maddesinde düzenlenen koşulların bulunup bulunmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı markasının ayakkabı ve terlik sektöründe tanınmış olduğu, davalı şirketin ise ticaret sicil kaydından “Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda telekomünikasyon teçhizatının perakende ticareti (telefon, cep telefonu, faks vb.), Otomobil ve hafif motorlu kara taşıtlarının diğer perakende ticareti (ambulans ve minibüs benzeri motorlu yolcu taşıtları dahil (3,5 tondan daha az (aracılar ile internet, TV. Vb. Üzerinden ticaret dahil) hizmeti \" alanında faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, ilgili sektörler dikkate alındığında davacının tanınmış markasının tanınmışlığından faydalanma ve iltibas ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili davalının ticaret unvanının tescil edilmesi ve işletme adında kullanılmasının yasaklama yetkisi verdiğini ileri sürmüşse de;  6769 sayılı Kanun'un 7 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında; \"Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir\" denildikten sonra (e) bendinde \"İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının\" yasaklanabileceği düzenlenmiştir. Maddenin düzenleniş biçiminden, sadece ticaret unvanının tescil ettirilmesi ve tacirin ticari hayatında ve evraklarında ticaret unvanı olarak kullanılmasının yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Tarafların tamamen farklı alanlarda faaliyet gösterdikleri de göz önüne alınarak, davalının davacı markasının tescilli ve tanınmış olduğu sınıflarda kullanıldığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, markaya tecavüzünün ispatlanamadığı  anlaşılmıştır.Kanuni dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi olan \"Uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine\" göre bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının çelişkili davranış yasağı teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK'nın 2.  maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği,  yerleşik hukuk uygulaması haline gelmiştir. Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalının tescilli unvanında ''...'' ibaresinin yer aldığı ancak davacının tescilli ''...'' markasının ve ticaret ünvanının esas unsuru olan “...” sözcüğünü unvan kullanımının dışında ön plana çıkarıp  vurgulayarak markasal olarak kullandığına ilişkin bir delil yahut emarenin tespit edilemediği, davacı tarafça davalının, davacı markasına tecavüz ettiğinin ispatlanamadığı, ticaret unvanının tescilli olduğu şekliyle kullanımının markaya tecavüz teşkil etmediği anlaşılmakla, markaya tecavüzden kaynaklanan davanın  reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Ticaret ünvan terkini talebi yönünden yapılan incelemede, davacı tarafça davalının ticaret unvanının TTK ve SMK hükümlerine aykırı olarak tescil ettirildiği ileri sürülmüşse de; TTK 52. Madde de, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde, hak sahibinin bunun tespitini, yasaklanmasını, değiştirilmesi ve silinmesini talep edebileceğinin düzenlendiği, yine 6769 Sayılı SMK 7/3-e maddesinde, marka işaretinin sadece tescilli bir ticaret unvanı veya işletme adında kullanılması halinde yasaklama yetkisi verdiği, tanınmış markaların genişletilmiş korumadan yararlanacağı kabul edilmekte ise de, bu koruma tüm sınıflarda mutlak surette olmayıp, her somut olayda ayrıca incelenmesi gerektiği, davacının ayakkabı terlik emtiasında tanınmış olduğu, davalının ise davalının faaliyet alanı olan“Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda telekomünikasyon teçhizatının perakende ticareti (telefon, cep telefonu, faks vb.), Otomobil ve hafif motorlu kara taşıtlarının diğer perakende ticareti (ambulans ve minibüs benzeri motorlu yolcu taşıtları dahil (3,5 tondan daha az (aracılar ile internet, TV. Vb. Üzerinden ticaret dahil) hizmeti \" alanında faaliyet gösterdiği, bu durumda tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının  birbirinden farklı olduğu, mevcut delil durumuna göre davacının ünvan terkini istemlerinin sübut bulmadığı anlaşılmakla, mahkemece unvan terkini koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının da markasal kullanımı bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2021/418 E. 2022/242 K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, düzeltilmiş gerekçe ile;3-DAVANIN REDDİNE,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar kesinleştiğinde talep halinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 245,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 737,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"54e137a99293d940","SID":"be54a6011654b53e"}}