{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1110 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1644<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/03/2023<br>NUMARASI\t: 2019/104 E. - 2023/327 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkili aleyhine Küçükçekmece 3. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo çeki nedeniyle icra takibine geçtiği, icra takibine konu çekin müvekkili tarafından icra takibinden önce davalı tarafa ödendiğinden, müvekkilinin söz konusu çek nedeniyle davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu ... nolu çeke istinaden yapılan ödemelerin, 16/05/2014 tarihli 2.800,00 TL, 05/06/2014 tarihli 6.400,00 TL, 13/06/2014 tarihli 1.700.06 TL, 25/06/2014 tarihli 4.000,00 TL 04/07/2014 tarihli 3.000,00 TL, 15/07.2014 tarihli 2.000,00 TL bedelli Tediye Makbuzları ile ödendiğini, çek bedelinin ödenmiş olmasına rağmen davalının çeki müvekkiline teslim etmeyip işleme koymuş olması sebebiyle müvekkilince Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına 2017/63570 Soruşturma nolu dosyası ile davalı aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan inceleme sonucunda hazırlanan iddianamede yukarıda bahsedilen tediye makbuzları üzerindeki imzaların şüpheli ...'nın elinin ürünü olduğu anlaşıldığından, hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan cezalandırılması istemiyle Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/505 esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ifade ederek, Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin tedbiren durdurulmasına, icra takibinin iptaline, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli olarak bedelsiz senedi kullanarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatan davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça sunulan tediye makbuzlarının tahrif edilerek icra takibinden sonra üzerlerine çek numarası ve çeke istinaden ibarelerinin sonradan eklendiğini, söz konusu sunulan tediye makbuzları tarihlerinin 16.05.2014 tarihli 2,800,00 TL, 05.06.2014 tarihli 6,400,00 TL, 13.06. 2014 tarihli 1,700,00 TL, 25/06/2014 tarihli 4,00,00 TL, 04/ 07/ 2014 tarihli 3,000,00 TL ve 15/07/ 2014 tarihli 2.000.00 TL olduğu görüldüğünü, davaya konu çekin vadesinin 10/ 11/ 2014 tarihi olup, sunulan tediye makbuzlarının hepsinin çekin vadesinden 5-6 ay öncesi tarihleri taşıdığını, davacının - çekin bedelini vadesinden 5-6 ay önce ödediğini iddia ettiğini, hiç bir tacirin Çekin vadesi gelmeden ve de üstelik bir başka şahıs (... ... ) ismine düzenlediği ve başkalarına ciro edilerek ticari hayatta dolaşımda olan, kimde olduğunu bilmediği bir çekin bedelini ödeyemeyeceği, Ayrıca çekin karşılıksız yazıldığı 19.12.2014 tarihi olup, o tarihten sonra da davacı tarafça hiç bir ihtar, dava v.s. girişimde de bulunmadığını, davacının elinde bulunan eski tarihli makbuz suretlerinde tahrifat yaparak haksız bir şekilde borçtan kurtulmaya çalıştığını, davacının, iddiasında borcun icra takibinden önce ödediğini ifade etmekte olup, dosyaya sunulan makbuzların da normalde asıl olmayıp kopya oldukları üzerlerinde tahrifat yapıldığını, asıl koçanlar incelendiğinde başkalarında çekin vadesinden önce ödeme yapıp yapmadıkları ortaya çıkacağını ifade ederek, davanın reddi, kötüniyet tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi 2019/104 esas, 2023/327 karar sayılı, 23/03/2023 tarihli kararı ile; \"Davanın kabulü ile Küçükçekmece 3. İcra Müd. ... esas sayılı icra dosyasında kapak hesabına göre ödendiği belirtilen 37.112,81-TL' nin ödeme tarihi olan 23.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, 20.000,00 TL asıl alacak yönünden İİK'nun 72/5.maddesi uyarınca hesap edilen 4.000,00-TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın kabulüne dair kararının olaya, usule ve kanuna aykırı olduğunu, davaya konu çekin keşide tarihinden altı ay önce üçüncü kişi adına keşide edilen çeki ödediği iddiasının ticari hayatın olağan akışına ters düştüğünü, sunulan tediye makbuzlarının asıl olmadığını ve üzerlerindeki çek numarası ile çeke istinaden ibarelerinin icra takibinden sonra sonradan eklendiğini, makbuzların toplam tutarının çek bedelinden 100 TL eksik olduğunu, hiçbir tacirin vadesi gelmeyen ve başkası adına düzenlenmiş bir çekin bedelini ödemeyeceğini, çekin karşılıksız yazılmasından sonra davacının hiçbir girişimde bulunmamasının dahi haksızlığın bir göstergesi olduğunu, mahkemece yaptırılan bilirkişi raporunda bu ödemelerin davaya konu çek için yapılmadığı görüşünün bildirilmesine rağmen davanın reddi yerine kabul kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçe gösterdiği ceza mahkemesinin \"Bedelsiz Senedi Kullanmak\" suçundan verdiği mahkûmiyet kararının HAGB şeklinde verilmesi nedeniyle maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini ve CMK m. 231/5 uyarınca hukuk mahkemesi için bağlayıcılığı bulunmadığını,  müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, ihtiyati tedbir teminatı borçlu tarafından yatırılmadığı için icraya yatırılan paranın kendilerine ödendiğini, bu nedenle ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile iadesi kararının da doğru olmadığını, tediye makbuzu tutarının çek bedelini dahi tam olarak örtüşmemesi hususunun dikkate alınmadan tüm çekten dolayı borçlu olunmadığının karar verilmesinin dosyadaki belgelere aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkemenin kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>Dava; icra takibine konu çek bedelinin ödendiği iddiasına dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkin olup yargılama sırasında İİK'nın 72/6. maddesi gereğince istirdat davası olarak devam edildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosyanın tetkikinde;  Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına dayanak  ... nolu 10.11.2014 keşide tarihli 20.000 TL bedelli çekin keşidecisinin davacı olduğu,  çek lehtarının dava dışı ... Gelik olduğu, takip dosyası kapsamında davalının, davacı aleyhine 20.000,00 TL asıl alacak, 5.452,92 TL çek faizi, 2.000,00 TL çek tazminatı, 60,00 TL komisyon ücreti 1.120,00 TL takipten önceki ödeme miktarı düşülerek toplam toplam 26.392,92 TL üzerinden icra takibi başlattığı, davacı keşidecinin, 16/05/2014 tarihli 2.800,00 TL, 05/06/2014 tarihli 6.400,00 TL, 13/06/2014  tarihli 1.700,00 TL, 25/06/2014 tarihli 4.000 TL, 04/07/2014 tarihli 3.000,00 TL ve 15/07/2014 tarihli 2.000,00 TL bedelli tediye makbuzları ile belgeli ödeme yaptığını iddia ettiği, davalının ise tediye makbuzlarının çek keşide tarihlerinden önce olup  üzerinde tahrifat yapıldığını savunduğu görülmüştür. Menfi tespit davalarında kural olarak alacaklı olduğunu ispat yükü davalı taraf üzerindedir. Ancak somut olayda davalı taraf çeke dayanmış, davacı taraf ise ödeme ile borcun sona erdiğini iddia etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780. maddesi gereğince çek, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içeren bir kambiyo senedi olup ispat yükü çekin bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafa aittir. HMK'nın 200 ve 201. maddeleri ışığında senede karşı senetle ispat kuralı gereğince borçsuzluk iddiasının senetle ispat edilmesi şarttır. Davacı tarafından delil olarak tediye makbuzları ile ceza dava dosyasına dayanıldığı görülmüştür. İmzaya itirazın bulunmadığı tediye makbuzlarının tarihlerinin çek keşide tarihinden 5-6 ay öncesine ait olup çek ile ilgili yazıların sonradan makbuzlara eklenerek tahrifat yapıldığı davalı tarafça ileri sürülmüştür. Yazı veya imza inkârı başlıklı HMK'nın 208. maddesi; ''Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.'' şeklinde, Yazı veya imza inkârının sonucu başlıklı 209. maddesi; '' Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.'' şeklinde düzenleme altına alınmış olup  23.05.2018 tarihli Kriminal Uzmanlık Raporunda fotokopileri sunulan tediye makbuzlarındaki imzanın davalı ...’ya ait olduğunun belirtildiği, ancak tediye makbuzlarındaki el yazılarının davalıya ait olup olmadığı konusunda müspet veya menfi kanaat bildirilmediği tespit edilmiştir. Tahkikat aşamasında ilk derece mahkemesi tarafından ödeme iddiasına konu tediye makbuzlarının aslının ibrazı için davacı vekiline süre verilmiş ise de 07/12/2021 tarihli celsede davacı vekilinin; ''Her ne kadar tarafımıza tediye koçanlarını sunmamız için süre verilmiş olsa da aradan 7 sene geçmiş olması sebebiyle bu mümkün değildir, bu hususla alakalı 19/07/2021 tarihli beyanlarımızı tekrar ediyoruz, gerekli görülmesi halinde savcılık dosyasından gönderilen nüshalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ediyoruz'' şeklinde beyanda bulunduğu, tediye makbuz asıllarının sunulmadığı, böylece inceleme yapılması mümkün olmadığından HMK'nın 208 ve 209. maddelerinin anılı hükümleri gereğince davalı aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Ayrıca her ne kadar davalı hakkında bedelsiz senedi kullanma suçu kapsamında Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/505 esas, 2022/5 karar sayılı dosyası kapsamında;  ''Sanık soruşturma aşamasındaki beyanında alacağını temin edemediği için çeki icraya koyduğunu ve katılan vekili tarafından sunulan makbuzlardaki imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiş ancak yapılan bilirkişi incelemesinde, katılan vekili tarafından sunulan toplam 6 adet tediye makbuzu üzerindeki imzaların sanığın eli ürünü olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizde vermiş olduğu savunmasında katılanın senet dışında başka borçlarına ilişkin olarak bu ödemelerin yapıldığı, çek bedelinin tahsil edilemediğini beyan etmişse de sanığın ispatlanamayan savunmasına itibar edilmemiş, katılan beyanı, ödeme makbuzları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı gözetilerek sanığın üzerine atılı suç sabit görülerek sanık eylemine uyan maddeler gereğince cezalandırılmıştır. Dosyada basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara sanık tarafından itiraz edildiğinde sonuç cezada yapılan 1/4 indirim korunmamıştır. Sanığın sabıkasız olması, katılanın doğrudan suçtan kaynaklı maddi zararı olmaması, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu bir kanaat oluşması hususları gözetilerek sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.'' gerekçeleriyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüş ise de bu karar mahkumiyet kararı sayılmayacağından, hukuk hâkimini bağlamayacaktır. (Yargıtay  HGK, 19.02.2014 gün ve 2013/23-320 E., 2014/118) CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmektedir. Bu nedenle somut olayda davalı hakkında açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, TBK'nın 74. maddesi kapsamında hukuk hakimini bağlayıcı olduğu kabul edilemeyecektir. Dolayısıyla  dosya kapsamında ödeme iddiası ispat edilememiş olup tedbir kararının teminatın yatırılmaması nedeni ile uygulanmadığı anlaşılmakla davanın reddine,  koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki gerekçe ile ceza mahkemesi kararı ve tediye makbuzları hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına,  ''Davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine'' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/03/2023 tarih, 2019/104 E., 2023/327 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın REDDİNE,Koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin yatırılan 339,95 TL'nin mahsubu ile bakiye 275,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 37.112,81TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 145,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 637,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve  HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a9eff9a1d1b344b","SID":"6a96488975562bb2"}}