{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/819 <br>KARAR NO\t: 2025/1437<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/02/2023<br>NUMARASI\t: 2021/248 E. - 2023/170 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Takip  talebi  düzenlenerek   borçlu  şirketlere  gönderildiği  ve  toplamda  386.00  USD  ve 14.935.34 EUR bedelli alacağın fiili ödeme günündekki döviz alış kuru üzerinden tahsili maksadı ile İstanbul 24 İcra Md. ...E Sayılı dosyası ile borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığı, ödeme  emrine  14.01.2021  tarihinde itiraz edilerek  takibin durdurulduğu, takibe konu alacak davalı  şirket  ile  müvekkil arasında  imzalanmış  olan 08.09.2011 tarihli borcun üstlenilmesi  sözleşmesinden  kaynaklı meydana gelmiş ve belirtilen bedelin sözleşmede belirtildiği  gibi  ödenmediğinden  haklı  nedenle  takip  başlatıldığı,  yapılan  itirazın  haklı sebebe dayanmadığından kötü niyetli  olduğu, takibe  başvurlmadan  önce  birçok  defa  borcun  ödenmesi  istenilmiş  ancak,  bir  ödeme yapılmadığından icra kanalı ile tahsil etme yoluna başvurulduğu, borcun  üstlenilmesi  sözleşmesinde  belirtilen  ödeme  yöntemine  ilişkin  her  hangi  bir ödemede bulunulmadığı gibi borcun yıllardır  ödemediği için müvekkilin maddi anlamda zor durumda kaldığı, borcun  tahsili  için  02.06.2020  tarihinde  Gebze  Arabuluculuk  Bürosuna  başvurulduğu, Anlaşma sağlanamadığı,Davalı  borçlu  ...  Pazarlama  İç  ve  Dış  Tic.  A.Ş  ‘nin  ...  ...  Proje Geliştirme ve Tic Ltd Şti’ne  devrolunarak  bu şirket adı altında birleştiği, arz  ve  izah  edilen  tüm  nedenlerle,  fazlaya  ilişkin  talep  ve  dava  hakkı  saklı  kalmak kaydıyla,  davalı/borçlunun  haksız  ve  kötü  niyetli  yapılan  itirazın  iptaline,  takibin  asıl alacak ve diğer hususlar ile vade tarihi olan 29.12.2017 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar yabancı para cinsinden bankalarca açılmış bir yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı  üzerinden  hesaplanacak  faiz  ile  devamına,  davalı  aleyhine  %20’den  az  olmamak üzere  icra  inkar  tazminatına  hükmedilmesine,  yargılama  giderleri  ve  vekalet  ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının  sözleşme  imzaladığı  ...  Paz.  A.Ş  müvekkil  ...  ...  Proje Geliştirme  ve  Tic  Ltd  Şti  tarafından  aktif  ve  pasifiyle  birlikte  devralındığı  ve  ...  ... A.Ş’nın hukuki varlığı sona erdiği, konusu işbu dava ile aynı olan ve sayın mahkemenizinde görülen davalarda sayın mahkeme 2017/140 e ve 2016/1066 e sayılı dosyalardan red kararı verildiği, dava konusu alacağın hukuken talep edilebilir olmadığı, her ne kadar sözleşme başlığında “alacağın temliki “ dense de alağıın değişmesi,  tam aksine borçlunun değişmesi  nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin (yüklenilmesinin) söz konusu olduğu,<br> alacağın temliki; “alacağın devri (temlik) devredenle devralan arasında yapılan tasarruf işlemi niteliğinde  bir  sözleşme  ile  alacağın,  devredenin  mal  varlığından  devralanın  mal  varlığına geçirilmesidir. Alacağın devri  ile  birlikte  alacaklı  değişir,  alacak  devralana  geçer  Alacağı  devreden  borcun  ifasını isteyemez bu hak yeni alacaklının olduğu, borcun nakli (yüklenilmesi); borç ilişkisinin dışında kalan bir şahsın alacaklı  ile anlaşarak borçluya  ait  ifa  yükümlülüğünü  üzerine  alıp  borçluya  borçtan  kurtarmasına  ise  borcun  nakli (yüklenilmesi) denilmektedir. Borcun naklinde borç varlığını sürdürmeye devam ederken borcu devreden eski borçlu borçlu olmaktan çıkar, yerine borcu devralan yeni borçlu geçer. Dava konusu somut olayda taraflar arasında imzalanan sözleşme değerlendirildiğinde anılan sözleşmenin başlığı “alacağın temliki “ müvekkil şirket temlik alan, davacı taraf temlik eden olarak  kabul  edilmesine  rağmen,  alacaklının  değişmemesi  tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle  yukarıda  izah  edildiği  üzere  alacağın  temliki  değil,  borcun  nakli  (yüklenilmesi) işleminin söz konusu olduğu, sözleşmede  alacağın  temliki  denilmesine  ve  müvekkil  şirket  temlik  alan  olarak  kabul edilmesine rağmen alacağın temlik edildiği müvekkil şirket yeni alacaklı değil, davacı tarafın Tasfiye halinde  ...  ...  Kurumu A.Ş’deki  alacağını  ödemekle  yükümlü olan  ve borcu devralmış yeni borçlu olduğu, dayanak sözleşmede müvekkil  şirketin  davacı tarafın kendisine temlik ettiği  tutarı  taksitler halinde yine davacı tarafa ödeyeceğinin yazılı olduğu, buna göre alacağın devrinde devralanın hem bir  alacağı  devralması  ve  hem  de  alacağı  devreden  (temlik  eden)  şahsa  bir  ödeme yaptığını kabul etmeye imkan olmadığı, yine,  sözleşmede  devreden  borçlunun  yani  Tasfiye  Halinde  ...  ...  Kurumu  A.Ş’nin borçlu sıfatının ortadan kalktığı borcun müvekkil şirkete geçtiği görüldüğü, alacağın  devri  borçlunun  onayı  olmaksızın  gerçekleştirilebildiği,  ancak  borcun  naklinin yapılabilmesi  için  alacaklının  kabul  beyanı  gerektiği,  bu  çerçevede  tasfiye  halinde  ... ...  Kurumu  A.Ş’nin  borcunun  müvekkil  şirkete  devrini  davacı  tarafın  Kabul  ettiği  de sözleşmeden anlaşıldığı, somut olayda tarafların yaptığı anlaşma borcun dış yüklenilmesi niteliğinde olduğu, davacı ve dava dışı hesap sahibi ile müvekkil şirket arasında sözleşme yapılmış ve bu sözleşme ile dava dışı Tasfiye Halinde ... ... Kurumu A.Ş’nin davacıya olan borçları üstlenildiği, bu tür sözleşmelerde  borcun  içeriği  aynen  devam ettiği  için  borç  ilişkisinden  doğan savunmalara (def’iler)  da borcu üstlenene, yani yeni  borçluya geçer. Bu çerçevede dayanak sözleşmenin mahiyeti itibariyle  borcun  üstlenilmesi  sözleşmesi  olduğu  dikkate  alındığında  borcun  belirli  veya muaccel olmadığına yönelik def’iler müvekkil şirket tarafından da ileri sürülebileceği, netice  olarak,  dayanak  sözleşmenin  alacağın  temliki  değil  borcun  nakli  (yüklenilmesi) niteliğinde olduğu açık ve sabit olduğu, hal böyle olunca da dayanak sözleşmenin niteliğigereği  borcu devralan yeni  borçlu (müvekkil)  eski borçlunun alacaklıya  karşı  haiz  olduğu itiraz ve def’ileri alacaklıya karşı ileri sürebileceği, bu çerçevede  dava dışı Tasfiye Halinde ... ... Kurumu A.Ş’nin tasfiye sürecinindevam ettiği  ve  kar ve  zarar hesabı  sahiplerine  tasfiye  sürecinde  alacak isabet  edip etmeyeceği  ve  edecek  ise  bu  alacağın  miktarı  ancak  tasfiye  sonucunda  belli  olacağı, Borcu nakleden ... ... Kurumu A.Ş’nin tasfiye sürecinin devam ettiği,  dava dışı ... ...  Kurumu  A.Ş’nin  11.02.2001  tarihinde  tasfiyesine  karar  verildiği  ve  tasfiye  kararı İstanbul Ticaret Siciline 28.02.2001 tarihinde tescil ve TSG 28.02.2001 /5246 Sayılı nüshası ile ilan edildiği, tasfiyenin tamamlanmamış olduğu dikkate alındığında 08.09.2011 sözleşme tarihi takip ve dava tarihi  öncesinde tasfiye kararı  alınmış  olmakla  08.09.2011 tarihli  sözleşmeye istinaden müvekkil şirketten talep edilen alacağın tasfiye sonucu ortaya çıkacak duruma göre kar veya zarar yönünden bir belirleme olmaksızın ödenemeyeceği açık ve sabit olduğu, kar veya zarara katılıma hesabının niteliği ve hükümleri dikkate alındığında  mutlak ödenmesi gereken bir alacak olmadığı, davacı ayrıca kar ve zarara katılım  sözleşmesine  göre  vade  uzatılmasını istemediğini bir ihtarname ile dava dışı ... ... Kurumu A.Ş’ne bildirmediği gibi bunu gösteren her hangi bir belgeyi de dosyaya ibraz etmediği Alacak da bu nedenle gerek sözleşme tarihi gerekse takip ve dava tarihi itibariyle muaccel hale gelmediği, davanın kabulüne karar  verilmesi  ve davacıya  ödeme yapılması  tasfiye sonucunu bekleyen diğer  hesap sahiplerinin  menfaatlerini zedeleyeceği, yargıtayın  yerleşik  içtihatları  ve kesinleşen   kararlar  nazara  alındığında  tasfiye  halinde  öncelik  ve   sonralık  ilişkisi değerlendirmeden borçların  düzensiz  bir  şekilde  her talep edene  ödenmesinin  diğer  hesap sahiplerinin menfaatlerinin zedelenmesine sebep olacağı, işbu davanın zamanaşımı yönünden de reddi gerektiği, emsal  mahkeme  kararları  ve alınan  bilirkişi  raporlarında  da, davacının  hesabı  bulunduğu Tasfiye Halindeki ... ... Kurumu A.Ş ‘nin tasfişye halinde olup, tasfiyenin sonuçlanıp kar veya zarar durumu belirginleşmeden davacının hak talep etmesinin mümkün olmadığı, tasfiye henüz  sonuçlanmamış  ve  dava  tarihi  itibariyle  alacak  muaccel  hale  gelmemiş olduğundan dava konusu alacak takip ve dava tarihi itibariyle talep edilebilir olmadığı, talep edilen faizin de yasal dayanağı olmadığı, arz ve izah olunan durum muvacehesinde,  haksız,  mesnetsiz,  yasal dayanaktan yoksun ve zamansız ikame olunan davanın reddine davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar  tazminatına  hükmedilmesine, mahkeme  masrafları   ve  ücreti  vekaletin  davacıya tahmiline karar verilmesi talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davanın KABULÜ İLE; davalılar İstanbul 24. İcra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyasında davalının 386,00-USD ve 14.935,34-EURO asıl alacaklar üzerinden İPTALİNE, takip tarihinden itibaren 386,00-USD ve 14.935,34-EURO asıl alacaklara 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca USD ve EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi işletilmek suretiyle takibin devamına, alacağın %20'si oranında 19.425,11-TL icra inkar tazminatının davalılardan   alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İcra takibinin dayanak sözleşmeye aykırı olduğunu, Müvekkili şirketle davacı arasında imzalanan sözleşmeyle davacının dava dışı Tasfiye Halinde ... ... Kurumu A.Ş.'deki bakiyesinin müvekkiline temliki ve temlik tutarının taksitler halinde davacıya ödenmesi hususunda anlaşıldığını, ödemelerin ne şekilde yapılacağının da sözleşmenin 4.3. Maddesinde kararlaştırıldığını, taraflar arasında imzalanan Takip Dayanağı Sözleşmenin 4.3.maddesi \"Temlik Alan, Muhatabın kendisine temlik ettiği tutarı, Muhataba aşağıda belirtilen vadelerde taksitler halinde ödeyecek olup, her bir taksit ödeme günündeki TCMB DÖVİZ ALIŞ KURU karşılığı Türk Lirası olarak ödeyecektir.\" hükmüne rağmen davacı tarafın dava konusu takiple USD ve EURO para birimi üzerinden yabancı para takibi başlattığını ve fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsil talep ettiğini, benzer davada İstanbul BAM 12. HD. 2019/1605 E. sayılı dosyada alacağın Türk Lirası olarak belirlenmesi ve dolayısıyla icra takibinin Türk Lirası üzerinden yapılması gerektiğine hükmedildiğini, güncel emsal BAM ilamları uyarınca davacı tarafın ancak ve sadece her bir taksitin sözleşmede belirtilen ödeme tarihindeki TCMB döviz alış kuru karşılığı Türk Lirasını takip tarihine kadar hesaplanacak yasal faiziyle talep edebileceğini,  davacı tarafın da iş bu davayı sadece asıl alacak üzerinden açtığı dikkate alındığında, ancak ve sadece 49.405,73 TL. asıl alacak üzerinden hüküm kurulması gerekirken 386 USD ve 14.935,34 EURO asıl alacak üzerine kabul kararı tesis edilmesinin yanılgılı olduğunu, ek karara göre kurulan hükmün hatalı olduğunu, -davacı takip alacaklısı tarafından başlatılan takipte, ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı ve harca esas değer gösterilmediğini ve  dolayısıyla İİK'nın 58/3. ve 60/2. maddesi hükümleri yerine getirilmediğini, bu nedenle İİK ’nun 58. maddesi gözetilmek suretiyle, takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini,-Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin 13.01.2021 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, 16.01.2021 tarihinde itiraz dilekçesini gönderdiklerini, Davacı taraf henüz ödeme emri tebliğ edilmeden ve takibe itiraz edilmeden önce 02.06.2020 tarihinde arabulucuya başvurduğunu, bu haliyle arabuluculuk  sürecinin mevzuata aykırı olup, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştirDavacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalılar hakkında icra takibinin ilk önce 22.10.2019 tarihinde Gebze 4. İcra Dairesinde açılarak ... Esas dosya numarasını almış olup, davalılar tarafından ilgili takibe ve icra dairesinin yetkisine 01.11.2019 tarihinde itiraz edildiğini, bu itiraz ile icra doyasının yetkili icra dairesine gönderilmesi taleplerinin 09.11.2019 tarihinde icra dairesine ibraz edildiğini, dosya Yetkili İstanbul Adliyesine gönderilerek İstanbul 24. İcra Dairesi 20219/43526 Esas numarasını aldığını, bu konuda ilgili icra dairesi tarafından 04.12.2019 tarihinde karar tensip tutanağı oluşturulduğunu ve daha sonra da ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiğini,  ödeme emrinin tebliğinde yaşanan gecikme taraflarıyla ilgili olmadığı gibi arabuluculuk aşamasına başlanmasının bir şartı da olmadığını,  Davalının dayanmış olduğu sözleşme maddesinin, ödemesi gereken borcu belirlenen vadede sözleşmeye uygun olarak ödemesi halinde uygulanacak hüküm olup aynı zamanda Borçlar Kanunu 99/2 de düzenlenen borçlunun seçimlik hakları konusuna girdiğini, Davalı borçlunun bahsettiği sözleşme maddesi zaten kendisine ödeme zamanında ödeme yapması halinde Türk Borçlar Kanunu 99/2 maddesi gereğince tanınmış seçimlik haklardan birisi olduğunu, Davalı borçlunun borcunu vadesinde ödememesinden dolayı bu seçimlik hakkını kaybettiğini,  Davalı tarafın cevap dilekçesinde bu savunmada bulunmadığından Bilirkişi Ek raporuna karşı beyanla da bu savunmada bulunamayacağını, borçlunun yabancı para borcunu zamanında ödememesi durumunda uygulanacak hüküm Borçlar Kanunu 99/3 maddesi olup bu durumda seçimlik hakların alacaklı tarafa geçtiğini, vadesinde yabancı para borcunu ödemeyen davalı borçlunun kanun maddesinde de açıkça görüleceği üzere seçimlik hakları bulunmadığını, borçlunun temerrüdü üzerine, borçlunun yabancı para borcunu aynen veya TL olarak ödemek biçimindeki seçimlik yetkisi ortadan kalkacağını, bu durumda seçimlik yetkinin alacaklıya geçeceğini,  Alacaklının, borcun aynen mi, yoksa TL olarak mı ödeneceğine ve TL olarak ödenmesini tercih ederse, çevirinin vade tarihine göre mi, yoksa fiili ödeme tarihine göre mi yapılacağına karar verme yetkisine sahip olduğunu,  yabancı para borçlusunun ifada temerrüde düşmesi üzerine, borçlunun sahip olduğu seçimlik yetkinin sona ereceğini ve seçim yapma imkânının artık alacaklıya geçeceğini,  davalı tarafın borçlar kanununun 99/3 maddesinde de açıklandığı üzere temerrüde düştüğünden borcun sözleşmede yazan ödeme günündeki TCMB döviz alış kuru karşılığı Türk Lirası olarak tarafından ödenmesini isteyemeyeceğini, bundan dolayı da 28.12.2022 tarihli ek raporun hükme esas alınmadığını, alacaklarının ne zaman tahsil edileceğinin tam belli olmaması sebebiyle dava dilekçesinin dava değeri bölümünde fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutularak ( faiz, yan giderler, harçlar masraflar vb.) döviz cinsinden gösterilmiş olup Harca Esas Değer olarak da belirtilen bu miktarlar dava tarihindeki TCMB döviz alış kuru üzerinden Türk Lirası olarak hesaplanan miktar üzerinden gösterildiğini, takip taleplerinde faizin başlangıcı gösterildiği gibi yabancı para alacağının Türk parası karşılığının da ve harca esas değerin gösterildiğini, dava dilekçesinde de istenen faiz şekline bakıldığında da müvekkilinin alacağını fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla ödenmesini talep ettiğinin açıkça ortada olduğunu istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava İİK 67.maddesine dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul 24. İcra Md. 27.10.2019 tarih ...E sayılı dosyası sureti celp edilerek dosya arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... borçlu ...Pazarlama İç ve Dış Tic. A.Ş ve ... ...  Proje Geliştirme  ve Tic Ltd Şti olduğu, 14.935.34 EUR Temlik Sözleşmesine istinaden Asıl borç, 2.434.26 EUR Faiz olmak üzere toplam 17.369.60 EURO, 386.00 USD Temlik sözleşmesine istinaden Asıl Borç, 62.91 USD Faiz olmak üzere toplam 448.91 USD alacak için 27/10/2019 tarihinde takibe girişildiği, davalı/ borçluya usulüne uygun tebligatın yapıldığı borçlunun süresi içerisinde borca, ferilerine  itiraz ettiği görülmüştür.Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda dosyanın bilirkişi heyetine tevdii edildiği,  22/04/2022  tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; a)  Gerek  taraflar  arasındaki  08.09.2011  tarihli  belge  incelendiğinde  gerekse  TBK  hükümleri değerlendirildiğinde;  davacının  ...  ...  Kurumu  A.Ş.’nin  379670  numaralı  kâr  ve  zarar hesabındaki  hak  ve  alacaklarını  davalıya  temlik  etmesiyle, taraflar arasında alacağın  temliki sözleşmesinin kurulmuş olduğunun kabulü gerektiği, b) Taraflar arasındaki 08.09.2011 tarihli sözleşmede taksit tutar ve tarihleri açıkça belirlendiğinden, belirlenen taksitlerde her bir ödeme miktarının muacceliyet kesp edeceği, bu nedenle davalının henüz borcun muaccel hale gelmediği yönündeki itirazın yerinde olmadığı, c) Davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği,14/08/2022 Tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; a) Gerek taraflar arasındaki  08.09.2011 tarihli belge incelendiğinde  gerekse TBK hükümleri değerlendirildiğinde;  davacının  ...  ...  Kurumu  A.Ş.’nin  379670  numaralı  kâr  ve  zarar hesabındaki  hak  ve  alacaklarını  davalıya  temlik  etmesiyle, taraflar arasında alacağın  temliki sözleşmesinin kurulmuş olduğunun kabulü gerektiği, b) Taraflar arasındaki 08.09.2011  tarihli  sözleşmede  taksit tutar ve tarihleri açıkça belirlendiğinden, belirlenen taksitlerde her bir ödeme miktarının muacceliyet kesp edeceği, bu nedenle davalının henüz borcun muaccel hale gelmediği yönündeki itirazın yerinde olmadığı, c) Davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği, d) Takip  27.10.2019 tarihi  itibariyle davacının talebine uygun olarak  29.12.2017 Tarihinden 27.10.2019  takip  tarihine  kadar  386  USD  ve  14.935.34  EUR  tutarlar  için  İşlemiş  faiz  tutarları hesaplanmış olup, Takip öncesi işlemiş faiz yönünden fazla taleplerin yerinde olmadığı,<br> e) Takip (27.10.2019) tarihinden itibaren 386.00 USD asıl alacak için 3095 S. 4/a maddesine uygun olarak % 3,90 faiz, 14935.34 EUR Asıl alacak içinde 3095 S. yasanın 4/a maddesine uygun olarak % 2,75 ve değişen oranlarda temerrüt faizi talebinin, mahkemeniz takdirlerinde olacağı, f) tarafların diğer taleplerinin de mahkemeniz takdirlerinde olduğu,28/12/2022 Tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacının Davalıdan, İstanbul 24. İcra Md. 27.10.2019 tarih ...E Sayılı Takip Dosyasından; taraflar arasında imzalanan temlik sözleşmesi kapsamında,  49.405.73 TL Asıl alacak ( 386.00 USD ve 14.935.34 EUR karşılığı), 25.981.60 TL İşlemiş faiz (değişen oranlarda avans faizi), 75.387.33 TL toplam alacak hesaplandığı,49.405.73 TL asıl alacak için 27.10.2019 takip tarihinden itibaren de 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince % 18,25 ve değişen oranlarda avans faizi talep edilebileceği hususu mahkemeniz takdirlerinde olduğu tespit ve rapor edilmiştir.Taraflar arasında, 08.09.2011 tarihli “Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi”nin akdedildiği,  buna göre \"Taraflar : 1) ...Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş (Birleşme İle ... ... Proje Geliştirme ve Tic Ltd Şti), 2)..., Temlik alan : ...Pazarlama A.Ş, Temlik Eden (Muhatap) : ...Madde 3 : Konu : Hesabı temlik eden (Muhatap) ile hesabı Temlik alan arasındaki temlik şartlarının belirlenmesi işbu sözleşmenin konusudur.Madde 4 : Özel Hükümler: 1 : Muhatap tasfiye halindeki ... ... Kurumu A.Ş'nin 379670 numaralı kar ve zarar katılım, akdi, cari hesaplar ve hesapların eklerinde bulunan 386.00 USD'yi ve 14.935.34 EUR'yu bütün hakları ile birlikte temlik alana temlik etmiştir. 4.3 : Temlik alan , Muhatabın kendisine temlik ettiği tutarı muhataba aşağıda belirtilen vadelerde taksitler halinde ödeyecek olup, her bir taksit ödeme günündeki TCMB döviz alış kuru karşılığı Türk Lirası olarak ödeyecektir.Sözleşmenin işbu maddesine göre: 386.00 USD : 28.01.2013 tarihinde 150.00 USD ve 28.02.2013 tarihinde 236.00 USD olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır.14.935.34 EUR İle ilgili olarak ise İlk Taksit ödemesinin 28.03.2013 tarihi olmak üzere, her ayın 28.günü itibariyle her bir taksitin 250.00 EUR olmak üzere 57. Taksitte (250 EUR x 57 taksit -) 14.250 EUR ve son taksit 28.12.2017 tarihinde 685.34 EUR olarak geri ödeneceği taraflarca kararlaştırılmıştır. “Temlik alan ve Muhatap işbu durumu gayri kabili rücu Kabul beyan ve taahhüt ederler”4.4.: “Muhatap, işbu sözleşmenin imzalanması ile birlikte bütün sonuçları itibari ile hukuki ve cezai yönden şahsi hakları da kapsar şekilde asıl alacak, ücreti vekalet, faiz. munzam zarar ve sair alacaklarda dahil olmak üzere gerek şikayet, gerek ceza davaları gerek hukuk davaları ve gerekse icra takibi yönünden kurum ve ilgilileri en geniş anlamda gayri kabili rücu ibra eder 4.5: Temlik Alan, Md. 4.3'te ödeme miktarları belirtilen 386 USD ve 14.935.34 EUR'yu Muhatabın... IBAN nolu hesabına md 4.3'te belirtilen vadelerde havale ederek ödeyecektir. Her bir ödeme birbirinden bağımsızdır. Bu Madde Makbuz Mükmündedir. Ödemelerden birinin gününde yapılmaması bakiye ödemeleri muaccel kılmaz. Ancak ardışık altı taksitin gününde ödenmemesi halinde takip eden altı aylık ödeme muacceliyet kesp edecektir.”Davalı vekili arabuluculuk sürecinin düzgün yürütülmediğini ileri sürdüğü anlaşılıyorsa da; esasen daavacı ile davalı arasında temlik ilişkisi bulunduğu, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığından, davalı vekilinin arabuluculuk dava şartı yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki protokol incelendiğinde; dava dışı  ... ... şirketinin protokolde taraf olmadığı, dava dışı ... ...  şirketinin  tasfiye neticesine bağlı olmaksızın davacının alacağının davalı yanca sözleşmeyle devralındığı, davacının  dava dışı ... ...'tan olan alacağını davalıya temlik ettiği , bunun karşılığında davalının  da ... Finanstan olan alacağı taksitler halinde davacıya ödemeyi kabul ettiği , taksitlerin ödeneceği tarihlerin taraflar arasında kesin olarak belirlendiği , diğer yandan davalının bu sözleşme ile dava dışı ... ...'ın davacıya olan borcunu,  alacağa karşılık   üstlendiği, taraflar arasındaki  08/09/2011 tarihli sözleşmenin geçerli ve bağımsız bir sözleşme  olduğu, eldeki davadaki talebin de  bu sözleşmeye dayalı olduğu,  ... ... kurumuna yönelik bir talep bulunmadığı  görülmektedir. Taraflar arasında bu şekilde düzenlenen sözleşmenin tasfiye veya başka bir  şart aranmaksızın  davalının kesin vade içerir taksitler halinde ödemeyi üstlendiği, ödeme protokolü olduğu vade tarihlerinde temerrüt oluştuğu açıktır. Sözleşmede taksitlerin döviz üzerinden kararlaştırıldığı, sözleşmenin  4.3 maddesine göre de,  ödeme tarihindeki kur üzerinden talepte bulunma hakkının mevcut olduğu, ödemelerin taksit tarihindeki kur üzerinden TL cinsinden yapılacağı şeklindeki davalıya ödeme kolaylığı sağlayan düzenlemenin; davacıya taksit tarihindeki kur karşılığı TL üzerinden takip yapma mecburiyeti yüklemediği , sözleşme gereği taksitlerin USD cinsinden takibe konu edilebileceği, takipte döviz cinsi alacağın TL karşılığının gösterilmediğine yönelik itirazın, takip hukukuna ilişkin olduğu, İcra Mahkemesinde ileri sürülebileceği, itirazın iptali davasında ileri sürülemeyeceği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda , dosya kapsamındaki 14.08.2022 tarihli bilirkişi  raporunda; taraflar arasında geçerli olan temlik sözleşmesi ve ödeme planına uygun olarak, Takip  27.10.2019 tarihi  itibariyle davacının talebine uygun olarak  29.12.2017 Tarihinden 27.10.2019  takip  tarihine  kadar  asıl alacaklar olan 386  USD  ve  14.935.34  EUR  tutarlar  tespit edilmiş olup, sözleşme konusu USD ve EUR cinsi yabancı para niteliğinde olup, yabancı para alacağına ilişkin TL karşılığı harca esas değer gösterilerek takip yapılması mümkün olup,   borçlunun takibe yönelik itirazı haksız olduğu ve  takip konusu alacak, taraflar arasında düzenlenmiş olan temlik sözleşmesinde ödeme planına bağlanmış temlik bedelinin tahsiline ilişkin olup,  likit nitelikte olduğundan mahkemece itirazın iptali davası kabul edilerek takibin devamına ve şartları oluştuğundan İİK m. 67 uyarınca  takip konusu asıl alacağın takip tarihindeki  TL karşılığı üzerinden  icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2023 tarih ve 2021/248 E., 2023/170 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.080,02 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.520,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.559,97 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"657a3570546e1ecb","SID":"92d2175a2500b4ee"}}