{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/905 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1841<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02.12.2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/726 Esas 2022/884 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 18.12.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18.12.2025<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.12.2022 tarih ve 2018/726 Esas 2022/884 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... A.Ş. Vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacılar vekili, 06.03.2016 tarihinde davalı ...’e ait, davalı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kontrolsüz biçimde kavşağa girdiği sırada, müvekkili ...’ın arka koltukta yolcu olarak bulunduğu, müteveffa ...’un sevk ve idaresindeki ve davalı ...’ya ZMSS kapsamında sigortalı ... plakalı motosiklet ile çarpışması sonucu ölümlü-yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmadığından ...’nın sorumlu olduğunu, kazada müvekkilinin kafatası ve yüz kemiklerinde çok sayıda kırık ve ağır yaralanmalar oluştuğunu, defalarca ameliyat geçirdiğini, yoğun bakım süreci yaşadığını, bir yıllık eğitim döneminin aksadığını, kişilik ve psikolojik durumunda kalıcı olumsuzluklar meydana geldiğini, olayla ilgili Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2016/375 E. dosyasında yapılan yargılamada bilirkişi incelemesi sonucu ölü motosiklet sürücüsünün tali, davalı sürücü ...’in asli kusurlu bulunduğunu ve sanığın 3 yıl 4 ay hapis ile 2 yıl sürücü belgesinin geri alınması cezasına hükmedildiğini, olay tarihinde poliçe kayıtlarının sorulması üzerine ... A.Ş. tarafından müvekkilinin %8 oranındaki maluliyetine dayanılarak 12.144,00 TL ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin hatalı hesaplama içerdiğini ve gerçek zararı karşılamadığını, diğer davalı ... tarafından da 42.865,00 TL ödeme yapıldığını, fakat bu tutarların müvekkilinin gerçek ve daimi iş gücü kaybını karşılamaya yetmediğini, Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Kurumu’nun 18.04.2018 tarihli raporunda %8 meslekte kazanma gücü kaybı ve 270 günlük iş göremezlik süresi belirlendiği hâlde, çene ve kafatası kırıklarına bağlı devam eden operasyon ihtiyaçlarının ve müvekkilin ağır psikolojik etkileniminin rapora tam yansıtılmadığını, bu nedenle ATK’dan ayrıntılı ve kapsamlı bir maluliyet incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik bakım, tedavi ve yol giderleri için 1.000 TL ve daimi iş gücü kaybı için 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle tüm davalılardan; ayrıca müvekkilinin ve ailesinin yaşadığı yoğun acı, elem ve yıkım nedeniyle ... için 100.000 TL, annesi ... için 25.000 TL ve babası ... için 25.000 TL toplam 150.000 TL manevi tazminatın ise sigorta şirketi ve ... hariç diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle Karayolları Trafik Kanunu m.110 gereği yetkinin sigortacının merkezi veya kaza yeri mahkemesinde olduğunu, kaza yerinin Foça olduğunu, müvekkil kurumun merkezinin İstanbul’da bulunduğunu, bu nedenle Karşıyaka mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkeme olarak İstanbul mahkemelerinin seçildiğini belirterek yetki itirazında bulunduğunu, 6704 sayılı Kanun’la değişen KTK m.97 uyarınca dava açılmadan önce zorunlu sigortacıya yazılı başvuru şartı getirildiğini, davacı tarafın müvekkil kuruma ilk başvurusu üzerine maluliyet tazminatı ödemesi yapılmış olmasına rağmen bakiye tazminat için ayrıca başvuru yapılmadığını, bu dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, ...’nın sorumluluğunun sigortasız veya sigortalısı belli olmayan motorlu araçların neden olduğu bedensel zararlarla sınırlı olduğunu, bu kapsamda öncelikle Türkiye Sigortalar Birliği’nden ... plakalı aracın kaza tarihini kapsar bir trafik sigorta poliçesi bulunup bulunmadığının sorulması gerektiğini, ayrıca kazaya karışan ve sigortasız olduğu iddia edilen aracın KTK ve genel şartlar anlamında trafik sigortası yaptırması zorunlu motorlu taşıtlardan olup olmadığının (motosiklet mi, motorlu bisiklet/moped mi olduğu) araştırılması gerektiğini, motorlu bisiklet olması hâlinde ZMSS teminatı dışında kalacağından ...’na husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Müvekkil kurum nezdinde 134778 sayılı dosya üzerinden aktüeryal hesap yaptırılarak davacıya 42.865,00 TL maluliyet tazminatı ödendiğini, bu ödemenin Hazine siciline kayıtlı aktüer tarafından, mevzuat ve içtihatlara uygun biçimde yapıldığını, ödeme karşılığında ibra alındığını, Yargıtay içtihatları uyarınca ancak ödeme tarihi itibarıyla hesaplanacak tazminat ile ödenen miktar arasında fahiş fark bulunması hâlinde ibranamenin geçersiz sayılabileceğini, somut olayda böyle bir nispetsizlik bulunmadığından müvekkilin ilave sorumluluğu olmadığını ileri sürmüş, bununla birlikte kazaya ilişkin kusur oranlarının ceza dosyasındaki raporla bağlı olunmaksızın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi veya teknik bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden belirlenmesini, davacının daimi maluliyetinin Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından özürlülük mevzuatına uygun raporla tespit edilmesini, maluliyet tazminatının TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak aktüer bilirkişi tarafından hesaplanmasını talep etmiştir. Ayrıca, olay tarihinde 15 yaşında olan davacının çalışma hayatına fiilen dahil olamayacağı için geçici iş göremezlik tazminatı talep edilemeyeceğini, yeni ZMMS Genel Şartları ve SGK’ya ilişkin mevzuat gereği geçici iş göremezlik ve tedavi sürecine ilişkin gelir kaybının SGK sorumluluğunda olduğunu, bu kalemlerin ... teminatı dışında kaldığını, davacının kask takmadan, ehliyetsiz sürücünün kullandığı motosiklette yolcu olarak bulunması nedeniyle zararın doğmasına ve artmasına kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, bu sebeple TBK m.51–52 uyarınca tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca hatır taşıması ilişkisi bulunduğundan tazminatta ek indirim yapılmasının zorunlu olduğunu, davacıya SGK tarafından yapılmış bir ödeme varsa bunun da tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, her hâlükârda müvekkil kurumun sorumluluğunun kaza tarihi itibarıyla kişi başına 310.000,00 TL olan zorunlu mali mesuliyet teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı bulunduğunu, faiz talebinin de kaza tarihinden değil, müvekkile karşı açılan işbu davanın tarihi itibarıyla ve yalnızca yasal faiz üzerinden kabul edilebileceğini belirterek; dava şartı noksanlığı ve esastan haksızlık nedeniyle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ederek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının kullandığı ... plakalı aracın sigortasız olduğuna ilişkin iddianın doğru olmadığını, aracın 07.03.2016 tarihli Foça Noterliği satış sözleşmesiyle alındığını ve satıştan önceki trafik sigortasının yasa gereği 15 gün daha geçerli olması nedeniyle kazanın meydana geldiği 16.03.2016 tarihinde aracın .....Sigorta tarafından teminat altında bulunduğunu, bu nedenle davanın..... Sigorta’ya ihbar edilmesi gerektiğini ileri sürmüş; Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi’nde müvekkili hakkında verilen mahkûmiyet kararının istinaf aşamasında olduğundan kesinleşmediğini, ceza dosyasındaki bilirkişi raporunda müvekkilinin asli kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığını, zira kazada vefat eden motosiklet sürücüsü ...’un ehliyetsiz ve alkollü olduğu, tanık anlatımlarına göre motosikleti aşırı hızlı kullandığı, kazadan bir gün önce polisin dur ihtarına uymaması nedeniyle işlem yapıldığı ve müteveffanın babasının da oğlunu motor kullanmaması konusunda uyardığını, olay günü yine motoru alarak trafiğe çıktığını belirtmiştir. Davacı ...’ın da kasksız şekilde, sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği motosiklette yolculuk ettiğini, bu durumun zararın doğmasına ve artmasına bizzat katkı sunduğunu, müvekkilinin ağır kusurlu olduğu iddiasının dayanaksız olduğunu savunmuş; müvekkilinin inşaat işçisi olup ailesinin geçimini güçlükle sağladığını, kazanın kendisini derinden üzdüğünü, davacıların maddi zararlarının ... tarafından karşılandığını, bu nedenle maddi tazminat talebinin yersiz olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olup müvekkilinin ödeme gücüyle bağdaşmadığını belirterek davanın tamamen reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davaya konu kazanın 16.03.2016 tarihinde meydana geldiğini, sigorta poliçesine dayalı taleplerin 2 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle süresi geçtikten sonra açılan davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca müvekkil şirket tarafından davacıya daha önce ödeme yapılmış olduğunu, bu ödemenin yeni trafik poliçesi genel şartlarına ve yerleşik Yargıtay–İstinaf içtihatlarına uygun şekilde aktüeryal hesaplama sonucunda gerçekleştirildiğini, 19.07.2018 tarihinde davacıya 12.144 TL ödendiğini, davacının da bu ödemeyi kabul ettiğini, özür oranında bir değişiklik iddia edilmediğini, bu nedenle davanın kötü niyetle açıldığını ileri sürerek öncelikle ödemenin geçerliliğinin bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini savunmuştur. Ayrıca davanın sigortalı araç maliki ...’a ihbarını, davacı delillerinin tebliğini talep etmiş; deliller tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilmesinin usule aykırı olduğunu, davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından belirlenmesi gerektiğini, tıp fakültesi raporlarının yeterli olmadığını; kusur oranının tespiti için ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasının zorunlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu tarafın diğer araç sürücüsü olduğunu, hem kaza tespit tutanağı hem ceza dosyası bilirkişi raporunun bunu ortaya koyduğunu, bu nedenle poliçe kapsamında müvekkil şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini ileri sürmüştür. Sigorta poliçesinin zenginleşme aracı olamayacağını, gerçek zarar esas alınması gerektiğini; SGK’dan davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılıp varsa tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacının anne ve babasının bakım–yol gideri taleplerinin poliçe kapsamında olmadığını, tedavi giderlerinin trafik poliçesi kapsamı dışında olup SGK sorumluluğunda olduğunu, ayrıca davacının kaza anında kask kullanmaması, sürücünün ehliyetsiz olması, yolculuğun hatır taşımacılığı niteliğinde bulunması gibi hususların müterafik kusur ve indirim sebebi olduğunu; faiz yönünden ise müvekkil aleyhine kaza tarihinden faiz işletilemeyeceğini, faiz başlangıcının ancak güncel aktüeryal hesap tarihinden itibaren olabileceğini, davanın zamanaşımı, yapılan ödemenin bağlayıcılığı ve poliçe hükümleri gereği tamamen reddini, masraf ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ederek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; Aynı kazadan dolayı motosiklet sürücüsü ...’un ailesi tarafından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/510 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası olmadığının doğru olmadığını, aracın 07.03.2016 tarihinde Foça Noterliği’nin 00971 Y.s. sözleşmesi ile satın alındığını, kazanın 16.03.2016 tarihinde meydana geldiğini, aracın satıştan önceki trafik sigortasının satıştan sonra 15 gün daha geçeri olduğunu, araç .... Sigorta Şirketi'ne sigortalı olduğunu, .... Sigorta Şirketi’nin kazadan  sorumlu olduğunu, davanın .... Sigorta Şirketi'ne ihbarı gerektiğini, aynı kazada vefat eden kazaya karışan motosikletin ruhsat maliki ...’un davada taraf olması gerektiğini, davanın ...’a ihbar edilmesi gerektiğini, kazada yaralanan davacının kaskının olmamasının, okul saatinde ehliyetsiz sürücü ...’un sevk ve iaderesindeki motosiklette olmasının talebe konu tazminat miktarının faiş olduğunu gösterdiğini,  kazadan sonra müvekkilinin hastaneye giderek ziyaret ettiğini, talebe konu faiz tutarının fazla olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın 16.03.2016 tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı motosikletin karıştığı ölümlü–yaralamalı trafik kazası sonucu davacı ...’ın uğradığı bedensel zararlar ile davacı ... ve anne–babasının manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/375 E. sayılı dosyasında sanık ...’in asli, motosiklet sürücüsü müteveffa ...’un tali kusurlu kabul edilerek sanığın TCK 85/2 uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasına ve sürücü belgesinin 2 yıl geri alınmasına karar verildiği, dosyadaki sosyal–ekonomik durum araştırmalarına göre tarafların gelir ve malvarlıklarının tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 18.08.2021 tarihli raporunda davacı ...’un kaza nedeniyle tüm vücut engellilik oranının %10, iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, aktüerya bilirkişilerince TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artış–%10 iskonto esasına göre yapılan hesaplamada geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, kalıcı iş göremezlik zararı toplamının 364.480,83 TL olduğu, motosiklette yolcu olan davacının kask vb. koruyucu donanım kullanmaması nedeniyle Yargıtay uygulaması doğrultusunda %20 müterafik kusurlu sayıldığı ve bu oranın zarardan indirildiği, böylece kalıcı iş göremezlik yönünden 291.584,66 TL net zarar bulunduğu, ... plakalı aracın ZMMS poliçesi olmadığından bu araç yönünden Sigortacılık Kanunu m.14 uyarınca .....nın, ... plakalı motosikletin ise kaza tarihinde ... A.Ş.ne ait 24675765 sayılı ZMMS poliçesiyle teminat altında olduğundan bu araç yönünden ....’nun, sakatlanma teminat limiti kişi başı 310.000 TL ile sınırlı olmak üzere sorumlu bulunduğu, tarafların kusur oranlarının önceki dosyadaki kusur raporlarıyla uyumlu şekilde ... plakalı araç sürücüsü ... için %75, motosiklet sürücüsü ... için %25 olarak esas alındığı, bu çerçevede 291.584,66 TL zararın %75’inin (213.265,04 TL) ... sorumluluk alanına, %25’inin (71.088,35 TL) ... sorumluluk alanına düştüğü, ayrıca davacının tedavi amacıyla Foça’dan DEÜ ve EÜTF hastanelerine yaptığı yolculuklar ve 4 aylık bakım süresi dikkate alınarak 1.800 TL ulaşım, 5.203,96 TL bakıcı gideri belirlendiği, bunlardan da %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 1.440 TL ulaşım, 4.162,37 TL bakıcı gideri zararının kaldığı, kusur oranlarına göre ulaşım ve bakıcı giderlerinin de ... ve ... arasında paylaştırıldığı, diğer yandan ... tarafından 30.11.2018 tarihinde 42.865 TL, ... tarafından 19.07.2018 tarihinde 12.144 TL ödendiği, bu ödemelerin rapor tarihine güncellenmiş değerlerinin ilgili zararlardan mahsup edilmesi sonucunda ... bakımından 160.969,39 TL, ... bakımından 56.143,77 TL bakiye maddi tazminat sorumluluğu kaldığının tespit edildiği, manevi tazminat bakımından ise kazanın oluş şekli, sanığın asli kusuru, davacının maluliyet oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, TBK m.56 ve 22.06.1976 tarihli 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’ndaki ilkeler dikkate alınarak ... lehine 10.000 TL, anne ve baba ... ve .... lehine ayrı ayrı 4.000’er TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu, bu açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile belirlenen tutarlarda maddi tazminatın kusur ve teminat sınırları dahilinde davalılardan, manevi tazminatın ise kusurlu sürücü ve diğer sorumlu davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... A.Ş. Vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı sigorta şirketinin kaza tarihindeki düşük tutarlı ödemenin gerçek zararı karşılamadığını, dosyada alınan kusur raporlarının tüm teknik veriler değerlendirilerek düzenlendiğini, bu nedenle davalının “eksik inceleme” iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkil ...’ın kaza tarihinde 15 yaşında olması sebebiyle ehliyetsiz sürücüye binmesi yönünden kendisine kusur atfedilemeyeceğini, davalı ...’in asli kusurlu olduğunun ceza dosyası ve bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, davalının “taleplerimiz değerlendirilmedi” yönündeki iddiasının dosya kapsamıyla örtüşmediğini, bu nedenle davalıların istinaf sebeplerinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu belirttiği, yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminatın davacıların ağır travması, ...’un genç yaşta kalıcı maluliyeti ve ailenin yoğun elemine nazaran son derece düşük kaldığını, hükmedilen miktarın tatmin ve telafi işlevi taşımadığını, bu nedenle manevi tazminatın artırılması gerektiğini ileri sürdüğü, maddi tazminat yönünden ise aktüerya raporunun 2022 Ekim tarihli olması, kararın hemen ardından asgari ücretin yükselmesi ve ekonomik koşulların ağırlaşması nedeniyle hükmedilen miktarın güncel satın alma gücüne oranla yetersiz kaldığını, davalıların tehir-i icra talebiyle süreci uzatarak mağduriyeti artırdığını, maddi tazminatın yeni asgari ücret katsayıları esas alınarak yeniden hesaplanması gerektiğini savunduğu, tüm bu gerekçelerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak manevi tazminatın hakkaniyete uygun biçimde artırılmasına ve maddi tazminatın güncel ekonomik veriler ışığında yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının maluliyet tazminatı için müvekkile başvurduğu ve 134778 sayılı dosya üzerinden yapılan aktüeryal hesaplama doğrultusunda 42.865-TL ödeme yapılarak sorumluluğun ifa edildiğini, ödeme tarihindeki verilere göre yapılan bu hesaplamaya rağmen mahkemece ek tazminata hükmedilmesinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunun savunulduğu, bakiye tazminat talebi yönünden 6704 sayılı Kanun’la değişen KTK m.97 uyarınca zorunlu başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle dava şartının yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerekirken esastan kabul edildiğini, kazaya karışan aracın motorlu bisiklet niteliğinde olduğu, bu tür araçlar için trafik sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmadığını, ...’nın yalnızca sigorta yaptırma yükümlülüğü bulunan araçların sigortasızlığından doğan bedensel zararları karşılaması nedeniyle müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığını, dosyadaki maluliyet raporlarının kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata uygun düzenlenmediği ve raporlar arasında çelişki bulunduğunu, yetkili kuruldan yeni ve mevzuata uygun bir rapor alınmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve ulaşım giderinin ZMMS Genel Şartları uyarınca SGK’nın sorumluluk alanında kaldığını, bu kalemlere ilişkin davalı aleyhine hüküm kurulmasının teminat kapsamını aşması nedeniyle hukuka uygun bulunmadığını, davacı tarafından fiilen bakıcı çalıştırıldığına veya ulaşım gideri yapıldığına dair belge sunulmadığı hâlde brüt asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, ispat yükü yerine getirilmediği için bu kalemlerin reddi gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 tablosu ve teknik faiz uygulanması gerekirken “0” teknik faizle hesap yapılarak mevzuata aykırı şekilde yüksek tazminata hükmedildiğini, davacının kasksız yolculuk yaptığı, ehliyetsiz sürücünün kullandığı motosiklete binerek kendi güvenliğini tehlikeye attığı, bu nedenle TBK m.51-52 uyarınca müterafik kusur indiriminin artırılması gerektiğini, ayrıca hatır taşıması ilişkisi bulunduğu için tazminattan hakkaniyet indirimi yapılmasının gerektiğini, davacıya SGK tarafından yapılmış bir ödeme varsa bu tutarların TTK m.1484/3 gereği tazminattan düşülmesi gerektiği hâlde araştırma yapılmadığını ve ... yönünden temerrüt oluşmadığı için faiz başlangıcının 30.11.2018 değil ancak dava tarihi olabileceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk derece mahkemesi kararında gerekçenin HMK ve Anayasa’ya uygun şekilde ortaya konulmadığını, mahkemenin yalnızca bilirkişi raporlarına atıfla yetindiğini, davaya konu kazanın 16.03.2016 tarihli olması nedeniyle sigorta poliçesinden doğan taleplerin iki yıllık zamanaşımına tabi bulunduğunu, buna rağmen zamanaşımı süresi dolmuşken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirketin poliçe limiti ve bu limit oranında yalnızca hükmolunan tazminatla sınırlı sorumlu olması gerekirken asıl alacak, faiz, harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin sorumluluk sınırlarının kararda açıkça gösterilmediğini, davacıya 19.07.2018 tarihinde maluliyet oranı %8 esas alınarak 12.144-TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin davacı tarafından kayıtsız-şartsız kabul edildiğini, Dokuz Eylül Üniversitesi raporu ile bağımsız medikal değerlendirme raporlarında maluliyetin %8 olarak tespit edildiğini, aynı yönetmeliğe göre düzenlenen raporlar arasında çelişki varken %10 oranının esas alınmasının ve bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu savunduğu, kusur yönünden Karşıyaka ATM 2019/133 Esas 2019/779 Karar sayılı dosyadaki bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne %25 kusur atfedilmesinin somut olayın oluşuna aykırı bulunduğunu, ayrıntılı teknik inceleme yapılmadan kusur oranı belirlenemeyeceğini, bu nedenle dosyanın ATK genişletilmiş uzmanlar heyetine gönderilerek yeni kusur raporu alınması gerektiğini, tazminat hesabında ZMMS Genel Şartları uyarınca TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılmasının zorunlu olmasına karşın raporda “0” teknik faizle hesaplama yapıldığını, bunun mevzuata ve gerçek zararın tespiti ilkesine aykırı olduğunu, davacının ehliyetsiz sürücü ...’un idaresindeki araca binmesi ve kask/koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusurlu sayılması gerektiğini, mahkemenin kask takılmamasından dolayı %20 oranında müterafik kusur indirimi yapmış olmasının yerinde ise de ehliyetsiz sürücüyle seyahat unsurunu ayrıca dikkate almadığını, olayda hatır taşıması bulunduğunu, bu nedenle Yargıtay içtihatları uyarınca ayrıca hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, bütün bu indirimler ve ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaplama dikkate alındığında müvekkil şirketçe yapılan ödemenin yeterli olduğunu, davacının anne ve babası lehine hükmedilen yol ve bakım giderlerinin ZMMS poliçe kapsamı dışında kaldığını, tedavi, bakıcı ve yol giderlerinden SGK’nın sorumlu olduğunu, faiz yönünden de, (kabul anlamına gelmemekle birlikte) tazminata ancak güncel aktüer hesabının yapıldığı tarihten veya ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini, kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin faize faiz niteliğinde bulunduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kaldırılması, davanın ... Sigorta A.Ş. yönünden reddi ya da en azından poliçe limiti, doğru maluliyet oranı, kusur ve müterafik kusur/hatır taşıması indirimleri gözetilerek yeniden ve daha düşük miktarda tazminata hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin kullandığı ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığına ilişkin kabulün gerçeği yansıtmadığını, aracın 07.03.2016 tarihinde satın alındığını ve KTK gereği önceki poliçenin 15 gün süreyle geçerli olduğunun gözetilmesi gerektiğini, bu nedenle kazanın meydana geldiği 16.03.2016 tarihinde aracın .....Sigorta tarafından teminat altında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davanın ilgili sigorta şirketine ihbar edilmesi yönündeki taleplerinin yerel mahkemece dikkate alınmadığını, aynı kazaya ilişkin diğer dosyada (BAM 11. HD 2020/768 E., 2023/44 K.) bu gerekçeyle bozma kararı verildiğini, mahkemenin müvekkil savunmalarını değerlendirmeksizin yalnızca bilirkişi raporlarına dayandığını, davacının kasksız olması, sürücünün ehliyetsiz ve alkollü bulunması gibi zararı artırıcı unsurların dikkate alınmadığını ve %20 oranındaki müterafik kusur indiriminin yetersiz olduğunu, hatır taşıması indiriminin uygulanması gerektiğini, bakıcı giderine yönelik hiçbir belge sunulmamış olmasına rağmen hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketlerince yapılan ödemelerin yeterli olduğunu ve bilirkişinin ödemeleri düşük oranlı (%9) faizle güncellemesinin adaletsiz olduğunu, ülkenin ekonomik koşulları karşısında bu güncellemenin kabul edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın reddine ya da dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde;ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, ceza dosyasının hukuk yargılamasını bağlamadığını ve hâkimin takdir yetkisi bulunduğunu, müvekkilinin kazaya yalnızca araç sahibi sıfatıyla dâhil edildiğini, aracın 07.03.2016 tarihinde satın alındığı ve ZMSS Genel Şartları gereği önceki sigorta poliçesinin 15 gün süreyle geçerli olduğunu, bu nedenle müvekkilin sigortasız işleten olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kazanın satıştan dokuz gün sonra meydana geldiği dikkate alınarak davanın ......Sigorta’ya ihbar edilmesi gerektiğini, aynı hususun bağlantılı Karşıyaka ATK 2019/133 E. (yeni 2023/63 E.) sayılı dosyada da istinaf incelemesine konu edildiğini ve İzmir BAM 11. HD’nin 2020/768 E. 2023/44 K. sayılı kararıyla bu gerekçeyle bozma yapıldığını belirttiği, ayrıca müteveffa motosiklet sürücüsünün alkol durumunun, ehliyetsiz araç kullanımının ve kask bulunup bulunmamasının yeterli şekilde değerlendirilmediğini, bu unsurların tazminatta indirim yapılmasını gerektirdiğini, davacı tarafın müteveffanın sevk ve idaresindeki motosiklette yolcu olarak bulunması nedeniyle zararın doğumunda sürücü ve ruhsat sahibinin sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle ...’a yapılan ihbar talebinin reddedilmesinin isabetsiz olduğunu, trafik güvenliği açısından gerekli önlemlerin alınmamasının TCK kapsamında dahi yaptırıma bağlanmış bir ihlal olmasına rağmen kusur incelemesinin yüzeysel yapıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS poliçesi kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın  kabulüne  karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacılar vekili tarafından hüküm tarihinden kısa bir süre sonra asgari ücret miktarında artış meydana geldiği ve güncel gelir rakamlarıyla yeniden hesaplama yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de dosyaya sunulan ve hükme esas alınan 05.10.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz süresi içerisinde sunulan 21.10.2022 tarihli değer artırım dilekçesinde yeniden rapor alınmasına yönelik bir itiraz ileri sürülmediği ve dava değerinin ek raporda tespit edilen miktara göre artırıldığı, mahkemece rapor hükme esas alınarak hüküm kurulduğu görülmüştür. Buna göre ilk derece mahkemesince hükme esas alınan rapora karşı müterafik kusura yönelik itirazlar dışında itiraz ve yeniden rapor alınmasına yönelik bir itirazın ileri sürülmediği dikkate alındığında istinaf aşamasında bu hususun kaldırma nedeni olarak ileri sürülemeyeceği değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>\tDavacılar vekilinin manevi tazminat miktarlarına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Davacılar yönünden BK 56/2 maddesi gereğince \"Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.\" yönündeki yasal düzenleme gereğince manevi tazminata hükmedilmesi yerindedir. Ancak yaralananın maluliyet durumu, iyileşme süresi, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur durumu, hak ve nesafet kuralları gözetildiğinde davacılar yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarı bir miktar az bulunmakla, davacılar vekilinin bu yönden istinaf itirazları yerindedir. <br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun  91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.)<br>Davalı ... vekili tarafından yazılı dava başvuru şartının yerine getirilmediği ve kazaya karışan aracın motorlu bisiklet sınıfından olduğu hususları istinaf sebebi olarak gösterilmiş ise de dava öncesinde davacı vekilinin 22.10.2018 tarihli yazılı başvurusu sonucu hasar dosyası açılıp davacıya 42.865,00-TL ödeme gerçekleştirildiği sabit olup yazılı başvuru dava şartının yerine getirilmiş olduğu, davalı .....nın sorumluluğunun ise ... plaka sayılı otomobil cinsi aracın kaza tarihinde geçerli bir trafik poliçesi bulunmadığı gerekçesine dayandırıldığı dikkate alındığında her iki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.<br>\tDavalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arzeder. Bu kapsamda, ceza yargılaması aşamasında alınan ve aynı kazayla ilgili olarak yine işbu dosyada davalı olarak yer alan tüm tarafların davalı oldukları Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/133 Esas sayılı dava dosyasına sunulan kusur raporları hükme esas alınarak olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, kaza oluş şekline uygun düşecek biçimde kusur oranının tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.<br>\tZararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Sürücünün ehliyetsiz olması sürüş ve trafik akışı kusurlarından olmayıp, hâkim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilecek hususlardandır. Ancak bu şekilde müterafik kusur indirimi yapılabilmesi için kazanın oluşumda ehliyetsiz araç kullnımının etkisinin olması gerekir. Aynı şekilde, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliğince koruyucu ekipman / tertibat takılmasının zorunlu olduğu hallerde meydana gelen yaralanma ile illiyet bağı kurulması durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeni ile yerleşik uygulama doğrultusunda birden fazla müterafik kusur indirimi sebebinin varlığı olsa da % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi cihetine gidilmelidir. ( Yargıtay 4. HD'nin 17.03.2022 tarih ve  2021/11498 E. - 2022/5233 K. 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. -  2022/9666 K., 04.04.2022 tarih ve 2021/13491 E. - 2022/6733 K. ,23.03.2022 tarih ve  2021/11590 E. - 2022/5710 K. )  <br>\tSomut olayda, davacı ...'ın yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü müteveffa ...'a ait 13.04.2016 tarihli adli tıp raporuna göre müteveffanın kanında alkol ve uyutucu uyuşturucu, uyarıcı maddeler ve ilaçlar bulunmadığının tespit edildiği, müteveffanın ehliyetsiz olmasının kazanın meydana gelmesinde etkili olduğu davalılar tarafından ispat edilemediği gibi davacının kaza sırasında kask takmamış olmasından dolayı ilk derece mahkemesince %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanmış olması nedeniyle başkaca bir müterafik kusur varlığının sonuca etkisinin bulunmayacağı da açıktır. Açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tHaksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası yönünden, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 - 2022/9633). Bununla birlikte  11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasındaki dönem itibarıyla çalışma gücündeki kayıp oranının en az %60'ın altında kalması halinde 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanması gerekecektir. <br>\tAnayasa Mahkemesi'nin 17.7.2020 tarih  2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Dolayısıyla, trafik kazasından kaynaklı  geçici işgöremezlik tazminatı , bakıcı gideri ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/12001 E. - 2022/4532 K. ve 24.03.2022 tarih ve 2021/22793 E. - 2022/5790 K.)<br>\tHak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın  03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K)<br>\tYukarıda açıklanan yerleşik yargısal uygulamalara göre ilk derece mahkemesince davacının maluliyetine ilişkin kaza tarihi itibariyle geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre çelişkileri giderecek nitelikte  ATK Adli Tıp 2.Üst Kurulu'ndan maluliyet raporu alınmış olmasına, maluliyet raporu ve zarar hesaplamasına ilişkin raporların dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak tazminat miktarının hesaplanmış olmasına, bakıcı gideri zararı için bir masraf gerçekleştirilmesine gerek olmaksızın salt bu ihtiyacın doğmuş olmasının tazminat yükümlülüğü doğurmasına, ceza zamanaşımı süresi uygulanması gereken olayda dava ve karar tarihi itibariyle zamanaşımı koşullarının gerçekleşmemiş olmasına, dava öncesi yapılan ödemelerin hesap tarihine kadar yasal faiz ile güncellenmesinin yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olmasına göre davalı tarafların aşağıda yazılı bentler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince SGK tarafından davacılara ödenmiş ve rücuya tabi tazminat miktarının tespit olunmaksızın dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği görülmüştür. Bu nedenle mahkemece öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan davacı ...'a dava konusu kaza nedeniyle herhangi bir ödemede bulunup bulunulmadığı, rücuya tabi tazminatın olup olmadığı noktasında müzekkere yazılarak, gelen yazı cevabına göre tespit edilen tazminat miktarından mahsup yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir.<br>Hatır taşıması, bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup, süresinde verilecek cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Hatır taşıması, sigorta teminatı kapsamında ise de, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51.maddesi (818 sayılı BK. 43. maddesi) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır taşımasının varlığı halinde ancak hatırı taşıması yapan lehine tazminattan indirim söz konusu olabilir. ( Yargıtay 17. HD'nin  01/12/2020 tarih ve 2019/3044 E. 2020/7926 K. Sayılı ilamı)  Somut olayda, davacı, davalı ... A.Ş.'nin sigortalısı ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada kaza gerçekleşmiş, aracın sigortacısı olan davalı  tarafça cevap dilekçesinde hatır taşıması indirimi uygulanması yönünde savunma ileri sürüldüğü halde ilk derece mahkemesince taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları gözönüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması, B.K.nın 51 madde hükmüne göre tazminattan indirim yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışılması, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi yerinde görülmemiştir.<br>Kabule göre de;  Davalılarca ödeme ve ibra savunması ileri sürülmüş olup, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111/2. maddesindeki yetersizlik iddiasında bulunulduğu gözetilmek suretiyle tazminat hesabının yapılması gerektiği açıktır. Davalılar ... A.Ş. ve  ... tarafından ödenen bedellerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle, ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimlerinin uygulanmasına karar verilmiş olması halinde ise hesaplanan bu bedel ile,(hatır taşıması uygulanacak ise bundan yalnızca taşımanın gerçekleştirildiği aracın tazminat sorumlularının faydalanabileceği de gözetilerek) davalı taraflarca ödenen bedel arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması; fahiş fark tespitinin yapılması halinde, hesap tarihindeki verilere göre hesaplanacak tazminattan, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davadan önce davalının ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri düşülerek sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir.(Yargıtyay 17. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2020 tarih ve  2019/3548 Esas 2020/7605 Karar Sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta her ne kadar bilirkişi raporuyla dava öncesi yapılan ödemelerin zararı tam olarak karşılamadığı saptanmış ise de ilk derece mahkemesince ödemelerin açıkça yetersiz veya fahiş nitelikte olup olmadıklarının kararda tartışılması gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.<br>Yine kabul göre de, 6100 sayıl HMK'nın 297/2. maddesi \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" hükmünü haiz olup ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan maddi tazminata yönelik tazminat kalemlerinin hangi davacı lehine verildiğinin karar ve gerekçe içeriğinden net olarak anlaşılamadığı, bu durumun hükmün infazı aşamasında tereddüt oluşturabileceği, nitekim davalı ... A.Ş. vekilinin, bakım ve yol giderlerinin davacı anne ve baba lehine hükmedilemeyeceğine yönelik istinaf itirazları bulunduğu dikkate alındığında ilk derece mahkemesince maddi tazminat istemlerine ilişkin olarak davacılardan hangisi lehine hüküm kurulduğunun hükümde gösterilmemesi de yerinde görülmemiştir.<br>Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>                      H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.12.2022 tarih ve 2018/726 Esas 2022/884 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc3af968630f61b5","SID":"73241b5de86330e5"}}