{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2018/821 <br>KARAR NO\t: 2018/1213<br>DAVA\t:Rücuen  Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 23/02/2015<br>KARAR TARİHİ\t:15/11/2018<br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Dava, işçilik alacağından kaynaklanan maddi  tazminatın rücuen tahsili  istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk mahkemesine sunduğu dava dilekçesi ile özetle; Dava dışı üçüncü kişi ... vekili tarafından ... Bakanlığı aleyhine açılan, işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davasının yargılaması sonucunda Karşıyaka ... İş Mahkemesince kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücret alacağına ilişkin davasının kabulüne, fazla çalışma ücretine ilişkin davasının kısmen kabulüne karar verildiğini, mahkemenin ... E. ... K., 25/03/2013 tarihli kararının taraflarınca temyiz edilmekle Yargıtay .... H.D.'nin kararı ile bozulduğunu ve dosyanın  halen derdest olduğunu, davacı vekili tarafından İzmir ... İcra Dairesinin... E. Sayılı dosyasında müvekkili idare aleyhine takip başlatıldığını, davacı  Bakanlık tarafından 01/07/2013 tarihinde 8.273,92-TL icra dosyasına ödeme yapıldığını, ilamlı icraya dayanak yapılan kararda Bakanlığın üst işveren sıfatıyla sorumlu görüldüğünü ve davalılar arasında akde dayanan müşterek ve müteselsil borçluluk hükmü kurulduğunu, müteselsil borçlulukta iç ilişkide düşen sorumluluk payı başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça müteselsil borçluların eşit paylarla sorumlu tutulmaları gerektiğini, ancak davalı şirketler ile sözleşme gereği işten çıkarma neticesindeki yasal sorumluluğun şirkete ait olduğu belirlenmiş olmakla Bakanlığın borcun tamamını rücu hakkının bulunduğunu, kamu ihale mevzuatı hükümleri ile diğer yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; işçi çalıştırma ve işten çıkarma yetkisine sahip yüklenici firmaların çalıştırdığı işçilerle yaptığı iş akdinden ve 4857 sayılı İş Kanunundan kaynaklanan tüm yükümlülükleri de yerine getirmek zorunda olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, 8.273,92-TL alacağın ödeme tarihi olan 01/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davalı müflis şirket yönünden dava dosyası tefrik edilerek ve 13/01/2015 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararı verilmiş, dosya mahkememize tevzi edilmiş, mahkememizin ... E sayılı dosya numarasını almış, mahkememizin 22/03/2016 tarihli kararıyla HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevli olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin 06/05/2016 tarihli temyiz dilekçesi üzerine dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay ...Hukuk Dairesine gönderilmiş, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı 29/03/2018 tarihli kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkememizde ... yeni Esas nosunu almıştır. Mahkememizce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili bozma ilamına uyulması konusunda takdiri mahkememize bırakmış, davalı iflas idare memurları duruşmaya iştirak etmediklerinden bozma ilamı konusunda beyanları alınamamıştır.rinden bozma ilamı konusunda beyanları alınamamıştır.<br>GEREKÇE:<br>Somut olayda, davalı müflis ... Güvenlik Yemek Üretim ve Dağıtım Gıda Temizlik Hizmetleri ve Malzeme İşletmecilik Sanayi ve Ticaret Limited şirketinin iflasına, Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas, ... Karar  sayılı dosyası ile 12/10/2009 tarihinde  saat 09:53  de karar verildiği anlaşılmıştır.<br>TBK'nun 167. maddesine dayalı  davaya konu  rücu hakkı,  davalının iflasın açılma tarihlerinden sonra yani  01.07.2013 tarihinde  ödenerek doğmuştur. Bu durumda alacak, iflastan önce doğmadığından, sırasına ve esasına itiraz  edilebilecek, İİK'nın 235.  maddesine  dayalı  kayıt kabul istemine konu  olabilecek  müflis  borçlarından   olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan genel nitelikli bir alacak niteliğindedir. Davacı tarafça da, alacak bu şekilde nitelendirilerek alacağın kayıt kabulü değil, tahsili istenmiştir.<br>Öte yandan; HMK'nın 115/1. maddesi \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.\" hükmünü içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2013 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile Yargıtay ....Hukuk Dairesinin 26.05.2015 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamında, HMK'nın 30. ve 115/1. madde hükmü uyarınca, davanın her aşamasında, taraf teşkili yapılmadan  tensip aşamasında HMK'nın 114 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilebileceği belirtilmiştir.<br> 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesinde göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle   mahkemece re'sen gözetileceği hükmüne yer verilmiştir.<br>Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.<br>Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.<br>TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır.  Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.<br> Somut olayda, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.<br>Bu durumda, dava konusu alacağın iflas alacağı ve masa borcu değil, iflas tarihinden sonra doğan genel nitelikli alacak olduğu, davanın 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 09/01/2015 tarihinde açıldığı, davacının tacir olmadığı, bu nedenle  davanın nispi ticari dava niteliği taşımadığı, İzmir  ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin davaya bakmakla görevli olduğu anlaşılmaktadır.(Yargıtay ....Hukuk Dairesinin ... E/K sayılı, Yargıtay ....Hukuk Dairesinin ... E/K, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin  ... ilamları da  aynı doğrultudadır.)<br> Yukarıda açıklanan nedenlerle,  6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevli olmaması, İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : <br>Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;<br>1-Davanın görüm ve çözümünde, İzmir ....Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan HMK 114/1-c ve HMK 115/2 maddeleri  uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,<br>2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, <br>3-HMK.nun 20. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, <br>4-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemesince karar verilmesine,<br>Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı iflas idare memurlarının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Mahkememize verilecek dilekçe ile Yargıtay ....Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/11/2018<br>Katip ...<br>e-imzalı <br>Hakim ...<br>e-imzalı</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"21d407abd6582fe7","SID":"353606f668779979"}}