{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/663 <br>KARAR NO\t: 2025/1640<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/01/2022<br>NUMARASI\t: 2021/804 Esas -  2022/54 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı alacaklı müvekkil şirket ile davalı/borçlu arasında koli imal ve ticareti yapıldığını, malın tesliminin gerçekleştiğini ve taraflar arası bir ticari ilişki oluştuğunu, iş bu ticari ilişki çerçevesinde davalının, müvekkil şirkete cari hesap ilişkisinden kaynaklı ilgili icra takibine konu 9.993,89 TL asıl alacak borcu olmakla birlikte bu borcun, icra takibi ile talep edildiğini, davalı aleyhine İstanbul 24. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine itiraz edilmesi sonrasında takibin durduğunu, her ne kadar dava şartı arabuluculuk kurumuna başvurulmuşsa da anlaşma sağlanamaması sebebi ile mahkemeye başvurmak gerektiğini, davalı tarafından müvekkil şirkete ödemede bulunulmaması üzerine mahkeme huzurunda iş bu itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olduğunu, davalının itirazının soyut ve haksız olduğunu herhangi bir gerekçeye dayalı olmadığını, müvekkil şirketin alacağının her türlü ticari kayıt ve belge, itiraz edilmeyen fatura ve irsaliyeler ile sabit olduğunu, davalının vadesinde yapması gereken ödemeyi yapmadığını, likit alacağın tahsilini geciktirmek için takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalının takibe haksız bir biçimde itiraz ettiğini, alacağın da muayyen ve likit olduğundan davalı hakkında %20'den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı yan tarafından haksız ve hukuka aykırı iddialar ile huzurdaki dava açıldığını, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğu gibi açılan davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, icra takibi de yetkili icra müdürlüğünde açılmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, yetki itirazları nazara alınarak davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini, davacı yanın gerek ilamsız icar takibi kapsamında gerekse başka bir sebeple müvekkil şirketten hiçbir nam ve hesap adı altında bir alacağı bulunmadığını, davanın reddine ve davacı yan aleyhine takibe konu edilen asıl alacağın %20'sinde aşağı olmamak kaydıyla karşı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı iddialarını asla ve kesinlikle kabul etmemek kaydıyla karşı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı iddialarını asla ve kesinlikle kabul etmemek kaydıyla, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı tüm iddialarına karşı en geniş manada zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere İİK 67 gereğince tazminata mahkumiyetine karar verilmesini, yargılama gideri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Alınan bilirkişi raporuyla davacı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, alacak miktarının 9.933,89 TL asıl alacak olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafın defterlerinin incelenmesinin süresinde olduğu, davalı tarafça defter ibraz edilmediği, ticari defter ve belgelerin hazır bulundurulmadığı anlaşılmıştır. Söz konusu alacağın beyan sınırını aşan BA/BS formlarıyla da desteklendiği değerlendirilmekle davalı itirazlarının reddine karar verilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın 9.933,89 TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığından davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından davalı şirket aleyhinde karar verilerek itirazlarının iptaline ve davalı şirket aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takibinde asla faturadan bahsedilmediğini, icra takibinde iddia olunmayan hususların itirazın iptali davasında iddia olunmasının hukuken mümkün olmadığını,  bilirkişi raporunun, davalı şirket defter, belgeleri ve kayıtlarının incelenmeksizin salt olarak davacı yanın haksız ve hukuka aykırı iddiaları kıstas alınarak oluşturulduğunu, davalı şirket defter, belge ve kayıtlarının incelenmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu,  söz konusu iddia olunan hususların asla likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini,  zamanaşımı definin ve hak düşürücü süre itirazlarının da incelenmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.  Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı takip dosyası ile \" fatura cari hesap alacağı\" borcun sebebi gösterilerek  9.933,89  TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebine açık hesap ilişkisini gösterir muavin defter örneğinin ve fatura örneklerinin sunulmuş olduğu,  borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.  Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Somut olayda: ilk derece mahkemesince taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiş, davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu davacının  ticari defterlerinin usulüne uygun ve kayıtlarının  birbirini doğrular nitelikte tutulduğu, dava konusu faturaların  davalı BA ve davacı BS  formunda kayıtlı olduğu, bu itibarla cari hesaba konu faturaların münderecatındaki emtianın davalıya teslim edildiği hususun ispatlanmış olduğu, dosyaya alınan denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu ile davalının davacıya takip tarihi itibarıyla 9.933,88 TL borcu bulunduğu , 6100 sayılı HMK 220/3 maddesi gereği  sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğine sahip davacı ticari  defterleri ile davanın ispatlandığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, faturaya dayalı açık hesaptan kaynaklı alacak  likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi de yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. <br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 169,65 TL harcın, alınması gerekli olan 678,58 TL harçtan mahsubu ile bakiye 508,93 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/11/2025<br>\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf6c60b9155ba647","SID":"ac67e1e8d5e1a86c"}}