{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:03/12/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:11/10/2022<br>DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinin Tespiti<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:03/12/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, Konusu genel kurul toplantısında çağrı usulüne yönelik kanuni usul işlemlerinin yerine getirilmediği, davacıların murisi ...'ın davalı kooperatifin üyesi olduğu, ...'ın mirasçıları olan davacıların da üyelik hakkının yasal mevzuat gereğince bulunduğu, davacıların işbu toplantının bildiriminin yapılmadığı, davacıların 2016 yılında kooperatifin ihyası üzerine yapılan ilk toplantıda temsilcileri olarak ...'ı yetkilendirdiği, bu durumun ... tarafından da 25 12.2021 tarihli toplantıda dile getirildiği, davacılar lehine tescil işleminin yapılmadığı ve ortaklar defterine kaydedilmedikleri, temsilci olan ...'ın bakanlık sicilinde ortak olarak gösterilmediği ancak toplantılara davet edildiği, 18.08.2020 tarihli toplantıya ilişkin davacılara çağrı yapılmadığı, genel kurulda alınan kararların bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğu, alınan kararların iptalinin gerektiği, temsilci ...'a tebligat yapılmadığı, hazirun cetvelinde de bu duruma yer verilmediği, davacıların miras hisseleri oranında tesciline karar verilmesi yönünde kooperatife Antalya 2. Noterliği 16.12.2021 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile keyfiyetin bildirildiği, kooperatifin herhangi bir işlem tesis etmediği, hazirun cetvelinin düzenlenmediği, kooperatifin ortaklar defterinin kayıp olduğu, bu hususun genel kurul toplantısında beyan edildiği, ortaklar defterinin kayıp olmasına ilişkin sorumluluğun yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun görevlerinden birinin de genel kurul toplantısından önce genel kurula katılma hakkına sahip ortaklar listesini ortaklar defterine uygun olarak hazırlamak olduğu, bu yükümlülüğün kooperatifçe yerine getirilmediği, dava konusu genel kurul kararının denetime elverişli olmayıp, usul ve yasaya aykırı olduğu, bu durumun iptal sebebi olduğu, ilgili kararda, ana sözleşmenin genel kurul tutanağı başlıklı 39. Maddesi gereği genel kurul tutanağında nelerin bulunacağına ilişkin hususlara riayet edilmeden tutanağın tanzim edildiği, dava konusu kararda yönetim kuruluna asil üye olarak ..., ..., ...'ın seçildiği, yedek üye olarak ..., ... ve ...'ın seçildiği, ilgili kişilerin Kooperatifler Kanunu Ek Madde 3/3 gereği yönetim kurulu üyesi olamayacağı, ilgili maddede yönetim kurulu üyelerinin eş, 2. Derece dahil kan ve kayın hısımları ile birlikte yönetim kurulu üyesi olamayacağın belirtildiği, dava konusu genel kurul kararı ile  yönetim kuruluna seçilenlerin 1. derece ve 2. dereceden akraba oldukları, ... ile ... ve ...'ın anne-oğul, anne- kız olduğu, ...'ın amcaları olduğu, yönetim kurulunda birlikte bulunmalarının kanuna aykırı olduğu, Denetim Kurulu üyesi olarak seçilen üyelerin ... ayırt etme gücüne etki edecek hastalığı sebebi ile mahkeme kararıyla kısıtlı olduğu ve kendisine vasi atanmış olduğu, ...'ın da aynı durumda olup, ... ile Yönetim Kurulu üyeleri arasında Kooperatifler Kanunu ek madde 3/3'e aykırı olacak şekilde akrabalık ilişkisi bulunduğu, bir diğer Denetim Kurulu üyesi olan ...'ın da Kooperatifler Kanunu madde 53'te açıkça hüküm altına alınan üye olma şartlarına haiz olmadığı, kooperatif ana sözleşmesi madde 53/3'te açıkça denetim kuruluna seçilme şartlarının belirtilmiş olduğu, ilgili sözleşme maddesinde de denetim kurulu üyeleri ve yönetim kurulu üyeleri arasında akrabalık ilişkisinin bulunamayacağının açıkça belirtildiği, ilgili genel kurul kararında toplam 7 ortaktan 2 ortağın toplantıya vekaleten iştirak ettiği, 2 ortak adına vekaleten Oy kullananlar arasında yönetim kurulu üyelerinin bulunduğu, Kooperatif Ana Sözleşme m.24/4 gereği yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile kooperatifi temsile yetkili kılınan kimselerin vekaleten OY kullanamayacağı, bu sebeple alınan genel kurul kararının hem yasaya hem de ana sözleşmeye aykırı olduğu, genel kurulun 5 no'lu kararında, gündem maddesi olmaksızın kooperatif adına taşınmaz hissesi almak üzere yönetim kuruluna yetki verildiği, Kooperatifler Kanunu madde 42/6 gereği taşınmaz alım ve satımının genel kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkiler arasında olduğu, taşınmaz mal alımında takip edilecek usulün satın alınmak istenen taşınmaz malın ortakların ihtiyaç ve istekleri dikkate alınarak niteliği, yeri ve azami fiyatının gündeme konulacak bir madde ile genel kurul tarafından açıkça belirlenmesi gerektiği, alınan ilgili genel kurul kararında bu hususlara uyulmadığı, yönetim kurulunun bu hususta yetkisiz olduğu, genel kurul kararının iptali gerektiği, davalı kooperatif yönetimin edimsiz olarak el altından ödeme alıp davaları feragat veya sulh ile kapattıkları, kooperatifin hak ve alacaklarından edimsiz olarak vazgeçmelerinin mümkün olamayacağı, yapılan feragat ve sulhlerin geçersiz olduğu, buna ilişkin genel kurul kararının da iptalinin gerektiği, genel kurulun 6 no'lu kararında kooperatif adına kayıtlı taşınmazların yönetim kurulu üyelerine tahsisine karar verildiği, bu durumun Kooperatifler Kanunu madde 56/6'ya aykırılık teşkil ettiği, söz konusu genel kurul kararının iptalinin gerektiği, yönetim ve denetim kurulu tarafından kooperatife ait başkaca taşınmazların da kanuna aykırı şekilde satışa konu edildiği, Ana Sözleşme madde 12/1 gereğince ortak sayısının en az 7 kişi olması gerektiği, mevcut ortak sayısının 6 kişi olduğu, kooperatifin sürekli ortaklarının değişmekte olduğu, buna ilişkin bir karar bulunmadığı, kooperatif ortaklar defterinin olması sebebi ile bakanlık sistemine göre ortak sayısının 7 kişiden az olduğu, bu nedenle kooperatifin münfesih durumda olduğu, davacı ...'in ...'ın hissesini devraldığı, bu hususun Antalya 11.Noterliğinin 01.12.2021 tarih ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile devraldığı, ortaklık hissesinin tescilini Antalya 10.Noterliğinin 01.12.2021 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirmesine rağmen kooperatifin üyelik kaydını yapmadığı, Kooperatifler Kanunu madde 8 gereğince kooperatifin üyelik kaydı yükümlülüğün olduğu, usul ve yasaya aykırı 18.08.2020 tarihli genel kurul kararının tüm maddeleri yönünden iptalini, davalı kooperatif adına kayıtlı taşınmazlardan usul ve yasaya aykırı şekilde alınan kararlar ile yönetim kurulu tarafından satılanların tespiti ile usulsüz olarak yapılan tapuların iptali ile kooperatif adına tescilini, denetim ve yönetim kurulu üyeliklerine seçilenlerin üyeliklerinin iptalini, taşınmazların yönetim kuruluna seçilenlere tahsisine yönelik işlemin iptalini, davacı ...'in kooperatif üyeliğinin tespiti ve tescilini, davacıların miras hisseleri oranında ortaklıklarının tescilini, yeni bir yönetim seçilinceye kadar kayyum atanmasını, yargılama harç ve giderlerinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, Kooperatifler Kanunu madde 53 gereği genel kurul kararlarının iptali için bir aylık hak düşürücü süre olduğu, davacıların kanunun emredici hükmü olan hak düşürücü süre içerisinde genel kurul kararının iptalini talep etmemiş olduğu, kooperatifin uzun yıllar boyunca sevk ve idaresinin ... tarafından yapıldığı, ...'ın şu anda kısıtlı durumda olduğu, davalı kooperatifin yönetimini üstlenen kişilerin ise kooperatifin ve üyelerin yararına işlem yaptıkları, üye defterinin kayıp olduğu ve ... veya bir başkasından temin edilemediği, Kooperatif Ana Sözleşmesi madde 16 gereği mirasçıların 3 ay içerisinde temsilci atayarak kooperatife bildirimde bulunması gerektiği, davacıların bu yükümlülüğü yerine getirmediği, yazılı talep olmaksızın dava açılması nedeni ile davacıların iyiniyetli olmadığı, ...'ın kooperatif kayıtlarında temsilci değil üye olarak gözüktüğü, 2021 tarihli gerçekleştirilemeyen genel kurulda kendisinin üye mi temsilci mi olduğunu bilmediğine ilişkin beyanı olduğu, 18.08.2021 tarihli genel kurulun ...'a ait emlak ofisinde yapıldığı, çağrılmadığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğu, kendisinin toplantı yerini hazırlamış olduğu, birazdan geleceğini bildirerek mahalden ayrılıp geri dönmediği, toplantıya katılmadığı, Çevre Şehircilik ve İklim Müdürlüğü tarafından gönderilen evraklar arasında bulunması üzerine Hazirun defteri hazırlandığı, davacının iddialarının aksine ilgili evrakların bulunduğu, kooperatifin tüm ortakları arasında akrabalık bağı bulunduğu, yapılan işlemlerin hakkaniyete uygun ve makul olduğu, davacıların yüce mahkemede haklı oldukları izlenimini yaratabilmek için her işleme itiraz etme çabası içerisinde olduğu, ...'ın mahkeme kararı ile kısıtlı olduğu ve kendisine vasi atandığı hususunda evrak ve belge bulunmadığı, vekaleten kullanılan oylara bir itirazın bulunmaması halinde geçerliliğinin kabul edilmesi gerektiği, genel kurulda alınan 5 no'lu kararda verilen yetkiye dayanılarak hiçbir satış işlemi veya teşebbüsünün bulunmadığı, kanunun gerekli şartları olan genel  kurulda satışın  koşulları  belirlendikten  sonra yönetim  kurulunca  satışın gerçekleştirilebileceği, alınan kararın bir ön onay veya yetki mahiyetinde olduğunun kabulü gerektiği, kararın kanuna aykırı olduğu halde dahi sadece alınan karar sebebi ile tüm genel kurul kararlarının iptal edilmesinin gerekmediği, kooperatif yönetiminin sadece tek bir davadan feragat ettiği, bunun nedeninin kooperatifin dosya yatırılması gereken bedeli ödeyebilecek mali gücü olmaması ve kooperatifi yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi kalemlerle zarara sokmamak için alınmış olan bir karar olduğu, eski tarihli işlemlerde ...'ın anıldığı gibi bir işlemi var ise zarardan kendisinin sorumlu tutulması gerektiği, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk haklarının bulunduğu, 6 no'lu kararda ismi geçen üyelerin tahsis işlemi dışında kooperatiften hiçbir ücret veya huzur hakkı almadığı, işbu tahsisin ücret ve huzur hakkı olarak verildiği, alınan kararın fiilen uygulanmadığı, söz konusu üyelerin taşınmazlardan bugüne kadar bir menfaat elde etmediği, yönetim ve denetim kurulunun kooperatife ait başkaca taşınmazlarda kanuna aykırı satış yaptığı iddiasının asılsız olduğu, kooperatifin aktif ve pasif taşınmaz sorgusu yapıldığında taşınmaz satışına ilişkin uzun yıllardır bir işlem yapılmamış olduğu, kooperatifin 18.08.2020 tarihli genel kurulunda feshine karar verilmiş olup, halihazırda tasfiye halinde olduğu, ...'ın ...'e hissesini devretmeden önce ortaklıktan istifa etmiş olduğu, bu nedenle devir hakkının bulunmadığı, ...'in ...'ın çocuğu olup bu istifadan habersiz olduğunun asılsız olduğu, ...'in kötü niyetli olarak devir işlemini yaptığı, işbu eylemlerin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacıların KK md.53 gereği hak düşürücü süreden sonra açılan genel kurul kararını iptali davasının usulden reddini, bu talebin uygun görülmemesi halinde davanın esastan reddini, ...'in üyeliğini tespiti ve tesciline ilişkin taleplerin reddini, ... mirasçıları olarak miras hisseleri oranında ortaklığın tesciline ilişkin talebin Kooperatif Ana Sözleşme madde 16'da geçen şartları sağlamadığından reddini, denetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinin üyelikten çıkarılmasının reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... kooperatif üyesi ... istifa dilekçesini 28.12.2020 tarihinde yönetim kuruluna sunmuş ise de, dilekçe tarihinin ana sözleşmede belirtilen \" hesap senesi sonundan en az 1 (Bir) ay önce \" şartına uymadığı, verilen istifa dilekçesi sonrası yönetim kurulunca istifanın kabulüne dair bir karar  da alınmadığı sabittir. Adı geçen  üye  istifasının kabulü hakkında yönetim kurulunca bir karar alınmamasına (yasal tabiri ile yönetim kurulunun istifayı kabulden kaçınmasına) rağmen KK. ve ana sözleşme uyarınca noter kanalı ile çıkma dileğini  yönetim kuruluna bildirmemiştir. Bu halde ...'ın kooperatif üyeliğinin sona ermesi için gerekli yasal prosedürün tamamlanmadığı, dolayısı ile hisse devir tarihi olan 01.12.2021 tarihi itibariyle kooperatif üyesi olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak  davacının ...'dan devraldığı kooperatif hissesi nedeniyle kooperatif üyesi olduğu tespit edilmiş ve davanın kabulüne ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kooperatif üyeliğinin tespiti yönündeki kararının istinaf kanun yoluna taşındığını, davacının 01.12.2021 tarihli hisse devir sözleşmesi ile kooperatif üyesi olduğunu iddia etmesine rağmen, hisse devri yapan ...'ın 28.12.2020 tarihli istifa dilekçesinin yönetim kurulu tarafından kabul edildiği ve bu nedenle devir tarihinde ...'ın kooperatif üyeliğinin sona ermiş olduğunu, kooperatiflerde açık kapı ilkesinin geçerli olduğunu ve ortakların istifa hakkı bulunduğunu, ...'ın istifa dilekçesindeki ...'ın imzasının istifanın yönetim kurulu tarafından zımnen kabul edildiğini gösterdiğini, ...'ın istifası sonrası kooperatif işleyişine dahil olmamasının da istifanın geçerliliğini kanıtladığını, davacının iddiasının dayandığı devir işleminin hukuki sonuç doğurmayacağını, davacı ve annesi ...'ın kendi aralarında kasıtlı ve hileli bir işlem yaparak kooperatife karşı hak elde etmeye çalıştıklarını ve bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>Davacı vekili istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde; Karardan sonra kooperatif tarafından gönderilen ihtarname ile ...’in üye olarak kaydedildiğinin bildirildiğini, bu nedenle davanın konusuz kaldığını; ayrıca istifa dilekçesinin açığa alınmış bir imza kullanılarak sonradan düzenlendiğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı ..., kooperatif üyesi ...’dan yaptığı noter satış devriyle kooperatif hissesini devraldığını, devir tarihinde ...’ın kooperatif üyesi olduğunu, bu nedenle kendi üyeliğinin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı kooperatif ise, ...’ın 28.12.2020 tarihinde üyelikten istifa ettiğini, bu nedenle devre konu hissesinin bulunmadığını, davacının ...’ın kızı olduğunu ve istifayı bilmemesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br>Mahkeme bilirkişi raporunu esas alarak; ...’ın sunduğu istifa dilekçesinin kooperatif yönetim kurulunca kabul edildiğine ilişkin bir yönetim kurulu kararı bulunmadığını, Kooperatifler Kanunu’nun 12 ve 13. maddelerinde öngörülen şartların gerçekleşmediğini, noter kanalıyla bildirim yapılmadığını belirlemiştir. Bu nedenle istifanın hukuki sonuç doğurmadığı, ...’ın 01.12.2021 tarihli hisse devri sırasında hâlen kooperatif üyesi olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar vermiştir.<br>1163 Kooperatifler Kanunu'nun 8, 10, 11/son ve 17/son maddelerinde, açık kapı ilkesi kabul edilmiştir. Açık kapı ilkesi, iki yönlüdür. Üyelik şartları taşıyanların her zaman kooperatif üyesi olabilmeleri veya kooperatifin üyesi konumunda bulunanların ise üyelikten her zaman ayrılabilmeleri, açık kapı ilkesinin doğal bir sonucudur.<br>Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesi \"Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir.\" hükmünü içermektedir.  İlke olarak istifa tek taraflı yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıdır ve hukuki sonuç doğurması kabule bağlı değildir. Ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması kooperatif açısından ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir. Başka bir ifadeyle açıklanan hüküm, istifanın geçerli olabilmesinin koşullarını değil; istifanın kooperatif tarafından sonuç doğurduğunun kabulü için istifa eden üyenin ispat argümanını düzenlemektedir (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Baskı syf.326,  Mahmut Coşkun, Kooperatifler Hukuku, 3. Baskı, syf.190).<br>Açıklanan nedenlerle davacının istifa iradesini yansıttığı dilekçe ile istifasının gerçekleştiği, davalı kooperatifin de savunmasını bu istifa üzerine dayandırdığı anlaşıldığından mahkemece davacının istifa dilekçesinin hile yoluyla oluşturulduğuna, esasında ...'ın istifa iradesinin bulunmadığına yönelik iddiaları üzerinde durulması, bu konuda taraf delillerinin toplanarak oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir.<br>Davacının istinafa cevap dilekçesinde geçen ihtarname konusunda yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin kararından sonra davalı kooperatifin davacıya, karar sebebiyle kooperatife üye olarak kaydının yapıldığına ve son alınan genel kurul kararı uyarınca belirlenen aidatı ödemesi gerektiğine dair ihtarname çekmesi , sadece verilen kararı uygulama iradesiyle yapılan bir işlem olup, davalının kararı istinaf ettiği de dikkate alındığında çekilen ihtarnamenin davacının üye olarak kabul edildiğini göstermeyeceği değerlendirilmiştir.<br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/10/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"347a2f191fcf8426","SID":"cb66bb96bd074beb"}}