{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/873 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1848<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/253 Esas - 2023/143 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Bankalarca Kullandırılın Ticari Kredilerden ve Ticari Kredili  Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Alacak)<br>KARAR TARİHİ \t: 18/12/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 18/12/2025         <br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/02/2023 gün ve 2022/253 Esas - 2023/143 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA \t: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili bankadan 19.03.2013 tarihinde 750.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesi ile nakdi ve gayri nakdi kredi kullandığını, borcun vadesi gelmesine karşın ödenmemesi üzerine 02.10.2018 tarihli kat ihtarı ile 03.10.2018 tarihinde davalı şirkete ve kefilleri olan..... ve .....'ya karşı muacceliyet ihtarnamesi ve hesap özeti tebliğ edildiğini, borçlular tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, tahsil edildiğinde kredi borcundan düşülmek üzere borçlu ve kefiller tarafından verilen 01.10.2018 ödeme tarihli 250.000,00 TL bedelli senede ilişkin olarak İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11833 sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, ancak davacı-borçlu şirketin konkordato talebinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/42 E. sayılı dosyasından verilen 11.03.2021 tarihli karar ile tasdik edildiğini, işbu kararın İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1342 E. 2021/1664 K. sayılı kararı ilk kaldırıldığını, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/971 E. 2022/104 K. sayılı hükmü ile davalı hakkında yeniden konkordato tasdik kararı verildiğini, bu kararın 21.02.2022 tarihinde Basın İlan Kurumu Portalında ilan edildiğini, tasdikine karar verilen konkordato projesinde davacı bankanın alacağının 197.275,24 TL'lik kısmı kabul edilip, 111.200,91 TL'lik kısmına ise itiraz edildiğini, bu miktarın çekişmeli hale geldiğini, 02.05.2019 tarihi itibarıyla harç ve masraflar hariç olmak üzere banka alacağının 308.476,15 TL olduğunu, iddia ederek, müvekkili bankanın konkordato projesi uyarınca çekişmeli olarak kabul edilen 111.200,91 TL alacağının, çekişmeli alacaklar listesinden çıkarılarak konkordato projesi uyarınca kabul edilen kısım ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP\t: Davalı vekili, konkordato dosyalarında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kaldırma kararlarında alacaklılara ödeme yapılacak süreler yönünden herhangi bir değişiklik oluşmadığını, istinaf tarafından verilen kaldırma kararlarının tamamen usule yönelik olduğunu, alacak kalemleri ve taksitlere ilişkin olarak bir değişiklik yapılmadığını, ilk verilen İzmir 1. ATM 2018/1100 E. - 2020/361 K. sayılı dosyasında yer alan hükümlerin devam ettiğini, işbu karara istinaden davacı tarafından çekişmeli alacak başvurusunda bulunulmadığını, davacı tarafından İzmir 1. ATM 2021/971 E.-2022/104 K. sayılı ilamından sonra işbu kayıt kabul davası açılarak kaçırılan zaman aşımı süresinin bertaraf edilmeye çalışıldığını, davacı tarafından zamanaşımı süresinin kaçırıldığını, davanın usulden reddi gerektiğini, iddia edilen tutarlara faiz işletilmesinin İİK'ya aykırı olduğunu, davacı tarafından 24.02.2020 tarihinde müvekkili şirketin konkordato dosyasında komiser olarak yer alan ......'e gönderilen yazıda alacağın rehinli olmadığı ve anapara tutarının 197.275,24 TL olduğunun beyan edildiğini, dava dilekçesinde ikrar edildiği üzere 197.275,24 TL'nin İzmir 1. ATM tarafından kabul edildiğini, iddia edilen borca faiz tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların uyuşmazlık noktalarının davacı bankanın konkordato kesin müddet kararı sonrası çekişmeli alacak kaynaklı olarak İzmir 1. ATM 2021/971 E. sayılı dosyasında alacağın varlığı ve miktarının tespiti noktalarında toplandığı; davacının konkordato tasdik alacak projesi ödeme planı dışında diğer çekişmeli alacaklarının tespiti için iş bu davayı açtığı ve dava konusu meblağı müddeabih olarak tayin ettiği, bilirkişi raporunda da özü itibari ile kredi geri ödemesi ana parası 197.275,24 TL olarak davacı yanın alacak bakiyesinde göründüğü, mezkûr meblağın tasdik edilen geri ödeme planına dahil alacak olduğu, başkaca alacak bulunmadığı, keza taraf defterlerinin incelenmesi ile borç kaynağı anlamında da dava ve talep konusu alacağın kaynağına dair de herhangi bir beyan, delil, tespit vb bulunmadığı, 02.05.2019 itibari ile tekrar yeni alacak üzerinden talep yapıldığı, keza konkordato dosyasının bekletici mesele yapılması açısından da dava şartlarının davanın açıldığı tarihe göre belirleneceği ve konkordato sürecinin de tamami ile red ile neticelense de iş bu davanın münhasıran alacak tespitine dair olması itibari ile sair tahkikata lüzum olmadığı, proje dışında ayrıca alacak kalemi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili bankadan 19.03.2013 tarihinde 750.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesi ile nakdi ve gayri nakdi kredi kullandığını, borcun vadesi gelmesine karşın ödenmemesi üzerine, 02.10.2018 tarihli kat ihtarı ile 03.10.2018 tarihinde davacı-borçlu şirkete ve kefillerine muacceliyet ihtarnamesi ve hesap özeti tebliğ edildiğini, borçlular tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, tahsil edildiğinde kredi borcundan düşülmek üzere borçlu ve kefiller tarafından verilen 01.10.2018 ödeme tarihli 250.000,00 TL bedelli senede ilişkin olarak İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2018/11833 sayılı dosyasında takip başlatıldığını, ancak davacı-borçlu şirketin konkordato talebinin, İzmir 1. ATM 2021/42 E. sayılı dosyasından verilen 11.03.2021 tarihli karar ile tasdik edildiğini, bu kararın İzmir BAM 17. HD 2021/1342 E. 2021/1664 K. sayılı kararı neticesinde itirazların kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğini, İzmir BAM 17. HD'nin ilgili kararı uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiğini ve İzmir 1. ATM 2021/971 E. 2022/104 K. sayılı hükmü ile davacının konkordato talebinin kabulü ve tasdiki yönünde hüküm tesis edildiğini, konkordato ilanının 21.02.2022 tarihinde Resmi Gazetede yayımlandığını, İzmir 1. ATM 2021/971 E. sayılı dosyasında tasdikine karar verilen konkordato projesinde müvekkili bankanın alacağının 197.275,24 TL'lik kısmı kabul edilip 111.200,91 TL'lik kısmına ise itiraz edildiğinden bu miktarın çekişmeli hale geldiğini, Konkordato Komiserliğinin İİK 299. maddesi gereğince alacaklıları alacaklarını bildirmeye daveti üzerine konkordato komiserine yasal süresi içerisinde sunulan 02.05.2019 havale tarihli alacak kayıt dilekçesi ile toplam 308.476,15 TL tutarındaki müvekkili banka alacağının kayıt ve kabulünün talep edildiğini, alacağa dayanak teşkil eden banka kredi sözleşmeleri ve ihtarnamenin komiserliğe sunulduğunu, Konkordato Komiserliği'nce borçlu şirketin İİK md. 300 uyarınca beyana davet edildiğini, borçlu şirketin müvekkili bankaya olan 197.275,24 TL borcunu kabul ettiğinin bildirildiğini, müvekkili bankanın alacağı olan bakiye 111.200,91 TL'nin çekişmeli alacak olarak değerlendirildiğini, bu hususun İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/971 E. sayılı dosyası içeriği ile de sabit olduğunu, oysa İzmir 1. ATM 2021/971 E - 2022/104 K sayılı ilamında kabul edilen işbu tutarların müvekkili bankanın gerçek alacağını göstermediğini, müvekkili bankanın da, konkordato ilan eden şirketin de TTK, TBK ve diğer mevzuata tabi şirketler olduğunu, müvekkili bankanın alacağının sözleşmelere ve yasal banka kayıtlarına dayandığını, davalı şirketin, müvekkili bankanın alacak bakiyesini kayıtlarında eksik gösterdiğini, bilirkişi raporunda yapılan tespit ve incelemeler neticesinde davalı şirketin, bankanın alacaklarını muhasebe kayıtlarına tam yansıtmış olsa idi 01.10.2018 kredi kat tarihinden itibaren müvekkili banka alacağının 245.222,86 TL olarak yasal defter kayıtlarında görünecek olduğunu, ancak eksik kayıt nedeniyle banka alacağının davalının defter kayıtlarında 01.10.2018 tarihi itibariyle 197.275,24 TL ana para alacak bakiyesi göründüğünü, borçlu ve kefiller tarafından verilen 01.10.2018 vadeli 250.000,00 TL bedelli senede ilişkin ise davalı yanın hiçbir muhasebe kaydına rastlanmadığının belirtildiğini, davalı yanın defter ve belgeleri incelendiğinde sadece ana paranın muhasebeleştirildiği ve davalı tarafından yapılmış ödemelerin de TBK md.100 gereğince faiz ve masraflardan düşülmesi gerekirken anaparadan düşülmekte olduğunun görüldüğünü, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada yalnızca davalının yasal kayıtlarının baz alındığını, davalı hakkında, İzmir 1. ATM 2021/971 E. 2022/104 K. sayılı dosyasında 10.02.2022 tarihli kararı ile konkordatonun tasdikine karar verilmiş olmasına karşın söz konusu kararın, İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin 2022/562 E. 2022/1270 K. sayılı kararı ile kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar verilerek konkordato isteminin reddine karar verildiğini, bu karara karşı davalı tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş olup yargılama sürecinin devam ettiğini, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>GEREKÇE\t: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında 2004 sayılı İİK madde 308/b kapsamında çekişmeli alacağın tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>2004 Sayılı İİK'nın çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı 308/b maddesinde; \"Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir.\" hükmüne yer verilmiş yine 308/c-2. maddesi ile \"Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir.\"  şeklinde ifade edilmiştir.<br>Anılan kanun hükümleri çerçevesinde konkordato sürecince alacakları borçlu tarafından itiraza uğramış ve bu nedenle konkordato projesinde gösterilmemiş olan alacaklılara yönelik konkordatonun tasdiki kararının ilanı tarihinden itibaren 1 ay içerisinde dava açılabileceği, bağlayıcı hale gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan (madde 308/c-2 ayrık olmak üzere) alacakları bağlayıcı olduğu belirtilmiştir. Bu bakımdan konkordatonun tasdikinin ilanına müteakip açılan bu dava niteliği itibari ile bir tespit ve varsa alacağın konkordato projesine dahili davası olup, davada genel hükümler çerçevesinde delillerin toplanıp değerlendirme yapılması suretiyle, tasdik edilen konkordato projesi kapsamında davacının alacak miktarının ihtilafsız kısmının konkordato dosyasında değerlendirildiği/değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, bu miktarı aşan ihtilaflı kısmın incelenmesi gerekir.<br>Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davalı borçlunun konkordato talebine ilişkin  İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/971 E. 2022/104 K. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen konkordatonun tasdiki kararının istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2022/562 E. 2022/1270 K. sayılı kararı ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak, konkordato isteminin reddine karar verildiği, bu kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 09.02.2023 tarihli 2022/5037 E. 2023/518 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği böylece, davalı borçlu şirketin konkordato talebinin reddine dair kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.<br>Konkordato talebinin reddedilmesi nedeniyle, çekişmeli alacak davası için “konkordatonun kabulü” ön koşulu ortadan kalktığı için HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak, işbu davaya genel hükümlere göre alacak davası olarak devam edilmesi gerekmektedir. Zira çekişmeli alacak davasında alacak talebi hakkında yapılacak yargılama genel hükümlere tabi ise de; verilecek hüküm ve sonuçlar konkordatonun yürürlükte olup olmamasına göre farklıdır. Konkordato yürürlükte iken alacağın konkordato projesi kapsamında, tasdik edilen konkordato hükümlerine göre ödenmesi gerekecek, örneğin konkordato faizsiz ise faiz uygulanmayacak, buna karşılık konkordato yürürlükte değil ise faiz de dahil tamamen genel hükümlere göre tahsil hükmü kurulacaktır. (Yargıtay 6. HD 07.10.2024 tarihli 2024/2615 E. 2024/3215 K.) <br>İlk derece mahkemesince hükme esas alınan, mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi asıl ve ek raporunda, davalı taraf yasal defterlerinde kredi sözleşmesine ilişkin olarak toplam 89.088,00 TL ödeme kaydının bulunduğu, ancak davalının kayıtlarında eksik muhasebe kaydı nedeniyle 01.10.2018 kat tarihinde kredi ödeme planından kalan anapara 197.275,24 TL, faiz 45.664,39 TL, BSMV 2.283,23 TL olmak üzere toplam 245.222,86 TL bakiye tutarın sadece ana para 197.275,24 TL olarak davacı yanın alacak bakiyesinde göründüğü, davacının ticari defterleri ibraz edilmediğinden incelenemediği, davalı tarafa ait bilgisayar kayıtları ile sınırlı olarak inceleme yapıldığı, davacı yanın 02.05.2019 tarihi itibarıyle talep ettiği 111.200,91 TL tutarı ile bankanın sunduğu belgede hesaplanan 34.919,11 TL faiz tutarının birbirini tutmadığı bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince, bilirkişi raporunda kredi geri ödemesi ana parası olan 197.275,24 TL'nin davacı yanın alacak bakiyesinde göründüğü, bu meblağın tasdik edilen geri ödeme planına dahil alacak olduğu, başkaca alacak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi,  raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede;  dosyaya kazandırılan bilirkişi asıl ve ek raporu da yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yetersiz olup, davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.<br>TBK'nın 100. maddesinde; \"Borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz,\" hükmü düzenlenmiştir. Davaya konu takip talebinde de kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesine göre öncelikle varsa işlemiş faiz ve masraf ve fer'ilere mahsup edileceği belirtilmiştir. Bir başka anlatımla TBK'nun 100. maddesi gereğince ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Buna göre, borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez. Anılan maddenin uygulanması için takip talebinde bu yönde ayrıca talepte bulunulması gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça bu husus re'sen dikkate alınmalıdır. (Yargıtay HGK 09/10/2002 tarih ve 2002/12-709 E. - 2002/781 K.) Şu halde, borçlu  ödemede gecikmemişse yaptığı ödemeyi öncelikle ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Ancak ödeme gecikmiş ise yapılan kısmi ödeme öncelikle işlemiş faizden mahsup edilir. Bu durumda, takip dosyası kapsamında haklılık durumu belirlenirken varsa borçlunun temerrütü gözetilerek, tespit edilen ödemeler öncelikle borcun ferilerinden mahsup edilmelidir. (Yargıtay 19. HD'nin 16.02.2016 tarih ve 2015/15820 E. - 2016/2407 K. )<br>İlk derece mahkemesince, konkordato talebinin reddedilmesi nedeniyle, davaya genel hükümlere göre alacak davası olarak devam edilerek; genel kredi ve ilgili sözleşmeleri, başta ödeme belgeleri ile hesap döküm cetvelleri, kat ihtarları, olmak üzere tüm bilgi ve belgeler eksiz olarak getirtilerek, dosyanın bankacılık alanında uzman yeni bir hesap bilirkişine tevdii ile, borcun dayanağı olan hukuki ilişkinin kaynağı belirlenerek, bilirkişiye banka kayıt ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek, banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, davaya konu kredi sözleşmesi kapsamında davalı tarafından yapılan ödemeler açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, talebin içeriğine göre dava konusu asıl alacak, işlemiş faiz vs. kalemlerin her biri yönünden davalının dava tarihi tibariyle borçlu olduğu miktarı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlar da giderilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek, infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.02.2023 gün ve 2022/253 Esas ve 2022/143 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/12/2025<br>\t\t\t\t<br><br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa6f389efd350691","SID":"786d720cc3089121"}}